30 Ocak 2017 Pazartesi

Hikmet incileri 5

Keyfiyet
Kabak tadı veren yanlışlardan. Keyfiyet “keyfilik” demek değil. Arapça keyfa, yani “nasıl”dan, “nasıllık” demek. Esasen “nitelik” ile eş anlamlı. Daha çok, “bir şeyin ya da olayın özgül niteliklerinin toplamı” gibi. Misal: Keyfiyeti müdür beye arz ettim. Zıddı “kemiyet”tir. Güzel bir kelime, harcanması yazık.

Kapitalizm
“Dünya o kadar tuhaf bir hal aldı ki, kapitalizmin kalesi sayılan ABD’nin müstakbel başkanı tüm serbest ticaret anlaşmalarını yaratacağını söylerken, dünyanın en büyük komünist partisi tarafından yönetilen Çin’in lideri XiJinping, Davos’ta çıkıp serbest ticareti ve globalleşmeyi savunuyor.” Aslı Aydıntaşbaş

TRT günlükleri
Richard Strauss, Capriccio operasının yaylı çalgılar altılısı için prelüdü. Asalet ve ağırbaşlılıkla dolu bir eser. 1942 tarihliymiş. Cücelerin istila ettiği bir dünyada böyle bir dev nasıl yürüyebildi?

İki gün sonra yine Richard Strauss, op.39, no 4 mü 5 mi duyamadım, Befreit adlı şarkı. Tüyler ürpertici bir güzellik.

Palm yağı
Başka ülkeleri bilmem, Sri Lanka’da A’dan Z’ye her şeyi palm yağında kızartıyorlar. Her yemekte uzaktan uzağa Reksona tuvalet sabunu tadı duyuluyor. Kanser oranları yüksek miymiş? Hiç sanmam.

Çağdaş hayatın geyikleri bunlar.

İşgücü
Davos’ta demişler ki, kadınların işgücüne katılımında önemli adımlar atılırsa ülkeler çağa ayak uydurabilir, mutlu ve sağlıklı bir geleceğe doğru emin adımlarla ilerleyebilirmiş. Miş. İyi de, önümüzdeki dönemde istihdam kapasitesinde ve işgücü talebinde feci düşüşler beklenirken kadınlar daha çok çalışsın demek niye? Milyonlarca insanı evine yollarken kadınlara niye öncelik verilmesin? “İşgücüne katılmak” iyi bir şey mi?

Hani kölelik kötüydü?

Demokrasinin sonu
Mounk ve Foa’nın araştırması ne kadar güvenilirdir bilemem. Ama sonuçları dehşet. Dünyanın sayılı ülkelerinde 35 yas alti nüfusta “illa ki demokrasi şart” diyenlerin oranı yeri öpüyor; Hollanda ve ABD’de %30 dolayı, İngiltere ve Yeni Zelanda’da %25’in az üstü. Buna karşılık yetmişlik ihtiyarlar arasında demokrasi hala muteber, %70 dolaylarında destek var.



Doğruysa bu iş bitmiş demektir. Demek ki demokrasi tapkınlığı 1930’ların 40’ların krizlerine verilmiş bir konjonktürel tepkiymiş, çağını doldurmuş. Değişmez güdüler olan özgürlük ve güvenlik arayışına artık yeni formüllerle cevap bulmak gerekiyor.
  
Lastik
Yazılarım neden hep kısa başlayıp durmadan uzuyor?

14 yorum:

  1. Richard Strauss op 39 no 4, Befreit

    YanıtlaSil
  2. sözlerin soy ağacı kitabınızın yeni baskısı cikacak mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben hapisten çıktıktan bir müddet sonra.

      Sil
  3. "Kadınlar daha çok çalışsın" gibi sözler, aptal aptal şeyler. Gitsinler tiyatro, müzik, sanatla uğraşsınlar. Bir insanın manyak olması lazım, imkanı varken kitap okumaya, resim yapmaya, sanata harcayacağı zamanı gidip de şirketlerde para için tüketmesi için.

    Birleşik Arap Emirlikleri'nden Araplarla defalarca sohbete girdim demokrasi konusunda. Devlet evimi veriyor, arabam var, konforum yerinde memnunum diyorlardı. Benzer sözler. Eğer özgürlük, güvenlik ve konforum olduktan sonra benim de umrumda olmaz açıkçası demokrasi var mı yok mu.

    YanıtlaSil
  4. "Demokrasi olmazsa ekonomi çöker, sanayi olmaz" gibi düşünceler de doğru değil. Hatta bunun tam tersi otokrasiye yakın yönetimlerde ülkelerin sanayileri kalkınmış. Bununla ilgili makaleler de var. Uzakdoğuda demokrasinin ekonomik büyümeye katkısı olmamış mesela. Sadece inovasyonda faydası olmuş. Kaldı ki günümüzde medyayı ele geçiren, demokrasinin kontrolünü de eline alıyor. Medyaya bağlı yaşayan insanların düşünce bakımından özgürlüğü ne kadar mümkün olabilir ki seçimlerini özgür yapabilsinler. Kaldı ki; kapitalist sistem ile demokrasi ne kadar uyumlu? Bence uyumlu değil Sevan Abi. Demokrasi tapkınlığı da bir çeşit muhafazakar düşünce bence.

    Gerçek elitlerin devleti yönetmesi bana demokrasiden insanlara daha faydalı bir sistem olabilir mi düşüncesi var. Hatta mümkünse Robotlar. Çünkü robotlar rasyonel kararlar alan varlıklar.

    YanıtlaSil
  5. Sevan Nişanyan31 Ocak 2017 04:16

    Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevan Ağabey. Kaale aldığına mutlu oldum.

      Şöyle düşünüyorum;

      “Kadınlar iş gücüne katılsın” demek, kadınları insan olarak eşit görmemekle açıklanabilir. (Bence iddianın tersi yani) Ayrıca; çalışmayan kadın eğer kişiliksiz birey haline dönüşüyorsa, bu durum kafa yapısından ve sistemden kaynaklıdır.

      Sistemi ve kafa yapısını düzeltmek yerine, kadınları iş gücüne katılmaya zorlamak, çekiçle pata küte vurarak onarım yapmaya çalışmak gibi.

      Çalışmak istemeyen kadının özgürlüğüne saygı duyulmuyor. Niye? Çünkü sistemde değeri olan bir ürün veya hizmet üretmek veya üretimine enerji harcamak cinsiyet ayrımı gözetmeksizin bireylerden beklenen şey. Erkek de üretmese, o da kişiliksiz olur.

      Eski kız arkadaşım şirkette çalışıyordu. Mutsuz olduğunu görüyor ve üzülüyordum. İtelememle işini bıraktı, tiyatro yönetmenliği okudu ve şimdi tiyatro ile uğraşıyor. (Niye itelememle? Çünkü şartlandırmışlar, kadın olarak iş gücüne katılmalısın, kalmalısın diye) Yine üretiyor (oyun yazıyor) fakat ürünün kapitalist sistemde değeri çok düşük. Okulu bitirene kadar zorlandık. Fakat bu nasıl özgür bir sistem ki; özgür seçim yapmanı zorlaştırıyor, değeri olan ürün veya hizmet üretmezsen kişiliksiz bir insan haline dönüştürüyor.

      Şu da var; Darwin’e göre de, şahsi gözleme göre de kadınlar birey ve insan olarak eşit olsa da, evrimsel olarak eşit değiller. “Kadınlar iş gücüne katılsın demek”, “100 kiloluk zencilerin güreş müsabakasına, 50 kiloluk filipinliler de girsin” demek gibi bir şey. “Cinsiyet ayrımcılığı” da sistemin sonucu.

      Çalışan kadının da kafası açılmıyor; Enerjisini iş gücüne harcayan insanın kendini geliştirmesine enerjisi ve zamanı kalmıyor. Ve durmadan vasat insanlar (kadın ve erkekler) çıkıyor. Bu vasatlık sonucunda Richard Strauss’lar değil, Hande Yener’ler, Justin Bieber'lar, Trumplar talep görüyor.

      Sil
  6. Demokrasi arzusu TR de ne durumda acaba ? Trump Putin eksenindeki dünya 1930 lardakı gibi bir krizle yüzyüze gelirse belli de yeni New Deal'in yazılması sırasında demokrasi teması da önemini kaybeder. Hayek'in öngördüğü gibi bir "elit-loberteryanist"sistem görürüz belki de.

    YanıtlaSil
  7. ya çok merak ettim, vereceğiniz cevapla kendimi aptal gibi hissetmeyi de göze alarak soracağım: yahu siz hapiste değil misiniz? nasıl böyle günübirlik yazılar yayınlıyorsunuz, mektupla falan mı gönderiyorsunuz? hadi yazıyı geçtim, burada bir yorumcuya cevap bile vermişsiniz, bu nasıl oluyor :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben yanıt verdim isim yerine, bir an boş bulunup yanlışlıkla Sevan hocanın ismini yazdım.

      Sil
    2. Yorumunuz kaldırıldı, kendi isminiz ile yeniden yazar mısınız?

      Sil
  8. Dil devrimi zararlarından.

    YanıtlaSil
  9. Mehmet Şevket Eygi de bir yazısında keyfiyet ve kemiyet kavramlarına değinmiş;
    İnsan Kemiyet ve Keyfiyet
    http://www.milligazete.com.tr/insan_kemiyet_ve_keyfiyet/mehmed_sevket_eygi/kose_yazisi/33007
    Yazıda aşağıdaki kısımlara katıldığım için alıntılıyorum;
    "BİR ülkenin nüfusu sadece kelle sayısı ile ölçülmemelidir. Şu ülkede beş milyon, öteki ülkede elli milyon, bir başkasında yüz elli milyon kişi yaşıyor demekle iş bitmez. Kemiyetin (rakamın, kelle sayısının) yanında keyfiyetten de bahs edilmelidir."
    "İnsanlar nasıl vasıflı veya vasıfsız olabilir?
    Birincisi doğuştandır. İnsan olarak tahtası, kumaşı sağlamdır, kalitelidir, değerlidir.
    İkincisi: İyi bir eğitimle.
    Kaliteli bir eğitim ve ortam orta vasıfta bir insanı yükseltir, değerlendirir, vasıflı kılar.
    Kalitesiz, berbat, bozuk bir eğitim zeki ve kabiliyetli insanları köreltir, işe yaramaz hale getirir.
    Lise tahsili yapamayacak çocuklarını zorla, ite kaka, eğitimi sulandırarak okutan, ardından üniversiteye gönderen ülkeler, intihar etmiş olur.
    Almanya ilk temel öğretimden sonra, zorlu sınavlar yaparak, gimnazyumlarda okuyamayacak gençlerini meslek eğitime yönlendirmek suretiyle kalkınmış, dillere destan üstünlükler elde etmiştir."
    "Siyaset, fitne fesat, terör, magazin, ıvır zıvır dedikodularıyla, gevezelik ve zevzeklikleriyle, komplo teorileriyle uğraşmaktan, eğitim ve mektepler konusuna vakit ayıramıyoruz."

    YanıtlaSil