28 Ağustos 2012 Salı

Antika eksperiniz görev başında


İhsan Oktay Anar iyi romancı değildir ama bazan iyi minyatürcüdür. Eyüp Can bugünkü başyazısında uzunca bir minyatürünü aktarmış: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1098415 . İyi etmiş. Sahne güzel, anlatım yer yer ustaca. Ama aradaki dil ve üslup hataları bana batıyor.

"kullarının akıllarını kullanmalarına kısıtlama getirdiğinden..." Kısıt ve kısıtlama, dil devriminin 1940'lardaki ikinci kuşak ürünlerindendir. Umumi yazı diline 1961-62'den önce girmezler. Arkaizan bir üslup denemesinin yapıldığı metinde, Fatih Sultan Mehmet filminde kol saati takan yeniçeriler kadar sakil duruyor.

"beynelmilel meseleler üzerinde derin bir tefekküre dalmıştı..." Beynelmilel buram buram dönem kokan bir kelimedir, ama burada dönem yanlış. 1930'dan eski örneğini ben bulamadım, ama sanırım I. Dünya Savaşı civarında, 1910'larda icat edilmiş olmalı, post-Osmanlı neo-Osmanlıcası. 1950'lerde zirve yaptı, 1970'lere doğru söndü, kendisini icat eden kuşakla birlikte öldü. Sultan Abdülhamid hayatının son demlerinde gazetelerde böyle bir kelime görmüşse kaşını kaldırıp lahavle çekmiştir zannımca. 

"peklik denilen bela-yı muazzamadan mustarip..." Bela nakıs fiilin fe'l masdarıdır, o yüzden müennes değil müzekkerdir. Bela-yı muazzama olmaz, bela-yı muazzam olur. Daha basitçe şöyle diyelim, uzun â ile biten Arapça ismin dişil olması vaki değildir. Gremeri bilmesen de kulak dolgunluğuyla aşağı yukarı bilmen gerekir sanırım.

Kıssadan hisse: Kasacaksan dikkatli kasacaksın, hata yapmayacaksın.

10/01/2017 ek
İhsan Oktay Anar'ın Yedinci Gün'ünü bu notu yazdıktan tam beş yıl sonra nihayet okudum. Beğendim. Zeka kıvılcımları ile dolu bir kitap. Dil ve mizah duygusu kalbime yakın.

Giriş sayfasını bir gazete yazısında görmüş ve birkaç dil hatasına takılmıştım. Neydi beni taciz eden, hatırlamıyorum. Belki de aktarıcının yersiz ve uygunsuz övgüleriydi "öyle değil işte böyle " dedirten. Dediklerim doğru. Ama absürt bir anlatıyı bir takım absürt dil sürçmeleri içerdiği için eleştirmenin manası var mı? Sanmam.

Bir fırsatını bulup gönlünü almalıyım İhsan Oktay Bey'in. 

17 yorum:

  1. Merhaba Sevan Bey, sonda söylemeniz gereken şeyi başta söylemeniz ("...iyi romancı değil" )yazın kurallarını dikkate aldığımızda Sizin de iyi bir yazar olmadığınız kanıtı gibi .... Ben İ. Oktay ANAR'ın romanlarını severek,tekrar tekrar okurum. Bir takım hatalarını tespit etmiş olmanız yazarı "kötü romancı" (roman"cı" ne demekse) kategorisine sokmaz. Yazınızın ana fikri ile getirdiğiniz deliller arasında irtibat yok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tabii, haklısınız, değindiğim hatalar Anar'ı kötü romancı yapmaz. Öyle bir iddiam da yok zaten. Romanlarını sevmedim, o ayrı konu. Kasıntı buluyorum, özeti bu, ama her söylediğim sözü kanıtlamaya mecbur muyum bilmem.

      Sil
    2. Ben de sizi kasıntı buluyorum. Ancak her söylediğinizi de can kulağıyla dinliyorum. Bazen "kimseye yaranmaya çalışmayan" tavrınızı da aşırı yorucu buluyorum. Yorulan ikilesin diyebilirsiniz tabii ama tıpkı İ.O. Anar her kitap çıkardığında yaptığım gibi "Baba ne söyledi acep?" diye de merakla okuyorum.

      Sil
  2. ben sadece bir romanini okudum ihsan amcamizin zaten tek romanda kendini gosteriyor. Agir dil kullaniyor, gelenekci. Yani eskiyi seviyor. Tabii aradaki zaman diliminin getirdigi hatalar da olacaktir sevan beyin dedigi gibi fakat kitaplari tekrar tekrar okunacak gibi degil. Ihsan amcamizi okumak icn bilgi birikimi olmali bir insanda, hele bizim gibi gencler icin.

    YanıtlaSil
  3. ".. dünyada olup bitenleri bir bir yedi kişiye yazdırdı. yazdırırken muhterisleri de düşündü ve bu kitaptaki kusurları, rastlayınca sevinip tatmin olsunlar diye onlara sadaka olarak verdi. allah kabul etsin! o, bütün rızklara kefildir, umulur ki doyarlar." -yedinci gün-

    YanıtlaSil
  4. edebiyat dünyasında eşi benzeri olmayan bu donanımlı yazarın bırakın eserini bir cümlesini bile eleştirecek kişinin daha iyi birşeyler yapması gerekiyor ki söyledikleri yerini bulsun. son romanının sonunu okusaydınız sizin gibi "kusur" hafiyelerine de güzel bir gönderme yaptığını da görürdünüz. sevip sevmemek tabii ki sizin tercihiniz çünkü bu şaheserlerin tadını çıkarmak için de birazcık vizyon gerekiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kuşkusuz söz söylediği alanda yetkin bir kişi miymiş, dönüp eski işlerine bakmak yerinde olur, ancak birine yöneltilen eleştirinin içeriği eleştirmenin daha önce yapıp ettikleriyle ölçülmez. Kimsenin Anar'ı eleştirmek için ondan daha iyi bir şeyler -ne demekse?- yapmasına gerek yoktur. Kaldı ki dil yanlışları ile ilgili eleştiriler getiren Sevan'ı ciddiye alasınız diye daha ne yapsın adamcağız? Üç nokta üzerinde durmuş Sevan, bunlara bir yanıtınız var mı?

      Gringo bu arada bana vereceğin her yanıtı çoktan geçersiz kılmış olan, herhangi bir bilgi ya da mantık yanlışı işlediysem sen fakir bulup sevinesin diyedir konulu tılsımlı paragrafımı hiç yayımlatmayacağım Sekizinci Göt adlı epik vizyoner şiirimin içine sokuşturuyorum şimdi. Okumuş olsan keşke, oysa hiç okuyamayacaksın ve elin kolun bağlı oturacak ve kahrolacaksın. Bu da sana ders olsun

      Sil
  5. İlk iki paragrafta yapılan alıntıları hata olarak görmedim ben. II. Abdülhamit'ten bahsederken o dönemin dilini kullanmaya gayret etmesi üslubuna otantik bir atmosfer katmakla birlikte romanın 21. yüzyılda yazıldığı gerçeğini değiştirmiyor. Hatta bana göre, son 10 yılda hayatımıza giren kelimeleri dahi kullanma hakkı saklıdır yazarın. Tabii sizin bunu sakil bulma özgürlüğünüz de halen mevcut.

    son alıntıdaki ifade gerçekten bir hata olsa da yazarın 200-300 kelimeyle hayatını idame ettirmeye alışan bizlere kattığı zenginliğin yanında küçük bir nazar boncuğu gibi...

    YanıtlaSil
  6. Genel anlamıyla tüm zamanların en iyi 20 türk romancısı arasında kabul edilen bir ismin yapmaması gereken hatalar yapmıştır İhsan Hocam. Ancak burda ortaya çıkan soru editörlerin ne iş yaptığıdır.

    YanıtlaSil
  7. Beynelmilel Nutuk'ta (1927) geçer.

    "Keza mezkûr muahede ile İstanbul'daki Beynelmilel Sıhhiye Meclisi lâğvolunarak sıhhiye umuru Türkiye Hükümetine terk edilmiştir."

    Aşağıdaki bilgi doğruysa 1839'da veya daha önce türetilmiş olmalı.

    "Osmanlı Devletinde, sağlık hizmetlerinin teşkilatlanması 1839 yılında “Beynelmilel sıhhiye Meclisi”nin kurulmasıyla başlamıştır."

    http://www.turkcebilgi.com/ansiklopedi/sa%C4%9Fl%C4%B1k_bakanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1

    Beynelmilel, Farsça'da da vardır. Osmanlıca ve Farsça'da aynı olan Kanun-i Esasi, Hukuk-ı Beşer vb. gibi. Acaba o dönemde Osmanlı'dan mı Farsça'ya aktarılmış, yoksa her iki dilde de eşzamanlı mı ortaya çıkmış?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevan Bey, konuyla ilgisi yok ama (nişanyansözlük sitenizden ulaşamadığım için buradan yazıyorum) 1930'dan önce örneğine rastlamadım diye yazdığınız nikbin, tecziye ve tehcir de (tehcir'e Kelimebaz köşenizde "Kelimenin birdenbire ortalığa dökülüvermesi 1918′in Kasım ayıdır." demişsiniz gerçi) Nutuk'ta geçer;

      nikbin
      Vilayat-ı Şarkıye Müdafaa-i Hukuk-i Milliye Cemiyeti'nin İstanbul'daki merkez-i idaresinin medeni ve ilmi vesaitle temin-i maksat edilebileceği hakkında fazla nikbin olduğu anlaşılıyor.
      tecziye
      şark vilayetlerinde vaki olan mezalim ve cinayatın esbap ve avamili ve fail ve müsebbipleri hakkında bitarafane tahkikat icrasıyle mücrimlerin müsaraaten tecziyelerini talep etmek;
      tehcir
      Erzurum şubesi, vilayat-ı şarkıyede Türk'ün hukukunu muhafaza ile beraber tehcir esnasında yapılan su-i muamelatta milletin kat'iyyen medhaldar bulunmadığını

      Sil
    2. Tecziye daha önce 1919 Hürriyet ve İtilaf Fırkası programında geçiyormuş, Yanlış Cumhuriyet'te yazmışsınız.
      "harbin ilan ve idamesine ait bilcümle vesaiki [belgeleri] [...] neşr ü tamim [yayınlamak] ve seyyiat ve itisafat mürtekiplerini [cinayet ve yolsuzlukların sorumlularını] derhal tevkif ve tecziye, ve milletin bütün menabı-ı irfan [irfan kaynakları] ve azmine müracaatla siyasi ve idari teşkilatını asri icabata göre ıslah etmek gerekir."

      Sil
  8. merhaba. madem yeri geldi, sorayım izninizle. beynelmilel yerine hangi kavram kullanılır idi o dönemin evvelinde?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kavram mevcut değildi ki? Devlet yerine "millet"in (nation karşılığı) özne olarak kullanımı Türkçede 20. yüzyıl terminolojisidir.

      İngilizce international sadece bir hukuk tabiri olarak 1780'lerden itibaren var, ama siyasi ilişkileri tarif eden bir kavram olarak 1860'larda yaygınlaşmış.

      Sil
  9. "Gremeri bilmesen de kulak dolgunluğuyla aşağı yukarı bilmen gerekir sanırım."
    "Gremer"? Başkasını eleştirirken,eleştiriyi yapanın yazım hatası yapması kaderin cilvesi olsa gerek.

    YanıtlaSil
  10. İhsan Oktay Anar İzmir'de yaşıyormuş. Hocam belki bir sekilde irtibat sağlarsan seni içeride ziyaret eder.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsanlarla vakit kaybetmeyi pek sevmeyen biri diye duydum.

      Sil