21 Aralık 2013 Cumartesi

Müzik ruhun gıdası

Geçen seferki hapiste uzunca süre tek müziğim Brahms’ın Ein deutsches Requiem’iydi. Karajan’ın 1947 kaydı, sopranoda gencecik Elisabeth Schwarzkopf. Her gün iki üç defa dinledim. Brahms’ın armonileri ilk bakışta basit görünür, eşlik etmeye kalkarsan fark edersin altta ne kadar karmaşık sesler olduğunu.  Şimdi başından sonuna beynime kazınmıştır, bir akorunu duysam tüylerim diken diken olur.

Selig sind, die da Leid tragen, denn sie sollen getröstet werden. Die mit Tränen säen, werden mit Freuden ernten.

Oradaki “Freuden” üzerinde bir patlama var ki, ömre bedel.

Yahut ikinci bölümün sekizinci dakikasına doğru, “Denn alles Fleisch ist wie Gras und alle Herrlichkeit des Menschen wie des Grases Blumen” mısraına doğru tırmanan trombon fanfarı. Duvarları yıkarsın o müzikle.

Yahut üçüncü bölümün sonundaki büyük koral:

                Der Gerechten Seelen sind in Gottes Hand und keine Qual rühret sie an.

*
1985’te tek yönlü bir pasaportla beni Türkiye’ye gönderdiler. Geldiğimde ne olacağı belli değil. Tutuklanır mıyım? Hangi zindanda ne kadar kalırım? Meçhul.

Yolda birkaç saat Belgrad’da mola verdim. Daha uçaktayken başlamıştı; orada Meydan civarında volta atarken beynimi büsbütün esir aldı, başka hiçbir şey düşünemez oldum. Matthaeus Passion’un ilk korosu, baştan sona nota kaçırmadan hatırlıyorum, sonra her bir parti diğerinin üstüne binip devasa bir kontrpuana dönüşüyor, Bach’ın bile aklına gelmeyecek melodiler keşfediyorsun o yumağın içinde:

Sehet! Wen? Den Bräutigam.
Seht ihn! Wie? Als wie ein Lamm!
Sehet! Was? Seht die Geduld.
Seht! Wohin? Auf unsre Schuld.

O dönemde Peter Schreier’in Staatskapelle Dresden ile yaptığı kayıt var kulağımda. Schreier o müziğin dans ögesini vurgular, çarmıh yolunu kederli ve içe dönük muazzam bir raks olarak okur. Kolaysa her tarafın hoplamadan aklından geçir bakalım!

Şimdi Matthaeus Passion’da favorim Philippe Herreweghe’nin 1998’de yaptığı Andreas Scholl’lu kaydı. Daha elektrikli sanki.

*
Başka bir sahne, 2008 yazı, Ali’nin Kazancı Yokuşundaki evinde tek başımayım, dışarıda yapış yapış iğrenç bir sıcak. Bütün dünya tepeme yıkılmış, konuşacak kimse yok, küçük sevgilim de terketmiş. Londra’ya mı gitsem? Etiyopya’ya mı göçsem? İlla hapse girmek lazım değil, dışarısı da hapisten beter olabilir bazen.

O günün anısı da Missa Solemnis’tir. İlk üç bölümü boş ver; Sanctus’ta olağanüstü bir aleme adım atarsın. Önce gitgide yalnızlaşan, bu dünyanın kaygılarını terkeden bir dua: “Benedictus qui venit in nomine domini.” Sonra, en beklemediğin anda yerçekimi ortadan kalkar, başka bir boyuta kanatlanırsın: “Osanna in excelsis.” Tüm müzik tarihinin en büyülü anını söyle dersen işte o andır. Daha önce fark etmemiştim, o gün fark ettim. Karajan’ın Christa Ludwig’li Viyana Filarmonik kaydından dinleseniz belki siz de fark edersiniz.

Beethoven’in son dönem eserlerinde buna benzer anlar vardır. 32’nci sonatın yavaş bölümünde beşinci çeşitlemeden itibaren girdiğin yerçekimsiz alan mesela. Ya da Diabelli çeşitlemelerinin 24’üncüsünden itibaren adım adım içine yuvarlandığın tuhaf alem.


Gene de Missa Solemnis’in yanına hiç biri yaklaşamaz.

17 yorum:

  1. Gonul , Bruckner'in 9. Senfoni'sini de gormek isterdi bu yazida Sevan Aghparig.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. üç anıyı bir araya getiren 'hapis' temasını gözden kaçırmayalım.

      bu, esasen, bir müzik yazısı değil.

      Sil
    2. Bütün işaretler Sevan Nişanyan'ın bu sefer de hapisten büyük bir klasik müzik bestecisi olarak çıkacağı yönünde. Demedi demeyin.

      Sil
  2. hocam bu sefer çok çabuk kabullenmediniz mi yenilgiyi, defans adına hiç bir adım atmadınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. öyle olsa haberimiz olmaz mıydı?

      Sil
    2. hmm, o halde bir ihtimal daha var, bu yaptıklarınız da defansın bir parçası. yani hala ümidiniz var ama ters manyal veriyorsunuz. hmm, olabilir, ümitliyim ve beklemedeyim.

      Sil
  3. Túy Cortrando22 Aralık 2013 08:14

    Doğan HIZLAN'a rakip çıktı :) . Bu arada Elisabeth Schwarzkopf , " Çöl Ayısı Norman " ın halasıymış.

    YanıtlaSil
  4. Túy Cortrando22 Aralık 2013 08:24

    ' Şirince'de Bayreuth Festival'i gibisinden birşey tertiplemek ', nasıl olur? İyi olur bence bir düşünün derim.

    YanıtlaSil
  5. İnatlaşmanın gereği yoktu zaten. Dönüp dolaşıp sonunda Beethoven'a geleceğiniz belliydi. Hangi düşünen beyin gelmemiş ki !

    YanıtlaSil
  6. AHHH

    dun burdaydı, Lutfi Kırdar'da . Borusan Filarmoni ve Salzburg'dan bir koro, Missa Solemnis'i çaldılar.

    YanıtlaSil
  7. bence girmeyin hiç içeri ne gerek var, saçmalık. kadıköy don kişota sığının. cidden.

    YanıtlaSil
  8. Sevan abi her şeyin iyi hoş, seviyoruz takdir ediyoruz, ama şu goygoy merakını ve karşısında duyduğun heyecanı çözemedim. Neyse onu da anlamayıvereyim zaten, nedir ki. Elbet bildiğin bir şey vardır. Ama, tüm gün otelinde goygoy yayını yapıp, sonra rakı içtiğimiz vakit yanımıza gelip gençler pek durgunsunuz filan demeyeceksin. Sebebi belli çünkü. Olsun biz seni her türlü seviyoruz. O yüzden de hiç keyfim yok şu aralar. Sen pek sallamaz tavırlarda olsan da, işi makaraya alsan da, haksız yere hapse atılman koyuyor. Ne okuyacağız da kafamızda şimşekler çakacak şimdi? Biraz daha yazsam ağzımı bozmaya başlayacam, tadında bırakayım.

    YanıtlaSil
  9. Sadece halkça bir şey diyeyim size Sevan Bey. "Bu da geçer." İlla ki üzülüyorsunuzdur. umursamaz tavrınıza rağmen bunu anlamak zor değil. Sizin durumunuza çok uymasa da, "hapiste yatarken" belki aklınızın ucuna geliversin diye. Hatta belki aklınızda, ezberinizdedir, bilemem. Ama paylaşmak istedim. Umut olsun diye. Nazım Hikmet'ten...

    http://epigraf.fisek.com.tr/?num=931

    YanıtlaSil
  10. yorumlar daha iyi yalnız yazıdan :)

    YanıtlaSil
  11. sevan hocam. türk oğlu türk biri olarak sizinle gurur duyuyorum. yanlış cumhuriyet adlı kitabınızın şu an için sadece bir bölümünü okudum. batılılaşma ile ilgili kısmını okudum. sözü fazla uzatmadan diyeceğim o ki söylediklerinizde son derece haklısınız. umarım bir an önce cezaevinden çıkarsınız. bu ülkenin sizin gibi aydın insanlara fazlasıyla ihtiyacı var. bana kalırsa sizin yeriniz cezaevi değil meclis olmalıdır. eğer sizin gibi aydın insanlar mecliste olursa işte o zaman türkiye cumhuriyeti muasır medeniyet seviyesine gelir. yeni kitaplarınızı bekliyorum. sağlıkla...

    YanıtlaSil
  12. Haci Sevan sabah sabah icimi sisirdin, calisma eslikcisi olarak Brahms karartti ruh dunyami, Beethoven'dan sasmamak lazim!!!

    YanıtlaSil