Sunday, November 1, 2020

ABD'de kimi tutalım?

Donald Trump yalancı, ahlaksız, cahil ve göründüğü kadarıyla oldukça aptal biri. Evet. Obama’nın parlak bir zekası ve etkileyici karizması vardı, hep doğru sözleri söyledi. Ayrıca azınlıklardan gelen biri olarak başkan seçilmesi iyiydi. Kabul.

Fakat.

Trump, ABD’nin Afgan halkına karşı 18 yıl sürdürdüğü anlamsız ve ahlaksız savaşı (Demokratların şiddetli itirazına rağmen) sona erdirdi. Irak’ta Bush’un, Suriye’de Obama’nın başlattığı amaçsız ve ahlaksız savaşları frenledi. Obama yönetiminin Rusya’ya karşı başlattığı akıl dışı saldırı politikasını yumuşattı. Yetmiş yıl kavgadan sonra İsrail ile Suudi Arabistan (ve dolayısıyla tüm Arap-İslam alemi) arasında kalıcı barışın temellerini attı.

Obama’nın boş vaad üzerine aldığı Nobel Barış Ödülü’nün birkaç katını hak etmedi mi sizce?

Obama’nın niyetinin halis olduğuna inandık. Elinden gelmiyor diye üzüldük. Şimdi dönüp düşünüyoruz. Öyle miydi? Irak ve Afganistan’daki insanlık ayıbı savaşlara son vermeyi vaad etmişti; daha tırmandırdı. Sekiz yıl boyunca küçük kara adamları delik deşik eden ve binalarını patlatan Amerikan askerinin “kahramanlığını” yücelten filmler izledik. Yasadışı Guantanamo üssünü kapatma sözü vermişti; kapatmadı. Assange ve Snowden vakalarında hukuka ve ifade özgürlüğüne ölümcül darbelerin vurulmasına göz yumdu. ABD’nin kara nüfusunun çok büyük bölümününün yaşamlarını hapiste ya da hapis tehdidi altında geçirmelerini sağlayan akıl ve vicdan dışı ceza politikasını değiştirmeye yönelik hiçbir adım atmadı. İktidarının özellikle son yılında, Rusya’ya karşı Eisenhower ve Kennedy yıllarına rahmet okutan bir soğuk savaş politikası benimsedi.

Yetersizlik miydi sebep? Yoksa hepimiz bile bile kandırıldık mı?

Trump’a karşı çıkardıkları ceset, 35 yıllık siyasi kariyerinde küçük çaplı menfaat alışverişleri dışında kayda değer bir başarısı görülmemiş, herhangi bir ilkenin ardında dik durmamış bir hiç. Akılda kalan tek etkinliği, ABD’nin dünya cezaevi nüfusunun yüzde 25’ine sahip olmasına yol açan ceza kanunu reformuna öncülük etmesi. Bir de oğlunun şaibeli işleri için Ukrayna cumhurbaşkanına şantaj yapması. Sağlığı kötüleşirse yerine geçecek kadın daha da tehlikeli. Polis devletinin gönüllü bir neferi, ihtirası uğruna babasını satmaktan çekinmeyecek bir kariyerist.

O yüzden korkarım ki ABD’de olsam, iğrenerek, oyumu turuncu saçlıya verirdim.

28 comments:

  1. Cesaretinizi çok tebrik ederim, bunları bu vakitte dile getirmek...

    Ahlaksız liberal kliğin gerçekte ne mal olduğunu gözler önüne serdi bu sarsıntı. Daha da dökülecekler.

    PLO'daki, UN'deki, Beijing'deki, think tank'lerdeki yandaşlarını da umarız yakından tanıyacağız.

    Dinsizin hakkından imansız gelir.

    ReplyDelete
  2. Kesinlikle hocam,katılıyorum.Trump kara cahil olabilir ama akıllı ve kurnaz.ve dogruya dogru dediginiz gibi kendinden öncekilerin yaptıgı insanlık suçlarının hiçbirini şimdiye kadar yapmadı.Obama tam bir y..ak çıktı affedersiniz.Tipik efendilerine yalaklanan türden.House nigger dedikleri tip argoda.Harris için yaptiginiz kariyer icin herşeyi yapar tespitinizde mükemmel.

    ReplyDelete
  3. Bunu heryerde yazıyorum:
    Trump amerika için iyi başkan mı bilemem ama dünya için kesinlikle çok iyi

    ReplyDelete
  4. Her 2 partili sistemde olduğu gibi, Demokratlar ve Cumhuriyetçiler aynı "şeyin" laciverdi yalnız Trump'a biraz iltimas geçmişsiniz.Obama Rusya'ya karşı sert bir politika benimsedi çünkü adamlar apaçık bir şekilde Ukrayna'nın egemenlik hakkını çiğneyip Kırım'ı işgal etti ve Donbass'da savaş başlattılar. Afganistan'da savaşa son verdiğini iddia ettiğiniz Trump orada "Mother of All Bombs" olarak anılan, Amerikan ordusu cephaneliğindeki en güçlü nükleer olmayan silahı kullandı...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Kırım halkının yüzde seksen küsuru Rusya'ya katılmayı onayladı.

      1991'de Doğu Avrupa ve Baltık ülkelerinin NATO'ya ve AB'ye katılmasına razı olmak karşılığında Rusya'ya diğer ex-Sovyet ülkelerine el atılmayacağı güvencesi verildi. Batılılar önce Gürcistan'ı, ardından Ukrayna'yı birer darbe ile ele geçirmeye çalıştılar. Ağızlarının payını aldılar.

      Rus dış politikasında bugüne dek 1991 statükosunu korumak dışında bir maeracılık/yayılmacılık eğilimi görülmedi.

      Delete
    2. O pazarlık zaten baştan yanlıştı ve özellikle Baltık ülkelerinden,anca Finlandiya benzeri bir statüye razı olmaları karşılığında çekilmeleri gerekirdi.

      Kırım’ın tek yasal ve gerçek temsilcisi Mustafa Cemil, Rusya’nın defolup gitmesinden başka bir şey istemediğine göre ‘Kırım halkından’ kimleri kastediyorsunuz bilemiyorum ama Putin rejimiyle ‘Referandum’ sözcüklerini yan yana koymak biraz gülünç kaçıyor sanki. Madem öyle, nüfusunun %100’ü Rusça konuşan Odessa halkı niye “katılmak” istememiş Rusya’ya? Ya da Harkov halkı? Sakın böyle ceberrut ve ilkel bir rejim altında yaşamak istemedikleri için olmasın? Bugün Sahalin’de, hatta Habarovsk’ta özgür bir referandum yapılsa, Japon idaresini tercih etmeyeceklerinden emin misiniz?

      Öte yandan Ukrayna ve Gürcistan’da hemen her seçimi Batı yanlısı adaylar kazandığına göre, ağzının payını alanın kim olduğu da apaçık ortada. Esasen petrol ve silah dışında beş kuruşluk bir üretiminiz yoksa ve bu ikisini de sürekli komşularınıza tasallut etmek için kullanıyorsanız, her koşulda ağzınızın payı verilir.

      Rus Dış Politikası hakkında ise yerden göğe kadar haklısınız. Suriye’den, Libya’dan geçtim, ta Venezuella’ya kadar burunlarını sokmaları, uzun menzili füzeler, Tu-160 tipi ağır bombardıman uçakları göndermeleri maceracılık ve yayılmacılık sayılmaz.

      Delete
    3. 1) Güvence nasıl verildi? Hangi anlaşma ile?

      2) Verilmiş bile olsa bu iki ülkedeki batı yanlısı hareketlenme neye göre darbe olarak nitelendiriliyor?

      Delete
    4. Bu Rusya ile Abd arasi anlasma cok eksilere 2. Dunya savasi sonrasina hatta oncesine dayanir. Almanya yenildikten sonra avrupa ikiye bolundu. Komunist blog ve Kapitalist blog. Burada ne Abd ne de Rusya digerinin kendi bolgesinde ki isine karismadi. Ne Italya da Gladyo komunistleri ezerken Sovyetler ne de Macaristan da ve Prag da Rusya muhalifleri ezerken Abd bir ses cakarmadi. Sozde kavga ortadogu ve afrikada oldu ama buralarda bile aslinda 3. Dunyaci akimlari ezmek icin oldu. Mesela Kibris mudahalesi bile aslinda 2 kutuplu dunyaya karsi cikan Makarios'u elemine etmek isteyen Cia planinin bir parcasidir. Burada amac karsitlarin birligi ilkesi ile dunyayi 2 kutuba ayirip tek elden yonetmektir. Hatta Leninin anti emperyalizm teorisi ve Wilson uluslarin kendi kendini tayin hakki soyleminin Abd ve Rusya ortakliginin cok onceleri planlandigimi kanitlar. Burada amac aslinda bolunmus ve surekli somurge icin birbiriyle savasan ve kaos yaratan Avrupalilari kontrol altinda tutmaktir.
      Sovyetlerin cokmesi ile aslinda Abd de zayiflamaya basladi. Ab birlesmesi Avrupanin elini guclendirdi ve sinirlarini doguya dogru genisletmeye basladi. Abd ve Rusya statukosu bu durumdan endiseli cunku bu durumun uzun yillar suren dengeyi yikmasinin sonuclarinin kendilerinin sonu olacagina inaniyor. Bu tur guc bosluklari tarihte hep sancili olmustur. Konu ile ilgili Immanuel wallerstein- liberalizmden sonra ufuk acici ve degeri bilinmemis bir kitaptir.

      Delete
  5. ABD'dedeki durumda şaşılacak bir şey göremiyorum şahsen. ABD gibi bir ülkede dış müdahalelere karşı bir başkan olsa olsa Trump gibi sözde değil, özde yerli ve millici birinden olur. Gerçek yerli ve millilik dış müdahalecilik değil, yerli üretimi artırmadır, ekononomiyi güçlendirmedir, işsizliği düşürmedir. Türkiye'de AKP idaresi ilk on küsur yılında gerçekten bu yönde politikalar izledi ve çok da başarılı oldu. Ama sonrasında Suriye'ye gereğinden uzun dış müdahale ve Yunanistan ile olan sınır anlaşmazlıklarının neticesinde orduya aşırı yatırım yaptı, bunun sonucunda ekonomi kötüye gitti, ekonomi kötüleştikçe de oylar düştü, oylar düştükçe de MHP gibi aşırı sağ bir partiye yanaşıldı ve politikalar ona göre yeniden düzenlendi. Sonuçta 15 Temmuz sonrasında devletten Fethullah belasının temizlenmesi de durumu kurtarmaya yetmedi, aksine AKP MHP ve devlet içine kapaklanmış bürokratik yapılara daha çok teslim oldu muhtemelen kendi kadrolarının yetersizliğinin de neticesinde. ABD'nin Trump devrinde yaşadığı gerçek manada yerli ve millileşmenin tersine bir sürece girdi Türkiye. Bu durumdan nasıl çıkılır bilmiyorum, ama bu kadar çok orduya yatırımla olmayacağı açık.

    ReplyDelete
  6. Sevan sen Samos'tasın rahat rahat konuşuyorsun...
    Bu sevimsiz dört sene daha çekilirmi be...???
    Her akşam (pardon her dakika) bu sarı pipiyi görmekten midemiz bulandı be...
    Bırak ceset'i Gaddaf'iyi diriltip getirseler razıyız...

    ReplyDelete
  7. Trump zaten bu politik dogruculuk akimi tarafindan bunalan insanlarin oyunu aliyor. Roma cokus donemi zamani gibi artan burokrasinin kibirli bir toplumu delirtme amareleri gosterdigi ve artik ancak halkini borclandirarak buyuyebilen bir ulkede Gladyo savascilarinin sovunu gunumuz Abd'sinde oynuyor. Ona buna saldiriyor ve assagiliyor ve bunun sonucunda da narsist bir bicimde seyircilerden oley cigliklarini bekliyor. Bu yaklasim Erdogan ile de bire bir aynidir. Bu yaklasim aslinda kurulu sisteme karsi bir yaklasim degil. Sadece Gladyo dovusleri gibi insanlari oyalamak icin kurulmus bir gosteri. Bu acidan Trump sadece bir sovmen ve Abd mass medyasi ile atismasi gosterinin bir parcasi niteliginde.
    Acikcasi her sey o kadar ic ice gecmis ve karmasik bir halde ki en ufak bir reformun bile su an kimse ne gibi bir sonuclara yol acabilecegini tahmin edemiyor. O yuzden gunumuz dunyasi ozunde son derece muhafazakar. Degisim sart iken surekli bu gunu kurtarma temali Gladyo sovlarinin dereceleri artmak zorunda. Ben bu isin
    sonunun kan banyosu oldugunu dusunenlerdenim. Cokuse kadar surekli yeni gunah kecileri yaratilacak ve gladyatorlerin onune atilacak. Sonu az cok bir etkinligi olan kurumlarin tamamen cokmesi ve herkesin gucunun yettigine saldirmasidir. Trump ve Erdogan bu bilincalti yikici gudulerin yonlendirdigi toplumlarin gladyatorleridir. Gecmiste Hitler ve Massoluni bu rolu oynamistir. Belki yikim reform olamayacak durumu gelindiginde tek cagredir ve bu kisiler tarihsel rollerini oynamaktadirlar. Bu konu uzerinde dusunulmeli derim.

    ReplyDelete
  8. Camuh alias Baybora oglu KaraoglanNovember 2, 2020 at 5:04 AM

    Sevan Bey,
    Ben de aynen sizin gibi düsünüyorum; hatta kendi kendime sorup duruyordum, bunun böyle oldugu kabak gibi ortada degil mi, diye.
    Ancak bazi detaylarda size hak veremiyorum:
    Trump icin yalanci demissiniz; dogru, adamin neredeyse her dedigi yalan, alternatif gercek. Ya Obama? O da yalancinin teki, sadece onun yalanlari hemen ayni gün ortaya cikmiyor ötekininki gibi. Bu durumda hangisi daha yalanci, yani daha iyi yalan söylüyor? Yalan oldugu hemen anlasilan mi, hemen anlasilamayan mi?
    Genel olarak, ne dediklerini, neyi nasil dediklerini, dürüst adam pozlarini, ergen velet vaziyetlerini ait olduklari cöp tenekesine atip, sadece yaptiklarina bakarsak, Obama'ya üstün savas madalyasi, öbürüne ise - illa bir sey vermek gerekiyorsa - Nobel Baris Ödülü bile verilebilir.
    Trump'in baska bir "iyiligi" de, Avrupa'nin 75 yillik ABD kiskacindan kurtulma ve kendi kültürünü kaldigi / saptirildigi yerden gelistirerek devam ettirme sansi olabilir.
    Zaten dünyanin tüm "merkez medyasi"nin adamin sadece palyacolugunu öne cikarmasi bile neyin ne oldugu üzerine biraz daha düsünmek gerektigini söylüyor bize basindan beri.
    Umarim, sali günü Trump kazanir.
    Selamlar

    ReplyDelete
  9. Sevimsizin taraftarları gurur duysun diye söylüyorum, coronita vaka ve ölüm sayısında Merika'yı dünya şampiyonu yaptı... Boru değil yani...
    Bu arada pandemi dünya ekonomisine büyük zara getirdi,hepimiz etkilendik. Turizmide çok olumsuz yönde etkilemesi, sizin bu olaya sıcak bakmamanızın sebebi olsa gerek!!
    Daha iki gün önce sağlıklı bir arkadaşımız covid kurbanı oldu... Durum öyle hafife alınacak bir durum değil gibi!
    Saygılar

    ReplyDelete
    Replies
    1. Sağlıklı arkadaşlarınızın kansere, kalp krizine, şekere, trafik kazasına, polis/asker kurşununa ve intihara kurban gidişine de aynı tepkiyi gösterseniz belki sözünüz ciddiye alınabilirdi. Şimdilik boş propaganda formülü gibi duruyor.

      Delete
  10. ABD'de yaşıyorum. Örnekleri cımbızla seçmek suretiyle herkes hakkında her şeyi iddia edebiliriz. Trump'ın izolasyonist dünya görüşünün gökten daha az bomba düşmesine yol açtığı bence de doğru, ve bu tabii ki iyi bir şey. Ama terazinin öbür kefesine aynı dünya görüşü ile dünyanın her yerinde demokrasilere burun kıvırmasını, uluslararası kurumları hiçe saymasını, otoriter rejimleri cesaretlendirmesi koymalıyız. Dört yılını zenginler için vergi indirimi ve obamacare'i tırpanlamaya çalışmakla geçirdi, tabanını toplumdaki kültürel fay hatlarını kurcalayarak ayakta tuttu. Dışarıda tüm batı dünyasıyla ilişkileri gerdi, dünya sağlık örgütüne varıncaya kadar her uluslararası kurumla kavga etti. Rusya ile nasıl ilişki kurulmalı, Çin'le ne yapılmalı, evet, zor konular, aklım ermez, ama küresel ısınmaya karşı hiçbir girişimde bulunmayıp üstüne Paris anlaşmasından çıkmasını herhalde gelecek kuşaklar hayırla anmayacak. Politik ufku, kişisel ikbalini elitlere savaş açmakta görmekle sınırlı populist bir liderin zaferinin ne ülkesine, ne de dünyaya hayır getirdiği bir örnek bilmiyorum, Trump da istisna değil. -Ali

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ali Bey, düşüncelerinize katılıyorum. Fakat, bildiğim kadarıyla Sevan Bey belirttiğiniz hususlarda sizinle aynı görüşte değil. Örneğin Sevan Bey küresel ısınma konusunda genel görüşe karşı, doğru dürüst bir ispatı olmadığını söylemişti. Ayrıca Trump'ın otoriter rejimleri cesaretlendirmesi konusunda da sizinle aynı fikirde olduğunu zannetmiyorum. Sonuç olarak Sevan Bey tutarlı ve kefeleri kendi açısından gayet güzel tartmış. Siz de kendi açınızdan haklısınız. Buradaki fark dünya görüşleriniz.

      Delete
  11. Trump'ın saçı sarı, cildi turuncudur.
    Trump baba kaybederse, Biden'a bir son dakika golü atar da öyle gider ancak. Demedi demeyin!

    ReplyDelete
  12. Hocam size katılmamak elde değil. Ancak Trumpa yönettirmiyorlar. Adam başkan olamadı. Kampanya sürecinde takıldı kaldı sanki. Öte yandan Demokratlar Türkiyenin canına okur. Biz yurtta yaşayanlar için iyi mi kötü mü olur tartışılır.

    ReplyDelete
  13. Sevan bey lütfen yanlış anlamayın ama siz parasal sıkıntı çektiğiniz için Trump'ın seçilmesini destekliyorsunuz. Konuları analiz ederken, objektifliğinizi köreltiyorsunuz.

    Her ne kadar entelektüel müktesebatınız muhteşem olsa da, günümüzde karın doyurmak ve mâkul bir hayat yaşamak için o muhteşem entelektüel müktesebatınız para kazanmanıza yol açamıyor.

    Sizin parasal kaynağınız, turizm endüstrisinde bir dal olan otelcilik. Pandemi, otelciliği de vurduğu için parasal sıkıntı çekiyorsunuz. Trump da, pandemiyi yok sayıyor gözüküp, sürekli ekonomiyi kalkındırma üzerine bir söylem takınınca, siz de entelektüelliği-mentelektüelliği bir kenara bırakıp, "Trump'ı destekliyorum" diyebildiniz.

    Üzgünüm

    ve

    Yazıklar olsun size...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bütün bunların gayet isabetli bir seçim analiziyle ne alâkası var?Trump kazanmış olsaydı Sisam adasını mahşerî bir turist ordusu mu istila edecekti? Geçim sıkıntısı çekiyorsa senden para mı istiyor?

      Delete
  14. Hocam katılır misiniz son zamanlarda yeni komplo teorilerden olan Abd kaya gazı cikarma keşfinden sonra ortadoguya farklı bir gözle bakıyor gelecek siyaseti bunun üzerine olacak

    ReplyDelete
  15. En çok neye gülüyorum şuan : Kudüs mitingi yapıp, Kudüs’ü, İsrail’in başkenti olmasını sağlayan Kefere Trump’ı protesto etmek için turp bıçaklayan tayfa, Trump kazansın diye Fetih suresi zinciri etkinliği başlatmış...))) Neden ?? Çünkü Biden keferesi Reyize pek yüz vermemiş, "Şahsı" ve TC ile ilgili dosyaları affetmeyeceğini ima ediyor, hatta RTE için ağır, hakaretleer varan sözler sarfetti.. Alemin Kofti Pelvanı Reyizmiz de çıkıp "Eyyyy,,Eyyyy" demeyi bırak "GIK" bile diyemedi, sadece şöyle bir ses duyuldu kendisinden ; Tııııısssssss.....)))) Yani bunların derdi aslında İslam, Müslümanlık veya Kudüs vs. değilmiş tek dertleri var o da Reyizleri, onun saadeti, keyfi ve Üsttekilere İhale alttakilerin de kafalarna Çay kurusu atmaları imiş...))) Karaktersizlik, Kişiliksizlik, düzenbazlık ahlaksızlık ve koca bir leşşşs..

    ReplyDelete
  16. Okuduğum en zekice yorum. Ayrıca Supreme Court görüşünüze de aynen katılıyorum (o ayrı mecradaydı tabi)

    ReplyDelete
  17. Nişanyan hep yanlış ata oynuyor. Türkiye'de de önce AKP'ye, sonra Cemaat'e oynayıp kaybetmişti mesela.
    Tek fark oradaki atların hiçbiri buradakiler kadar kötü olamayacağından kaybedip kaybetmemesinin bir önemi yok.

    ReplyDelete
  18. https://www.theguardian.com/commentisfree/2020/nov/08/hoping-for-a-return-to-normal-after-trump-thats-the-last-thing-we-need

    duzgun dusunen bir ekonomist.

    ReplyDelete
  19. Sizin seçmen davranışınız belli: Beğenmediğiniz okumuşlara karşı kötülüğü kanıtlı kötülere oy vermek.


    Peki mesela Biden'ı geçmişine bakarak yargılıyoruz da, Trump'ı niye yargılayamıyoruz, üstelik Trump'ın geçmişi daha yakın ve daha pis bir geçmiş olmasına rağmen?


    Ayrıca, bu seçimi kazansaydı Trump'ın son dönemi olacaktı. Gerçek yüzünü önümüzdeki 4 senede gösterecekti. E şimdiye kadarki performansını çok mu beğendiniz de bir 4 sene daha istiyorsunuz, hem de daha pervasız olacağı bir 4 sene daha...


    Trump'ın getireceği kaos size lezzetli görünüyor olabilir, ama kaostan zarar gören insanlar var.


    ReplyDelete
  20. Biden, Trump'ın alternatifi değil ki! Yani o değil. Bu aynı, Recep Tayyip Erdoğan'a karşı Mustafa Kemal Atatürk'ü iyi ve düzgün şık olarak göstermek gibi birşey. Tercih, Trump'ın karşısında Sanders olsa, belki o zaman evet derdik (içimize sinerdi en azından) .

    Trump-Biden arasındaki fasid niza, ehven-i şerri olmayan iki ucu sivri değnek. Görünen o ki, maalesef iki berbat yol arasında pinpon topuna dönmüş Amerika.

    ReplyDelete