25 Mart 2013 Pazartesi

Oyun


Oyun, Öz Hakiki Türkçe. Bazı Eski Uygurca kaynaklarda oyug diye de geçiyor. +In ve +Ig eşdeğer anlamlı iki yapım ekidir, geçişli fiillerden nesne adı, geçişsiz fiillerden özne veya eylem adı yaparlar. Dolayısıyla oy- fiilini varsayabiliyoruz. Bu bizim bildiğimiz ağaç oymak, gözlerini oymak vs.’deki oymak mıdır acaba? Köken anlamı “boşaltmak” ise eğer, hımm, bir mantıkî alaka kurar gibi oluyoruz. Boşlamak, boş işler yapmak, boş boş oyalanmak filan? Geçişli anlamı olan oymak’tan başka bir de geçişsiz oymak mı vardı, “dün akşam canım sıkıldı, bir süre oydum” gibisinden? I-ıh olamaz, Türkçede bir fiilin hem geçişli hem geçişsiz anlam taşıması görülmüş şey değil.

Peki, başka ihtimal. Belki oymanın dönüşlü (yani refleksif) hali olan bir oyunmak fiili vardı, “boşalmak, boşa vakit geçirmek, kendini boş kılmak” anlamında. Oyun dediğimiz şeyin aslı da asimile edilmiş +Ig ekiyle oyuŋ idi. Eski Türkçede malum, bir normal /n/ bir de dilin arka tarafıyla söylenen /ŋ/ var, ayrı sesler, bazı Anadolu ağızlarında halâ o ayrım korunur. Bu ikincisi her zaman n+ğ bileşiğidir. Olabilir mi? Yok, bu teori de zayıf. Bir kere sözcük oyuŋ değil oyun, Kaşgarlı’da, Kutadgu Bilik’te, Kitabül İdrak’te hep böyle yazılmış. İkincisi, oyunmak diye bir fiil hiç kaydedilmemiş.

Mevzuyu daha da karıştıralım. Oyalamak ne demek? Bu sadece Türkiye Türkçesine has bir fiil, diğer Türki dillerde yok. +AlA- eki eski Anadolu Türkçesinde sevilen bir yapım ekiyken şimdi hemen hemen öldü. Süreğen ve kararsız eylem bildirir, misal: çapmaktan çabalamak, tepmekten debelenmek, gevmekten gevelemek, kakmaktan kakalamak, sepmekten sepelemek. Demek ki oyalamanın ardında gene bir oymak fiili olmalı. Peki bunun anlamı neydi? “Oynamak” mı? “Boş iş yapmak” mı? Vallahi bilmiyorum. Bileni de yok galiba.

Kaşgarlıda, Çağataycada ve bilumum Türk dillerinde geçen ozmak diye bir başka fiil var, “yarışta başkasını geçmek” anlamında. Bu bir ipucu verir mi? “Yarış” ile “oyun” arasında anlam bağı belirgin gerçi, ama yok, bu da olmaz, fiil sonsesinde /y/ ile /z/ arasında yapısal bir bağ kurmanın yolu yok.

Peki ya tığla işlenen oya? Onun hiç alakası yok, Yunancadan alıntı. Ta eski Atina’da chiton’un kenarına işledikleri tığ işinin adı ὤια, Türçeye çok geç devirde İstanbul ağzından geçmiş.

Bu soruyu bilemedim hocam.

*
İngilizce play, Anglosaksonca plegan/plaegian fiilinden. Esasen to cultivate demek, yani idman etmek, egzersiz yapmak, fiziksel becerilerini geliştirmek – oyun işini ciddiye almış adamlar. Almanca eşdeğeri pflegen olur, onun oyunla hiç alakası kalmamış, “ilgi ve özen göstermek, gözkulak olmak, to care” yönüne evrilmiş.

Game neymiş diye bakıyoruz.  Anglosaksonca gaman “bir araya gelmek, toplanmak, beraber bir iş yapmak”, aşağı yukarı Almanca gemein ve Latince communis ayarında bir kavram. Demek ki eski İngilizler oyun deyince bir yerde toplanıp idman ve beceri işleri yapmayı anlıyormuş.

*
Latincede ilk zamandan beri iocus ile ludus ayrılmış. İlki “sözcük oynu, espri, laf ebeliği”, ikincisi bedensel etkinlik gerektiren oyun, cambazlık, aslan terbiyeciliği, gladyatörlük filan.  Ernout & Meillet sf. 656-657’de ludus üzerine enfes bir analiz var. “Oyunlar” derken dinî ve törensel kökenli birtakım kamu eğlencelerinin kastedildiğini, eski Roma dinine ait pek çok sözcük gibi bunun da Hintavrupa kökenli olmadığını gösteriyor; belki de Etrüsklerden alınmış.

İmparatorluğun son demlerinde kamusal oyunların sona ermesiyle beraber ludus sözcüğü de kullanımdan düşmüş; iocus anlam genişlemesiyle her türlü oyun için kullanılmaya başlamış. Fransızca jouer “oynamak”, İtalyanca gioco “oyun”, ikisi de iocus’tan geliyor. Ludus’un türevleri ise ancak edebî Latinceden derlenmiş entel mamulleri, prelude (“oyun-öncesi”), elude (“oyundan kaçmak”),  illusion (“algılarım bana oyun oynuyor, Oytun”), delusion, ludicrous vb.

La Gioconda “oynaşlı bayan” demek, aklımıza gelmişken. Joker de “oyuncu”. (“Şakacı” anlamı derivatif.)

*
Farsça bâxtan oynamak, şimdiki zaman kökü bâz. Farsça fiilin, tıpkı İngilizce Almanca Yunanca filan gibi bir muzari (şimdiki zaman) bir de mazi (perfekt) kökü vardır. İkincisi binlerce yıl önce fiil köküne +t ekleyerek imal edilmiştir. Finaldeki /g/ sesi ardına +t alınca sertleşir ve sızıcılaşır, /xt/ olur. Bir şey almazsa İndo-İrani dillerin tipik evrimini geçirip önce /c/, sonra /dz/ ve en son /z/ halini alır. Orijinal kök *bhag- olmalı. Ama bu dediğim ama üçbin senelik hikâye.

Kumarbâz, sihirbâz, hilebâz, düzenbâz Türkiye Türkçesinin ta ilk devirlerinden beri görülen bileşikler. Canbâz ile hokkabâz da 17. yüzyıldan önce zuhur etmiş. Küfürbâz’a ise 1920’lerden önce rastlamadım. Tuhaf bir türev, galiba kumarbaz’dan kinaye ile türetilmiş. Yoksa “küfür-oynayan” deyiminin makul bir anlamı yok.

Bir de bâzîçe vardır, oyuncak anlamında, ama onu kaç kişi bilir?

13 yorum:

  1. Sevan bey, elinize saglik. Mutlu/mutsuz kelimeleriyle ilgili yorumunuzu merak ediyorum, mut diye bir kok yok anladigim kadariyla. TDK sozluk mut icin mutluluk diyor, mutsuz o zaman mutluluksuz mu oluyor? olmaz heralde. Bir ara internette dolasan Turklerin tarihini anlatan yaklasik 15 dakkalik bir belgesel vardi, orada"Kopuzlarımızda iç çekişli mutyırlarımız" diye bir cumle geciyor. "Yir" sarki demek, kopuz malum orta asya calgisi, mutyır diyede bir kelime bulamadim. O cumleyi kim yazdi ve ne kadar dogru bilemiyorum tabi ama o cumle nedeniyle mutlu ve mutsuz kelimelerinin kokunu mut zannediyodum. Neyse uzun lafin kisasi fikrinizi paylasabilirseniz sevinirim, iyi gunler.

    YanıtlaSil
  2. Oy diğer Türk lehçelerinde düşünmek/fikir anlamına gelir." Oyladım- Düşündüm" demektir, Oyuncak sözcüğü de bu eylem ile bağıntılıdır kanımca.

    YanıtlaSil
  3. Men mi dunem :)

    YanıtlaSil
  4. 'An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth-Century Turkish, SIR GERARD CLAUSON'dan kopyala-düzelt-yapıştır olarak aktarayım, kendisi de çözememiş olayı belli ki:

    ?D oyun 'game, play, merrirnent' and the like; considering the importance of holes in Turkish games (see oyma:) the possibility that this is a Dev. N. fr. o:y- cannot be completely excluded. S.i.a.m.l.g. Türkü VIII ff. Man. üküş törlüg teɳ oyunun 'with many kinds (Hend.) of amusements' TT II 8, 58; a.0. do. 66 (ögrünç): Uyg. vrlr ff. Man.-A (they curse and swear at one another, and this cursing and swearing, like idiots) sögüşçe oyunça sakanur 'they think of as abuse and amusement' M I 10, 19: Bud. TT X 144-5 ( 1 ır): Civ. on kat kaş oyun yaɳkusı eşdilür 'the echo of the ten-fold kaş game is heard' TT 1 94-5: Xak. XI oyun al-la'ib ‘game, sport' Kaş. 1 85: ol oyu:nda: kaldı: turika fi’l-rihân 'he was left behind in the race' I1 25. 4: KB oyunka katılmasa éigin tilin 'if he does not take part in sport with hand and tongue'

    YanıtlaSil
  5. hocam merhaba, sabah sabah etimoloji iyi geldi. Yalnız, baz ekinde belki türkçe kullanımında, oyun ile iş yapma arasında pek ayrım yok gibi...yani aşbaz diye bir sözcük de var, bildiğim, aşçının İran civarındaki azeri kullanımında görülür.sevgiler saygılar....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. benim bildiği aşpez(poxten=pişirmek anlamındaki fiilin muzarisi pez)aşbazı hiç duymadım

      Sil
  6. hocam iranı kelimeleri direk farsça yapıyorsunuz hani bu diğer irani dillere haksızlık gibi geliyor ve neden hep farsçayı önde tutuyorsunuzuz diğer irani dillerden ne farkı var?

    YanıtlaSil
  7. Erzurum'da AYIN OYUN biçiminde kalıp varmış, Fethiye'de ise AYIN UYUN diye bir deyiş var. Anlamı aynı: Ufak tefek, gereksiz, boş işler ve şeyler anlamında. Mehmet İbiş

    YanıtlaSil
  8. Haddim degil ama dikkatinize sunmak istedim: Cince'de, Ao-yun diye bir sozcuk var, olimpiyat oyunlari icin kullanilan. Arastirdim, kisaltma imis. Ancak bu yun sozcugu, kimi oyun turleri icin kullaniliyor. Kim bilir? Belki bu yunla bizim oyun, suyunun suyu babindan akrabadirlar.

    YanıtlaSil
  9. üstad sevan, sibiryada sakha/yakut dilinde 1900'lere kadar şamanlara/büyücülere "oyun" derlermiş. bu şamanlar üçe ayrılıyor; büyük şamanlar; "ulahan/uluhan oyun", orta çapta şamanlar; "orto oyun", küçük şamanlar; hatta şaman dahi olmayan ama meczup türü yada saf kalpli veya yarım akıllı ama tuhaf olanlara da "kenniki oyun" derlermiş. rus olan kötü bir büyücü ise sakha anlatılarında "knyez/knyaz oyun" adındaymış. w.l. sieroszewski'nin sakha'ları inceleyen kitabının yalancısıyım. oyun kelimesi hemen dikkatimi çekmişti.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Knyaz княз eski slavcada/ukraynacada "idareci" demek. Belki de o vakitlerden beri hileci şaman, idarecinin lafını tekrarlayan şaman demek. Bilemem.

      Sil
  10. Hadi baba oynayalım22 Mayıs 2013 19:00

    Oyun deyince 3 yaşında oğlan babası olarak oğlumun uyanık vakitlerinin %95'inde eylediği eylemler ilk aklıma gelen şeyler oluyor an itibariyle.

    Peki çocuklar niye oyun oynar: "Çağdaş bir yaklaşımla oyun, çocuğun kendi kendini ifade ettiği, yeteneklerini fark ettiği, yaratıcı potansiyelini kullanabildiği, dil, zihin, sosyal, duygusal ve motor becerilerini geliştirebileceği önemli bir fırsattır." kaynak

    "İnsanın deneyimsel varoluşunun tamamı oyun oynama temeli üzerine inşa edilir. Oyun oynamanın bu kadar temel bir önem taşımasının nedeni, çocukların ancak oynarken yaratıcılaşmasıdır. Oyun oynama bir deneyimdir; her zaman yaratıcı olan ve mekan-zaman sürekliliği içinde yer alan bir deneyimdir. Oyunun üç temel amacı vardır: İlk ikisi çocuğun bilişsel ve motor gelişimini desteklemek, üçüncüsü ise duygusal çatışmalarının çözülmesini sağlamaktır." kaynak

    Yazıdaki "İngilizce play, Anglosaksonca plegan/plaegian fiilinden. Esasen to cultivate demek, yani idman etmek, egzersiz yapmak, fiziksel becerilerini geliştirmek – oyun işini ciddiye almış adamlar." kısmı okuduğumda doğrudan çocukların oyunu aklıma geldi. Devamlı oyun oynamak ve hatta aynı oyunu tekrar etmek isterler çünkü dünyayı, kurallarını bu şekilde öğrenirler.

    Acaba diyorum oyun çocukların bu aktivitelerine verilen bir isim olarak ilk kez türemiş olabilir mi Türki dillerde. "Oylamak" düşünmek demekse ergenlerin düşünerek yaptıklarını (kendini ifade etme, yaratıcı potansiyeli ortaya çıkarma, birşeyleri keşfetme) çocuklar oyun oynayarak yapıyorlar gibi bir bağlantı olabilir mi mesela?

    Yazınca bana da zayıf geldi ama dur o kadar yazdım bari göndereyim. Belki birileri başka yerlere sündürür, başka çağrışımlar yapar çocukların oyun oynaması ve "oyun" kelimesi.

    YanıtlaSil
  11. Bence 'oyun' sözcüğü < *oyı- (çalmak 2. söylemek) gibi bir kökten geliyor olabilir. Altay yöresindeki Türk Dillerinde 'oyın' (oyun, eğlence 2. spor), oyno- (çalmak 2. dans etmek) anlamlarına gelir. İngilizcedeki 'play'in hem (çalmak) hem (oynamak) anlamına gelmesi gibi. Benim varsayımım şu yönde; ôy (esasında ôyın uzun o iledir) "ses". *Ôy (ses) sözcüğü muhtemelen yansıma kökenli olmalıdır. Bu varsayımsal sözcük *ôy (ses 2. söz 3. düşünce) anlamlarına geliyor olabilir. Bugün Azerice ve Türkmencede 'ses vermek' (oy vermek bir nevi düşüncesini belli etmek) anlamında kullanılır. Kimi dillerde 'ses-söz/sözcük-dil' benzer ya da aynı kelimeyle ifâde edilir. Meselâ Lazcada 'nena' (ses 2. söz/sözcük 3. dil) anlamlarına gelir. Buna benzer biçimde *ôy (ses 2. söz 3. düşünce) > *ôyı- (söylemek 2. seslendirmek) zaman içinde (çalmak) anlamını da kazanmış olmalı > ôyın (çalma, söyleme) zaman içinde ikincil olarak (dans etme), ôyına- da zamanla > oyna- oluyor.

    Aşağıdaki bağlantıda Altaylı bir müzik grubunun seslendirdiği yerel bir şarkıyı paylaşmak isterim. Şarkının adı 'Oyno' (çal). Nakarat kısmında 'Oyno oyno komızım, cangra cangra komızım' diyor. Türkçeye çevirirsek 'Oyna (çal) oyna (çal) kopuzum, yañra yañra kopuzum' olur.

    Yangra- fiili bizde kullanılmıyor ancak yangşak (yavşak) sözcüğünde korunmuş. Eski Türkçe yangra- ve yangşa- (gürültü etmek 2. ortalığı inletmek) demektir. Yangşa- (gürültü etmek 2. boş konuşmak) > yangşak (zevzek, boş konuşan 3. gürültücü) demektir. Tabii bizde /ng/ sesi yeni yazıda yok, bu nedenle değşik bir ses değişimi yaşanmış, yangşak > yavşak'a evrilmiş.

    Oğuzca /y/ = Kıpçak ve Sibirya öbeğinde /c/ olduğu için, yangra- = cangra- oluyor. 'Ortalığı inlet kopuzum' diyor Altaylılar şarkıda :)

    => http://www.youtube.com/watch?v=3encA6KYQUI&list=RD02YqmTCQQ0Gio

    YanıtlaSil