20 Kasım 2012 Salı

Swami Saraswati'nin İslam Eleştirisi (kısım 4)


60. “Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse, şüphesiz o büyük bir sapıklığa sapmıştır. Önce inanıp sonra inkar edenleri, sonra inanıp tekrar inkar edenleri, sonra küfrünü artıranları Allah bağışlamaz; onları doğru yola eriştirmez.” (4.136-137)

Cevap: Halâ daha Allah’ın ortağı yok mu diyeceğiz? Allah’ın ortağı yoktur dedikten sonra inancı Allah’tan başka bir dizi koşula bağlamak çelişki değil midir?

Allah üç defadan sonra bağışlayıcı değil midir? Yoksa üç kez inançsızlıktan sonra da doğru yolu gösterir mi? Dördüncü defadan sonra doğru yolu göstermekten vaz mı geçer? Demek ki herkes hayatta dört kez inançsızlık ederse dünyada kâfir sayısı pek artacaktır.

61a. “Allah münafıkları [Müslüman görünen iki yüzlüleri] ve kâfirleri [tanrıyı inkâr edenleri] Cehennemde toplayacaktır.” (4.140) “Münafıklar Allah’ı aldatırlar (aldatmaya çalışırlar)… Fakat Allah’ın şaşırttığına (yoldan çıkardığına) asla yol bulamazsın.” (4.142-143)

Cevap: Allah’ın Müslümanları Cennete ve diğerlerini Cehenneme göndermesinin haklı sebebi nedir? Adalet (hak) duygusuna sahip bir insan böyle bir şeyi kabul eder mi?

Sahtekârlara aldanan ve onları aldatan bir tanrıya lanet olsun! O sahtekârlarla aynı anlayışın sahibidir; gitsin onlarla anlaşsın. ‘Dengi dengine çift koşsan, sabanın iyi yürür.’ Tanrısı sahteci [yoldan çıkarıcı] olan insanların sahteci olmamalarını nasıl beklersin?

61b. “Ey müminler, müminleri bırakıp kâfirleri dost edinmeyin.” (4.144)

Cevap: Müslüman olmayan iyi bir insan yerine kötü bir Müslümanla dostluk etmek doğru olabilir mi?

SN notu: لاَ تَتَّخِذُواْ الْكَافِرِينَ أَوْلِيَاء مِن دُونِ الْمُؤْمِنِينَ ayetinin anlamı, tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde, “dost olmayın” demektir. Liberal Müslümanları mahcup eden bu ifadeyi çeşitli şekillerde tevil etme arayışları inandırıcı değildir.

Yazarın tek cümlelik cevabı, “tarafgirlik” tezinin kusursuz bir özetidir. Ölçütümüz iyilik/erdem [hak] mı olacak, Müslümanlık [aidiyet] mi olacak? Temel ahlaki soru budur. Çağdaş dünyanın en yakıcı krizlerinin pek çoğu da bu soruya dayanır. Haktan değil aidiyetten yana tavır alan bir öğreti, ancak ahlaksızlık öğretisi olabilir.


62. “Peygamber size rabbinizden hakikatle geldi. İnanın, bu sizin hayrınızadır. İnanmazsanız bilin ki yerde ve göklerde olan şeyler Allahındır.” (4.170) “Allah birdir.” (4.171)
  
Cevap: Kuran peygambere inanmayı emrettiğine göre, inanç açısından peygamber Allah’ın ortağı değil midir? Allah’a şirk koşulmuş olmuyor mu?

Elçilerle konuştuğuna ve elçi gönderdiğine göre Allah belli bir yerdedir, sonsuz olamaz. Kuran bazen Allah’ın bir yerde olduğunu belirtip, bazen de her yerde olduğunu bildirdiğine göre aklı karışık olan biri tarafından yazılmıştır, veya birden fazla kişinin eseridir.

68. “Allah adına yalan uydurandan ve kendisine hiç bir şey vahyedilmediği halde, 'Bana vahyediliyor,' diyenden ve ' ALLAH'ın indirdiği gibi ben de indireceğim,' diyenden daha zalim kim olabilir!” (6.93)

Cevap: Bundan anlaşılıyor ki Muhammed Allah’tan kendisine bir mesaj geldiğini ileri sürdüğünde, başka birileri de aynı oyunu oynayıp kendilerine Allah’tan ayetler geldiğini ve bundan dolayı peygamber olduklarını iddia etmişlerdi. Onlarla mücadele etmek ve kendi iddiasını güçlendirmek için Muhammed bu yola baş vurdu.

69. “Sizi yarattık, sonra şekil verdik, sonra meleklere, 'Adem'e secde edin' dedik; İblis'ten başka hepsi secde etti. O ise secde etmedi. Allah, 'Sana emrettiğim halde, seni secdeden alıkoyan nedir?' dedi. (İblis) 'Beni ateşten, onu çamurdan yarattın, ben ondan üstünüm' cevabını verdi. (Allah) Ona, 'İn oradan, orada büyüklenmek sana düşmez, defol. Sen alçaktakilere aitsin' dedi. (İblis) ‘Kıyamet gününe kadar bana süre tanı” dedi. (Allah) ‘Peki sana süre tanıdım” dedi. (İblis) ‘Beni yoldan çıkardığın için ben de senin Doğru Yolun üzerinde onlara karşı oturacağım, onlara önden, arkadan, sağdan, soldan sokulacağım, ve onların çoğu sana şükretmeyecek,’ dedi. (Allah) ‘Lanetlendin ve kovuldun, defol git; sana uyacak olanların hepsini cehenneme dolduracağım' dedi.”

Cevap: Allah’la Şeytan arasındaki bu münakaşayı dikkatle izleyin. Piyon hükmündeki bir meleğe Allah’ın boyun eğdirememesi, ona doğru yolu gösterememesi, isyan edip kötülük yoluna saptığı halde onun cezasız çıkıp gitmesine göz yumması çok tuhaftır. Allah böyle büyük bir hataya nasıl düşer?

Şeytan insanları kötü yola düşürdüğüne ve Allah da Şeytanı kötü yola düşürdüğüne göre, demek ki Allah Şeytanın Şeytanıdır. Nitekim Şeytan da Allah’ı, haklı olarak, kendisini doğru yoldan çıkarmakla itham etmektedir. Bu anlatım, Allah’ın iyiliğini göstermez; yeryüzündeki tüm kötülüklerin nihai kaynağı olduğunu gösterir. Müslümanlar böyle bir tanrıyı belki kabul edebilir, ama diğer iyi ve bilge insanlar bunu kabul edemez.

Allah’ın melekle konuşma biçimi, onu tıpkı insanlar gibi fiziksel beden sahibi, bilgisi kısıtlı ve adaletsiz biri yapmaktadır. Bilge insanların İslam dinini reddetmelerinin sebebi budur.

Şeytan, insana secde etmemekte haklıdır. Bugün tüm taraflar, insana secde etmenin günah olduğu noktasında hemfikirdir. Buna rağmen, burada iddia edildiği üzere, Allah’ın insana tapınmayı emretmesi bizim kavrayışımızı aşar. Bu masaldan çıkaracağımız en önemli sonuç, akılcı (rasyonel) itaat öğretisinden asla sapmamak gerektiğidir – emri veren tanrı bile olsa sapmamak gerekir, nerede kaldı insan!

SN notu: Cevabın son cümlesinin güzelliğine bakar mısınız?
 

70. “Rabbiniz Allah gökleri ve yeri altı günde yaratmış, sonra arşa (taht’a) kurulmuş olandır.” (7.54) “Rabbinizi içtenlikle ve gizlice çağırın. O, haddini aşanları sevmez.” (7.55)

Cevap: Evreni altı günde yaratıp sonra yukarıdaki tahtta oturan (dinlenen) bir tanrı sonsuz ve kadiri mutlak olabilir mi? Tanrınızın kulağı ağır mı işitir ki, sadece çağrıldığında duysun?
Evreni altı günde yarattıktan sonra tahtında dinlendiyse yoruldu demektir. Bu tanrı şimdi uyanık mı uyuyor mu? Uyanıksa bir işi var mı? Yoksa istirahatine devam edip boşa mı vakit geçiriyor?

SN notu: اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ (istivâ ‘alâ-l-‘arş) deyimi çeşitli şekillerde tevil edilse de, düz anlamı şüphesiz “tahtında dinlendi” demektir. Arş bildiğimiz tahttır; Güneydoğu’da kullandıkları dam yataklarına da ta Asuriler zamanından beri ‘arş adı verilir. İstivâ “taht gibi kuruldu, oturdu, rahat etti” demektir. “Tahtına kurulma” ibaresi şüphesiz “egemenlik ilan etti” gibi bir anlama da yorulabilir. Ancak Kuran ayetinin işaret ettiği Tevrat Yaratılış (Genesis) 2.2’deki işbith ישׁבּת sözcüğü, şüpheye mahal bırakmayacak bir şekilde “mola verdi, dinlendi” anlamına gelir.

Kuran’da tanrıya atfedilen antropomorfik özellikler, geç dönem Yunan felsefesiyle veya Talmud dönemi Yahudi spekülatif geleneğiyle tanışıklığı olmayan bir kültürel çevreyi düşündürür. İnsani özelliklerden soyutlanmış bir Tek Tanrı düşüncesi, Orta Doğu’da, Kuran’dan önceki 800 yıl boyunca enine boyuna tartışılmıştı. Kuran yazar(lar)ının bu literatürden fazla haberdar olmadığı anlaşılıyor.

71. “Yeryüzünde kötülük yapmayın ve fesat etmeyin.” (7.74)

Cevap: Bu güzel bir öğüttür; ancak Kuran’ın başka yerlerinde savaşmayı ve kâfirleri öldürmeyi öğütleyen birçok ayetle çelişkilidir. Öyle anlaşılıyor ki Muhammed zayıfken barışı öğütledi, ancak güçlendiğinde savaş ilan etti. Savaş ve barış birbirine zıt ilkeler olduğuna göre, her ikisi birden doğru olamaz.


72. “Musa asasını yere attı, ve o bunun üzerine yılana dönüştü.” (7.107)

Cevap: Bu ifadeler Allah’ın ve Muhammed’in böyle saçmalıklara inandığını gösterir. Oysa bilgelik sahibi insanlar, böyle şeylerin cambazlık ve sahtekârlık gösterisi olduğundan şüphe etmezler.

73. “Bu nedenle (Mısırlılara), ayrı ayrı birer mucize olan su baskınını, çekirgeleri, haşeratı, kurbağaları ve kanı musallat ettik.” (7.133) “(Onlar buna rağmen Musa’ya inanmayınca) onlardan intikam aldık ve mucizelerimizi yalanladıkları için onları denizde boğduk.” (7.136)

Cevap: Ahlaksızlığa bakar mısınız? Allah burada birisine şantaj yapmak amacıyla yılan göndereceğini söyleyen köy zorbası gibi davranıyor. Bir kavmi denizde boğan ve diğerini karşıya geçiren tanrı, adalet hissinden yoksun biridir.

73b. “Şüphesiz onların dini helak olmaya mahkûmdur ve ibadetleri de batıldır.” (7.139)
 
Cevap: Kendi doğruluğunu iddia edip, milyonlarca insanı barındıran diğerini batıl ilan eden bir dinden daha küstah ne olabilir? Zira hiçbir dinin takipçileri tümden iyi veya tümden kötü olamaz. Ancak çok cahil insanlar, bir dinin mensuplarının topyekûn kötülüğüne hükmederler. (…)

SN notu: “Ancak çok cahil insanlar, bir [başka] dinin mensuplarının topyekûn kötülüğüne hükmederler.” Bu ilke, çağımız için yol göstericidir. Bir kimsenin, bir yandan Kuran öğretisini yol gösterici kabul edip, diğer yandan bu ilkeyi ikirciksiz ve tereddütsüz bir şekilde benimsemesi mümkün değildir. Dolayısıyla Kuran öğretisi reddedilmeli, bu yapılamıyorsa Kuran’ın çelişkileri ve yanlışları herkesin anlayacağı bir şekilde sergilenmelidir.


74. “Musa, tayin ettiğimiz vakitte gelip Rabbi onunla konuşunca, Musa: 'Rabbim, bana kendini göster, sana bakayım' dedi. Allah: 'Sen Beni göremezsin ama dağa bak, eğer o yerinde kalırsa sen de beni göreceksin' dedi. Rabbi dağa görününce onu yerle bir etti ve Musa baygın düştü;” (7.143)

Cevap: Konuşan ve görünen şey sonsuz (mutlak) olamaz. Eskiden böyle mucizeler gösteren tanrının şimdi buna benzer şeyleri yapmaması inandırıcı değildir. Bilinen doğrulara aykırı olan böyle iddiaların üzerinde durmaya değmez.

75. “Rabbini sabah ve akşam kendi içinden yalvararak, alçak gönüllülükle ve sessizce an; gafillerden olma.” (7.205)

Cevap: Kuran bazı yerlerde Allah’ı yüksek sesle çağırmayı, bazı yerlerde ise sessizce zikretmeyi emrektedir. Bu tavsiyelerden hangisi doğru, hangisi yanlıştır? Bir mısra diğeriyle çelişirse, buna meczup şarkısı denir. Tutarsız sözler ciddiye alınamaz. (Sessiz zikir şüphesiz evladır.)

SN notu: Burada kastedilen şey şüphesiz sadece ibadet stili değildir. Kuran’ın, din uğruna cinayeti ve savaşı öven, farklı inanç sahiplerine karşı saldırganlığı hak sayan agresif öğretisi eleştirilmektedir.


76. “Sana ganimetleri sorarlar. De ki, ganimetler Allah’ın ve resulündür. Allah’tan korkun.” (8.1)

Cevap: Ganimet aldıkları, haydutlar gibi davrandıkları ve başkalarını da buna teşvik ettikleri halde bunlara tanrı, peygamber ve mümin adı verilmesi çok tuhaftır. Allah’tan korktuklarını söylüyorlar ama çapulculuk yapıyorlar, türlü günaha giriyorlar, ve buna rağmen “dinimiz en iyisidir” demekten utanmıyorlar. Veda’ların hakiki dinini inkâr etmekten daha büyük bir ikiyüzlülük olabilir mi?

SN notu: Veda kelime anlamı itibariyle “bilgi, bilgelik” demektir. Yazarın hayal kırıklığına yol açan son cümlesi, bu açıdan ele alındığında bir nebze anlaşılırlık kazanır.

77. “Allah kendi dediğinin olmasını ve kâfirlerin ardının (neslinin?) kesilmesini irade etti.” (8.7) “Şüphe yok ki ben, ardı ardına bin melekle size yardım edeceğim.” (8.9) “Kâfirlerin yüreğine korku salacağım. O yüzden, onların boyunlarını vurun ve tüm parmaklarını (pençelerini?) koparın.” (8.12)

Cevap: Müslüman dinine inanmayanların kökünü kurutan bir tanrı ve onun peygamberi ne kadar zalimler! Allah onlara, kendisine inanmayanların kafalarını ve parmaklarını kesmeyi emrediyor ve bu zulüm eyleminde onlara yardım vaat ediyor! Bu tanrının, Lanka kralından aşağı kalır yanı var mı? Bu tüyler ürpertici öğreti tanrının değil, Kuran’ı yazan kimsenin öğretisidir. Eğer bu kitap tanrının işiyse, öyle tanrı bizden uzak olsun.

SN notu: Tanrı Rama ile savaşan Lanka kralı zalim Ravana, Hint mitolojisinde yaklaşık olarak Nemrut veya Firavun mukabilidir.

Enfal suresinin savaşçı dili şüphesiz mecazi anlamda da yorumlanabilir. Ancak, Bedir savaşı sırasında indirilen bu surenin, gayet somut bir çatışma ortamında taraflardan birini coşturma işlevine hizmet ettiği unutulmamalıdır.


79. “Fitne ortadan kalkıncaya ve Allah’ın dini (egemen) oluncaya kadar onlarla savaşın. (…) Bilin ki, elde ettiğiniz ganimetin beşte biri Allah’a ve resule ve onun yakınlarına ve yetimlere, fakirlere ve yolculara aittir.” (8.39-41)

Cevap: Yeryüzünün barışını bozan böyle çıkarcı ve saldırgan bir tanrıya Müslümanlardan başka kim inanır? Allah ve onun resulü adına yağmaya ve talana girişen ve başkalarını da buna alet edenler, hayduttan başka ne olabilir? Allah eğer o ganimetten pay alıyorsa, kendisi de soygunun suç ortağıdır. Böyle bir soygunu övmesi, tanrılığına hakarettir. Barışı bozan ve insanlık için bir facia olan böyle kötü bir öğretinin din adı altında dünyaya yayılması büyük bir talihsizliktir. Bu tür dinler yaygın olmasa, dünya şüphesiz çok daha huzurlu ve mutlu bir yer olurdu.

80. “Melekler, kâfirlerin yüzlerine ve artlarına vurup “yangın azabını tadın” diyerek canlarını alırken göreydin.” (8.50) “Onlar Rabbin ayetlerini yalanladılar, ve biz bu yüzden Firavun’un halkını helak ettik ve zulmlerinden ötürü onları suda boğduk.” (8.54) “(Anlaşma yaptığın) bir kavmin hıyanetinden korkarsan (şüphelenirsen) sen de onlarla anlaşmanı boz. Allah hainleri sevmez.” (8.58)

Cevap: Rusya Türkiye’yi, İngiltere Mısır’ı hezimete uğratırken o melekler uyuyor muydu? Eskiden Allah kendisine ibadet edenlerin düşmanlarını helak edip suda boğuyor idiyse, şimdi neden yapmıyor?

Kendi dinlerine inanmayanlara karşı nasıl davranmaları gerektiğine dair söylenenler utanç vericidir. Böyle öğütler bilge, erdemli ve iyi yürekli birinin ağzından çıkmaz. Bu öğreti, Müslümanların tanrısının adalet, merhamet ve diğer erdemlerden yoksun olduğunu gösterir.

SN notu: Adı geçen siyasi olaylar 1878 ve 1881 yıllarına aittir.


81. “Ey Peygamber! Müminleri savaşa yüreklendir. Aranızda sabırlı yirmi kişi varsa, iki yüz kişiye galip gelirler.” (8.64) “(Savaşta) elde ettiğiniz ganimeti helâl ve temiz kabul edin ve yiyin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah çok bağışlayıcı ve merhametlidir.” (8.69)

Cevap: Kendi taraftarlarını haksız dahi olsalar kayıran, onlara galibiyet ve ganimet vaadeden şey nasıl adalet, nasıl bilgelik, nasıl dindir? Barışı bozup savaş açan, başkalarını buna teşvik eden, ganimeti hak sayan bir öğreti, bırakın adil ve merhametli olan tanrıyı, akıllı bir insanın öğretisi dahi olamaz. Bu nedenle Kuran, tanrının sözü değildir.

82a. “Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ederlerse, babanızı ve kardeşlerinizi dost edinmeyin. Aranızda kim onlara dönerse (onlara teveccüh ederse) zalimlerdendir (günahkârdır).” (9.23)

Cevap: İnsanlara babalarını, analarını, kardeş ve arkadaşlarını terk etmeyi telkin etmek kötülüktür. Bu kötü öğreti reddedilmelidir.

SN notu: Bu noktada yazara katılmak güçtür. Tarafgirliği lanetleyen ve salt erdem/hakikat arayışını öne çıkaran bir öğreti, onunla çeliştiği noktada, mantıken, aile-aşiret-kavim sadakatini de reddetmeyi gerektirir. Nitekim Swami’nin (daha sonra aktaracağım) yaşam öyküsü, bilgelik arayışı uğruna kendi babasını ve ailesini terk etmesiyle başlar. Bu cevapta bir psikolojik lapsus mu görüyoruz?

82b. “Allaha ve kıyamet gününe inanmayanlarla ve Allahın ve resulünün haram ettiğini haram saymayanlarla ve hak dinini din edinmeyenlerle savaşın (onları öldürün); ta ki kendilerine kitap verilenler cizye ödeyinceye ve boyun eğinceye kadar.” (9.29)

Cevap: Allah, imanını savaşsız yaymaktan aciz midir? Böyle bir tanrıyı kabul etmekten, tanrı bizi saklasın. Tanrı değil eşkiyadır bu.

SN notu: Tüm meallerde “savaşın” diye çevrilmiş olan fiilin aslı قَاتِلُواْ  kaatilû olup, “öldürün” diye çevirilmesi herhalde daha doğrudur. Ayet, kitap ehlinin (Hıristiyan ve Yahudilerin) cizye ödemek suretiyle “küçüklenmesini” (وَهُمْ صَاغِرُونَ “aşağılanmak” veya “aşağı konumu kabul etmek”), aksi takdirde öldürülmesini emretmektedir.


83. “Biz Allah'ın, kendi katından veya bizim elimizle, sizi bir azaba uğratmasını bekliyoruz.” (9.52)

Cevap: Müslümanlar Allah’ın zaptiyesi midir? Başka inançtan olanları cezalandırmak onların görevi midir? Başka dinden olan milyarlarca insan tanrının sevgili kulları değil midir? (…) Şaşırtıcı olan, aklı başında Müslümanların da bu mantıksız ve temelsiz dine inanıyor olmasıdır.

84a. Allah mümin erkek ve kadınlara, sonsuza dek kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler, Adn bahçelerinde temiz konutlar vaad etmiştir. En büyüğü Allah'ın rızasıdır. İşte en büyük kurtuluş budur.” (9.72)

Cevap: Kuran’ın kendi bencil ve partizan amaçları için insanları kandırdığını görüyoruz; böyle bir yem olmasa Muhammed onları kandırabilir miydi? Aynı kandırmaca başka dinlerde de vardır.

84b. “Onlar (sadaka veren müminlere) gülüyorlar (alay ediyorlar); Allah da onlara gülecektir (alay edecektir).” (9.80)

Cevap: İnsanlar elbette birbirine güler. Ama Allah onlara gülmemelidir (alay etmemelidir). Kuran din kitabı mı, güldürü kitabı mı?

22 yorum:

  1. Bocalıyorum. İnançlarım konusunda ya da inançlardan kurtulmuşken bir inanç edinme gerekli mi vs vs. gibi konuarda henüz karar vermedim. yine de.
    Açıkçası kendi notlarınızda daha eleştirel olabilirdiniz. Sanki bir müslümanmış gibi -müslüman derken "aidiyet"ten ziyade belki de kastediliyor olması daha muhtemel olan; kitaba tam olarak inanan ve uyan (insani hatalar harici, as in "her insan hata yapabilir" ve "mükemmellik Allah'a mahsustur." şeklinde kabaca açıklıyorum) düşünmeye çalışarak eleştirseydiniz belki de ikinci tarzda bir not olarak, daha keskin post'lar olurdu zira fazlasıyla çalışkan olduğunuz anlaşılıyor,- bu zahmete girmek istememeniz anlaşılabilir fakat her insan- ehm. :) Kısacası, bazı durumlarda evet bilgim çerçevesinde ki az, hintli hocamızı eleştirebiliyorum. Tam olarak anlayamadığı noktalar var diye düşünüyorum. Öte yandan birçok noktada da eleştirilerini haklı buluyorum. Farklı açılardan yaklaşıp eleştirmek durumundayım kesin bir sonuca ulaşmak için. İnanmayan bir insana çok saçma ve gereksiz görünebilir bu, ama dört bir tarafında müslümanlar doluyken, inançlı yetiştirilmişken hepsini inkar etmek (inkar doğru kelime olmayabilir) çok zor. Getirilen eleştirilerden bazıları, her islam taraflı düşünceyi etkisiz kılıyor. Özellikle bilgelik ile ilgili olanı. İnsan inandığı tanrıdan korkuyor, ki korkması da söyleniyor zaten ama bu iğrenç bir korku. Öte yandan bir yanlış anlaşılma, yanlış yorumlama ile vazgeçilse inanmaktan çok riskli bi iş:D Müslümanlık yanlışsa rahatsın yok sen yanlışsan gitti, cehennem! :D bu bana komik geliyor. Belki de bu düşünce öyle fazla insanda varki, şuanki müslümanlara Müslüman diyemememizin sebebi de bu. İçten içe inanmamak. Birkaç ayet dışında, şu inanmayanları öldürme, ganimet vs gibi, öğütlenen kötü şey yok gibi. Bir de, merak ediyorum, Kur'an'da kadınlara bakış açısı hakkında birşeyler demiş mi Veda bilgemiz? Teşekkürler çeviri için. Düşünceleri bağlanmış biz (bazı/çoğu) insanlara ifadeler kazandırıyor.

    YanıtlaSil
  2. Merhaba Sevan Abi,

    Genel anlamda blogunuzu takip ettiğimden bir kaç söylemek istiyorum şöyle ki:

    Normalde bu blogta farklı konularla ilgili yazılarda yazardınız.Ancak son zamanlarda ne olduysa sadece İslamiyet/Müslümanlık/Muhammed/Kuran'daki çelişkiler üzerine yazdığınızı görüyorum.

    Şahsınızın Ateist olduğunu biliyorum. Enteresan gelen ise tanrı tanımazlık veya din tanımazlık tüm dinlere aynı mesafede olmayı gerektirmesine rağmen veya burada KANT'çı tepkiyi devreye sokmanızı beklememe rağmen sizin yalnız İslam üzerine yoğunlaşmanız beni düşündürüyor.

    Bilemiyorum ama belki içinde bulunduğunuz veya yetiştirildiğiniz topluluk itibari ile hristiyanlık ile ilgili veya musevilik ile ilgili konulara pek değinmiyorsunuz. Oysa ki bir ateist olarak rasyonalism, mantık ilkesi doğrultusunda kendi fikrinizi savunurken, İslam'da ki çelişkileri ortaya koyma çabanızın diğer dinler üzerinde de olması gerek miyor mu ? Sadece bu şekil de olması bana sizin Türkiye içerisinde bir Salman Rashid olma yolunda ilerlediğinizi gösteriyor.

    Kaldı ki yorum harici çalışmalarınız her ne kadar yanlı gibi de gözükse ortaya herzaman kaynak koyabilmek adına sarfettiğiniz çabadan dolayı benim gözümde akademik bir değer taşıyor ve şahsınızda saygı görüyor.

    Esasen sizi seven bir insan olarak burada tek kaygı duyduğum konu şudur: Bazen yazılarınızı okuduktan ve yorumları gördükten sonra huzurunuzun kaçırılabileceği endişesine kapılıyorum. İnsanları kendinizce aydınlatmak adına dahi olsa bunun size faydası nedir ?

    Zannımca yukarıda da söylediğim gibi, mesele aydınlatmaksa rasyonalizme mantığa yöneltmekse bu tüm dinler üzerindeki çelişkileri saptayarak yapılmalıdır. Sadece İslamiyet ve de Kuran üzerinden gidilerek yapılması, özellikle çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede bunun yapılmaya çalışılması durumunda insanlar ister istemez kasıt arıyor ve de reaksiyon gösteriyor.

    Kendi deyiminizle de siz put kırmayı seviyorsunuz mutlaka bu durum, tabuları yıkmak veya o düşünce de o cesarette olmak her ne kadar hangi kişi üzerinde olursa olsun takdire şayan bir durumda olsa, burada sanki biraz tek taraflı yapılmasından dolayı hava da kalıyor.

    Örneğin söylediğim gibi mesela siz de bilirsiniz ki Hz.İsa'nın hiç doğmadığına, yaşamadığına dair kanıtlar öne sürenler dahası bu kişilerin yazılmış kitapları mevcut.

    Peygamberliğin vakti zamanında bir meslek olarak ortaya konup icra edildiğini düşünen siz farklı dinlerdeki bu tip çelişkileri de araştırıp insanları aydınlatmalısınız.

    Şayet amaç bu ise Ok ... Fakat amaç bu değil de sadece İslamiyete müslümanlara Hz. Muhammaed ( S.A.V ) 'a giydirmekse ... O zaman
    boşuna mı yazıyorum diye benim düşünmem lazım.

    Saygılarımla











    YanıtlaSil
  3. Sizin gerçekten yorumlama noksanlığınız var. Yok 6 günde yaratmış dinlenmişmiymiş, uyuyor mu uyanık mıymış.. Nedir bu ya? Bu kadar mı fiziksel, sığ yorumlayabiliyorsunuz? Eğer beceremiyorsanız denemeyin kardeşim. Ki senin sığ yorumlama yeteneğine kaldıysa koca din, yandı gülüm keten helva. Bu olayın tefsiri var, alimleri var aç oku bak nedir ne değildir öyle yaz. Tek sığ pencerenden olayları böyleymiş diye dayatmaya çalışmak kadar aciz bir davranış olamaz. Kel-gözlüklü bir adam ortaya çıkıyor, yok hintli bir filozofun İslam hakkındaki tespitlerini kendi tespitleriyle uyduğu için "böyledir" imajı yaratıyor. Kusura bakma ama akıl fukaralığı ve tutulması yaşıyorsun. Benim düşüncemi ve dinimi basite alan birine de zerre itimat gösterecek değilim, üslubumu da davrandığı şekle göre ayarlarım. Yazık ki hidayetten nasibini almamış olan sen, çırpındıkça bataklığa saplanmaya devam eden böcek gibisin. Zerre üzülüyor muyum, elbette hayır. Bazı insanlar vardır ki öteki dünyanın yakacağı olmak zorundadırlar. Sen de onlardan birisisin

    YanıtlaSil
  4. İyi tercümelerin yoksunluğu size bu yorumları yapma şansı veriyor maalesef . Ancak zannedersem okuduğunuz gibi değil açıklamalar.

    YanıtlaSil
  5. Kendince ne kadar da mantıklı açıklamalar yapmışsın tebrik ediyorum. Ama malesef bütün cevapların saçma. Anlamamaktan ileri geliyor bunlar. İslam akıl değil kalp dinidir. Yanlış yaşayan, yanlış lanse edenin yaptıkları kendisini bağlar. Önce o yazdığınız ayetleri anlayın ondan sonra zaten verdiğiniz bu cevapların ne kadar saçma olduklarını siz de anlayacaksınız. Değilse eline kalemini alan bu tür kelime oyunlarıyla "aman da ne kadar da güzel saçmaladım" diye kasılır durur köşesinde. Üzülüyorum. Allah ıslah eylesin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Akıl değil kalp dini ise kalbimizle mi anlayacağız hırt? Kalp ile anlamak ne demek? Senin gibi arapça bilmeyen hanzoların arapça gördüğünde ya da duyduğunda bir halt anlamadan saygı duyması/büyülenmesi mi?

      Sil
  6. Bu ve benzeri yazıların bir yorumcunun (00:56) sözünü ettiği "içten içe inanmayan"ları arada asılı kalmaktan 'kurtarmaya' yardımcı olacağı söylenebilir. Bence yanlış taraf ama, arada kalmışlık da pek iyi değil.

    Ama bilinmesi gereken: Gönül boşluk kabul etmez. Bir şeye inanmaktan vazgeçebiliyorsanız, bu başka bir şeye inanmanız sayesindedir. Yani arada kalma durumu, iki inanca da yarım yamalak sahip olma durumudur. Biri diğerini itekleyip düşürdüğünde 'huzur'a kavuşursunuz.

    Napolyon Laplace'a uzay teorisinde Tanrı'nın yerini sorduğunda Laplace "Ben o varsayıma gerek duymadım" demiş. Ona bunu söyleten diğer varsayımdır. Zihninin yarıdan fazlası materyalist olan bir 'müslüman' materyalizmi tefe koyan yazılarla ilgilenirse muhtemelen müslüman olur. Aksine -yukarıdaki türden- islamı tefe koyanlarla ilgilenirse muhtemelen materyalist olur (Burada ateizm sözcüğünü özellikle kullanmıyorum çünkü pozitif bir anlamı yok).

    Neyle ilgileneceği de onun tercihi artık.

    Açıkçası Sevan Bey, Saraswati'nin söylediklerini acaip derecede naif buldum. Yani işi gücü olmayan biri için bunlarda ti'ye alınamayacak bir şey yok. Ne diyor Zekeriya Beyaz, "türban kutsal ise külot daha kutsal". Seviye buralarda.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Laplace'ın o sözü söylediği tartışmalıdır, kaldı ki Laplace'ın inançlı biri olduğu kabul edilir genellikle. Sözün işlevi de şu: Sürekli dünya işlerine burnunu sokan bir tanrı olmadan da evrendeki devinimi açıklayabiliyoruz, yani tanrı öyle kusursuz bir biçimde yarattı ki evreni işin en başında, biz tıkır tıkır izleyip açıklıyoruz işleyişini. Tabi sonradan anlaşıldı ki öyle kusursuz falan değil evren, büyüdükçe büyüyor.

      Bilim tarihinden yalan yanlış anekdotlarla bu işlerden biz de anlarız havasıyla yazan az cahil yobazlara gülemiyorum, onlardan da en az ötekilerden iğrendiğim kadar iğreniyorum, bu dünya onlarla daha çekilmez.

      Sil
  7. Hocam Cihangir Islam'ın sizin için yazdığını okudunuz mu? Ne düşünüyorsunuz? Bence çok güzel yazmış. Bir de hocam yukardaki 69. madde için Islam'da ' Hayrihi ve Şerrihi min Allahi Teala ' diye birşey var ki bu Tevhid Hakikati'nin özüdür ve Amentü'nun esaslarından biridir. Mesela Mevlana: -" Insana da, şeytana da ilham veren bir olan Allah'dır " der. Bu "HAKIKAT" tir. Umdetül Islam Imam Gazali der ki: -" Aklımı çok zorladım ve nihayet 'akl'ın da bir sınırı olduğunu anladım. Sonra 'sırr'ı kaptım"

    YanıtlaSil
  8. Inanan kesimin anlamamakta ısrar ettiği konu , dine saygı veya tarihi bir kişiliğe saygı diye birşey olamaz kimse zorla saygı duyamaz, duymak zorunda da değil. Naziler var diye Hitler'i eleştirme veya Nasyonel Sosyalizme kötü deme gibi birşey bu. Ayrıca saygısızlık nedir? islami kaynaklarda yazanları -halkta anlatılmamışları- anlatmak mı ? Muhammed'e Hazreti dememek mi ? Kuran'da tespit edilen çelişkileri tartışmak mı ? Insanların akıllarını mantıklarını kullanmalarını istemek mi ?

    Peki islam bize saygı duyuyor mu? Saygı karşılıklıdır. Kitabında inanmayanlar için domuz, lanetli , beyinsiz , pislik v.s gibi bir sürü hakaret yer alıyor, Kafir diye itham ediliyoruz, müslümanlar bu gözle bakıyorlar bize. karşılarında canavar varmış gibi , Katledilmemiz emrediliyor kitabınızda, dinden çıkanın cezası kellesi kesilmektir, Allah'ı Muhammed'i eleştirmenin cezası aynı şekilde ölümdür , bizlere karşı kin pompalanıyor. Örnekleri de görüldüğü üzere birçok aydın sırf islamı eleştirdiği için katledildi.... Soruyorum bunun neresinde saygı var? Hangi dinsiz bir müslümanı katletti inanç meselesi yüzünden?

    Şimdi diyeceksiniz ki asıl din bu değil, iyide kardeşim bu nasıl bir din ki kime sorsak asıl din bu değil onlar islamı yaşamıyor diyor, Herkes kafasına göre yorum yapıyor, Kuran'dan hadislerden işine geleni alıyor işine gelmeyeni almıyor. Allahın kitabıysa herşeyin net olması lazım , şu anda Muhammed kalksa güler halinize onun dini ile sizinkin uzaktan yakından alakası olduğunu düşünmüyorum. Binbir Meshebe bölünmüş ibdetleri herkes kafasına göre yapıyor. Namazdan dahi bihabersiniz, 3 vakit farz var iken Kuran'da siz 5 e çıkartmışsınız ve farz diyebiliyorsunuz, nasıl bir yorum yeteneği ise anlam veremiyorum ya biz aptalız ya da size özel yorum yeteneği geliyor. Kaldı ki asıp kesen atıp tutan müslümanım diyen insanlara sorsanız Kuran'ın bir kez dahi türkçesini okumamışlardır.

    YanıtlaSil
  9. Beğenmeyen arkadaşlar. Reddiye yazın görelim. Boş konuşmakla bir yere varamıyorsunuz. Kuran doğru çevrilemiyorsa, nasıl evrensel oluyor söyler misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenen arkadaş. "Seviyesiz" diyene "Boş" demekle bir yere varamıyorsunuz. Birazcık "seninki benden kara" demiş oluyorsunuz.

      Burada bir seviye sorunu olduğunu söyleyen kimse nasıl oluyor da reddiye yazmakla veyahut "Kur'an evrenseldir" iddiasını savunmakla yükümlü oluveriyor?

      Kurduğunuz bağlantı bence evhamınızın eseri.

      Sil
    2. Merhaba,

      Kaynak belirterekten çok uzun bir reddiye yazılabilir size, çevrilememe meselesine gelince bu Kuran'ın evrensel olmadığını değil aksine Arapça'nın evrensel olmadığını gösterir. Zaten değil de :)

      Sevan Abi'nin araştırmalarını hem beğenir hem de severim. Ancak her tezin ne kadar kaynağı var ise o kadar da antitezi ve kaynağı vardır.

      Hangisine inanmak istediğiniz tamamı ile akıl / mantık ve kalpte bitecek bir meseledir.

      Bu yüzden Sevan Nişanyan'ı severim fakat eleştiri noktam bazı yorumlarında ortada durmak yerine bitaraf oluyor ve araştırmalarını da bitaraf olduğu yönden yapıyor. Karşı taraftan bakmayı denemiyor.

      Yoksa bir problem yok aksine kendisiyle tanışmak dost olmak, 2 sohbet edebilmek eşsiz olurdu.

      Öte yandan insanlarımız düşünmekten/seçmekten çok önüne konanı yemeyi tercih ediyor. Oysa Sevan Nişanyan insanları düşünmeye sevkediyor.Fakat düşünmeyi bile reddedecek insanlarımız mevcut ve maalesefte çoğunluktalar bu nedenle bu işlerin kime ne faydası var, araştırın, ortaya koyun ama şahsi yorumlarınızı eklemeyin dememdeki gaye budur.

      Endişem ise kendisinin rahatının birgün bu insanlarca bozulabileceği kaygısı taşıdığımdandır.

      Yani Sevan Nişanyan'ı beğenmiyorsanız onunla sözlü veya fiili olarak uğraşmak yerine kendisini blogunu yazılarını takip etmemek daha kolay fakat düşünmeyi reddeden bunuda düşünmeyi reddedeceğinden karşılıklı anlayış zorlaşıyor.

      Durum bundan ibaret.






      Sil
  10. enteresan yaklaşımlarınız var

    YanıtlaSil
  11. ineklere tapan bir adamı guru olarak benimsemeniz çok hoş olmuş :)
    adamın suçu yok tabi. İslam ve Hristiyanlığın tehdidine karşı milli dinini savunmuş. Okuyan da rasyonalist, pozitivist bir ateistin yazdığını zanneder. Adam bildiğin bizim "Kur'an'a dönelim"cilerden, Hindu'ların Yaşar Nuri'si, "Vedalara dönelim" demiş.
    Kur'an'ın eleştirilen bir çok ayeti var ama Bismillahirrahmanirrahim'den başlayanını hiç görmemiştim. Demek ki bağnazlığın da dereceleri var. Gözlerini kararttı mı insan "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla başlama"yı bile eleştiri konusu yapabilir. Buna biri maharet der, akıllılık olarak nitelendirir. Kusura bakmayın bu hiç objektif bir şey değildir. Şizofrenik insanların dünyaya bakışı kendi ruh hallerinin yansımasıdır. Gördükleri şüphesiz kendilerine göre doğrudur. Kendi bakış açılarından hak vermemek mümkün değildir ama sağlıklı ruh haline sahip insanlardır 'normal' olan. Bu illetli adamın yazdıklarına cevap vermek bile bu yüzden mantıksız. Çünkü ikna etmek için önce karşındakinin insaf sahibi olması gerekir. Bu eleştirilerin bir yerinden tutup cevap verilecek bir tarafı dahi yok. Yine de Hindu-İslam dostluğunu sağlamaya çalışan bir grup insan bunlara cevap vermişler. Ne yazık ki dünyada barış sağlamaya çalışan insanlar az, kendi egosuna tapan şizofrenlerle dolu bir dünyada yaşıyoruz.
    http://islamhinduism.com/responses/satyarth-prakash

    YanıtlaSil
  12. Şeytanın bir melek değil de, cin olduğunu dahi bilmeyen bir şahsın Kur'an tefsiri ancak imanımı arttırıyor. Eğer gerçekten Kuran'ı enine boyuna bilen birisi olsa şeytanın melek değil, cin olduğunu bilirdi. Eğer enine boyuna Kur'an bilmiyorsa Kur'an tefsiri yapmaya kalkmak ne çapsız bir girişimdir.

    Bu başka bir yanlışı da ortaya çıkarıyor: şeytan melek olmayıp, cin olduğu için aynen insanlar gibi günah işleme potansiyeline ve iznine sahipti. Zira cinler de insanlar gibi imtihana tabidirler. Bu nedenle Allah onun sapmasına, aynen insanlardan da olduğu gibi müdahele etmedi. Zira Kur'an okuyup anlanırsa insan sorumluluğunu kabul etmek kaydı ile istediği gibi günah işleme şansına sahip. Dolayısıyla insanları sapmalarından dolayı durdurmayan Allah, doğal olarak şeytanı da durdurmadı.

    Bu ve benzeri daha birçok derinlikten mahzun bu tefsir dediğim gibi ancak imanımı kuvvetlendiriyor benim şahsen.

    Enes E.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلَائِكَةِ اسْجُدُوا لِآدَمَ فَسَجَدُوا إِلَّا إِبْلِيسَ

      Allahın cahil düdüğü, öğrenmiş de bi de yorum yapıyor :))

      Sil
  13. "Meleklere, Adem'e secde edin dediğimiz zaman hepsi secde ettiler; yalnız İblis hariç. Rabbinin emrine karşı geldiği için o, cinlerden oldu." Kehf 50.

    YanıtlaSil
  14. Bu sitenin tek tartışılmaz bilge ve araştırmacısının siz olduğunu, sizin haricinizde fikir beyan edenlerle dalga geçtiğinizi bilmiyordum, siz de bu sitede kendi zihni tanrıcılığınızı oynuyorsunuz ve beğenmediklerinize laf atıyorsunuz anlaşılan :)

    Kısa bir araştırma sizi hemen doğruya ulaştırdı ama bence bu ayete de yanlış mana vermişsiniz, şöyle ki:

    Sadece tek ayeti cımbızlayıp mana çıkarma ve genelden kopma diye buna denir. Zaten bu Hint mütefekkirinin yaptığı da bu. Bu ayette şeytan melekti demiyor, zira Kuran'a genel hakimiyeti olan birisi şeytanın ne olduğu söylenen şu ayeti hemen hatırlayabilir ve bu ayet de Sevan Nişanyan'ın çıkardığı manayı vermez. "Ki o cinlerdendi" manası çıkar. Zaten 100 Arapça âliminin 99'u da bunu böyle anlar.

    وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلَائِكَةِ اسْجُدُوا لِآدَمَ فَسَجَدُوا إِلَّا إِبْلِيسَ كَانَ مِنَ الْجِنِّ فَفَسَقَ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِ ۗ أَفَتَتَّخِذُونَهُ وَذُرِّيَّتَهُ أَوْلِيَاءَ مِنْ دُونِي وَهُمْ لَكُمْ عَدُوٌّ ۚ بِئْسَ لِلظَّالِمِينَ بَدَلًا

    KEHF 50. Hani biz meleklere: Âdem’e secde edin, demiştik; İblis hariç olmak üzere, onlar hemen secde ettiler. İblis cinlerdendi; Rabbinin emrinden dışarı çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da onu ve onun soyunu mu dost ediniyorsunuz? Oysa onlar sizin düşmanınızdır. Zalimler için bu ne fena bir değişmedir!

    Dileyenler şuradan karşılaştırmalı mealleri okurlar ve sade Edip Yüksel'in Sevan ile aynı kanıda olduğu görülür: http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=18&ayet=50

    Enes E.

    YanıtlaSil
  15. Eleştirileriniz çok doğru, hak vermemek elde değil

    YanıtlaSil
  16. Eleştrilerinizi okudum şoka girdim :)

    YanıtlaSil