23 Ocak 2012 Pazartesi

Çağdaş Türk siyasi düşüncesine giriş



Nejla Onsoy isimli abla yazmış, Atatürk’ü beğenmediğime göre, doğal olarak, bu ülkeyi terk etmem gerektiğini savunmuş:
“Şimdi siz tutmuşsunuz Mustafa Kemalle ilgili bazı paylaşımlarda bulunmuşsunuz, bilmem annesinin adı Ali Rıza gibi akıl dışı madem ona saygı duymuyorsunuz ki sevmiyorsunuz demiyorum böyle bir zorunluluğunuz yok bu ülkede işiniz ne kuzum ? Neden eğitim aldıığınız coğrafyada kalmadınız da benim güzel yurdumdasınız ? Fikirlere saygım var ama Mustafa Kemal'e yada benim güzel yurduma yapılan saygısızlığa tahammülüm yok ! [...] sizin diyebileceğim en güzel laf NATO KAFA NATO MERMER!”
 “Annesinin adı Ali Rıza” meselesine aklım ermedi gerçi, ama totaliter düşüncenin bu denli net ifadesine ender rastlanır, o yüzden Nejla Hanımın mektubunu değerli buldum. Ezcümle diyor ki, MADEM malum siyasi lidere saygı duymuyorsun DEMEK Kİ bu ülkede yaşama hakkın yok. YANİ vatandaşlık haklarını (İngilizcesi civil rights) iptal ettim. Oysa vatandaşlık hakkı (doğduğu veya benimsediği ülkede eşit ve tam bir birey olarak yaşama hakkı), Fransız ve Amerikan insan ve vatandaş hakları beyannamelerinde, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları şeysinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde vesairede temel insan hakları arasında sayılır. Yani şuna veya buna inanma şartına bağlanmamıştır, siyasi otoritenin hoşuna giderse vereceği gitmezse vermeyeceği bir hak değildir. İnsanın doğmakla kazandığı bir haktır. Yahut başka bir dilde ifade etmek isterseniz, padişahtan veya firavundan değil, Allahtan kaynaklanan bir haktır.

Nejla Hanım (ve onunla aynı fikri paylaşan milyonlar) belli ki farklı bir görüşteler. Daha doğrusu, ta 1920’lerde rahmetli İtalya başbakanı Benito Mussolini’nin veciz bir şekilde ifade ettiği diğer anlayışı savunuyorlar. Diyorlar ki, tabii hak diye bir şey yoktur, ancak siyasi lidere veya rejimin siyasi simgelerine itaat ettiğin sürece vatandaşlık haklarına kavuşursun, yoksa avucunu yala. Doksan yıldan beri Türk eğitim sistemi bu tezi kafalarına kazımış.

Tabii Nejla Hanım belli ki az da olsa aile terbiyesi almış biri olduğundan, temel hakların iptali meselesini “git Amerika’da yaşa” seviyesinde ele alıyor. Kendisi gibi düşünenlerin büyük çoğunluğunun zihni, insan haklarının bütünselliği konusunda daha nettir. Temel hakları iptal etmenin, a) yaşama hakkının, ve b) bedensel dokunulmazlık hakkının da iptalini içerdiğini daha kolay kavrıyorlar. Resmi ideolojiye itaat etmememin cezasını, vücudumun – sahip olduğum veya olmadığım – çeşitli organlarıyla irtibatlandırıyorlar.

Geçen ay çıktığım Mehmet Ali Birand programından sonra bu arkadaşlardan yüz civarında mail aldım. Saklamayı akıl edemeyip çoğunu sildiğim için şimdi üzgünüm. En son 30 Aralık ve sonrasında gelenlerden bir demet kalmış. Şöyle:
Mehmet Ümit Yiğit: NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE ! BU VATANIN EKMEĞİNİ YİYİP İHANET EDENLER EKMEĞİ YEDİKLERİ YERDEN KURŞUNU DA YİYECEKLER !
Sezer Doğanyurt: ermeni pisliği yakinda senide bir "Ogün Samast" vurur... Yaşasın Türk milleti kahrolsun ermeni !!!
Sunay Abbasov [şiir tarzında]: irevanda dogdu/orospu cocugu oldu/gotune koyum senin/sevan nisanyan
Zeynep Usta: Onun bunun çocuğu! Türkler gerçekten soykırım yapsaydı şimdi bi tane bile ermeni olmazdı piçç...!
Ayhan Orak: senin ammmmcigina sokiim ermeni iti sülalenizi sikmisler sizin yetmemis
İşin acıklısı Anıtlar Kurulu üyesinin de bakış açısı üç aşağı beş yukarı bu, İl Özel İdaresinin de bu, genel müdürünün de bu, generalinin de bu, hatta bakanının da bu. Kimi daha yuvarlak laflarla ifade ediyor, kimi daha sivri. Ama temeldeki ideoloji aynı. Türk Nazizmi.

Namı diğer Kemalizm: bu ülkede medeniyetin önündeki en büyük engel.

11 yorum:

  1. Böyle yorumlar bana geldiğinde gülüp geçiyorum ama bir başkasına dair böyle yorumları gördüğümde gerçekten ürküyorum, kanım donuyor. Bir du insancıklara sorulsa mensup oldukları millet ve din hoşgörülüdür böyle bir millet soykırım işleyebilir mi?

    İşin en can sıkıcı kısmı, olağandışı olması gereken bu yorumlar artık o kadar olağan bir haldeki tersi olsa gerçeküstü bir rüya olarak algılarım.

    YanıtlaSil
  2. Bir du insancıklara sorulsa mensup oldukları millet ve din hoşgörülüdür böyle bir millet soykırım işleyebilir mi?

    Soykırımları milletler işlemez, bireyler işler. Gel de bunu Türkiye'de geniş kitlelere anlat.

    YanıtlaSil
  3. Sayin Nisanyan, sizi Turkiyenin yetistirdigi cok zeki saygideger insanlardan birisi olarak goruyor, ozellikle islamla alakali yazilarinizi buyuk bir keyifle okuyor, goruslerinize katildigimi dile getiren yorumlarla katilimlarda bulunuyorum. Islam konusunda sizinle tamamiyle ayni dusuncedeyim. Yazikki Tarih ve Mustafa Kemal Ataturk konulu goruslerinize katilamiyacagim. O konudaki goruslerinize etnik kokeninizin etkisinde kalarak duygusal yaklasim yaptiginizi dusunuyorum. Goruslerimizin ayrilik ifade edebilecegi konular tabiki olabilir, olabilecek her insan arasinda bu cok dogal birsey. Konu her ne olursa olsun burada hakaret, tehdit, kufur gibi acizane tavirlar takinarak kisilerin sayginligini yitirmisligine neden olan yorumlar birakanlari da kiniyorum. Mustafa Kemal Ataturk de sizin gibi zeki bir sahsiyettir bana gore. Soz konusu soykirimsa arkadaslarin tek tarafli dusunmemeye davet ediyorum. Hatirlatayim Ermeni soykirimi diye iddia edilen donemde Ihanet eden savas suclusu Ermeni tebanin bir kismi ulkedne suruldu, her kafileye verilen doktor ve hemsire ile.. Turk tebali savas suclulari ise idam edildi. Ki o donemde de hala basin denilen olay vardi, olaylarin gelisimi yabanci basin tarafindan da takip edildi. Ermeni toplu mezarlari diye iddia edilen yerlerden kuran sayfalari yanmis kuranlar cikti. Biraz daha mantikli olursak cogunlugu sivillerden olusmus iptidai bir Turk ordusu karsisinda tam donanimli Ingiliz, Fransiz, Yunan, Rus, Italyan ordusu vardi bir de bunun yani sira isgalci ordunun yaninda yer alan destek veren seriatci takimi ve Ingilizlerin oyununa gelmis Ermeni kokenli halkimizdan olusan gruplar yer aliyordu. Simdi bukadar isgalci karsisinda cephede topraklarini korumakla mesgul olan Turkler nezaman firsat buldu ve Ermeni soykirimini yapti ? Tamami ile o savas Ingilizlerin Ermeni halkimizi kullanarak baslatmis oldugu asirlardir sure gelen Turk ve Ermeni kardesliginin bozgunlugu ve ingiliz menfaati ile alakali idi. Ingilizlerin cesitli yayinlarinda zaten bahseder nasil oluyorda hristiyan ve musluman bir toplum boylesi ic ice baris icinde yasiyor diye. Turk -Ermeni dostlugunun baslangici Selcuklulara dayanir. Bizans ve Romalilarin Ermenilere yaptigi saldirilara Selcuklularin son vermesi ile baslamistir sonrasi Ermeni toplumu kendi istekleri ile Turk toplumu ile birlesmis ogunden 1. dunya savasina kadar sorunsuz bir kardeslik icerisinde yasamislardir taki ingilizlerin yalan ozgurluk vaadlerine kanip asirlardir birlikte yasadiklari kardeslerine ihanet surecine kadar. Ihanet eden savas syclulari suruldu, Turk kardesleri ile el ele verip topraklarini savunan Ermeni insanlarimiz ise ulkede kaldi zaten.
    Saygilarimla

    YanıtlaSil
  4. Ihanet eden savas syclulari suruldu, Turk kardesleri ile el ele verip topraklarini savunan Ermeni insanlarimiz ise ulkede kaldi zaten.

    Dediğin doğru olsa Osmanlı Ermenilerinin çoğunluğunun ve sadece batı vilayetleri haricinde yaşayanlarının ihanet etmiş olması gerekir, ki bunların hiçbiri doğru değil. İttihat ve Terakki yönetimini aklamak için o zamanki Osmanlı Ermenilerinin çoğunluğuna iftira ettiğinin farkında mısın?

    YanıtlaSil
  5. Öncelikle düzeltilmesi gereken bir bilgi hatası var, Nişanyan hocanın sözlerinde. Dar bölge seçim sistemi son derece acımasız bir seçim düzenidir, hocanın -sanırsam kafasında kurguladığı- %50 barajından beterdir, çünkü kısaca o sistemde "ilk gelen her şeyi alır." mantığı işler. Yani bir bölgede 10 kişi aday olsa ve en çok oy alan 10.000000001 alsa bile seçimi kazanır ve o bölgenin vekili olur. Diğerlerine soğuk suyu bile çok görürler o sistemde.
    Bunun yanında yukarıda demokrasiye giydiren arkadaşa teşekkürler. Dediği doğru. Bir yönetim biçimi olarak demokrasi kaypak ve sorumsuz kalmak isteyen ve seçimde oy kullanmaktan başka bir şey yaparak topluma katkı sunmayı kendisine zül gören insanlara çanak tutmaktadır. Hele hele Tayyip Erdoğan gibi hatası olsun olmasın bütün yanlışların üstüne yıkılmasına rağmen dik durmayı becerebilen bireysel olarak gerçekleştirilemeyen bütün güç gösterilerini başarıyla eyleme dökebilen biri ise seçilen değme keyfine bu türden insanların. Allah affetsin, taksiratlarını

    YanıtlaSil
  6. Şimdi sizin sözünü ettiniz toplumsal koşulların mutlak olmayışı olayına gelince, AKP için mutlaktır, çünkü toplumsal dokuyu derinlemesine okumak için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Örneğin yakın çevremden bir örnek vereyim. Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi için kurulmuş bir üniversitedir. Diğer fakülteler mevzuat ve bürokrasinin şart koşmasından ötürü eğreti biçimde kurulmuştur. Bu hükümet gelene kadar üniversitenin rektörleri hep hukuktan seçilir ve üniversite kaynakları çoğunlukla oraya aktarılırmış. AKP gelince bu olayı dikkate alarak rektörü diğer fakültelerden birinden atamış. Sonuç: baltalanan bir GSU hukuk fakültesi ve AKP yandaşı olmuş rektörler ve dekanlar. NEDEN? Bu adamlar başta AKP'ye saygı duymak için hiç bir nedene sahip değilken AKP onlara en büyük isteklerini verdiği için, hukuk fakültesinden alınacak İNTİKAM.

    YanıtlaSil
  7. Dikkatli bakarsanız medyada aydınlar arasında AKP'ye karşı tutumunu 180 derece değiştiren insanların çoğu benzer yöntemlerle AKP'ye bağlanmıştır.
    Bu nedenle Nişanyan hocayı ayıplamak gerek, çünkü düşman saydıklarını tanımak için çok az çaba sarf etmiş ve onları hakir görmektedir. AKP öyle bir iki darbe ile yıkılmaz çünkü toplumu yönlendirme konusunda şu an Ortadoğu ve balkanlarda yanlarına yaklaşabilecek çok az siyasi örgüt var, belki de yok (Işid'i saymazsak).
    Siz korkmayın CHP zaten yakında tavsiye olacak, kendiliğinden. Tabanının hepsi ülkeyi terk etmek için fırsat kolluyor. Erdoğan istediği düzeni oluşturunca onlara yol verecektir, AKP'den sonra...
    Görüldüğü üzere demokrasi azıcık dersini çalışanlara epey cömert davranıyor, fazlasıyla cömert...
    Bu düzen düzen değil. Başkanlık nasıl olacak bilinmez ama örnek alındığı söylenen Osmanlı gerçekten başarılı biçimde örnek alınırsa işler değişebilir.
    Çünkü Recep Şentürk’ün değimiyle "farklılık yönetiminin" zirvesidir Osmanlı ve şu anda teknolojik olanaklar sayesinde siyasetten nasibi alamamış olan batının bile kültürünü dünyaya yayabildiği güçlüden güçsüze doğru inanılmaz bir hızla ve hırsla kültür aktarımının yapıldığı küreselleşme olgusunun gerçekten gerek duyduğu şey o "farklılık yönetimi"

    YanıtlaSil
  8. Öte yandan AKP şu an şanssız, çünkü ellerinde sınırlı sayıda yol gösterici inan var. Biri Davutoğlu diğerleri 100. y, Medipol, İsam, İsar gibi kurumlardan görece destek sunan aydın kitle...
    Fakat büyük bir sorun var bu ara çünkü, Erdoğan kimseyi dinlemiyor gibi... Neden acaba?
    Çünkü kimse onun duyacağı yerden anlayacağı biçimde konuşmak için çaba sarf etmiyor da, ondan.
    Siyaset kirli diye kenara kaçıp alabildiğine önüne gelen bütün her şeye sövmeyi kendinde hak gören, toplumsal değerleri -gerçekten değerli olsunlar olmasınlar önemli olan toplumun onları değer sayması- aşağılayıp küfreden Aydınlanmış kişiler, bilgilerini Erdoğan’la paylaşmaya yanaşmıyor da ondan, sanırım.
    Bu iş ne ara böyle oldu bilmiyorum fakat bu topraklarda aydınlar eskiden toplumun değerlerini yüceltmek için ellerinden geleni yaparlardı, böylece bir konuda eleştiri getirecekleri zaman insanlar bu çabalarına hürmeten onların dinlerdi. Bir de konuşurken insanlar tepeden bakmaz aşağılamazlardı fakat tahminen -Somuncu Baba-dan sonra bu gelenek değişti. Aydın kesim, yöneticilerden başlayarak önüne gelen yanına yaklaşan herkesi haklı (?) biçimde azarlamaya ve aşağılamaya başladı. Bu da kısa süre sonra akıl almaya gelenleri korkuttu yıldırdı sanırım, ya da arsızlaştırdı. Neyse işte...

    YanıtlaSil
  9. Öte yandan biz de toplum olarak bir devletin ne olduğunu ne işe yaradığını unuttuk. İslam'ın gereği olan bir düzen ne idi unuttuk. O düzen filozofların önerdiği gibi mükemmel bir düzen olmak durumunda değildir. Hatta orta halli olması bile gerekmez. O düzenin bir tane amacı vardır; o da dünyadaki kötülüklerin en kötüsünü bertaraf etmek.
    Yoksa demokrasinin yüksek değerlerini götürdüğü yerlere Tomahawklar, uçak gemileri ve atom bombaları ile güzellikle (!) verip karşılığında yüksek hammaddeyi ucuzca alanların gösterdikleri yüce (!) başarıları göstermeyi beklemez, Allah.
    . Hatta bolca var o güçten. Çünkü bilgi güçtür. (Bunu bilen ortaçağ kilisesi onu devletleşmek için tekeline almaya çalışmıştır, sonuçta da amacına kavuşmuştur. Neyse) Siz bu gücünüzü sorumlulukla kullanmazsanız size bakan ve sizi örnek alan hiç kimse kullanmaz, almayanlarda kullanmaz. Niye kullansın ki?

    YanıtlaSil
  10. Eğer bir şeylerin değişmesini istiyorsak şu beylik sözlere kulak vermeliyiz: "Değişime kendinden başla, eğitime kendinden başla". Bunları eyleme dökmek zorundayız.
    Ben -Allah korusun- bir ateist olsaydım bile peygambere bu konuda saygı duyardım, çünkü önce kendisini sonra sahabesini böyle eğiten çok az insan örneği var. Dedikleri külliyen yalan olsa bile tarih boyunca nerdeyse hiç terbiye ve düzen görmemiş bir topluma düzenin gücünü verip göstermiştir. Ömer İran’a karşı sefere çıktığında ve Müslümanlara namaz kıldırdığında İran komutanlarından biri “Ömer ciğerimi yedi köpeklere düzen öğreterek” neden desin? Düzen gücün temelidir, August Comt’ta böyle der.
    Ne yazık ki Nişanyan hoca böyle biri değil. Bilgisi çok geniş ama bunun altında kalmayacak kadar dikkatli davranma yetisi geliştirme gereği görmemiş. İnsanlara doğruyu söylemek yetmiyor, doğruyu onların anlayacağı bir biçimde söylemek gerek.
    Sun Tsu boşuna demiyor: “Bir komutu askerler yerine getiremiyorsa suçlu önce komutandır. Komutunu anlaşılır biçimde vermelidir, bundan sonra yine komut yerine getirilmiyorsa suç askerlerindir.”, bu durumda komutan gereğini yapmakta özgürdür.
    Siz elinizi kirletmek istemiyorsunuz. Platon’un yaptığı gibi, fakat insanlar ondan çok Aristo’yu biliyor ve ona ilk hoca diyorsa bunun nedeni üşenmeden ve utanmadan İskender’in ayağına kadar gidip ona hocalık etmesindendir. İbn Haldun İslam’ın en büyük düşünürüyse bu onun siyasete atılmaktan korkmamasındandır. Osmanlı –Kanuni’ye kadar- güçlenmiştir, çünkü devlet adamlarına aydın kesim, bir biçimde yol göstermek için çaba sarf etmiştir.

    YanıtlaSil
  11. Hocam Şirince’de Ali Nesin ile yaptıklarınız övgüyü sonuna kadar hak ediyor, fakat o işin ve benzerinin birçoğu size ağzınıza geleni söyleme hakkı verdiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. O hak dili olan herkeste var, bir fark yaratmak ise ağzımıza geleni söyleyerek –cama vuran sinek gibi- harcadığımız gücümüzü daha etkili olabileceği alanlara odaklamadığımız sürece yıkıma tutsağız.
    “oyun” sözcüğü ile ilgili yazınızda küfürbazı ilginç ve anlam veremediğiniz bir sözcük icadı saymışsınız. Fakat anlamı var küfür orada ateş gibidir. Ateşle oynamaktan kendini alamayansa ya kendini ya da çevresindekileri yakmaya eğilim gösterir. Lütfen siz bu tehlikeli işe kalkışanlardan olmayın. İnsan kaynaklarını sıkça israf eden bu toplum da kendinizi ve çevrenizi israf etmiş olursunuz.

    YanıtlaSil