Sunday, November 15, 2020

Tuhaf milletler dizisi no: 128

Patriyot adı verilen milleti üstünkörü duymuştum ama pek bir şey bilmiyordum. Yer Adları projesi için geçen gün Nasliç köylerini çalışırken fark ettim, biraz dersimi çalıştım.

Nasliç Yunan Makedonya’sının en Batı ucunda dağlık, kapalı bir memleket. Elencesi Anasélitsa veya Voíou: hepsi 70-80 köy, iki üç kasaba. Halkı öteden beri Elence konuşurmuş, ama tuhaftır ki yer adlarının neredeyse tamamı Bulgarca; Osmanlı öncesinden beri de öyle olduğu anlaşılıyor. 17. yüzyıl sonu gibi hayli geç bir tarihte bilinmeyen bir sebeple yerli halkın bir bölümü Müslüman olmaya karar vermiş. Yerel anlatıya göre yeniçeri olan iki muhterem kişi memlekete yerleşip halka İslam’ı öğretmişler. Hemen aynı yıllarda Müslüman olan Rum dilli Trabzon-Of’lularda da tıpkı buna benzeyen bir Maraşlı Hocalar öyküsü anlatılır.  Girit halkının büyükçe bir kısmının Müslümanlaşması da yaklaşık aynı tarihe denk geliyor. Keşke biri bu olayın sosyal altyapısını incelese.

Bektaşiliğe gönül vermişler. Çoğu köyde minareli cami yok, ancak hepsinde mescit olarak da kullanılan Bektaşi tekkesi var. Türkçe veya Arapça bilmedikleri için ezanı Rumca okumaları yaygın bir istihza konusu imiş. Yunancada aşağılayıcı bir deyim olan Vallahades (“vallahçılar”) adı kullanılıyor. Türkiye’ye göçten sonra birbirlerine ‘patriyot’ (“memleketli”) diye hitap ettikleri için bu isim yapışmış.

Vasil Kınçov’un oldukça güvenilir nitelikte olan sayımına göre 1900 yılında 20 köy Müslüman, diğer 12 köyde Müslümanlar azınlıkta. Nüfus yapısına bakınca, henüz Osmanlı idaresinde oldukları o tarihte dahi Müslüman nüfusun erimekte olduğu anlaşılıyor. 1912’de Yunan idaresine girdikten sonra 11 yıl boyunca şiddetli asimilasyon baskısına maruz kalmışlar. Dönen dönmüş, dönmeyen 1923-24’te vapurlara doldurulup Türkiye’ye sürülmüş. Hemen hepsi Silivri ve Çatalca tarafında Rumlardan boşaltılan köylere yerleştirilmişler. Türkçeden başka dil bilmeyen Çatalca Rumlarının gönderilip, yerine Türkçe bilmeyen Nasliç Müslümanlarının yerleştirilmesi o yörede hala hayretle kafa sallayarak anlatılan bir olgu. Haklı nedenlerle, çocuklarına Rumca öğretmemişler. Türkiye’de doğan kuşaklarda geçmişe dair net bir bilgisi olan hemen hiç kimse yok. Bektaşilik de unutulmuş, Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi dini olan Sünni İslam benimsenmiş.

Meşhurlarından biri M. Abdülhalik Renda (1881-1957). İttihat ve Terakki rejiminin 1910’da Arnavut isyanını kan ve ateşle bastıran kadrosundandır. Daha sonra Ermeni pogromlarında başroller oynar; 1919’daki savaş suçları mahkemelerinde idamla yargılanır. Atatürk döneminin değişmez Maliye Bakanı olur; 1935’ten sonra on yıl TBMM başkanlığı yapar. Literatürde genellikle ‘Arnavut’ diye geçiyor ama değil. Renda köyü Nasliç’te, yeni adı Dihímarro (Διχείμαρρο) olan, 20. yy başında 250 nüfuslu Müslüman Rum köyü. Kökü oralıymış, il merkezi olan Yanya’da Arnavut ortamında yetişmiş.  

15 comments:

  1. Hocam benim babamın arkadaşı Patriyot. Silivri'nin Gazitepe (eski adı Haraça) köyünde yerleşmişler. Benim bildiğim Teselya tarafından gelmişler ama belki de yanlış hatırlıyorumdur. Wikipedia'ya da göz gezdirdim Teselya Müslümanlarını Vallahades içinde saymıyor. Kendisi Rumca bilen son kuşaktan, çocukları bilmiyor. Bir tesadüf de şu; Silivri'de ailemin oturduğu sokağın adı Abdülhalik Renda Sokağı.

    Ne diyeyim benim de pek bilgi sahibi olduğum bir konu değildi, hoş oldu bu yazı. Elinize sağlık.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Deniz Bey bazı Yunan kaynaklarında Kuzey Tesalya'nın Alasonya Kazası Müslümanları (Kasaba Merkezi ve sadece 6 Köyde Müslümanlar yaşıyordu.) da Vallahades olarak biliniyor. Benim ailem oralı ama bizler kendimize Patriyot demiyoruz Türk diyoruz. Atalarımız Rumca bilirlerdi ama Türkçe de bilirlerdi. Balkanlarda Gayrimüslim kökenli olan her topluluk kendine ayrı bir isim vermedi.

      Delete
    2. Doğrudur. Olabilir. Silivri'de bu insanlar Patriyot olarak biliniyor. Geldiklerinde de Türkçe bilmediklerini biliyorum. Türkiye'de öğrenmişler.

      Rumca konuşan Müslümanlar, Vallahades, Patriyot ya da Rumlaşmış Türk ya da Müslümanlaşmış Rum, şu ya da bu, bilmiyorum. Bu mevzu hakkında herhangi bir iddiam yok. Ben sadece kendi çevremdeki insanların durumunu paylaştım. Kimsenin Türklüğüyle ya da başka bi şeyliğiyle ilgili bi derdim yoktur.

      Sevgilerle Teselyalı dostum. Güzel bir memleketiniz var.;)

      Delete
  2. Niye çok az yazıyorsunuz artık Sevan bey?

    ReplyDelete
  3. https://maviboncuk.blogspot.com/2020/06/the-vallahades-of-macedonia.html

    ReplyDelete
  4. Ilkokul 1 de Büyükcekmece'de annemin tüm tembihlerine ragmen evde Kürtce konusuldugunu, benim anlamadigimi ve bunun hosuma gitmedigini sinifin ortasinda ögretmenimize söylemistim, yani annemleri bizim ögretmene sikayet etmistim. Catalca Kestanelikli olan ögretmenimiz de biraz durup - belki de 6 yasindaki benden cesaret alarak- kendi annesinin hic Türkce bilmedigini sadece Rumca konustugunu söylemisti. Ögretmenimiz 1940 dogumlu olsa gerek. Ama herhalde Atatürk'ün iste hepimize bu ülkeyi kurdugunu, artik hepimizin Türk oldugunu söyleyerek de konuyu baglamisti diye hatirliyorum.

    ReplyDelete
  5. ÇERKEZKÖY DE ÖGRETMEMKEN SINIFIN YARISI PATRİOTTU VE BİR KIZ ÖĞRENCİM GURURLA SÖYLÜYORDU.





    ReplyDelete
  6. Konu Trakyadan açılınca Gacal,Torbac, Arabacı,Karabacak tanimlamarina deginirmisiniz. Ayrıca kendilerini Arnavut ve Boşnak olarak gösteren müslüman Sırp ve Hırvatlarin Türkiye etnolojisindeki yeri . Saygı ve selamlarımla.Ayrica ulasabilicegim bir mail adresiniz mevcut mu.

    ReplyDelete
  7. Siz açığa çıkardıkça her geçen gün daha çok hayret içinde kalıyorum. Hoş, buna da alışmış bulunmaktayız.

    ReplyDelete
  8. Dedelerim Nasliçli. Bu yazdıklarınıza benzer şeyleri daha geçen gün Wikipedia'nın Vallahades sayfasında okumuştum. Çatalca ve Silivri'nin haricinde, Selimpaşa, Kumburgaz ve Büyükçekmece'de de çoktur bizimkiler. Hatta Aydın'a yerleşenleri de biliyorum. Türkiye'ye ilk geldiklerinde bektaşiymişler ve evde rumca konuşurlarmış. Çocuklarına ne rumcayı ne de bektaşiliği öğretmişler. E-devlet soy kütüğüne baktığım zaman Yunis gibi garip garip isimler görmüştüm dedelerimin akrabaları arasında. Arnavutların, makedonların ve rumların iç içe geçtiği bir coğrafyadan geldikleri için, bu 3 üç etnik grup ile de bağlantılı olabilirler. Tanığıdım Nasliçli akrabalarımın çoğunun yıllarca MHP'yi desteklemeleri ise ayrı bir ironidir.

    ReplyDelete
  9. http://www.birzamanlarcatalca.com/bir-balkan-rengi-patriyotlarin-oykusu/
    bu yazı belki ilginizi çeker sevan bey

    ReplyDelete
  10. Bulgarların seksenlerin sonunda çektikleri 'vreme na nasilie (Time of violence)' filmini izlemenizi tavsiye ederim. Bir Rodop köyünün, o köyden devşirilen bir yeniçeri tarafından nasıl din değiştirmeye zorlandığını anlatıyor. Sonunu da çok güzel bağlamışlar. İngilizce altyazılı olarak bulabilirsiniz internet üzerinden.

    ReplyDelete
  11. Tonya ve Sürmene civarında yaşayan ve Rumca konuşan Müslümanların atalarının Helen olmadığı, Komnen Devletinin bölgede hâkimiyet kurmasını müteakip, yeni devletin dilini benimseyen yerli Laz ve/veya Gürcü ahali oldukları fikrine ne dersiniz? Reisicumhur’un memleketi olan ‘Potamya’ ahalisi Rum mudur, yoksa yine Komnen etkisiyle ismi Rumlaşmış bir Laz kasabası mıdır?

    ReplyDelete
  12. Sevan bey,

    Pazar konuşmanız esnasında "YouTube chat" üzerinden size sordum ama gözünüzden kaçtı. Lütfen bu soruyu yanıtlar mısınız?

    Robert Musil'in Almancası "Der Mann ohne Eigenschaften" olan ve Türkçe'ye "Niteliksiz Adam" olarak çevrilen 4 ciltlik kitap dizisinin, edebiyat alanında çok önemli bir eser olduğu söylenegelir.

    Siz bu 4 kitabı, Robert Musil'i pek beğenmediğinizi, genellikle I. ve II. Dünya Savaşı (1918 - 1939) arasındaki edebiyatçılardan, romancılardan pek hoşlanmadığınızı söylemiştiniz.

    Epey subjektif bir soru sorduğumun farkındayım. Ama niçin beğenmediğinizi, görüşünüzü, gerekçelerinizi öğrenmeyi çok isterim. Lütfen yanıtlar mısınız?

    Saygılarımla,

    ReplyDelete
  13. Nerde okuduğumu hatırlamıyorum bir teze gore 19. YY başında batı anadoluda ve trakyada rumca konuşan kimse oek kalmamiış. Ancak egede ihracata dayalı ekonomi gelişince adalardan anadoluya tersine göç olmuş. Bana mantıklı gelmişti. Bu diller gayet kaygan anlaşılan. Günümüzde televizyon ve ilk öğretim tüm ülkeleri tek dili konuşur hale getirdi. Yoksa her ülke içinde tonlarca değîşkenlik var.

    ReplyDelete