22 Ağustos 2012 Çarşamba

Recm = racim = tercüman


İbranice rāgăm רָגַם ve rēgăm רֵגַם “taş atmak, taşlamak,” ama özellikle “taşlayarak idam etmek.” Tanrıya küfredenlerin (Lev 24.16) ve çocuğunu yalancı tanrı Molokh’a kurban edenlerin (Lev 20.2) rāgăm edilmesini Tevrat emrediyor. İsa döneminde zina yapanların da taşlanarak idam edildiği malum. İyi biri olan İsa, “günahsız olan ilk taşı atsın” diyerek bu konudaki reformist yaklaşımını belli etmiş (Yoh 8.5-9).

Kuran’da racm, “taşlamak” anlamında birkaç yerde geçiyor. Ancak zinanın recmle cezalandırlması Kuran değil hadis kaynaklı. Kuran (Nur 24.2) zinanın cezasını yüz kırbaç olarak belirliyor, hatta Allahı ve hesap gününü düşünen kişinin bu konuda asla merhamet göstermemesini özellikle emrediyor, sanırım o bölüm Yaradan'ın ters gününe denk gelmiş. [Racm sözcüğünün peygamber zamanında veya ondan kısa bir süre öncesine dek /ragm/ şeklinde söylendiğini hatırlatayım. Tüm Sami dillerinde /g/ olan alfabenin üçüncü harfi Arapçada sonradan /c/ değerini kazanmış.]

İbranice ve akraba dillerde RGM kökünden “taş” anlamına geldiğinden emin olabildiğimiz başka sözcük yok. İsim olan rigmā רִגְמה Tevrat’ta sadece Ps 68.27’de geçiyor. Anlamı muamma. Talmud’da “taş” diye yorumlamışlar (Jastrow 1449). Ama yaygın İngilizce, Almanca, Fransızca ve Latince çevirilerin her biri ayrı yola gitmiş. Çoğu “kalabalık” veya “haykırış, haykıran kalabalık” diye çevirmiş. King James “council = şura” demiş. En tazesi olan Common English Bible “speaker = sözcü” diye çevirmeyi uygun bulmuş.

*

Racīm Kuran’da sadece şeytanın sıfatı olarak kullanılan bir terim: euzu billahi min el şeytanir racim, vs. Anlamı yoruma açık. Taşlanmış? Taşlanan? Hacda şeytan taşlama eski bir Arap geleneği ise onunla alakası ne?

Habeşçe bağlantısına Batıda ilk önce Kuran’ı Almancaya çeviren Friedrich Rückert işaret etmiş; Nöldeke Neue Beiträge 47’de konuyu etraflıca incelemiş; Jeffery s. 140 farklı görüşleri tartışmış. Habeşçe ragama “lanetlemek” demekmiş. Ragūm veya ragīm “lanetli, mel’un”. Habeş kilise literatüründeşaytān ragūm (melun şeytan) sıkça geçen bir kalıp deyim. Habeşler Muhammed’den yüz ila ikiyüz sene önce Hıristiyan olmuş. İncil’i Habeşçeye çevirmişler, kırallık kurmuşlar, Yemen’e egemen olmuşlar, hatta bir ara Mekke’yi kuşatmışlar, o devirde önemli bir millet; Mekke ile ticari ilişkileri var. Müslümanlar Mekke’den dışlandığında, Osman b. Affan önderliğindeki bir bölüğü Medine yerine Habeşistan’a gitmiş.

Nöldeke’ye göre İbrani-Hıristiyan geleneğinde kalın s (sad) ile ṣātān adını taşıyan varlığın Kuran’da ş ile şaytān şeklini alması da Habeş etkisinin ürünü olmalı. Ses değişimini açıklamak başka türlü mümkün görünmüyor çünkü.

*

Tevrat’tan bin, Habeş İncilinden ve Kuran’dan kaba hesap ikibin sene evvel Babil ve Asur’un dili olan Akkadcada ragāmu “çağırmak, seslenmek, kehanet etmek, mahkemede dava etmek”. Chicago Assyrian Dict. 14.67: 1. to call, to call out, 2. to prophesy, 3. to summon, convoke, 4. to lodge a claim, to sue, to bring a legal complaint, to claim something by lawsuit demiş. Aynı kökten rugummû“dava: legal claim, lawsuit”.

Daha ilginci targumannu, çok sık geçen bir resmi sıfat. Bir çeşit elçi ya da sözcü, ama itibarlı bir meslek olduğu anlaşılıyor. Zamanla sadece “bir dilden diğerine tercüme eden çevirmen” anlamı kalmış. Çevre dillerinin hepsine alıntılanmış. Hititçe targummiya, Aramice targmānā, Ermenice targman, hepsi “çevirmen”. Arapçası tarcumān, bizde gazetesi bile var.

*

Hepsinin kökü R-G-M. Sami dillerinin üç ayrı kolunda üç ayrı özel anlam kazanmış bir kavram olduğu anlaşılıyor. Anafikir sanırım “ciddi ve resmi bir şey söylemek, bildirmek”. Dolayısıyla “dava etmek, mahkemeye gitmek”. Dolayısıyla “hüküm beyan etmek, mahkûm etmek,” özellikle “idama mahkûm etmek”. İbranice kullanımda “ölüme mahkûm etmek” eylemi, belli bir tür infazın adı olarak özelleşmiş. Habeşçede “mahkûm etmek” kavramı “lanet okumak” tarafına eğilmiş.

Maamafih bu son söylediklerim benim yorumum. Henüz piyasada doğru dürüst bir Sami Dilleri etimolojik sözlüğü yok, inanır mısınız?

Benzer evrimlere başka dillerde de rastlanıyor. Eski Fransızca mesela ban dire “mahkemede hüküm vermek, ferman okumak” iken bandit sözcüğü “hükümlü >> haydut” anlamına evrilmiş. “İdamına ferman verilmiş kaçak” gibi bir şey. Arapça infaz esasen “mahkeme hükmünü yürürlüğe sokmak” demek iken Türkçede “idam” anlamını kazanmış. İngilizce execute da öyle.

3 yorum:

  1. hocam neden ortadoğu tek tanrılı dinlerin ve kadını ikinci sınıf gören düzenin merkezidir?mesela ortadoğu'ya yaklaştıkça toplumların kadın üzerinde daha baskıcı olduklarını ve bacak arası namusuna daha fazla önem verdiklerini görüyoruz.sizin bir gezi kitabınızda da geçiyordu.ilk başlarda türklerle kürtler arasında kadının konumu hakkında bir kültür çatışması yaşanmış.kadınların meclislere katılması ve fikir beyan etmesi kürtler tarafından çok garip karşılanmış.

    YanıtlaSil
  2. bazen su kelime secme olayini neye gore yaptiginizi merak ediyorum. Anonim hayraninizdan sevgilerle..

    YanıtlaSil
  3. Amerikan yapımı "The message" filminde Habeşistan'a sığınan ilk müslümanların kendini anlattığı sahne çok fazla vurgulanmıştır. İslamiyet'in mücadelesi paganizme karşıdır, Hristiyanlık veya Yahudilik değil!!Keşke Ben-i Kurayza katliamına da 2 dakika vakit ayırsalardı.

    YanıtlaSil