23 Ağustos 2012 Perşembe

Ücret = angarya = Los Angeles


Geçen gün değinmiştim, Yunanca gk yazılır /nk/ okunur diye. Aynı şekilde gg yazılır /ng/ okunur. 

Misal, ággelos άγγελος yazılır ama /angelos/ söylenir. Homeros’tan beri iyi bilinen bir kelime, “elçi, ulak” demek. Homer’den bin sene sonra, Tevrat’ın Yunanca çevirisinde İbranice melak (elçi, ulak, Allahın habercisi) karşılığı da bunu kullanmışlar. Angelus diye Latinceye geçmiş. Oradan da yürüdükçe yürümüş. İspanyolcası angel, çoğulu los angeles, melekler. Bir de meşhur Friedrich Engels var, Barış Melekoğlu diye çeviriyoruz Almancadan.

Bilinen en eski Yunanca sözlüğün yazarı İskenderiyeli Hesykhios’a göre bunun aggérios αγγέριος şekli de varmış. (Liddell & Scott s. 7) Bu şaşırtıcı değil, çünkü çoğu başka dildeki gibi Yunancada da /r/ ve /l/ sesleri istikrarsızdır, birbirine dönüşebilir.

Her iki durumda sözcüğün kökeni bilinmiyor. Yunanca kökten türeyen bir kelime değil. Hintavrupa dillerinde bilinen bir karşılığı yok. Yunancaya başka bir yerden geldiği açık, ama neresi belli değil. Bellibaşlı etimolojik sözlükler kati bir yorumdan kaçınmışlar. Chantraine Hintavrupa yolunu zorlamış, sonuç alamamış. Frisk s. 8 “bilinmeyen yollarla bir Doğu dilinden alınmış olabilir” deyip orada bırakmış.

*
Aggareía (/angaría/) tabirine ilk MÖ 440 civarında Herodot değinmiş. Historia 3.126’ya göre Pers kralının ággaros (/angaros/) adı verilen ücretli ulakları varmış, Çin seddinden Ege Denizine kadar, at sırtında menzilden menzile yazı, emir, mektup, ferman taşırlarmış. Aggareía (/angariya/) bu sistemin ve işin adı. Hem Herodot’ta, hem de İskender’in sefernamesini yazan Arrianos’ta böyle geçiyor.

Birkaç yüzyıl sonra, mesela İncil Matt 5.41 ve 27.32’de, aynı sözcüğü bu sefer tıpkı bugün Türkçede kullandığımız angarya anlamında görüyoruz. Yani “çalışma mükellefiyeti, kamu zoruyla yaptırılan gönülsüz iş”. Oradan oraya nasıl gelinmiş? Sanırım eski imparatorlukların, Bizans’ın, İran’ın, Osmanlı’nın düzenini biraz bilince anlamak zor değil. Besbelli birtakım yerlerin ahalisine böyle bir yükümlülük koyuyorlar: padişahın postası gelince “at yok, karım hasta, karnım ağrıdı” diye bahane bulmak yok, derhal atı hazırlayıp birisi yola koyulacak. Karşılığında üç beş kuruş yolluk veriliyordur elbet. Ama unutmamak lazım ki o devirde devletin esas işlerini yapan memurların hemen hiç biri ücretli değil. Kapılanıyorsun bir vezire, hayat boyu o sana bakıyor, ganimetten payını veriyor, bayramlarda kese ve hılat ihsan ediyor, karşılığında hizmet ediyorsun. Yevmiyecilik yapmayı aşağılayıcı bir şey olarak görmüş olmalılar. Koskoca devletin memuru, kayıkçılar, çapacılar gibi angarya karşılığı yevmiye mi alacak?

*

Pers krallığından da, Herodot’tan da bin sene öncesine bakıyoruz. Asur devletinde agâru “kiralamak, ücret karşılığı işçi veya ev veya hayvan tutmak”, agru “parayla tutulan adam, işçi” (misal: “1 mina saf bakır karşılığında bir agru tuttum ve ona yolluğunu da ödedim”), igru “ücret, kira” (mesela: “bin tuğla yapımı karşılığında belirlenen miktarda yün ve arpa igru aldı”).

MÖ 1000 dolayında eski Asur ve Babil dillerini silip Mezopotamya’nın egemen dili haline gelen Aramicede de agara ve aggara “ücretle tutmak, kiralamak”, agar ve agrâ “ücret, kira”. Pers krallığının resmi işlem dili Farsça değil Aramice olduğuna göre, Herodot’un İran işidir diye aktardığı sözcüğün aslında Farsça değil Aramice çıkması bizi şaşırtmıyor. Kelime İrani değil Sami kökenli.

Nitekim bir başka Sami dili olan Arapçada da aynı sözcüğü, doğal g > c evrimiyle, acr ve ucrat şekillerinde buluyoruz. Ecr-i misil’den bildiğimiz ecir ve ücret yani. Aynı şekilde îcar (kiralama) ve müstecir (kiracı) da var, aynı A-G-R kökünden.

*

Soru şu: Persler piyasaya çıkmadan yüzlerce yıl önce Yunanlıların bildiği angelos, acaba doğrudan Asur veya Babil’den alıntı mıdır? Pers kralından önce Asur kralları ücretli ulak sistemi kurmuş muydu acaba?

Cevabını bir bilene sormak lazım sanırım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder