24 Ocak 2017 Salı

Rejim dersleri - 2

[Demokrasi neye yarar? Monarşi neden battı? Cumhuriyetimiz neden kuruldu? Niye yürümedi?]

Dün Osmanlı hanedanının neden battığından söz ettik. Bugün cumhuriyetle devam ediyoruz.
…..
Neden cumhuriyet
Türk ve islam tarihinde kadim usul, bir hanedan eskiyince yerine yenisinin gelmesidir. 1920-23’te neden öyle olmadı?

Üç faktör sayalım.

Birincisi gene dışarıdan, bu sefer Fransa’ya ek olarak Almanya ve Rusya’dan esen fırtınalardır. Fransa bizim yüz yıllık modelimizdi; Almanya savaşta kader ortağımız, Rusya 1920’lerin başında tek dostumuz. Fransa kırk yıllık cumhuriyetti; Rusya 1917’de, Almanya 18’de monarşiyi devirip cumhuriyet ilan ettiler. Bizde başka türlü olması çok zordu. Oysa Britanya gölgesindeki Mısır’da, İran’da, Irak’ta, Ürdün’de yeni monarşiler denendi. Kimi kısa sürdü, Ürdün’deki halâ yürüyor, pekalâ da sağlıklı.

İkinci faktör iç siyasi dengelerin niteliği ile ilgili olabilir. Tam emin değilim ama, 1923’te Gazi Paşa’nın siyasi gücü henüz padişahlık ilan etmeye yetmezdi desek çok yanılmayız sanırım. Bu demek değil ki düşünülmedi; Ya da Arnavutluk’ta başbakanken krallık ilan eden Ahmet Zogu gibi, yahut İran’da askeri, diktatörken şah olan assubay eskisi Rıza Pehlevi gibi, sonradan olamazdı. Belki cesaret edilemedi.

Üçüncü faktör en önemlisidir. Gazi’nin evladı yoktu. Öyle anlaşılıyor ki ilerde olabileceğine dair bir beklenti de yoktu. Evladın yoksa ırsî monarşi neye yarar?

Türkiye’de cumhuriyet rejiminin sebepleri o halde neymiş? Bir, Avrupa’nın bazı ülkelerindeki olayların etkisi. İki, siyasi liderin kritik dönemeçte yeterince güçlü olmaması. Üçüncü olarak, kişisel ahvalindeki bazı sıkıntılar. Sözünü etmeye değer başka sebep görebiliyor musun? Ben göremiyorum.

İşleyen var …
Buna karşılık Türkiye’de kurulan cumhuriyet rejimi, demokrasilerden beklenen asgari faydayı sağlamakta yetersiz kaldı. Neydi o fayda? En başta söylediklerimiz: iktidarın vukuatsız devrini sağlama almadı. Süresini sınırlayamadı. Dolayısı ile meşruiyeti sağlama olamadı.

Terimlerimizi tanımlayalım. Vukuatsız, yani silah ve kelepçe kullanmadan; ayrıca eski iktidarın adamlarını cehennemin ta dibine kadar kovalamak zorunda kalmadan. Sınırlı, yani beş yıl, on yıl, her ne ise, makul iktidar süresinin sonunda iktidar sahibine törenle plaket verip alkışlar arasında evine yollamacasına. Meşru, yani eski iktidarın adamları dahil siyasi aktörlerin kahir çoğunluğuna “e canım, sevmiyoruz mevmiyoruz ama hakkıymış” dedirterek.

Mesela nasıl diye sorarsan, meşhur örnek ABD’dir. 228 yılda 44 defa, bir tek istisnayla (Lincoln), makul sürede ve vukuatsız değişimi başarmışlar. Gerçi son yıllarda oğul, kardeş, eş marifetiyle iktidar uzatma denemeleri sıklaştı; kaygı verici bir gelişmedir.

Bir o kadar etkileyici başka örnek Almanya’dır. Yetmiş yılda sekiz başbakan değişti, ortalaması dokuz yıl eder. Hepsi süresinin sonunda sessizce köşesine çekildi; Adenauer ve Kohl gibi direnmeyi aklından geçireni, hafifçe kolunu büküp gönderdiler. Hepsi büyük çoğunluk tarafından rahmet ve minnetle anılıyor.

İngiltere de fena değildir. Yetmiş yılda on dört başbakan. Gittikten sonra geri gelmeye teşebbüs eden iki tane (Churchill ve Wilson), onlar da çok kısa sürede tasfiye edilmiş. Almanlardan farklı olarak İngilizler eski liderleri kuyruğuna teneke bağlayıp uğurlamayı seviyor, belki aklına yanlış fikirler gelmesin diye.

Fransa 1958’den sonra başarılı. Mitterrand’ın 14 yıllık saltanatı can sıkıcı olunca hemen müdahale edip limiti on yıla indirdiler. İndira Gandhi’nin tökezlemesini saymazsan Hindistan da başarılı sayılır.

Çin apayrı bir model. Bir küsur milyar nüfusla demokrasi olmaz deyip, iktidar devrini ve meşruiyeti kurumsal bir oligarşi içinde halletmeyi deniyorlar. Mao’nun ölümünden bu yana başarılı görünüyor. Ama otuz küsur yıl nedir ki? Hiç.
… .


Devamı yarın. Yarın bitecek, söz. 

26 yorum:

  1. Üstad sağolasın yahu,Harvard ve New Yorker'ın yerel bayisi olarak bize çok büyük hizmet sağlıyorsun.Ben de neden cahiller iktidar oluyor diye arıyordum siz açıkladınız.Ancak yine de şunu anlayamadım:Toplum birbirinden çok farklı sınıflar ve gruplardan oluşurken neden hepsinin oyu aynı değere sahip? Yani Harvard'daki hukuk profesörü ile profesör çıktıktan sonra yerleri paspaslayan yeni vatandaş olmuş Meksika kökenli Gomez kardeşimiz neden aynı güçte oy kullanabiliyor.Neden çiftçilerin oyu 3 puan memurların oyu 2 puan banka CEO'su 10 puan değerinde oya sahip değil üstad.Saygılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü "siyasi sağduyu"nun tahsille, statüyle, ünvanla hiçbir ilgisi yok.

      Sil
  2. Sayın üstad,demokrasiyi anladık da devlet neden var? Avcı toplayıcılarda yok böyle bir kurum.Liberallerin dediği gibi sadece güvenliği sağlamak mıdır devletin görevi yoksa Marxistlerin dediği gibi ekonomik düzenin sonucu olarak mı ortaya çıkıyor,yani başımızda silahlı bir otorite olmazsa birileri akşama kadar masada ara sıra yazı yazarken diğerleri akşama kadar madenlerde,tarlada,inşaatlarda çalışmayı kabul etsin diye mi var lütfen bizi aydınlat sayın üstad sonuçta sen Amerika görmüş New Haven görmüş birisin.

    YanıtlaSil
  3. 15:00'da ve 18:05'te yorum yazan arkadaşlara hayran kaldım.Bende uzun müddet yazdım.Sonra sildim.Kehf 93'e laf anlatılmaz.Adamlar dünyada eşi benzeri görülmemiş bir zulm ile zulmettiler bize.Birileri halen neden demokrasi diyebiliyor.Sen şu zulümlerden bahset hele.İster şapka takarım ister sarık de.Dilediğim dili konuşurum,değiştirmek sana düşmez de.Hilafeti de saltanatı da demokratik çoğunluğa sahip halk mı kaldırdı yoksa faşist bir yönetim mi de..Desene !!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın. Görülmemiş bir zulüm(!) gördüğümüz için de imam hatip mezunu nevrotik bir adamı başkan seçmek zorundayız.

      Sil
  4. Çinde democratic centralism olarak adlandırılan, bir üçgen gibi tabandan tepeye doğru aşamalı şekilde seçim yapılan bir sistem var. 18 yaşını geçen herkes oy kullanıyor. Her bölge bir üst meclise seçtikleri temsilcilerini gönderiyorlar. Sonra o temsilciler kendi aralarında yaptıkları seçimle kendi temsilcilerini ulusal meclise gönderiyorlar. Ulusal meclis başkanı seçiyor. Sisteme göre liberal birisi tabandan tepeye gelip Çin'de başkan olabilir mi? Olabilir. Fakat Çin Komünist Partisinin adamı değilsen sistem, real durumla örtüşmüyor. Günümüzde Türkiye'de AK partinin adamı değilsen, devlet teşvik ve kredilerini alamaman gibi bir durum var. Yasaya göre her vatandaş, koşulları yerine getirdiğinde devlete başvurup teşvik alabilmesi lazım aslında.

    21:35'teki yorum yapan Adsız kişi. Azcık sakin olun yahu. Ananem de babamı sevmezdi. Çocukluğumda "Git babana karaktersiz de", "Elleri kırılasıca de", "Kahrolasıca de" diye bağırıp dururdu. O geldi aklıma. Gidin kendiniz deyin yani. Ne Sevan Abiyi kullanıyonuz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Makaleye katkı sağlayan yorumunuz için teşekkür ederim.
      @hgsahin

      Sil
  5. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke günde 10 post yazsa. Türkiye'de okucak insan bulamadığımızdan ya İngilizce okuyoruz ya da Sevan Nişanyan'ın bloğuna bakıp bakıp duruyoruz.

      Sil
    2. Nişanyan adına konuşmak bana düşmez.Lâkin,kinayeli dil kullandığınıza göre bir bildiğiniz var demek ki.Cevabı da siz yazsaydınız aydınlanırdık.

      Sil
    3. Büyük oyun bozucular buraya da sicramis. Ulan Sevan Nisanyan hesap kitap yapacak adam olsa su an hapiste mi olurdu? Hodri Meydan Kulesine gidiniz, hesapsiz kitapsiz baskaldirinin abidesini görünüz.

      Sil
    4. @for_auir he canım he, büyük oyun bozucu sıçramış. burası üç tarafı dağlarla çevrili korunaklı bir mevki oysa, nasıl sıçradılarsa.
      bir senede 9 post atan biri bir ayda 30 post atarsa zihni melekelerini yitirmemiş biri sorar "hayırdır?" diye. sen anlamazsın. hesap kitap yapanlardan hapse düşen de çok olur ayrıca. hesabın yanlış çıkması deniyor ona da.

      Sil
    5. Ulu reis asiklari facebook sayfasinda büyük resim görsen de surda adam gibi okusak Nisanyan'i. Uzun zamandir yazmiyordu, tadini cikarsak. Illa salca olacaksin degil mi gerzek gerzek fikirlerinle.

      Sil
    6. Bu blogda yorum yazan insanlar birbirine hakaret etmez genelde bilmem dikkat ettin mi?
      Muhatabına "gerzek fikirler" izafe etmek bir argüman değildir, argüman geliştirme konusunda aciz olduğunun ilanıdır.
      Reis'e bir sana iki bu arada, o kadar salaksın ki...
      Benim sıçtığım bok senden daha zeki.

      Sil
    7. Rıza Ertuğrul, lütfen başka yorum yazmayınız, yayınlanmayacaktır.

      Sil
  6. Bir küçük ekleme: ABD'deki ikinci bir istisna 1933-45 arası FDR. 4 seçim kazanmış üst üste. Ondan hemen sonra zaten 2 dönem kuralını getirmişler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayılmaz. "Makul süre" dedik. Büyük savaş döneminde 13 yılı herkes makul süre saydı.

      Sil
  7. 90 yıllık zaman dilimi az olmasa da, diğer ülkelerle karşılaştırıldığında "daha zaman var" denecek gibi. Bizde er geç benzer duruma geleceğiz.Buna, galiba 'gelişmişlik' diyorlar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır, sosyolojiyle alakası yok bence. Oyun kurallarıyla, yani anayasayla alakalı.

      Sil
  8. Beklemeyecek derecede yüzeysel bir yaklaşım olmuş ne yazık ki. Avrupa'nın Osmanlı devleti ile kurduğu siyasi ve iktisadi ilişkileri, Avrupa ülkeleri arasındaki rekabeti, ülkenin içinde teba olarak bulunan Hıristiyan nüfusun zamanla güçlenerek komprador bir burjuva haline gelişini, yönetim ve iktisadi hayat üzerindeki etkilerini, doğuda Kürtlerin baskısını/tehdidini göz ardı ederek, tüm bu çeşitliliği bir arada tutmak için meclis gibi bir mutabakat/ikna platformunun gerekli olduğunu göz ardı ederek, saltanat değil de Cumhuriyette karar kılınmasını Kemal'in çocuğu olmamasına bağlamak o kadar rövanşist bir yaklaşım ki, içinde bulunduğunuz durumdan kaynaklanan duygusallığınıza bağlıyorum.

    Bu yaklaşımla ikinci meşrutiyeti nasıl açıklarsınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Duygusal" dediğiniz görüşü ilk kez 1994'te yazdığım, 2008'de yayınladığım Yanlış Cumhuriyet'te dile getirmiştim.

      Sil
  9. Pardon ama burda Atatürk'ün aklına hakaret ediliyor. Cumhuriyet ilanının nedenleri nasıl da eften püften sebeblere bağlanabilir. Atatürk çok araştırdı ayrıca Rusya'dan da teklif geldi komünist olun diye. Biliyorsunuz kurtuluş savaşında bize tek yardım eden Rusya idi. Atatürk kabul etmedi. İsviçre anayasasını temel alarak Türkiye'ye uygun bir anayasa hazırladı. Ekonomi politikası da tamamen Türkiye'ye özgüdür. ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Owww, ortaokul tarih kitabı da geldiğine göre artık dağılabiliriz.

      Sevan Bey de artık bu blogu kapatabilir. Ortaokul tarih kitabında yazıyor zaten ne lazımsa, değil mi?

      Bir alıntıyla bitirelim:

      "Bunlar zaten kitapta yazıyor" (Anonim)

      Sil
    2. "İsviçre anayasasını temel alarak"? "Rusya'dan teklif geldi komünist olun diye"? "Ekonomi politikası tamamen Türkiye'ye özgüydü"?? Fantastik edebiyatı deneseniz Fatoş hanım?

      Sil
  10. "[M]eşhur örnek ABD’dir. 228 yılda 44 defa, bir tek istisnayla (Lincoln), makul sürede ve vukuatsız değişimi başarmışlar."
    Bu, 2 Temmuz 1881'de katledilen Başkan James Garfield ve 6 Eylül 1901'de katledilen Başkan William McKinley sayılmazsa doğrudur. Hadi JFK'yi Cumhuriyetten sonra olduğu için hesaba katmayalım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özensizce ifade etmişim. Kastedilen şey 1) süre aşımının önlenmesi, 2) meşruluğa dair konsensusun sağlanması.

      Sil