9 Ekim 2018 Salı

Anadolu'da gezintiler: Muş Bulanık ilçesi


Index Anatolicus’u basılabilir hale getirmek için yoğun bir çalışma sürüyor. O vesileyle dikkatimi çeken yerleri not alıyorum. Birini paylaşayım. 
Muş’un Bulanık kazasının Yirminci yüzyıl başında 66 köyü görünüyor. Bunlardan otuzunun nüfusu tamamen veya çoğunlukla Ermeni. Ermeni köylerinin adları: Abri, Adgon, Akrag, Arıncik, Gebolan, Hamzaşêx, Harabeşehir, Hoşgeldi, Kakarlu/Kekeli, Karağul, Koğak, Kopo, Kuştiyan, Latar/Leter, Liz/Laz, Mescidlü, Mirbar, Mollakend, Odınçur, Pırkaşen, Piran, Piyonk, Plur, Rüstemgedük, Şêxveliyan, Şêxyakub, Şirvanşêx, Teğud, Yoncalu. Görüldüğü gibi köy adlarının on kadarı Ermenice (Abri, Akrag, Arınçig, Pırkaşen, Plur, Teğud...), diğerleri Kürtçe (Kuştiyan, Piran, Piyonk, Şêxveliyan...), hatta Türkçe (Hoşgeldi, Mescidlü, Mollakend, Yoncalu...).
İslami kurum ve kavramlara işaret eden adların çokluğu dikkatimizi çekiyor (Mescidlü, Hamzaşêx, Mollakend, Şêxveliyan, Şêxyakub, Şirvanşêx...). Önceden İslam köyü olup sonradan Ermenileşmiş olabilirler mi? İmkansız gibi. Tesadüf ettiğimiz bir örnek de o ihtimali bertaraf eder nitelikte. 1556 tarihli Hınıs kazası tahrir defterinde (sonradan Bulanık’a bağlanan) Mescidlü köyü “Zimmi Ermeni” karyesi olarak kayda geçmiş. Bundan çıkaracağımız en makul sonuç, Osmanlı’nın tahrir ettiği veya edebildiği alanlardaki köylere rastgele Türkçe isimler verilmiş olduğu. Bu nedenle Hınıs’ta – ve Bulanık’ın daha önce Hınıs’a bağlı olan kuzeybatı kesiminde – Türkçe adlar var, geri kalan kısmında yok.
Diğer 35 dolayında köyün tümü Kürt köyleri. Bunların bir-ikisi hariç tümünün adları Kürtçe veya Türkçe/Kürtçe, nüfusları genellikle az, konumları marjinal, dağlık ve çorak yerlerde. Hemen hepsinde yer adı kişi veya sülaleye işaret ediyor (Abdalbayezid, Alibonciyan, Hesengoran, Mamanlu, Mollamustafa, Muradibeğ, Şêxberat, Şirezler...). Bundan çıkaracağımız sonuç, Kürt yerleşimlerinin genellikle a) daha geç tarihte, b) yerleşik tarımsal alanın dış çeperlerinde, c) sülale veya cemaat yerleşmesi şeklinde ortaya çıktıkları. Bu tanımlara uymayan iki üç yer sayabiliyoruz (Xaçlu, Tırconk...). Bu yerlerde üç beş hane Ermeni nüfusun varlığı, daha önceki Ermeni nüfusun göçmüş veya Kürtleşmiş olabileceğini düşündürüyor.
19. yy’ın son çeyreğinde Osmanlı idaresi bölgeye “Türk” veya “Çerkes” sıfatıyla anılan bir miktar muhacir yerleştirmiş. Bunlar 1878’de Rus yönetimine giren yerlerden göçen Oset, Çerkes ve Karapapak’larla Kars-Ahıska Türkleri olsa gerek. Kevorkian-Pabuççiyan’ın verdiği sayılardan çıkarabildiğimize göre sayıları oldukça az. Hemen hepsi ellişer-yüzer kişilik gruplar halinde Ermeni köylerine iskan edilmiş. Sadece Simo köyü doğrudan Oset yerleşimi olarak görünüyor.
İlçenin bugünkü etnik kompozisyonuna baktığımız zaman ilginç birkaç nokta dikkatimizi çekiyor. Eski nüfusu kayda değer oranda Kürt içeren karışık Ermeni köyleri bugün yerli veya karışık Kürt nüfusa sahip (Abri, Kopo, Mollakend, Piyonk, Rüstemgedik, Harabeşehir). Saf veya safa yakın Ermeni köylerinin bugünkü sakinleri ya Erivan vilayetinden muhacir gelen Redkan Kürtleri (Akrak, Arınçik, Hamzaşêx, Hoşgeldi, Koğak, Piran ile kısmen Şêxveliyan, Şirvanşêx, Odınçur), ya Karapapaklar (Kekeli, Latar, Mescidlü, Mirbar, Pırkaşen, Plur, Şeyxyakup, Yoncalı), ya da kendilerine “Ahıska Türkü” unvanını yakıştıran Gürcistan muhaciri Türkler (Teğud, kısmen Şirvanşêx). Çerkes ve Osetler şehirlere göçüp yerlerini Kürt unsuruna bırakmışlar. Karapapak ve diğer Türklerin de demografik trendler karşısında uzun vadede nüfuslarını korumaları zor görünüyor.
Öyle görünüyor ki Cumhuriyet yönetiminin ilçedeki başlıca sonucu, bölgenin diğer illerinde olduğu gibi, yüzde yüze yaklaşan oranda bir Kürt ekseriyeti üretmek olacak.

8 yorum:

  1. Hocam kendilerine Dadaş diyenlerin tamamının devşirilmiş Ermeniler olduğu söyleniyor. Bu konuda sizin fikriniz nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dadas farscada "kardes" anlamina geliyor. Ermenilerle alakasi var mi bilemedim.

      Sil
  2. Hocam bende Redkan aşiretindenim. Keşke Ermenistan köyleri hakkında da Index Anatolicus’da bilgiler verseniz. Iğdır'daki 5-6 köy haricinde, şuan yaşadığımız 300'ü aşkın köyün hepsi Ermenistan muhaciri. Keşke bizler de oradaki köylerimiz hakkında bilgi sahibi olsak. Dedelerimizin söylediği isimlerin hiç biri şuan yok. Hepsinin isimleri değiştirildiği için, hangi köy hangisidir bilmiyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende Redkankıyım. Benim dedem Erivanda Kolık isimli bir köyden gelmiş. Bizim köydeki bazı aileler Mıstekalo köyünden bazıları da Varankso köyünden gelmişler. Erivan ve Kızıl Kürdistan (Karabağ) o zamanlar çoğu Kürtmüş. Bizimkiler bir kısmı Aras nehrine kaçmış. Bazıları da Azerbaycana. Azerbaycana giden akrabalarla hala konuşuyoruz. Hepsi Azerileşmiş. Azeriler Türklerden de berbattır. Diğer halklara yaşam hakkı yok.

      Sil
  3. Tabi ben ermeni katliamından 45 yıl sonra dünyaya geldim ancak 1915 yılında yapilan katliamın izlerine yaşayarak tanık oldum birincisi doğduğum ev ermeni yapımı bir evdi muhtemelen ev sahibini katedip eve el koymuşlar ikincisi ve ermeni katliamın delilleri sayılabilecek doğumundan 45 yıl önce katedip kabre bile konulmayan ve ölü bedenleri rast gele bir yamacın kenarına bırakılmış 45 yıllık zaman zarfında toz bulutlarının katledilen cenazeler üzerinde oluşturduğu 15 ile 20 santim metrelik toprağı kazıyarak tüm ķöylulrrin yaptığı gibi toprağı herhangi bir çubuk yada sert bir cisimle kazıyıp kemikler arasında altın dış arardık tabiki bunu o dönem kavrama şansımız yoktu taku yetişip sol veya kurt siyasal mücadelesiyle tanışana kadar buradan ermeni katliamını binlerce kez bir daha kiniyorum bu konuda katliamın boyut ve biçimiyle alakalı bilgi sahibi olmak isteyen araştırmacı yada tarihçiler varsa yardımcı olabilirim ha buarada doğduğum ev bulanık a yani kop a bağlı liz (şu anki ismiyle erentepe )

    YanıtlaSil
  4. Bildiğim kadarıyla bölgeye dışarıdan adam yerleştirme politikası Cumhuriyet ile de devam etmiştir. 1980'lerin başında Bulanık'a gittiğimizde 40-50'li yıllarda Şavşat'tan buraya gelip yerleşen hemşehrilerimizle karşılaşmak büyük sürpriz olmuştu. O dönemlerde Bulanık merkezinin üçte biri Şavşatlılar (Şavşat Mahallesi vardı), üçte biri Terekemeler, üçte biri de Kürtler şeklindeydi. Sonra 80'lerin sonunda PKK baskın olmaya başlayınca tüm Şavşatlılar Bursa ve İstanbul'daki Artvin "otonom" bölgelerine (Bursa'da Yıldırım ve Gürsu; İstanbul'da Küçükçekmece-Sefaköy) göç ettiler, Şavşat Mahallesi'nde sadece bir kaç aile kaldı. Terekemelerin de büyük bölümü göç ettiler, kalanlar da korucu oldu diye biliyorum. Artık Kürtler merkezde de tamamen büyük çoğunluk. Şunu da söylemek gerekir ki, 80'li yıllarda Bulanık kozmopolit yapısı nedeniyle şaşılacak derecede modern bir yerdi, Malazgirt ve Muş merkeze göre Batılı bir ilçe gibi kalıyordu. Öyle ki, 86 sonunda Rize Hemşin'e geldiğimizde şehirden taşraya gelmiş gibi olmuştuk. Şimdi ise, gidenlerin yalancısıyım ama, tek renkli, sıkıcı ve o zamanlara göre oldukça "geri" bir kasaba haline gelmiş.

    YanıtlaSil
  5. Kars'ın şöregel bölgesinde Qaraxan, delevér, möküz isimli köylerin sonrada isimleri türkçe ile değiştirildi . Bu köylerin tarihi hakkında bilgi varmı acep!?

    YanıtlaSil
  6. Sevan bey,

    “Gramer ve absürtlük” ile ilgili mühim bir sorum var.

    İlk bakışta göze çarpmayan fakat üzerinde biraz düşününce absürt (belki yanlış) gözüken bir durum var:

    “Simit & Çay & Beyaz peynir” üçlüsünü en son ne zaman tükettiniz?

    Yukarıdaki soru cümlesinde, -tüketmek- fiili, sorumuzu en net şekilde ifade etmek için en uygun fiil mi? Başka fiiller de kullanılabilir mi?

    Tırnak içinde yazılı olan kısımda, iki “katı” (simit ve beyaz peynir), bir “sıvı” (çay) var.

    “En son ne zaman, çay içip, beyaz peynir ve simit yediniz?” gibi bir soru cümlesi kursak, gramer yönünden doğru olsa da, absürt bir durum ortaya çıkıyor; sanki, gereksiz fiil kalabalığı var (mı?)

    “En son ne zaman, simit, çay, beyaz peynir yediniz ve içtiniz?” gibi bir soru cümlesi kursak, gramer doğru olsa da, fiilleri en sona dizerek absürtlük devam ediyor gibi (mi?)

    Absürtlükleri çeşitlendirebilirsiniz:

    “En son ne zaman, çay içerken, beyaz peynir ve simit yediniz?”

    “En son ne zaman, beyaz peynir ve simit yerken, çay içtiniz?”

    .
    .
    .

    Absürtlüğü gördüğünüzü tahmin ediyorum Sevan bey.

    Bu durumu düzeltmek için, tek fiil kullanmak zorunda mıyız? Zorunda isek, “tüketmek” fiili en uygun fiil mi? Başka fiillerde kullanılabilir mi?

    Yoksa, absürtlüğe aldırış etmeden, “yemek” ve “içmek” fiillerini (iki fiil) mutlaka cümle içinde kullanmalı mıyız? Evetse, en uygun cümle inşası nasıl olabilir?

    Cevabınız nedir?

    YanıtlaSil