1 Ekim 2010 Cuma

Anayasa Sohbetleri 1 - Dil

  • MADDE: Ulusal Dil Türkçedir. Yeterli düzeyde Türkçe bilmeyen kimse orta öğrenim diploması alamaz.
  • MADDE: Herhangi bir dilin yazılı ve sözlü kullanımı ile bu dilde yayın yapma ve eğitim verme özgürlüğü kısıtlanamaz.
Bundan beş on yıl öncesine dek sanırım işin ideali bu iki maddeden ibaretti. Basit, net.

Bir kere, bütünleştirici bir dilin olması lazım ki kanunların, tüzüklerin, sözleşmelerin bir standardı olsun. Sonra memleketin bir ucunda doğan insan öbür ucunda kolayca iş tutabilsin, eşit koşullarda kamu hizmetine girebilsin, hastalandığında doktora derdini anlatabilsin.

Tabii kimseyi zorlayamazsın, zorlayamaman gerekir. Öğrenmek istemiyorsa öğrenmez, “sana ne” der geçer. Kırk senedir Kanada’da oturduğu halde kırk kelime İngilizce bilmeyen Çinliler var; pekala güzel insanlar. Aç da kalmıyorlar.

Ama eğitim gerektiren bir meslek veya sanat icra edecekse Türkçe bilmesi iyidir, faydalıdır, hatta pratikte zorunludur. Dolayısıyla doğru dürüst Türkçe öğrenmeden lise diploması alamaması gerekir.

İkinci madde öyle temel bir ilke ki, aslında Anayasaya yazılması bile ayıptır. Dilediği dili konuşmak, dilediği dilde yazmak ve çocuklarını dilediği dilde eğitmek, Devletin anayasayla, manayasayla ihsan ettiği bir şey değildir; insanın insan olmasından ileri gelen bir haktır. Ha bunu Anayasaya yazmışsın, ha insanların yemek yemesi yahut işemesi yasaklanamaz yazmışsın, arada pek fark yok.

Ama bu memleketin evveliyatı gözönüne alındığında, belki anlamayan olur diye açıkça bir kere daha yazmanın zararı olmaz diyelim.

Klasik özgürlükçü bakış açısından işin özü bu kadardır. Başka söze gerek yoktur.

Ama günümüz koşullarında artık bunun yeterli olacağını hiç sanmıyorum. Atı alan, bırak Üsküdar’ı, Fırat’ı geçmiştir. Devletin kurucu unsurunun bir değil iki olduğunu iddia edenler vardır; memleket sathının beşte biri gibi bir alanda net siyasi üstünlüğü ele geçirmişlerdir. Onları yok sayarak yola devam edersen, yarın öbür gün hiç sevimli olmayan durumlarla karşılaşma ihtimalin olur. O yüzden:
  • MADDE: Kürtçe Bölgesel Dildir. Yerel yönetim birimlerinde halk oylamasıyla belirlenen diller, yasayla Yerel Dil ilan edilebilir.
“Oha” dediğinizi duyar gibiyim. Demeyin. Alışacaksınız.

Kürtçenin adını anmadan sadece ikinci cümledeki “yerel dil” uygulamasıyla problem çözülebilir mi? Hiç sanmıyorum. Bugün geldiğimiz noktada Kürtçeyi adıyla sanıyla anmadan herkesin sevip bağrına basacağı bir Anayasa yapma imkânı kalmamıştır. Kaldı ki, 10 ila 20 milyonun dili olan Kürtçe ile, en kabadayısı yüzbin kişilik enklav’ları ilgilendiren Arapçayı, Lazcayı, Çerkezceyi vesaireyi aynı kefeye koymak doğru olmaz.

Üstelik laf aramızda kalsın, burada yapılan bölgesel/yerel dil ayrımı, mesela Bingöl’de Zazaların yahut Siirt’te Arapların bölgesel dil Kürtçeye karşı ayakta durabilmelerine de bir nebze yardımcı olabilir.

“Yerel yönetim birimi” dediğim şey belediyedir. Ama bugünkünden daha boylu poslu, daha etkin bir tür belediye. Ona da sıra gelecek, sabır buyurunuz.

Nasıl olacak bu bölgesel ve yerel dil?
  • MADDE: Kamu hizmetleri, talep üzerine, Türkçenin yanısıra Bölgesel ve Yerel Dilde verilir. Kamu kurumları, Bölgesel veya Yerel Dili bilen yeterli sayıda personel ve tercüman istihdam etmekle mükelleftir. 
Yani vatandaş Diyarbakır’da hastanede, postanede, tapu dairesinde, karakolda, mahkemede “ben Kürtçe isterim” derse karşısında Kürtçe konuşan (ve yazan) memur bulacak; o şimdilik yoksa tercümanla işini halledecek. Ama Türkçe isterse o da olacak, yoksa yarın öbür gün tam tersi sıkıntılar doğar, hoş olmaz.

Merak etmeyin, hiç olmayacak iş değil. İsviçre’de, Kanada’da, İspanya’da, Hindistan’da, Güney Afrika Cumhuriyetinde pekala işliyor. Bizim İngiltere zannettiğimiz Wales ülkesinde 80’lerin sonunda her köye İngilizce ve Welsh’çe ayrı ayrı ilkokul kurmayı mecbur ettiler, üç-beş sene içinde sistem tıkır tıkır işlemeye başladı. İskoçya’ya önceki sene gittim, en büyük dertleri neydi biliyor musunuz? Ada vapurlarında iskele anonsu ÖNCE İngilizce mi, yerel Gaelik dilinde mi yapılacak, o.

Eğitim konusu daha zor. Bu maddeyi yazarken tereddüde düştüm, on defa yazıp bozdum. Ama en doğrusu galiba şöyle.
  • MADDE: Tüm kamu okulları, yeter sayıda öğrencinin talebi üzerine Kürtçe seçmeli dil dersi vermek zorundadır. Kürt Dili Bölgesinde ilk ve orta öğretimde Kürtçe dil dersi zorunludur.
İlk cümle bütün Türkiye’yi ilgilendiriyor. Batıda yaşayan bir sürü Kürt var. Ayrıca Kürt nüfusu hakim olduğu halde belki “Bölge”ye katılmayacak, Haymana gibi, Refahiye gibi, Kilis gibi yerler olabilir. Daha da ayrıca, Kürt filan olmadığı halde, memleketin o köşesine Fransız kalmayayım, yarın gidip orada iş tutarım belki deyip çocuklarına Kürtçe öğretmek isteyen olabilir. Bir okul bölgesinde bunların sayısı mesela yirmi kişiden fazlaysa dilekçe verirler, çocukları için seçmeli dil dersi açılır. Kolay.

İkinci cümle daha zor. Kürtçenin bölgesel dil olduğu alanda Kürt dili öğrenmek seçmeli mi olacak, mecburi mi olacak? Mecburiyse sadece resmi okullarda mı olacak, özel okullarda da olacak mı? Temel dersler Kürtçe mi verilecek Türkçe mi? Kararı yerel yönetime mi bırakmalı acaba?

Bana sorarsanız ben bölgedeki tüm okullarda dil dersi zorunlu olsun derim. O memlekette yaşayacaksan zaten dili bilmen gerekecektir. Yok, babanın memuriyeti yüzünden oradaysan ve gelecek sene Sinop’a döneceksen gene de dil öğrenmende zarar yoktur, fayda vardır. Bir dil bir insan, iki dil iki insan diye boşuna dememişler.

Temel eğitim dili yerel yönetimin kararına bırakılabilir. Fiziği kimyayı bence Türkçe görsünler. Hatta varsa hoca İngilizce görsünler, daha iyi.
  • MADDE: Silahlı Kuvvetler, Bölgesel ve Yerel Dilde hizmet kuralından muaftır. 
Zorunlu bir taviz. Tartışmaya gerek yok. Tarihin her döneminde de aşağı yukarı böyle olmuş. Roma İmparatorluğunda bile kırk türlü dil konuşulurmuş, ama ordu dili Latince.

[Bir okurum hatırlattı, tabii jandarmanın silahlı kuvvetlerden tamamen ayrıldığını varsayıyoruz.]

12 yorum:

  1. bu yazı blogla sınırlı kalmamalı...

    YanıtlaSil
  2. "Yeterli düzeyde Türkçe bilmeyen kimse orta öğrenim diploması alamaz" savi demokratik gorunmedigi gibi yakinda gerek bile olmayacak bir fikir.
    Fazla degil, 5-10 seneye kadar Urfali bir cocuk Irak daki bir ilkokula internetten kayit yaptiracak, ingiltereden lise diplomasi alacak ve Harvard dan mezun olacak.
    "Harvard diplomasini tanimiyorum"mu diyecez?

    Harvard diplomasi ile Istanbul Belediyesinde bilgisayar tasarimcisi olarak calisacak. Hemde Urfadaki evinden disari bir adim bile atmadan.

    Kim sever Turkce bilip bilmeyen liseli diplomasini.

    YanıtlaSil
  3. Mantikli taraflari var. Ancak bu ulkenin %87'si hala daha kendisini Turk olarak tanimliyor. Ben soyle oneririm:

    1. MADDE: Ulusal Dil Türkçedir. Yeterli düzeyde Türkçe bilmeyen kimse orta öğrenim diploması alamaz.--Tum vatandaslari kapsar, ulkenin temel diregi degismez

    2. MADDE: Herhangi bir dilin yazılı ve sözlü kullanımı ile bu dilde yayın yapma ve eğitim verme özgürlüğü kısıtlanamaz. --Gereksiz gibi gorunse de ileride "kucuk" ve belki de superguclesen Turkiye'ye gelecek "gocmen" gruplari icin bu madde mutlaka olmali

    3. MADDE: Kamu hizmetleri, talep üzerine, Türkçenin yanısıra Yerel Dilde verilir. Kamu kurumları, Yerel Dili bilen yeterli sayıda personel ve tercüman istihdam etmekle mükelleftir. --Bolgesel dil kavrami eyaletlere kapi acar, ulke bolunur. Yerel dil kavrami koy/nahiye/sehi her tur seviyeyi kapsar ancak uniter yapiya daha uygundur. "Bolgesel"lik uniter devlete uymaz, bizim bunyemize ters gelir. "Yerel"lige ise kimse karsi cikamaz.

    4. Tüm kamu okulları, yeter sayıda öğrencinin talebi üzerine -talep edilen yerel dilde- seçmeli dil dersi vermek zorundadır. --

    Kurtce'nin ozelligini vurgulamaya gerek yok, ancak yeterli sayida Laz bir mahallede oturuyorsa onlar da yerel dil dersi alabilir. Turkce disinda hicbir dil zorunlu dil olamaz.
    Nisanyan'in cozum onerilerini tamamlayacak cozum ise madde 5'tedir diye dusunuyorum-->Yeni madde

    5. Isteyen veliler devletin ogrenci basina yaptigi harcamalara denk gelen yillik tutari devletten almak kaydi ile ve de kendi harcamalarini da ekleyerek ozel okullar kurarak egitim verme hakkina sahiptir. Bu okullar her sene devlet tarafindan yapilacak Turkce, Matematik ve diger temel bilgiye dayali sinavlarda belirli kistaslari tutturduklari surece egitim ogretime devam edebilirler. Bu okullarda Istiklal Marsi'nin okunmasi ve Turkiye'ye sevgi ve bagliliga dayali andin okunmasi disinda mecburiyet yoktur. Bunun disinda egitim programlarini belirlemekte serbesttirler.

    ----5'te benim onerdigim Amerika'daki charter okul sistemi. Isteyen Turkce Matematik sinavlarini iyi notla gecen ogrenci yetistirdigi surece istedigi dilde istedigi gibi egitim yapsin. Amerika'dakine benzer bir pledge of allegiance gerekebilir, ozellikle devlet parasi kullanilacaksa.

    YanıtlaSil
  4. merhabalar, bu yaziya yapilan ikinci yorum hakkinda sirf bir hataya dayanamadigim icin duzeltmeyi yapmak istiyorum.

    Dezeltilmesi gereken cumlede su "bu ulkenin %87'si hala daha kendisini Turk olarak tanimliyor" yani biz suna duz hesap %90 diyelimde bari tam olsun.

    Hale hazirda her 5 kisiden 1 tanesinin Kurt oldugu T.C. topraklarinda matematiksel hesaplamalara gore 10 kisiden 2 tanesini, veya 100 kisiden 20 'sinin Kurt oldugunu vurgularsak,yapilan %87'lik sayi gecerliligini ilk basta sadece Kurt faktoruyle bile yitiriyor. Kaldiki geride kalan %80'lik cogunluguda tamamen Turk olarak ifade etmek o cogunlugun icerisinde yer alan diger etnik azinlik durumundaki gruplara buyuk saygisizlik oluyor.

    Yorumun geri kalan kisimlarina gelince, TC'nin superguc olacagina ihtimal veriyor olmasi bile kendi basina yorumu yazan arkadasin nasil bir psikolojik sorunla bogustugunun ipuclarini veriyor gibi, yada egosunu tatmin etmek isteyen ulta-milliyetci bir arkadas oldugunu. Maddelendirdigi konular hakkinda yazacak cumleler bulamiyorum bie. Saygilarimla

    YanıtlaSil
  5. Ben Elif Hanım'a tam katılmıyorum. Adsız "%87 kendini Türk olarak TANIMLIYOR" demiş. Haklıdır, rakam budur. Bu rakamın içinde Kürtler de olabilir pekala.

    Bence Vatanperverci takımın %99,9 yerine 87 demesi de çok ciddi bir adımdır. Takdir edilmelidir.

    Türkiyenin "süpergüçleşmesi" de hayal belki, ama güzel bir hayal değil mi? Hele bu yüzden içte daha fazla çeşitliliğe ihtiyacımız olabilir diye mantık yürütülüyorsa?

    YanıtlaSil
  6. bir de "Kürt"ün kim oldugunu bir anlasam sanki hayatin anlamini cözecegimm gibi :)) Sarrazin adli bir herif burada (almanyada,) müslüman geni kesfetti... hem de... siki durun... istatistik raporlarindan... labaratuvara falan ihtiyaci yok adamin... adam süper... biz hala kürdü türkten ayiramiyoruz... ayip yahu... alooo... bu anayasayi insan haklarina dayandirmak cok mu komik kacar... önce kürt/türk sonra insan mi yoksa önce insan sonra kürt/türk mü.... Sevan Bey öncelile elinize saglik... ama sanki biraz daha insan haklari merkezli düsünsek diyorum... Ulus devleti geride birakip kültür temelinde her türlü kültüre kendini yasatmaya yönelik bir "özerklik"... hem alevinin ulus devlet kavraminda güme gitmesini engelleyecek hem de zazacaya kirmanco karsisinda sans taniyacak bir yapilanma...

    YanıtlaSil
  7. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  8. Ben 2. yorumdaki Adsiz'im. Nisanyan'i da severim. Vatanperverciyim ama olaya mantik ve globallesme perspektifinden bakmaya calisiyorum.

    Dunya homojenlesiyor ama bu arada yerel bolgeler cesitleniyor. Yani her yerde cesitliligin oldugu bir homojenlesme bu. Homojenlesen kisim is etigi ve yasam bicimi etrafinda gerceklesiyor. Insanlar calisiyor, hatta kole gibi calisiyor ama zenginlesiyor da ve kazandiklari parayla diskoya gitmek, eglenmek istiyor. Ciktigi oglan/kiz Turk/Kurt/Ermeni/ Yahudi'den ziyade cool mu degil mi ona bakiyorlar. En azindan "yirtan"lar olaya boyle yaklasiyor. Bunu her tur grupta gozlemek mumkun.

    Turkiye bu homojenlesme/butunlesme projesinde kilit bir ulke. Amerika'daki catlaklar kafayi kirip bizi Iran miran meselesinden cezalandirmaya kalkmazlarsa guzel guzel kapitalistlesip zenginlesmeye devam edecegiz. Sonunda Arap da, Ermeni de, Gurcu de, Fars da, Soranice konusan Kurt de, Makedon da, Bulgar da (gerci son ikisi ayni etnisite ama lafin gelisi), Rum da gene Anadolu'da birlesecek.

    Cografya hukmunu isletiyor. Uzun suredir yurt disinda yasayan bir Turk olarak bunu siz iceridekilerden daha iyi gordugumu dusunuyorum. Siz cunki olayin icindesiniz.

    Bu su demek: Turkiye belki Cin/Amerika/Rusya ayarinda bir superguc olmasa da onlardan sonra gelen ve bu bolgeyi yine derleyip toparlayan basat bir guc olma yolunda.

    Bunu hirt hirt sarkik biyikli MHP'lilerle basarmamiz mumkun degil. Ulusalci kafali kucuk olsun benim olsun diyen CHP ile de olmuyor. Is Osmanliliga en cok uyan ve karakterinde Kasimpasalilikla gelenekselligi bulusturan Tayyip'e kaldi. Ancak o yaparsa yapar. Gemiyi batirmadan biraz daha yuzdurebilirsek "gocmen" senaryolari cok gercekci olacak. O yuzden salak olmayip Kurtlere dil/kultur/egitim haklarini verip bu isi guzelce cozmek lazim cunki 20 sene sonra bu sefer Kurtler gelen gocmenlere hirtlik yapacak.

    Dunyanin gidisati bu yonde. Bunu gormemek icin Kemalist bir burokrat ya da Dick Cheney tarzi bir neocon olmak lazim.

    O yuzden Nisanyan dedigi cogu seyde hakli ancak unutmamak lazim ki Osmanli'ya bile tek resmi dil yetmisti. Turkiye'ye de yeter.

    YanıtlaSil
  9. Ben Adsiz devam edeyim. Ben Turk'um ve liberal milliyetciyim. O da ne demek? Boyle bir sey olabilir mi? Belki de olamaz. O zaman belki de baska bir tanim gerekir ama ben boyle tanimladim kendimi.

    Turklugun silinmesini, merkezden kalkmasini istemiyorum. Govde Turk ve Musluman kalsin isterim. Zaten kalir. Amerika'daki WASP'lar gibi.

    Ama liberalim, cunki milliyetciligi irkciliga goturen, halki iplemeyen, cagin gereklerini sezemeyen aptal insanlarin Turkiye'yi yonetmesini istemiyorum. Hrant icin agladim. Hrant'i oldurenlerin memleketin asil dusmanlari oldugunu goremeyenlerin nasil milliyetci olabildigini anlamiyorum. Iran'la savas mavas istemiyorum. Kurt ic savasinin da bitmesini istiyorum.

    Diyeceksiniz sen nasil milliyetcisin? Esaslisindanim. Turk dillerini konusurum, Turkiye'nin yayilip emperyal gecmisine donmesini istiyorum. Turan cografyasini mumkun mertebe etrafimizda gormek isterim. Ama buyuk hedeflere Ermenilere, Rumlara, Yahudilere sistem icinde yer acmadan ulasamayacagimizi biliyorum. Zira onlar hem buranin ortagi, hem akrabamiz hem de benzer tecrubeleri gecmiste birlikte yasadigimiz kimseler.

    Osmanli'nin Turklugunun bizimkinin 1000 kati guclu oldugunu gorebiliyorum. Ittihatci degilim ama bu milliyetci degilim demek degil. Dilegim Turklugu kimsenin Kurtlugu'ne, Ermeniligi'ne engel olmayan bir cati olarak gorebildigimiz bir "Buyuk Turkiye." Kisacasi Osmanli'nin kultur kodlarini koruyarak bolge ile butunlesip bir dinler ve etnisiteler ustu Turkluk olustugunu gormek benim hayalim. Ortak dilin Turkce oldugu, Turkce dusunulen bir kultur cografyasi.

    Amerika nasil bir ulus devletse Turkiye de (sinirlari buyuyerek ya da buyumeden) oyle bir ulus devlet olsun ve dunyanin en iyileri Turkiye'de yasamak istesin diye hayal kuruyorum. Gocenler de, Ermeniler de, Kurtler de gerektiginde Turk'um diyebilsin. Demezse de demesin ama dingilligi birakirsak diyebileceklerini goruyorum.

    Kisacasi biraz rasyonelizm ve insanlara kulturlerini yasama sansi vererek Turkiye'nin dunyada masaya yeniden yumrugunu vuracagini dusunuyorum. Ittihatcilar en fazla Turklerin dusmani.

    YanıtlaSil
  10. Bu Adsiz sakin Mehmet Yilmaz olmasin?

    YanıtlaSil
  11. Ben Mehmet Yilmz degilim. Adim cok onemli de degil. Turkiye'nin bu yonde evrilecegini dusunuyorum.

    Sevan Nisanyan Taraf'taki yazilarindan birinde yegeninin Kanada'yi nasil benimsedigini anlatmisti. Turkiye'de entegre olmayan cocuk Kanada'da asimile olmustu.

    Asimilasyon yanlisi degilim. Sadece gordugum su: Iyi imkanlar verildiginde, insanlarin kimligine saygi gosterildiginde entegrasyon aslinda kolay bir sey. Turkler olarak bunu daha oce basardik. Yine yapabiliriz.

    YanıtlaSil
  12. Bu işin sonu malesef iç savaş.Kürtlere bu hakların verilmesi demek ülke topraklarından bugün yüzde on gideceğine gelecekte yüzde otuz gidecek demektir. Zaten bu yazı yazılalı bile 5 yıl geçti ortada birşey de yok. Hele ki kürtlerden en az 5 milyon oy alan bir hükümet dönemindeyiz hala. Yapacak birşey yok her medeni devlet gibi iç savaşımızı yaparız kime ne kadar toprak kalıyor sonra belli olur. Yeni anayasa kasmaya falan gerek yok bu tarz işlerin olması da iyi olmaz olmaması da hayırlı bir durum değil. En temizi hiç savaşsız kan dökmeden kardeş kardeş ayrılmak. Türk ve kürt milletlerinin birarada yaşayabilme ihtimali yoktur, hiçbir zaman da olmamıştır.

    YanıtlaSil