8 Nisan 2013 Pazartesi

Güneş Dil Kürtçe mi yoksa?


Facebook sayfama son zamanlarda dadanan fanatik Kürt milliyetçisi tipler var, samimi akılsızlar mıdır, provokatör müdür emin olamadığım. Bu yazı onlara cevap.


Cehalet deryasında kaybolmuş, korku ve komplekslerinden bilgi üretme sevdasına düşmüş bir zümre yüzünden bu ülke yüz yıla yakın büyük sıkıntı çekti. Entelektüel anlamda taş devrine döndü. Dünyaya rezil oldu. Bilenin cahile karşı hep ezik ve mağlup durduğu bir zorbalık rejimine mahkûm oldu.

Kendimi bildim bileli o zümre ile mücadele etmeye çalıştım. Sözlüğüm, başlangıç noktası itibariyle, o mücadelenin bir aracıdır. Yer adları çalışmam da, Yanlış Cumhuriyet de aynı mücadelenin parçasıdır. Mümkün mertebe objektif olmaya çaba göstererek, ulusal önyargılardan kendimi arındırıp, sadece "gerçek nedir" diye sormaya çalıştım. Gerçeği aramanın her zaman – Türkler için DAHİ – mitolojiden ve yalandan hem daha zevkli, hem daha ilginç, hem de aslında kolektif kimliği daha yüceltici olduğunu anlatmaya çalıştım.

Tam o yolda biraz mesafe katettik gibi düşünürken bir de ne görelim? Cehalet deryasında kaybolmuş, korku ve kompleksten bilgi üretme sevdasına düşmüş bir BAŞKA zümre bu sefer ortalığa dökülmüş, hem de eskilerinden daha cahil ve daha beter kompleksli bir öfkeyle.

*
“… kaleme aldığım paragraftaki temel kelimelerin tamamına yakını (bu tamam kelimesi dahil – dahil kelimesi de dahil) hep Kürdçe-Farsça... Nedenini anlamaya çalışıyorum, neden?" diye sormuş bir arkadaşımız.

Nedeni o kadar bariz ki insan belirtmekten utanıyor. Neden? Cehaletten ötürü. İnsanın gözünü kör eden bir kimlik hastalığından, ruhsal eziklikten ötürü. Dayak yiyen çocuğun kendini Spiderman sanmasına yol açan psikolojik telafi mekanizmasından ötürü.

Cehalet, evet. Çünkü arkadaş dünyada Kürtçe gibi yedibin tane dil olduğunu bilmiyor ve bilmek istemiyor. "Gaa, biz buna Kürtçede bülük deriz demek ki alem dili bizden öğrendi" diyesiye kadar, yedibin dilde yetmişbin tane bülük ve bülükümsü bulabileceğinin farkında değil.

Cahil cüreti, evet. Çünkü Türkçenin tarihini, geçmişini, evrimini, literatürünü bilmiyor ve bilmeden ahkâm kesmeyi hak görüyor. Hangi kelime ne zaman çıkmış, kim çıkarmış, ne anlamda kullanmış, o devirde kültürlerarası münasebetler neymiş, hangi etkileşim kapıları açıkmış, hangileri kapalıymış bilmeden "nenem buna bülük derdi demek ki nenemden öğrendiler" metoduyla kayığı yürüteceğini sanıyor.

Ötekilerin elinde devlet vardı, polis vardı, üniversite adını taşıyan birtakım kurumlar vardı, adam çökertmeyi meslek edinmiş gazeteler vardı, farklı söyleyeni susturma lüksüne sahiptiler. Bunlarda şimdilik o silahlar yok. İnsan bekler ki daha alçakgönüllü olsunlar, bilgi deryasına biraz daha fazla tevazu ve kuşkuyla yanaşsınlar. Ne gezer? Hepsi hayali bir Engizisyonun eli baltalı yargıçları mübarek, sahte isimlerle interneti sarmışlar, sanal kelleleri kese kese geliyorlar. Atatürk sofrasının dilcileri bunların yanında kuzu kalırmış, haberimiz yok.

 

*

Türkiye toplumunun oluşumunda Kürtlerin bugüne dek bildiğimizden çok daha büyük bir paya sahip olduğunu ben bundan 10-15 sene önce fark etmeye başladım. Son iki üç senede yer adları çalışması vesilesiyle de çok şey öğrendim.

Son üçyüz yılda "Türk" coğrafyasının hemen her köşesine kol atmış ciddi boyutlarda bir Kürt göçünün – hatta istilasının – izleri var. Öyle anlaşılıyor ki Kürt “sorunu”, en az üçyüz yıldan beri Anadolu’nun sosyal tarihinin temel bir dinamiği olmuş. Son otuz yılda yaşananlar, devasa bir buzdağının su üstünde görünen ucu sadece.

Daha eskisi hakkında bildiklerimiz çok kısıtlı. Ama öyle anlaşılıyor ki 1071’den 1500’lere dek ülkeyi zapteden “Türklerin” arasında Kürt oranı hiç küçümsenmeyecek bir boyuttaymış. 1071’de bu ülkeye gelen “Türklerin” arasında, bilemediğimiz sayıda Horasan ve Azerbaycanlı İrani unsurlar da varmış.

Evet memlekette cehalet kol geziyor. “Türkmen” sözcüğünün “Türk” anlamına geldiğini zannedenler ezici çoğunlukta. “Köyümün adı Kınık demek ki safkan Türküz” diye düşünen insanlara laf anlatmaktan yılıyorsun. Rişvan aşireti hakkında beşyüz sayfalık kitap yazıp “Kürt” sözcüğünü bir kere bile anmamayı başaran üniversite hocaları var. Malazgirt’ten yüz sene evvel memleketin Deylemiler adı verilen Kürtümtrak bir kavmin istilasına uğradığını bilecek kadar Minorski okumuş olanlar beş kişiyi geçmez. Şêxbizin sözcüğünün Karakeçili anlamına geldiğinin farkına varanlar, yahut Kayı demek acaba “dönme” mi demek diye sorabilenler de bundan daha kalabalık değildir sanırım.

Bunları biliyorum. Resmi ideolojinin iğvasına da çok kolay kapılan biri olmadığımı sanıyorum.

Gene de ısrar edeceğim. Türkçede Kürtçeden alıntı olan sözcükler, buyur, bu kadardır:

Berdel, biji, cacık, dalavere, dengbej, gundi, halay, ya herru ya merru, heval, hızma, keko, keleş, kıro, kirve, koçer, kötek, lavuk, peşmerge, pirpirim, şıh, tırsmak.

Hırçın, kelepir ve ova’dan emin değilim. Torun meselesi kafamı kurcalıyor. Tulum anlamına gelen meşk Farsça veya Kürtçe olabilir. Ağıl ve mezra anlamına gelen kom Kürtçe veya Ermenice olabilir. Koçer’in aslı Türkçedir, ama Türkçeye bu özel anlamda Kürtçeden gelmiştir. İsot Türkçedir. Hepsi bu kadar. Daha üç beş tane çıkar belki, ama mesela kırk tane çıkmaz. Mümkün değil.

*
Madem Kürtlerle Türkler bin seneden beri kimin eli kimin cebinde yaşamışlar, neden sözcük alışverişi bu kadar zayıf ve bu kadar marjinal kalmış, bir kez daha arzedeyim.

BİR, dünyanın her yerinde kural gereği, yanyana yaşayan dillerden statü ve itibarı aşağı olan, yukarı olandan sözcük alır, tersi olmaz. Tersi ancak şöyle olur: a) argo kelimeler alınır: keko, kötek, lavuk, tırsmak… b) öteki kültüre ait “yabancı” kurum ve simgelerin adı alınır: berdel, dengbej, halay, kirve, peşmerge, şıh… c) öteki kültürden ithal edilen nesnelerin, özellikle yiyecek ve giysilerin adı alınır: cacık, hızma, belki pirpirim… d) öteki kültürün uzmanlaştığı bir faaliyet alanı varsa o alanın terimleri alınır: Türkçedeki Rumca tarım ve balıkçılık terimleri gibi.  Hepsi bu kadardır. Bütün dillerde böyledir.

İKİ, bir dilden diğerine etkileşim osmoz yoluyla olmaz, havadan bulaşmaz, her iki dili bilen ve rutin olarak kullanan insanlar aracılığıyla olur. Türklerin seçkin sayılan zümresinin tamamı, aşağı yukarı 1000 yılından 1900 yılına dek az veya çok Farsça bilirdi. Bilmekle kalmaz, bildiğini göstermekle itibar ve avantaj kazanırdı. Aynı dönemde Türklerin dil modalarına öncülük edebilecek olan kesiminde Kürtçe bilenlerin oranı, ben size söyleyeyim, bugünkünden farklı değildi. Bilenler de Kürtçe bildiklerini teşhir ederek değil, aksine SAKLAYARAK toplumda basamak yükselirlerdi.

Kardaş yerine birader dersen seçkinlik puanın artar; bıra dersen azalır. Bu kadar basittir bu iş. Bu yüzden birader Türkçeye girmiş, bıra girmemiş.

45 yorum:

  1. Sevan bey, yine güzel tespitler yapmışsınız. Allah razı olsun bu kıvrak zekayı çalıştırdığınız için. Yakından takip ediyorum.

    Aslında bu milliyetçilik mevzusu benim için de çok kafa karıştıran bir hadise. Olayın bir çok boyutu var. Kanımca durum Kürtler için daha bir karışık. Kendi gördüğüm perspektiften açıklamaya çalışayım.

    Öncelikle kendim de kültürel olarak Kürdüm. Neden "kültürel olarak" dediğimi de açıklayayım. Çocukluğum boyunca aidiyet duyduğum ve devlete rağmen duydurulduğum millet Kürtler oldu. Bir yerden sonra da zaten anlıyorsun ki millet falan yalan. Ama yinede kültürel olarak bir yere ait oluyorsun. Ve tabi olayın diğer bir boyutu, tecrübelerim ve yazıda da değindiğiniz bir kaç mevzudan da biliyoruz ki Anadolu ve etrafında "ben şuyum ben buyum" diyorsan muhtemelen sadece kültürel olarak öylesindir. Çünkü sapla saman o kadar birbirine karışmış ki genetik olarak bir milletten (ya da ırktan) söz etmek biraz saçma olacak. Zaten bana göre eğer bir toplum çok belirgin coğrafi engellerle ayrılmamışsa, genetik olarak çok özel ırksal özellikler göstermesi biraz mantık dışı. Vardır istisnaları muhakkak ama kaideyi bozmaz. Ki bununla beraber bir çok Kürt de kökenini biraz deşmeye başlasa büyük ihtimalle bir "fılla" akraba çıkar bir yerlerden. O nedenle bu "ana kaynak" hevesinin çok uzun soluklu olacağına inanmıyorum.

    Ben de sık sık bu tarz fikirlere şahit oluyorum. Ve ilginçtir bunları dile getirenler büyük oran da Türk üniversitelerinde eğitim görmüş, "marjinal" batı değerlerine yakın, kendini tanımlarken "anarşist" vs sıfatlar kullanmaya meraklı bir güruh. Sanırım bu profil Cumhuriyetin ilk dönemlerin de güneş dil teorisini ortaya atan güruha döneminin şartlarına göre bir takım benzerlikler taşıyor.
    Tamam belki biraz yüksek çıkıyor sesleri ve biraz da yeni yeni duyduğumuz için garipsiyoruz. Ama dediğim gibi çok etkili olabileceğini zannetmiyorum. Ama yazıda da bahsettiğiniz gibi bu tarz fantastik fikirlerin başımıza ne gibi çoraplar ördüğünü bilince, bu saçmalıklardan çok çekmiş olan insanların bir kısmının benzer fikirlerle sizi taciz etmesi elbette sinir bozucudur.

    Şimdi geleyim milliyetçilik hususunda benim rahatsızlık çektiğim başka bir noktaya. Kendi adıma milliyetçi diye tanımlanmayı hakaret sayarım. Fakat bazen hiç beklemediğim zamanlarda Kürtlerin temel insani haklarını (ki kendim de Kürt olduğum için bu mağduriyeti birebir yaşıyorum) savunduğumda bunları bir Kürt olarak savunduğum için milliyetçi damgası yiyorum. Eminim bu arkadaşlar da bu noktaya gelene kadar defalarca buna maruz kalmışlardır. Hatta her T.C. vatandaşı Kürt gibi defalarca hakarete maruz kalmışlardır. Bu da bahsettiğiniz "Spider Man" sendromuna gayet tabi sebep olabilir. Görünen kadarıyla Kürtlerin özgürleşme süreci Cumhuriyetin kuruluşunda ki Türk yaratılma süreci gibi gelişmeyecek. Eğer işler bir yerde sarpa sarmazsa faşist bir gurup ipleri tamamen eline alamayacak gibi görünüyor. Biliyoruz ki bu tarz fikirlerin empoze edilebilmesi için karşısında rasyonel fikirler bildirebilecek seslerin susturulması gerekiyor. Ama şükür ki sizinkiler de dahil bu tarz fikirler rahatça dile getirilebiliyor.

    Son olarak şöyle bir realite var Kürt'ün ne olduğu hala bir muamma. Yıllardır süren politik baskılardan ötürü Kürt üzerine doğru dürüst bir bilimsel çalışma yapılamamış. Bir kaç akademi var bu konuda çalışan ama onlar da Rusya'da ve Avrupa'da. Durum böyle olunca da bu bilinmezlikten bir takım efsanelerin yaratılması doğal. Konunun üzerindeki sır perdesi aralandıkça iş biraz daha doğru bir perspektifle algılanacaktır.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fılla Hristiyan demek Ermeni demek istediğini biliyorum ama :)

      Sil
    2. Fılle Hristiyan demek ve ırk terimi değildir, ama Ermeni demek istediğini biliyorum :D

      Sil
  2. Daha eskisi hakkında bildiklerimiz çok kısıtlı. Ama öyle anlaşılıyor ki 1071’den 1500’lere dek ülkeyi zapteden “Türklerin” arasında Kürt oranı hiç küçümsenmeyecek bir boyuttaymış. 1071’de bu ülkeye gelen “Türklerin” arasında, bilemediğimiz sayıda Horasan ve Azerbaycanlı İrani unsurlar da varmış.

    Genetik verilerin de ışığında Anadolu ve Balkan Türklerinin kökenini oluşturan halkların köken oluşturmadaki ağırlıklarına göre büyükten küçüğe sıralaması: Rumlar, Ermeniler ve Slavlar gibi Anadolu ve Balkanlar'ın Türk göçü öncesi yerli halkları > başta Oğuz/Türkmenler olmak üzere Orta Asya'dan gelen Türki halklar > Kürtler ve Farslar gibi İrani halklar. Yalnız şunu da belirteyim: Anadolu ve Balkanlar'ın Türk göçü öncesi yerli halklarının ağırlığı diğer iki kategorinin toplam ağırlığından kat be kat fazla.

    YanıtlaSil
  3. Üstadım, sanırım aynı anlamladır, Ukraynalı bir arkadaşım Ukraynalıların yüzde 95'inin Rusça bildiğini, fakat Ukrayna'da yaşayan Rusların yüzde 5'inin bile Ukraince bilmediğini söylemişti.

    İrlandalıların İngilizce ile ilişkilerinde de varmış sanırım aynı durum; Joyce'un Ulysses'te bu cihetle epey göndermesi olduğunu yazmıştı Orhan Koçak yıllar önce, Virgül'de. Şöyle önemli bir tespit vardı aynı yazısında: "İngiliz sömürgeciliğinin İrlanda'da yarattığı dilsel mülksüzleşmenin acısını duymuştu Joyce"

    Denk düşer de eski SSCB ülkelerindeki büyük abi dili Rusça'nın tüm bölge dillerine etkisi, buna mukabil o dillerden hemen hiç etkilenmemesi ve İrlanda dili ile İngilizce ilişkisi üzerine de bir şeyler yazabilirseniz, şahsen çok sevinirim.
    Teşekkürlerimle,
    Bekir Tarık

    YanıtlaSil
  4. Sevan hocam Bin yıllık türk kürt kardeşliği yalan benim tespitlerim Kürtlerle en çok akrabalık kuranlar sırasıyla Zazalar, Ermeniler ,Araplar, azda olsa Hemşinliler ve Rumlar,Geriye kalan balkan ve Kafkas göçmenlerini saymayalım onlar henüz 150 yıl olmadı buralara geleli bugün göçmenlerin kürt toplumu ile akrabalıkları (0 -sıfır) dır.Lazlarla kürtler zaten birbirlerinden çok uzak halktırlar lazlar kürtlerle kız alışverişinde bile bulunmamışlardır bu birazda lazların Kafkasyalı olmalarından kaynaklı gereksiz kibirlenmelerinden kaynaklanmaktadır.Hemşinliler karadenizde yaşam sürdürselerde rizedeki Hemşinliler göçlerden dolayı kürtlerle akrabalık kurmuşlardır.artvin Hemşinlilerinin içinde ise Kürt Hemşinlileri diye bir grup bile vardır.Hemşin Kürtleri diye anılırlar.bunlar Gürcistan sınırları içinde de vardırlar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İslam toplumlarının en basit şeriata dayanan kuralını görmezden geliyorsun. Bu topraklarda cumhuriyetten önce gayri-Müslim bir erkeğin İslama girmeden Müslüman bir kadınla evlenmesi gibi şeriata son derece ters bir durum görülmemiştir. Müslüman erkek İslama girmeyen gayri-Müslim kadınla evlenebiliyordu, ama onların çocukları şeriat gereği Müslüman olarak yetiştirilmek zorundaydı. Dolayısıyla Müslümanlarla gayri-Müslimler arasındaki karışmalar daima gayri-Müslimlerden Müslümanlara doğru yani tek yönlü olmuştur, yani asimile eden taraf hep Müslümanlar, asimile edilen tarafsa hep gayri-Müslimler olmuştur. Türklerle Kürtler Müslüman olduğundan onlar arasındaki karışmalar çift yönlü olmuştur. Dolayısıyla Türkler Kürtleri asimile ettiği gibi, Kürtler de Türkleri asimile etmiştir. Türkler genetik olarak Kürtlere Rumlar ve Arapların Kürtlere yakınlığından daha çok yakındır. Bugün Türklerin genetik olarak en yakın olduğu halklar Anadolu Hristiyanlarıdır. Bu da Türklere Anadolu Hristiyanlarından tek yönlü yoğun gen akışının bir neticesidir.

      Sil
    2. Sayın onur hangi türkler neredeki türkler kürtlerle karıştı biraz gerçekçi olalım,istisna iki tane horasan dan gelen yarı fars yarı türk kökenli küçük aşiretlerin kürtlerle akraba olmaları ufak tefek istisna olaylardır.büyük görüntüyü kaçırmayalım.Birde şu bakış açınız tarihe uymuyor türklerden evvelde bu topraklarda bu milletler yaşıyordu akraba olunmayı sonradan olan sadece 850 yıllık türk ve asyalı hakimiyetinde aramayın onun evvelide var siz sanıyormusunuzki örneğin Rum nüfus sadece batıda ve karadenizde yaşıyordu hayır,doğu ve güneydoğudada Rumlar vardı.Bırak resmi Türkçeyi türklerin geleneksel olarak kullandığı şiveli Türkçelerinde bile bir tane Kürtçe kelime yoktur.bu nasıl akrabalık kurmaksa böyle.hatta islam sonrası bu topraklarda akrabalık azalmaya yöneldi desek ayıp ve yanlış olmaz.Türklerin en yakın akraba oldukları milletler İranlılar,Tacikler,Kafkas ve balkanlılardır.istisna olaylara bakmayalım geniş ve işin özüne bakalım.ha birde şu var örneğin doğu ve güneydoğuda 1915 öncesinde yani 200 250 yıl önce bile Müslüman olan kürtlerle aynı mezhepte olan sünni ve alevi Ermenilerde mevcuttu.doğuda azınlık yaşayan türklerin Ermenilerle akrabalıkları mevcuttur siz biliyormusunuz Erzurumda kaç tane türk kökenli vatandaş yerli olan dadaş denilen insanlar 1915 de sürgüne gönderilen dayı çocuklarını teyze oğullarını vede enişteleri olan Ermeni akrabalarını lübnanlarda Suriyelerde aradıklarını cumhuriyet sonrası.Erzuruma git ermeni akrabaları olan yerli orjinal bir türkle görüş sana şunu der biz Ermenileri kesmedik kesemeyiz çünkü onlar bizim insanımız akrabamız,kesenler 1893 de Erzuruma yerleşen 20.000 kişilik çerkez nüfustur diye söyler.tabi buda sadece doğudaki bir istisna hatta erzurum için bütün türkler için geçerli değil.bugün erzurumda türk nüfus çok azdır çoğu çerkezdir.akrabalık toplumların düşmanlığını azaltır.onun için bugün bir çerkez bir Boşnak vede batıda yaşayan bir türk için kürdün hiç bir önemi yoktur onun için kürt ölüdür onun için kolayca düşmanlık besler.üstünede şu lafı söyler en iyi kürt ölü kürttür.

      Sil
    3. Bazı saygın tarihçilerin eserlerinde Germiyan ve Eşrefoğlu beyliklerinin hanedanlarının Kürt olduğunu okudum. Bu iki beylik de batı Anadolu'da. Ama zaten Türklerde İrani (Fars, Kürt, vs.) kökenin çok az olduğunu ben de söylüyorum. Türkler genetik olarak en çok Ermenilere ve diğer Anadolu Hristiyanlarına yakın. Öte yandan, Azeriler üzerinde yapılmış eldeki kısıtlı miktardaki otozom analizlerine göre Azeriler genetik olarak en çok İrani halklara yakın.

      Sil
  5. Bir Ermeni hem Türklerin hem de Kürtlerin öğretmeni oldu, bu da olsa olsa bu topraklarda olurdu. Sevan'a hepimizin teşekkür borcu var.

    YanıtlaSil
  6. Balkan göçmeni, Rumeli muhaciri, Bulgaristan Türkü vs. deniyor. Manav, yerlesik Türkmen, has Orta Asya'li deniyor, Manav halki icin bir arastiriyorsun atalari Mezopotamya Sami halklarindan cikiyor. Rumeli muhaciri türkçe konusan ailenin kökenleri Ukrayna, ve Beyaz Rusya Hint-Avrupa halklarindan geliyor. Osmanli hanedanliginda seyhzade ana tarafindan ninesi ve dedesi hep yerliydiler.

    YanıtlaSil
  7. Ben, Kafkas kökenliyim(Acara), karım ise Bulgaristandan göç etmiş bi Tatar... Çocuklarımızın birinin ismi Kürtçe (Berçem)... Sülalemizde Kürt gelinler var, başka her milletten olduğu gibi... Karışmamışız da ne demek yahu.. Bulamaç olmuşuz resmen..

    YanıtlaSil
  8. Merhaba,
    makalenin üslubunda kırıcı ve küçümseyen ibareler yer almakta. Bu da diyalogu, empati kurmayı engelleyebilir.
    Öte yandan gözardı edinen bir durum da şu ki, sadece yazı dilini referans alarak dil ilişkileri açıklanamaz, hatta birçok yönüyle eksik kalır. Örneğin standart Türkçeye elbette yok denecek kadar Kürtçe, Zazaca veya Lazca sözcük girmiştir. Fakat taşrada durum farklı. Gidin, örneğin Malatya, Elazığ veya Erzincan'ın Türkçe ağızlarını araştırın, tonlarca Zazaca, Kürtçe ve Ermeni sözcüğe rastlayacaksınız. Aynı şekilde tabii ki Bu dillere dil sınırları bölgelerinde giren Türkçe sözcükler de dolu veya tümümün birbirine karışmış hali... Bunlar yazı diline yansımadığı ve üzerine araştırma yapılamdığı için kaynak göstermek mümkün olmuyor. Görüldüğü gibi de, sadece yazı dilinden yola çıkarak merkezi yönetimlerden ve devlet etkileşimlerinden uzak, taşradaki halkların arasındaki iletişimi açıklayamayız.
    Yani, standart dildeki alıntı sözcüklerin oranı ile yerel ağızlarınki arasında küçümsenmeyecek boyutta fark var..
    Selamlar,
    Mesut Keskin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mesut bey merhaba demişsiznizki:"Gidin, örneğin Malatya, Elazığ veya Erzincan'ın Türkçe ağızlarını araştırın, tonlarca Zazaca, Kürtçe ve Ermeni sözcüğe rastlayacaksınız" malatya kürt ve ermeninin bol olduğu yer normaldir.elazığ ve erzincanda aynıdır normaldir.Ordaki Türkçeyi konuşanlar kürt ermeni ve zaza oldukları için kendi dillerindeki kelimleri illaki Türkçe içinde kullanırlar Almanyada köylüler bilem almanca konuşuyormuş gibisinden oldu verdiğiniz örnek. bir İzmirli Rizeye Hemşine gitmiş gezmeye ailece, adam şöyle anlattı döndüğünde "arkadaş adamlar sanki Ermenice konuşuyor 10 kelimenin 6 sı Ermenice" ulan zaten adamlar Ermeni başka ne konuşacaklar.Örneğin Türklerin veya diğer göçmenlerin Kürtlerle akrabalık kurmadıklarının en bariz örneği iç anadoludur.orda Kürtlerin sayısı boldur (şeyhbazanlar) fakat bir tane bile Kürt olmayanların dillerinde kürtçe kelime telaffuz edilmez ve bilinmez.zaten ben gittim gördüm oraları kürtlerle ve diğer abdal çingenelerle akrabalık kuran komşuluk eden hiç yok gibi. şimdi kimse kimseyi kandırmasın birlikte değil sadece uzaktan uzağa yanyana yaşam sürüldü.

      Sil
    2. Mesut bey merhaba demişsiznizki:"Gidin, örneğin Malatya, Elazığ veya Erzincan'ın Türkçe ağızlarını araştırın, tonlarca Zazaca, Kürtçe ve Ermeni sözcüğe rastlayacaksınız" malatya kürt ve ermeninin bol olduğu yer normaldir.elazığ ve erzincanda aynıdır normaldir.Ordaki Türkçeyi konuşanlar kürt ermeni ve zaza oldukları için kendi dillerindeki kelimleri illaki Türkçe içinde kullanırlar Almanyada köylüler bilem almanca konuşuyormuş gibisinden oldu verdiğiniz örnek. bir İzmirli Rizeye Hemşine gitmiş gezmeye ailece, adam şöyle anlattı döndüğünde "arkadaş adamlar sanki Ermenice konuşuyor 10 kelimenin 6 sı Ermenice" ulan zaten adamlar Ermeni başka ne konuşacaklar.

      Erzincan, Malatya ve Elazığ'da Türkçeden başka dil bilmeyen çok büyük sayıda Müslüman var, onlara Türk demeyeceğiz de kime diyeceğiz? Bu arada, Erzurum, Kars, Ardahan tarafının Türkçesinde de Ermenice kelime çoktur.

      Örneğin Türklerin veya diğer göçmenlerin Kürtlerle akrabalık kurmadıklarının en bariz örneği iç anadoludur.orda Kürtlerin sayısı boldur (şeyhbazanlar) fakat bir tane bile Kürt olmayanların dillerinde kürtçe kelime telaffuz edilmez ve bilinmez.zaten ben gittim gördüm oraları kürtlerle ve diğer abdal çingenelerle akrabalık kuran komşuluk eden hiç yok gibi. şimdi kimse kimseyi kandırmasın birlikte değil sadece uzaktan uzağa yanyana yaşam sürüldü.

      İç Anadolu'daki mevcut Kürt gruplarının hemen hepsi son bir-iki yüzyıl içinde İç Anadolu'ya göçmüşler. Bu da zaten daha önceki yüzyıllarda İç Anadolu'ya ve Anadolu'nun diğer Türkçe konuşulan bölgelerine göçen Kürtlerin Türklüğe asimile olduğu argümanını destekliyor. Selçuklu Anadolusu'nda az da olsa Fars da vardı, ama bugün bir tane Farsça konuşan Anadolulu bulamazsın; demek ki hepsi Türklüğe asimile olmuş. İç Anadolu Türklüğe asimilasyonun en yoğun yaşandığı bölgelerden biridir, öyle ki orada Hristiyanlığını muhafaza edebilenlerin bile büyük çoğunluğu anadil olarak Türkçeyi benimsemiş.

      Sil
    3. Bu arada, İç Anadolu'da fazla Kürt yok, olanlar da belli yörelerde toplanmış.

      Sil
    4. Rize Hemşinlileri Artvin Hemşinlileri gibi hemşince bilmezler. Hemşinliler dışardan birinin birkaç gün kulak dolgunluğu olmadan anlamayacağı bir şiveyle türkçe konuşurlar, hemşince kelimeleri de kullanarak. Ama bu kelimelerle mantıklı bir cümle bile kuramazlar.

      Sil
    5. sayın isimsiz, yorumunuzda "ben gittim gördüm oraları (iç anadolu) kürtlerle ve diğer abdal çingenelerle akrabalık kuran komşuluk eden hiç yok gibi" demişsiniz ve bundan sanki iç anadoludaki kürtlerle türklerin arasında fazla bir evlilik olmamasının sebebinin türklerin kürtlerle evliliği istemeyen, ve belirleyici taraf olduğu gibi bir anlam çıkıyor. Aslında iç anadoluda Türklere kız vermek son senelere kadar çok ayıplanırdı, bu insanlar 300 yıldan beri, ankara, eskişehir ve konyanın arasında asimile olmadan yaşamalarınıda buna borçludur. kendi aralarında türklüğü küçümserler ve tırko olmak pek öyle özenilecek bir şey değildir. yani türklerle komşuluk eden yoktu deseniz daha doğru olurdu.

      Sil
  9. Merhaba,

    Mutevazi tahminlerime gore, Turkçe argoda kullanilan "hirbo" sozcugu de Kurtçedeki "xirbo"dan gelme. Bunun disinda diyecek baska sozum yok.

    Siyamed Berceste

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eyvallah. Eksikti sözlüğümde. Ekledim.

      Sil
    2. 'baran' 'boran' yani 'yağmur' anlamında kullanılan bu kelime de Kürtçeden Türkçeye geçmiş olabilir. Hocam 'can' kelimesi hakkında ne düşünüyorsunuz.Birde bizim komşu Türk köylerinde kullanlan 'mitil' yorgan anlamında bizde 'mitÊl' olarak yaygın kullanılıyor. Aynı şeklde 'peştemal' ve 'peşkir'(havlu) de hem biz de hem de komşu köylerde kullanılıyor.

      Sil
    3. Baran , Farsça yel anlamına gelen "bar" dan geliyor "an" çoğul eki , Baran "yeller" demek ama anlam olarak Yağmur demek.
      Bora = Kar getiren yel , Boran kar fırtınası.
      Can sözcüğünü irdelemeye bile gerek yok :).
      mitil Rumca
      diğer ikisinin kökeni ile ilgili bilgim yok yerel azu Farsçadır.

      Sil
  10. Dalavere ne Kürtçe nede Türkçe kökenlidir. Yunanca Dalavera kelimesinden geçmistir dillerimize.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geyiktir. Maalesef Tietze de böyle demiş, TDK sorgusuz kabul etmiş. Yunanca sözcüğün Türkçe argodan alıntı olduğu muhakkak. Modern Yunancada /d/ ile başlayan sözcük olmaz.

      Ayrıca Yunancadan gelmişse, deyimin tam biçimi olan "alavere dalavere Kürt Memet nöbete"yi nasıl açıklayacaksın?

      Sil
  11. Çiğköfte-Dil Teoremi

    Çiğköfte bir kürt milli yemeğidir, tüm yemeklerin atası çiğköftedir, tüm yemekler çiğköfteden türemiştir, tüm dünyanın atası Kürttür.

    Mesela suşi de Japon çiğköftesidir. Et yerine balık, bulgur yerine pirinç...

    YanıtlaSil
  12. "Kafatascilik" diye bir laf alip yurumusken Turklerin kalitimini desip durmak niye?
    Ben fenotipimle daha cok Brezilyali futbolculara benziyorum hem soyagacimdan hem de ardillarimin konustugu dilden basbayagi Turk oldugumu biliyorum.
    Turklerin eslesme pratigi kalitsal zenginligi olabildigine zenginlestirmek uzere ya tasarlanmisti ya zaman ve konusllar bunu mecbur kilmisti ancak gercek Turklerin cok seyahat eden cok zengin bir kalitsal havuza sahip oldugudur.
    Bu acidan Yahudilerle kiyaslanabilirler maalesef Ermeniler, hele hele akraba evlilgine duskun Kurtler avcunu yalar.
    Turk ilini Turk toresini sizin gibi denyolarin yikabilecegine ihtimal vermiyorum ama yine de sinek misali keyfimi kaciriyorsunuz.
    -Aya Filibolu Emre

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kahvede biric oynayan bi turk abi vardi..koyu tenli kalin dudakli...biricten anlayan turistler basina dikildi ve sen afrikali misin diye abiye sordular..abi cok bozuldu..

      Sil
  13. Turkce'de ham,bozuk kavun anlamindaki "kelek" sozcugunun Kurtce'de(Malatya, Darende) basbayagi "kavun" anlamina geldigini ogrendim. Kelime alisverisi nasil seyrettigine bir baska ornek.

    YanıtlaSil
  14. Sevan Bey,
    Muhtemelen "tırşik" yemeğinin adı da Kürtçedeki tırş (ekşi) kelimesinden geliyor.

    YanıtlaSil
  15. cacık, farsça-kürtçe ortak jaj=bir ot, jaji=bu ottan yapılan salatadan gelebilir, jajik orta farsça olabilir.

    Hırçın kürtçe hırç=ayıdan gelmiş olabilir., kelepir, kürtçede kelepur denir. ova öz türkçedir. Torun’da türkçedir. Türkçe Torum=deve yavrusudur. Kürtçesi nevi’dir. kom Kürtçe toplu anlamına gelir. Kom kırın toplamaktır. Arapaçadan arapçaya da yunancadan geçmiş olan kümeyle ilgisi olabilir.
    Puşt, kürtçe pışt=sırttan gelmiş olabilir.
    Ibo, memo, apo gibi adların sonlarına gelen –o eki kürtçedir.

    YanıtlaSil
  16. Ibo, memo, apo gibi adların sonlarına gelen –o eki kürtçedir.

    Kürtçe ise niye Balkanlar'da da İbo, Memo, Apo vs. gibi '-o' ile biten isim kısaltmaları yaygın (hem Müslümanlarda hem gayri-Müslimlerde)? Güneye doğru bakarsak aynı şeye Araplarda da rastlıyoruz. Yani hangi yöne baksak '-o' ile biten isim kısaltmalarını görüyoruz. Bu bu coğrafyanın kadim bir unsuru; Kürtçeye dayandırmak yanlış.

    YanıtlaSil
  17. -o eki kürtçedir. diğer dilleri bilemem. iranilik veya hind-avrupa dilinden olmakla ilgili olabilir. araplar türkler gibi irani dillerden almış olabilirler.

    mesela kürtçede reş=kara, siyah demektir.
    esmer erkeklere reşo, esmer kadınlara reşe(ince "e" ile) denir. bütün sıfatlarda böyle. sonuna -o gelince erkek, -e gelince dişi adı olur.
    kur=oğul, oğlan kuro=seslenildiğinde oğlan anlamındadır. ey oğul gibi bir anlam verir.
    ap=amca, apo=bağırırken amca demektir.bav,bavo=baba gibi.
    keç=kız. bağırıken keçe=kız. gibi.

    lo=erkeklere seslenirken hey, be , le=kadınlara seslenirken hey, be anlamı verir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İrani dillerden alındığıyla alakalı ciddi şüphelerim var. "-o" ilavesi Akdeniz havzası (en geniş manasıyla kullanıyorum) gibi çok geniş bir coğrafyada insan isimlerinde bilhassa da kısaltmalarında çok eski devirlerden beri münteşiren kullanılıyor. Bu kadar geniş bir coğrafyada yayılmış kadim bir adeti İrani dillerle izah etmek inandırıcı değil. Bilmem Sayın Nişanyan ne der.

      Sil
  18. “Türkmen” sözcüğünün “Türk” anlamına geldiğini zannedenler ezici çoğunlukta.

    Türkmenle Türk arasındaki farkı izah edebilir misiniz? Bu husus yıllardan beri kafama takılır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yanılmıyorsam bu ad Farslar tarafından türetiliyor ve bildiğim kadarıyla "Türk gibi" demek.
      Burada ırksal bir ayrımdan bahsedilmiyor yalnız bu ad Müslüman olan Türk'e verilen bir ad. Bilindiği gibi İslamiyette ve o dönemde millet , ulus gibi ayrımlar yok ve biraz araştırılırsa Türklerin bir anda Müslüman olmadığı uzun bir süreçte Müslüman olduğu bulunabilir , İbn-i Fadlan'ın seyahatnamesi biraz anlatır bu konuyu.

      Bence Nişanyan'ın bu konudaki görüşü yanlış.

      Sil
  19. Bilimle(Brown University, Biomedical Engineering) ugrasan Kurt kokenli biri olarak, burdan Kurt kardeslerime sesleniyorum. Sevan Nisanyan saygideger bir dilbilimcidir. Bir bilim insaninin calismasi her zaman ideolojilerden aridir. Dolayisiyla onun soylediklerinin gercekligini ancak yine bilimsel yontemlerle sorgulayabiliriz fakat gercekligi kulaga nasil geldigine gore veya bizim nasil hissettigimize gore sorgulayamayiz. Carl Sagan'in Karanlik Bir Dunyada Bilimin Mum Isigi adli kitabinda dedigi gibi, "Yildizlarin bizim icin dogup battigina, evrenin varlik nedeninin insan olduguna inanma gereksinimi duyuyorsak, bilim kibirimizi bosa cikararak hatirimizi mi kirmis oluyor?" (sayfa 12, Tubitak Bilim Yayinlari, 19. Basim).
    Dolayisiyla onu irkcilikla suclamadan once sundugu kanitlara bakmaniz gerekir. Bilimde otoriteler yoktur. Sayin Nisanyan her zaman 100% dogrudur demiyorum. Suphecilik bilmin vazecilmez ogelerinden biridir fakat bunu bilim insaninin motiflerinden once kanitlarinda kullanmak gerekir. Aksi takdirde, Galileo'yu dunya yuvarlak dedigi icin giyotinle katleden katolik kilisesinden ya da TV'ye seytan isi diyen imamlardan farkimiz kalmaz.
    Richard Dawkins, gerceklik ve insanin ona tepkisiyle ilgili cok guzel bir yere deginmis, "Personally, I rather look forward to a computer program winning the world chess championship. Humanity needs a lesson in humility." (Cevirim: Sahsen, Dunya Satranc Sampiyonasini bir bilgisayar programinin kazanmasini dort gozle beklemeyi yeglerim. Insanligin alcak gonullulukle ilgili bir derse ihtiyaci var.) Cevirmen olmadigim icin cevirim eksik olabilir. Yanlis varsa ve duzelten olursa sevinirim.
    Bunlari okuduktan sonra hala uzuluyorsaniz sunu dusunun, cok degil sadece 100 000 yil once atalarimiz Afrika'dan geldi. Aslinda hepimiz Afrikali'yiz! Bilim milliyetlerin ustundedir. Acikcasi bilim her seyin ustundedir cunku gercege ulasmak icin elimizdeki en iyi seydir. Dolayisiyla onu kibirimizle bastirmayalim.

    YanıtlaSil
  20. türk sözcüğü göktürk devletini kuran ve yöneten hanedanın adından gelir. sdha sonra hanedanın adı onunla aynı dili konuşanların yani türklerin adı olmuştur. türk adı göktürk devletiyle yakın ilişkide bulunan bizans ve sasani devletlerince kullanılıp yayılmıştır. bugün türkçe konuşan herkesi ifade eder.
    türkmen. türk ve farsça gibi, benzer anlşamında -manend ekinin kısaltılmasıdır. türke benzer demektir. yani göktürk hanedanlığı halkından olana. türkmenler türk çoğunluk yanında peyderpey asimile olmuş irani azınlığıda kapsadığından doğru bir tanımlamadır.
    bugün orta asyadaki türkmenler, türkiye türkleri, azeriler ve gagavuzların göç etmemiş ardıllarıdır. dilleri aynı oğuzca dil öbeğindendir.
    bu arada türkmenlerin asıl türkçe ve daha eski adı "oğuz"dur. yani oklar(-uz eski bir çoğul ekidir). yani boylar, kabileler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım söylemek istediğimi iyi ifade edemedim. Ben Osmanlı ve İran coğrafyasında Türk ve Türkmen tabirlerinin farkını sormuştum. Bunu soruyorum, çünkü bu coğrafyada tarihte Türk ve Türkmen tabirleri farklı gruplar için kullanılmış, yani görünüşe bakılırsa Türk denen gruba Türkmen denmemesi ve Türkmen denen gruba Türk denmemesi sık rastlanan bir şeymiş.

      Sil
    2. orta asya'da göçebe oğuzlara türkmen dendikten sonra göçebeliğe devam eden türklerde türkmen adı kalmış, yerleşik hayata geçenlere ise kurumlaşmış bir devletin halkı olan türk adı devam etmiş demekki.
      kısaca türkmen göçebe-yarı göçebe, türk yerleşik(şehirli, kasabalı, köylü) türklerin adı olmuş.
      buda göktürk devleti geleneğinin devamı olmalı. ordada türk adı hanedanın, ordunun, yöneticilerin, başkentte oturanların, sonradan yerleşik halkın adıydı muhakkak. göçebe-yarı göçebeler ise aşiret adlarıyla anılıyor olmalıydılar(oğuz, karluk, yağma, çiğil gibi).

      Sil
    3. Türkçe konuşan yerleşiklerin Türk adını ne kadar kullandığı tartışmalı, Osmanlı topraklarında Rumi/Rumlu adı milliyetçilik öncesinde epey popülermiş (İran'da ise Azerbaycani ve onun gibi mahalli adlar kullanılıyormuş). Bir de şu var ki, milliyetçilik öncesinde insanlar kendilerini daha çok din ve mezheple adlandırmışlar, kavmi adlar kullanılışı çok sınırlıymış. Zaten Osmanlı ve İran terminolojisinde "kaba saba", "köylü", "yörük" manalarında kullanılan Türk tabiri kavmi bir mana ihtiva etmiyordu, şehrilerin (=şehirlilerin) taşralılara tepeden bakışını aksettiren bir cins isim ve sıfattı (zaten onun için o Türk tabirini "türk" şeklinde küçük harfle yazmak daha doğru; bundan sonraki yazılarımda buna dikkat edeceğim). Öte yandan, Türkçe konuşan göçebelerin hepsi Türk veya Türkmen adını taşımıyordu, birçoğu için yörük adı kafi geliyormuş.

      Türük Kağanlığı'nda (=Göktürkler) Türük (=Türk) tabiri idare eden bodunun (=boylar) ismiydi. Diğer bodunlar kendilerine Türük demiyordu, onun yerine kendi bodun isimlerini kullanıyorlardı (örn. Tokuz Oğuz, Karluk, Kırgız).

      Sil
    4. Rumi , Azerbaycani kullanımı yanlış biliyorsunuz.
      Rum-i Rumlu , Romalı demeli Anadolulu demek , Rum kökenli demek değil en açık örneği Mevlana Celaleddin Rumi olur herhalde.
      Dediğinin şundan farkı yok , "Azerbaycanlılar Azeri , Trakyalılar Trak , Rumelililer Rum".

      Türk tabirinin iki farklı anlamı var ikisi de önad olarak geçmekte. Biri asi durdurak bilmez , diğeri de güçlü , sülü ,kuvvetli , güzel anlamlarında.
      İlki siyasi askeri olarak kullanılmış bazen(ki Osmanlıda bulunan her topluluğa ait hakaretleri yığdırma bana buraya ) ikinci anlamı ise Divanda kullanılmakta.

      Göçebeler kendi dili varken neden Türkçeyi yeğlesin ? Göçebeler yerleşene kadar devşirilmez(asimile olmaz).

      Her ulus , toplum , devlet adını sanını onu birleyen , birleştiren uluların , boyların adını alır.
      Türk Kağanlığında , Yazıtlarda da kendileri diyorlar "Onları Türk Kıldım" diye. Aynısı bütün dünya için geçerli.

      Ruslar adlarını kendilerini işgal edip yöneten bir Viking boyundan alırlar.
      İngilizler , Angıllar Saksonlar Normanlar karışıktır ama Angıl = Anglish , English. adı geçerlidir.
      Fransızlar Fransada bir dünya farklı bölge ve köken vardır. Burgondy , Normandy , Brittany(Farklı dilleri vardır) ama "French"dirler adlarıda Franklardan gelir.
      Bunun aynısı Kürt ve Kürtçede de var.
      Adca Kürtçe diye bir ad yok siyasal olarak var.
      Kurmaçi , Sorani vs demiyorlar mı kendi kendilerine ?
      Öyle :)
      Zamanında "Kürt" olarak adlandırılan bir yönetici toplumun adını almışlar azu başkaları onlara takmış :)

      Sil
    5. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    6. Sözümü çarpıtma lutfen. Ben nerede Rumlu/Rumi = Rum dedim? Rum dini bir hüviyet, Rumlu/Rumi ise coğrafi. Ve her ikisinin de etnik grupla alakası yok, ki zaten o devirde etnik grup mefhumunun olduğu bile şüpheli; devrin tahsillilerinde görülen dil ve/veya coğrafya bazlı klasifikasyonları günümüzün etnik grup mefhumuyla karıştırmamalı.

      İlaveten, Rumi ve Azerbaycani hüviyetlerinin nesi yanlışmış? Coğrafi temelli olduklarını söyledim zaten.

      Sil

  21. Ismail Uçakcı

    KÜRT DİYORUZ DA..?
    BOĞDÜZ AMA, ALP URUNGU VE RİŞVANLARI UNUTUYORUZ GALİBA..!!!
    Oğuz beyi, Bayındır Han tarafından 620 yılında Hz. Muhammed’e elçi gönderilmiş Kürtlerin İlbeyi sülalesinden Boğdüz (Ama yı), Sekizinci yüz yılda Orta Asya steplerinde derin izler bırakmış Kürt Hakanı Alp Urungu ve
    Anadolu’da Türkçülük harekatını başlatmış ve yüzlerce yıl sürdürmüş, Oğuzların Döğer Boyuna bağlı Rişvan Aşiretini.!
    Görmüyoruz Galiba.!
    Bayındır Han’ın elçisi Boğdüz Han’ı; 1250 yıl evvel Oğuzların Ana yurdu Orta Asya'da Yenisey Anıtlarında taşlar kazınarak kayıt altına alınmış ve Kürt Hakanı olarak hakkında methiyeler sıralanmış Türk beyini.!
    16. Yüzyılda Ankara, Kırşehir, Konya, Sivas, Bozok yöresinde 3500 hanede 10 000 nüfusa sahip oldukları bilinen ve 18. Yüzyıl zorunlu iskanları ile büyük çoğunluğu Rakka (Urfa-Antep-Suriye) olmak üzere, Kıbrıs Adası ve Anadolu içlerine dağıtılan Türkmen Kürdü Aşireti Rişvanları.!
    Bir kısmı genel ağız, Bir kısmı Kurmanç lehçesi, bir kısmı Orta Anadolu Kürt lehçesi, bir kısmı da Arapça - Farsça konuştukları bilinen ve “Bektaşlı, Bedir, Okçu-Okçiyanlı, İzzettinli, Solak, Ceriganlı, Ahçı Kozi, Kozan, Şarkıyan, Kürt Mihmatlı, Hacabanlı, Terkiyan-Türkeş, Türkanlı, Tilki, Korkmaz, Hamidli, Kızkapan, Karahasan, Bereketli, Halıkanlı, Atmalı, Kızır, Haydar, Keti, Sadaka, Turuçlu, Kaba, Mahkanlı, İmranlı, Belkanlı, Çorkanlı, Hicbanlı, Safkanlı, Keller, Öksüzler, Mihmadlı, Türkanlı, Tilki, Korkmaz, Hamidli, Hacı Ömerli, Hasanlar, Mısırlı, Karanlı, Dalyanlı, Halikanlı, Yılanlı’oğlu, Atmalı, Sadaka, Taraş, Kızır Bereketli, Rumiyanlı, Mülkanlı-Melikanlı, Bakırlı, Hacılar, Hümadlı, Akcanlı, Mendolu” gibi alt guruplara ayrılmış Oğuz Türkmen Aşiretini.!.
    Günümüzde Anadolu, Suriye, İran, Irak topraklarında yurt tutmuş sayıları milyonun üzerinde olduğu bilinen ve önemli bir kısmı Kürt adı ile anılan Oğuz Evlatlarını.!
    Kürt Diyoruz da.!
    Oz be öz Oğuz Evladı Kürt adı almış, Anadolu’da Türkçülük harekatını başlatmış ve verdiği mücadelelerle bin yıldır süre getirmiş ırkdaşlarımızı, bir avuç Ermeni dönmesi PKK ve yandaş keferesinin söylemleri ve propagandası etkisinde kalarak, bu kardeşlerimizi yok sayıyor, adeta başka bir milletmiş gibi kabul ediyoruz.!
    Kürt adı almış ve Kürt lehçeleri konuşan Rişvan ve bunun gibi pek çok Oğuz-Türkmen Aşiretinin seceresi arşivlerde açık ve net.! Pek çoğunun atalarından gelme yüzlerce yıllık yapılmış soy ağaçları ve bu konuda Osmanlı arşivlerinde binlerce bilgi ve belge var.!
    PKK. Basın bürolarında hazırlanıp, milliyetçi profillerle sosyal medyaya dağıtılan, Türk’ü, Kürde, Kürdü Türk’e düşman edecek; bu kardeş ve ırkdaşları kavgalara tutuşturup “böl parçala yut” emellerinde kullanmayı düşünen kötü niyetli millet, devlet, kurum ve kişiler;
    Unutmayın ki.!
    “Kürtler Ne Kadar Kürtse, Türklerde O Kadar Kürttür”, diğer bir anlatımla Türkler Ne Kadar Türkse, Kürtlerde O kadar Türktür”.!
    Bu tarihsel ve sosyolojik bir gerçektir.!
    Not:
    Başta Rişvan Aşireti olmak üzere Kürt ve Kürt Alevisi adı almış Oğuz Türkmen Aşiretlerimizin tarihçeleri ve günümüzde yurt tuttuğu şehir, köy ve bu gün kullandıkları isimler kaynakçaları ile birlikte Bilge Oğuz Yayınları arasında yayınladığımız Oğuz Boyları (Aşiret, Oymak, Cemaatler) BOZOKLAR 1 ve ÜÇOKLAR 2 adlı kitaplarımızda verilmiştir. www.bilgeoguz.com.tr

    YanıtlaSil