10 Temmuz 2011 Pazar

Anadolu nasıl Türkleşti

Anadolu’nun Ermeni tarihine dair bir kitap yazmamı istediler. Beni çok heyecanlandıran bir konu değil ama, ne yapalım, peki bari dedim. Çalakalem başladım. Başsız sonsuz yazarken arada şöyle bir parça da çıkıverdi.

Mesela İspir’in hemen hemen bütün köy ve mezra adları (ayrıca dağ, dere ve yayla adları) Ermenicedir. Ama 19. yüzyıl sonunda İspir’de üç-beş köy dışında pek Ermeni nüfus yok. Demek ki İspir’deki değişim daha eski bir tarihte, belki 16. veya 17. yüzyılda olmuş. Ama nasıl ve neden olduğuna dair bilgimiz yok. Çünkü döneme dair – Türkçe veya Ermenice – yayımlanmış malzeme yok.

Teorik olarak akla gelen sadece üç ihtimal var.

Birinci olasılık: Ermeniler bilemediğimiz nedenlerle buradan gitmişti. Türkler boş bulup yerleştiler.
İkinci olasılık: Türkler başka yerden gelip İspir’in Ermeni ahalisini topyekün kovdu veya yoketti.
Üçüncü olasılık: İspir ahalisi din değiştirip Türk oldu.

Birincisinin Anadolu’da tek tük de olsa örnekleri var. Ama İspir’de bu olmuş olamaz, çünkü öyle olsa yer adlarında süreklilik olmaz, Türkler boş buldukları yerlere kendi adlarını verirler. Adlar kaldığına göre demek ki YA yerli halk Türkleştikten sonra eski adları kullanmaya devam etti, YA DA dışarıdan gelen Türkler bir müddet – hem de buraların Ermeni yeri olduğu fikrini benimseyip alışacak kadar uzun bir müddet – yerlilerle beraber yaşadılar.

Daha iyi bilinen yerlerin çoğunda hakikat, ikinci ihtimalle üçüncüsü arası bir yerlerdedir. Aşağı yukarı her yerde karşımıza çıkan senaryoyu size şöyle özetleyeyim.

Hacı Hüseyin Ağa bir tarihte bir miktar silahlı adamıyla birlikte bölgede zuhur eder. Terör estirir. Bölgenin ileri gelenlerinden birkaçını haraca bağlar. Direnmeye kalkan Agop Ağayı öldürtür. Kirkor Ağanın kızını kaçırıp nikâhına alır.

Ermeniler bu duruma boyun eğer. Çünkü A) Hüseyin Ağanın arkasında devlet otoritesi vardır, başa çıkamazsın. Veya B) devlet otoritesi Hüseyin Ağayla başa çıkmaktan acizdir, ya da aciz olmasa bile isteksizdir. Direnmeye kalksan başına bela alırsın, kimseye güvenemezsin. Veya C) devlet otoritesini temsil eden Ali Paşaya karşı Hüseyin Ağa ehveni şerdir, en azından koruma sağlar. Veya D) Hüseyin Ağanın Agop’u öldürtmesi aslında bazılarının işine gelmiştir, iç dengeler dönmüştür. Veya E) Kirkor Ağa dünürüyle iyi geçinmeye karar vermiştir. F) Zaten Hüseyin gelmese Hasan, o gelmese Mustafa gelecektir, birinden birine razı olmak gerekir.

Hüseyin Ağa otuz sene ortalığı haraca kestikten sonra ölür. Yerine oğlu Hasan Ağa geçer. Hasan Ağa ana tarafından Ermenidir, Ermenice bilir, ama asla belli etmez. Çünkü silah taşıma ayrıcalığı Müslümanlara aittir, kuşku doğarsa iktidarı sarsılır, devletin adamlarıyla ilişkisi bozulur. Zaten babasının eski adamı olan Veli Ağa komşu nahiyede egemenlik kurmuş, bu tarafa sarkmak için fırsat kollamaktadır. Ona koz vermeye gelmez.

Hasan Ağanın eli silah tutan adama ihtiyacı vardır. Sağlam eleman için yapmayacağı fedakârlık yoktur. Bir kısmını diyelim ki komşu vilayetin Kürt aşiretinden temin etti; ama Kürtleri memnun etmek zordur, astarı yüzünden pahalıya gelir. İşte tam bu sırada, tesadüfe bak ki Hasan’ın ana tarafından akrabası olan Kirkor Ağanın sülalesi topluca Müslüman olup Hasan’ın maiyetine katılmaya karar verirler. Onları seven, veya sevmese de çıkar ve gelenek bağlarıyla onlara tabi olan komşu köyün ahalisi de Müslüman olur. Hüseyin Ağa hanedanına sadakat ve akrabalık bağıyla bağlı olan bu zümreye halk arasında Hüseyinağazadeler lakabı takılır. Yörenin en güçlü ve saygın sülalesi olurlar; buralara yerleşen ilk Müslüman aile oldukları kuşaktan kuşağa anlatılır.

Hüseyinağazadelerin nereden geldiğini kimse hatırlamaz. Cumhuriyetten sonra Orta Asya masalı devlet mitolojisi olarak okullarda öğretilmeye başladığında birden birilerinde jeton düşer. Tabii ya! Hüseyinzadeler Horasan’dan gelmiştir, Alpaslan’la beraber Anadolu’nun fethine katılmışlardır. Bundan doğal ne olabilir? Alpaslan’ın sol kol kumandanının adı da Hüseyin değil miydi?

Hüseyingiller Müslüman olup ağa safına katıldıktan sonra ilk iş eskiden beri nefret ettikleri Margos’la Mateos’un arazilerine bir punduna getirip el koyarlar. Sonra gözlerini Ohannes’in arazisine dikerler. Sıranın kendisine geldiğini gören Ohannes, çevik davranıp Müslüman olur. Vilayet merkezindeki paşa ile kadıyı birkaç hediyeyle memnun edip onların desteğini alır. Kapısına üç tane Kürt sipahi koyar. Ne olur ne olmaz diyerek bir de hoca tedarik edip medrese kurdurur. Bu yüzden Ohanzadeler günümüzde bölgedeki ilk medresenin vakfedicileri olarak büyük saygı görür. Kanıt olmasa da Kürt kökenli oldukları rivayet edilir.

Ardı çorap söküğü gibi gelir. Müslüman nüfus artar, güçlenir, servet ve kudret sahibi olur. Bir süre sonra buraların kadim Müslüman ve Türk yurdu olduğunu iddia etmeye başlarlar. Gitgide fakirleşip marjinalleşen Ermenileri hor görürler. Kiliselerde çan çalınmasını yasaklarlar. Ermenilikte ısrar edenlerin bir kısmı “burada bize hayat kalmadı” diyerek Sivas’a göçer. Nüfus daha da azalır.

Sultan İkinci Mahmud hengâmında İstanbul’da Ermenilere fırsat kapıları açıldığı duyulur. Talihini denemek için payitahta göçen on Ermeniden beşi hedefi gözünden vurur. Biri sarayın peşkircibaşısı olarak servet ve ün kazanır; biri İngiliz konsoloshanesinde tercümanlık bulur; biri kuyumcular hanının idare heyetine seçilir. Elbirliğiyle memleketteki kiliseyi onarırlar; yanına da bir okul kurdururlar.

Derken o okuldan mezun olan çocuklardan ikisini, İstanbul’da kendi aralarında topladıkları parayla Avrupa’ya okumaya göndermeye karar verirler. Gençler Cenevre’de üniversiteye gider. Sürgündeki Rus devrimcileriyle tanışır.

Olaylar gelişir.

*
“Türkiye tarihini bir sayfada anlat” diye biri bana sınav yazdırsa böyle anlatırdım herhalde.

2 Temmuz 2011 Cumartesi

Sözlük büyüdükçe büyüyor

Sözlerin Soyağacı'nı uzun süre ihmal etmiştim. Geçenlerde bir baktım, sitede aranıp da bulunamayan kelimeler 680.000'i bulmuş, veritabanını patlatma noktasına gelmiş. Çeri çöpü ayıkladıktan sonra 918 tanesi sözlüğe eklendi. Şimdi harıl harıl onların etimolojisini çıkarmakla meşgulüm. İki ayımı alır aşağı yukarı.

GÖZLEM 1: Dil dipsiz bir kuyu.

GÖZLEM 2: İngilizce imlalı birkaç kelimeyi ilk 2009'da utana sıkıla sözlüğe katmıştım. Şimdi utangaçlığım geçti, 60 tane kadar ekledim. Kaçınılmaz bir gidiş: e-mail, update etmek, anchorman, business class, duty-free, factoring, cheesecake, sound, scooter, trendy... İmeyl mi yazacaksın? Yoksa telgraf Türkçe ama e-mail değil mi diyeceksin?

GÖZLEM 3: Globalizasyonun yanında Osmanlizasyon da dörtnala. On sene önce "ölmüş artık" dediğimiz bir ton Osmanlıca-Arapça kelime yeniden canlanma yolunda. Bir kısmı yeniden umumi sirkülasyona giren dini tabirat (tağut, mutezile, uluhiyet, tekevvün), bir kısmı "ben de mürekkep yaladım" diyen genç arkadaşların lugat paralama gayreti. Mail içinde keenlemyekûn diyen bile çıkıyor, inanmazsınız, hem de 25 yaşında, üstelik doğru imla ile.

GÖZLEM 4: Arapça-Farsça kökenli kelimeleri son ünsüz sertleşmesi kuralına uymadan yazma eğilimi gitgide güçleniyor. Tevhit değil tevhid, tereddüt değil tereddüd, esbap değil esbab yazanlar artık çoğunlukta. Abdülhamit yerine Abdülhamid, Ahmet yerine Ahmed tercih edenler hızla artıyor. Radikal bir karar verip sözlükte ünsüz sertleşmesi kuralını toptan kaldırayım diye düşündüm. Ama kitab, sebeb, ihtiyac, kayıb yazmaya cesaret edemedim henüz. Yoksa hınzırca bir çözüm mü bulsam, TDK'nın kelime sıklığı sözlüğünde mesela 50 puanın üstüne çıkanları sertleştirsem, daha az kullanılanları sertleştirmesem?

GÖZLEM 5: 1997'den bu yana yeni çıkan kelimelerde test aletim Hürriyet gazetesinin arşivi. Orada varsa (daha doğrusu 8-10 defadan fazla varsa) Türkçeye girmiştir diyoruz. O gazete böylece tarihinde ilk kez - manav ve bakkal sektörü dışında - olumlu bir işe hizmet etmiş oluyor. Ender hallerde Ekşi Sözlüğe de bakıyorum.

SÖZLERİN SOYAĞACI'NA YENİ EKLENEN KELİMELER
aborijin, ahçik, ahrar, ajur, aklıselim, akronim, akvam, allasen, altruizm, alzheimer, amak, anchorman, anglofon, angus, anka, anşante, antite, anyon, apoje, apokalips, arak, araşit, arkad, arketip, armadillo, artikel, asbest, aseksüel, ashab, asist, asketik, asosiye, aspartam, asterisk, asteroid, ate, atebe, atu, aura, avarız, avarya, ayat, ayine, azimet

babet, bağban, bağıt, balkan, balyaj, banana, bankiz, başmak, batiskaf, bediüzzaman, bedizci, behişt, bera, bergüzar, best, beşaret, beyefendi, beyza, bezm, bibi, bikes, bilmukabele, bimarhane, bims, biyoritm, body, bonmarşe, bozlak, börü, brownie, buffer, burgaç, burka, business, bustrofedon, bülük, bürhan, büvet, büzürg

calculus, caniko, canki, cankuş, carpaccio, catering, cebin, cehd, cek-pot, cemile, center, cheesecake, cıvır, ciguli, ciksi, client, cönk, crack, cüda, çaça, çador, çaynik, çeçe, çeng, çevgen, çevlik, çırılçıplak, çıtı pıtı, çiftçi, çintar, çintemani, çolpan, çotra, çükündür

dabbe, dahl, dareyn, dart, database, dealer, debbağ, dedikodu, degustasyon, dehr, delirium, demans, demo, dendroloji, derebeyi, dermeyan, dersaadet, deskriptif, detoks, didar, diftong, dikotomi, dilara, dilemma, disko, dispeçer, dissimilasyon, distopya, diva, diyafon, dokunmatik, dokurcun, dolun[ay, domain, dombay, donat, donör, dopamin, dorse, download, dresuar, drog, dual, dublör, duduk, dun, duty-free, dümbük, dündar, dvd

ebrar, edit, edvar, efal, efelek, eflak, ejakülasyon, ekidne, ekimoz, ekrad, ekstrüzyon, eleji, elest, elhan, e-mail, emeritus, enam, enaniyet, endis, endoskopi, enfüsi, enlem, enosis, entelijans, enter, enterpretasyon, entry, epidural, epikriz, epilasyon, epitet, epsem, erbiyum, erkeç, esbab, eshab, esham, eskal, espresso, esre, essah, esved, eşcinsel, eşelek, eşhas, etnosantrizm, etvar, euro, evrenkent, evye, ey, eytam, ezofagus

factoring, fajita, falya, fantom, fariğ, fasile, fazıl, fehm, fehva, felafel, fellasyo, fenik, feromon, fetha, fevkani, feyk, fıkdan, fidayda, filbahri, fisto, flegmatik, foko, fordçu, fraktal, frame, frenk, frenoloji, fule, fundamental

gabin, gacı, gak, gangliyon, garaib, garez, gato, gavs, gayakol, gaybubet, gayrimenkul, gayur, gecekondu, geda, genom, gensoru, gerontokrasi, giran, giriftar, giryan, girye, gonore, gödelek, göğer-, gökçe, götlek, göyün-, grunge, gudik, gureba, gülzar, güman, günü, gürcü, güver

hababam, habgâh, hace, hacegân, hacip, hack, haile, halita, halükâr, hamr, hamuş, hanefi, hareke, hasenat, hasip, hastane, hattrick, hatve, havut, havva, hayy, hazakat, hazan, hazirun, hazuz, hemze, hepsi, heval, heyamola, heyhey, hicaz, hilm, hip-hop, hipoalerjenik, hipoglisemi, hirfet, hispanik, histogram, historisizm, hiş, homo, homofobi, horanta, höst, hulk, hun, husar, huşunet, hüccet

ılgıt ılgıt, ışkın, ıttıla, ice tea, idgam, idüğü, ifna, iğbirar, iğtişaş, ihtilât, ikonoklast, ikraz, ilçe, ilgeç, ilkah, illiyet, iltibas, imale, imgelem, immanent, imtizaç, infak, inhibe, inhilal, inhiraf, inisiyal, input, insert, inşirah, intifada, iskorbüt, istiare, istidlal, istiğrak, istihraç, istikşafi, istinabe, işbu, iterasyon, ittihaz, ivecen, izci, izdüşüm, jammer, jelibon, jonglör, joystick, jöntürk, jüpiter

kaht, kain, kanin, kanola, karabatak, karık, karsinojen, kartela, karting, karum, karz, kastrasyon, katalepsi, katyon, kayra, keenlemyekûn, kehf, kemankeş, kenz, keton, kevser, kındıra, kibbutz, kiç, kiosk, kiş, kit, kitchenette, kitre, klemens, klinker, koala, koca-, kohezyon, kokoş, kolbasa, kolbastı, kolhoz, kolik, kompulsif, komut, kondom, konservatif, kontaminasyon, korkuluk, koşer, kotto, kölemen, kösemen, kraniyo+, krasis, kretenizm, kriyoloji, krüdite, kuku, kulun, kumkuat, kuple, kurun, kuskun, kuvve, kuz, külbastı, külhani, küşad

labunya, lain, laktasyon, laparoskopi, latte, leasing, led, leff, lerze, lesitin, level, liberter, lied, literal, lobya, log, logos, logotip, lokasyon, lupus

mafevk, mafyöz, mağşuş, mahbes, mahbup, mahrut, maksem, management, mandarin, mandril, marakas, masala, masiva, matla, mazurka, meccanen, mecmu, medium, mehel, mekkâre, meksefe, meluf, memalik, menem, mentor, merbut, merih, meritokrasi, merkür, mestur, meşcere, meşhed, meşkûk, metretul, metrik, metroseksüel, mevali, mevaşi, mevce, mevt, meyal, meyyit, Mezopotamya, mırlan, mihaniki, mihr, milim, minnoş, miralay, mirliva, mitokondri, mitoman, miyorelaksan, mobbing, mobese, momentum, monolit, morbid, mozik, muahhar, muayede, muğber, muhtesip, muin, mukaddem, mukus, multimedya, murafaa, murg, mutantan, mutezile, muvazi, muvman, mücerrip, mücver, müennes, müeyyide, müeyyit, mülhid, mümasil, mümteni, münacat, müncer, münfail, münteha, müntehi, müntehip, müreccah, müseddes, müsellem, müsli, müstamel, müstensih, müstezat, müşarünileyh, müşevveş, mütearife, mütebahhir, müteferrika, mütehakkim, mütekebbir, mütemeddin, mütenahi, müteşair, müteveccih, müvelled, müzahir, müzekker

nabud, nadim, nahiv, nale, nalet, nano+, narkoz, narteks, nasara, nasaz, nasrani, naşi, natron, nazal, nebbaş, nebula, necat, necis, nefy, negroid, nematod, nemçe, nemesis, neo-con, neolojizm, nesih, neskafe, neşide, network, neva, nezafet, nihai, nihavent, nivo, nizamiye, nodul, nomad, nöker, nubuk, nugget, nuş

oberj, obstetrik, odisyon, ofans, offshore, ofisboy, oksimoron, oley, onanizm, onomastik, ontik, ordinasyon, ortodontist, osmoz, oşinografi, otodidakt, otogar, otokton, otostop, öngör-, ötre, özen, özürlü

palindrom, palpasyon, papak, papalina, paprika, paralaks, paranormal, parizyen, partenojenez, pasiflora, patern, paternalizm, patetik, patrimonyal, payan, pazvant, penah, pentatonik, penumbra, perfeksiyon, peripeti, petal, peyman, pışık, piar, piksel, pinhan, pitbull, play-off, polyester, port, potuk, pöhrenk, praseodim, prepozisyon, presbiteryen, profan, proforma, prognoz, promil, prompter, prompter, protagonist, pseudo+, pufla, pulsar, purpura, puzzle, rasterize, ravi, ravioli, realpolitik, rebetiko, reflü, reftar, regatta, reggae, reset, retrospektif, rezerve, ribat, riyazet, rock, router, ruberu, rüşeym

sabir, sağlıcak, sake, sakf, sallamasyon, salvia, samanyolu, sarpun, satrap, satüre, Satürn, satvet, savlet, sayha, scan [etm, scooter, script, sebt, seci, sedan, segâh, sekel, seküler, seniye, serazat, serif, sesteş, settar, shiatsu, shift, sıyanet, sıyga, simbiyoz, simulakra, simülasyon, sinaps, sinopsis, sitteisevir, situasyonist, siyanet, siyasa, skleroz, slalom, sort, sound, sökün, spektaküler, spoiler, stokastik, sulb, suş, suvat, sülfat, sümme, süperlatif, süreyya, sürklase, sütre, svastika, şabalak, şammas, şarih, şayka, şayze, şems, şetaret, şikemperver, şinik, şintoizm, şira, şorolo, şot, şömiz, şufa

taayyün, tabliye, taburcu, tadat, tağşiş, tağut, tahassüs, tahkiye, taksonomi, taliban, talmud, tamarisk, tartakla-, tatava, tatula, tayt, tebcil, tebşir, tecdit, teceddüt, tecerrüt, tecezzi, techno, tecvid, teehhür, teemmül, teessüs, tefhim, tehevvür, tekevvün, tekfir, tekvin, telezzüz, tell, telmih, temadi, temporal, tenfiz, terettüp, teritoryal, teriyaki, tersa, teshil, teshir, tesniye, tevafuk, tevfiz, tevriye, tezkiye, tezyit, tınaz, tıpatıp, tikel, tiramisu, tirkeş, titrasyon, tokuş, tokyo, topoloji, toptan, tork, torso, touchpad, tötonik, trankilizan, transfermen, trendy, turba, tuyuğ, tuzla

ubudiyet, ufo, ufunet, uğurla-, uluhiyet, ulum, upgrade, urban, utarit, uzo, üni, vakta ki, vala, vassal, vedut, vekayiname, veladet, venom, veryansın, vetire, veyl, vinyet, virtüel, vudu, vuvuzela, webmaster, yerleşke, yestehle-, yom kippur, yönetmelik, zaim, zait, zakir, zamkinos, zelot, zemm, ziggurat, zilhicce, zilkade, zir, zoomorf