-->

25 Ocak 2018 Perşembe

Halim ve Selim 9: Kuran ahlakı (2)


HALİM – Hoşunuza gitsin veya gitmesin savaş, insanlık durumunun değişmez koşullarından biri. Mantığı ve ahlakı da maalesef çağdan çağa çok değişmiyor. Kuranı Kerim’in Enfal suresinde o mantığı yansıtmasında sizce rahatsız edici olan nedir? “Tokat atarlarsa öbür yanağını çevir” dese daha mı iyiydi?
SELİM – Mesele burada sadece savaş, çatışma, öldürme, esir alma, ganimet ve yağma meselesi değil. Çok daha derin düzeyde bir ahlaki vazgeçiş söz konusu[1]. Etik yargının nihai dayanağı ortadan kaldırılmış. Önerilen dayanak bireysel vicdan değil. “Hak” duygusu değil. Töre de değil, aksine yerleşik törenin ilkeleri açıkça iptal edilmiş. Bir ilke ya da öğreti, mesela On Emir ya da bir felsefi prensip de değil. Ya ne? “Allah ve onun Resulü”, yani önderliğe sadakat. Tarafgirlik, takım ruhu. “Biz” iyiyiz, “öteki” kötü. Ötekine empati yapalım diyen bizimkiler de kötü. Onları öldürebilirsin, hatta öldürmeye mecbursun. Esir alıp satabilirsin, malını yağmalayabilirsin, akraban ve dostun dahi olsa sözleşmeni lağvedebilirsin. Hatta tüm medeni insanların tanıdığı Beytullah harîmine sığınma hakkını göz ardı edebilirsin (Bakara 190-191). Ötekilerle aranda insan olmaktan ileri gelen asgari moral bağı çözüyoruz.
Ürpertici bir noktadır bu, Allah’ın bittiği yerdir. Ahlakı mutlak ve tanrısal temeller üzerinde yeniden inşa etme iddiasındaki bir öğretinin vardığı yere bakın!
HALİM – Aşirete, klana, kavme sadakat: Antik çağ toplumlarının ortak bakış açısıdır bu. Eski Yunan’da, Roma’da ahlaki öğretinin temeli bundan ibarettir. Hatta Tevrat’ın tüm mesajını böyle özetleyebilirsiniz.
SELİM – Haklısınız, antik toplumların hemen hepsinde bu bakış açısı egemendir. Tevrat’ta da, özellikle Babil Esareti öncesine ait kitaplarında, Beni İsrail dışındakileri kapsayan evrensel bir tanrının izi yoktur. 137. Mezmur gibi dehşet verici bir metni düşünün, Enfal suresi onun yanında masum kalır.
Ama istisnaları ve karşı akımları da düşünün. Homeros’un İlyada’sı belki o aşiret mantığının en katıksız ifadesidir. Ama dikkat ederseniz, “bizim” tarafın kahramanlığını yüceltirken öbürlerinin de onurunu ve insanlığını vurgulamaktan geri durmaz; Priam’a yahut Hektor’a “Ebu Cehil” diye aşağılayıcı bir lakap takmaz. Tarihi gerçeğe aykırı da olsa, Helenlerin tanrılarını Troyalılara yakıştırır; böylece Olympos tanrılarını bir tür kavimler-üstü hakemlik mertebesine yükseltir. Kuran’dan 1400 yıl daha eski olduğu halde Homeros’u bugün daha çağdaş ve daha anlaşılır kılan yönü bu yanılmıyorsam. Kuran’ın tanrısı bir tarafın tanrısıdır. Apollon da taraf tutar gerçi, ama kardeşi Athenē öbür tarafı tutar; yenişemediklerinde baba Zeus hakemdir. Demek ki son kertede bir evrensel yasaya referans var, Muhammed’in Medine aşamasında kapıldığı mutlak anominin aksine.  
Roma’nın ilkel dini bir kavim ve ecdat tapkısıdır, evet. Ama Roma iktidarı yayılmaya ve yurttaşlık bazı genişlemeye başladığı andan itibaren, müthiş bir esneklikle, başka kavimlerin tanrılarını panteonuna dahil etmekte zorluk çekmemiştir. Tarihin karanlık çağlarında Sabin ve Etrüsk tanrılarıyla başlar o süreç, Yunan tanrılarıyla devam eder, Anadolulu Cybele’yi zorlanmadan bağrına basar, Mısırlı İsis ve Osiris ile İranlı Mithra’ya kadar dayanır. İmparatorluk devrinde Stoikler, kavim ve devleti aşan bir insanlık ideali inşa etmek için uğraşırlar. Nihayet 4. yy’da Hıristiyanlığın kabulüyle, kimlik ve aidiyet bağlarını aşan bir ahlakı kavramsallaştırma yönünde büyük bir adım atılır.
Tevrat’taki evrimi de göz ardı etmeyin. Musa yasaları ile Yehoşua, Krallar, eski Nebi’ler dar bir kavmi mantığın eseridir. Ama Ezra ve Nehemya çağında, ve muhtemelen o devirde son şeklini alan Yaratılış kitabında, uzun listeler halinde Beni İsrail’in komşu kavimlerle akrabalık ilişkileri vurgulanır. Bu olguyu, MÖ 6. yy sonundan itibaren Pers İmparatorluğu içinde yer almanın getirdiği kozmopolitlik eğiliminden ayrı düşünemeyiz kanımca. “Biz Allah’ın seçilmiş kavmiyiz” tezinin yanına, “ama öbürleriyle akrabayız” karşı-nağmesi neden gelsin öbür türlü?
Verili aşiret bağlarını parçalamaya yönelik bir tür evrensellik Kuran’da da var, peki. Ama bu eğilim, eski Roma’daki gibi aşiretler-üstü bir konfederalizme, yahut Stoiklerde ve Hıristiyanlıkta olduğu gibi bir bireysel vicdan öğretisine götürmez. Aksine, eski aşiretlerden daha katı ve dışlayıcı yeni bir gruplaşma yaratır. Daha katıdır, çünkü aşiretler dünyasında geçerli olan akrabalık, sözleşme, velayet gibi “insanileştirici” bağları reddeder. Müminler ile kafirler arasında insani bir ilişkinin zemini yoktur. Müminin görevi cihat etmektir. Ancak – bir tür zorunlu istisna olarak – kafir eğer boyun eğer ve “aşağılayıcı” bir cizye ödemeyi kabul ederse, tahammül gösterilecektir. O da ancak yazılı bir sözleşme bağlamında, ikinci sınıf insanlık statüsüne razı olması koşuluyla.



[1] Ahlaki feragat mi desem? İngilizcesi abdication, Almanca Versagen.

19 yorum:

  1. Hocam alakasiz olacak konuyla, ama sormak istedim.

    Ulkede gorece iyi egitim almis arkadaslarim arasinda sunu tartisiyorduk, bu hayatta Dani Rodrik olmak mi daha keyifli yoksa Sevan Nisanyan mi? Ya da Dani Rodrik mi olmak ister bir insan yoksa Sevan Nisanyan mi?

    20'li yaslarimizin organista olunca insan sorguluyor ister istemez. Zamaninda Aslanli Yol'u okuyup gaza gelip Columbia'ya master icin basvurmustum, sayenizde kabul de aldim - Operations Research programi-, ama gitmedim. Lakin yukarida sordugum soruya vaktiniz olursa ozellikle ayri bir yazi olarak cevap vermenizi isterim.

    Columbia sonrasi sonu Supreme Court'a giden Nisanyan kariyeri hikayesi de ilginc olurdu sanki :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 20'li yaşlarımızın ortasında olacak bilgisayar otomatik düzeltmiş fark etmemişim.

      Sil
    2. Dani Rodrik olmak tabii ki!!!
      Sevan Nisanyan akıldan nasibini alamamış bir zekadır.
      Dani Rodrik akıl ile zekanın erotik dansıdır.

      Sil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. goooolll, tirübünler yıkılıyor saymayısılıca seyirlemeyeciler.. sevan abi din işini terk etmeli.. okudukça müslüman olası geliyor cesedime yapışık ruhumun.. müzik ve din 1.. ikmâl.. siyaset 4buçuktan 5 zorla.. ahlak bilgisi dinden ayrı 9.. 1 puanı on yerden kırdım.. gezi kolu başkanlığında göz ve bilimum organları kamaştıran performans.. humour düşüşte.. toplanmalı.. 8.. öyle fotoğrafta yan yapıp, adını hatırlamıyorum ayakları.. sosyal bilgiler 6.. yabancı dil, dilin yabancısı olmadığını böyle beton bir ahaliye bile anlattığından 10.. kahve, viski, keçi boynuzu özü.. fena.. lan yayınlamayın önünüze geleni.. gülüp, geçin diye yazdım ha..

      Sil
  4. Peki İslami bakışın ya da bu temeldeki toplumların genlerine işlemiş katı anlayışın evrilebileceğine dair umut gerçekten var mıdır,tarihte böyle bir toplum var mıdır, laiklik doğal olmayan bu anlayışın genlerine pozitif mutasyon etkisi yaratır mı?
    Buradayken kıymetinizi bilemedik,sizi seviyoruz,izmir’den selamlar..:)

    YanıtlaSil
  5. Bizim teröristimiz (ÖSO), onlarin teröristinden (PKK) evladir.

    YanıtlaSil
  6. Din öğretileri, ahlaki sistemler, siyaset kavramları temelde belli sistemlere dayanıyor. Bir kavimi ya da evrimsel süreçte toplumları idare edebilmek ve çevresinde toplayabilmek için oluşan değerler evrimsel süreçte çağa ayak uydurmak durumda kalıyor. Bu durumda eski ile yeni değerler arasında bir çarpıklık mevcut mu? Gayette mevcut. Bu durumda babarlık olarak nitelendirdiğimiz bir çok şeyi kendi inançlarımızda evrimleşmiş bir biçimde görüyoruz, yeri geliyor tanık oluyoruz.

    YanıtlaSil
  7. istisnai durumlarda verilen izinler bunlar Sevancım, "karşı taraf kelek atarsa sen de saf değilsin, ezilme" anlamındadır. genele şamil ilkeler değil Bakara'dakiler. pls..

    YanıtlaSil
  8. Sevan Bey,

    Konu dışında bir sorum var.

    Aslında ayrıntılı bir analiz yazsanız çok iyi olur fakat buna istekli olduğunuzu pek sanmıyorum.

    Sizin gözleminize göre, "Gezi protestoları"na katılan insanların günümüzde yine protesto amaçlı sokaklara çıkmayı isteMEmesinin sebepleri neler olabilir?

    Gençlerin, Haziran 2013'te itici güç olduğu hep söylenegeldi. Günümüze bakacak olursak, gençlerin kitlesel protesto oluşturmaktaki hevessizliği, özellikle "sol"da liderlik sultasının hâlâ hakimiyetini korumasından mı kaynaklanıyor? Gençlerin protesto hevessizliğinin başka sebepleri de var elbette, ama ilk sebep, "sol" ve "muhalif" akımlarda devam eden "paternalist hegemonya" mı?

    Bu sorulara en azından birkaç cümlelik cevabınızı & yorumunuzu yazar mısınız?

    YanıtlaSil
  9. Sevan Hocam; Dinlerin Ahlaksal boyutunu,beslendiği kimlik ve kültürlerden ayrı göremeyiz, Kuran Ahlak anlayışının (Hemen ırkçı yaftası vurmayın ama!) Arap ve Yahudi ahlak anlayışından gelmediğini söylemek yalan olur.

    Örneğin İslamda var ola gelen "Hile-i Şeriyye" kavramının nasıl oluştuğunu görmezden gelemeyiz.Kuranda bile izlerini görebileceğimiz Hile-i Şeriyye vakasının,Batı Dünyasında,Yahudi tavrı ve kişiliği ile özdeşleştirilen ve Antisemitizm'in var olmasının,körükleyicilerinin arasında olmadığını kimler söyleyebilir?

    Adına ister Hile-i Şeriyye ister (Yahudi tavrı) diyelim fark etmez, Sonuçta Kuran ve İslam yoluyla tüm Orta doğu'da görülebilir bir Ahlaksal tavır olarak yer edinmiştir.

    İslamın Hile-i Şeriyesi ile birleşik olan Yahudi tavrı) Yahudiler, Araplar ve Türkler de bolca görülen bir Ahlaki anlayıştır. Bu Ahlak anlayışı,Ermeni toplumunda'da belli düzeyde vardır.Maalesef Diaspora'da,Yahudi tavırlı diyebileceğimiz guruplar mevcuttur.

    YanıtlaSil
  10. Abdication, İngilizce daha ziyade bir görevden veya makamdan çekilmek. Manevî mesuliyetten vazgeçmek yahut feragat etmek için kullanılan kelime ise Abnegation. Biraz evvel BBC channel 2 seyrederken bu kelime zikrediliyordu, benim de aklıma oradan geldi.

    YanıtlaSil
  11. BBC'den sonra sözlüğe bakmak faydalı olabilirdi. Mesela OED:

    abdicate - 5. To formally give up (a right, trust, office, or dignity); to renounce, lay down, surrender, abandon; at first implying voluntary renunciation, but now including the idea of abandonment by default.
    7. absol. (by ellipsis of the thing resigned, usually the throne or crown). To renounce or relinquish sovereignty, or its equivalent.

    Abnegation alakasız bir kavram. İnkâr etmek veya kendini mahrum etmek demek.

    1. Denial, negation; refusal, formal rejection (of a doctrine, etc.). 2. Denial (of anything) to oneself; self-denial; renunciation (of rights, claims, or things esteemed).
    3. Self-abnegation; renunciation of oneself; self-sacrifice.

    YanıtlaSil
  12. Abnegation kelimesinin işte o birinci manasını kasdetmiştim, ahlaki "vazgeçiş"e karşılık olarak, (yani Self-Abnegation değil, sadece Abnegation). Dikkat edilirse, OED de "doktrin"den falan bahsetmiş zaten izah ederken. Ukalalık etmek istemem ama zihnimi kurcaladı ve Merriam-Webstera da baktım, diğer lugatlere de göz attım. Abjure desen belki biraz sıkıntılı, fakat Abnegate tastamam uyuyor burada. Şurada bunun üzerine yazılmış özet gibisinden bir yazı var, kısaca demişki: "Abnegation ve Abdication, İngilizcede (Mistrust, Distrust misali) birbirine hayli yakın kelimeler, ancak Abnegation'ın yaygın kullanımı azalınca, Abdication onun yerine de kullanılır olmuş(Proscription'ın kullanımının bayağı azalıp artık onun karşılığının da Prohibition ile ikame edilmesi gibi)"

    Okuyun bence → http://grammarist.com/usage/abdicate-abnegate-abrogate

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Pardon" desen daha kısa olurdu :)

      Sil
    2. ağzını öpeyim usta! "pardon" dese çok daha kısa olurdu ama ille bir kazı çevirip yakmama çabası...

      Sil
    3. Yüklenmeyin çocuğa, yazık. Kendi çapında katkı yapmaya çalışıyor, n'apsın?

      Sil
    4. Bu arada İngilizce Abnegate sözcüğünün Almanca karşılığı Entsagen olarak görünüyor. Versagen ise daha farklı, bozulmak, başarısız olmak manasında. [Abdicate de Verzichten (auf) olabilir.] Hocam, gerçekten Liberal demokrasiye inansaydın, farklı fikirlere tahammülün olsaydı benim yazdıklarımı burada sansürlemezdin. Demek ki sen de savunduğun değerlere aslında pek inanmıyorsun.

      Sil