23 Şubat 2013 Cumartesi

Kuran'ın Kültürel Kaynakları - III: Aramiceden Arapçaya alıntılar

Yazı dili Aramiceden “ummî” dili Arapçaya aktarılan sözcüklere dair klasik devir Arap dilcileri epeyce bilgi verir. Arap gramerinin babası sayılan Sibaweyh (8. yy), Arapça fiil kökü bulunmayan, veya faˁāl ve fuˁlān gibi Arapçada var olmayan vezinlere uyan kelimelerin muarreb (yani yabancı dilden “Araplaşmış”) olduklarını kabul eder.  El-Cewalikî (10. yy) el-Muarreb adlı eserinde Kuran Arapçasına Süryanice ve Farsçadan alınmış sözcüklerin geniş bir listesini sunar. Es-Suyûtî (15. yy), el-Itkan adlı eserinde yabancı alıntılar meselesine dair doktrin tartışmalarını etraflıca özetler.

Batıda Kuran’ın filolojik kaynaklarına ilişkin ilk önemli akademik çalışma Abraham Geiger’in 1833’te Yahudi dini kavramlarının Kuran’daki kullanımına ilişkin doktora tezidir. 1880’de Siegmund Fraenkel Arap dilinde Aramice alıntılara ilişkin eserini yayımlar. 1912’de Theodor Nöldeke, Neue Beiträge zur semitischen Sprachwissenschaft adlı dev eseriyle, konuyu yeni bir bilimsel ciddiyet düzeyine taşır. 1920’lerde Horovitz Kuran’da geçen Tevrat kökenli kişi adları üzerine çalışır. 1938’de Arthur Jeffery, The Foreign Vocabulary of the Qur’an adlı klasik eserinde o güne kadarki tartışma ve bulguları senteze ulaştırır. 1960’larda Maniheizm üzerine çalışan Geo Widengren, o güne dek Sami dillerine yapılan vurguya sırtını dönerek, Kuran dilinin İrani ve Zerdüşti kaynaklarını araştırır.
Konuya ilişkin sayısız kitap, tez ve makaleyi burada özetlemek gereksiz. Çekişmeli bir akademik tartışmanın 180 yıldan beri sürdüğünü, hemen her iddianın didik didik edildiğini, her kelime hakkında lehte ve aleyhte mürekkep dereleri akıtılmış olduğunu belirtmekle yetineyim.
*
Aşağıda Kuran Arapçasına Aramice-Süryaniceden alınmış olan bazı sözcükleri listeledim. Kapsamı dar tutulmuş bir listedir. Sadece Aramice/Süryanice yazılı kaynaklarda yeterli sıklıkta ve anlamından şüphe edilmeyecek şekilde kullanılan kelimeleri gösterdim. Literatürde fikir birliği olmayan konulara hiç girmedim. (Mesela, Aramice kaynaklı olduğu bence muhakkak olmakla beraber Aramice yazılı örneği gösterilemeyen küfr sözcüğü listede yoktur.) Farsçaya da şimdilik değinmedim.
                          .
A) Yazıyla ilgili kelimeler
Yazı kültürüne ilişkin kelimelerin, yazıyla çok geç bir dönemde tanışan Arap diline yabancı dilden alınmış olması doğaldır. Aşağıdakilerin tümü Aramice/Süryaniceden Kuran Arapçasına aktarılmış sözcüklerdendir.
kitab, kur’an, harf, hatt, hece, nusha, sahife/suhuf, terceme, nokta, imla, kalem, kırtas (papirüs), raqq (parşömen), sure, mecelle, sicill, satr (yazmak), sifr (kitap), sefere (kâtipler), ders
[KTB kökü evet Arapçadır, ancak aslen “sivri bir uçla kazımak, çentmek, çizik atmak” anlamındadır; “yazılı metin” anlamında kitâb sözcüğü ise Aramicede Milat öncesinden itibaren yaygındır. Keza “yüksek sesle söylemek, haykırmak” anlamındaki QRA fiilinin yazı okumaya ilişkin özel anlamını Aramice ve Arapçada birbirinden bağımsız olarak kazanmış olması düşünülemez. Qeryânâ Süryanicede “makamla okunan ilahi” ve “kilisede belli günlerde kıraat edilecek ilahileri gösteren kitap” anlamındadır. Süryanice yod harfinin Arapça hemze ile karşılanması tipiktir.]
                   .
B) Dinî kavramlar
Kuran’ın “teknik” vokabülerini oluşturan dinî kavramların ezici çoğunluğunun Aramice/Süryaniceden alınmış olması ilgi çekicidir.
din, millet, nebi, ilah, rabb, melek, şeytan, cennet, cehennem, araf, alem, kıyamet, ayet, ruh, nefs, rahman, kurban, subhan, ğufran, küfran, sultan, furkan, hanif, tevbe, amin, şahid/şüheda, salât/salavat, secde/mescid, tufan, tabut, zina, recm/racim, nafaka, iblis, fıkh, hitan, kürsi, arş, cünub, cürm, harac, kefaret, nifak, tufan, tabut, deccal, Yecüc ve Mecüc, tağut, dabbe, hacc, zekât, savm (oruç), sadaka, îd, ummi, berzah, hātemul enbiya, sıbğa (vaftiz), Tuba, sırat, selsebil, ceberut, melekût, illiyun, kayyum, rahib/ruhban, kâhin, mesih
Sayılan sözcüklerin bazılarının kökü Arapçada bağımsız olarak mevcuttur. Örnek: NBY (bağırmak, kavga etmek), CNN (gizli olmak), RWH (esmek), QRB (yakın olmak, yakınlık göstermek), RHB (korkmak) vb. Ancak bu primitif kavramlardan, gelişkin bir inanç ve ibadet sistemine ait nebi, cennet, ruh, kurban, rahib gibi yüksek kültür kavramlarının, iki ayrı dilde, birbirinden bağımsız olarak türemiş olması imkânsızdır.
Listedekilerin hemen her birinin, Yahudi ve Hıristiyan geleneği içerisinde, MÖ 1000 ile MS 600 yılları arasında belirip olgunlaşmasını adım adım izlememize izin veren yazılı kaynaklara sahibiz. Dolayısıyla, MÖ 2000’den önceki bir tarihte müstakil dillere ayrışan Sami Anadilinde, bu kavramların mevcut olmadığını güvenle söyleyebiliriz. Bu durumda iki olasılık sözkonusudur. Ya bu sözcükler Arapçada oluşmuş, kültürel etkileşim yoluyla İbranice ve Aramiceye aktarılmıştır. Ya da bunun tersi olmuştur. Üçüncü bir olasılık mevcut değildir.
Dil ve kültür tarihinin normal akışında, ikinci olasılığın baskın olduğundan şüphe edemeyiz.
                    .
C) Yunancadan Süryaniceye alınmış kelimeler
Roma imparatorluğunun Doğudaki egemen dili olan Yunancadan Süryaniceye çok sayıda, Yahudi Aramicesine daha az sayıda yüksek kültür sözcüğü aktarılmıştı. Bir kısmı Kuran Arapçasında da görülen bu sözcüklerin, Sami kökenli olmadıkları, dolayısıyla Arapçada yerli olamayacakları açıktır.
beled (politeía = devlet), burc (pyrgos = kule), cins (gênos),  dirhem (draxmê, para birimi), dinar (dênarios, para birimi), feradis/firdevs (paradeísos = cennet), İncil (euangêlion), kırtas (kartés = papirüs), zevc (zeugos = eş), sicil (sigillion = resmi evrak), qıntar (kentenárion = kantar)
D) Tevrat ve İncil kaynaklı kişi adları
Kuran’da zikredilen kişi adlarının %90’ı bulan kısmı, Eski ve Yeni Ahitte adı geçen kişilere aittir. Bunların bir kısmının orijinal İbranice/Aramice biçimde (Musa, İsa, Yahya), bir kısmının ise Yunanca Kutsal Kitaptan Süryaniceye aktarılan Yunancalaşmış biçimlerde (Elyâ ve Yûnâ yerine İlyas ve Yunus) alıntılanmış olması ilgi çekicidir.
İbrahim, İshak, İsmail, Yakup, Yusuf, Süleyman, Davut, Musa, Üzeyr, Adem, Eyüp, Yunus, Danyal, Nuh, İlyas, Harun, İmran,  Şuayib, Lut, Mikail, Cebrail, Nemrud, Karun, Talut, Elyesa, Zekeriya, Yahya, İsa, Meryem
   

17 yorum:

  1. teşekkürler bizleri yine aydınlattığınız için. cahilliğime verin lakin huruf u mukatta a denilen kuranda geçen harfler tam olarak nedir? tüm bu bahislerin içindeki yerini sizden dinlemek görmek isterim.mümkünse tabi.

    YanıtlaSil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  3. Uzun zamandır takip etmeme rağmen yorum yapma fırsatı bugüneymiş. Sayenizde yine çok yararlı bilgiler edindik Sevan hocam.

    Özellikle Yunanca kökenli kelimelerden dolaylı olarak alıntı yapılmış olması dikkate değer.
    Bu durum Arap diline, her dilde olduğu gibi, zaman içinde yerleşmiş birçok yabancı kökenli kelimelerin doğal olarak Kuran'da da geçiyor olmasından ziyade söz konusu kelimeyle birlikte doğrudan o kelimenin işaret ettiği terimin de alıntılanmış olabileceğini gösteriyor sanırım.

    YanıtlaSil
  4. Öncelikle şu varsayımlarınızı doğru kabul edelim:

    - Arapça yazı dili olarak kullanılmıyordu.
    - Bölgede Hıristiyan ve Yahudi topluluklar azımsanmayacak bir yoğunluktaydı, dini metinlerini Aramice yazıya döküyorlardı.
    - Muhammed Peygamber Aramice okumayı bilmiyordu.
    - Yüksek kültür kavramlarının, iki ayrı dilde, birbirinden bağımsız olarak türemiş olması mümkün değildi.

    Öyleyse Muhammed Peygamber'in zihnindeki kavram haritası Arapça ile şekillenmiş olmalı. Başkalarını dinleyerek öğrendiği yüksek kültür kavramları sadece sözlü iletişimin gürültülü bir kanal olmasından değil, bu yüzden de onun zihninde mutasyon geçirmeli. Örneğin, kurban kavramını Eski ve Yeni Ahit'ten (yazılı olmayan) Kur'an'a taşırken, QRB (yakın olmak, yakınlık göstermek) köküyle ilişkilendirip, yeniden anlamlandırmalı. Öyle ki, kurban kavramına başta ne kadar yabancıysa, bu yeniden yapılandırma da o kadar dönüştürücü olmalı.

    Muhammed Peygamber eski dinleri ne kadar az biliyorsa, getirdiği din de o kadar özgündür gibi bir sonuca varıyoruz.

    Bu bağlamda, yüksek kültür kavramlarının dinden dine evrimi süreklilik göstermiyorsa; sizin aksinize diğer dillere ve daha eski metinlere bakmayan, sadece Arapça etimoloji yaparak Kur'an'ı anlamlandırmayı deneyenler çok da büyük hatalar yapmıyor olsalar gerek.

    Ne dersiniz?

    YanıtlaSil
  5. Ben bütün bu anlatılanları sanki bir etnisiteye dayandırma gayretleri olarak algılıyorum. Hiç kimse süryaniliğin, Museviliğin ve islamiyetin aynı kaynaklı olduğu İncil, Tevrat ve Zeburun bir aynı kaynaktan geldiğini ve aynı kaynaktan Kur'anın gelebileceğini düşünmek istemediğini anlıyorum. Eğer böyle düşünülmüş olsaydı, bu dinlerin evrensel olduğu birbirlerini tamamlayıcı olduğunu anlarlardı. Ve böylece kullanılan birçok kelimenin aynı olmasını garip karşılamazlardı.
    Sadece doğru düşünmek ve doğruya teslim olmak.

    YanıtlaSil
  6. http://tr.wikipedia.org/wiki/Arap%C3%A7a_ses_i%C5%9Faretleri

    Harf, hareke, ses işareti, kameri harf, şemsi harf, …….. nedir?
    Hareke, işaret midir harf(ler) midir?
    Arapça için sesli harf konusu/nedir/nasıl açıklanabilir?

    Yukarıdaki soruları aydınlığa kavuşturabilir miyiz?

    YanıtlaSil
  7. Kur'an harfleri hakkındaki yorumumu neden yayınlamadınız? Seçme yorum yayınlıyorsanız boşuna yazmayayım.

    YanıtlaSil
  8. Hezayanlardan ibaret bir yazı, Arapça bilgisi olmayanlar yutabilir ama iyi derecede Arapça bilen birisi bu yazının bir çok yerinde güler.Örneğin "[KTB kökü evet Arapçadır, ancak aslen “sivri bir uçla kazımak, çentmek, çizik atmak” anlamındadır" ifadesine epey güldüm, hiç bir Arapça sözlükte ketebe kökü için böyle bir anlam geçmez - ki bunun için kaynak belirtilmeyen bilimsellikten tamamen uzak bir yazı olmuş- tam tersine ketebe Arapçada ulamak, bitiştimek kaynaştırmak demektir,hatta bunun için Araplar meşin kırbanın sırımla dikilen birleşme yerlerine kutbe derlerdi bu dikme işin de ketb derlerdi yazıda da harfler birbirine ulandığı için yazılan şeye kitab denişler bunu ilk dönemlerde mektup anlamında da kullanmışlardır belki de Türkçedeki ulak kelimesinin türetilişi de aynı mantıkladır.Aynı şekilde qarae kökünün anlamı haykırmak denmiş;bu ifadeye haykırarak güldüm.çünkü qarae aslen yığmak toplamak derlemek anlamındadır anlamındadır okuyan kişi ibareleri zihninde toplayarak derlediği için Araplar bu işe qıraet demişler, bilimsel gelişmeler birlikte mantık ilmindeki tümevarımı ise istiqra kelimesiyle karşılamışlardır.Aramicede kitab kelimesinin bulunmasına gelirsek bir defa sami dillerinde ortak kelimelerin bulunması son derece tabiidir ve bu kelimelerin hangi dilden diğerine geçtiğini kestirmek mümkün değil,en kuvvetli ihtimal bu dillerin aynı ortak kökten türeyip eş zamanlı olarak geliştikleridir,Araplar ve Arapça kesin olarak İbranilerden ve Aramlılardan sonradır diyemeyiz.buna kanıtlayacak kesin bir bilimsel veri yok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen ne aşırı sevimli utanmaz yobaz şeysin, Arapça yazılmış bir metin gösterir misin bana, Tanakh'ın Aramice yazılmış Daniel ve Ezra bölümleriyle ya da Targum ile çağdaş olsun? 'Kitap' ortak Sami kökten türemişmiş, olabilirmiş. Peki ya sen Homo Moechaturpis'ten türemişmişsen. Kesin bir bilimsel veri yok.

      Sil
  9. Kuan arap edebitlyatinin zirvesidir. Kafiye ve uyak yapısı müthiştir. Eger alinti olsaydi bu kafiye ve uyak yapısı sorun olurdu. Ve kuran kendisi diyor itiraz ediyorsan benzeri bir sey yaz gorelim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. https://tr.wikipedia.org/wiki/Ger%C3%A7ek_Furkan Böyle bir şey var isten mi?

      Sil
    2. Bi ornek verirmisin anlamli olsun. veremezsen agzina dasla vururum ki bi daha konusama

      Sil
  10. Kuran Cahiliye arap şiirinden alıntılar yapmak koşulu ile esinlenmiştir.Cahiliye dönemi Arap şiirleri ile çok benzerlikler var.MEKKI AYETLER şiir formundayken,MEDENI AYETLER Edebi formdadırlar,Neden acaba?Bazı dönemler de VAHIY KESILMESI neden olmuştur?

    YanıtlaSil
  11. Kuran yazıldığı dönemin arapçası ile kitaplaştırılmıştır.Mekke de konuşulan arapça aramiceden süryaniceden.yunancadan etkilenmiştir.Incil yunancaydı.Dolayısıyla etkilenmesi normaldir.Kurana Allahın yazdırdığı kitap olarak bakmak en büyük yanılgı olur.Allahın vahiy göndermeye ihtiyacı olur mu?Emirlerini gökyüzüne yazar bütün insanlık okurdu.Peygambere ihtiyacı olurmu?Yaratığı kullarının dillerin de gökyüzüne sözlerini yazar bütün kulları okurdu.

    YanıtlaSil
  12. İbrani zihniyeti aramlarında zihniyeti olmuş yok efendim araptan once aram vardı yok efendim ibrani daha eski sizin soyunuz eskiyse biz yerden mi bittik hepimiz ademin torunlarıyız ben kürdüm ve ne dilim nede ırkım kabul görmüyor şu dünyada varsın bütün dünya reddetsin ben özümü bilirim ve süryani insanlar aramice yazılmış barnaba incilini okudunuz mu aramice yazılan tek incil neden diğer inciller latince hz isa aramice konusurdu soruyorum size

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cehalet kötü şey Kevın, cahil cesareti daha da kötü. Kurtulmaya çalış acilen.

      Sil
    2. Muhammed peygamberden alıntı yapmış Sevan hoca:) rahat olun derdi dinle değil.

      Sil