14 Mart 2017 Salı

Hikmet incileri 14

TRT3 günlükleri
Giovanni Benedetto Platti, daha önce adanı duymadığım biri, Corelli ile Mozart arasında kayıp halka sanki. Hemen peşinden Johann Christian Bach'ın bir Sinfonia'sı. Hayır, Sebastian'ın üç oğlunun hiç birinde babalarının kıvılcımı yok.

1710'lar kuşağında yüzlerce olağanüstü besteci, 1740'lar kuşağında yüzlerce vasat besteci çıkmış. Acaba neden? (20/02)

Verdi Requiem'in 21 stüdyo kaydı, n adet konser bandı varmış elinde. Peki, güzel kardeşim, önce bir kuşbakışı değerlendir, hangisi ünlü, hangisi ilginç, hangisi en iyi, hangisi beş para etmez onu söyle. Detayda boğulacaksan sonra boğul. Celibidache'nin kel alaka bir yorumunu neden dinlettiğini anlatamadan, Verdi'ye dair saçma sapan anekdotlara atlama.

Ayrıca Verdi'nin Requiem'i Brahms'ın yanına yaklaşamaz. Alman tarzına özenmiş, o kadar yapabilmiş. (25/02)

Atatürk-İnönü
Klasik müzik kuşağında Kemal goygoyculuğu yapmak kadar akıllara ziyan bir saçmalık düşünemiyorum. Hazret hayatta Rumeli oyun havalarıyla meyhane gazelleri dışında bir şey dinlememiş. Ha, bir de fokstrot yapmış. Ne alakası var?
İnönü desen anlarım. İyi müzikten hoşlanırmış rahmetli; ülkenin müzik alt yapısına ciddi hizmetleri olmuş.  Başka birçok hizmeti gibi bunları da hayırla anmak lazım.  Ötekine dil uzatmaya cesaret edemeyenlerin şamar oğlanı haline getirilmesi yazık.

Pseudo Religon
"If you spend 75 years building a pseudo religon around anything _ an ethnic group, a plaster saint, sexual  chastity or the Flying Spaghetti Monster _ don't be surprised when clever 19-year-olds discover that insulting it is now the funniest fucking thing in the world." demiş Breitbard News, Trump'ın ideolojik besin kaynağı. Bizde olsa "alçıdan aziz"in yanına  Gazi Hazretlerini de eklerdik.

Çevirisi? Üff üşendim. Rica etsek biri çevirip yorumlara eklese.

Küfür hukuku
İfade özgürlüğünün ilkesel sınırlarından biri de hakaret olmalı diye yazdım, bazı çevrelerde hayal kırıklığı uyandırdım. Bilemiyorum. Belki de hakaret ceza değil, sadece tazminat hukukunun konusu olmalı. Kişisel bir zarar gördüğünü iddia eden, zararıyla orantılı bir tazminat talep edebilmeli. Ölürse dava düşmeli. 80 yahut 1400 yıl önce ölmüş kişilere hakaret absürt bir fikir olarak Garabetler Müzesindeki yerini almalı.

"Anısını sikeyim" desen, merhum bundan ne zarar görebilir ki?

Hain plan
Ne yapmaya çalışıyorsun diye soruyorlar. Kahır, kurşun, gözyaşı estetiğine teslim olmadan da cezaevinde ayakta durulabileceğini göstermeye çalışıyorum belki de. Mahler candarma türküsüne havada karada basar, Marienbad'ın bahçeleri de açık ara Muş'un yokuşlarından daha ilginç. Ee, neden azıyla yetinelim?


Mark Sykes
Modern Suriye ve Irak'ı yaratan Sykes-Picot ikilisinin yarısı. İlk gençliğinde babasıyla beraber sık sık Osmanlı diyarlarını gezmiş, sevmiş. Üniversitede öğrenciyken yazdığı ilk kitabı Through Five Ottoman Provinces, şarklıların adap ve adetlerini küçümseyen Batılılara karşı bir polemik. İkinci kitabında İngiliz askeri bürokrasisinin ahmaklığını, üçüncüsünde popüler İngiliz basınının ikiyüzlülüğünü yazmış.  1914'e dek Osmanlı'nın toprak bütünlüğünü korumaktan yanayken, savaştan sonra o yolun sonuna gelindiğini idrak etmiş.

Torununun yazdığı biyografisi (The Man Who Created the Middle East)  yeni çıktı.

Öfke çağı

Pankaj Mishra, son zamanlarda adı sık duyulan bir Hint-İngiliz düşünür. Yeni çıkan kitabı Age of Anger, okumaya değer görünüyor. Modern çağın ürettiği öfke ve irrasyonellik ideolojileri üzerinde durmuş.  Herder ve d'Annunzio'dan, Rus nihilistlerinden başlayıp, yeni İslami fanatizmlere, Hindu fundamentalistlerine kadar getirmiş. "Batı"yı veri alan bir bakışla bu derde deva bulmak mümkün değil diyor.





Kilise müziği
Rum kilise müziği genellikle bizimkinin yanına yaklaşamaz. Monotondur, renkleri soluktur. Mamafih istisnası yok değil. 93 mü, 94 müydü Fener'deki Patrikhane kilisesinde, Paskalya arifesi ayininde kantor Leonidas Asteris'i dinlemiştim, hatırladıkça ciğerimi titretir.

Adamı rüyamda gördüm. Hayırdır inşallah.

Yeni kelimeler
Hygge: İngiltere'de 2016'nın starı. Danimarka usulü doğallık, sadelik, içtenlik. Biraz kitsch, ama tarzdan kurtarıyor.

Ostalgie: Almanca. Eski Doğu Almanya'ya duyulan özlem.

Perfide Albion

Spectator, Brexit'çi İngiliz sağının dergisi, kampanya süresince Trump'ı destekledi. Belki domuzuna öyle yaptı, solculara kırmızı bez gösterdi. İş ciddiye binince ağız değiştirmiş. Başyazıda "Trump kadar grotesk bir adayın kazanması, ülkedeki çaresizliğin göstergesidir," diyor.  "ABD'nin global düzenleyici rolü sona ermiştir" sonucuna varıyor.  "Mr Trump için bu işin sonu iyi gelmeyecek" diye tahmin yürütüyor. 

8 yorum:

  1. Kendi kendime konuşup, kahkaha atma gibi marazlar ortaya çıkana kadar uzun bir süre ufacık bir odada yaşadım. Param yoktu. Sürekli değişik değişik şeyler okuyordum ve "burada hapisim" hissim hiç oluşmadı. Dünyayı asıl fetheden insanların da “hippieler gibi resim çekip, backpack gezenler değil” dört duvar arasında yaşasa da koymayacak insanlar olduğunu biliyorum. Çünkü poserların, içlerine karışma, anlama yetenekleri yok. Hapis nasıl bir şey bilmiyorum fakat senin kadar olmasa da, birçok ülkede yaşamış ve birçok toplumu tanımış birisi olarak, tıkılı kalmak beni çok rahatsız etmez. Bilgiye ulaşımımı kısmadıkları müddetçe en fazla deliririm. O da başkalarının sorunu.

    Ayrıca, bence insan ne kadar donanımlı olsa da, kendisine karşı yardım yeteneği zayıf kalıyor. Onu anlayıp, yardım etcek çapta çevresinde kimse olmuyor. Biraz uzaktaki garip birisi sanıyor, biraz yakındaki zorlanıyor, enerjisi tükeniyor, gücü yetmiyor veya donanım nedeniyle aşırı güvendiğinden, umursamıyor. Seni kolay kolay kimsenin hapsedemeyeceğini biliyorum fakat yaz ağabey. Sadece senin değil, yazdıklarını okuyup oradan aklımızı bir yerlere savurmak, bizim için de iyi oluyor.

    Senin bir amacın olduğunu düşünüyorlar çünkü senden korkuyorlar. Galieo da bunlara "siz dünyanın merkezinde değilsiniz" dedi ve korktular. Dahası Galileo Ermeni olunca korku combo yapıyor.

    YanıtlaSil
  2. "eğer etnik bir grup bir uydurma aziz, cinsel namusiyet veya uçan spagetti canavarı (ramen) etrafında sahte bir yapı inşa etmek için 75 yılını harcadıysan, 19 yaşındaki akıllı bir veledin dünyadaki en komik şey gibi duran değerlerine olan hakareti keşfetmesine şaşırma"

    YanıtlaSil
  3. Pseudo Religion Çeviri Denemesi:)

    "Eğer 75 yılınızı bir etnik gruba, alçıdan bir azize, namus kavramına veya uçan spagettinin hikmetine dayanarak sahte bir din yaratmakla geçirirseniz ve sonunda 19 yaşında bir genç yaptığınızın aşağılayıcı bir davranış olduğunu fark ederse şaşırmayın. Aslında bu durum, günümüz dünyasındaki en büyük eğlencedir."

    YanıtlaSil
  4. "If you spend 75 years building a pseudo religon around anything _ an ethnic group, a plaster saint, sexual chastity or the Flying Spaghetti Monster _ don't be surprised when clever 19-year-olds discover that insulting it is now the funniest fucking thing in the world."

    Şöyle olabilir:

    "Etnik bir grup, yüce bir şahsiyet, iffet ya da Uçan Spagetti Canavarı gibi herhangi bir şey etrafında sahte bir din inşa etmek için 75 sene uğraşırsanız, o zaman 19 yaşında bir fırlamanın, o şeye hakaret etmenin dünyanın en komik şeyi olduğunu keşfetmesine şaşırmayın."

    Şaşırmıyoruz zaten. Henüz 19 yaşında. Sadece politikaya girmesine karşıyız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İngilizcenin cümle yapısı "ana fikir-tamlayıcı-tamlayıcı" şeklindedir. Türkçe bunun tersi. Tamlayıcıları öne alınca da genellikle hantal, yorucu, anlaşılmaz cümleler çıkıyor. O yüzden çeviride gerektikçe cümleyi bölmek ve ana fikri öne almak lazım. Bu da bazen yazıya laubali bir ton verebilir.

      Misal: "75 sene uğraştınız, çakma bir din inşa ettiniz. Konusu herhangi bir şey olabilir, bir millî grup, alçıdan bir aziz, cinsel namus ya da Uçan Spagetti Canavarı. Şimdi 19 yaşında bir fırlama çıkar da bununla taşak geçmeyi dünyanın en eğlenceli işi sayarsa şaşırmayın."

      Sil
    2. "Chastity" namus değil "İffet". Aynı cinsten "Pudicity", "Virtue" gibi kelimeler de var. "Namus" zaten çok enteresan bir kelime, "Şeref", "Haysiyet", "İtibar" manasında. İngilizcesi "Honour", "Dignity", "Pride" gibi kelimeler olur. Böyle bir kavramı, kadın cinselliğinin bastırılmasıyla eş tutmak, ancak kadını meta(yani köle) olarak gören Müslümanların yapabileceği bir şey.

      Sil
  5. Pseudo-religion alıntısının Mencius Moldbug'dan olması lazım. Holocaust dininden bahsediyordu o pasajda yanlış hatırlamıyorsam.

    YanıtlaSil
  6. şu atatürkle ne alıp veremediğiniz var hala anlayabilmiş değilim. m.kemal ahmet adnan saygun gibi bestecilere destek çıkmış, Dmitri Shostakovich'e devlet nişanı vermiş bir insan. meyhane gazelleri dışında bir şey dinlemese bile klasik müziğe saygısı sonsuzmuş.

    YanıtlaSil