21 Şubat 2017 Salı

Lozan

Dünya Harbinde hezimete uğramışsın, yok olmanın eşiğine gelmişsin, yıllık gelirinin on misli savaş borcu altına girmişsin, taviz vermeyip ne halt edeceksin? İngiltere’ye savaş mı açacaksın?

“Lozan’daki akıl almaz kayıplar ve korkunç  tavizler”den dem vurmuşsun. Var mıydı başka şansın? Kıytırık Yunanistan’ı ikmal üslerinden bin km ötede, yabancı düşman topraklarında yenmeyi “yedi düvele karşı şanlı zafer” zannedecek kadar saf mısın? Dünya Harbinde hezimete uğramışsın, yok olmanın eşiğine gelmişsin, yıllık gelirinin on misli savaş borcu altına girmişsin, taviz vermeyip ne halt edeceksin? İngiltere’ye savaş mı açacaksın?

Lozan’ın kayda değer sonuçları nedir sana söyleyeyim.

1-Türkiye’nin Almanya’ya olan savaş borcu silindi. Batı ülkelerine ve açık piyasaya borçları da gayet mülayim bir ödeme takvimine bağlandı. Tarihte bu ülkeye yapılmış en büyük kıyaklardan biridir.

2-Türkiye, hiçbir ekonomik ve stratejik faydası olmayan Arabistan yükünden kurtuldu. Anlaşılan İttihat ve Terakki yönetimi daha 1913’te veya en geç 1917’de kendi rızasıyla o noktaya gelmişti. Türkiye’de devlet işlerine vakıf olan kimsenin Arap topraklarının kaybından dolayı üzüldüğüne tanık olmadım.

3-Nüfus ağırlığı Rum olduğu halde İzmir şehri ve Doğu Trakya Türkiye’ye bırakıldı. Her ikisinde de stratejik gerekçeler – İzmir Ege’nin ihracat limanı olduğu için, Trakya İstanbul’un savunma mevzii olduğu için -  rol oynadı. Teşekkür ettik mi?

4-Ermeni konusu kapatıldı, Ermeni vilayetlerinde yaratılmış olan de facto durum, de jure tescil edildi.

5- Wilson prensipleri çerçevesinde her ulusa bir devlet ilkesi kabul edildiği halde, Kürt illerinin büyük kısmının Türkiye’de kalmasına karar verildi.

Bunların her biri Türkiye açısından büyük kazanımlardır. Adamların himmetiyle kuruldu burası.

Ve lakin Lozan’da attıkları büyük kazık gözden kaçırıldı ve kaçmaya devam ediyor. Türkiye’nin, ekonomisinin kaldıramayacağı büyüklükte bir ordu beslemesine – nazlana nazlana – razı oldular. Böylece yeni devletin ebediyen Batı’ya göbek bağıyla bağlı kalmasını garantilediler. Lozan’ın üstünden on yıl geçmeden TC askeri yardım için İngiltere’nin kapısına dayandı; 1946’da ordusunu donatıp besleyebilmek için ABD’ye teslim oldu. Üstelik kendi ayağına bağladığı bu prangayı Lozan’da sanki zafer kazanmışçasına böbürlenerek kabul etti.

28 yorum:

  1. Lozan gibi buyuk bir hadise icin bu yazi kisa olmus, devami gelir umarim.

    YanıtlaSil
  2. Kürt illeri neden Arap olanlardan daha büyük kazanım olsun ki? Ayrıca son paragraf spekülasyon değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen. Tutarsızlıklar var Nişanyan'in bu yazısında.

      Sil
  3. Madem büyük ordu beslemek Türkiye'nin Batı'ya bağlı kalmasını garantiliyordu, neden buna "nazlana nazlana" razı oldular? Bağlantıyı kuramadım. Türkiye'yi kendilerine bağlamayı istiyorlar mıydı, istemiyorlar mıydı?

    YanıtlaSil
  4. Venizelos aç gözlü olup, gözünü Ankara'ya dikmese İzmir kendilerinde kalırdı bence. İneklik yaptıklarını Yunanlılar söylüyorlar. Ayrıca Sakallı Nurettin'in hristiyan mahallelerini yakıp, hıristiyan Rumları evsiz bırakması da buna etken. Lozan'da Yunanlılara bırakılsa bile evleri barkları kalmamış ki artık. O yangında binlercesi ölmüş, yüzbinlerce Hıristiyan Rum ise istemeye istemeye göçe zorlanmışlar. Yunan askerleri ne kadar milliyetçi ve farklı bölgelerde ne kadar acımasızlık yapmış olurlarsa olsunlar, İzmir'de aylarca kaldıkları süre boyunca müslüman mahallelerini yakmamışlar sonuçta. Ben İzmirliyim ve üzülüyorum güzelim şehrimin harap edilmiş olmasına. Yunan askeri çıktıktan sonra, şehri niye yakıyorsun ey sakalına ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sakallı Nureddin Paşa müthiş bir Hristiyan düşmanıdır, Konya'daki bazı kiliseleri dinamitle yıktırıp, temellerini dahi ortadan kaldırmıştir. Ali Kemal'i de linç ettirerek öldürtmüştür.

      Sil
    2. İngilizler Venizelos'a "Küçük Asya"nın işgali için ruhsat verdiler çünkü maksatları İtalya'nın Batı Anadolu'yu ele geçirmesine mani olmaktı. Zaten Balkan harbi sırasında Balkanlara nakledilecek kuvvetlerin bir kısmı, 12 Adalar'dan gelebilecek muhtemel İtalyan istilasına karşı İzmir-Muğla arasında bırakıldı, İzmir'de körfezin ağzında girişlere mani olmak için gemi batırıldı falan....

      Sonra, İstanbul işgal altındayken, Nisan 1919'da Pera Palas'ta, Mustafa Kemal bazı İngilizlerle görüşür, 11 Mayıs'ta İtalyanlar Kuşadası'nı işgal ederler, buna karşılık da, İngiltere'nin "acil" talimatıyla Yunanistan hemen 4 gün geçmeden İzmir'i işgal eder, ertesi gün, M. Kemal Bandırma'ya biner....

      Gel zaman git zaman, İtalya'da, (belki İngiliz istihbaratının da katkısıyla) büyük siyasi kargaşa çıkar, İtalya kendiliğinden çekilir. Ardından Yunanistan'da kral maymun ısırığının iltihap kapması neticesinde ahirete intikal eder Bundan sonra İngilizler Yunanistan'ın fişini çeker. Orada da bir siyasi kriz çıkar ve böylece Yunanistan Batı Anadolu ve Güney Arnavutluk'tan (aslında) kendiliğinden çekilir. Bunun üzerine Mustafa Kemal de vatanın kurtarıcısı, milletin banisi olur....

      İzmir'in neden yakıldığını öğrenmek için, o zaman yaşamış olan Falih Rıfkı'nın zamanında kitabından sansürkemek zorunda kaldığı bir yazısı vardır. "Falih Rıfkı İzmir yangını" diye internette ara, bulursun.

      Sil
  5. Kürt illerinin Türkiye'ye bağlı kalmasının pratik olarak ne gibi bir faydası var?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faydası değil zararı var. Fatih Sultan Mehmet devrinde Osmanlı'nın Anadolu'daki arazisine bakın, Kürt elleri yok. Doğrusu da odur.

      Sil
    2. Burmalı Kadayıf, Kaburga dolması ve Diyarbakır Karpuzu. Bir de kendini yüceltmek için aşağılıcak adam çıkıyor işte. Şu Kürtler de ne ilkel, hep kaçak elektrik, hep kaçak elektrik, doğudan gelip gelip şehirlerimizi pisletiyorlar dedin mi, kendini Buckingham Sarayı'nda oturan, York Dükü gibi hissediyorsun.

      Sil
  6. kürt illeri kazanım kìsmi harić doğru analiz hocam.

    YanıtlaSil
  7. Hani hocam, bir tabir vardır bizde;Türklerin lozan'ı Kürtlerin sevr'idir diye. Türkler sevr'i 2 yılda yırtıp attılar, ama biz 95 yıldır yırtıp atamadık.

    YanıtlaSil
  8. Ben Lozanı okuyunca bunun bir barış ve sınırların belirlenmesi anlaşmasından çok borçların yapılandırılması anlaşması olduğunu düşümdüm. Maddelerin kahir ekseriyeti buna ilişkin.Şaşırtıcı bir bilği de Osmanlı 100 yıllık 2015 vadeli borç senedi satmış Avrupa'ya hende bu günden daha uygun faiz ile.Anlaşmaya bu borcumuzun büyük katkısı olmuş.Ha birde şu var ki Süleymanşah Türbesi Türk topragı ise Gelibolu'daki şehitliklerin de İngiliz ve Fransız toprağı olduğunu.Zira anlaşma bu bölgeye yapı ve yerleşimi bile kısıtlayan hükümler içeriyor ki Süleymanşah'ta böyle ayrıntılı maddeler yok. Yurdal E.

    YanıtlaSil
  9. Elbette İngiltere'nin Sovyet periferinde ayakta durabilecek bir tampon devlet istediği muhakkak. Belki de o sebebten Türkiye'yi sağ bıraktı.

    Tabii bir de nüfus meselesi var. 10 milyonluk TC, 90 senede kendini 8e katladı. Halbuki Yunanistan ve Bulgaristan ancak 2 misli olabildiler. İngilizler bunu bilselerdi belki başka tedbirler alırlardı, mesela 5e, 7ye bölerlerdi, kimbilir....

    YanıtlaSil
  10. Kürtler'in nüfusu zaten 1 milyondu, kendilerini idare edebilecek halleri mi vardı ki bugünkü gibi 17 milyon olabilsinler? Yatıp kalkıp Lozan'a şükretmeleri gerekir, manda yerine Türkiye'ye bağlandıkları için.

    YanıtlaSil
  11. Sayın Nişanyan,

    Sizi çok okurum, severim, sayarım ama iki konudaki tutumunuz artık gerçekten rahatsız ediyor.

    Resmi ideoloji Milli Mücadele’yi ne kadar abartıyorsa siz de o kadar küçümsüyorsunuz. Böyle bir mücadele olmasaydı siz muhtemelen daha sorunsuz bir hayat sürerdiniz, Anadolu da daha yaşanabilir bir yer olurdu, bunu anlayabiliyorum. Ama Sevr ile Türk milleti için gerçek bir ölüm fermanı verilmiştir, Milli Mücadele olmasaydı Anadolu’nun ortasında bozkırda oturan 20-30 milyonluk köylü fakir bir halk olurduk herhalde bugün. Büyük yokluklara rağmen bu prangadan kurtulmak küçük-gereksiz-anlamsız bir şey midir? Başka bir halk aynı mücadeleyi vermiş olsaydı kahramanlık şiirlerini okurdunuz.

    Savaşmadan kazanmadığımız topraklar için de “diplomatik zafer” dersiniz anlarım, “İngiltere’de savaş karşıtları çok fazlaydı” deseniz anlarım, “himmet” nedir yahu :) Kuvva-yı Milliye Musul’u alamayacaktı belki ama Boğazlar ve İtalyan işgalindeki bölgeler için savaş göze alınmıştı, “himmet” etmeseler de olan olacaktı. İzmir’i işgal edenler de askeri olarak zaten ağır mağlubiyet aldılar, ne hakla İzmir onlara bırakılacakmış ki?

    Bu konudaki fikirleriniz tarafsızlıktan çıktı fesli deli kadir taraflılığına doğru gitmeye başlıyor maalesef.


    Bir diğer konu da şu, sizi her kesimden insan okuyor ama yazılarınızda hep akpli-genç sivil-takıyyeci tayfaya sesleniyor gibisiniz, sanki devamlı bir uzlaşma zemini aramalar filan... Abdülhamit’ten bahsederken “alınma ama” demeler, veya İnönü’den bahsederken “sevmezsin ama şöyle böyle” diye lafa girmeler. Bu tayfanın sizi okuduğunu, anladığını veya durumuz için kaygılandığını sanmıyorum. Şu anda reyizleri için diktatörlük anayasası peşinde koşuyor, kendi deyimleriyle "kullanışlı aptal"lar :)

    Gözlerinde Muhammed’in karanlık perdesi inenler en fazla koyun gibi yönetilirler, zaten kendi istedikleri de bu yeterki çoban onlara benzesin. Uzlaşı filan aramayınız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın adsız. Yazarla ilgili elestirilerinize katılmakla beraber "çomar"cı demokratliginizi fazlasıyla rahatsız edici buldum. Ben de bir akpliyim ve refarandumda evet kullanacağım ve fakat Nisanyanin bir okuyucusuyum. Siyasi görüşleri sebebiyle insanlara koyun, "coban arayanlar, gözlerinde karanlık perde olanlar" gibi ifadeleriniz aslında yazarın, kendiniz gibi düşünemeyen insanlara tepeden bakışınızdan dolayi dikkate almaması gerektigi mesajıdır. Mevcut halkin %50sine bu tip hakaretler savuran birinin yine ayni milletin 80 yil one kazandığı zaferlerini bu denli sahiplenmesi de bir diger ironidir.

      Sil
    2. Bizim gözümüze karanlık bir perde inmedi lakin sizin yüreğinizin karardığı bir gerçektir. Son 15 Senede ülkenin geldiği nokta ortada! 2000 Öncesi Türkiye'ye özlem duyuyorsunuz o sizin ''Koyunluğunuz'' dur. Esas koyunluk gözün gördüğü gerçeği inkar etmektir. Nasıl bir diktatörlük var bu ülkedeki diktatör dediğiniz adama ana avrat küfür edebilme özgürlüğünüz var. Bu masallarını geçiniz artık, geçiniz...

      Sil
    3. Sayın Emre, çelişkili olan ben değilim maalesef başından beri sizsiniz. Türkiye'nin ilhamını 7. yüzyıl karanlığından alan bir otoriterlikte boğulduğu ortada ve siz de buna "evet" diyorsunuz. Bu fırtına içerisinde demokratlık, liberallik, kardeşlik, çoğulculuk, insan hakları falan filan aramak anlamsız kalıyor. "Millet" ile derdim yok, sadece bu kafalarla uzlaşı aramanın yersiz olduğunu söyledim. Nişanyan okumanız iyi ama tek ortak noktanızı Atatürk karşıtlığında buluyorsunuz, daha fazla nokta bulsanız keşke.

      Sil
    4. @Adsız 26 Şubat 2017 23:43
      Karanlık perde derken işte tam da bu deliliğinizden bahsediyorum. "Eskiden daha kötüydü" masalı 2010'a kadar size meşruluk sağlıyordu belki ama bugün sağlamıyor. Demokrasinin, adaletin, ifade özgürlüğünün esamesi okunmuyor artık. Bütün bunları yapıp sonra da kemalizm karşıtlığıyla kendinize serinleme imkanı bulmanız tam yüzsüzlük. Kemalizme küfretmek yolsuzluğu, rüşveti, sansürü, suriye rezilliklerini aklamıyor. Bu blogun yazarı niye içeride kardeşim bunu açıklasanıza önce?

      Tayyip'in görev süresi Atatürk'ü de İnönü'yü de geçti, kötülükleri de çoktan onları geçti. Ana avrat küfretmeye gerek yok da, birkaç gün önce haber vardı, otobüs muavini yer ıslandı diye Tayyip'in resminin olduğu gazeteyi yere sermiş, çocuğu polisler alıp götürmüş.

      Son olarak, koyun-çoban-çomar laflarına zamanında ben de kızardım ama şu anayasa değişikliği gerçekleşirse artık çoban seçiyor olacağız.

      Sil
  12. Ne tarih be. Herkes kafasına göre yorumluyor. Nisanyana gelirsek bin yıllık musluman zikrinde gecen hay hu kelimelerinden tureyen haydan gelen huya gider sözünü ermeni ve rum diye izah edince bitmistir benim için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen de Manisa'daki o çocuklara tecavüz etmişsin diyorlar, yalan mı? Hakime rüşvet verip kurtulmadın mı?

      Sil
  13. Madem Wilson ilkeleri önemliydi ve bizim için feragat ettiler. Dışarıda kalan Kürtlere neden devlet vermeyip, onları Araplara bağladılar.

    YanıtlaSil
  14. kürt illeri yerine, halepi tercih ederdim ama izahı (hala) yapılamayan bir şekilde kaybetti orayı hazretleri...
    ayrıca; batı trakya ve doğu rumelide ekseriyet türk olmasına rağmen bizden çıkmıştı. bir nev'i rövanş olmuş... nihayetinde, izmirin yakılması da selaniğin yakılmasının rövanşı değil mi?

    YanıtlaSil
  15. Wilson prensipleri çerçevesinde her ulusa bir devlet ilkesi kabul edildiği halde, Kürt illerinin büyük kısmının Türkiye’de kalmasına karar verildi.

    Wilson prensipleri evrensel düzeyde kabul edildiği için mi Asya’nın yarısından çoğu, Afrika’da da Liberya ve Habeşistan dışında tamamı 1919’dan sonra altmışlardaki dekolonizasyon dönemine kadar sömürge kalmaya devam etti?Kendi müttefiklerini -hatta kongre ve senatosunu- bile ikna edemeyen Wilson ve halefleri II. Dünya savaşı’na izolasyonizm takılmayı boşuna mı tercih etti?


    Ve lakin Lozan’da attıkları büyük kazık gözden kaçırıldı ve kaçmaya devam ediyor. Türkiye’nin, ekonomisinin kaldıramayacağı büyüklükte bir ordu beslemesine – nazlana nazlana – razı oldular. Böylece yeni devletin ebediyen Batı’ya göbek bağıyla bağlı kalmasını garantilediler. Lozan’ın üstünden on yıl geçmeden TC askeri yardım için İngiltere’nin kapısına dayandı; 1946’da ordusunu donatıp besleyebilmek için ABD’ye teslim oldu. Üstelik kendi ayağına bağladığı bu prangayı Lozan’da sanki zafer kazanmışçasına böbürlenerek kabul etti.


    Bu paragraf nereden tutsan elde kalıyor. Almanlara asker sınırlaması olan versailles anlaşmasını imzalattılarda sonra uygulayabildiler mi? Gözü kör olmayasıca ismet 1946’da koşa koşa ordum aç kaldı,ne olur yardım edin yoksa ordumu yetimhaneye bırakmak zorunda kalacağım diye mi abd’nin kapısına gitti yoksa stalin'in kars ve ardahan'ı istemesi yüzünden mi?

    Anlaşma sırasında iktidar bir şekilde ikici gruba geçse “ne var canım daha on yıl önce küçücük devletlere bütün balkan topraklarını kaptırdıysak bize ordu lazım değil” mi diyeceklerdi? Ayrıca biz kaldıramayacağımız büyüklükte bir ordu besledik de Kore savaşı sonrası her an tetikte olan Güney Kore beslemedi mi? Adamlar daha fazla soya fasulyesi tükettiği için mi bize dur bindirdiler?


    YanıtlaSil
  16. Hocam Rıza Nur, Hayat ve Hatıratım'ı okumuş muydunuz? Düşüncenizi çok merak ediyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabii okudum, okumayan mı var? Rıza Nur güvenilir bir kaynak değil - yalancı, kindar, edepsiz. Ama eğlenceli olduğu kesin. Arada ilginç şeyler de söylüyor.

      Sil