Thursday, April 23, 2020

Türklerin dini neymiş

Yasin Erdenk’in Isparta Yöresi Ziyaret ve Adak Yerleri konulu yüksek lisans tezinden (Isparta 2001) bir bölüm. En aşağıya kendi yorumlarımı ekledim.

ISPARTA YÖRESİ ZİYARET VE ADAK YERLERİNİN FONKSİYONLARI
Ağrıların Geçmesi: Hızır Abdal Sultan, IşıklıDede
Akıl Hastalığının Tedavisi: Piri Mehmet Efendi, Sağır Dede.
Askere ve Gurbete Gidenlerin Sağlıklı Bir Şekilde Gidip Gelmeleri İçin: Erenler Türbesi, ErtokuşTürbesi, Kesikbaş, Şeyh DağıstanlıHacıMustafa, Muharrem Dede, Uzun Musa Dede, Erenler Dede, Savdıgan Dede.
Burnu Kanayan İçin: Kan Dede.
Çeşitli Hastalıkların Tedavisi: Aslan Baba, Ayazmana Dede (ZekeriyaSultan), Kara Dede, Sülüklü Tekke, Şehit Hüseyin BaşDede, Şeyh Muslahattin Dede(1-2).
Çeşitli Sıkıntıları Gidermek: ErtokuşTürbesi, Hızır Abdal Sultan, ŞeyhDağıstanlıHacıMustafa, Tez Mehmet Dede, Tez Murat Dede, Veli Efendi, GülBaba, Erenler Dede, Beşir Dede, Yunus Emre (II) ve Kara Dede.
Çişini Haber Vermeyen Çocuklar İçin: Şeremet Dede.
Çocuğu Olduğu Halde Yaşamayanlar: IşıklıDede, Sağ Aşık.
Çocuk Sahibi Olmak: Aslan Baba, , ErtokuşTürbesi, İsmail Dede, KaracaAhmet Dede, Kara Dede, Seyit Sinan Baba, SağAşık, Şeyh Ahmet Sultan, ŞeyhDağıstanlıHacıMustafa, Şeyh Muslahattin, Tez Murat Dede, Polat Dede, Veli Baba(Veli Sultan) ve Kırali Dedesi, Ümmî Nine, Avşar Korusu, Aziz Dede, KadıDede, Yunus Emre (I), KırkbaşÇeşmesi.
Çocukların Toprak Yeme Adetlerini Gidermek: Hasan Efendi Tekke.
Dua Etmek: Bütün ziyaret ve adak yerleri.
Düğün Sahiplerinin Düğünlerinin İyi Geçmesi İçin: Didecik Tekke, EliKepçeli Dede.
El ve Vücut Siğillerinden ve Çıbanlardan Kurtulmak İçin: Uyku Dede, Kocabıyık Eren Dede.
Emzikli Bayanların Sütlerinin Artması İçin: Şeyh Hasan Efendi, TezMurat Dede, Süt Kuyusu, Hıdırellez Kayası.
Erkek Çocuk Sahibi Olmak için: Polat Dede.
Evde Bereket için: Beşir Dede, Dorum Dede, Muslahattin Dede (I), Taşlı Dede, Tez Mehmet Dede, Yunus Emre (Garip Tekke).
Evlenmek İçin: ErtokuşTürbesi, Şeyh Muslahattin Dede (I), (II), TezMehmet Dede, Tez Murat Dede, İncirli Dede, Muharrem Dede, Şeyh Mehmet Kadı, Avşar Korusu, Yunus Emre (I), ÇalıDede, Sinan Baba
Ev ve Araba Sahibi Olmak İçin: Tez Mehmet Dede, Tez Murat Dede, Murat Dede, Muharrem Dede, Avşar Korusu ve Veli Baba (Veli Sultan).
Felçten Kurtulmak İçin: Delikli Taş, Ihlamur Dede, Andık Dede, SultanBaba
Fena Yollardan Kurtulmak İçin: Tez Mehmet Dede, Hasan Dede
Gelin Olacak Kızların Mutlu Bir Evlilik Sürmesi İçin: Doğan Aşık, İsmailDede, Beşir Dede, Erenler Türbesi, Ertokuş, Sultan Baba, Sülüklü Tekke, Tez Mehmet Dede, Elyaz Tekke, Sultan Baba, Şeyh Pir Mehmet Hoyî
Genel Gaye: Aldan Efendi, Ayırt Dede, Ebubekir Türbesi, Erenler Türbesi, Hasan Dede, Dağıstanlı Şeyh HacıMustafa Efendi Türbesi, Kerim Dede, Kesikbaş, Mustafa Dede Türbesi, Şeyh Muslahattin Efendi (I), (II), Veli Baba
Günahların Affı İçin: Yazla Türbesi
Hafızlık İçin: Veli Efendi
Hacca Gitmek İçin: Muharrem Dede, Arap Beşir Dede, Beşir Dede, Kuşku Dede
Hasta ve Huysuz Hayvanların İyileşmesi İçin: Şeyh Hasan Efendi, SütKuyusu, Sülüklü Tekke
Her Türlü Dilek İçin: Aldan Dede, Derviş Şükrü, Ebubekir Türbesi, İncirli Dede, Kesikbaş, Pir Mehmet Efendi (Pir Efendi Sultan), Şeyh Ahmet Sultan, VeliBaba, Yunus Emre (I), Muharrem Dede, Aziz Dede, Sülüklü Tekke, Şeremet Dede, Şeyh Mehmet Kadı, Tez Murat Dede, Tiryaki Dede, Yakup Dede, Çalca Dede, Hıdırlık Dede, Yazla Türbesi, Berdeî Sultan, Hüseyin Dede, Şirin Baba, Yunus Emre(II), Mustafa Dede, Şeyh Muslahattin Dede (I), (II), Tekke, Derviş Şükrü, KutgiDede, Nohutlu Baba, Karagöl
Her Türlü Hastalığın Tedavisi İçin: Aslan Baba, Andık Deresi, DelikliTaş, İsmail Baba, Sinan Baba, Ihlamur Dede, İncirli Dede, Sinop Dede, Yakup Dede, Erenler Dede, Eflâtun Dede, Şeyh Muslahattin (I), (II), Avşar Korusu, Sülüklü Tekke, Hasan Dede (I), (II), Ayazmana Dede, Veli Baba
İş Bulmak ve İşin Düzelmesi İçin: Ah Ali Dede, Erenler Türbesi, Şeyh Dağıstanlı Hacı Mustafa Efendi, Tez Murat Dede, Tez Mehmet Dede, Veli Baba(Veli Sultan), Şeyh Muslahattin (I), Ayazmana Dede.
Karın Ağrısından Kurtulmak İçin: Şikem Dede
Kazadan Kurtulmak İçin: Mustafa Dede Türbesi, Tekke, Veli Sultan
Kocasını İçkiden Vazgeçirmek İçin: Pir Mehmet Hoyî, Tez Murat Dede
Konuşması Gecikenler İçin: Veli Efendi
Kötülüklerden Korunmak İçin: Hasan Dede (II)
Kuduzdan Kurtulmak İçin: İlyas Dede, Sinop Dede
Öksürükten Kurtulmak İçin: İncirli Dede (II), Öksürük Kayası, Kurt Dede, Öküz Dede
Pehlivanların Güçlü Olması İçin: Pehlivan Dede (BağıllıDede)
Sağırlıktan Kurtulmak İçin: Sağır Dede
Saralı Hastaları İyileştirmek İçin: Arap Beşir Dede
Sarılık Hastalığından Kurtulmak İçin: Sarılık Dedesi, Sülüklü Tekke
Sıkıntılardan Kurtulmak İçin: Veli Efendi, Gül Baba, Hüseyin Musa Dede, Ertokuş, Kara Dede, Erenler Dede, Beşir Dede, Şeyh DağıstanlıHacıMustafa, Yunus Emre (II)
Sınıf Geçme ve Sınavlarda Başarılı Olmak İçin: Ihlamur Dedesi, SinanBaba, Tez Mehmet Dede, Tez Murat Dede, Yunus Emre (II), Ümmî Nine, AzizDede, Veli Sultan
Sıtma Hastalığından Kurtulmak İçin: Sıtma Dedesi, Andık Deresi, SinopDede
Suyun Kesilmesini Önlemek İçin: Su Gözesi
Sütü Olmayan Emzikli Annelerin Sütü Artması İçin: Tez Murat Dede, SütKayası, Süt Kuyusu
Uykusuzluk Çekenler: Uyku Dede
Yağmur Yağması İçin: Doğan Aşık, Hüseyin BaşDede, ÇayırlıMescit, Hıdırlık Dede, Kara Dede, Nohutlu Baba
Yaraların Tedavisi İçin: Ayazmana Dede (Zekeriya Sultan)
Yaramaz ve Hasta Ağlayan Çocukların Tedavisi İçin: Şeyh Hasan Efendi, Osman Efendi Dede, Pir Mehmet Hoyî
Yatalak Hastaların AcılarınıDindirmek İçin: Arap Beşir Dede
Yürüyemeyenler İçin: Sultan Baba
Yürümeyen Çocuklar İçin: Gök Veli Sultan (Ayak Dedesi), Didecik Dedesi, Ihlamur Dede, Sultan Baba, Karacaahmet Dede, IşıklıTürbe
Zayıf ve Sıska Çocukların Kuvvetlenmesi İçin: Abdülkâdir GeylaniTürbesi, Çınar Ağacı, Delikli Taş(I), (II), (III), Işıklı Türbe, Şeyh Muslahattin EfendiTürbesi (I)

ISPARTA YÖRESİ ZİYARET VE ADAK YERLERİNDE YAPILAN ADAK ÇEŞİTLERİ
Ağaçlara Bez, Çaput ve İp Bağlamak: SağAşık, Pürçekli Dede, Tarlapınarı, Didecik Dede, Çınar Ağacı, Çalık Dede, Tez Mehmet Dede, EfendiSultan, Halife Sultan, Andık Deresi, Aldan Dede, Şehit Osman Dede, Sinop Dede, İncirli Dede, Ihlamur Dede, Hüseyin Baş Dede, Gök Veli Sultan, Kirli Dede, Çalı Dede, Hasan Dede (II), Karacaahmet ve Akşemsettin Türbesi, KırkbaşÇeşmesi, ŞeyhŞemseddin Türbesi.
Akciğer: Öküz Battı, Kurt Dede, İncirlik Dede (II).
Aş: Kocabıyık Eren Dede, Kara Dede, İsmail Dede, Şirin Baba, Veli Baba, Yunus Emre (II).
Aşure: Aslan Baba, Beşir Dede, Dağıstanlı Şeyh Mustafa, Şirin Baba, SinanBaba, Şeyh Muslahattin Türbesi (I)I, Tez Murat Dede, Tez Mehmet Dede.
Baklava: Delikli Taş(III) (Halil Bin Ahmet Kabri).
Basma: Aziz Dede, Erenler Dede, Tez Murat Dede.
Bisküvi-Gofret: Ebubekir Türbesi, Hızır Abdal Sultan, Şeremet Dede, UzunMusa Dede, Kesikbaş.
Bişi: Aldan Dede, Beşir Dede, İsmail Dede (YukarıTekke), Kesikbaş, Muharrem Dede, Şeyh Muslahattin II, Tez Murat Dede, Ümmî Nine, Ertokuş, Sinan Baba, Mustafa Dede.
Buğday: Tez Mehmet Dede, Andık Dede.
Bulgur: Hüseyin BaşDede, Andık Deresi.
Bulgur Pilavı: Avşar Korusu.
Çivi Çakmak: Çınar Ağacı, Kocabıyık Eren Dede, Andık Deresi, PürçekliDede, Hüseyin BaşDede.
Çocuk Adı Adamak: Polat Dede, Karacaahmet Dede, Şeyh Ahmet Sultan,
Çorba: Çalık Dede, Didecik Tekke.
Duvara TaşYapıştırma: Tez Mehmet Dede.
Fakirleri Giydirme: Sultan Baba.
Fatiha Okuma: SağAşık, Yavruzâde Hacı Hüseyin Efendi, Taşlı Dede, Ahî Şemseddin Türbesi, Kırali Dedesi, Hasan Dede.
Gözleme: Veli Efendi.
Gül: Gül Baba.
Gülsuyu: Gül Baba, KadıDede, Tez Murat Dede, Yunus Emre(I).
Halı: Hasan Dede, Sinan Baba, Erenler Dede (II).
Hatim İndirmek: Dağıstanlı Hacı Mustafa Efendi, ErtokuşTürbesi, Tez Murat Dede, Muharrem Dede, Halife Sultan, Pir Efendi Sultan, Havlu: Erenler Dede (I), (II), Kadı Dede, Yunus Emre (I), Erenler Türbesi.
Helva: Çimili Dede, Kesikbaşve Veli Efendi.
Horoz, Tavuk: Karacaahmet Dede, Tez Murat Dede, Sinan Baba, İsmailDede, Avşar Korusu, Süt Kuyusu, Yunus Emre (II), Hasan Dede, IşıklıTürbe, İhbar Billezi, Keklik Dedeleri.
İç Çamaşırı: Aslan Baba, İsmail Dede, Tez Murat Dede.
İncir : TaşlıDede.
Kınalı Bez: Tez Mehmet Dede.
Keşkek : Kuşku Dede, IşıklıTürbe, Nohutlu Baba.
Kur’ân Okumak: Ziyaret ve adak yerlerinin birçoğu.
Kurban (Keçi, Koyun, Dana): Polat Dede, Karacaahmet Dede, Tez MuratDede, Çalca Dede, Andık Deresi, Tez Mehmet Dede, Nohutlu Baba, Kutgi Dede, Tekke, Su Gözesi, Çimili Dede, Koru Dede, Sinan Baba, Aldan Dede, Aslan Baba, Beşir Dede, Kesikbaş, Çayırlı Mescit, Şeyh Muslahattin Dede (II), IşıklıTürbe.
Leblebi: Leblebi Dede.
Lokum: Hıdırlık Dede, Osman Efendi Dede, Veli Efendi.
Mendil: Erenler Dede.
Mevlit: Emir Ahmet, Berdai Sultan, Yunus Emre (I), Tez Murat Dede, DağıstanlıMustafa Efendi, Şeyh Muslahattin Dede (I), (II), Beşir Dede, MuharremDede, Pir Efendi Sultan, Ertokuş, Sultan Baba, Ayazmana Dede (Zekeriyâ Sultan), Aldan Dede.
Mum Yakmak: Sinan Dede, Tez Mehmet Dede, Kocabıyık Eren Dede, Didecik Dede, Kara Dede, Ayırt Dede, Aldan Dede, Şeremet Dede, Aziz Dede, Kadı Dede, Çamlar, Çınar Ağacı, Gök Veli Sultan, Süt Kayası, Kocakulak Tekkesi, KanDedesi, İsimsiz Dede, İncirli Dede (II), Halife Sultan, Tez Murat Dede, Tiryaji Dede, Uyku Dede, Çalık Dede, Sıtma Dede, Hasan Dede, Hüseyin Dede, Yunus Emre (II).
Mutfak Eşyası: Aslan Baba, Beşir Dede, Sinan Baba.
Namaz: Aslan Baba, Beşir Dede, Didecik Dede, ErtokuşTürbesi, ŞeyhMuslahattin (I), (II), Sinan Baba, Muharrem Dede, Tez Murat Dede, Aldan Dede, Halife Sultan, Savdıgan Dede.
Nokul: Andık Deresi, ErtokuşTürbesi, Hıdırlık Dede, Kocabıyık Eren Dede.
Oruç Adağı: Tez Murat Dede, Muharrem Dede.
Öksüz Sevindirmek: Karacaahmet Dede.
Pantolon, Etek: Aslan Baba.
Para: Erenler Dede, Efendi Sultan, Kutup Dede, Mustafa Dede, Seyit Ahmet Sultan, Andık Deresi (Delikli Taş), Ahi Şemsettin Türbesi, Kırkbaş Çeşmesi, Tarapınarı Tekke, Yunus Emre (II).
Pilav: Baba Sultan, Yunus Emre (I), Elyaz Tekkesi, Veli Baba, Tez MuratDede, Didecik Dede, Ertokuş, Çimili Dede, KadıDede, Beşir Dede, Hasan Dede, Mustafa Dede, Dağıstanlı Şeyh Hacı Mustafa, Nohutlu Baba.
Seccade: SağAşık, Gül Baba, Aslan Baba, KadıDede, Erenler Dede, Şeyh Muslahattin Dede (I), (II), Yunus Emre (I), Tez Mehmet Dede.
Süpürge: Gök Veli Sultan (Ayak Dedesi).
Şamdan: Sinan Baba, Tez Mehmet Dede.
Şeker, Çikolata: Tez Murat Dede, Muharrem Dede, Hasan Dede, Emir Ahmet, Beşir Dede, Garip Tekke (Yunus Emre), Osman Efendi Dede, Eflâtun Dede, Mustafa Dede.
Taş: TaşDede, Tez Mehmet Dede, Şeyh Muslahattin Dede, Uzun Er.
Testi Getirmek: Pir Mehmet Hoyi.
Tuz: Beşir Dede.
Türbe Yaptırmak ve Onarmak: Muharrem Dede, Pir Mehmet Halife, Şeremet Dede, Tez Murat Dede, Pürçekli Dede, Tez Mehmet Dede, Garip Tekke(Yunus Emre II), Aldan Efendi.
Üç İhlâs, Bir Fatiha: SağAşık, Aldan Dede, Ertokuş, Veli Efendi, Kesikbaş, Abdülkâdir Geylani, Beşir Dede, Ebubekir Türbesi, Erenler Dede, Kılıçaslan, Gökmen Dede.
Yâsin-i Şerif: Muharrem Dede, Ertokuş, Piri Mehmet Efendi, Dağıstanlı Şeyh HacıMustafa, Tez Murat Dede, Yazla Türbeleri, Şeyh Muslahattin (I), (II.), Erenler Dede.
Yazma, Tülbent (Eşarp): Efendi Sultan, Erenler Dede, Erenler Türbesi, Garip Tekke, Baba Sultan, Yunus Emre (I), YukarıTekke (Aslan Baba), Pir MehmetHoyî, Veli Baba, Tez Mehmet Dede
Yemek Dağıtmak: Didecik Dede, Beşir Dede, Aslan Baba, Sinan Baba, Ayazmana Dede (Zekeriya Sultan), Veli Sultan, Şeyh Mehmet Kadı, Ertokuş

ISPARTA YÖRESİ ZİYARET VE ADAK GÜNLERİ
Pazartesi: Veli Baba
Çarşamba: Gök Veli Sultan, Hüseyin BaşDede, Kesikbaş, Andık Deresi vePir Efendi Sultan
Perşembe: Abdülkadir Geylani, Halife Sultan, Muharrem Dede, Andık Deresi, Deliktaş(II), Erenler Dede, Veli Efendi, Aziz Dede
Cuma: Aldan Efendi, Halife Sultan, Hüseyin BaşDede, Kesikbaş, Pir EfendiSultan, Tez Murat Dede, Andık Deresi, İsmail Dede, Aziz Dede, Şeyh Dağıstanlı HacıMustafa
Cumartesi: Abdulkâdir Geylani, Hüseyin BaşDede, Delikli Taş(II)
Pazar: ErtokuşTürbesi, Erenler Dede
Dini Bayramlar: Ziyaret ve adak yerlerinin birçoğu
 Mübarek Gün ve Geceler: Halife Sultan, Muharrem Dede, Ayırt Dede, Emir Ahmet
Hıdrellez Günü: Hıdırlık Dede, Aslan Baba, Hıdırlık Tepesi
Aşure Günü (Muharrem Ayının Onu): Aslan Baba, Sinan Baba, Beşir Dede, Şirin Baba, İsmail Dede,
Her gün: Bütün ziyaret ve adak yerleri

ISPARTA YÖRESİ ZİYARET VE ADAK YERLERİ İLE İLGİLİ ÂDET VE UYGULAMALAR
Ağaç kabuğunu vücuttaki çıbana sürerek iyi olmasını dileme: ÇamArası
Araba ile türbenin etrafını üç defa dönmek: Tekke
Boğmaca ve öksürük olan çocuklar için ciğer götürüp ağaca asma: İncirli Dede, Öküz Battı, Kurt Dede
Çiviyi çıbana sürüp, mezar taşına çakmak: Kocabıyık Eren Dede
Çocuk sahibi olmak için türbeye salıncak kurma veya beşik bırakma: Sinan Baba, YukarıTekke, Karacaahmet Dede, AşağıTekke (Aslan Baba)
Delikli taştan “al çürüğü, ver sağı” diyerek üç yedi defa geçme: DelikliTaş(I), (II), (III)
Durmayan huysuz çocukların çamaşırlarınıtürbede bırakma: ŞeyhÇelebi Sultan
Duvara taşyapıştırma: Tez Mehmet Dede
Gelinleri Tekkenin önünde değil üstünden geçirmek: Aslan Baba
Gelinleri türbeye yakın eve gelecekler önce türbeye adak adayıp sonra eve getirme: Şirin Baba
Hasta ve cılız çocukları ağaç etrafında üç defa dolaştırma: Çınar Ağacı
İstenilen şeyi türbe duvarına yazma: Tez Murat Dede
İstenilen şeyin maketini yapma: Tez Murat Dede
Kullanılmışbir testi alıp, buna su doldurup götürme: Hüseyin BaşDede
Mezara üç defa gelme ve yedi defa dönme: Gök Veli Sultan
Mezarın toprağı suyla içmek: Hasan Efendi
Mezarın üstüne taş koymak: Uzun Er, TaşDede
Öksürük olanların kaya etrafında dolandırarak, kayaya tükürttürme: Öksürük Kayası
Saralı halde mezar üzerine yatma: Arap Beşir Dede
Sıtma olanlarımezarın üzerine yatırma: Sıtma Dede
Sıtma olanlarısöğüt ağacıarasına yatırarak terletme: Sıtma Dedesi
Tekkedeki veya ziyaret yerindeki kuyudan çekilen su ile yıkanmak vebunuşifa bulmayı dileyerek içmek: Sıtma Dede
Tekkedeki yeşil direği kucaklamak: Pir Efendi Sultan
Türbe etrafında üç defa dönme: Halife Sultan
Türbe içindeki uzun taşa sıska çocukları yatırma: Işıklı Dede
Türbe yanındaki bir dibeğe su doldurup, sütünün çoğalmasını dilemek: Tez Murat Dede
Türbede bulunan bir takunyayı hastaların uzuvlarına üç defa vurma: Hızır Abdal Sultan
Türbede mum yakıp, üç defa dolanmak: Halife Sultan
Türbedeki dikmeye atlet, havlu, yazma bağlama: Erenler Dedesi
Türbedeki yeleği giymek: Şeyh Muslahattin Dede (I)
Türbeden alınan toprağın, yatalak hasta üzerine serpilmesi: Arap Beşir Dede
Türbenin toprağınıdilek sahibine yalattırmak: İncirli Dede
Türbenin toprağınısuyla karıştırıp ağrıyan yere sürme: IşıklıDede
Türbeye çamaşır bırakmak: Şeyh Çelebi, Sultan Baba, Tez Murat Dede
Türbeye kilit ve anahtar götürüp türbe içinde bu kilidi anahtarla açıpbaht açma: Pir Mehmet Hoyî
Türbeye yakın bir yerdeki taşıun haline getirip yalamak: Veli Baba
Üç gün arka arkaya mezarın etrafında basılan yere tekrar basmamak kaydıyla dönme: Hüseyin Baş Dede
Yatırın yanına tuz, bulgur serpmek: Tez Mehmet Dede, Hüseyin Baş Dede
Yatırın yanında bulunan ağaca bez bağlama: Pürçekli Dede, Çalık Dede
Ziyaret yerinde rüyaya yatma: Aslan Baba, Karagöl (Rüya Taşı), SinanBaba, SağAşık, Sülüklü Tekke, Yakup Dede
(alıntının sonu)
***************
SEVAN NİŞANYAN’IN NOTLARI
1. İslam değil, başka bir din. İslam dininin mitolojik anlatısından, “kitabi” referanslarından, otorite kurumlarından bağımsız. Sadece namaz ve Yasin okuma gibi birkaç şekli unsur benimsenmiş.
2. Çok tanrılı bir din. Farklı işlevler için farklı şekillerde tapınılan farklı tanrıları var. Hepsini koordine eden bir üst-tanrı fikrinin izi görünmüyor.
3. Tanrıları yerel. Spesifik bir yerde yaşıyor ve etkinlik gösteriyor. Komşu ilçelerin ve illerin tanrıları farklı.
4. Modern Elen dini ile çok büyük benzerlikleri var. Elenlerde de (yani Yunanlar, Ortodoks Rumlar) farklı dilekler için farklı azizler ve her birinin ayrı kilisesi, ayrı ikonları vardır. Her birine söylenecek dua, uygulanacak tören farklıdır. Bildiğimiz kadarıyla antik Yunan dininden de farkı yok. İstenen şeyin maketini adama örneği için bkz. Efes’te Artemis tapınağı (Antik), Meryemana evi (modern Hıristiyan).
Suriye ve Kafkasya dinleri de aynı (Nusayri-Aleviler, Dürziler, Ezidiler, Ermeniler, Abhazlar vb.). İran da öyle mi, emin değilim.
5. Agresif bir din değil. İnancını yayma, megafonla ilan etme, kabul etmeyenleri ayıplama ya da cezalandırma mekanizmalarına sahip değil. Bu açılardan mesela İslam’a oranla daha “sempatik” ve insancıl bir din.
6. Aktarım metotları gelenek (“ninem böyle yapardı”) ve akıl (“Şükufe hanımın kızını götürmüşler iyileşmiş”). İslam dini bunlara kurumsal otoriteyi ve cezayı ekleyecek.
7. Akılcı bir din. Hatta – hemen kızmayın – bir “bilim yöntemi” diyebiliriz. Gerçek hayatın yakıcı problemlerine ampirik olarak sınanmış çözümler öneriyor. Ampirik sınamanın yetersiz veya yanlış veya biased olması bu gerçeği değiştirmez. Modern bilim bazı konularda daha sağlıklı ampirik veri ve daha cüretkar teorik sentezler üretmiş olabilir; ancak temel problemlere getirdiği çözümler (ağrıları geçirmek, evlilik, sınav geçme, ev ve araba alma, kocanın içkiyi bırakması...) daha başarılı değil. Belki doğurganlık konusunda, biraz.
8. Teorik tartışmaya ve gelişmeye açık (“Tezveren Dedeyi üç defa değil yedi defa tavaf etmek gerekiyormuş, Mehpare hanım denemiş”). Fakat “yüksek” dinlerden farklı olarak, üst düzey bir teorik söylemi (yazılı kültürü) yok. Dolayısıyla avamın ulaşamayacağı bilgilere sahip bir uzman sınıfı oluşmasına izin vermiyor. Ya da az izin veriyor.
9. İslam dininin (ve diğer “yüksek” dinlerin) temel farkı bu. a) Üst düzey teorik söylem, ve b) örgütlü otorite. İlkin, yazıya dayalı öğreti. Sonra, cezalandırma sistemi. Yani sınıfsal ayrışma. Dinin “asli sahibi” olan bir egemen zümrenin oluşması, ve bunun doğal sonucu olarak o zümrenin otoritesine yönelik tehditlerin giderilmesi.
10. İslam dini, kendi varlığına yönelik bir tehdit olarak gördüğü halk dinini yasaklamaya ve yoketmeye çalışmış. Hala da o mücadele aralıksız sürüyor. Halk dini, İslam söyleminden bazı temalar benimseyerek kendini savunmaya çalışmış. Yerel tanrıların (yatırların) birçoğu İslam mitolojisinin azizleriyle özdeşleştirilerek meşrulaştırılmış (Veysel Karani, Şeyhmus, Ökkeş, Abitter Dede, Kerep Gazi, Seyit Vakkas, Şammas Baba vb.). Alevilerdeki Hz. Ali saygısını da bu şekilde yorumlamak mümkün.
11. “Yüksek” dinin öğretisi halk dinine oranla çok daha akıl dışı (Her yerde olan fakat hiçbir yerde olmayan bir tanrı, kadir-i mutlak fakat dünyada en basit adaleti sağlamaktan aciz, alim-i mutlak fakat dua ile dileklerden haberdar edilebilir, tüm çağların tanrısı fakat bir tarihte kitap yazmış...). Bu doğal, çünkü entelektüel ayrıcalık anlaşılmazlıktan beslenir: “hikmetinden sual olmaz”. Otorite irrasyonellik doğurur. Halk dini akli eleştiriye açıktır: “Zümbük Dede kızamığa iyi gelir diyorlar ama sahteymiş”. “Yüksek” entelektüel söylem ve otorite ile korunan kitabi din, ancak o söylemin en üst düzeydeki sahiplerince eleştirilebilir. Dolayısıyla çok ender durumlar dışında eleştirilmez.
12. “Yüksek” dinlerin tarihini, bir egemen sınıf oluşturma, o sınıfın otoritesini koruma/pekiştirme ve (belki) zamanla o otoriteyi kaybetme/dönüştürme tarihi olarak okumak lazım.


20 comments:

  1. Memleketim Çorumda'da da bu tür inanışlar vardı..ben bunları dinden ayırıyorum, çünki dini duygularla çelişir görünmezdi insanlara..mesela bazı dedeler veya yatırlara çocuk olması için yapılan ziyaretler ve doğacak çocukların ona verilmesi(satılması), bunun sonunda doğan çocuk kız ise adı Satı, erkek ise Satılmış konurdu..bu yörede Satı ve Satılmış ismi çoktur..bir ikinci inanış da bazı ailelerde bulunduğuna inanılan iyileştirme gücü..böyle ailelere Ocak denirdi..her ocağın bir hastalığı iyileştirme gücü olduğuna inanılırdı..çok yakından şahit olduğum bir olay:insanlarda çok görülen kaşıntı, döküntü gibi cilt hastalıkları için bu ailenin üyelerinin o bölgeye parpulama denilen hafifçe tükürmelerinin (şimdilerde damlacık deniyor ve tehlikeli olduğu her gün ifade ediliyor,ama o zaman ilaç gibi gelirdi insanlara) de sağaltıcı olduğuna inanılırdı..gerçekten de bu rahatsızlıklar kısa sürede geçerdi..tabi mutlaka bilimsel bir açıklaması vardır, ama inanç bu...

    ReplyDelete
  2. Dogma din ve kulturu etkin mucadele edilmesi gerekir Insanlik icin cozum de '' ateizm ve metaryalist dusunce ile mumkun...

    ReplyDelete
  3. ben göbekatan dede kadar ilgincini görmedim, duymadım. evde kalmış kızların mezarın karşına geçip göbek attığını gördüm defalarca... kısmet çıkması içinmiş... bursada, meydancıkta...

    ReplyDelete
  4. Ayni Mekkeli musrilerin dini gibi: "insanlara sorarsan yagmuru kim yagdiriyor, ruzgari kim estiriyor diye sorarsan, Allah diyecekler" (bu bir hadis metni".

    Ama o musrikler Allahla birlikte bir suru puta (modern manada tekkeye) de taparlardi. Insan sadece ve sadece "tanriya" inanmali. Tanri ile birlikte baska yerlerden meded umanlara islam literaturunde "musrik" denir.

    Yani memleketin durumu , cahiliye donemi gibi Musriklerle dolu vesselam.

    Dengbej.

    ReplyDelete
  5. Demek ki çok tanrılı olmak hala faydalı kabul ediliyor peki işlevi nedir acaba?

    ReplyDelete
  6. Tek tanrıcı bir din aslında yoktur. Bütün inançların tanrıları bir kavmin tanrılarıdır. Mesela Yehova İbranilerin, Allah Arapların, Tengri Türklerin tanrısıdır.
    Mezheplerin tanrıları da öyledir. "Gregoryen Tanrı" Ermenilerin tanrısıdır, "Nasturi Tanrı" Süryanilerin tanrısıdır, "Anglikan Tanrı" İngilizlerin tanrısıdır, "Şii Tanrı" İranlıların tanrısıdır vs. "Alevi Tanrı" da Alevilerin tanrısıdır hatta. Çünkü Aleviler de İbraniler gibi soydan süren bir inanca mensuplar.
    Aslında bütün inançlar genelde öyledir. İnançlar babadan oğula geçer çoğunlukla.

    ReplyDelete
  7. "kadir-i mutlak fakat dünyada en basit adaleti sağlamaktan aciz"
    Bu argüman çok sık kullanılır ama sorgulanmaya muhtaçtır. Çünkü "Tanrının adaleti sağlamadığı" önkabulu baştan sorunlu olduğu için eleştirilmesi gereklidir. Herşeyden önce kime göre "adalet"? İçinde yaşadığımız dünyada filmlerde ve masallardaki gibi bir tarafta "iyi adamlar", öbür tarafta "kötü adamlar" mı var ki Tanrı onlar arasında taraf tutsun? İnsanların iyi ve kötü anlayışları çağdan çağa, ülkeden ülkeye, kişiden kişiye değişmiyor mu? Bir insanın veya bir şeyin hem iyi, hem kötü tarafları olmuyor mu? Değişmez, objektif bir iyi/kötü fikri totaliter bir anlayış değil midir? Örnekler çoğaltılabilir. Tanrının gücü ve kötülük arasındaki çelişki çok sık kullanılan bir argümandır ama objektif değildir.
    "Her yerde olan fakat hiçbir yerde olmayan bir tanrı" eleştirisi de öyledir. Fıkralarda da geçer. Tanrı, yani "yaratan", yaratılanlar gibi zamanda ve mekanda yer kaplayan bir "cisim" olsaydı zaten "yaratan" olmazdı.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Tanrı tek tanrıcı dinlerde öyle gri karakterlerden oluşmaz. Tanrı tamamen beyazdır. Şeytan tamamen siyah. Bu anlayışa göre evrende mutlak doğru ve üstün ahlak vardır. Dolayısıyla senin dediğin gibi "bir tarafta "iyi adamlar", öbür tarafta "kötü adamlar" kesinlikle vardır. Bu dinler evrene bu kadar basit açıklamalar getirdiği için (sadece) düşünen insanları kendinden uzaklaştırır. Bunu diğer ibrahimci dinlerde de görebilirsiniz ama islamın tanrısı adam kayırma olayını başka boyutlara taşımıştır.

      Delete
  8. diyanet bunlara müdahele ederek belki de ya selefileşmenin ya da yaygın din anlayışının başka bir şeye evrilmesinin yolunu açıyor olabilir. http://www.bomba32.com/haber/isparta/-isparta'-da-o-turbede-neler-yapiyorlarmis/11766.html

    ReplyDelete
  9. benim dikkatimi dede konusu cekti. Ispartaya da yakın bir yerdeyim. dede deyince akla alevi inanci geliyor gibi olsa da sanırım daha eskiye dayanıyor da olabilir. Bizde de çocuklugumdan hatirladigim dede çamı oluyordu. hangi özelligine gore ayırıyorlar bilmiyorum ama bazı çam ağaçlarına dede çamı deniyor ve onlar kesilip yakılmıyor, bazı törensi şeyler yapılıyordu(muş) vs.. Şamanizmdeki bazı ağaç ya da hayvanların kutsallastirilmasi akla geliyor ama dede ismi verilmesinin de bu sekilde bir geçmişi var mi bilmiyorum.

    ReplyDelete
  10. Belki de islam öncesi Mekke veya Petra da hurafe olarak görülüp dışlanmış, İnanç sistemi içindeki bir sürü uygulama vede inanış ritüeli, sonradan İslamın temel ve ana yapısını oluşturdu ! Böylesi bir duruma dair bir çalışma veya araştırma varmı Sevan hocam?

    ReplyDelete
  11. Hristiyanlıkta daha ilk dönemlerinden beri en azından mesajının bir kısmının gerçekte olmasa da görünüşte irasyonel ve saçma olduğunu kabul eden ve hatta bunu vurgulayan bir görüş var. Örneğin, Havari Pavlos'un Korintlilere birinci mektubundan şu pasaj:

    17 Çünkü Mesih beni vaftiz etmeye değil, Mesih’in çarmıhtaki ölümü boşa gitmesin diye, bilgece sözlere dayanmaksızın Müjde’yi yaymaya gönderdi.
    18 Çarmıhla ilgili bildiri mahva gidenler için saçmalık, biz kurtulmakta olanlar içinse Tanrı gücüdür. 19 Nitekim şöyle yazılmıştır:
    “Bilgelerin bilgeliğini yok edeceğim,
    Akıllıların aklını boşa çıkaracağım.”
    20 Hani nerede bilge kişi? Din bilgini nerede? Nerede bu çağın hünerli tartışmacısı? Tanrı dünya bilgeliğinin saçma olduğunu göstermedi mi? 21 Mademki dünya Tanrı’nın bilgeliği uyarınca Tanrı’yı kendi bilgeliğiyle tanımadı, Tanrı iman edenleri saçma sayılan bildiriyle kurtarmaya razı oldu. 22 Yahudiler doğaüstü belirtiler ister, Grekler’se bilgelik arar. 23 Ama biz çarmıha gerilmiş Mesih’i duyuruyoruz. Yahudiler bunu yüzkarası, öteki uluslar da saçmalık sayarlar. 24 Oysa Mesih, çağrılmış olanlar için –ister Yahudi ister Grek olsun– Tanrı’nın gücü ve Tanrı’nın bilgeliğidir. 25 Çünkü Tanrı’nın “saçmalığı” insan bilgeliğinden daha üstün, Tanrı’nın “zayıflığı” insan gücünden daha güçlüdür.
    26 Kardeşlerim, aldığınız çağrıyı düşünün. Birçoğunuz insan ölçülerine göre bilge, güçlü ya da soylu kişiler değildiniz. 27 Ne var ki, Tanrı bilgeleri utandırmak için dünyanın saçma saydıklarını, güçlüleri utandırmak için de dünyanın zayıf saydıklarını seçti. 28 Dünyanın önemli gördüklerini hiçe indirmek için dünyanın önemsiz, soysuz, değersiz gördüklerini seçti. 29 Öyle ki, Tanrı’nın önünde hiç kimse övünemesin. 30 Ama siz Tanrı sayesinde Mesih İsa’dasınız. O bizim için tanrısal bilgelik, doğruluk, kutsallık ve kurtuluş oldu. 31 Bunun için yazılmış olduğu gibi, “Övünen, Rab’le övünsün.”


    Yahut da erken devir Hristiyan yazar Tertullian'ın MS 3. asrın hemen başında yazdığı De Carne Christi çalışmasından şu meşhur pasaj:

    Tanrı’nın Oğlu doğdu: Utanç yoktur, çünkü bu utanç doludur.
    Tanrı’nın Oğlu öldü: Bu tamamen güvenilirdir, çünkü güvenilmezdir/hatalıdır.
    Ve gömülmüş, dirilmiştir: Bu kesindir, çünkü imkânsızdır.


    Bu görüşte tabii irasyonaliteye övgü yok, çünkü bahsedilen irasyonalitenin görünüşte irasyonel olduğu ama gerçekte rasyonel ve mantıklı olduğu vurgulanıyor.

    Benzer bir görüşe İslam dünyasında bu kez İslamın mesajı için de rastlanıyor. Diğer büyük dinlerde ya da en azından bazı alt gruplarında da olabilir.

    Bu görüş neyin rasyonel, neyin irasyonel olduğunun sorgulanmasını getiriyor beraberinde. Rasyonaliteye karşı olan ya da onu inkar eden değil, onun niteliğini ve sınırlarını tekrar tartışmaya açan bir görüş.

    ReplyDelete
  12. 8. madde için Uzman Sınıfı değil de, Ulema Sınıfı ya da Ruhban Sınıfı denmeliydi. Sınıf yerine Kast da denebilir elbette.

    Ayrıca mevzuyla alakalı olarak, İslamî Ahsen TV'nin yayından kaldırdığı(fakat başka siteden bulduğum) birkaç dakikalık röportajı bırakıyorum.

    ReplyDelete
  13. Bu kadinlarin dini. Erkeklerin dini Cuma gunu camidir.

    ReplyDelete
  14. Bu halk dini ölüyor yerini Cübbeli tarzı pop starlar alıyor.

    ReplyDelete
  15. Gencken Elazigda ziyaret/bakmak icin gittimiz bir turbenin duvarina işemiştim. Wc bulamadigim icin o an.

    Turklerin dinlerinin icine ettigim icin pisman degilim. Altimiza mi etseydik.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Sevan bey bu çalışma güzel ama çıkarımınız biraz abartı olmuş. Bu inanışlar direk mainstream-Sünni islamla çelişkili gözükebilir ama islami referansları var. Sandığınız kadar ayrı değil.Buhârî, Cenâiz, 7, Ahkâm, ll; Müslim, Cenâiz, 15. ,Müslim, cenâiz 105,108, edâhi 37; Ebû Dâvûd, cenâiz 75; Tirmizî, cenâiz 60; Nesâî, cenâiz 100,101. Bunlar üzerinden başta Hanefi mezhebi olmak üzere 4 hak mezhep ittifakla helal ve caiz diyor. Saygılar

      Delete
  16. Ziyaret yerlerinin isimlerinden Anadolu halk islaminin veya guncel adi ile aleviligin izlerini cok acik bir sekilde gormek mumkun. Boyle guzel bir calismayi paylastiginiz izin tesekkurler.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Alevilik (ya da tarihte en çok bilinen adı ile Kızılbaşlık) Anadolu halk İslamı demek değildir, ondan da beslenmiş olan spesifik bir dini oluşumdur.

      Delete
  17. Öncelikle islam degil baska bir din bu demenin dogrulugu konusunda supheliyim. Bu inanislarin bir islamin farkli yorumlarindanmi ibaret oldugu yoksa tamamen ayri bir dinmi oldugu konusunda boyle net bir ayrima varilabilecegini sanmiyorum. Modern islam tahayyullerimizden farkli olmakla birlikte bu inanclarin islamdan tamamen ayri bir din teskil ettigini dusunmuyorum. Cok tanrili bir din oldugu ifadesinide ayni sekilde abartili ve gercekten uzak buluyorum. Ozellikle, gaza yapan gocebe turk topluluklarda gorulen bu yaklasimlarda bir paganizm aramak zorlama olucaktir. Zira bu topluluklar islami kabul etmislerdir ama elbette bir araptan bir iranlidan bir 21. yy isci sinifi mensubundan farkli olarak. Inalcik bu topluluklardan bahsederken paganizm yerine samanizm tabirini kullanmistir. Boyunlarinda asili kemiklerle gezen ve ilginc danslar yapan dervisler araplar tarafindan hayretle aktarilir ancak bu dervislerin herha gi bir paganizm iddiasi bulunmamaktadir. Bu topluluklarla ilgili fikir yurutebilecegimiz en meshur kaynaklardan biri saltuknamedir. Sari saltuk herseyden once bir muslumandir, kafir topraklarinda gaza yapar bununla birlikte kisiliginde hem orta asya gocebe kavimlerinden hemde balkan toplumlarindan izler bulabilmek mumkundur. Ilk donem osmanlisininda sunni bir islam yorumj benimsemeis olmasina ragmen bu gelenketen yararlandigini ve karsilikli bir etkilesime girdigini belirtmeliyim, yani boyle ak ile kara gibi bir ayrim soz konusu degildir. 5. maddede agresif olmamasi hasebiyle islamdan ayrildigini belirtmissiniz ancak sunuda goz onunde bulundurmak gerekirki islam dininde hristiyanlari yahudileri zorla musluman yapmak bir nihai amac degildir. Kafirler vergilerini verdikleri takdirde pekala musluman cemaatle beraber yasayabilir hatta fazla vergi verdikleri icin bu kimi zaman devletin isine gelmistir ve ihtidalarina kuskuyla yaklasilmistir. Akilciliginida ayni sekilde tartismali buluyorum, basit deneme yanilma yontemlerini benimsemis bir pratikler butununu akilci addetmek en basit neandartel davranislarinda dahi bir deha aramakla ayni olacaktir cunku bu basit yanlislamalar, kullandiginiz ve kesinlikle modern bir terim olan ve tanimi siurekli degisen, bilimsellikle bagdasamiyacak kadar ilkel ve icgudiseldir. O halde kargalari deneme yanilma yontemleri kullandiklari icin pascal in talebesi saymamiz gerekir. Teorik tartismaya ve gelismeye acik olmasi ise ayri bir muamma. Seyh bedreddin yunan akademiasini canlandirdida bizimmi haberimiz yok, yoksa sahkulu anadolunun bagrindan kopup gelen aydinlanmaci bir pozitivistmisde bu yanli tarih bize onu boylemi aktarmis. Merkezi otoritelerin baskilarindan bunalan gruplar cok cesitli insanlari iclerine alarak genislemislerdir ama bu gelisime modern terimleri bunyesinde barindirdigini kabul ederek bakmamaliyiz diye dusunuyorum. Son olarak yuksek din daha akil disi yada hayir oteki daha akil disi gibisinden bir polemiginde son derece spekulatif ve yanli olacagi kanaatindeyim cunku herhangi bir nesnel olcut bulunmuyor. Bu lokal ve belirttiginiz gibi ic dinamikleri bolgeler arasi farklilik gosteren dini yaklasimlari boyle keskin ve cagimiza has terimlerle degerlendirmemek lazim diye dusunuyorum.

    ReplyDelete