14 Ekim 2012 Pazar

Nazilik fena, ama Naziler dünya ahret kardeşimizdir


Serdar Kaya Taraf’ta her zamanki gibi akılcı, sakin bir makale yazmış. Sağolsun benim zındık olmadığıma hükmetmiş.

  • “Ancak bu durum, inançların eleştirilemeyeceği anlamına gelmez. Buradaki ayrım, inançlar ile inanç sahipleri arasındadır. Şöyle ki, (sözgelimi) “A kişisi peygamber değildir” demek, nefret söylemi değildir. Bu argümanı detaylandırarak, “A kişisinin peygamberlik iddiasında bulunmuş olmasının nedeni, bundan kişisel menfaat sağlamak istemiş olmasıdır” demek de nefret söylemi değildir. Ancak“A kişisinin peygamber olduğuna inananlar ahmak kimselerdir” demek, nefret söylemidir.”
http://www.duzceyerelhaber.com/kose-yazi.asp?id=11045&serdar_kaya-nefret_soylemi_ve_toplum_olmak

“İnançlar” ile “gruplar” arasında yaptığı ayırım son zamanlarda hayli taraftar toplayan bir görüş. Baskın Oran da iki hafta önce buna benzer bir görüşü ifade etmişti.


Hayır, ben bu görüşe katılmıyorum.

Aptalca olduğunu düşündüğün bir fikri yerin dibine batırmakla “buna inananlar aptaldır” demek arasında net bir ayırım yapılabileceğini sanmıyorum. “Nazilik iğrenç bir düşüncedir ama Nazilere laf yok, duyguları incinmesin?” “Komünizmi lanetliyoruz ama komünistler dünya ahret kardeşimizdir??” “Hutu’lara saygımız sonsuz, ama Hutu’culuk bölücü ve isyankâr bir terör ideolojisidir???” I-ıh. Olmuyor.

“Nefret söylemini” kriminalize edeceksek eğer, mutlak surette a) söyleyenle mağduriyet iddia eden arasındaki güç dengesine, ve b) fiilî, somut, gerçek zarar görme potansiyeline bakmak lazım. Söyleme maruz kalan kişi veya zümrenin hak ve özgürlükleri bu söylemden ötürü hakiki bir zarar görür mü? Sorulacak soru budur. En ufak bir şüphe varsa özgürlükten yana karar vermeli derim.

Birtakım fikirlerden ve o fikirleri benimseyenlerden nefret etme hakkını kısıtlayamazsın, bu bir. İkincisi, belirli insan zümrelerinden nefret etme duygusu da temel bir insanî içgüdüdür; bunu yasa yoluyla ortadan kaldırabileceğini düşünmek ham hayal olur. Sonuçta bazı insanlar Ermenilerden (zencilerden, eşcinsellerden, Almanlardan vb.) nefret ediyor ve etmeye devam edecek. Onların duygu ve düşüncelerini serbestçe dile getirmelerini hangi hakka – hangi üstün ahlaka, hangi tartışılmaz dünya görüşüne – istinaden yasaklayabilirsin?

En basit çözüm şudur sanırım:

1. Devlet erkini elinde tutanların nefret söylemini şiddetle kovuştur. Devlet erki büyük ve tehlikeli bir güçtür. Bu erki kullanan, bazı kısıtlamaları göze almak zorundadır.(Tercümesi: Vatandaş Ermenilere gıcık kapıyorsa kendi bileceği iştir. Ama bakan yahut devlet başkanı çıkıp nefret kusarsa sürüm sürüm süründüreceksin pezevengi.)  

2. Nefret söylemine maruz kalan topluluğun, bu söylemden ötürü devlet otoritesi karşısında çaresiz ve zebun kalma ihtimali varsa nefret söylemini kovuştur. (Mesela eşcinseller, Mormonlar veya hippiler, egemen pislik söyleminden ötürü mahkemede, poliste, vergi dairesinde, tapu dairesinde hakkını arayamayacak duruma düşüyorsa buna dur demek gerekir.)

3. Nefret söylemi sonucunda halk kitlelerinin galeyana gelip tahrip ve tecavüz eylemlerine girme ihtimali varsa nefret söylemini – en azından risk geçinceye kadar – önle. (Maraş ve Sivas’taki gibi olayların kontrolden çıkmasına izin verme. Ama tansiyon düştükten sonra da işi çok uzatma. Alevi vatandaşın can ve mal emniyetini korumak devletin görevidir; duygusal konforunu korumak devletin görevi değildir. Üstüne vazife olmayan işlere girişirsen nefreti azaltmazsın, çoğaltırsın.)

Hepsi bu kadar. Basit. Sade.

İnan bana böylesi bir arada yaşama, karşılıklı saygı sevgi vs. zımbırtısına daha uygundur. Daha pratiktir. Toplumsal tansiyonu düşürmeye daha müsaittir.

Yoksa, “nefret söylemi” kavramını fazla geniş tutarsan gün gelir İslam dinini yasaklaman gerekebilir, iyi olmaz.

Müşriklerin, münafıkların, putperestlerin de hassas duyguları yok mudur sence? İncinmezler mi?

Lüzumlu bir not

A kişisinin peygamberlik iddiasında bulunmuş olmasının nedeni, bundan kişisel menfaat sağlamak istemiş olmasıdır” sözü bana ait değildir, belirtmiş olayım. “Peygamberlik iddia etti VE bundan menfaat sağladı” cümlesinde teleolojik nedensellik yoktur. Bir insan çok çeşitli ve karmaşık nedenlerle peygamberlik iddia edebilir. Misal, bunun insanlığın hayrına bir iş olduğuna inanabilir. Sonra da bu iddianın birtakım yan nimetlerinden yararlanabilir – milleti dörtle sınırlayıp, kendine peygamberlik kontenjanından 11 tane alır, mesela. Hiç şüphesiz maksat 11 eş almak olsaydı, sırf bu yüzden peygamberlik iddia etmek çok fantazi bir yol olurdu. 

12 yorum:

  1. Bence nefret suçu kavramının kendisini tartışmalıyız. Sırf siyasi doğruluk adına nefret etmekten ya da nefretimi dile getirmekten niye vazgeçeyim ki? Böyle yaparsam kendime karşı dürüst olamam. Bence bırakalım siyasetçiler dahil herkes içindeki nefreti istediği gibi dile getirsin, herkes ifadede sınırsız özgür olsun. Ancak sınırsız ifade özgürlüğü ortamında değişik kesimler arasında sağlıklı bir iletişim olacağını ve bilimsel ve akılcı düşüncenin hakim olacağını düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  2. Bence konunun baska bir boyut da var. Problem Linguistik. Turkceye Arapcadan gecen Nefret kelimesi bizde cok agir bir sozcuk ve ne yazik ki yerine kullanabilecegimiz ve daha hafif begenmeme ifade eden Turkce bir sozcuk de pek yok gibi... Belki vardir, Sevan Nisanyan biliyordur:) Hani Hate yerine Dislike demek gibi... Simdi "nefret sucu" yerine veya "nefretimi dile getirmek" demek yerine begenmememi dile getirmek diyebilsek konu biraz daha cozulebilir, karsilikli anlasilabilir bir duzeye inecek.
    Nefret dedinizmi karsi tarafi kirip dokuyorsunuz.

    YanıtlaSil
  3. Onur, senin kullandığın anlamıyla nefret etmek veya bunu dile getirmek de ifade özgürlüğünün kapsamında zaten. Herkesi ve her şeyi sevmek ve saymak zorunda değiliz, öyleymiş gibi davranmak siyasi doğruluk.
    Nefret suçu dendiğinde kastedilen şey nefret edilen kişi veya grubun başına bir şeyler gelmesine yol açacak, hedef gösteren söylemler. Sadece sevmemek değil de zarar vermek, yok etmek istemek, fırsatını bulunca da yok etmek. Herhalde "gücü yeten yettiğine" tarzındaki bir dünyayı savunmuyoruz.
    Önceki yazılarını okursan, Nişanyan'ın da bireylerin nefret etme hakkı olduğunu düşündüğünü görürsün zaten.
    Ama dediğin şey toplumun genelinde var gerçekten de; olur olmaz söylenen "saygı duyuyorum" lafı sağlıklı düşüncenin önünde bir engel.

    YanıtlaSil
  4. güç dengesi, ve gerçek zarar görme potansiyeli gibi subjektif kriterlere bağlayacaksak yandı gülüm keten helva... ben de bu kriterlere karşıyım.ayrıca ben de bir sürü insan ve insan gruplaşmasından nefret ediyorum ama bunu yüzlerine (hakaretamız bir tarzda) söyleyebilmeyi hiç tasavvur bile etmedim.korktuğumdan mı? hayır! edepden.. tartışırım ayrı..sizdeki sıkıntı da bu. genel olarak söyledikleriniz doğru olsa da bir uslup problemi var.

    YanıtlaSil
  5. Ermenileri, Rumları, Yahudileri pek severim, birçok Ermeni arkadaşım oldu ve hala da iyi ki varlar, hiçbirinden nefret etmedim, edemem. En azından kalanları küstürmek yerine onlara sahip çıkmalıyız. Onlar İstanbul'un kültürümüzün, tarihimizin parçası, rengidirler. Ne zamanki azınlıklar gitti İstanbul'unda eski tadı kalmadı, kaçtı gitti. En sevdiğim Ermeni ise şüphesiz Bercuhi Berberyan'dır

    Herkese Sevgiler.

    YanıtlaSil
  6. Bir iş makinesi üzerinde şu etiketi gördüm, 'bu makinenin beyni yok kendininkini kullan!'. Bütün bu kural koyucu önerilerin ortak problemi düşünmeyi pas geçip otomatik sonuçlar veren bir nefret suçu cetveli yapmaya çalışmaları. Ama olmuyor daha esaslı ve büyük bir kuralı ihlal etmeden böyle bir alet yapmak imkansız bu yüzden boşta kalan kafayı kullanmak lazım. insanlar istedilerini düşünür ve söylerler. Aynı masada oturup birbirimizin lazlığı ermeniliği hakkında şakalar yapabiliyorsak bu latent faşistler olduğumuzu göstermez ya da gösterebilir önemli değildir. 'suç' o masadan kalkıp yumruğu yanınızdakine vurduğunuzda başlar gerekçeniz, suç'u ağırlaştırabilir. işte bunu tartmak için akıl, bilgelik ve adalet duygusu gerekir. bir cetvele göre işletmesi daha zor olan da budur.

    YanıtlaSil
  7. Mesela küçük bir azınlık grup var ve bu grup, inancı veya ideolojisi nedeniyle egemen çoğunluğa nefret besliyor. Bu nefreti sürekli ve açıkça dile getiriyorlar. Nefret söylemi sonucunda azınlıktan birisi, çoğunluktan birilerine saldırıp zarar veriyor.

    Bu tür saldırılar sıklaşabilir ve karşılıklı nefreti ve şiddeti körükleyebilir.

    Bu durumda Nişanyan'ın " fiilî, somut, gerçek zarar görme potansiyeline bakmak lazım" lafı anlamsızlaşabiliyor. Zaten pek anlamlı değil aslında. Çünkü bir şey hem somut ve fiilî, hem de potansiyel olamaz.

    Azınlığın çoğunluğa zarar verme potansiyeli düşük de olsa vardır. Bir kişi zarar görürse o zaman azınlığa tedbir konacak demektir.

    Bir kişi zarar gördü diyelim. O bir kişi, azınlık mensubu tarafından azınlığın nefret söyleminin etkisinde kalıp mı öldürdü, yoksa başka bir nedenle mi öldürdü bilinemeyebilir. Bu durumda tedbire itirazlar yükselebilir.

    Nişanyan'ın kriminalizasyonu başarısız oluyor bu durumda.

    En iyisi nefret söylemini ve ona dayalı suçu özel hukuk alanında halletmeli. Mesela birisi "pis ..." dediği zaman, o "..." grubuna mensub olanlar bu söz nedeniyle dava açabilir veya açmadan da yasal işlem başlatılabilir.

    Ama birileri de buna "ne yani 'pis faşist' diyemeyecek miyiz?" diye itiraz edebilir.

    Doğru... En iyisi bu konuları çok da genelleştirmeden, somut pratik koşullara bakarak, olabildiğince makul şekilde çözümlemeye çalışmak. Zaten çok mükemmel olmayan bir çok işleyiş var. Bu da biraz el yordamıyla halledilebilir.

    YanıtlaSil
  8. Nefret suçu deli saçması bir suç. Birtakım manyaklar birilerine saldıracak diye fikir ifade edenin önüne engel konulamaz.

    Hangi fikrimizin hangi manyağı nereye saldırtacağını önceden nereden tahmin edeceğiz? Tahmin etmek zorunda mıyız?

    Manyaklara göre mi fikir ifade edeceğiz?

    Sınırsız ifade özgürlüğü!

    YanıtlaSil
  9. sevan abi, hislerime tercüme olmuşsun film hk açıklaman ile. teşekkür eder, sevgiler sunarım..:)))

    YanıtlaSil
  10. Islamfobi / Islamdüsmanligi ve nefretsucu meselesiyle alakali bir arsiv yaptim. Katkilarinizi beklerim:

    http://serdargunes.wordpress.com/2012/09/22/islamofobi-islam-dusmanligi/

    YanıtlaSil
  11. Lütfen daha fazla daha sık yazın Nişanyan..

    YanıtlaSil
  12. hocam siz akılla inanca savaş açmışsınız ki başarı şansınız neredeyse hiç yok.söyleyeceğiniz her argümana karşı taraf bir cevap verebilir.mesela "allah neden adalet dağıtmak için hesap gününü bekliyor bu onun acizliği dersiniz" onlar da "bu imtihanın sırrı.allah kendi iradesinden insana cüz-i irade verdi.her şeye hemen müdahale edecek olsa insanın cüz-i iradesinin ne manası kalır" derler."niye böyle bir deney yapmak istedi allah?" dersiniz. "mülk onun değil mi? hep melek yaratmak istemedi.kendisine karşı da gelebilecek varlıklar yaratmak istedi.sana ne?" derler.dinleri akılla yenemezsiniz.ancak başka bir din ikame ederek onu alt edebilirsiniz.hurafe hurafeyle,inanç inançla karşılanır.

    YanıtlaSil