22 Şubat 2017 Çarşamba

Hikmet incileri 11


Türk marşı

İlerici   Türk - 21.yy diktatörlerine hayır! 20.yy diktatörleri neyimize yetmez?
Gerici Türk - Kahrol gerici! En çağdaşı 19. yy diktatörüydü, okullar açtı, demir ağlarla ördü yurdu.





Poe
Poe'nun yalnız öykülerini okudum, o da yıllar önce. Şiirlerini bilmiyorum. 19. yy American edebiyatı bana genellikle çiğ geliyor. Longfellow, Emerson boş, Melville abartılı, Henry James boğucu, Mark Twain hoş ama geveze.

Referandum
Hayır istiyorsan tek soru "RTE ile 17 yıl daha mı" olmalı. Soruyu "RTE mi Kılıçdaroğlu mu" diye sorarsan cevabı bellidir. Kılıçdaroğlu yerine öbür Kemal'i koysan, 23 Nisan şairleri ne dese desin, sonuç gene bellidir.

Tasfiye
1933 üniversite reformu ile bugünkü tasfiye arasında ideolojik, siyasi ve idari benzerlikleri inceleyen bir makale okuduğumuzda diyeceğiz ki, hah, Ege'nin doğusunda da akıl varmış, az da olsa.

Yok aslında birbirimizden farkımız
Angela Merkel "islamist" ile "islami" arasındaki ince ayrımı vurgulamaya özen gösterdi. Bir kaç yıl önce - tam olarak 2013 ortalarından önce- olsa alkışlardım. Şimdi emin olamıyorum.
Bir kimlik, bir gelenek, bir ecdat saygısı, evet. Ama o kimlik adına girişilen siyasi zorbalığa hayır diyecek enerjisi ve entelektüel donanımı var mı veya kaldı mı? Orası şüpheli.

TRT3 günlükleri
Barok Şarkılar programını yapan Nükhet hanım kimdir ve adı sanı duyulmadık bu kadar şahane müzikleri nerden buluyor? 8 Şubat'ta Hasse'nin üç operasından seçmeler: Didone Abbandonata, Artaserse, öbürünün adını duymadım. Tüyler ürpertici güzellikte: "tutto mi sfida rimorso ed horror."

Nükleer
Nükleer enerjiye neden karşıydık unuttum, hatırlatır mısınız? "Tehlikeli" olduğu içinse, otomobili, kamyonu, uçağı, sigarayı, şekeri, patatesi, kömür sobasını, tüp gazı, elektrik prizlerini vb. gibi yasaklamak gerekmiyor mu? "Artıkları milyon sene erimiyor" diye ise, hani pet şişeye karşı gösteri yürüyüşleri?





6 yorum:

  1. Re: nükleer

    Nassim Taleb'in deyişiyle 'kalın kuyruklu' (fat tails) distribüsyonlarla normal distribüsyonları karşılaştıramazsınız (incommensurable).

    Bu dediğiniz salgın hastalık riski ile (mesela ebola) merdivenden düşüp ölme riskini karşılaştırma safsatasına benziyor. Bir tanesinde risk, olasılığı hesaplanamaz ekstrem olaylardan geliyor, ve neticesi toplumsal mahvoluş (ruin), öteki, distribüsyonu bilenen ve mahvoluş riski taşımayan bir risk. (Daha kesin bir dille anlatmak gerekirse, bir tanesinde toplumun tamamına yakınının yok olma ihtimali gerçekçi iken, ötekinde bu ihtimal (toplumun tamamına yakınının merdivenden düşerek ölmesi) istatistiki olarak anlamsız)

    Borsa ve para piyasaları ile ilgilenenlerin kullandığı bir deyiş var: "picking up pennies in front of a steamroller". Bilmem anlatabildim mi.

    Bunun felsefedeki adı 'precautionary principle'. Taleb'in _Fooled By Randomness_'ı konuyu detaylı işliyor. Öneririm.

    YanıtlaSil
  2. Türkiye'deki kadar berbat bir geri dönüşüm sistemi yok. Güney Kore'de yemek artıkları farklı bir çöp torbasına, plastik ve kağıt artıkları farklı bir çöp torbasına konulup bırakılıyor ve bu çöp poşetleri parayla satıldığı için israfı engelliyor. Eğer çöpleri doğru şekilde bırakmıyorsanız, görevliler aynı dedektif gibi çöpleri karıştırıp, sizin kim olduğunuzu bulup, ceza kesmeye geliyorlar. Bir kap ramyonu (Nuddle), ufacık gıda çöp poşetine sığdırmak için canınız çıkıyor. Poşetler parayla satıldığından yanınızda çanta ile alışveriş merkezlerine gidiyorsunuz. Kore'de Nükleer Santraller var, 23 veya 24 adet reaktör bulunuyor fakat sıkıntı santralleri kurarken değil, atık depolama artık yeterli olmayınca, atıkların nereye gömüleceği konusunda çıkıyor. Herkes santralin ürettiği efektif enerjiden memnun fakat konu atık gömmeye gelince, kimse kendi şehrine atıkların gömülmesini istemiyor. Nükleer santraller toplu halde kaldırılmalı kaldırılacaksa. Yoksa rekabet içerisinde nükleer kullanan ülkelere çok büyük avataj sağlıyor. Şahsen hiçbir ülkede kullanılmamasını isterdim. "Türkiye'de kullanılmasın bakış açısından ziyade bütün dünyada kullanılmasın" bakış açısı doğru bence. Yoksa adaletsiz bir durum oluşuyor. Fakat bu enerji ihtiyacında zor. Sorun da sistemle alakalı. Tüketimi teşvik eden sistemde, enerji ihtiyacı da artıyor. Mesela teknolojinin ilerlemesi de var fakat marketing için bilinçli bir şekilde teknolojileri parça parça yüseltip piyasaya sunuyorlar. Günümüzdeki işlemci teknolojisi çoktan vardı mesela ellerinde. Kaldı ki; üretim maliyeti açısından birçok ürün eşit olduğu halde marketing nedeniyle gereğinden fazla üretiliyor bu da gereğinden fazla enerji harcatıyor. En ileri teknolojiyi tek bir hatta üretip, sadece onu pazarlasalar, bu kadar enerji ihtiyacı olmaz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Almanya'da da çöpleri ayırmak, aynı G. Kore gibi mecburidir. Kağıdı ayrı, yemek artıklarını ayrı, cam kavanozlar için ayrı, pilleri ayrı,şişe mantarlarını ayrı, diğer ıvır zıvır için de ayrı çöplere atmak zorundasın. Bunların torbalarının renkleri de ayrıdır. Okullarda ders kitaplarında da öğretilir bunlar.

      Sil
  3. mark twain geveze mi? abi seni gözden geçirmemiz lazım

    YanıtlaSil
  4. Sol Haber'de çıkan bir yazıda adınız geçiyor Sevan bey;

    "Güya 2. Cumhuriyeti kuracaklardı. Hâlbuki Türkiye'de takkeli bir hayalet dolaşıyor şimdi; general şapkası düşük Kenan Evren'in hayaletidir bu. Sanki mezarından kalkıp Meclis'i kapatmaya gelmiştir. Sanki Necdet Adalı’yı, Erdal Eren’i hukuksuz mahkemelerinde yargılatıp yeniden idama mahkûm edecektir. Sanki bütün partileri, bütün dernekleri yıkıp geçecektir. Sanki hepimizi yeniden zindanlara dolduracaktır.

    Cumhuriyeti diktatörlük ilan eden, yerli yersiz söven liberal hükümlü Sevan Nişanyan, “bakanlık talimat verdi Kuran’dan başka kitap verilmiyor hapishanede” diye yakındı geçtiğimiz hafta. 12 Eylül zulmü artık çocuk oyuncağıdır. İmamın ölçüsüzlüğü, darbeci generalinkini fersah fersah aşmıştır."

    [Vatan cumhuriyettir - Orhan Gökdemir - 14/01/2017]
    http://haber.sol.org.tr/yazarlar/orhan-gokdemir/vatan-cumhuriyettir-182263

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazarın şu yazısı ilginçmiş;

      http://haber.sol.org.tr/yazarlar/orhan-gokdemir/tarihin-fitrati-184763

      Sil