14 Şubat 2012 Salı

Azerbaycan basınıyla mülakat


Bundan yedi sekiz ay önce Azeri basınından birine aşağıdaki röportajı vermişim. Aklımdan çıkmıştı. Eski mailleri ayıklarken karşıma çıktı. Azerice imla izlerini düzeltmedim, hoşluk katıyor.

1. Azerbaycan okurları için kendinizi nasıl tanıta bilirsiniz?

Çeşitli konularda kitaplar yazan bir Türkiye vatandaşıyım. Modern Türkçenin ilk sistematik etimoloji sözlüğü olan Sözlerin Soyağacı'nı yazdım. Ayrıca Atatürk ve Kemalizm hakkında sistemli bir eleştiri olan Yanlış Cumhuriyet kitabıyla tanındım. Türkiye'de insani boyutlu alternatif turizmin gelişmesi için de çok emek harcadım.

2. "Adını unutan ülke" adlı eserinizde Türkiyede zaman-zaman değiştirilen yer adlarından bahsediyorsunuz. Oysa Ermenistan’da Türk adları da değiştirilmiş. Nasıl yorumlarsınız?

Aptallık tek millete mahsus bir problem değil.

3. Ermeni halkının Azerbaycan vatandaşlarına yaptığı mezalimi, Karabağın işğalini doğru buluyorsunuzmu?

Savaşın ve zulmün her çeşidine karşı çıkmalıyız. Ancak Karabağ probleminden Ermenistan Cumhuriyeti tek başına sorumlu tutulamaz sanırım. Karabağ Stalin zamanında konulmuş, Andropov ve Gorbaçev zamanında pimi çekilmiş bir bombadır.

4. Haçatur Abovyan ve diger ermeni düşünürleri türkcenin ermeni kültürüne karıştığını yazmışlar. Haçatur Abovyanın "Ermenistanın dertleri" romanında 100-den fazla türk sözü var. Sizce türk dilinin ermeni kültürüne tesiri varmı?

Tabii var. Ermenilerin büyük çoğunluğu bin yıldan beri Türk hakimiyeti altında yaşamıştır. Pek çoğu Türkçe konuşmuş veya Türkçe-Ermenice iki dilli yaşamış. Türkçe sözlü fakat Ermeni harfleriyle yazılmış zengin bir Ermeni edebiyatı vardır. İlk Türkçe romanı 1850'li yıllarda bir Ermeni olan Vartanyan Paşa yazmıştır.

6. Türkiyede Star gazetesinde yazdığınız bir yazıda kökten bir değişim olmadıkça Kürt açılımı falan olmaz demiştiniz. Türkiye hükumetinin açılımlara yanaşmasını siz nasıl yorumluyorsunuz?

İyi yönde fakat çok çekingen buluyorum. Kürt meselesi hakkında acilen çok radikal adımlar atılması gereklidir. Fakat korkarım ki hükümet bu konuda çok geç kalmaktadır. Aynı şekilde, Ermenistan'la ilişkiler konusunda da hükümetimizin daha cesur adımlar atması gerektiğini düşünüyorum.

7. Türkiyede "ermeni katliamı" oldumu? Yıllardır bu iddiayı ileri süren ermenilerin Hocalıda 1993 yıllarında yaptıklarını nasıl eleştirebilirsiniz?

Türkiye'de 1915'i izleyen yıllarda gerçekleşen Ermeni soykırımını bugün ancak çok cahil veya çok fanatik insanlar inkâr etmektedir. Sonuç olarak Osmanlı toplumunun temel unsurlarından biri olan ve genel nüfusun %15'ini oluşturan bir toplum 1915 ila 1923 yılları arasında insanlık dışı bir politika sonucunda yok edilmiştir. Ancak temel insanî değerlerden mahrum olan insanlar bu trajediyi yok sayabilir veya küçümseyebilir.

Hocalı'da Karabağlı Ermeni milislerin yaptığı katliam şüphesiz trajik ve insanlık adına utanç verici bir olaydır. Fakat 1915-23 döneminde 2 milyon nüfuslu tarihî bir ulusun yok edilmesi hadisesiyle herhangi bir mantıklı düzlemde kıyaslanabileceğini sanmıyorum. Başıbozuk bir milis grubu, aylar süren kanlı bir çatışmanın sonunda, eline düşen birkaç yüz sivil insanı katletmiş. Cinayet tabii, ve ayıp, ama bunu terazinin sanki öteki kefesine koyacak bir şey gibi tanıtmak ancak ciddi algı sorunları olan bazı insanları tatmin edebilir.

8. Azerbaycan-Ermenistan "Dağlık Karabağ" sorununun çözümünü nasıl görüyorsunuz?

Rusya isterse çözülür, yoksa çözülmez.

9. Hocam, sizin sevdiyiniz bir Azerbaycanlı ola bilirmi? Düşünür, şair, yazar, qazeteci...

Sevdiğim  insanları ırklarına ve milliyetlerine göre ayırmayı bugüne kadar hiç düşünmedim. Yazar olarak, dost ve arkadaş olarak, sevgili ve eş olarak her milletten insanı sevdim; Azerbaycanlı ile Türk veya Ermeni veya Japon veya Alman arasında da ciddi bir fark göremiyorum.

10. Azerbaycana gelmek istermisiniz? Yıllarca iç-içe yaşayan ermeni- azerbaycan toplumunun bu sorununu nasıl çözmek mümkün? Yıllarca komşu olduk, akraba olduk. Sizin kibi düşünürler bir yol bulka bilirmi?

Azerbaycan'a Kasım 1990'da gelmiş ve iki hafta kalmıştım. Çok iyi dostluk gördüm, insanların evlerinde misafir edildim, güzel sohbetler ettim. Tekrar gelmeyi çok isterim. 20 yılda nelerin değiştiğini merak ediyorum. 

13. Bildiyim kadar hapiste yatmışsınız ve hapishanede size Gavur Hoca lakabı vermişler. Bunu anlata bilirmisiniz?

Koğuşumuzda psikolojik çöküntü içinde olan bir arkadaşımız vardı. Ona kızdım ve vaktini faydalı bir işe ayırırsa hapishanenin zorluk değil nimet olduğunu göreceğini söyledim. O zaman bana Arapça öğret dedi. Ben de ona yaklaşık bir ay boyunca Arapça okuma ve yazmayı öğrettim. Daha sonra camiden gelen bir hocayla Kuran tilavetini de öğrendi. Bana hala çok büyük saygı duyar ve bazen ziyaretime gelir.

 Hapisteyken etimoloji sözlüğüm üzerinde çalışıyordum. Koca koca Arapça, Farsça, Osmanlıca, Latince sözlüklerle çalıştığımı görünce "Gâvur Hoca" diye lakap taktılar. Sakalım da göbeğime kadar uzamıştı o zaman, hakikaten eski devir hocalarına benzemiştim.

14. Hangi dili çok seviyorsunuz? Bildiyim kadarıyla 4 dilde rahat konuşuyorsunuz.

Tüm diller güzeldir, ama iyi bildiğin diller – edebiyatını, tarihini, lehçelerini, nüanslarını bildiğin diller – insana daha güzel gelir. En iyi bildiğim diller tabii Türkçe ve İngilizce; en sevdiğim diller de bunlar. Klasik ve modern Ermenice, Fransızca, Almanca iyi bilir ve konuşurum. Arapça, Farsça, Latince, Eski ve Yeni Yunanca, İtalyanca ve İspanyolcaya da okuduğumu anlayacak kadar vakıfım.

15. Yazar olarak, hoca olarak Türkiyede yaşamak kolaymı? Geçiminiz nasıl?

Yazar olarak yaşamak kolay değil. Yaşarsınız gerçi, ama özgürlüğünüzü ve cesaretinizi koruyamazsınız. Ben aynı zamanda Ege bölgesinde bir köyde eski taş evleri onararak oluşturduğum bir otelin kurucusu ve yöneticisiyim. Asıl gelir kaynağım odur.

16. Sizden rica etsek bize sevdiyiniz bir şiiri yazılı olarak paylaşırmısınız?

Cahit Koytak'ın Hrant Dink hakkında yazdığı müthiş bir şiir var, sanırım son yıllarda yazılmış en güzel Türkçe şiirlerden biridir. Cahit Koytak, belki biliyorsunuz, son derece dindar bir Müslümandır; bu da şiirin değerini daha artıran bir unsur.

[Cahit Ağabey'in "Hepimiz Hrant’ız’ bence ne demektir?" şiirini aktarmışım]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder