9 Eylül 2011 Cuma

Kırkbin köyün biri

Kızılkilise. Eskiden meşhur bir Ermeni köyü imiş. 1828 Rus harbinden sonra halkı topluca Rusya’ya göçmüş. (Burada kastedilen “Rusya” Rusya’nın aynı yıl İran’dan zaptettiği Erivan vilayetidir.) O devirden geriye bir aile kalmış.

Bir süre sonra Hemşin’in köylerinden göçen Ermeni ve Müslümanlar yerleşmiş. 1890 küsur senesine gelindiğinde köyde 30 hane Müslüman, 35 hane Ermeni nüfus varmış. Coğrafya ansiklopedisi yazarı Peder Eprigyan¹ “buranın Ermenilerinin Müslümanlarla akrabalık ve hısımlık ilişkisi vardır; hatta aralarında öyleleri vardır ki teyze ya da hala ve dayı oğulları Müslümandır” diye hayretini belirtmiş. O devir için çok yaygın bir hal değil; şaraptan dönme sirke keskin olur misali, dönenin kalanla dost kalması enderdir.

Köyün ortasındaki tepenin üzerine 1890’dan az bir süre önce kocaman bir cami yapmışlar. Köyün adına vesile olan kızıl kilisenin temel taşları Eprigyan'ın aktardığı bilgiye göre camiin on adım ötesinde görülmekteymiş. Maamafih Ermeni cemaati de 1865’te Kâhya Sahak’ın himmetiyle (kim olduğuna dair bilgi yok) hayli büyük ve güzel bir kilise yaptırmış. Aşağı mahallede 1828 muhacirlerinden kalma eski bir toprak kilise de varmış ama kullanılmıyormuş.

Eprigyan’dan bu kadar. 1915 tehcirine ait listelerde bu köyden 200 nüfusun sürüldüğü yazılı. Akıbetlerine dair bir şey bulamadım. 1960’ta adını Güzelyayla yapmışlar. Erzurum’un 38 km kuzeydoğusunda, Tortum yolu üzerinde, iddiasız bir yer. Son seçimde Ak Partiye 78, MHP’ye 23, BBP, Hepar ve Saadet’e birer oy çıkmış.

*
1828 muhaceretini pek bilmiyordum, son haftalarda okudukça gözümden perdeler indi. Öyle anlaşılıyor ki, Erzurum, Kars ve Ağrı vilayetlerinin Ermeni nüfusunun büyük bir kısmı, her halükârda yarıdan fazlası, 1828’de Paskieviç’in ordularıyla birlikte apar topar sınırın öbür yanına göçmüş. Hadiseden 60-70 yıl sonra bile o taraflar terkedilmiş, ya da bir zamanlar mamurken şimdi üç beş hane kalmış, ya da göçer Kürt ve Türkmen aşiretlerince işgal edilmiş ex-Ermeni köyleriyle dolu görünüyor. Bu dediğim, 1880-90’lar. Meşhur soykırımdan bir kuşak önce.

Göçün sebebi nereye kadar katliam korkusudur, nereye kadar Ruslar yeni aldıkları Erivan vilayetini iskân etmek için teşvik ettiler, emin değilim. Ama 1915’e bu kadar odaklandıkça, buzdağının esas büyük kısmı sanki gözden kaçırılıyormuş gibi geliyor bana.

--------------
DİPNOT
¹ H. S. Eprigyan, Badgerazart Pnaşxarhig Pararan [Resimli Coğrafya Sözlüğü], iki kalın cilt, Venedik 1902. Hazinedir.

1 yorum:

  1. Bahsettiğiniz, yeni adı "Güzelyayla" olan köyün eski adı da zaten Türkçe imiş "Kızılkilise". Ermeniler kendi köylerine "burada kızıl renkli bir kilise var, o halde adını Kızılkilise koyalım" diyerek "Türkçe" koyacak değiller gibime geliyor.

    Kızılkilise köyünün, "Kızılkilise"den de önce bir adı var mı? Yok ise neden Ermeniler köyün adını Türkçe koymuşlar?

    Adlarında "kilise", "Rum" vb. sözcükler olan yer adları değiştirilmiş ancak bu adlar zaten Türkçe idi, meselâ Türkbükü'nün eski adı "Rumbükü"dür. Eyvah "Rum" diyor, bu adı değiştirelim diyenler bu yeradının zaten Türkçe olduğunu algılayamamışlar sanırım. Mesela bu örnekte de Rumbükü'nden önce buranın başka bir adı olmalı.

    Türkleşme/Türkçeleşme zaten "Rumbükü" dendiğinde olmuş.

    "Eski adların iadesi" derken kast edilen nedir? Yukarıdaki örnekler üzerinden gidersek meselâ "Güzelyayla"ya yeniden "Kızılkilise" mi denmeli, yoksa "bu ad Türkçe, bundan öncesi de olmalı" deyip eşeleyerek eski adı mı bulunmalı? Bulunamazsa da Kürtçülerin yaptığı gibi uydurarak (ezelden beri bilinen ad olan Karapınar > 'uydur' > Karepungal gibi) ille de Ermenice/Kürtçe/x'çe (aman Türkçe olmasın da) bir ad mı konmalı?

    Eğer en eski adı seçeceksek Ankara < Hattuşaş, Van < Tuşpa mı olacak? Başlama çizgisini neresi olarak belirleyeceğiz? Van Ermenice olduğu için buradan mı başlanılacak yoksa amaç tarihi adlara saygı/yaşatma ise bu kente Tuşpa mı denecek? :) Sonuçta Ermeniler de Urartular Ermenileşince kentin eski adı olan Tuşpa'yı "Van" olarak "değiştirmişler". Tarih tekerrür edip durur...

    YanıtlaSil