17 Aralık 2013 Salı

Hayko Bağdat'a mektup

Hayko Taraf'ta bugünkü köşesinde yayımlamak için benden bir yazı istedi. Yazdım. Yayımladı sağolsun. Ama yayımlarken paragraf düzenini öyle altüst etmişler ki, yazıdan bir şey anlaşılmıyor.

Aslı burada.


*
Fazla abartmamak lazım. Sonuçta yasalara göre bir suç işlemişsin, usulüne az çok uygun olarak kovuşturulmuş, ceza verilmiş. Şimdi cezayı alan Sevan’dır diye bunun uygulanmasına karşı çıkmak hakkaniyete sığmaz. Adamına göre muamele edilirse esas o zaman itiraz etmek gerekir. Ne yapsın yani hakim? “Bu adamı beğenenler var, görmezlikten gelelim” mi desin?

“Herkes kaçak inşaat yapıyor, bir tek Sevan ceza alıyor” tezi doğru değil. Yakaladıkları herkesi çatır çatır yargılıyorlar, memleketin her ilinde inşaat suçlarından hapis cezası alıp yatan tonla insan var. Unutma ki gazetede okuduğun her “kaçak inşaat” haberi göründüğü gibi değildir; her dosyanın bir sürü inceliği vardır. Ayrıca bu suçları işleyenlerin büyük çoğunluğu bir kere işler, mevzuatın boşluklarını gözetir, dolayısıyla alırsa ufak bir ceza alır, o da eğer mükerrer sabıkalı değilse bir şekilde ertelenir ya da iptal edilir. Benim gibi otuza yakın sabıkası olan kimse yok bildiğim kadarıyla. İşlediği suçu alenen ve kanırta kanırta işlemiş olanlar da enderdir.

Verdikleri ceza orantısız veya akıl dışı bir ceza değil.  Toplam 21 ya da 24 yıl hapis cezam vardı, tam hesabını çıkartamıyorum. “Bu kadarı olmaz” dediler, bir çözüm yolu bulmak için epey uğraştılar. Sonuçta geçen Ekim ayında Sit Alanında İzinsiz İnşaat suçuna yeni bir düzenleme getirildi, benim hapis cezalarımın da yaklaşık 13,5 yıllık bölümü silinmiş oldu. Bunu görmezden gelmek doğru olmaz. Şimdi mesele bir yıl mı, üç yıl mı, beş yıl mı meselesi. Ve hangi koşullarda yatılacak meselesi. Benim yaşımdaki biri için bunlar önemsiz detaylar değil, ama kaldıramayacağım şeyler de değil.

Cezanın tamamını silemezler miydi? Silebilirlerdi bence, tam içyüzünü inan bilmiyorum. Bir nedenle silmediler. Belki “E canım hepsini affetsek olmaz, biraz yatsın kerata” dediler. Belki de bazı yazılarım birilerinin sinirine dokundu. Bilhassa sizin gazetede 6 Haziran’da çıkan “Her Başbakan İstifayı Tadacaktır” başlıklı yazım (http://www.taraf.com.tr/sevan-nisanyan/makale-her-basbakan-istifayi-tadacaktir.htm) tepki toplamış deniyor, belki nihai kararda etkisi olmuştur.

Olmuşsa olmuştur, hatta iyi olmuştur. Kimseye minnet borcu olmamak, bir sene fazla ya da eksik yatmaktan daha önemli bir şey bence.

*
İnsanın zaman zaman kendisiyle baş başa kalması lazım. Sosyalliğin fazlası iç disiplinini sarsıyor, düşünceni derinleştirmeni önlüyor.

Kaç senedir kafamda olmayacak cinsten bir hayal vardı, Venedik’teki Surp Ğazar Manastırına (http://en.wikipedia.org/wiki/San_Lazzaro_degli_Armeni) gidip “beni buraya alın birkaç seneliğine” desem acaba kabul ederler mi diye aklımdan geçiyordu. Geçen Ekim’de tam da bu nedenle Venedik’e gitmeye niyetlendim, hem oradaki değerli birtakım insanlarla sohbet etmek, hem de bunu biraz soruşturmak istedim. Olmadı, denk gelmedi.

Belki de iyi oldu. Manastırın vicdani bir bedeli var. İnanmadığın şeylere inanırmış görünmen, ya da en azından suskun kalman lazım. Hapishane o açıdan daha iyi. Manevi borcun olmuyor. Sadece bedenini bağlıyorlar, içine dokunamıyorlar. Alelade sosyal hayattan bile daha özgürsün bir bakıma.

Bilgisayarıma, kitaplarıma, bir de yalnızlığıma dokunmasınlar, gerisi çok mühim değil. “Elimden bir şey gelir mi” diye soruyorsan, bunu düşün derim.

*
Tabii ki konu bunlardan ibaret değil. Bunlar işin bana ve bu somut olaya müteallik olan kısmı. Bir de hadisenin arka planı var. Bu ülkenin yönetim biçimine, hukuk sistemine, önyargılarına, nankörlüğüne, ufuk yoksunluğuna ilişkin boyutları var. Suçu elbette durduk yerde işlemedim. Zevk için, ya da kazanç için de işlemedim. Sen bakma Eyüp Can’ın dediklerine, deli filan değilim. Daha ciddi bir şeyin mücadelesini veriyorum.

Ama o mevzuya girsem bu mektup bitmez. En iyisi burada keseyim, devamını Blogumda getiririm bir ara.

Gözlerinden öperim. Gezi’deki tavrını çok takdir ettim. Bedeli ne olursa olsun, o duruştan geri adım atmayacağından eminim.


7 yorum:

  1. Üstad,
    Spor yorumcuları, Messi, LeBron vb marifetli sporcular hakkında söylerler bazen: "en zor hareketi bile çok kolaymış gibi gösteriyor" diye, aynen size ithaf ediyorum. Cezanız kesinleştikten sonraki yazılarınıza röportajlarınıza bakıyorum da, sanki hapislik umurunuzda değilmiş gibi şahane ve güçlü tavrınızla benim için büyük bir umut kaynağısınız.

    Belki bir anlamı olur diye:
    celâliyle zâhir olsa, bu da geçer be yâ hu...
    cemâliyle âyan olsa, bu da geçer de yâ hu...

    bî karardır felek, daim döner durmaz bir an,
    dursa bir an, ne yer kalır ne gök kalır be yâ hu...

    kâh-ı zulmet, kâh-ı envâr birbir ardın devreder,
    kâh-ı lütuf, kâh-ı kahır, ondan olur be yâ hu...

    imtihan için oluptur daima neş'e, azâb
    sen, "sen"i bilmek içindir, kahrı lütfu be yâ hu...

    fâniya vird-i daim et bu sözü her zaman,
    gece gündüz hatırından hiç çıkmasın be yâ hu

    celâliyle zâhir olsa, bu da geçer be yâ hu...
    cemâliyle âyan olsa, bu da geçer de yâ hu...



    YanıtlaSil
  2. Şimdiden geçmiş olsun Sevan abi, umarım senin için sancısız ve gelişme doğuran bir süreç olur.

    YanıtlaSil
  3. Hakkaniyet nedir... diğerkâmlık ne ola ki? diyenler bu yazıyı okuyarak bir nebze bilgilenebilirler...

    YanıtlaSil
  4. Sevan abi,
    Sen hapisteyken blogunda yazilar yazmaya devam edebilecek misin?
    Hapishanede bilgisayar erisiminin olmayacagini biliyorum, ama dusuncelerini orda bir kagida döküp, sonra seni ziyaret eden birine o kagidi verip yine istediklerini blogunda yazabilirsin boyle. Degil mi?

    YanıtlaSil
  5. Túy Cortrando18 Aralık 2013 04:14

    Her ne kadar inanmasan da, Allah büyüktür. Bi bakarsın Tayyip aniden vefat etmiş, bi genel af çıkarıvermişler!... Hı, çok mu fantazi yaptım yoksa? Neyse... Gene de ümidini hep muhafaza et hocam.

    YanıtlaSil
  6. Esas üzüldüğüm tam ortalık hareketliyken (gerçi Türkiye'de ne zaman ortalık hareketli değil, o ayrı) senin güzel bakış açını ve yorumlarını güncel olarak okuyamayacağız abicim :)

    YanıtlaSil
  7. Túy Cortrando18 Aralık 2013 15:58

    Sevan hocam şimdi aklıma geldi, siz mümkünse içerideyken mektuplar yazın, hem facebook'a hem sitenize konulsun. Mesela Cübbeli hoca içerideyken, her hafta sitesinde yayınlanması için yaklaşık 10 sayfalık mektuplar yazıyordu, sonra dışarı çıkınca onları kitap yaptı.

    YanıtlaSil