15 Kasım 2012 Perşembe

Sevan Nişanyan'dan İslami Bilgiler: Nisa Faslı

Peygamberin toplam 11 kadınla evlendiği, bunlardan ise en çok dokuzu ile aynı anda evli bulunduğu, hadis ve siyer kaynaklarından anlaşılmaktadır.

Nikâhlı eşleri dışında Muhammed’in en az dört cariyesi ile cinsel yakınlık içinde olduğu ve bunların birinden çocuk sahibi olduğu, Sünni gelenekte muteber sayılan kaynaklarda kaydedilmiştir. Cariyelerin ikisi olan Mariye ve Reyhane ile Muhammed’in nikâhlandığı (dolayısıyla toplam eş sayısının 13 olduğu) bazı İslami kaynaklarda savunulmuş ise de, bu rivayetler inandırıcılıktan yoksundur.

1. Hadice
Muhammed, varlıklı bir tüccar olan ilk eşi Hadice ile kendisi 25 ve Hadice 40 yaşında iken evlendi. 25 yıl onunla evli kaldı. Bu süre zarfında tek eşli idi. Eşine sevgi ve sadakatle bağlı olduğu anlatılır.
Mekke’de güçlü bir konuma ve kişisel servete sahip olan Hadice örneği, İslam-öncesi Arap toplumunda kadının rolü ile ilgili olarak İslami gelenekte kabul gören bazı genellemeleri sorgulamak gerektiğini düşündürür.

2. Sevde
Sevde peygamberin ilk eşinin ölümünden kısa bir süre sonra (belki Aişe ile nikâh kıyıldıktan sonra, fakat Aişe ile evliliğin fiiliyata geçmesinden önce) Muhammed ile evlendi. Evlendiğinde dul idi. M 674’te (Muaviye’nin halifeliği devrinde) vefatı kaydedildiğine göre, Muhammed ile evlendiği M 620/ 621 tarihinde oldukça genç olması gerekir. 

Buhari 268’e göre Rasulallah onbir eşinin her birini sırayla gündüz ve gece (tam gün) ziyaret etme itiyadındaydı. Ancak Buhari 5267’ye göre Sevde (bilemediğimiz bir nedenle) ziyaret hakkından vazgeçmiş ve sırasını Aişe’ye devretmiş idi. Bu nedenle Rasulallah, diğer eşlerini birer kez ziyaret ederken, Aişe’yi iki kez ziyaret etmekteydi. [Bazı İslami kaynaklarda Sevde’nin yaşlı bir dul olması nedeniyle böyle davrandığı anlatılır. Ancak birincil kaynaklarda bu yönde bir ibare mevcut değildir.]

Peygamber’in ölümünde Sevde’ye (miktarı belirtilmemiş) bir para bıraktığını ve Sevde’nin Medine’deki evini halife Muaviye’nin (h 661-680) 100.000 dirhem bedelle satın aldığını Taberi’den öğreniyoruz. Peygamber eşlerinin peygamberin ölümünden sonra yeniden evlenmesi Kuran tarafından yasaklandığına göre, eğer Sevde daha sonra başka bir gelir kaynağına kavuşmadı ise, bundan, peygamberin vefat ettiği tarihte bazı eşlerine kayda değer bir servet bırakacak durumda olduğu sonucu çıkarılabilir.

3. Aişe
Sahih-i Buhari 3944’e göre: “Rasulallah Aişe ile (Aişe) altı yaşındayken nikâh kıydı. (Aişe) dokuz yaşındayken gerdeğe girdi ve Aişe (onun ölümüne dek) dokuz yıl onunla beraber kaldı.” Buhari 3942 ve 5213’te aynı bilgi, başka aktarıcılara istinaden tekrarlanmıştır. Bundan Aişe’nin dokuz yıl evlilikten sonra 18 yaşında dul kaldığını öğreniyoruz.

Buhari 3864-3866, 3869 ve 6435’ten, Aişe’nin Muhammed’in ölmüş olan ilk eşi Hadice’yi kıskandığını, ondan “dişleri dökülmüş ihtiyar karı” diye söz ettiğini, ve “Allah sana onun yerine daha iyisini verdi” diyerek Muhammed’i  tahrik ettiğini öğreniyoruz. Sahih-i Muslim 5891’e göre, yaşı küçük olan Aişe kukla bebeklerle oynamayı sevmekteydi, ancak kendisiyle oynamaya gelen yaşıtları, Rasulullah’tan utandıkları için evden kaçarlardı.
Muslim 2127’ye göre Aişe Muhammed’e nasıl vahiy geldiğini merak ettiği için bir seferinde onu gece vakti gizlice takip etmiş, sonra eve dönüp yatağa girmiş idi. Muhammed bunu öğrenince çok öfkelenerek onu göğsünden yumrukladı. Bundan, peygamberin, kendisinden 44 yaş küçük olan eşini en az bir kez dövdüğünü öğreniyoruz.

Bazı İslam savunucularının benimsediği bir görüşe göre Muhammed’in Aişe ile evlenmesinin sebebi, babası Ebubekir’i İslamiyete kazanmak idi. Ancak Ebubekir daha Aişe doğmadan önce (M 610 ile 613 arasında) İslamı kabul ettiği için, bu görüş doğru olamaz. Nitekim Buhari 5137’ye göre Ebubekir “ben senin kardeşinim” diyerek kızıyla evlenmesine itiraz etmiş ise de Muhammed “sen benim dinde ve Kitapta kardeşimsin, ama kızınla evlenmeme yasal engel yoktur” diyerek onu ikna etmişti.

Bir olasılıkla, Aişe’nin evliliği Muhammed’in altsoyunu ana tarafından Ebubekir soyu ile birleştirmek amacıyla yapılmış bir diplomatik akit olabilir. Ancak Aişe Muhammed’den çocuk sahibi olamadığı için, bu tasarı, eğer yapılmışsa, akim kalmıştır.

4. Hafsa
Ömer kızı Hafsa 18 yaşında iken dul kaldıktan iki yıl sonra Muhammed ile evlendi. Bu tarihte Rasulallah 56 yaşında idi. Buhari 5273’e göre Aişe ile Hafsa arasında kıskançlıktan doğan gerginlikler mevcuttu. Buhari 7389’a göre Aişe ile Hafsa arasındaki rekabet Muhammed’in sabrını taşırmıştı.

Muvatta 43.19.14’te aktarılan hadise göre Hafsa, kendisine büyü yaptığı gerekçesiyle kölesi olan bir kızı öldürtmüştü. Bundan Muhammed’den ayrı olarak, eşlerinin de köle ve cariye sahibi olduğunu öğreniyoruz.

5. Zeyneb bint Huzeyme
Kocasının Bedr savaşında ölümü üzerine Muhammed ile evlendi. Evlendiğinde 29 veya 30 yaşlında idi. Evlendikten sekiz ay sonra vefat etti. Cenaze namazını Muhammed kıldı. http://muslimscholars.info/m/manage.php?submit=scholar&ID=55

6. Hind (Ümmü Seleme)
Hind, Rasulallah’ın en yakın takipçilerinden birinin eşi iken Uhud Savaşında dul kaldı. Bu olaydan yaklaşık dört ay sonra Muhammed ile evlendi. M 680’de öldüğünde 84 yaşında olduğu kaydedilmiş olduğuna göre, Muhammed ile evliliğinde takriben 29 yaşında idi.

Muslim 2456’da Ümm Seleme’ye istinaden aktarılan hadise göre Rasulallah Ramazan ayında sabahleyin cünub halinde olsa dahi oruç tutardı. Hadiste cünub halinin gece rüyadan ileri gelmediği açıkça belirtilmiştir.
Buhari 5157, 5162, 5163 ve 5178 ile Muslim 3659’da beş ayrı versiyonu aktarılan hadise göre Muhammed Ümmü Seleme’nin yanı sıra, onun kızı Dürre ile de evlenmeyi istemişti. Ancak Dürre hukuken Rasulallah’ın üvey kızı olduğu, ve ilaveten Dürre’nin babası Muhammed’in süt kardeşi olduğu için bu evlilik gerçekleşmedi.

7. Zeyneb bint Cahş
Zeyneb Muhammed’in evlatlığı olan Zeyd’in eşi idi. Taberi Tarihi cild 8, sf. 4’e göre, “Bir gün Rasulallah Zeyd’i aramaya gitti. Zeyd’in kapısında (kapı görevi gören) yün bir kilim asılıydı. Ancak kilim rüzgârdan aralandı. Rasulallah odasında örtüsüz (çıplak?) olan Zeyneb’i gördü ve kalbi ona karşı arzu ile doldu.”
Bu olay üzerine Zeyd, babalığı olan Muhammed lehine eşinden boşanmayı teklif etti. Ancak o dönemde cari olan Arap hukukuna göre, hukuken evlat statüsünde olan evlatlığın eşiyle evlenmek yasaktı. Bunun üzerine, sonradan Ahzab suresi 50 no. olarak Kuran’a dahil edilen ayet vahyedildi:

“Ücretini ödediğin (nikâhlı) eşlerini ve Allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, amca kızlarını, hala kızlarını, dayı kızlarını, seninle hicret eden teyze kızlarını ve Peygamber dilediği takdirde kendini Peygambere hibe eden o mümineyi almanı (diğer müminlerden ayrı, sırf sana mahsus olmak üzere) helal kılmışızdır. Biz (müminlere) zevceleri ve cariyeleri konusunda neyi farz kıldığımızı biliyoruz. Bu, sana zorluk olmasın diyedir. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.”

Dikkat edilirse Zeyneb, bu aşamada, Muhammed’in eşzamanlı olarak nikâhladığı beşinci eşidir. Dolayısıyla daha önceden va’zedilmiş olan dört eş limiti aşılmıştır. Ayetin son kısmının anlamı muğlak olmakla birlikte, “dört eş kuralını biliyoruz ancak senin için istisna yaptık” şeklinde yorumlanmaya müsaittir.

“Kendini Peygamber’e hibe eden” ifadesi, “mihr talep etmeksizin nikâhı kabul eden” anlamında olup, Zeyneb’i ifade eder.

Muslim 3453’e göre Aişe, “kendini Peygamber’e hibe eden kadın” konusunda da kıskançlık göstermiş idi. Allah’tan ilgili vahiy gelince “Rabbin senin arzularını tatmin etmekte vakit kaybetmiyor” diyerek Muhammed’e sitem etti.

8. Cüveyriye
Buhari 2541 ve Muslim 4292’da İbn Awn’a istinaden aktarılan hadise göre Beni Müstalik aşireti her şeyden habersiz bir su kenarında davarlarını sularken Rasulallah onlara sürpriz bir saldırı düzenlemiş, muharip olan erkekleri öldürüp kadınları ve çocukları esir almıştı. Esir alınanlar arasında olan Cüveyriye’yi, aynı gün kendine eş olarak aldı.

Her iki kaynak da bu hadisi, “kâfirlerle savaşmadan önce onları İslama davet etmek şart mıdır” sorusu bağlamında aktarır. Hadise göre, İslamın ilk yıllarında bu şart gözetilmiş ise de, örnekten anlaşıldığı üzere Rasulullah daha sonraları bu şarta riayet etmemişti.

Diğer kaynaklara göre Beni Müstalik baskını Hicretin 6’cı yılında, Muhammed 58 yaşında iken gerçekleşmiş idi. Baskında babası ve ilk kocası öldürülen Cuveyriye bu esnada 15 yaşında idi. (H 56 yılında 65 yaşında iken vefat etti.) Sabit bin Kays tarafından esir alınmıştı. Ancak Muhammed, Sabit’in belirlediği fiyatı ödeyerek kendisini satın aldı ve azat ederek onunla evlendi. http://muslimscholars.info/m/manage.php?submit=scholar&ID=58

9. Ümmü Habibe
Ümmü Habibe Muhammed’in baş düşmanı olan Ebu Sufyan’ın kızı idi. İlk eşiyle birlikte Habeşistan’a hicret etti. Eşinin ölümünden sonra Muhammed Habeşistan kralına haber göndererek, 400 dirhem mihr karşılığında kendisine talip oldu. Evlenme tarihinde Ümm Habibe’ye bazı kaynaklara göre 30, diğer kaynaklara göre ise yaklaşık 40 yaşında idi. Ancak Muslim 334’ten anlaşıldığı üzere Ümm Habibe Muhammed ile evliiken halen adet görmekte ve kanama ile ilgili sorunlarını kocasıyla paylaşmaktaydı.

Ebu Sufyan bu evlilikle aynı tarihlerde veya ondan kısa bir süre sonra Müslümanlığı kabul etmiştir. Bu nedenle bu evliliğin diplomatik gerekçelere dayanıyor olması mümkündür. Ümmü Habibe peygamberin, kendi yanı sıra, Ebu Sufyan’ın diğer kızı olan kızkardeşi ile de evlenmesini teklif etmiş ancak Muhammed bu teklife yanaşmamıştır. http://muslimscholars.info/m/manage.php?submit=scholar&ID=59

10. Safiyye
Safiye, Yahudi olan Beni Nadir aşiretinden ve Harun Peygamber soyundan idi, yani Levi idi. Babası Hüyeyy b. Ahtab Hendek Savaşında Muhammed'in emriyle öldürüldü. Erkek kardeşi ve eşi Hayber kuşatmasında Müslümanlarca öldürülürken kendisi de esir alındı. Eşi olan Kinane er-Rabi’nin ölümü Taberi Tarih’inde şu şekilde anlatılır:

“Beni Nadir’in hazinesini korumakla görevli olan Kinane Rasulallah’ın huzuruna getirildi. Rasulallah ona  hazinenin yerini sordu, ancak o bilmediğini söyledi. Huzura getirilen bir başka Yahudi, Kinane’yi sabah erken saatte belli bir harabe civarında gördüğünü söyledi. Rasulallah Kinane’ye “hazineyi orada bulursak seni öldüreceğimi biliyor musun?” diye sordu. Kinane “evet” dedi. Söz konusu harabenin etrafı kazıldığında belli bir miktar altın bulundu. Bunun üzerine Rasulallah Kinane’ye hazinenin geri kalan kısmını sordu. Kinane yine bilmediğini söyleyince, Rasulallah onu Zübeyr bin Avvam’a teslim ederek “sakladığını ortaya çıkarana kadar eziyet et” dedi. Zübeyr, onun göğsünde çakmak taşı ile ateş yakarak, ölmesine ramak kalıncaya dek (ateşin yanmasını sağladı). Sonra Rasulallah Kinane’yi Muhammed bin Mesleme’ye teslim etti. Bu da, kardeşi Mahmud’un intikamı için Kinane’nin kafasını kesti.”

Bundan görüldüğü üzere Peygamber, hazinenin yerini söyletmek amacıyla savaş esirine işkence ettirmiş ve onu öldürtmüştür.

Kinane’nin eşi olan Safiyye bu savaşta başka biri tarafından esir alınmıştı. Muhammed yedi kölesini bedel ödeyerek Safiyye’yi ondan satın aldı ve mihri mukabilinde onu azat ederek kendisiyle evlendi. Safiyye bu tarihte bazı kaynaklara göre 17 ve diğer kaynaklara göre ise 20 yaşında, Muhammed ise 59 yaşında idi.

11. Meymune
Hicretin 7.ci yılında Rasulallah ile evlendiğinde Meymune 27 yaşında idi. (http://muslimscholars.info/m/manage.php?submit=scholar&ID=61)

Buhari 259, 260, 266, 274 ve 281 numaralı hadislere göre Meymune, Peygamberin cünub abdestini ne şekilde aldığına dair ayrıntılı bilgi verir. Buhari 303, 379 ve Muslim 294, yine Meymune’ye istinaden, Peygamberin adet dönemindeki eşini okşarken onun bir tür bel sargısı kullanmasını talep ettiğini bildirir. Muslim 322’de Meymune, Rasulallah ile aynı kapta (birlikte?) yıkandıklarını anlatır.

Buhari 2592’ye göre Meymune Muhammed’e danışmadan kendi köle kızlarından birini azat etmişti. Muhammed bundan hoşnut olmayarak, “azat edeceğine onu teyzene verseydin daha hayırlı olurdu,” dedi.

12. Mariya el-Kıbtî
Hıristiyan olan Mariya ve kızkardeşi Şirin veya Sîrin Hudeybiye Barışından sonra Mısır valisi tarafından Muhammed’e hediye olarak gönderilmişti. Taberi Muhammed’in Maryam ile nikâh kıymadığını, ancak “kendi malı (cariyesi) olduğu için onunla cinsel münasebette bulunduğunu” bildirir.  (Tarih sf. 131)

Rasulallah’ın, ilk eşi Hadice haricinde, sadece bu kadından çocuğu olmuş, ancak İbrahim adı verilen çocuk 16 aylıkken vefat etmiştir.

İbn Saad’ın siyerine göre Mariya Hıristiyan iken daha sonra Müslümanlığı kabul etmiş ve Hicretin 16. Yılında vefat ettiğinde cenaze namazı Halife Ömer tarafından kılınmıştı. Ancak güvenilir kaynakların tümü, Muhammed’in Mariya’ya nikâhsız cariye olarak sahip olduğunda birleşir. Bu durum, Mariya’nın ihtida etmeyip Hıristiyan kalmış olabileceğini düşündürür. Esir olarak elde ettiği bazı kadınları Müslüman olmaları mukabilinde azat edip nikâhına alan Muhammed’in, tek oğlunun annesi olan Mariya’ya bu imkânı tanımamasını başka türlü açıklamak güçtür.

13. Reyhane
Reyhane, tıpkı Safiyye gibi Beni Nadir aşiretinden bir Yahudi idi. Beni Kureyza katliamında esir alındı ve Muhammed’in cariyesi oldu. İbn Sa’ad’in Tabakat’ına göre Muhammed daha sonra kendisini azad ederek nikâhına aldı. Ancak xx’e göre, Mariya ve adı verilmeyen diğer iki kadınla birlikte Reyhane, Muhammed’in cinsel ilgi gösterdiği ve Medine dışında birer ev verdiği dört cariyesinden biri idi. http://muslimscholars.info/m/manage.php?submit=scholar&ID=1299 

14. Esma bint Nu’man
Buhari 5309’a göre el-Cawn’ın kızı Muhammed ile evlendikten sonra Muhammed onun yanına gittiğinde “senden Allah’a sığınırım” (euzu billahi minke) diyerek ona direnmiş, bunun üzerine Muhammed kendisini boşayarak ailesinin yanına göndermişti. Burada bahis konusu olan kızın, başka kaynaklarda adı geçen Esma bint Numan olduğu kabul edilir.

15. Gaziyye (Ümmü Şerik)
Taberi’ye göre Ümm Şerîk Muhammed ile nikâhlanmış, ancak cinsel ilişki gerçekleşmeden boşanmış idi. Ancak bu kadına dair toplam beş hadis aktaran Buhari ve Muslim, Muhammed ile evliliğinden söz etmezler. Taberi’nin aktardığı olayın, bir önceki maddede anılan Esma vakası ile karıştırılmış olması muhtemeldir.

16. Leyla bint el-Huteym
Leyla kendini (eş olarak) Muhammed’e hibe etmiş idi. Ancak ailesinin (aşiretinin) talebi üzerine Muhammed kendisini geri gönderdi. http://muslimscholars.info/m/manage.php?submit=scholar&ID=628


KAYNAKLAR
Hadis: Sünni gelenekte sahih sayılan hadisler, Kütüb-i Sitte adı verilen altı hadis koleksiyonunda aktarılmıştır. Buhari ve Muslim, bu altı eser arasında en güvenilirleri kabul edilir. M 9. yüzyıla ait olan bu derlemelere ek olarak, M 8. yüzyılda Melik bin Enes’in derlediği Muvatta da güvenilir bir kaynak kabul edilir.  

Bu eserlerden hiç birinin Türkçesi (Buhari’den birtakım seçmeler dışında) internette mevcut değildir.  Piyasada Sahih-i Buhari Muhtasarı adıyla satılan ondört ciltlik eser, Buhari’nin Sahih’inde yer alan 7275 hadisten sadece 2145 adedine yer verir. Örneğin Hz. Aişe’nin evlilik yaşına ilişkin olan üç hadisten hiç biri muhtasara alınmamıştır. Yanılıyor olmam muhtemel, ancak kısa bir araştırma sonucunda vardığım sonuç, Nesai’nin Sünen’i hariç altı kitaptan hiç birinin eksiksiz bir Türkçe basımının mevcut bulunmadığı yönündedir.

Buhari ve Muslim derlemelerinin İngilizce tam çevirisi aşağıdaki iki sitede mevcuttur: http://msawest.net/islam/76-sunnah-and-hadith ve http://qaalarasulallah.com/. İkinci adreste Arapça metin de vardır. Muvatta’nın İngilizcesi  şu adresten pdf olarak indirilebilir: http://www.sultan.org/books/Muatta.pdf . 

Yukarıda aktardığım bilgilerin hepsini bu adreslerden teker teker kontrol ettim.

Siyer: Peygamberin yaşam öyküsüne ilişkin anlatımlar, siyer adı altında toplanır. En eski kaynak sayılan İbn İshak’ın Sîret’i günümüze gelmemiştir; ancak Taberi’nin M 9. yy sonlarında kaleme aldığı Tarihu-r-Rusûl vel-Mülûk’un peygambere ilişkin olan bölümü büyük ölçüde İbn İshak’tan alıntı olup, peygamberin yaşamı hakkındaki en güvenilir eser sayılır. İngilizcesi 40 cilt olarak basılmıştır. İnternette Arapça, Farsça ve Urduca downloadları mevcuttur; ancak İngilizcesini bulamadım.


Tabakat: Peygamber’in yakınlarının hayat hikâyelerine ilişkin bilgiler, yine 9. yy’da İbn Sa’ad’ın Tabakat, İbn Hibban’ın Sikat (ثقات) ve daha sonra İbn Hacer’in İsabe adlı eserlerinde derlenmiştir. Her üç eserin Arapça aslı http://muslimscholars.info adresinde bulunabilir. Aynı sitedeki İngilizce (ve diğer dillerdeki) biyografik veritabanı, yukarıda anılan klasik devir eserlerinden derleme olup, kapsamlı sayfa referansları içerir.


YORUMLARDAN SEÇMELER
Safiyye Ben-i Kureyza'dan degil mi?
Yanıtla


  1. Beni Nadir'den imiş ama Beni Kureyza'dan biriyle evlenmiş. O yüzden Beni Kureyza katliamında esir düşmüş.
  2. eğer Hayber'de öldürülen eşi Beni Kureyza kabilesinden evlendiği adam ise bu Beni Kureyza olayında esir alınan erkeklerin öldürüldüğü anlatısını yalanlar. Demek ki Beni Kureyza'dan erkekler sağ çıkmış ve muhtemelen sürülen diğer kavimler gibi gelip Hayber'e yerleşmişlerdi. Yok o değildir, kocası öldürülmüş Safiye de Beni Kureyza'da esir düşmüştür diyorsak esaretten kurtulup tekrar nasıl ailesine kavuştu. Neden o zamanlarda Muhammed onu eş almadı. ya da her hangi başka birisi???
  3. Pardon, özür dilerim, karıştırdım. Safiyye Beni Nadir'den, Hayber'de esir alınmış. Reyhane Beni Nadir asıllı olup beni Kureyza'dan evlenmiş, Medinede esir alınmış.

    Kolay değil bunca hatunun izini sürmek :)

Adsız9 Mayıs 2017 20:33
  1. Ahzab suresi 50. ayet.

    Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah’ın sana verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber göç eden kızlarını sana helâl kıldık. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini peygambere hibe eden mümin kadını, diğer müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helâl kıldık). Kuşkusuz biz, hanımları ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. (Bu hususta ne yapmaları lâzım geldiğini onlara açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.

    Öncelikle Ahzab suresini anlamak istiyorsak, siyer okumamız lazım.

    Geçmişi bilmeden, geleceği kıyas edemeyiz.

    Peygamberimizin çok eşliliğini sorgulayan ateist ve deistlere hep şu cevap verilir. “25 yıl boyunca kendisinden 20 yaş büyük Hz Hatice validemizle evli kaldı. Başkasıyla evlenmedi. Nefsine düşkün biri, bu evliliği neden yapsın?”

    Bence daha önemli bir ayrıntı var efendimizin hayatında.

    Peygamberimize ilk emir “Hıra” dağında gelmişti. Neden Hira dağındaydı?

    O dönem Mekke, hem kervanların geçiş yolunda olması, hem de putlara ev sahipliği yapmasından dolayı panayırların kurulduğu bir eğlence merkeziydi aynı zamanda.

    Peygamberimiz, Mekke kabilelerinin ileri gelenlerinden olan Kureyş kabilesindendi ve ticaretle uğraşıyordu.

    Peki, Mekke’nin diğer insanları gibi neden vaktini her gece bir eğlencede geçirmiyordu da, dağda tek başına inzivaya çekiliyordu.

    Cevabı çok basit. Putlara tapılmasını ve toplumda yaşanan uygunsuzlukları içine sindiremiyordu.

    Ayetlerden de biliyoruz. Ona inanmayanlar, ona “deli, büyücü, büyülenmiş, şair” dediler, ama hiçbir zaman “ahlaksız” demediler.

    Evet, Hz Hatice ile 25 yıl evliydi. Evet, eşi vefat ettiğinde 50 yaşındaydı. Biz bu evliliği hep kitaplardan okuduk. Ama ashap, bu evliliği yaşadı. Onu, tanıyorlardı.

    Eşi ölünce, her yaşta hanımla evlenebilecek ünvana sahip olmasına karşın, 50 yaşında, dul bir hanım olan Hz Sevde ile evlendi. Ateist ve deistlerin iddia ettikleri gibi biri olsaydı, genç ve bakire bir hanımla evlenmesi gerekmez miydi?

    Ve işin yine enteresan olan kısmı Sevde validemizle olan evliliğinin ilk “3” yılında da başka hiç kimseyle evlenmedi.

    Bugün Türkiye’de yaşayan evli birini çevirip “neden tek eşlisin” diye bir soru sormayız. Çünkü toplumumuzda normal olan bu.

    Cahiliye dönemi toplumunda da, çok eşlilik vardı.

    Çok eşliliğe zaten izin veren bir toplumda, “sınırsızca ilişki yaşamak isteyen birinin”, bu uğurda onlarca çetin savaşa girip, kitap yazmasına gerek yok ki, bunca zorluğa neden girsin.

    Yani ateist ve deistlerin iddiası gibi, peygamber bu kitabı kendi yazmış olsa, zaten var olan bir hakkı Kuran’ın içine yazmasına gerek yok.

    Eğer yazılacaksa da Ahzab suresinin 50. ayetinin “istediğinle evlenebilirsin”, ya da “sadece genç ve bakire hanımlarla evlenebilirsin” şeklinde olması gerekirdi. Ayetteki gibi, ayrıntılara girmeye ne gerek vardı?
  2. Dilerseniz; Ahzab 50. Ayeti, Ateistlerin bu konudaki iddia ve sorularını tahlil edelim.

    İDDİA: Kur’an-ı Kerimi, peygamber kendi aklından uydurmuş, Ahzab suresinin evlilik ile ayetlerini de nefsi isteklerine göre şekillendirmiştir.
    CEVAP: Asla. Bu iddiayı cevaplamaya tek bir ayet bile yeter aslında.

    “Ey Resûlüm. Gece vakti de uyanıp, sadece sana mahsus fazladan bir ibadet olarak teheccüd namazını kıl. Umulur ki Rabbin seni övülmüş bir makam olan en büyük şefaat makamına çıkarır.” (İsra, 17/79)

    Teheccüd namazı, gece uykudan uyanıp kılınan ve “sadece peygamber efendimize farz olan” bir ibadetti.

    Örneğin, çalışmaktan bunalan bir adama, “hadi sana izin verdim, gidip namazını kılabilirsin” desen, “çok işim” var der. Ama gene aynı kişiye “hadi kalk biraz yürüyüşe çıkalım” de, uçarak çıkar. Oysa namaz, yürüyüş kadar uzun ve yorucu değildir.

    Ya da bir ev hanımına “cam silme işine biraz ara ver de, namazını kıl” desen gene “ayy çok işim var” der. Ama “hadi gel mağazaları dolaşmaya çıkalım de”, işi gücü bırakır çıkar.

    Mademki, onların iddialarına göre peygamber sıradan bir insandı ve bu kitabı kendi yazdı, neden bu ibadeti sadece kendine “farz” kılsın?

    Hem de herkesin mışıl mışıl hanımıyla tatlı rüyalara daldığı gecenin bir yarısında. Uykudan uyanacaksın, abdest alacaksın.

    He bir de bu ibadeti bir geceye mahsus olarak değil, ölene dek her gece yapılması farz olarak yazacaksın.

    Oysa uydurma şeyh ve müritlerin günümüzdeki örneklerinde durum farklıdır. Onlar Allah’a zaten dost oldukları! için fazladan ibadet etmelerine gere yoktur. Bu müritleri için bir gerekliliktir. Şeyh zaten aydınlanmış! tır. Müritlerinin aydınlanması için ondan çok ibadet etmesi gerekir.

    Atasözümüz bile, “Alimin uykusu, cahilin ibadetinden hayırlıdır” diye.

    Oysa peygamber efendimiz bu atasözünün tam tersi davranmış.

    Herkesin uyuduğu vakitlerde O, uyumamış.

    O, Allah ne emrediyorsa onu yapıyordu.
  3. İDDİA: Kur’an insanlara doğru yolu anlatan bir kitapsa, ne gereği vardı peygamber efendimizin eşlerinin anlatılmasına, evliliklerine yer verilmesine? Bundan bize ne.
    CEVAP: Tevrat’ta, Lut as ı hiç okudunuz mu? Lut as ‘ın kızları, güya soyları devam etsin diye, babalarını uyutup, onunla ilişkiye girerler. Öz babalarıyla.

    Lut peygamberin geldiği noktaya bakar mısınız?

    Geçmişin hataları tekrar yapılmasın, insanlar “uydurma hadislerle” sapkınlığa düşmesin, peygamberlerini doğru tanısınlar diye, Kur’an da;

    -Efendimizin evlilikleri;

    -Hanımlarının dışarı çıkarken ki giyimleri, namahrem ile konuşma adapları

    -Hanımlarıyla hangi sebeple boşanmanın eşiğine geldiği

    -Evlatlığının hanımı ile neden evlendiği

    – Peygamber öldükten sonra hanımlarının başka kimseyle evlenmelerinin yasak olması gibi bilgiler, Müslümanların sonradan sapkınlığa düşmesin, anlamlar çarpıtılmasın diye verilir.

    Günümüzde ateist ve deistler uydurma hadislere tutunarak zihinleri bu kadar kirletirken; bir de ayetlerle konular anlatılmamış olsaydı düşünün siz halimizi.

    Ayrıca teheccüd namazı örneğinde olduğu gibi, Kur’an da bunun sadece peygamberimize farz olan bir ibadet olduğu belirtilmişti.

    Eğer bu ayet yazılı olmasaydı, zaman içerisinde bütün Müslümanlara teheccüd namazının farz olduğu sanılabilirdi.

    Kısaca Kur’an da peygamber efendimizin hayatının anlatılmasının (kıssalarda dahil her anlatılanın) bizim için bir yararı, bir sebebi vardır.
  4. İDDİA: Ahzab suresinin 50. ayeti, peygambere sınırsız ilişki hakkı vermiştir.
    CEVAP: Bir ayeti tek başına değerlendiremeyiz. Bir konuda karar vermek için, Kuran’ın o konudaki bütününe hakim olmamız gerekir. Ya da en azından sureyi, baştan sona okumanız gerekir.

    Ahzab suresini okumaya başladığımızda, Ahzab 28,29. ayetlerde peygamberimizin yaşadığı bir sıkıntı anlatılıyor.

    Ahzab-28,29:

    Ey Peygamber! Eşlerine şöyle de: “Eğer dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, gelin size boşanma bedellerinizi vereyim de sizi güzellikle serbest bırakayım.” “Yok eğer, Allah’ı, Peygamberini ve âhiret yurdunu istiyorsanız, biliniz ki Allah, içinizden güzel davrananlar için büyük bir ödül hazırlamıştır.”

    Fetihlerle beraber maddi açıdan sıkıntılı günler bitmişti.

    Peygamberimizin hayatında hiçbir dönem maddiyat önemli olmadığından o “Haşr suresi 7,8” ayetlerinde belirtildiği gibi fetihlerle kazanılanları; ölmüş müminlerin yakınlarına, yetimlere, yoksullara kısacası ihtiyaç sahiplerine dağıtıyordu.

    Eşleri de, artan gelirlerden faydalanmak istiyorlardı. Bu konudaki baskı artınca, Ahzab suresinin 28,29 ayetleri nazil oldu.

    Bu noktada bir başka ayeti hatırlamak lazım.

    Tahrim suresi 5. Ayet.

    “Peygamber sizi boşayacak olursa, belki de, Rabbi ona sizden daha hayırlı, kendisini Allah’a teslim eden, inanan, gönülden itaat eden, tövbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bakire eşler verir.”

    Burada dikkat ederseniz, hanımların “görsel bir güzelliğinden” bahsedilmiyor. Tahrim 5’te anlatılan kadını gözümüzde canlandırdığımızda “kendini Allaha teslim etmiş, dünya hayatının süsüne hiç alaka duymayan TAKVA sahibi bir hanım aklımıza gelir. Cinsellikten uzak.

    Şimdi konuyu daha net özetleyecek çalışırsak;

    -Ahzab suresi 28,29 da ne olmuştu? Peygamberimiz dünya hayatı isteyen hanımlarını, onlar isterlerse boşayabileceğini söylemişti.

    – Tahrim suresi 5. ayette; boşandığı takdirde evleneceği hanımların özellikleri anlatılmıştı

    – Ahzab 50. ayette ise, Tahrim 5’te bulunan “dul ve bakire eşler” olarak tanımlanan hanımların kimler olabileceğini anlatıyor. Yani efendimizin, “kimlerle evlenebileceği” anlatılıyor.

    Tıpkı Nisa suresi 23. Ayette, Yaratanın, Müslümanlara kimlerle evlenip, kimlerle evlenemeyeceğini bildirmesi gibi.

    “Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren analarınız, süt bacılarınız, eşlerinizin anaları, kendileriyle birleştiğiniz eşlerinizden olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız size haram kılındı.”

    Şimdi biz Nisa suresi 23. Ayete bakıp, Müslümanlara kendilerine haram edilenlerin dışında kalan herkesle “sınırsız ilişki hakkı” vardır diyebilir miyiz? Diyemeyiz. Çünkü tıpkı Ahzab 50 de efendimize “kimlerle evlenebileceği” bildirildiği gibi, nisa 23’te de “müminlerin kimlerle evlenemeyeceği” bildirilmiştir.

    Ve bu iki ayeti karşılaştırdığımızda çok önemli bir ayrıntı çıkıyor karşımıza.

    Peygamber sadece kendisiyle hicret eden amca, teyze vs kızları ile evlenmesi helal iken; ashaba böyle bir sınırlama gelmemiştir. Onlar kendileriyle hicret et-me-yen amca, teyze vs kızları ile de evlenebiliyordu.
  5. SORU: Ahzab 50 de geçen “peygambere kendini hibe eden” cümlesi ne manaya geliyor?
    CEVAP: Efendimiz, kendini Allaha teslim etmişti. Yani malıyla canıyla Allah’a teslim olmuştu.

    Dikkat ederseniz, Tahrim 5’te de hanımların özellikleri anlatılırken “kendisini Allah’a teslim eden” ifadesini kullanıyor yaradan.

    Tahrim 5 ve Ahzab 50’yi birlikte okuduğumuzda, kendisini hibe eden hanımlardaki anlamın; Dünya süsünü istemeyen, malını, canını, nefsinin isteklerini bir yana bırakıp bu davaya teslim olan hanımlar olduğu açıktır.

    İDDİA: Ahzab 50. ayette peygambere, “nikâh gereği” olmadan cariye hakkı verilmiştir.
    CEVAP: Ayetteki o cümleyi hatırlayalım. “Allah’ın sana verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber göç eden kızlarını sana helâl kıldık.”

    Cariyeleri helal kıldık, amca vs. kızlarını helal kıldık. Peygamberin, amcakızı ile evlenmeden ilişki yaşaması mümkün mü? Değil tabii ki.

    Demek ki cariye ile evlenmek, amcakızı ile evlenmek gibi peygambere helal.

    SORU: Peygamberin çok eşliliğindeki sebep nedir? Sebep İslam’ın yayılması ise, evlilikler olmadan da bunu yapmak mümkün değil miydi?
    CEVAP: Kabile kültürünün ağırlıklı olduğu bir bölge düşünün. Hatta hatırlarsanız, peygamber efendimiz as öldürmeye kalktıklarında, “her kabileden bir kişi” nin katıldığı bir ekip kurulmuştu. Ekip onu öldürmeye gittiğinde, ölümü onun yerine göze alan Hz Ali’yi bulmuşlardı.

    Mekke’ nin ileri gelenleri, neden her kabileden birinin olduğu bir ekip kurma gereği duydular. Çünkü suçu tek başlarına işleyip, Kureyş kabilesini karşılarına alacak güçte değillerdi.

    Zaten amcasının peygamberimizi koruyabilmesinin esası da, hiçbir kabilenin Kureyş gibi güçlü bir kabilenin karşısına tek başına çıkamamış olmasıydı.

    Peygamberimiz, Kabile liderlerinin (Günümüz büyük aşiretleri gibi düşünün) kızlarıyla evlenerek, hem kalpleri İslam’a ısındırmış, hem de İslam’ın kan akmadan yayılmasını sağlamıştır.

    Örneğin;

    Cüvevriye validemiz; Mustalikoğulları Yahudilerinin (Benî Mustalik kabilesinin) başkanının kızı.

    Safiyye validemiz; Ana-babası, Yahudilerin ileri gelenlerindendi. Babası Nadiroğullarının reisi, annesi de Kureyza oğullarının reisinin kızıydı. Hz. Harun’un neslindendi.

    Bugün dünyanın güçlü devletlerinden birini yöneten kişinin, bir Türk ile evli olduğunu düşünün. İlişkilerimiz nasıl olurdu?
  6. SORU: Peygamberin, kendisine hediye edilen “mariye” ile ilişkisi nasıl yorumlanmalı?
    CEVAP: Efendimizin “Mariye” ile evliliği, Uydurma hadisler nedeniyle, Müslümanlara en çok saldırılan konulardan biri olmuştur. Oysa

    Mısır hükümdarı Mukavkıs’a efendimiz İslam’a davet mesajı gönderince, o da bir hediye olarak “Mariye ve Şirin” adlı iki kardeşi efendimize cariye olarak gönderir. Efendimiz Mariye adlı validemizle evlenir. Diğerini ashabdan başka biriyle evlendirir.

    Şeytan isterse bu hikaye üzerinden neler kurar değil mi? Ama bakalım mantığımızla düşündüğümüzde karşımıza nasıl bir resim çıkıyor.

    O dönemin genelinde bulunan “kadın” algısını öğrenmemiz açısından oldukça ibret verici bir örnek Mukavkıs’ın yaptığı. O dönem kimse Mukavkıs’a “ Sen nasıl olurda bir hanımı hediye olarak gönderirsin” demiyor.

    Başta anlattığım konu da buydu. “Zaten kadının bir değeri yok, peygamberin amacı çok eşlilik olsa bunu ayet yazarak yapmasına gerek yok” diye.

    Hatta o dönem kadınlar rahatlıkla alınıp, satılıyor bile.

    Dikkat ederseniz Mukavkıs “hür ve asil bir hanımı, ya da kendi kızını” göndermiyor hediye olarak. Kimi gönderiyor. “iki cariye”.

    Peygamber kendisine “köle” olarak gönderilen Mariye’yi azad edip onunla evlenerek, onu “müminlerin annesi” derecesine çıkartıyor.

    Sanırım kadının ne kadar değerli olduğu, ancak bu kadar güzel bir üslupla “Mukavkıs” a anlatılırdı.

    Mısır halkı, efendimizin mariye ile evlenmesinden bu sebeple çok etkilenmiş, Müslümanlarla Bizans’ın yaptığı savaşta Bizansa yardım et-me-mişlerdir.

    SORU: Ya diğer hanımları ile evliliklerinin sebebi nedir?
    CEVAP: Ayşe validemiz, İslam fıkıh ve içtihadında önemli bir yapı taşı. Bunu ashabın ona verdiği değerden de görüyoruz. Savaşının komutanı olacak kadar “bilgili “ bir hanım.

    Hz. Zeynep binti Huzeyme, 5O yaşında ve dul.

    Ümmü Seleme 4 çocuklu ve 65 yaşında bir dul.

    Ümmü Habibe dul ve 55 yaşında,

    Meymune 2 çocuklu ve dul.

    Bilirsiniz, “nefsiyle” hareket eden kimseler, hayatlarını zorlaştıracak çocuklu hanımları tercih etmezler. Günümüzdeki evlilik programlarında örneklerini görüyoruz.

    Tv’de yaşı 70 olan ve eş arayan bir bey sıralıyor. “benden genç olsun, mümkünse hiç evlenmemiş olsun, evlenmişse de çocuğu olmamış olsun, ya da çocukları evlenmiş olsun”

    Peygamberimiz as, Müslümanlara örnek bir insandı.

    O, hanımlarının öksüz yavrularına babalık yapacak kadar şefkatli bir peygamberdi.

    En önemlisi;

    Hem öksüz, hem yetim olarak büyüyen bir peygamberdi o.

    Önce kendisini kollayan amcasını, hemen ardından malıyla canıyla ona eş olmuş Hatice validemizin ölümüyle kimsesizliği artmış.

    Yerinden yurdundan ayrılmak zorunda bırakılan,

    Taif’te, çocukların bile taşladığı mahsun bir peygamber aynı zamanda.

    Evet, savaştı da.

    Onunla savaşanlarla O, Allah için savaştı.

    Cephe de en sevdiği amcası Hz Hamza’nın, 70 parçaya ayrılmış bedenini gördü. Dehşeti yaşadı. Ve daha birçok yakının, arkadaşının savaşlarda şehit oluşuna şahit oldu.

    Hiçbir anne babanın yaşamak istemeyeceği acıyı, evlatlarının ölüm acısını yaşadı. Onları toprağa bizzat kendisi verdi.
  7. El insaf;

    Bunca acıyla yoğrulan bir peygamberin yaşamında, hayata dair “nefsi” bir şey kalabilir mi?
    not: http://www.mervece.com/ahzab-50-ve-peygamberimizin-cok-esliligi/
    sitesinden alıntıdır
  8. ayrıca bakınız
    https://www.youtube.com/watch?v=ScOPLUkkN3o
  1. 13 üncüde "xx'e göre", unutulmuş herhalde.
    Yanıtla
  2. Bu seri, beni kurayza hadisesi gibi soz ettiginiz konularla devam ederse çok yararlı olur. Muhammed'in en az MK, Stalin vb. kadar eli kanlı ve sevimsiz biri oldugu görülür. Üslup yanlis Cumhuriyet'i hatırlatıyor. Bunlar da belki "Yanlis Din" veya "Yanlis Tanri" diye bir kitaba dönüşür.
    Yanıtla
  3. Götün yerse ya da yemezse bunu yayınlarsın hacivat:)
    Kıskanıyor musun lan Muhammed'i karı düşkünü kıskanç Sevan seni:)

    Yavrumun evladı Sevan, kıskanç hırt!:))
    O bir peygamber, isterse seni bile siker(götün çok hoş bu arada Sevan gözüme takılmadı değil)
    Sen neyin peşindesin hırto?

    Muhammed; libidosu ve cesareti ve adrenalini gayet yüksek biri,sana bana benzemez.

    elbette kadınları ayıklayacak, ki kadınlar köpek olmuş kapısında(kıskanıyorsun işte ibiş sevan:)

    lan günümüzde senin gibi götü boklular bile hayatında en az 10 karı ayıklıyor, e yavrum bunu muhammed'e mi çok gördün?


    Yanıtla

    Yanıtlar




    1. Sen Allah algılamanı gözden geçir. Küfür zeka gelişikliğiyle orantılıdır, ne kadar zeka sahibi olduğun belli,Allah kimin kimle yatağa girebileceğiyle ilgili ayet mi yollar. Allah kendine inanları ve güvenenleri asla satmaz.
    2. ilk 6 ay anne sütü çok önemlidir...
  4. gayet iyi hoş da aynı eleştirel yaklaşımı ortodox hıristiyan öğretileri üzerinden yapıp, çeşitli ermeni gazete ve dergilerinde bastırabilir mi acaba? bakalım eleştirel tahammülsüzlük tek tarafta mı var, ortaya çıkar.
    Yanıtla
  5. Ben Muhammed'i severim eylemciydi. İsa gibi mızmız ve belirsiz değildi. Aslan gibi savaştı, aslan gibi kazandı(aslında materyalisti, bütün hırsını bu dünyada çıkardı)
    Kızgındı mekkeli statükocu ibnelere ve dahi liboşlara..
    kendi sistemini kurdu

    o(muhammed) taa çocukken bir laf bir davranış çok ağrına gitmişti ve onun intikamını aldı, dünyayı sikip attı..
    muhammed güçlü ve gerçek bir insandı sevan

    bu yetim öksüz muhammed mekke'de daha çocukken gençken bütün güreşleri ve bütün koşuları kazanırdı(muhammed'in bu sportmen cevval yönünü pek kimse bilmez)
    yoksa o güzel ve zengin hz hatice bu çulsuzun neyine aşık olsun?
    muhammed o zaman peygamber filan değildi. hz hatice bu cevval fakir gence aşık oldu.
    .

    uzatmadan özetleyelim sevan;
    muhammed'i yenemezsin:)) onun gücü karşısında sıfırdan biraz daha yakışıklı kalırsın o kadar:))
    Yanıtla

    Yanıtlar




    1. yavşak adsız seni, ananı da versene muhammede!..
    2. Yazini çok beğendim içten bir biyografi ön sözü olurdu
    3. İlk adsız beye,

      Efendimiz bugün dirilip sizden istese vermez miydiniz ananızı? Kainat onun yüzü suyu hürmetine yaratılmadı mı? Ananızı düdüklemek isterse karşı mı geleceksiniz ona? Dinde darılmaca gücenmece olmaz.

      Lütfen müminler olarak efendimiz hakkında daha dikkatli yazalım.
  6. Patron,

    Hani şu ortalığı ayağa kaldıran film var ya,

    orda da bi diyalogda Aişe "Your God is quick to satisfy your needs" gibi bişeyler diyordu.

    en iyi film oscarını almasa da bence oldukca öğretici
    Yanıtla

    Yanıtlar




    1. neyse ki sevan abi çok şanslı da turkiye de yasıyor :)
  7. En azından istemem diyeni koynuna almamış. Bu da bir erdem.
    Yanıtla
  8. Sevan, (anlamını bilmiyorum, iyidir umarım),eleştirecek binlerce zalim, despot, diktatör var iken neden toplumun saygı duyduğu birisini eleştirirsin ki? İlgi çekmek için!
    Yanıtla
  9. marya ile hafza'nın yatağında yatma hadisesi de vardır. sıra hafza'dadır ve onun evine gidince onu odada bulmaz. ama marya'yı bulur ve hemen işini görür. ama hafza'ya yakalanır. hafza küplere biner ve o telaşlanır. marya'yı kendisine haram kılarak ant içer. ama gelen bir ayet ile hemen durum düzeltilir; "ey peygamber! eşlerinin rızasını gözeterek allah'ın sana helâl kıldığı şeyi niçin kendine haram ediyorsun? allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir. tahrim-1"

    komik bir hadisedir aslında. üzerine mükemmel bir parodi çıkar :)
    Yanıtla

    Yanıtlar




    1. Kafasına göre indirmiş ayetleri.
  10. nedim gürsel'in allah'ın kızları adlı romanında hatice'nin muhammet ile evlenebilmek için amcasını içirdiği ve olayı oldu bittiye getirdiği, çünkü hatice'nin amcasının muhammet fakir olduğu için onu kabul etmediği belirtiliyordu. olayın kaynağı var mı yok mu bilemeyeceğim. bence muhammet'in evlilik hadiseleri tipik bir parayı sonradan bulan erkek hadisesine benziyor. adam herkesin 15-16 yaşlarında evlendiği diyarda 25 yaşında evlenebiliyor ve evlendiği de 40 yaşında. üstelik bu evlilikte kadın çok baskın, adam sesini bile çıkaramıyor. peygamberliğini bile ilk hatice'ye söylediğinde o ona şüpheyle yaklaşıyor ve olayı doğrulatmak için sağa sola koşuyor. sonra hatice öldüğünde ve güce de kavuştuğunda ver elini kadınlar, 9 yaşından 30 yaşına kadar boy boy. her yaşın zevkini tatmak istemiş.
    Yanıtla
  11. Bir konuda katkı sunmak isterim. Ehli sünnet taaddüdi zevcatla ilgili ayetteki "ikişer, üçer, dörder evleniniz" ifadesinden hareketle en fazla dört eşe izin verildiği hükmünü esas alır ve peygamberin aynı anda 9 eşi olmasını peygamberlerin hukukunun farklı olmasıyla açıklarken, şia, aynı ifadeden kerrat anlamı çıkarır ve herhangi bir sınırlama olmadığını, bir müslüman erkeğin istediği sayıda kadınla evlenebileceğini söyler ve aynı anda peygamberin 9 eşinin olmasını da ayetin hükmüyle çelişik görmez. Şiaya göre "ikişer, üçer, dörder" ifadesi sayıyı çoğaltınız anlamındadır sınırlama getirmez tam tersine sınırlamayı kaldırma, çoğaltma anlamı taşır. Bu hükme delil olarak peygamberin torunu Hz. Hasan'ın aynı anda 100 civarında eşi olduğu rivayeti de zikredilir. (Son rivayetin doğruluğu ya da yanlışlığı hakkında kesin bilgiye sahip değilim. Sadece duyduğum, tahkik etmediğim bir rivayet olarak aktarıyorum.)
    Yanıtla

    Yanıtlar




    1. Nisâ Suresi 3. ayet: "Yetimlerle evlenmeniz halinde onların haklarına riayet etmemeniz söz konusuysa, o zaman beğendiğiniz (size helâl olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder tane alınız. Şayet birçok kadınla evlenmeniz halinde onlar arasında haksızlık yapmaktan korkarsanız, o zaman bir kadın alın; yoksa sahip olduğunuz cariyelerler yetinin." Burada üleştirme sıfatı kullanılmıştır ki "ikişer" derken, 2+2=4; "üçer" derken 3+3=6; "dörder" derken de 4+4=8 oluyor. Bu ayetin net ifadesine göre erkek 18 kadınla aynı anda evlenebiliyor. Çünkü ya ikişer, ya üçer, ya dörder kadın alın şeklinde sınırlama getirmiyor. Tersine, ikişer, üçer, dörder şeklinde bir ifade kullanıyor. Dolayısıyla bir erkek bu ayetin zahirine göre 18 kadınla evlenebiliyor. Müfessirler bu ayetin açıklama kısmında zoraki bir yorum yapıp, maksimum sınırı dört olarak kabul etmişlerdir. Ayrıca Tevbe Suresi 80. ayetten örnekle sayı konusunda belirleyici bir kural olmadığı anlaşılabilir: "Ya Muhammed! Onlar (münafıklar) için ister af dile ister dileme fark etmez. Onlar için yetmiş kez af dilesen de Allah onları asla affetmeyecektir. Muhammed 71 kere af dilese acaba Allah o münafığı affeder mi? Hayır, burada maksat çoğunluğun ifadesidir. Nisa Suresi 3. ayet de bu şekilde yorumlanır.
  12. Bu konularda günümüzde yorum yapabilecek ve iddiada bulunabilecek en önemli isim Yaşar Nuri Öztürktür. Kendisi Buhariyi de çok sert şekilde eleştirmektedir. Buradaki linkte Hz. Aişenin evlendiğinde 17-18 yaşında olduğunu ifade etmektedir. İslamın asıl kaynağı Kuran'ı kerim olup uydurma hadislerle İslam tasavvuru yapılması yanlıştır. http://www.youtube.com/watch?v=JblvTaFtKA0 
    Yanıtla

    Yanıtlar




    1. bu arkadasa aynen katiliyorum... hadisler zaten birbiriyle bile celisirken tarihe kaynak olarak kullanmak pek de saglikli bir bilimsel ve arastirmaci bir tavir gibi gelmedi bana... sevan abi ye de pek yakistiramadim.. ayni ehli sunnetciler gibi su hadis bu hadis diye bir suru uydurma rivayetler.... kim kimin karisi kim kimin kardesi vesaire... iste sirf bu sebepten dunya dinleri ve dunya insanlari bu hale geldi.... 
    2. Islam dan hadisi kaldirirsan hic birsey kalmaz geriye
    3. Hz.Muhammed'ten aktarıldığı iddia edilen 400.000 hadisten 380.000'inin uydurma olduğu tespit edilmiştir.
    4. hadisi kaldırırsak islamda geriye bişey kalmaz diyenlere kuran'dan gelsin:

      biz bu kitabı sana, her şeyin ayrıntılı açıklayıcısı, bir doğruya iletici, bir rahmet, müslümanlara bir müjde olarak indirdik. 16-nahl suresi 89

      hüküm yalnız allah’ındır. o kendisinden başkasına kulluk etmemenizi
      emretmiştir. dosdoğru olan din işte budur. ama insanların
      çoğu bilmiyorlar. 12- yusuf suresi 40

      26- kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz.
      27- rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. o’nun kelimelerini
      değiştirecek hiçbir kudret yoktur. 18-kehf suresi 26,27

      rabbinin sözü hem doğruluk, hem adalet bakımından tamamlanmıştır.
      o’nun sözlerini değiştirecek hiçbir kuvvet yoktur. 6-enam suresi 115

      allah size kitabı detaylandırılmış bir halde indirmişken allah’ın
      dışında
      bir hakem mi arayayım? 6-enam suresi 114

      ey iman sahipleri, size açıklanınca hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın.
      kuran indirilirken onları sorarsanız size açıklanır. allah onları
      affetti. allah bağışlayandır, merhametlidir.
      5-maide suresi 101

      kendilerine okunmakta olan kitab’ı sana indirmemiz onlara
      yetmiyor
      mu?
      29-ankebut suresi 51

      kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.
      6-enam suresi 38

      154- size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz?
      155- hiç mi öğüt almıyorsunuz?
      156- yoksa sizin apaçık olan bir deliliniz mi var?
      157- şayet doğru söylüyorsanız kitabınızı getirin.
      37-saffat suresi 154-157

      36- neyiniz var? nasıl hüküm veriyorsunuz?
      37- yoksa okuyup, ders almakta olduğunuz bir kitabınız mı var?
      38- içinde keyfinize uyanın sizin olduğu.
      68-kalem suresi 36,37

      sen de aralarında, allah’ ın indirdiğiyle hükmet.
      5-maide suresi 49

      o yalnızca bir öğüt ve mübin (apaçık) bir kuran’dır.
      36-yasin suresi 69

      de ki “ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum.”
      21-enbiya suresi 45

      böylece biz seni, kendilerinden önce nice ümmetlerin gelip
      geçtiği
      bir ümmete, sana vahyettiklerimizi okuman için gönderdik.
      13-rad suresi 30

      bu kuran, bana, sizi ve ulaştığı kimseleri uyarmam için vahyolundu.
      6-enam suresi 19

      onlara ayetlerimiz apaçık belgeler olarak okunduğunda bizimle
      karşılaşmayı ummayanlar derler ki: “bundan başka bir kuran getir
      veya bunu değiştir.” de ki: “benim onu kendiliğimden
      değiştirmem
      asla mümkün değildir. ben sadece bana vahyedilene uyuyorum.
      eğer rabbime isyan edersem büyük günün azabından korkarım.”
      10-yunus suresi 15

      bu bir kitaptır ki, rabbinin izniyle insanları karanlıklardan nura
      (aydınlığa), o övgüye layık, aziz olanın yoluna çıkarman
      için sana
      indirdik.
      14-ibrahim suresi 1

      andolsun ki size açıklayıcı/açık delil (beyyine) ayetler, sizden
      önce
      gelip geçenlerden örnekler ve korunup, sakınanlar
      için de bir öğüt
      indirdik.
      24-nur suresi 34

      bunları kuran’da türlü türlü şekillerde (sarf) açıkladık ki öğüt alıp
      hatırlasınlar. fakat bu sadece kaçışlarını artırıyor.
      17-isra suresi 41

      andolsun bu kuran’da her örnekten insanlar için türlü türlü açıklamalarda
      (sarrafna) bulunduk. insanların çoğu ise tanımamakta
      ayak diretmektedirler.
      17-isra suresi 89

      bak iyice kavramaları için ayetleri nasıl türlü şekillerde açıklıyoruz
      (nusarriful).
      6-enam suresi 65

      bilgiyle uzun uzadıya, etraflıca açıkladığımız (fassalna), inanan bir
      toplum için doğruya iletici ve rahmet olan bir kitabı onlara getirdik.
      7-araf suresi 52

      bu bir kitaptır ki, hakim ve her şeyden haberdar olan, ayetlerini
      hüküm ifade edici (muhkem) kılmış ve sonra detaylandınp (fussilet)
      açıklamıştır.
      11-hud suresi 1

      32- kafirler dediler ki “kuran ona toptan, bir defada indirilseydi
      ya.” biz böyle yaptık ki, onunla senin kalbini dayanıklı kılalım. biz
      onu parça parça düzenleyip okuduk.
      33- onların sana getirdikleri hiçbir örnek yoktur ki, biz sana gerçeği
      ve en güzel yorumu (ahsena tefsir) getirmiş olmayalım.
      25-furkan suresi 32,33

      ey rabbim! benim toplumum bu kuran’ı devre dışı tuttular.
      25- furkan suresi 30
  13. Ayrıca ev halinden bahsetmek bugün bile ayıp sayılırken, hatta Osmanlı Sarayındaki harem için bile yazılı kanıt çok azken bu metinlerin Hz. Muhammedin ölümünden 300 yıl sonra uydurulmuş arap-emevi fantazileri olması daha akla yakın görünmektedir.
    Yanıtla
  14. Sevgili Sevan Abi,

    Araştırmak güzel ancak çok kaynaklı olursa daha da güzel bu araştırmanız bence Hz. Muhammed ( S.A.V )'in sapkınlık içerisinde olduğunu göstermez. Çünkü bu yazılanların büyük bir kısmı doğru olmakla birlikte tereddüt içeren veya tamamen farklı sonlandığını bildiğimiz konularda mevcuttur örneğin Mariya'nın sonradan müslüman olduğuna dair, hatta kendisi ile nikah kıyıldığına dair farklı yazarlar tarafından kaleme alınmış siyer'ler vardır. Bu ve bunun gibi bir çok farklı konu mevcuttur. Bunlara da bakmak lazım derim ben.

    Saygılarımla
    Yanıtla
  15. elinize sağlık
    Yanıtla
  16. çok etkileyici bir araştırma..
    Yanıtla
  17. Savaşta eşini kaybedenleri nikahlamak ayrı. Kocasını işkence ile öldürüp kadını seks kölesi yapmak ayrı. İslam anlatımı hep sakat, hep sakat. Saygılar
    Yanıtla
  18. Ben bu çalışmayı önemli buldum. Kendi adıma teşekkür ederim. Okurken kafamda çift taraflı sorular oluştu. Bazıları daha önce de değinilen konularla ilgili. Belki üzerine gidilmesi yararlı olabilir.
    1.Aklımı kurcalayan en önemli soru Beni Kurayza aşiretinin katliamı ile ilgili. Bu katliam gerçek midir? Tarihsel metinlere tamamen girmiş bu katliam hakkında kendi içinde çelişen bazı durumlar var. Birincisi Kuran metinleri incelendiğinde o günkü toplumun alışkanlık ve gündemini sarsacak çok daha ayrıntıolarak tasvir edilebilecek bir çok soruya cevaplar buluruz. Oysa Hendek savaşı sonrası açık bir şekilde Yahudilere sürgün cezası verildiğinden bahsederken bir toplumu çok daha derinden sarsacak toplu katliam ve kadınların esir edilmesi ile ilgili bir olay hakkında en ufak bir ima yoktur. Bir diğer şüphe çeken şey ise Hayber kalesinin fethinden sonra mutlak bir zafer kazanıldığı halde verilen cezanın yine sürgün olduğu mağlup tarafın teslim olan kadın erkek ve çocuklarına dokunulmasının yasaklandığı şekildedir. Ve daha sonra Yahudilerin talebiyle bu cezada da yumuşamaya gidilmiş kendi topraklarını kullanma ancak cizye ödeme hakkı verilmiştir. Demek ki toplu katliam İslamiyette bir yöntem değil. O zaman şu soru doğuyor. Peki diyelim ki Beni Kurayza ile ilgili rivayetler tamamıyla İsrailiyat olarak metinlere girdi, nasıl olur da hiçbir tarihsel metinde bu konu hakkında bir itiraz, şerh ve şüphe yer almaz. Acaba bu durum hangi mantıkla açıklanabilir? Tarih yazıcılığının geç bir dönemde başlamış olması mı başka sebepler olabilir mi?
    2.Yukarıdaki metinde en çarpıcı olan konu sanırım Safiyye’nin hayat hikayesidir. Sonuçta Aişe’nin yaşından bir çok başka hanımın hayatına tarihsel kaynaklarda çelişkiler mevcut. Bir tanesini baz alıp diğerlerini külliyen red etmek gibi bir durumun da mantığı yok. Sonuçta Hayber seferine çıkıldığında Muhammed’in ganimet için sefere gelinmesini yasakladığına sadece Allah rızası için bu savaşa çıkılmasına izin verdiğine dair anlatılar mevcut. O yüzden ganimet saklayan kişiyle ilgili anlatı fazlasıyla zayıf ve fantastik kalıyor. Ancak hiçbir kadının kocasını ve babasını öldüren bir insanla gönüllü olarak evlenmek istemeyeceğini söylemek de kehanet olmaz sanırım. Böyle bir durum oluşsa dahi ancak Stockholm sendromuyla açıklanabilir. O yüzden Safiyye bunu kendisi istemiştir argümanı fazlasıyla inandırıcılıktan uzak. Ve bu tarihsel şahsiyetin mutlaka araştırılması üstünde durulması gerekiyor.
    3.Zeynep’in hikayesinde geliştirilen bir takım geleneksel toplum adetlerini yıkmaya yönelik bir adımdı argümanı ise yine çok zayıftır. Mantıksal olarak düşünürsek Muhammed zaten o toplumda olmazsa olmaz yığınla şeyi yıkmış alt üst etmiş. Putlara inancı, ilk kızın toprağa gömülmesi adetini, sınırsız çok eşlilik, büyü, fal, kumar, içki gibi adetleri, köle ile efendiyi aynı sofraya oturtmuş. Peki buna göre çok daha zayıf olan evlatlık kurumunun lağv edilmesi ile ilgili bir durumu yıkmak için Zeynep olayına ihtiyaç var mıdır? Burada belli ki Zeynep bir aşk hikayesidir. Kendisini bir köle olarak gördüğü Zeyd’e hiçbir zaman yakıştırmamış Muhammed ile karşılıklı aşık olmuşlardır. Sonuçta da bu evlilik gerçekleşmiş. Peki bu bir ahlaksızlık mıdır? Ya da peygamber olmayı engelleyen bir vaka mıdır? Bu sorulara verilecek cevabım yok. Tartışmak gerekir.
    Yanıtla

    Yanıtlar




    1. 1. Beni Kureyza hadisesinde dersimi çalışıp yazacağım, söz. Bu aşamada bir şey söylemem doğru olmaz. Ama biraz eleştirel bir tarih okuru iseniz mutlaka bilirsiniz, tüm toplumlarda, kamu vicdanını rahatsız eden gerçeklerin üstü örtülür, bin türlü tevil yolu bulunur.

      2. Ganimete ilişkin söyledikleriniz Kuran'ın Enfal suresiyle açıkça çelişiyor. Ganimetin hak olduğunu ve yemenin helal olduğunu açıkça söylüyor, aksini düşünenleri ayıplıyor.

      3. Zeynep hikâyesinin insani yönü, belirttiğiniz gibi, anlaşılıyor. Rahatsız edici olan şüphesiz iki-üç sene içinde beşinci veya altıncı vaka olmasıdır. Güç istismarından başka bir açıklama bulmak bana zor görünüyor. Üvey evladın karısını ayartmak da, ne derseniz deyin, tasvip edilecek bir davranış değil.
    2. Zeynep olayında Muhammed gücünü kullanarak Zeyd i karısından ayırıyor. Zaten sonrasında Zeyd ile Muhammed in arası tamamen bozuluyor. Çünkü Zeyd in karısını Muhammed e teklif ettiği falan yok. Muhammed kendisi bizzat istiyor. Ayrıca Zeyd in şehit olduğu durum da çok şahibeli. Sanki ölüme gönderilmiş gibi.
  19. 4.Hikayenin öbür yarısına geçince Muhammed fazlasıyla zorba ve fantastik ele alınmış. Bu ise biraz inandırıcılığı sarsıyor. Çünkü yine tarihsel anlatılardan biliyoruz ki Peygamber’in zevcelerinin pek çoğu onunla gönüllü olarak seferlere çıkacak kadar durumlarını içselleştirmiş ve kendini Müslüman topluma ait hissetmişlerdir. Kadınların savaşlara gelmesi pek de teşvik edilen bir şey değildi. Hiçbir zorbalık ilişkisi bunu sağlamaz. Hiçbir zorba “senden Allah’a sığınırım” diyen bir kadından da çekinip eve yollamaz. Yine Aişe’nin yaşı ile ilgili türlü çeşit rivayet varken genel olarak İslamın ve Kuran’ın ruhu ile tam zıtlaşan bir yaşı seçmemizin de hiçbir tutarlı tarafı yok. Cariyelik kurumu hakkında türlü açıklamalar getirilebilir. Bunlardan bir tanesi gerçekten o devirde cariyelerin bir tür eş statüsünde olduğu gibi gibi. İsteyen ikna olur isteyen ikna olmaz. Burada bizi sarsan şu andaki toplum yapımızla çok ters bir poligami ilişkisi var. Aynı soru doğuyor sonuçta. Ahlak yerel bir kavram mıdır, evrensel midir? Bu durum ahlakla çelişir mi, peygamberlikle çelişir mi? Bir cevabım yok.
    5.Tartışmanın yine diğer tarafına geçersek en çok kullanılan argüman, peygamberin uzun yıllar tek eşli yaşadığı ve şehvete düşkün olmadığı ile ilgili argümandır. Bu da mesafe alınarak bakıldığında tam olarak ikna edici bir argüman olamaz. Zira önümüzde bir Adnan Oktar örneği var. 35 li yaşlara kadar kadınlarla el bile sıkışmamıştır. Şimdi ise cinsel sapkınlığın dibine vurdu. Burada üzerinde durulması gereken argüman belki İslam toplumunda erkek popülasyonunun çok azalması ve kadınların ekonomik olarak mağdur ve korunmasız kalmaları ile ilgili olabilir. O noktada şu soru doğar. Neden Peygamber diğer erkeklerden farklı tutulmuş ayrıcalık tanınmıştır. Buna da bir cevabım yok…

    21 dakika önce · Beğen..











    Tabi Cüveyriye, Mariye de eğer gerçekse Safiyye kadar sarsıcı ve araştırılması gereken hikayelerdir. Reyhane ise Beni Kurayza anlatısı ile alakalı olduğu için / işareti koyuyorum. Aynı kapta yıkanma hikayesi fazlasıyla "seksi" eşler aynı kapta da yıkanır aynı tuvalete de.. bunda garip bir şey yok. Aişe'nin dayak yediği hikayesi çok zayıf. Bundan çok daha güçlü şekilde Aişe ve hafsa'ya babaları tokat attığında Peygamberin babalarına kızdığı ve kadına şiddeti yasakladığı toplumu allahtan korkun bu konuda diye uyardığı hadisler var.
    Yanıtla

    Yanıtlar




    1. Önyargısız baktığınızda bu soruların her birinin cevabı çok basittir.

      1. Benzeri harem hikâyelerinin hepsinde olduğu gibi, bir kez boyun eğen kadının durumdan hoşnut olmadığına dair bir belirti yok. Zamanın en güçlü liderinin eşi olmak, yabana atılır bir onur değil.

      2. "Hiçbir zorba, 'senden Allaha sığınırım' diyen kadını eve yollamaz? Tabii yollar, eğer kadının aşireti güçlüyse. Yahut bir düzine kadın arasında bir eksik bir fazla önemsemiyorsa. Ayrıca zorba erkeklerin kadınlara karşı centilmence davranması tipiktir. Bkz. Godfather.

      3. Aişe'nin yaşı ile türlü rivayet yok, hayır. Birincil kaynaklar hadis ve siyerdir, ve onlarda hiçbir tereddüt görünmüyor. Üç hadisin üçü de dokuz yaş demiş, sadece Taberi tarihte on yaş göstermiş. Eğer hadis ve siyere itibar edilmeyecekse, daha geç döneme ait rivayetlere hiç itibar edilemez.

      4. Ahlak yerel bir kavram ise, o takdirde Kuran'ın amele ilişkin emirlerinden hiçbirini ciddiye almamak gerekir; "o zamanın şartları öyleymiş" der geçersin. Ancak a) kocasını işkence ile öldürdüğün genç bir kadını aynı akşam yatağına almak, hiçbir ahlak sisteminde affedilecek bir davranış olamaz; b) faraza onbir eş, cariyeler, çocuk eşler vs. o devir için norma uygun kabul edilse de, peygamberin en azından zamanın ahlakına nisbetle üstün bir kişilik sergilemediği kabul edilmelidir.

      5. Peygamberin 50'sinden sonra yoldan çıkmasında, belirttiğiniz üzere,mantığı zorlayan bir taraf yoktur. Bir kere, gençliğinde kendisinden daha muktedir bir kadının kontrolü altındaydı. İkincisi, 50'sinden sonra ciddi siyasi iktidara kavuştu. Gücü istismar etmekten geri kalmadığı anlaşılıyor.

      6. Çokeşlilik tarihin her döneminde rastlanan bir hadisedir; Arap toplumunda her zaman yaygın olmuştur. Eleştiri Muhammed'in çok-eşliliğine değil, çok-eşliliğin - afedersiniz - bokunu çıkartmasına.

      7. Eşler aynı kapta yıkanır, vs. tabii doğru. Ancak farkındaysanız güncel apolojetik söylemde sanki Muhammed bu kadınlarla Kızılay hayrına evlendi, onlara asla dokunmadı gibi bir saçmalık çok yaygındır. Oysa hadislerden, Muhammed'in eşleriyle sağlıklı bir cinsel hayata sahip olduğu gayet net anlaşılıyor.

      8. Ayşe'ye vurması ile başka koşullarda dayağı ayıplaması arasında kayda değer bir çelişki görülemez. En feci eş-dövücüler bile, akılları başlarında olduğu zamanlarda eş dövmeyi ayıplayabilir ve bunun ahlakdışı olduğunu savunabilir.
    2. Sevan bey,

      "[B]oyun eğen kadının durumdan hoşnut olmadığına dair bir belirti yok." hukmunuze itiraz ediyorum.

      O yuzden de, Tahrim suresini iyice, yeterince okumanizi oneriyorum.

      Cunku, durum hic de oyle degil: Boyun egmis, durumu icsellestirmis dediginiz karilarinin tamami peygamberi bosamaga kalkismis; vazgecirilmeleri icin de 'Allah katindan' kendilerine hem tehdit hem de odul vaadi 'vahy' (?) olunmak gerekmistir.
  20. Peygamberin tüm yaşamı en ince ayrıntısına kadar nakledilmemiş olsaydı belki hayalinizdeki, kendi benliğinizden aksettirdiğiniz kadın düşkünü profili bir mantığa oturtmanız mümkün olabilirdi. Fakat kadın düşkünlüğünün 25 yaşına kadar bakir olarak yaşayıp, 25 yıllık bir evlilikten sonra 50 yaşında ortaya çıkması hiç inandırıcı değil. Sonraki evliliklerinin çocuklarının bakımı, dulların himayesi, diplomatik ilişkiler gibi sebeplere dayanmış olması çok daha mantıklı görünüyor.
    Peygamberlik müessesesine inanmadığınıza göre sizin perspektifinizden Peygamberin cinsel yasaklarla, perhizlerle kendini kısıtlaması pek bir mantıksız. Sanırım her şey gerçeği neresinden tutmayı istediğinizle ilgili.
    Yanıtla

    Yanıtlar




    1. 1. 25 yaşına kadar bakir yaşadığını nereden çıkardınız?

      2. Patronu olan kendinden 15 yaş büyük bir kadının 25 sene boyunca eli altında duran birinin, patroniçe öldükten sonra açılmasında size mantıksız gelen nedir? Hele gençliğinde masum bir yetimken bu arada silahlı çete ve ordu sahibi olmuş, Arabistanı haraca kesmeye başlamış ise?

      3. "Kendi benliğinden aksettirdiğiniz" lafını aynen iade ederim. Tartışma adabından yoksun cahil biri olduğunuzun kanıtıdır.
    2. Sevan Bey, Epey zaman ve efor harcamışsınız bu bilgileri toplarlamak icin ancak neleri gormek isterseniz o bilgilere ulaşabilmiş olma ihtimaliniz de yuksek. Arayan Mevlasını da belasını da bulur diye bir laf vardır hani...Bu derlediğiniz bilgileri, ilahiyat, fıkıh, hadis ve hatta tarih, hukuk, felsefe konularında topluca akademik kariyeri olan alim kişilere gonderip karsılıklı tartısmanızda fayda olurdu. Belki bunu yapma şansınız olur ileride. Sonuclarını da paylaşırsanız memnun oluruz. Yasar Nuri Ozturk , Suleyman Ates gibi uzman kişilerin bu yazdıgınız seylerin %90 ının uydurma oldugunu soyleyebilme ihtimali yuksek kanaatimce. Ayrıca sahabe-i kiram ın geri zekalı, suursuz ve aynı sekilde kaba dusunceli insanlar olması lazım ki sehvet hususunda bu kadar mesai geciren Muhammed'e bu derece biad edebilmiş olsunlar. O vakit pek mantıklı gelmiyor.
    3. Sizin dediginiz gibi, Muhammed'in evliliklerine,cocuklarin bakimi,dullarin himayesi gibi gerekceler gosterilmesi hic inandirici degil. bir ihtimal kendiniz de inanmamissinizdir, evlatliginin karisini almasi, 9 yasindaki Ayse ile gerdege girmesi gibi gunumuzde ahlaksizlik ve sapkinlik olarak algilanan bu tur iliskileri gozonunde bulunduruldugunda. Ayrica yaptigi evliliklerdeki amaci, Ahzab suresi 10. Ayete'e bakinca gayet iyi anlasiliyor!
  21. Bir arkadaşım şunu yazmıştı blogunda aylar önce:

    "Muhammed zamanında Medine’de ciddiye alınacak nüfusta bir Yahudi topluluğu yaşarmış. İsimleri bizim alfabeyle Banu Kurayza gibi birşey. Kureyş Kabilesi şehri kuşatınca (Hendek Savaşı), kabile ile Muhammed arasında arabuluculuk rolü almışlar. Ancak Muhammed, kendisine hıyanet edildiğine karar vermiş, hicrettin beşinci yılında bu toplumdan yaklaşık 900 Yahudi, Müslümanlar tarafından kılıçtan geçirilmiş. Hemen oracıkta Müslüman oluverenler affedilmiş, kadınlar ve çocuklar köle pazarlarında satılmış, toplumun başında olan haham önce hazinelerin yerini söylesin diye işkence edilmiş (Müslüman kaynaklarda da aynen böyle yazıyor- tabii Muhammed’e ve inançlarına hakaret ettiği de eklenerek), sonra başı kesilmiş, karısıyla da Muhammed evlenmiş.

    Valla kocamdan ne kadar şikayetçi olursam olayım, tanıdığım herkesin boynunu vuran, ortalığı kahır eden bir grup insanın başkişisiyle evlendirilirken, kına gecemde yaslancıktan değil, hakiki gözyaşı dökerdim ben. Ama kız 17 yaşındaymış ve üstelik bu üçüncü evliliği. Yani hayat bazı insanlara hakikaten çok acımasız. Tabii modern düşünceyle düşünüyorum ben, bugün de nasıl dayanıyorlar dediğim evlilikler var ama dayanılmak zorunda bazen. Her neyse, Müslüman kaynaklara göre, kız önce Muhammed’e varmak istememiş, çünkü Yahudiler’in peygambere zarar vereceğinden korkmuş. (?) Sonra pekiyi demiş. Muhammed’in etrafındakiler nedir, ne değildir, karısı mı, kölesi mi derken, Muhammed Safiye’nin yüzünü örttürerek, karısı olduğunu herkese açıklamış olmuş. (Bildiğim kadarıyla, önceleri Muhammed’in karısı mertebesindeki kadınların yüzlerini kapatmaları, görünmemeleri gerekiyordu. Özellikle köle kadınların kapanması yasaktı. Herhalde toplumsal sınıfları ayrı tutmak, kölelerin havaya girmesini önlemek için olmalı. Çünkü Arap toplumları sınıf ve kan bağlarına çok önem verirler."

    yazının tamamı burada ve konuya dalışı tamamen farklı bir nedenden.

    http://www.elifsavas.com/blog/3-safiye/
    Yanıtla
  22. yazılanlar safkan gerçektir. Tebrikler
    Yanıtla
  23. Bu yorum yazar tarafından silindi.
    Yanıtla
  24. Haklısınız ama Kuran gerçeklerin üstünü örtmek için elverişli bir mecra değil. Henüz peygamberin hayatı sırasında ele alınmış ve ayetlerin uçurulduğuna dair elimizde ciddi hiç bir veri şüphe yaratacak şey yok. Bu islam tarihinde Taberi de filan yapılabilirdi olsa olsa. Ancak yapılmamış. Aksine yüzyıllar sonraki metinlere selefinde olmayan bir anlatı detaylı olarak girmiş. Çok ilginç bir olaydır. Eğer ki bu boyutta olmayan bir hadise İslam tarihi kaynaklarına girebiliyorsa artık hiçbir konudan emin olamayız. Çünkü 900 kişinin katliamı girmişken falanca kadının huyu suyu soyu sopu ölüm tarihi gibi anlatıların artık hiçbir güvenirliği kalmaz.
    Yanıtla

    Yanıtlar




    1. Kuran ayetlerini analiz ediyoruz, siyak sibaka bakmadan ayetten anlam çıkartamazsınız diyorlar. Peki hadis diyoruz, o sayılmaz diyorlar. Hayret bir şey doğrusu :))
    2. Bir dakika ben bunu yukarıdaki Beni Kurayza ile ilgili yorum üzerine yollamıştım . yani öyle zannettim ayrı yorum gibi olunca absürd olmuş. Beni Kurayza hadisesi gibi büyük bir hadise sonradan eğer ikincil kaynaklara girebiliyorsa bu hafife alınamaz gerçekten. ve bütün mantığımızı ters yüz eder. bunun siz de farkındasınızdır:)O yüzden fazla kışkırtmayayım. olduğunu kanıtlamak zorunda kalmayın:)
    3. Ayrıca kimse taşları sizin dizdiğiniz bir oyunda sizin koyduğunuz kurallarla oynamak istemiyor diye suçlanamaz. Elebette metodoljiye itiraz edecek insanlar. Siyak sibak diyecekler kaynak güvenirliği diyecekler falan diyecekler filan diyecekler. Şüphelenecekler didikleyecekler. Öyle kolay değil bu işler:))
    4. evet, adamlar hadisleri inkara başladı.
    5. Bu aktarılanlar anladığım o dönemin hadis nakilcileri ve tarih anlatıcılarının dürüstlüğü,saptırmasızlığı. Şimdikiler çok saptırıyor.
  25. Ben ganimetin olmadığını söylemedim. Hayber hikayesine ganimet için çıkılmasını yasaklıyor muhammed tarihsel anlatılarda. Oysa ki ganimet için işkence yapıyor anlatısı var ve sanırım bir tek zayıf rivayete dayanan bir anlatı bu. Fantastik kalıyor bu durumda böylesi bir hırs dedim. Ayrıca üvey evladın karısını mı ayartmış karısı mı onu ayartmış karşılıklı mı ayartmışlar bilinmez. Başından itibaren Zeynep'in Zeyd7i kendi sınıfından bulmadığı ve gönlünün ısınmadığı gibi anlatılar mevcut. Ayartmak biraz sübjektif bir kavram. fail ve meful u gösteriyor. burada karşılıklı gelişen bir aşk hikayesi var ve boşanarak evlenmek de o kadar gayrı ahlaki bir şey değil. belki boşanmanın daha kolay olması bugünkü İslam toplumundaki katı evlilikleri sorgulamak açısından zihin açıcı olabilir hatta.
    Yanıtla

    Yanıtlar




    1. Affedersiniz ama, 20 yaşında bir kızın 58 yaşında adamı ayartması hadisesinde kabahat kıza değil adama yazılır.
    2. Kabahatse tabi:)
  26. adam tam bir pislik çıktı rıza baba
    Yanıtla

    Yanıtlar




    1. Alın bunu, al al al! :)

      Espri bir yana da... Burada esas amaç 1500 yıl önce yaşamış bir adamı yargılamak değildir sanırım. Hele bu günün değerleriyle yargılamak hiç değildir. Evrensel ve mutlak değerlere göre yargılamak hiç hiç değildir. Yani? Yani bu şahsiyet mükemmel ahlaka sahip olduğunu varsaydığımız peygamber değildir. Allaha inanın tamam da, geri tarafını bir sorgulayın...
  27. Bi de bunlarla bir omur tuketenler vaR.Din kadar insani alcaltan birsey daha yok.Pofff diyip geciniz, yarim satinizi harcadiginiza degmez.
    Yanıtla
  28. Bu kadar aktif bir cinsel hayat varsa sadece dört kızın (onlar da ilk hanımdan) olması size inandırıcı geliyor mu? Yoksa tüm hanımlar da kısır mıydı?! Yoksa doğan çocuğun ölmesini yasaklayan bir inancı da mı sorgularsınız?! Kesin bir açıklamanız vardır buna da?!
    Yanıtla

    Yanıtlar




    1. Çocuğunun olmaması ile cinsel ilişkisi arasında nasıl bağlantı kuruyorsun. Muhammet kısırdı diyebilirsin belki bu orana göre.
    2. Sperm sayımı da yapmıyorlardı ki o zamanın SSK hastanelerinde...
    3. Peygamberimiz ile Hz Hatice'nin evliliklerinden alti cocuklari olmustur. Hz Muhammedin ilk oglu burada anlatilanin aksine Hz Hatice'dendir. Adi da Kasimdir. Henuz yeni yurumeye baslamisken oldugu rivayet edilir. Hz Haticenin evlendiginde 40 yasinda oldugunu da zannetmiyorum ayrica. Biyolojik olarak 40 yasinda evlenen bir bayanin menopoza dek (ki menstruasyon ekvator kusagi cografyasinda normalden daha erken baslar) 6 cocuk dogurabilmesi cok fantastik bir duruma isaret eder. Tum anlatilarinizdan sanki o donem arabistaninda nufus kutugu tutuluyormus izlenimi edinebilirsiniz. Ozellikle de insandan bile sayilmayan kadinlarin..
  29. Zeynep ile ilgili olan asıl ayet

    AHZAB 37. (Resûlüm!) Hani Allah’ın nimet verdiği, senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye: Eşini yanında tut, Allah’tan kork! diyordun. Allah’ın açığa vuracağı şeyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. Oysa asıl korkmana lâyık olan Allah’tır. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikâhladık ki evlâtlıkları, karılarıyla ilişkilerini kestiklerinde (o kadınlarla evlenmek isterlerse) müminlere bir güçlük olmasın. Allah’ın emri yerine getirilmiştir.
    Yanıtla
  30. Gelen ayetin verdiği icazet ile Zeyneb Zeyd'den boşanıp Muhammed ile evlendikten sonra Muhammed'in Zeyd'i kazanması imkansız olan bir savaşa komutan olarak göndermesi ve Zeyd'in bu savaşta ölmesi de dikkat çeken başka bir husustur.
    Yanıtla
  31. Ayetin devamını hatırlamıyordum.. Bu iki ihtimali gösterir. Kuran gerçekse Zeynep hadisesinin gerçek sebebi evlatlık kurumunun kalkması demektir. Yok benim yürüttüğüm mantık doğruysa Sevan'ın öne sürdüğü ahlaksal sebep hak kazanır ki İslam dini hakkında yeniden düşünmek gerekir anlamına gelir. Sonuçta ben bir şekilde yanılıyorum. Ya öyle ya böyle...
    Yanıtla
  32. Aynı kaynaklarda Muhammed'in diğer özellikleri anlatılmış olmasaydı ve ortada Kur'an adlı kitap olmasaydı, zaaf kanaati makul olabilirdi. Oysa durum bu değil. Bağlamından çıkarıp üst üste koyarak (maddeler halinde) aldığınızda doğrulardan bir yanlış oluşturabilirsiniz. Demem o ki, buradaki ölçme ve değerlendirmede insaf sorunu var, daraltılmış bir bakış var. Turan Dursun'la kıyaslandığında daha mutedil ama yine de nesnel değil.
    Yanıtla

    Yanıtlar




    1. Sevann bazı yorumlarda giydiriyor ama isterseniz yazıyı yorumlar olmadan, kaynaklarda anlatıldığı şekilde okuyun. Veya gidin kaynakları okuyun doğrudan, bir bütün olarak. Yine sonuç değişmez.
      Bir de şu var, insanlar çoğu zaman peygamberi tanrılaştırmıyor mu? kuranın dili zaten peygamberi tanrılaştırıyor.
      Peki peygamber dediğimiz bu ideal insanın hayatı böyle istenen yerinden alıntılanıp alt alta konulsa bile "yanlış" olmamalı. O kadar güzel ahlaklı bir insan olmalı yani peygamber.
      Bununla bağlantılı başka bir şey daha; peygamber olan bir insanın bu dünyayla zaten işi olmamalı, peygamberlik iddia etmeyen dervişler, gurular, vs.. dünya zevklerinden, sıradan insan yaşayışından vazgeçiyor da, tanrıyla konuşan peygamberin kendisi mi ye-dua et-seviş olayına girecek...
  33. Bu konuda tartışılması gereken sorun şu olmalı . Hemen hemen her insan insani duygu ve istek olarak o kadar kadınla birlikte olmak ister hele ki bu olayın meşru sayıldığı bir toplumda yaşıyorsa. Fakat bu insan peygamber olduğunu iddia ediyor ve örnek alınıyorsa o zaman iş değişir. Imam osurursa cemaat s.çar tabiri yerini bulması lazım. Müslümanlar şu soruyu sormaları lazım ve sünnet işlemek içinde yapmaları lazım, çoklu evlilik ve cariye dinin emridir doğaldır ve 9 yaşında bir çocukla (ilkokul 3 e giden) evlenmek ve cinsel ilişkiye girmekte hiçbir problem yoktur, oğulluğu hala hayatta iken onu boşatıp gelini ile insanın evlenmesi de gayet normal hatta sünnet . 50+ yaşındaki birsinin birçok karısının torunu yaşında olmasında da sakınca yoktur, hatta sünnet işlemek istiyorsan sen öldükten sonra karıların başkası ile evlenemez bunu da yasakla.

    Bunlar bir peygamberin , kutsal insanın veya dünyadan elini ayağını çekmiş kendini allaha ve emirlerine vermiş bir insanın yaşantısı olamaz , Sadece basit bir insanın dünya görüşü ve cinsel arzuları olabilir.

    Müslümanım diyenler acaba kız çocuklarını 9 yaşına geldikleri zaman dedeleri yaşında birisi ile evlendirmeyi düşünürler mi?
    Yanıtla
  34. Guzel bir yazi.

    Tahrim suresini daha genis acidan daha bir incelersek celisik ama ilginc bir baska portre ile karsilasacagimizi dusunuyorum.

    http://muzminanonim.blogspot.com/2009/07/tahrim-suresinin-tefsiri.html

    http://muzminanonim.blogspot.com/2009/07/dokuz-esin-tumune-birden-ihanet-etmenin.html

    Temel celisik ilginclik de surada: Civarin onde gelen bir merhume tuccarin mirascisi oldugu ve dolayisi ile hayli yukluce servete kondugu halde, bu serveti siyaset ugruna harcamis, zaman icinde kurdugu haremini nefsani ihtiyaclari dogrultusunda oldukca iyi kullanmis, ev halkina esasen zirnik bile koklatmamistir.

    Bu yuzden, karilari onu topluca bosamaga kalkismistir. Bu toplu bosanma tehlikesi ancak 'deux ex machina' sayesinde/kiyagiyla durdurulabilmistir.

    Ek olarak: Cocuklarinin neden cok genc yasta hayata veda ettiklerine bakmak lazim. Tahrim suresinde anlatilanlara bakinca, ev halkinin pek de iyi beslenemedigi, bunun bedelinin de cocuklarinin birkac seneden fazla yasayamamasi oldugunu dusunmemek elde degil.

    Son olarak: "Your God is quick to satisfy your needs"i Turkceye soyle cevirsek bence daha dogru olur: "Rabbin hep sana kiyak yapiyor" ['kiyak' kelimesinin lugati anlaminda kullaniyorum].
    Yanıtla
  35. Bütün bunlar MEB müfredatına konulan Siyer-i Nebi (Perygamberin Hayatı) dersinde anlatılacak mı şimdi???
    Yanıtla

    Yanıtlar




    1. Anlatılmaz.Sadece Hatice anlatılır.
  36. Sorun büyük ölçüde meşruluk kaynağını sorgulamakla alakalıdır. Tek eşliliği meşru kılan nedir? İnsanların düşünsel ve sosyal gelişim sonucu vardıkları son karar olması mıdır?
    a- karar ortak değildir.
    b- karar ortak olsa dahi bu meşruluğunu göstermez.
    c- karar madem şu ana aittir. 10-20-50 -100 yıl sonra ne hal alacağı, örneğin, sınırsız eş alınmaya evrilmeyeceğini kimse iddia edemez.
    d- karara sıkı sahip çıkanların çoğu fiilen çok eşlidir.
    e- Hemen her konuda kişisel tercihlere önem veren ve saygı gösterilmesini isteyen örneğin, eşcinselliğe hoşgörüyle yaklaşan liberal/demokrat/devrimcilerin çok eşlilikte aşırı muhafazakar olmaları kendi içinde çelişkili ve anlaşılmazdır.
    f- Çok eşlilik aslında üç kişiyi ilgilendirir. Erkek, 1. kadın, 2. kadın...evlilik yapıldığına göre zaten erkek ve 2. kadın duruma razıdır. Eğer 1. kadında razı ise, üçüncü kişilere bu tercihlere karışma hakkını veren nedir? Biz toplum halinde ortak olarak aldığımızı düşündüğümüz kararla, sizi bu evlilikten men ediyoruz-yasaklıyor ve lanetliyoruz diyorsanız, kendi içinizde güçlü bir çelişkiye düşüyorsunuz demektir. Umarım farkına varırsınız.
    g- Benim şahsımı sorarsanız, bir kadınla evlilik bile yeterince büyük bir cezadır, mümkünse yarım porsiyon alayım, derim.
    Yazı hakkkında daha söyleyeceğim çok şey var ama birisi ciddiye alıp okumak istediğini bildirirse devam ederim (emeğe saygı olayı). herkese saygılar sunarım...
    Yanıtla

    Yanıtlar




    1. Buradaki sorun modern toplumların çok evlilik yapamayacağı değil, benim düşünceme göre de yeterli eğitimi almış ve kendi kararını verebilecek yaşa gelmiş insanlar çoklu evlilik şeklinde anlaşıyorlarsa elbette yaşayabilirler. bu çoklu erkek veya kadın olabilir. Fakat bahse konu olan kişi örnek alınan bir dini lider her yaptığı iş sünnet olarak algılanıyor ve uygulanıyor ve evlendiği kişiler çocuk yaştalar kendi kararlarını veremeyecek kadar küçükler ve aralarında uçurum denecek yaş sorunu var. Ayrıca taraflı şekilde Allahın sözleri dediği kitapta kendisini meşru göstermek için ayetler yazmış ve sırf kendisine özel olacak evlilik modelleri çıkartmıştır.

      Yapılan evliliklerin incelenmesi dahi Muhammed'in peygamber, dini lider, örnek alınacak bir kişilik olmasını sorgulamamızı ve getirdiği dinin doğruluğunu tartışmamız veya inananların tartışması için fazlasıyla yeterlidir.

      Islam'ı eleştiren kesimlerin bu tür örnekler vermek zorunda kalmasın sebebi ise bana göre insanları sorgulamaya teşvik etmektir kafalarında soru işareti uyandırmaktır, yoksa kimse 1400 yıl önce yaşamış bir insanın o dönemin şartlarında normal kabul edilen evlilikler yaptığını tartışmak konuşmak gibi bir derdi olamaz.
    2. "Beğen" düğmesi olmaması kötü. Olsaydı tıklayacaktım :)
    3. Tarafları 1 Erkek 2 Erkek 3 kadın olarakta görmeye imkanda vermeli bu bakış açısı.
  37. @Dusunce

    Ortada 'Kuran' diye bir kitabin olmasi, Hz Muhammed hakkinda degerlendirme yapmak acisindan, pek bir seyi degistirmiyor. Kuran, Peygamberini kahraman ilan eden, herseyi onun etrafinda oren, onu metheden, onu 'kainatin onu yuzu suyu hurmetine yaratildigi' gibi kibirli iddialarla yere goge sigdiramayan bir manzume. Eksiklerini, yanlislarini dile getirmiyor; getirmesini de beklemek safdillik olur.

    Bu yuzden, hikmetcilikle avunmaga yonelmek yerine, 'hayatin dogal akisi' matiginda hareket etmeliyiz bence.

    Ve, 'hayatin dogal akisi'ndan yola cikarsak, yasadigi devrin yas ortalamasina gore ihtiyar sayilacak birinin, karisi olur olmez harem kurmasi kolay aciklanabilir degil.

    O devirde baskalarinin haremleri olsa bile, uzun yillar (25 sene) kendinden 15 yas daha buyuk (fakat Kureys'in diger butun tuccarlarinin toplmaina esdeger derecde zengin) bir kadinla tek esli yasamasi, fakat o olunce geckin yasinda harem kurmaga yonelmesi 'hayatin dogal akisi'na uymuyor.

    Durduk yerde ne olmus olabilir?

    "Ya Muhammed, nihayet seni o kocakaridan kurtardim; yuru ya kulum kim tutar seni" nidasi mi gelmistir; yoksa o kartlikta apansiz bir libido patlamasi ile mi odullendirilmistir?..

    Kayitlarda hic bir sey yok; tek bildigimiz, Hatice'nin olumunden sonra "dostlar ben ne yaptigimi biliyor muyum"u hatirlatacak sekilde, ister Yahudi/Musevi isterse de kole/esir olsun bir cok zevce ve cariye edinmis oldugu..

    Bunlari zaaf ile degil de hikmetlerle filan aciklamaga calismak mumkun tabii ki.

    Ama, hepimiz biliriz ki, gonul baglarimiz yuzunden reddedemedigimiz garabetleri 'hikmet' torbasina atarak gozden irak tutmaga cabalariz.

    Sonra da, birileri cikip, bu hikmet masalini yemeyip itiraz ettiginde, onu, 'kutsallarimiza hakaret ediyorsun' diyerek sustumaga calisiriz..

    Bu tip seyler hep de boyledir: Musevilikte de, Hiristiyanlikta da, Muslumanlikta da..

    Aciklanacak bir tarafi olmadigi icin aciklayamadigimiz seylerin uzerini hep ayni sekilde ortmege calisiriz..
    Yanıtla

    Yanıtlar




    1. 'kainatin onu yuzu suyu hurmetine yaratildigi' Bu büyük bir yalan Kuran'da böyle bir ibare yok.Yalan üzerine inşa edilen görüşlerin de değeri yok.
  38. Teşekkür ederim size, sizin sayenizde Hz. Muhammed'i daha çok sevdim. Bana dolaylı ışık oldunuz, Hz. Muhammed'in hayatını, savaşlarını daha detaylı incelememe vesile oldunuz. O hem mistik, hem beşeri(pozitivist) anlamda bana tam bir kahraman olarak göründü.

    1)Annesiz, babasız,arkasız bir fakir, Mekke'nin zulmüne başkaldırıyor.(burada tam bir gerilla önderidir,ilk başlarda çok naif sonraları cabbar bir kumandan)

    2)Muhammed gerçekten yalan atmıyordu, o mağaralarda yıllarca inzivaya çekildi, ve gerçekten allah'a inandı. Vahiye de. (bir meseleye, fikre sen yürekten inanmazsan bu kadar insanı inandıramazsın..)

    3) kesinlikle çok adil ve sahih bir insan.Öfkesi binlerce yılın haksızlıklarına celadetten geliyor.

    4) Hz. İsa, Hz. Musa (ibrahim ,davut vs.) gerçekten yaşadı mı bundan bile emin değiliz, çok çok uzak tarihler,rivayetler..
    Tek tanrılı dinlerin tek gerçek yaşayanı(yaşadığı mutlak kabul edilen bunca detaylı hayat bilgisine sahip olduğumuz, bu kadar detaylı bildiğimiz bir tek Muhammed'tir)

    5) Valla kadınlarla ne yaptığı ne ettiği zerre umrumda değil.(ki kötü bir şey de göremiyorum) Muhammed onca gücüne rağmen ve 1400 yıl önceki koşullarda bunca adil kalmayı becermiş tek insan, tek komutandır.

    6) Zalim olduğunu asla ve asla kabul etmiyorum,bu mikrop insan ve kadın soyuna gayet insani davranmış bence..


    Yanıtla

    Yanıtlar




    1. "1400 yıl öncesinin koşulları" mazeretine sığınmadan evvel birazcık Eski Yunan edebiyatı, İncil, eski Hint edebiyatı, Talmud, Buddha vs. okumakta fayda vardır sanırım. Zannettiğiniz kadar - ya da Muhammed'in bizi inandırmaya çalıştığı kadar - boktan bir yer değilmiş 1400 yıl öncenin dünyası. Dünyanın yarısına hükmeden İskender ve Augustus pekala tek eşle idare etmişler (peki, ufak tefek kaçamakları olmuştur belki); Zerdüşt, Sokrates, İsa ve Buddha, hiç evlenmeden, önlerine çıkan her cazibeli dulu çadıra atmadan, pekala manevi önderliğe soyunabilmişler.

      Hz. Muhammed'i o kadar çok sevmeniz, acaba emsalleri hakkındaki bilgisizliğinizin eseri olabilir mi?
    2. Islamiyet , Hıristiyanlık, Musevilik... hepsi ayni safsata. Muhammed subyanci, Isa pasifist bir gay ve Musa ciddi "baba" sorunları olan bir ergen. 3 deli ayni kuyuya atmış 3 taş 7 milyar çıkaramiyor..
    3. hacı sevan! peygamber Muhammed ile iskenderi kıyaslamanız elmayla armudu karıştırmaktan öte değildir. bi kere iskender ibne olduğu söylenen biri; nasıl olurda çok eşli olabilirki, biraz tuhaf kaçmaz mı?
      ve peygamber İsa; bazı Hristiyan kaynaklara göre isa mesih evliydi ve hatta çocuğu bile vardı. kaldı ki birden fazla eş almasına fırsat vermedi senin gibiler :)
      ayrıca buddha; hakkında biraz daha okuyun lütfen. :)
      inanıyorum ki siz ilerde iyi bir müslüman olacaksınız. ha bu gün olmasada pamuğu tıkadıklarında olacağınız kesin. ama gel gör ki o vaktinizdeki halinizin de size hiçbir faydayı olmayacak :)
  39. hangi pencerenin ardından hakikate baktığımızla ne gördüğümüz arasında fark var. Mevlana'nın gözünden gönlünden daha çok ve iyi mi bakabiliyorsunuz acaba Hz. Muhammed'e. Ondan daha iyi mi tahlil ettiniz, tanıdınız? Bu kadar pek ve çok fena birinin mi ayağının tozuyum demiş Hz. Mevlana


    'Ben yaşadıkça Kur’an’ın bendesiyim,
    Ben Hz.Muhammed’in ayağının tozuyum,
    Biri benden bundan başkasını naklederse,

    Ondan da bizarım, o sözden de bizarım, şikayetçiyim…

    Hz. MEVLANA'
    Yanıtla
  40. Bazı yorumcular "Adsız" olarak yorum yapmasa daha iyi olacak sanırım, Hasan Bey. Tartışmayı izlemek çok zorlaşıyor.
    Yanıtla
  41. Sorgulamak iyi hoş da karmaşıklığı daha da arttırıyor bence.
    1)Diyorsunuz ki: 'biraz eleştirel bir tarih okuru iseniz mutlaka bilirsiniz, tüm toplumlarda, kamu vicdanını rahatsız eden gerçeklerin üstü örtülür, bin türlü tevil yolu bulunur.'
    Peki...Eleştirel olmamızı istiyorsunuz. Sizin ulaştığınız kaynaklardaki bilgilerin yine o 'kamu vicdanını rahatsız eden gerçekleri'çarpıtma olmadığı ne malum? Birileri tarafından Muhammed'e kötü bir imaj oluşturmak için yapıldığını da düşünmemiz gerekmez mi? Bunun kanıtlanabilirliliğine/inandırılıcığına ne derecede hakim inançlı insanoğlu?
    2)Bu noktada objektiflilik/subjektiflilik devreye giriyor yine.Hadislerin,gerçekleri tam olarak yansıttığı hâlâ şüphelendirici.
    3) O zaman sizin yukarda edindiğiniz mevcut bilgilere de şüpheyle bakmamız gerekmez mi?
    4)Böylece hep şüpheci olmamız gerekmiyor mu?
    Bu metafizik konularda sorgulama ne kadar etkili olur?
    5)Bin yıllardır insanlar bu metafiziği sorgulayar olmuş.
    İnsanlar,sorgulanabilirliğe o kadar ihtiyacı olan bir şeyi artık manevi olarak sorgulayıp-tatmak yoluna gitmiş.

    Velhasıl şüpheler şüpheler şüpheler...
    İtiraf etmeleyim ki tam dindar olmaya hazırlanıyorken (artık şeytan mı bu yazıyı gormemi sağladı :)) ) tekrar sorgulama/şüphe moduna girdim

    Sevan Bey,bence bu konuya devam etmelisiniz.
    Ayrıca Taraf'dan ayrılışınıza çok üzüldüm.Siz ve Taraf gazetesi çok iyi yakışıyordunuz birbirinize...
    Sevgiler
    Yanıtla
  42. Muhammed'in yapıp ettiklerini algılama biçimimiz hayatı algılama biçimimizin bir sonucu. Bakış açınızı oldukça "geniş" saydığınızdan Muhammed'i "iyi" olarak algılayanların bakış açılarını peşinen "dar" sayıyorsunuz. Dikkate almadığınız bir şey var. Muhammed insanlara "Benim evlilik biçimime bakın, ta ki hakikatı anlayasınız" dememiş. Böyle başlatmamış olayı. Buradan başlamak yanlış. Muhammed her şeyden önce "algının" değişmesinden söz ediyor. İnsanoğlu "dur inanayım artık" diye inanmaz. Kimseye "şu andan itibaren güvenmeye başlıyorum" diye güvenilmez. Yaşayıp hissettikleriniz size "güven" duygusunu getirir, ya da getirmez.

    Muhammed kendisine inanmayanlara "kafir" diyor. Bunun "inanmayan"dan çok öte bir anlamı var. Kur'an ayetlerinde kafir ne denli "berbat" bir şey olarak anlatılıyor, az çok malum. Pek çok yerde “anlamazlar” diye tekrar eder. Buradaki anlamazlar “zeka seviyeleri yetmez “ demek değil tabi. Ben bunu “hiss etmezler, algılamazlar” şeklinde anlıyorum. İman/güven bir his, bir duygu olayıdır. Hayatı, tarihi, Muhammed’i, cinselliği, ahlakı vesair her şeyi size başka türlü hissettiren, farklı algılatan bir değişim. Bunu yaşayan bir insana “olaya sanki öyle değilmiş gibi bak” dediğinizde onu tarafsızlığa değil, kendi ‘iman’ınıza çağırmış oluyorsunuz. Siz kendinizi nasıl dışarıda bir yerde, dini de ’içine girilen’ bir yer olarak görüyorsanız, ‘dinli’ insan da kendini dışarıda, sizi ise bir yere ‘girmiş’ olarak görüyor.

    Hiçbir şeyde olmadığı gibi, Muhammed’e bakışta da tarafsız/tanrısal bir bakış olamaz. Tüm değerlendirmeler bir ‘iman’ ile yapılır. “İmanlar” arasında mantık/matematik dışında ortak bir kavram dili bence mümkün değildir.
    Yanıtla
  43. Merhaba Sevan Bey,
    Bence güzel bir çalışma olmuş, elinize sağlık.
    Bizim (Müslümanların) çoktan yapmış olmamız gereken bir derleme / araştırmayı yapmanız sevindirici ve biraz da utandırıcı açıkçası.

    Sadece "Kaynaklar" kısmına şüphe ile yaklaştım. Bu çalışmayı sadece hadisleri ve Kuran'ı tarayarak mı yaptınız? Bana eleştirel bazı çalışmalardan yararlanmışsınız gibi geldi?

    Sevgiler.

    İzzet
    Yanıtla
  44. Patron, Zeynep olayı ile ilgili hazırlanmış bir youtube videosu var, ama orjinal dilde. Dileyen faydalansın diye ekleyeyim: http://www.youtube.com/watch?v=wRywprh5zPc
    Yanıtla
  45. Sevan Abi,

    CNN Türk'teki programınızı izledim. Aklıma bir firkir geldi. Bu dinciler için acaba bir sıkça sorulan sorular kitabı yazmak nasil olur. Nasilsa hep aynı soruları soruyorlar. Akıllarına geldikçe okuyup cevabını alırlar. Klasik sorulara aklıma gelen bir örnek,

    1) Neden başka şeyler dururken dini eleştiriyosunuz? Din Kutsal, bıdı bıdı kalbimiz kırıldı. Sen benim kutsalıma nasil yok dersin.
    Cevap: Güzel kardeşim, senin kitabında senden olmayana küfür ediyor. Senden olmayanı yalancılıkla suçluyor. Sen Budistlere ne gözle bakıyorsun. Her gün inek eti yerken adamların kutsalına saldırıda bulunuyorsun. Dünyada bu kadar yemek varken neden inek eti? Ayrıca açıkça inanmıyorum diyorum sana senin dinine. Sen bana tamam inanmayabilirsin ama saygı duy diyorsun. Arkadaşım inanmıyorum demek senin o peygamberinin her söylediği palavraydı benim için demek önce bunu aklına sok. Nasil senin için Budizm palavraysa benim içinde senin dinin palavra. Yani bir şeye inanmayıp da saygı zaten duyamam. Daha önce de dedigim gibi sen de zaten saygı duymuyorsun. Benim dinim tektir ve seninki yalandır demek bile başlı başına saygısızlık. Veyahut, ben din yok allah yalan diyince bunu saygısızlık olarak alma dostum.
    Yanıtla
  46. cevabınız yok islamcılar.anladınızmı yok. görebiliyormusunuz.

    burda muhammetciler kafa patlatıyor. güzelde yazıyorlar hani..hayal güdüleri kaşınıyor.. ama yok anladınız mı. islam ışık değil. insanı yoruyorsunuz. bu körlüğünüz.. kuran'ı bir sayfa okuyun. ve hala bunun 'herşey' olduğuna inanabiliyorsanız ne yapabiliriz ki.. muhammed ne yaptıysa yaptı umrumda değil, ve şimdi neden sonsuza kadar yanacağımı söyler misin ? hadis güvenilir değil ayet yorumlanabilir diyorsun. geriye ne kaldı ?
    saygı duymuyorum. sadece vicdanınızı islama vermişsiniz. iyi'yi onda görüyorsunuz. ve bu iyiyi savunmak ,ayakta tutmak için çabalıyorsunuz .buna saygı duyarım.
    Yanıtla
  47. çalışma gayet güçlü, teşekkür ederim. fakat konudan ayrı olarak bir şey belirtmek isterim.

    bugün yeryüzündeki din kaynaklı olduğunu düşündüğümüz tüm gerçek dışı inançların sebebi bence din değil, insanların içindeki bu din arayışıdır. bugün bu kadar din mensubu insan olmasaydı belki de kimse isa'yı ya da muhammed'i tartışmıyor olurdu. üstüne gidilmesi daha kıymetli olan bir şey varsa, o da "neden başka herhangi bir dinin değil de bunların bu kadar süre ayakta kalabildiği ve bu kadar çok insanı peşinden sürükleyebilmesidir" diye düşünüyorum. çünkü burada müslümanların "allah'ın hikmeti" diye geçiştirdiği ve müslüman olmayanların da tam olarak aydınlatamadığı gizemli bir nokta var.

    eğer dinin bir aldatmaca olduğunu düşünüyorsak, bunun zekice hazırlanmış bir hile olduğunu da kabul etmemiz gerekir. bu kitabın ve din kurallarının yüzyıllardır güçlenerek günümüze süregelmesini sağlayan bu hazırlanış tekniğini çözmek, zihinleri kurcalayan yüzbinlerce soruya daha cevap getirecektir.

    çalışmalarınızın ve başarılarınızın devamını dilerim. saygılarımla
    Yanıtla
  48. Merhaba, verdiğiniz kaynaklar çelişkilerle dolu hadis kitaplarıdır. Aynı kaynakta bir konu farklı ve çelişkili şekillerde geçebiliyor. Bunları kabul ediyorsanız, Peygamber'in ayı ikiye yardığı nı ve miraç hadisesini de kabul etmeniz gerekir.
    Yanıtla
  49. Kadınlara düşkünlük ve/veya seks bağımlılığı bir şekilde kabul görebilir..
    Neticede erkekler olarak hepimiz, gördüğümüz her güzel kadınla yatmak istiyoruz fakat bir şekilde bu dürtüyü bastırıyoruz..
    Hepimiz hemen her gün bu sınavı veriyoruz..

    Eh hayatımıza girip çıkan kadınları da sayarsak, birçoğumuz Muhammed'i en az ikiye ve elbette birçoğumuz daha fazlasına katlıyoruz..

    Burada pek sorun yok diyelim haydi..
    Elbette Saddam'ın oğlu Uday gibi vahşetle, gönülsüzce, barbarca değil..

    Ama madem iktidardasınız, postal yalayıcısı Deprem Dede'yi bile deprem olduğu sene kadınlar en seksi erkek seçiyor,hadi diyelim kuvvetler birliği ekindeyken Muhammed'in yapacak birşeyi yok..
    Alan razı veren razı..

    Fakat...

    Fakat reşit olmayan, hatta tek haneli yaşlarda olan bir kimse ile yetişkin birinin cinsel münasebet kurması, günümüz dünyasının en dışladığı ve iğrendiği kabahat biçimidir ki bu modern dünyanın birleştiği yargıdaki hakkaniyet elbette kimse tarafından yadsınmaz..

    Dolayısıyla bir peygamberin repütasyonuna indirilebilecek en büyük balyoz darbesi,onun bir nevi harem kurmuş olması değil,eğer iddialar doğru ise tek haneli yaşta bir kız çocuğu ile cinsel münasebette bulunmasıdır..

    Bu hadise, Muhammed'in kendisine şu veya bu şekilde duyulabilecek her türlü saygıyı yerle bir edecek kadar şiddetli travmadır..
    Yanıtla
  50. Fazlasıyla başarılı. Devamını da bekleriz.
    Yanıtla
  51. Yapilan sey ''cherry picking'' yani isine gelen kisimlari almaktir. Hadisler zaten gecerliligini olmayan, sozlu anlatilardir. Tarihde sozlu anlatilari bircok unlu kisiler icin yapildigini gorursunuz.Kuran`in mesajina en cok da bu gelisiguzel anlatilar zarar vermistir.
    Yanıtla
  52. Biz Halkların kardeşliğinden bahsedelim ,eylemler yapalım,arkadaşlarımız bedeller ödesin. Siz insanların inançlarına, kendine önder kabul ettikleri insanlara saygısızca davranın sonra da saygı bekleyin . Oldu mu şimdi bu üstad ...Tamam düşünce özgürlüğü ok.ama bunların karşındaki insanları yaralayabileceğini düşünemiyor musun?Ben de her şeyi düşünebilirim ancak bunları söylerken karşımdaki toplumu inciteceğimi düşünürsem susarım.Bende bu ülkede nüfusum fazlada olsa azınlık kabul edılıyorum ancak kimse azınlık değildir, azınlık diyenler en aşağılık insanlardır.Ne demek azınlık.Neyse üstad konu nerelere geldi :) üzüldüm seni takip eden biri olarak ,beni incittin peygamberime karşı olan konuşmalarınla.

    Yine de Halkların kardeşliği sonuna kadar kardeşlik....
    Yanıtla
  53. Sevan Bey;

    yorumlarınza yönelik eleştirilerim var, onları geçeceğim.

    1. "Muhammed Ümmü Seleme’nin yanı sıra, onun kızı Dürre ile de evlenmeyi istemişti". Bu hadislerde olmayan bir bilgi; belki de ingilizce çevirisi yanlış olmuştur. ilgili hadislerde Ümmü Habibe (senin o kızla evleneceğin söyleniyor) diyor, Muhammed de (hayır. Zaten evlenmem de helal olmazdı] diyor. Yani Muhammed'in öyle bir isteği veya temayülü olduğuna dair delil yok.

    2. Hemen hemen tüm hadis kitaplarının tam metin türkçeleri var; Müslim'i bulmakta zorlanırsınız; herhangi bir büyük dini kitapçıya uğrasanız bulursunuz.

    3. Sevde'nin nöbetinin terkedilmesinin sebebi de dini kaynaklarda geçer. Bedir savaşı sonrası esir alınmış olan kabilesinin müşrik erkeklerini görünce; (neden erkek gibi savaşmadınız da, esir düştünüz) diye çıkışır. Muhammed çok kızar. Sevde de boşamasından korkarak, nöbetini aişe'ye terketmeyi önerir.

    4.Hadis ve tarih kaynaklarında sıhhat incelemesi önemli bir yer tutar. Zayıf olduğu yazarı tarafından da belirtilmiş bazı rastgele söylentileri de alıyorsunuz. Gerçekten hadis kaynaklarını kullanacaksanız, sistematik olmalısınız.

    5. Beni Mustalık gazvesinin olma sebebi, onların medineye saldırmak üzere ordu toplanıldığının öğrenilmesidir. elbette hızlı ve sürpriz bir karşı saldırı olacaktır.
    Yanıtla

    Yanıtlar




    1. Son madde hariç hepsini düşündüm, fakat bu kadar güzel toparlanamazdı. Ben ne Sevan Nişanyan olarak, ne de başka bir insan olarak tamamen tarafsız bir bakış açısıyla sadece interneti kullanarak satılan türkçe hadis kitaplarından tutun da diğer bilgilere kadar her şeye ulaşabildim. Bu yazı akademik açıdan bakıldığında sanki wikipedia bilgilerinin derlenmiş bir hali gibi gözüküyor. Sevan Bey'e tavsiyem bu mantık ağını kurmadan temelin sağlamlığını kanıtlaması ve göstermesidir.

      Saygılarımla
  54. İyiymiş ben birini bulamıyorum islam ayağına 13 tane kadın yapmış :)
    Yanıtla
  55. İbrahim dinlerinin sabıkası çoktur dostlar. Mümkün oldugunca uzak durmak lazım :)
    Yanıtla
  56. İlahiyatçı bir arkadaşım; Kuran'daki kaç kadınla evlenilebileceğini anlatan ayetteki betimlemenin birebir aynının başka bir ayette Cebrail'in kanatlarının sayısını betimlerken de kullandığını ve Cebrail'in kanatlarının sayılamayacak kadar çok kanadı olduğu kabulünden hareketle herhangi bir sınır olamayacağını söylemişti.
    Bir de Muhammed'in, Hatice ile evliliğinden önce amcasının (hangisi bilmiyorum) kızına evlilik teklif ettiğini fakat kabul görmediğini söylemişti.
    Yanıtla
  57. Hocam çok başarılı... Şu nokta önemli ayrıca...Asıl din/İslam nerede?...a)Kuran deyince "mecaz onlar mecaz" "eski Arapça bilmeden anlamazsın tam manasını" derler, b) hadis dersin "Ooo Hadisler uydurma derler (oysa hadise göre hareket etmeden abdest bile alamazsın)c) müslümanların yaşantısı mı dersin "Günümüz İslamı tam yaşayamıyor" derler...Nerde bu İslam, İslamın özü...gösterin de onu tartışalım....
    Can Celil
    Yanıtla
  58. Kızılbaş

    Sayın Nişanyan,
    Peygamberden 300 yıl sonra onun düşmanlarınca yazılmış hadisleri nasıl doğru kabul edebilirsiniz. Değil bir peygamber, vicdanlı, aklı başında hiç kimsenin yapmayacağı zalimlikleri ve kötülükleri Peygamberimize isnat etmişler.

    Karşı-devrimci-emevi "İslam"ın resmi tarihine nasıl güvenebiliyorsunuz, bu kadar çok cumhuriyet resmi tarihini eleştiren biri olarak?
    Yanıtla
  59. Araştırmaya dayalı gibi görünen bu yazı, tamamen dedikoduların derlenmesinden ibaret.. Örnek olarak; 7. sırada anlatılan "Zeyneb bint Cahş" hikayesine Taberi Tarihi kaynak olarak gösterilmiştir. Hz. Peygamberden yaklaşık 250 sene sonra kaleme alınmış olan bu kitapta anlatılanları somut gerçeklermiş gibi kabul etmek hangi bilimsel kriterlere uymaktadır? “Kapı aralığından görmüş..” gibi, saçma sapan uydurmalar. Orada kamera mı vardı? Kim görmüş? Bunu nasıl kanıt olarak kabul edersiniz? Diğerlerinde de buna benzer saçmalıklar, zayıf, mevzu ve uydurma olan sözde hadislere dayanıyor. Sahih gibi lanse edilen o kitaplarda; Kur'ana, akla ve bilime aykırı pek çok söylentiye yer verilmiştir. Zaten o kitapların en eskisi dahi Hz. Peygamberden 150 sene sonra derlenmiştir. Günümüzde dahi bu kadar teknik araçlar olmasına karşın, meydana gelen bir olayı, yüzde yüz doğrulukla aktarmanın zorluğu düşünülür ise 1400 küsur yıl önce meydana gelmiş bir olayın doğruluk derecesini nasıl tayin edebilirsiniz? Zaten burada anlatılanları, yüz yıllardır yazılagelen, İslam karşıtı Papaz Efendilerin kitaplarında fazlası ile bulmak mümkündür. Hiçbiri doğru değildir. Tamamı iftira ve İslam dinini karalamaya yöneliktir..
    Yanıtla
  60. Bu alandan konuşabilecek uzmandan okuyun birde mevzuyu. http://www.hayrettinkaraman.net/kitap/meseleler/0507.htm
    Yanıtla
  61. Türkiye nin en ciddi tarihcilerinin basinda saydigim Sevan Nisanyan in Islam elestirisinde adeta Muhammed adli kisinin tarihsel bilr kisilik olarak ele almasi ve tezlerinin bu tarihsel gerceklige dayandirma cabalarina sasirdim. Islam mitolojisini kopyalayip , tarihsel gerceklik olarak sunmasi tartismalri cikmaza sokmaktadir.Taraftarlari da , muarizlari da cikmazdadir gördügüm kadari ile. Muhammedin gercekten yasadigina , basindan böylesi olaylarin gectigine dair, hatta iddia edildigi gibi kendisinden sonra 4 halifenin yasadigina dair bir tarihsel veri ortaya koyabilir mi? Eger koyabilir ise bugüne kadar dünyada hic bir tarihcinin basaramadigini basarmis olacaktir. Tarih biliminin metodolojisini en iyi bilenlerden birisinin böylesi bir yola girmesini anlayabilimis degilim.Isa ve Musa nin da tarih bilimi acisindan birer hiristiyan ve yahudi mitolojisinin sembolleri oldugunu , yasadiklarina dair hic bir tarihsel veri olmadigini da bilmesi gerekir. Ayni sekilde Antik yunan mitolojisinin kahraanlari da, Asur Gilgames mitolojisinin de kahramanlarinin tarihsel kisilikleri olmadigini bilmesi gerektigi gibi.
    Özcan SOYSAL/Almanya
    Yanıtla
  62. Peygamberimize ithamda bulunmadan önce o yıllarda hiç yaşamadığınızı ve şartlarını bilmediğinizi hatırlatırım. İlk olarak bir insan düşünün. tek başına düzene baş kaldırıyor. ve başarıyor da. Kölelik kalkıyor. Kız çocukları diri diri gömülmüyor artık. Fakirlere zekat, fitre veriliyor. Oku diye emir geliyor. Milyonlarca insana eğitim veriliyor. onlara iyilik öğretiliyor. Siz ne derseniz deyin. Milyonlarca insanın hayatını ilahi olsun olmasın bu yönde değiştiren bir insan kesinlikle benim kahramanımdır. O çağlarda yaşamadan yorum yapmayın. Kaç kadınla yaşadığını hesaplayacağınıza ondan önce kadınlar nasıl yaşıyordu onu öğrenin. O koşullarda yapılabilecek, verilebilecek en doğru kararı vermiştir peygamberimiz. İster inanın ister inanmayın ama günümüzdeki gerici dinci takımıyla, o kahramanları asla kıyaslamayın. Çünka aynı çağda yaşamıyoruz. Olaylara bilimsel gözden, tarafsız bakmaya, duygularınızdan sıyrılıp gerçekleri görmeye başlayın artık.
    Yanıtla
  63. ayşenin yaşı 9 idi evet ama pagan kültürler kızların yaşını adet gördükten sonra saymaya başlıyorlardı bu arada mısır papirüslerinde islamdan binlerce yıl öncesinde kızların 12-14 yaşında adet gördükleri yazıyordu , 12+9 yani ayşe yirmiden fazlaydı :)) şuan hala günümüzde bazı pagan kültürler bu geleneği devam ettiriyorlar arkadaşlar çünkü pagan kültürlerinde doğurganlık dişi olmayla özdeşleştirilmiştir bu yüzden kızlar ilk gördüklerinde uzak bir yerde süre bitene kadar yaşar ve topluma artık yeniden doğmuş bir insan olarak katılır ve hatta bırakın yaşı saymaya başlamalarını bu dönemden sonra ilk kez isim bile veriyorlar ,...bu gelenek yani pagan arap geleneği yaş sayma anlamında bir kültürel alışkanlık olarak islamda anlamı olamasına rağmen devam etmiştir bu ayşenin yaşı 9 olarak geçmektedir ...sevan beyi samimiyetsiz buluyorum çünkü Lut peygamberin kızlarıyla sex yaptığını eski ahit yazmaktadır ki hristiyanlar bunu kilisede hala okuyorlar (çünkü yahudiler değiştirdiler ) sonra pagan dinlerinin en büyük anlayışı olan tanrının eti ve kanı anlayışının aynısının bariz bir halde hristiyanlıktada olduğu (örneğin afrikada kurban kanı içerler vudu ayinlerinde bunun anlamı tanrının kanını içmek ve tanrıyı hissetmektir ,fiji adlarında din adına yapılan savaşlarda alınan esirlerin eti yenir bunun anlamı yine tanrıyı hissetmektir ) ...Mecdelli Meryem kimdi ? Bu kadın nerden çıktı ve neden kilise katarları yok etme yoluna gitti (çünkü ellerinde sağlam deliller vardı ) işte bu gibi birçok konuya değinmesini daha mantıklı bulacağım zira kişinin kendi problemliyken başkasına problemli demesi deli saçmasından başka bir şey değildir.
    Yanıtla
  64. Zeyd ve Zeynep'i evlendiren bir peygamberin tekrar Zeynep'i almak istediğini düşündüğünüze inanamıyorum. Sevan bey araplar evlatlıklarını da mirasçı sayıyorlardı bu da mirasçıları rahatsız eden haksızlığa neden olan bir gelenekti. Peygamber boşanmış bir kadınla evlenerek evlatlıkların mirasçı olamayacağını ispatlamış oldu.
    Yanıtla
  65. Zeyd ve Zeynep Hikayesi, Muhammed ile ilgili anlatılan hikayelerin en önemlilerinden biri aslında zira İslam'ın en önemli iddialarından biri olan son peygamberlik iddiası ile ilgili çözümü çok zor bir sorunu zekice çözüyor. Zaten işlevsel önemi nedeniyle olsa gerek Zeyd ismi onca sahabe içinden Kuran'a giren tek isim.

    Diğer hadis kaynaklı hikayelerin (Muhammed'in ölümünden 200 sene sonra kaleme alınmış anlatılar) kaynaklı aksine bu olaya Kuran'da oldukça hafifçe olsa da değiniliyor.

    "Hani sen Allah'ın nimetlendirdiği, senin de lütufta bulunduğun kişiye "Eşini yanında tut, Allah'tan kork!" diyordun ama, Allah'ın açıklayacağı bir şeyi de içinde saklıyordun; insanlardan çekiniyordun. Oysaki kendisinden korkmana Allah daha layıktır. Zeyd o kadından ilişiğini kesince onu sana nikâhladık ki, evlatlıkları eşleriyle ilişkilerini kestiklerinde, müminler için o kadınlarla evlenmede bir güçlük olmasın. Zaten Allah'ın emri yerine getirilmiştir. (Azhab Suresi 37)"

    Olayın hayati önemi ile ilgili ipucu veren ayet ise aslında dört sonraki:

    "Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir; O, Allah'ın resulü ve nebilerin sonuncusudur. Allah herşeyi gereğince biliyor (Azhab Suresi 41)"

    Zeyd, Muhammed'in (evlatlık) oğlu (geleneğe göre, Muhammed'in öz oğullarından biri 2 yaşına gelmeden diğeri de daha çocukken ölüyor). Zeyd Muhammed'in yasal olarak oğlu (bu olaya kadar adı Zayd ibn Muhammed). Sorun şu ki Kuran'daki nebilerin hepsi birbiri ile baba - oğul ilişkisi ile bağlı. Adem, Nuh, İbrahim, Musa, İsa ve Muahmmed hep bir şekilde birbirlerine ya da en azından İbrahim'e baba - oğul zinciri ile bağlı. Eğer Zeyd Muhammed'in yasal oğlu olarak kalsa idi onun oğullarına da bu bağ ile ilerde peygamberlik iddiası açık olabilecekti. İlk müminlerin, en azından Ebu Bekir - Emevi - Abbasi zincirindeki Sunni halkanın (ki zaten Ali nedeni ile halihazırda Şiilerle uğraşıyorken) Zeyd'in oğullarından birini yanına alacak bir fraksiyonun iktidar iddia etmesini engellemek gibi bir derdi olduğu görülüyor.

    Bu hikayede aslolan Muhammed'in kendi oğlunun karısını çalması değil, bu olaydan sonra Zeyd'in artık peygamberin oğlu olmamasıdır. Geleneğin anlattığına göre zaten Zeyd inen ayetlerden sonra Zeyd ibn Harithah ismine döner. Böylece Muhammed onların erkeklerinin hiçbirinin babası olmaz, son peygamber iddiası konusundaki en önemli problem çözülür.
    Yanıtla
  66. İlginç bir görüş olmuş, güzel bir biçimde anlatmışsınız, yazılarınızı takip ediyorum, güzel ve hoş bir anlatımınız var umarım devam edersiniz, ilgiyle izliyoruz.
    Yanıtla
  67. Şimdilik 5 karı eskitmiş sevgili Sevan! Senin bu yaptığını eski Araplar "gece karanlığında odun toplamak" diye tabir ederler. Gece karanlığında odun diye yılan dahil neler neler toplanır malum! Sen de araya kasten yılanları da katmak istediğin için olsa gerek kasten gözünü kapatıp "kaynak" sandığın kitaplardan önüne geleni toplamışsın. Bir de ilmilikten, objektiflikten bahsetmez misin tam bir komedisin! Neyse, söylenecek çok şey var ama maalesef vaktim yok. Yalnız şunu özellikle belirtmeden geçemeyeceğim: Zeydin hanımı Zeynep Peygamberin öz halasının kızı yani kuzeni. (Aslında Sevan da bunu biliyordur, bilmiyorsa da büyük bir ayıp! çünkü böyle ilmi(!) ve objektif(!)bir yazı kaleme alıp da bunu bilmemek kesinlikle kabul edilemez.) O nedenle de insanın yıllardır tanıdığı bildiği kuzenine dair neymiş de kapı arasından görmüş, aşık olmuş falan gibi uyduruk lafları sahih, ilmi, kesin bir gerçekmiş gibi aktarmak "gece odun toplamaktan" da öte büyük bir art niyetten başka bir şey değildir!
    Çok Önemli Not: Sevan, sen bu tiple en son kaçıncı karıyı almıştın? Kusura bakma, beşinciden sonrasını takip edemedim de :)
    Yanıtla
  68. Sevan Bey;

    Öncelikle Hz. Aişe'nin evlilik yaşıyla alakalı şu yazıyı dikkatle okumanızı rica ediyorum. (Okumak istemeyenler için özetle: Hz. Aişe Hz. Muhammed ile 18 veya 19 yaşlarında iken evlenmiştir.)

    http://www.resulullah.org/hz-ayse-ra-validemiz-peygamberimiz-asv-ile-evlendiginde-kac-yasindaydi [Linke erişemezseniz diye yazının başlığı: Hz. Ayşe (ra) validemiz, Peygamberimiz (asv) ile evlendiğinde kaç yaşındaydı?].

    Detaylı okumanızdan sonra sizin de fark edeceğiniz gibi; yaptığınız sadece İslamiyete değil, diğer tüm düşünce ve inanç sistemlerine, epistomolojiye, etik bakış açısına, mantığa, toplum felsefesine, hatta ve hatta, metafiziğe dahi "insafsızlık", "izansızlık" değil mi sizce?

    Lütfen bildiğinizi düşündüğünüz şeyler hakkında değil; gerçekten iyi olduğunuz konularda yazın. Gerçeğe haksızlık etmeyin.

    Çalışmalarınızı, "nişanyansözlük"ünüzü, fikirlerinizi çok beğenen ve takdir eden bir hayranınız olarak size şu alıntıyla veda etmek istiyorum: "A lie can travel halfway around the world while the truth is putting on its shoes".(Gerçek ayakkabılarını giyene kadar yalan dünyanın yarısını dolaşır)[Mark Twain'e 1919'da söylediği şeklinde atfedilen bu söz aslında 1910'da ölen Twain'e ait değildir. Tarih boyunca -oldukça popüler olduğu için- yalan ve gerçek bir çok veciz ifadesi bulunduğu gibi mezkur sözün ilk olarak 1710'da "Jonathan Swift" tarafından söylendiği kabul edilebilir].
    Yanıtla
  69. Sayın SEVAN
    İslam Peygamberinin eşleri konusu "GÖRE" bir konudur. İslam dinini kabul etmiş olanlara göre ve bu kabulü olmayanlara göre siyahla beyaz kadar zıt iki yaklaşım sergilenecektir. Bu iki yaklaşımın aşırı olanlarını (dolayısıyla şiddet ve hakaret içerenlerini) bir yana bırakırsak dahi bir ortak yaklaşım bulamayız. Bence; bu konuda BULUNDUĞUMUZ YERİ iyice tarif edip KARŞI TARAFI rencide etmekten kaçınarak BİLDİKLERİMİZİ ve BULDUKLARIMIZI, kendi eklediğimizi belirtiğimiz YORUMLARIMIZLA sunma yöntemini gerçekleştirmeliyiz.
    Bu zor işte çaba harcayacak herkese kolaylıklar diliyorum.
    Yanıtla

    Yanıtlar




    1. Katılmıyorum. Kaynaklar belli, ki hepsi islami kaynaklardır. olgular belli. Geçmiş tarihi bugünün kriterleriyle yargılamamaya özellikle dikkat ettim. Dörde izin veren bir dinin liderinin dokuz alması, nereden bakarsan bak, açıklama gerektiren bir durumdur.
    2. Peki o islami kaynaklar sizce muteber mi? O kaynakların her dediğini doğru kabul ediyor musunuz ya da hangilerini doğru kabul ediyorsunuz?
  70. Muhammedin 30 erkek gücünde olduğu ve tüm karilarini cinsel tatmin edebilme gücü varken kısa sure sonra ölmüş olması bana çok şaibeli görünüyor. Bu konuya ilişkin engin bilgi ve goruslerinizi Rica edecektim. Saygılar.
    Yanıtla
  71. selamlar hoca, yazi ve yorumlar uzerine goruslerim…

    Yazida hocanin bilimsel bir tarih sunma iddiasi yok. Sunni islam’in cok buyuk cogunlugu tarafindan yetkin ve gercek oldugu kabul edilen hadis/siyer kaynaklarini kullanarak muhammed’in hanimlarinin tarihini anlatmsitir. Yani tarafli bir tarih (sunni- islam) anlatmitir. Zaten obur turlusunu yapmasi bu yazi baglaminda beklenemez.

    Hoca kullandigi sunni islami kaynaklari -sayfasina, no’suna kadar- vermeye ozen gostermsitir. Kaynak vermek temel bilimsel bir pratiktir ama hocanin buradaki ozeni konunun hassas olmasi ve kendisinin musluman olmayisidir. Kendisini_kullandigi kaynaklari baglaminda_ saglama almistir.

    Hoca ne bir din bilginidir ne de oyle bir iddasi vardir. Sadece sunni islam’in un saygin hadis/siyer kaynaklarini kullanarak muhammed ve karilarinin tarihini anlatmsitir. Eger kullanilan hadislerin guveniliriligi ”sunni islam ana hattinda” tartismaliysa hocanin anlatisinda sorun var demektir. Ama boyle bir iddiayi dillendirenin en az hoca hassasiyetinde iddiasini detaylandirmasi lazim. ornegin her hadis gercek degildir onermesi, veya genel gecer bir web sitesi kaynagi gostermek hocanin siyer kaynaklarini curutmek icin iyi bir yol degildir.

    Hoca yazisda gercekligine emin olmadigi kisimlari ya yazinin icinde yada sonradan yorumlarda belirtmistir. Bu kisimlar uzerinde hocanin mesuliyeti yoktur. Bence bunlar yazinin anafikriyle de celismiyor.

    Hoca’nin yazisnindaki islam referanslari ”ana hat sunni islam”i baglar. Yazidaki muhammed ve karilari, hadis kaynaklarina dayanmayan islamin (sii, selefi?) muhammed ve karilari degildir. Onlardan gelecek itiraz ve tehditler hocayi baglamaz. Tehdit edecekseniz sunni islami tehdit edin.

    Hocanin objektif olma gibi bir iddiasi yoktur. Aktarilan bilgileri kafasina gore yorumlamsitir, cikarimlar yapmistir. Bu onun tercihidir. Baska birisi cikip muhammed’in karilariyla ilgili hadis ve siyer kaynaklarla baska bir derleme hazirlayabilir, baska bir tablo sunar. Hatta hocanin kullandigi ayni bilgilerle (kaynaklarla) bambaska cikarimlara da varabilir.

    Ama hoca yorumlarinin akilci oldugunu iddia etmektedir. Bir adamin 50 yasindan sonra bes alti tane 20 yas alti hanim almasinin ahlak disi oldugunu kanaat getirmek (en azindan bu kisinin guzel ahlakli olmadigini dusunmek) ortalama bir insanin yapabilecegi bir cikarimdir ve akilcidir. Hoca, dusunce akisini tane tane izah etmistir. (akilciligini anlamakta zorlananlar yazida gecen sahsin ismini sevan olarak degistirsin bir daha okusun.)
    ”ickiliyken namaza yaklasmayin” ayetinden ilk keleimeyi cikarip anlamin saptirilmasina benzer durumu bu yazida gormuyorum. Hoca kendi anlatisiyla uyumlu kaynaklari secmitir ve yorum kendisnindir. Ama, Muhammed bir cok durumda cok guzel ahlakli davranmis olmasi ne islami gercekleri degistirir, ne de hocanin yorulamlarini yazlislar. Tesbihte hata olmaz; hirsiz bagis yapsa da hala hirsizdir.

    Ama akil bu yanilir, bugun akilci gorunen yarin akilci gelmez, sana akilci gelen digerine gelmez, okursun, tecrube, sohbet edersin, gorurusun fikrin degisir. Oysa din oyle degil. Muhammed’in guzel ahlakli olmadigna inanan biri musluman olamaz. Ya dinden cikar yada Muhammed’in guzel ahlakli olduguna kendini ikna eder. Ama muhammedin karilari ile ilgili bu siyer/hadislerden sonra bir zindik muhammedin sapik olduguna kanaat getirir ve bunu dillendirise dunyanin onemli bir kisminda hapse girebilir ve oldurulebilir. Baskalarinin muhammedi elestirilemez gormesi bu ortalama akilci cikarimi yapmaya engeldir.
    dunya tarihi diktatorden zalimden katilden vahsiden gecilmez. Gele gele niye muhammed’e sariyosun diyene hoca herhalde ”dokunulmaz oldugu icin” falan der (ki bu yazida pek elestirmiyor, islami kaynaklardan muhammed ve karilarinin kronolojisini anlataiyor).

    1400 yil once yasamis birine 50 yasindan sonra bes alti tane 20 yas alti hanim almasindan oturu sapik diyen birinin dunyanin onemli bir kisminda vahsice odurulebilecgi bi cagda yasiyoruz. Provakator pustlar!
    Yanıtla

    Yanıtlar




    1. yukaridaki yorumuma zorunlu bir duzeltme:
      "hoca din bilgini degildir ve boyle iddiasi yoktur"daki kasit, hocanin islam'i pratik edenler tarafindan kabul edilebilecek "islami" bir din bilgini olmadigidir (cubbeli gibi?). (Bol miktardaki imla vs. hatalari icin de pardon. Yazmak zor is.)
  72. Kiymetli Sevan agabeyim selamlar,
    Birkac hususu arzetmeyi luzumlu buluyorum
    1. Hadice'nin yaşı ile ilgili İslam'ın Kur'an'dan sonra yazılmış ilk kaynaklarında 595 yılında evlendiğinde bazılarında 28 veya bazılarında ise maksimum 40 şeklinde geçiyor. (Peygamber'in ölümünden sonraki ilk 100 yıl içerisinde yazılan kaynaklara göre : Urwa ibn al-Zubayr, Wahb ibn Munabbih, Ibn Ishaq, Ibn Hisham, al-Waqidi,Ibn Jarir al-Tabari)
    Hadice ile Muhammed 4. dereceden kuzenler.
    İlk kaynakların çoğunluğuna göre 4 i kız 2 si erkek olmak üzere 6 çocukları dünyaya geldi(Al-Tabari'ye göre ise 8) ve önceki iki evliliğinden kalan 3 erkek çocuğundan ikisi erken yaşta 3. erkek(Muhammed Peygamberin üvey oğlu Hind ibn Abi Hala 656 yılında öldü yine Al-Tabari ye göre)

    3. Aişe
    Aişe öncesinde nişanlıymış(Jubayr ibn Mut'im) yine aynı kaynaklarda geçen iddiaya göre sonrasında Aişe'nin babasının(Ebu Bekir) İslam'ı din olarak benimsemesi Jubayr ibn Mut'im (sonradan İslamı seçmiş) ve babası klan reisi(Nawfal oğulları) Mut'im ibni A'di nin caymasına vesile olmuş. Bu süreçte gayet üzgün olan Ebu Bekir'e ilk kadın Müslümanlardan Hawle aracılığı ile Peygamber tarafından evlilik teklifi iletilmiş.

    7.Zeyneb bint Cahş
    Peygamberin Hala Kızı.

    Uria nın karsı Batsheva hikayesine aykırı bazı hususları da ifade etmeyi mühim buluyorum

    Peygamber evlatlığı Zeydi toplam 6 kere bizat kendisi evlendiriyor.(Zeyd ile Peygamber arasındaki yaş farkı 5 ile 10 yaş arası olarak belirtiliyor)
    1.Durrah(Fakitha) Peygamber amcasının kızı(Abd Al-Uzza ibni Abdul Muttalib) Durrah ile evlendiriyor. Ebu Leheb mahlaslı amcasının Muhammed'e öfkesi nedeniyle kızının boşanmasını istiyor ve kendi oğulları da Muhammed ve Hadije çiftinin kızını boşuyor.
    2. Ummu Eymen (Barakah) Peygamber'in azad ettiği kölesi.(Zeyd ile ile evleniyor ve Zeyd'in Savaş sırasında ölümüne dek evli kalıyorlar. Usame adlı bir erkek çoçukları oluyor. Peygamber Usame yi de babası gibi kumandan tayin ediyor çok erken yaşlarda.
    3. Hind bint Al-Avvam Hadije'nin yiğeniyle evlendiriyor.
    4. Humayma bint Sayfi, Medine reislerinden Al Baraa nın dul eşi ile yine Peygamber aracılığı ile evlendiriliyor.

    5.Zeyneb bint Cahş, peygamberin hala kızı. 1 yıl evli kalıyorlar.

    6.Umm Külsüm. 3. halife Osman'ın kızkardeşi ile yine peygamberin tavsiyesi ile evleniyor ve boşanıyor ölümünden bir yıl kadar önce Rukiyye adındaki kızlarını Halife Osman himaye ediyor Zeyd in ölümünden sonra.


    Yanıtla
  73. bu yazılanların büyük bir kısmı doğru olmakla birlikte tereddüt içeren veya tamamen farklı sonlandığını bildiğimiz konularda mevcuttur örneğin Mariya'nın sonradan müslüman olduğuna dair, hatta kendisi ile nikah kıyıldığına dair farklı yazarlar tarafından kaleme alınmış siyer'ler vardır.
    Yanıtla

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder