21 Şubat 2017 Salı

Hikmet incileri 10


Yatay Büyüme
Yatay büyüme iyidir diyorlar - yani eskiden buralar dutluktu olan yerler artsın. Hangisinin ekosisteme zararı daha fazla? Yatay büyümenin her metrekaresi için kaç çevreyolu, kaç otopark, kaç litre benzin ve mazot lazım?

Nüfusu azaltmaktan başka çare yok.

Nüfus
Tek çare kitlesel kısırlaştırma diyenlerin sayısı artıyor. Ama öyle görünüyor ki yakında o da çare olmaktan çıkacak. DNA örneğinden klon almak bugün yarın mümkün olacakmış. Bir kaba tükürüp "getir bana yüz çocuk" diyebiliyorsan nüfusu kontrol altına alma imkânı mı kalır?

Taaddüdü zevcat
Abdülhamit'in torunu olduğunu iddia eden hanımefendiye CHP milletvekili Özgür Özel olağanüstü orijinal bir yanıt şaklatmış:

"Sen Atatürk'e dil uzatıyorsun ya, eğer Atatürk olmasaydı sen mutlaka yine yaşardın. Ama hangi paşanın kaçıncı karısı olurdun, sen düşün."

Hanımefendi yerine ben düşündüm. Bildiğim kadarı ile 18.yy sonrasında Osmanlı hanedanına damat gelenlerin çok eşliliği söz konusu değildir. Daha önce nasıldı emin değilim ama çok farklı olacağını sanmam.

Nilhan hanımın özel hayatına ilişkin tercihlerini Özgür bey nereden biliyor, onu da merak ettim.

CHP
Referandum konusunda bildiğim tek şey var: CHP'nin her çabası ters tepecektir. Hayır oyunun "CHP pozisyonu" olarak algılanması bir tek sonuç doğurur, o da hayır oyunun yüzde 25 (artı yüzde on küsur HDP) bandına hapsolmasıdır.
Yapabilecekleri en verimli iş susup ortadan kaybolmak.

Atam yatam

Öbür türlü çok makul, çok güzel şeyler söyleyen bir güzel kadın da demiş ki "Sıradan bir seçim değil bu. Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyet'i ilelebet payidar olmaya devam etsin mi yoksa bitirelim mi oylaması resmen."

Böyle sorarsanız ben bitirelim derim. Büyük çoğunluk da öyle der. Sahiden farkında değiller mi bunun?




İlelebet payidar
'İlelebet payidar olmaya devam etmek' oksimoron oluyor. Etmese ne olacak. Eskiden ilelebet payidardı artık değil mi olacak. Temporary eternity?

Kendiliğindencilik
" ABD'de havalimanlarında, sokaklarda, İngiltere'de çeşitli kentlerde yaygın, kendiliğinden protesto eylemleri..." (Ergin Yıldızoğlu)

Mitinglerin demir yasası: Tasvip ediyorsak kendiliğindendir, etmiyorsak manipüle edilmiştir. Kamyon kamyon adam taşımışlardır. Mihraktır.

TRT3 günlükleri
4 Şubat akşamı Rudolf Serkin'den Beethoven 32, ne büyük bir hediye! dehanın alameti farikası: Her dokunuşunda uyanık bir aklın varlığını hissediyorsun.

Beethoven son sonatları yıllarca Maurizio Pollini'den dinledim. Sonra Arrau, Backhaus ve Kempff geldi. En son Glenn Gould'da karar kılmıştım. Şimdi bu.

Amerikan Sapığı
Bret Easton Ellis, American Psycho. Amerikan toplumunun beyinsizleşmesine dair bir beyinsiz Amerikan romanı. Kötü. İlginç olanı 1991'de yazılmış, beyinsizliğin ilahı ve simgesi olarak seçtiği karakter kim? Donald Trump.



23 yorum:

  1. "Atatürk olmasaydı sen köle olurdun, sen kul olurdun" sözler insanın şahsına yapılmış bir hakaret. Atatürk olmasaydı da ben "padişahım sen çok yaşa" falan demezdim. Kendileri derlerdi demek ki; asıl kendileri bilmem kimin kaçıncı karısı olurdu demek ki; seçimlerini ve yaşam özgürlüklerini Atatürk'ün varlığına bağlıyorlar. Aynı nedenle günümüzdeki otoriterleşmeye karşı pasif ve etkisizler. Çözüm üretme yeteneğinden yoksun, klişe sözleri tekrar etmekle meşguller. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in payidar kalmasından ziyade, insanların sivil yaşam hakları ve özgürlüğüne önem verseler, şimdi daha insana yakışır bir toplumda yaşıyor olurduk.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Atatürk olmasaydı da ben "padişahım sen çok yaşa" falan demezdim."

      Heyt aslanım benim :) Şu an Atatürk'ün kurduğu cumhuriyette bunu rahatlıkla söyleyebiliyorsun tabii. Osmanlı'da padişaha "çok yaşa" demeyenlerin sonları ne olmuş bi oku öğren istersen.

      Sil
    2. Emrah Durmaz Bey, size ve Nişanyan'a blogumdaki şu yazıyı okumanızı öneriyorum.

      http://dilbilig.blogspot.com.tr/

      Sil
    3. Porsukcuğum. Siz Aslan olarak adlandırınca... Demek ki; ülkede İslamcı bir rejim kurulsa, siz sonunuz kötü olmasın diye "çok yaşa" diceniz veya porsuk gibi kendinizi kuma gömceniz. Şimdi de "çok yaşa" demeyip, bedel ödeyenler var. Atatürk'ün kendisi de bir yerden sonra "padişahım çok yaşa" dememiş. Madem öyle, hiçbir etki gösteremeden bekleyin mezarından çıkıp kurtarsın sizi. Senelerdir "sen kalk ben yatam" diye beklediğiniz gibi.

      Sil
    4. Padişahlık sistemi kalsaydı (mesela İngiltere, Japonya, İspanya gibi ülkelerdeki monarşiler gibi) elbet 21. yüzyılda farklı olurdu. Tıpkı bugünkü cumhuriyetin, Atatürk'ün kurduğu cumhuriyetten farklı olması gibi. Ya da Sultan Reşat'ın padişahlık yetkilerinin 4. Murat'ınkinden farklı olması gibi. Üç aşağı beş yukarı aynı haklara sahip olurduk heralde. En azından üniversite mezunu olurdu padişah, şimdiki meraklısının aksine.

      Sil
    5. Cumhuriyette de Mustafa Kemal'e kayıtsız şartsız teslim olmayanların sonu ne olmuş oku öğren istersen

      Sil
    6. Sn Betici. Daha yakın dönemde "başlık parası" adıyla kadınlar alınıp, satılıyordu Türkiye'de. Kölelik Osmanlı'da kaldırılmış fakat el altından devam etmiş, Atatürk kaldırmış şeklinde bakıyorsanız, Cumhuriyet Dönemi kölelerini de ele almak gerektiğini düşünüyorum. Tutun ki; kölelik Atatürk tarafından kaldırılmış olsun, bugün Suudi Arabistan'da bile kölelik yasal olarak suç. Biz Suudilerden toplum olarak daha mı aciziz ki; 2017 yılına kadar köleliği kaldıramayacağız.

      Sil
    7. Başlık parası adlı gelenek hâlen kimi yörelerde sürmekte, bitmiş değil. Bitirmeye kalkarsanız da "dinimizi, geleneğimizi bozmaya çalışıyor gavur Kamalistler" şeklinde bir karşı çıkışla karşılaşırsınız :)

      Suudi Arabistan'da kölecilik hâlen sürmektedir, bitmiş falan değil, özellikle Nepal, Filipinler, Yemen, Somali, Bangladeş, Endonezya gibi yoksul ülkelerden Suudi Arabistan'a gidip, zengin leyhlerin evlerşnde hizmetçilik yapıp ailelerine para gönderen yüzbinlerce genç kadın var. Bu kadınlara çalışmaya başlamadan önce Arapça bir belge imzalatırlar, bu belge "kölelik sözleşmesidir", bu kadınlar resmî olarak, şeriata uygun biçimde köledirler. Evin hanımından da şeyhden de her türlü kötü muameleye maruz kalırlar, tacizler, tecavüzler de cabası, çünkü şeriata göre cinsellik için cariyelerin rızası gerekmez. Hatta birkaç yıl önce bu durumdaki bir genç kadın kaçmak isterken sokakta vatandaşların lincine uğradı ve öldürüldü. Çünkü halk da köleciliğin şeriatta yeri olduğunu biliyor.

      Osmanlı'Da da kölecilik vardı, hiçbir zaman da kaldırılmadı. İngilizlerin zoruyla kaldırıyormuş gibi yaptılar sadece. Köleciliği tümüyle kaldıran cumhuriyettir, bu çok açık. İslami bir rejim köleciliği kaldıramaz zaten, şeriatta yeri vardır.

      Bugün, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn gibi ülkelerde de kağıt üstünde güyâ kölecilik yoktur ancak fiili olarak kölecilik sürmektedir, bu ülkelere çalışmaya gidenlere anlamadıkları bir belge imzalatılır Arapça, burada şer'i hükümler yer alır ve kişi resmen köle olur.

      Cumhuriyet dönemi köleleri derken siz de abarttığınızı biliyorsunuz, bu nedenle o konuya girmeye gerek yok, isterseniz konuyu açarsınız tartışırız.

      Sil
    8. "Padişahlık sistemi kalsaydı (mesela İngiltere, Japonya, İspanya gibi ülkelerdeki monarşiler gibi) elbet 21. yüzyılda farklı olurdu. Tıpkı bugünkü cumhuriyetin, Atatürk'ün kurduğu cumhuriyetten farklı olması gibi. Ya da Sultan Reşat'ın padişahlık yetkilerinin 4. Murat'ınkinden farklı olması gibi. Üç aşağı beş yukarı aynı haklara sahip olurduk heralde. En azından üniversite mezunu olurdu padişah, şimdiki meraklısının aksine".

      Tuğsan Bey, bence yanılıyorsunuz. Örnek verdiğiniz ülkelerin nüfuslarının büyük çoğunluğu Müslüman değil. Çoğunluğu Müslüman olan hiçbir toplumda demokrasi ve insan hakları gelişemez. Dünyadaki örneklere bakınız, bana bu konularda gelişmiş bir tane Müslüman ülke gösteriniz.

      Padişahlık sürseydi bugünkü Türkiye İngiltere, İspanya gibi değil Suudi Arabistan gibi olurdu, hadi bir iki tık daha yukarı olsun Endonezya, Malezya'nın monarşik versiyonu olurdu.

      Sil
    9. Önceki iletimle bağlantılı, konuya ek olarak şu bağlantılara da bakabilirsiniz

      http://gvnet.com/humantrafficking/SaudiArabia.htm

      https://en.wikipedia.org/wiki/Human_trafficking_in_Saudi_Arabia

      Daha nicesi var, kendiniz araştırabilirsiniz.

      Sil
    10. Suudi Arabistan’da fiiliyatta köleliğin bitmediği için zaten “yasal olarak” kelimesini kullandım. Fakat sonuçta yasal olarak, kölelik yasak mıdır? Evet. Halk tarafından bir kesimin köleliğe karşı olma durumu da cabası. Demek ki; Elit denen en kafası çalışan kesim, Suudi Arabistan’da bile “kölelik yasaktır” diye imza atabiliyorlar. Tutun ki; Atatürk hiç yaşamadı, Youtube’ın var olduğu günümüzde, Avrupa dibindeki bir ülke olarak bizlerin durumunun Suudi Arabistan’dan daha iyi olacağı muhtemeldir.

      Başlık parasına karşı olan sadece Kemalistler değil sn. Betici. Kemalistlerin öyle bir lütfu var, diğer görüştekiler ise başlık parasını savunuyor diye bir durum yok. Kemalizmin seçtiği yöntemler başarılı olsaydı zaten, bu ilkel anlayış çoktan Türkiye’den silinmişti. Kemalizme gelen eleştirilerin birçoğu da zaten modernleşme için seçtiği yöntemlerin doğru olmadığı ve bu nedenle başarısız olduğu, aksine insanları daha da muhafazakarlaştırdığı şeklinde.

      Sil
    11. Kemalizm ve Atatürk'e sövüp düşmanlık etmek de, sevip tapmak da, eşit derecede ahmaklık. Hep söylerim, Kemalizm Türkiye'de sebep değil sonuçtur. O devir Türkiye'nin başındaki şahsın ismi Haldun olsaydı, Haldunizm gelirdi. Her millet nasılsa öyle idare olunur.

      Sil
    12. @ Adsız - (21 Şubat 2017 20:58) - cevap: Ne olmuş sonları sahiden, merak ettim.

      Sil
    13. @ bétici - (22 Şubat 2017 19:00) - cevap: "Çoğunluğu Müslüman olan hiçbir ülkede demokrasi ve insan hakları gelişemez" ise Atatürk abesle iştigal etmiş, ya da zaten niyeti dikta rejimi imiş öyle mi? Ayrıca "Malezya ve Endonezya'nın monarşik versiyonu" bugünkü Türkiye'den kötü mü?

      Sil
  2. oksimoron değil de, totoloji olabilir. aslında teknik ayrıntı kasarsak o da olmaz, anlatım bozukluğu diyelim. "bir şeyin olma ihtimali" diyecek yerde "olabilme ihtimali" demeye benzettim ben.

    bu hanımın da, az-çok aklı başında birçok chp'linin de, konu tarih olunca böyle olmadık sersemliklere meyletmesini ille bir yere bağlayacaksak, chp'nin 1950-65 döneminde geçirdiği dönüşüme bağlayacağız sanırım. "chp'nin 1950'de yapacağı en hayırlı şey kendini feshetmek oldurdu" demişti sevan bey bir seferinde. eh, pratikte böyle bir şey pek mümkün olmadığından, chp (başta, enteresandır, ismet paşa) el yordamıyla hukuka saygıyı, uzlaşmayı, temel hürriyetleri keşfe çıktı. 1965'te "ortanın solu" diyecek kadar ileri gitti. solculuk iyi midir kötü müdür'ü tartışırız, arada başbakan asılmasını da tartışırız. yine de chp'nin bu macerası, dünyanın ve türkiye'nin gidişatına verilecek muhtemel tepkiler içinde herhâlde ufuk açmaya, yol açmaya (trail blazing?) en yatkın olanıydı. dönüşüm 1965'te tamamlanmadı elbette, ama bir kez ortanın solu deyince gerisi biraz kendiliğinden geldi, geliyor; o yüzden 1950-65'e özel bir önem atfediyorum.

    bu dönüşüm sayesindedir ki günümüzde az-çok aklı başında sayacağımız kimileri kendilerini chp'ye yakıştırdı, orada politika yapageldi. ve elbete biliyoruz, bu dönüşüm tarihle açıktan hesaplaşamamakla malûldü. kimi konularda (ne bileyim, parti içi demokrasi, kürt meselesi, daha nicesi) 1930'larla taban tabana zıt düştü, ama dönüp o dönemi eleştiremedi, hatta çelişik bir şekilde kutsamaya devam etti chp. kurumun bu çelişkisi, millî eğitimin yarattığı cehâletin de yardımıyla, işte bu otherwise-intelligent insanlara da bulaşıyor; "tek adamlığa hayır, yaşasın atatürk!" gibi oksimoronlardan (^_^) geçilmiyor.

    şimdi, zuranın zırt dediği yer şurası, bence: bu hanım belli ki yürminci yüzyılın ilk yarısıyla ilgili eleştirel bir donanıma sahip değil. bir şeylerin "ilelebet payidar" kalmasını istediğini söylüyor, ama aslında tarihteki ata mitine dokunulmaması talebi dışında, geleceğe dair idealleri bizimkilerle (çok genel çerçevede) örtüşüyor. yalnızca, biz o geleceğin tarihteki ata'ya 'rağmen' olacağını düşünüyoruz, o ise ata'nın 'sayesinde' olacağını düşünüyor.

    yine sevan bey'in bir zaman söylediği şu sözlerle karşılaştıralım (metin elimin altında değil, meâlen yazıyorum): "günümüzde 'yaşasın şeriat' diyenler, 8.-9. yüzyılda oluşmuş bir takım ortodoks hukuk içtihatlarına göre yaşamak istiyorum mu demektedir, yoksa, insanî kaprisleri aşan bir evrensel adalete mi çağrı yapmaktadır? ikincisiyse, bir ortak noktada buluşmak mümkün olabilir." müslümanların kahir ekseriyetinin bu ikinciyi söylemedikleri o zaman da az-çok belliydi, şimdi kabak gibi gün yüzüne çıkıyor. peki, bugün "ilelebet payidar" diyenler, 1920-30'lardan mı bahsediyor, yoksa (cehâletten de olsa) o yılların bir sonucu olarak gördükleri günümüz hukuk ve hürriyet anlayışına mı bizi çağırıyor? kendileri elbette bilmiyor, sanırım ben de bilmiyorum.

    ama taktik olarak sevan bey'in bilgiye dayalı katılığında (pedantic olmasında) bir gerilim var. biliyorum, çünkü onun kadar bilgili olmasam da o pedantic'lik bende de var. karşıma geçip "atatürk'ün kurduğu bu meclisin milletvekilleri, cumhuriyet düşmanları tarafından hapse atılıyor, kahrolsun istibdad!" diyen birine ilk vermek istediğim tepki, "birader bir, bu ülkenin meclisi 1908'de açılmıştır, iki, seninki bırak hapse attırmayı, milletvekillerini astırmıştır, üç, mesele cumhuriyet-monarşi meselesi değildir" diye giden bir nutuk çekmek oluyor. ama, işte, adam arada mantra gibi "atatürk, cumhuriyet" filan sayıklasa da, tıpkı benim gibi bu iktidarın meclisi işlevsizleştirmesine ve kürt vekilleri yok saymasına (kürdistan'ı neredeyse açıktan koloni ilan etmesine) itiraz ediyor. ne yapalım, atatürk diyor diye şu şartlarda omuz omuza gelmeyelim mi? retorik soru değil bu, gerçekten bilmiyorum cevabını.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (yalnız, sevan bey'in iki cümlesi üzerine ne çok kafa ütülemişim. ekşi sözlük bir bok çukuruna dönüşmeden önce ne güzel yazar, tartışırdık bunları - herhâlde o günleri özledim.)

      Sil
    2. hiç de bile, çok iyi yorum. bence gelinmeli.

      Sil
    3. Erdem Bey, Kürdistan konusu hariç size katılıyorum. Anlattığınıza benzer pedantic eğilimleri taşıyan birisi olarak, bu yönünüzü (belki biraz da solipsist bir bakışla) olumsuz bulmuyorum. Çünkü ülkemizde az bilenin sesi çok, daha fazla bilenin ("çok bilen" ifadesi sanki hoş değil gibi) sesi ise az çıkabiliyor. Bu durumun tersine dönmesi açısından bu pedantic tavra ihtiyaç var sanki.

      Sil
    4. Şahane yorum ve eleştiri Erdem, keşke hepsi böyle olsa.

      Kemal diyenlerin geleceğe dair vizyonu bizle aynı mı? Vallahi beş yıl on yıl değil, elli yıldan beri bu ülkede zihni uyanık olan biri olarak, hiç emin olamıyorum. Alt alta koyup toplasan, bu ülkede Kemal adına işlenen cinayetler halâ öbürü adına işlenenleri katlar. (Cinayet dediğim sadece adam öldürme değil, her şey).

      Sil
  3. NÜFUS Bakın Çin geçtiğimiz günlerde, devletten gizli 4 çocuk yapmış bir babayı devlet eliyle kısırlaştırmış. Aslında böyle yüzbinlerce vak'adan sadece biri, fakat çok azı haber olabiliyor. Çin'in köylerinde her yıl milyonlarca kadın devlet zoruyla kürtaj ediliyor, hatta bazı anneler bu operasyon sırasında hayatını kaybediyor. Yani 18 yy İngiltere'sinde Thomas R. Malthus'un hayalini kurduğu sistemi Çin, 1979'dan beri başarıyla tatbik ediyor. Çin'in 1.5 milyarlık ülkede, bu düzeni nasıl oturttuğuna dair güzel bir makale → (tinyurl.com/ok9se24)

    AMERİKAN SAPIĞI Yazarı Bret Easton Ellis geçenlerde bir İrlanda gazetesine röportaj vermiş, Roman ve Trump hakkında sorulanlara cevaplar vermiş. Kısaca, "Trump'a ben oy vermedim ama Trump seçildi diye hemen protestolara gitmek, Trump'in başkanlığını kabul etmemek saçmalıktır, Trump seçilmiş lejitim başkandır, herkes kabullensin!" demiş → (tinyurl.com/jx2kmuq)

    YanıtlaSil
  4. CHP & HDP'nin Hayır, AKP & MHP'nin Evet dediği bir ortamda, CHP şimdilik bir Hayır kampanyası yapmayarak en doğrusunu yapıyor, inşallah 16 Nisan'a kadar da böyle devam ederler.

    Yine de bence Evet çıkmasının önüne geçebilecek tek şey, şu anki ciddi ekonomik durgunluk. Hayır çıkarsa bilin ki doyanlar azalmıştır, başka hiçbir şey Evet sonucuna mani olamaz.

    YanıtlaSil
  5. Başkaldırının Demir Yasası: Var olmasına izin verilen bütün başkaldırılar, istisnasız, iktidar/güç sahibi kişi veya zümrelerin maşası oldukları ölçüde başarılı olurlar. De Jouvenel, _Du Pouvoir_.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vay canına, çok sertmiş! Jouvenel, okumalı.

      Sil