5 Mayıs 2011 Perşembe

Usame bin kim?


Usame bin Laden olduğu iddia edilen bir kişi 2 Mayıs 2011 sabahı Pakistan'ın Abbotabad kentinde Amerikan komandoları tarafından öldürüldü. Ya da öldürüldüğü iddia edildi.

Usame bin Ladin diye biri var mı?
1998 gibi bir tarihe kadar vardı muhtemelen. O günden bu yana yaşadığına dair bir kanıt duymadım. Yaşadığının yegâne delili bildiğim kadarıyla 2001 yılında bilinmeyen kaynaklardan dolaşıma sokulmuş olan dört veya beş tane video kasetiydi. Bu videoların Los Angeles’ta herhangi bir stüdyoda çekilmediğinden emin olamıyorum.

11 Eylül 2001 saldırılarını Usame bin Ladin mi düzenledi?
Bildiğim kadarıyla bu konudaki TEK delil UbL olduğu iddia edilen sakallı bir adamın video yoluyla suçu üstlenmesi. Saldırılara karıştığı iddia edilen kişilerin itiraflarında UbL ile şahsen karşılaştıklarına veya ondan emir aldıklarına dair bir şey yok.

Herhangi bir medeni mahkemede (hatta Türkiye’de adına “mahkeme” denilen sirk şovlarında bile) birinin video yoluyla suçu üstlenmesi delil sayılmaz. İtirafın delil değeri kazanması için mahkeme huzurunda yapılması ve çapraz sorgulamaya tabi tutulması gerekir. Yoksa herhangi bir soytarı çıkıp Karındeşen Jak’ın cinayetlerini kendisinin işlediğini iddia edebilir.

Geçen gün öldürülen kişi Usame bin Ladin miydi?
Üçüncü sınıf taşra savcısı bile bilir ki, savcı olmasa hükümet tabibi huzurunda kimlik tesbiti yapmadıkça bir kişinin ölümüne karar verilemez. Cesedi kim teşhis etti? Neden apar topar “denize attılar”? Mezarının tehlikeli olacağını düşündülerse bile (ki inandırıcı değil) denize atmadan evvel neden 24 saat bekleyip iki tane hükümet tabibine teşhis ettirmediler?

Saldırıya uğrayan ev 1 milyon dolar değerinde miydi?
Fotoğraflarda yaklaşık 170 metrekare üzerine 3 katlı bir gecekondu/apartman ve müştemilatı görülüyor. Abbotabad gayrımenkul ilanlarına baktığımızda Kakul Road üzerinde 8 yatak odalı, “exceptionally large” avlulu, “beautifully constructed” bir evin fiyatı 6 milyon rupi = 70.000 dolar civarında görünüyor. Kentte bulabildiğim en pahalı satılık ev 28 milyon rupi, yani 300.000 dolar kadar.

Haberlerde “çevresindeki evlerden 10 kat büyük” olduğu ileri sürülen evin o yöredeki tüm evlerle aşağı yukarı aynı büyüklükte olduğu GoogleEarth’te net olarak görülüyor (bkz. 34 10’ 09’’ kuzey, 73 14’ 33’’ doğu). Müştemilatları biraz daha fazla sadece.

Saldırya uğrayan ev, dünyanın en “wanted” adamının saklanabileceği bir ev mi?
Abbotabad Pakistan’ın nisbeten müreffeh ve turistik bir kenti. İlanlarda çok sayıda emekli subay, doktor, muhasebeci vb. görünüyor.

Evin bulunduğu semt 2001’den sonra imara açılmış, hali vakti yerinde, yarı-kırsal bir alan. Aynı sokakta 10-15 müstakil ev var. Birçoğu saldırıya uğrayan ev gibi takriben 1.80 yükseklikte güvenlik duvarlarıyla çevrili. 130 metre uzaklıkta çarşı olduğu anlaşılan cadde bulunuyor.

Benim fikrimce hangi bakkala sorarsanız o sokakta yaşayan bir tuhaf Arabı bilir.

*
Var bu işte bir yamuk.

2 yorum:

  1. Abi adamın yargılanmaksızın öldürülmesinde bence de garip bir durum var. En azından devlet denilen kurumun ruhu ile uyuşmayan bir hal. İster istemez insanın aklına acaba birşeyleri mi gizliyorlar sorusu geliyor.
    Ama 11 Eylül'den hemen sonraki ay içinde kendisiyle şahsen görüşüp röportaj yapmış en az bir gazeteci biliyorum: Robert Fisk. Siz ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama Fisk bende hayatta olmayan bir kimse ile röportaj yaptığını iddia edebilecek birisi izlenimini uyandırmadı.
    Fisk sonradan, röportajında Bin Ladin'e 11 Eylül'ü kendisinin yapıp yapmadığını sorduğunu, fakat açık bir cevap alamadığını, sadece eylemcilerden bazılarını (Muhammed Atta adının geçtiğini hatırlıyorum) tanıdığını söylediğini belirtmişti. Belki, sanılanın aksine, kendisi bir teşkilatçı veya operasyonel liderden ziyade sadece vitrindeki ideolojik/politik figürdü el-Kaide açısından.
    Bush yönetiminin yetkilileri ne kadar kötü adamlar olurlarsa olsunlar, sırf nizam-ı alem davası uğruna güvenliklerinden doğrudan doğruya kendilerinin sorumlu oldukları binlerce insanı öldürmeye cesaret edemezlerdi, hatta böyle bir işi tasavvur bile edemezlerdi diye düşünüyorum. Yani en azından o memleketin siyasi kültürü, şeffaflık, hesap verebilirlik, toplumda devletin kutsanmaması, sivillik seviyesi gibi etkenlerin buna imkan vermeyeceğini zannediyorum.
    Ama, evet, yine de ortada bir yığın tuhaflığın da olduğu bir gerçek. Obama yönetiminin bayağı emirle adam öldürtmeyi bir şiddetle mücadele yöntemi olarak görebilmesi şaşırtıcı. Öldürdüğün adam şeytan bile olsa, "Liderlerini öldürdük" lafını bir seçim kampanyasında propaganda için söylemek biraz ayıp olsa gerek. Sonra da gelip Türklere Kürt sorununda barışçı yöntemlerin izlenmesi yönünde telkinde bulunmak ne kadar inandırıcı olur, adama sorarlar "sen niye kaş göz işaretiyle adam öldürtüyorsun, askerine düpedüz cellatlık yaptırıyorsun o zaman?" diye. çelişki, çelişki...

    YanıtlaSil
  2. Metodoloji dersi verir gibi bir yazı olmuş. "Komplo teorisyeni" yaftasından korkmadan akıl yürütülmüş olması da ayrıyeten güzel olmuş. "El Kaide" de bir FBI veritabanının adıymış zaten aslında. :)

    YanıtlaSil