17 Temmuz 2013 Çarşamba

Oruç ruhun gıdası

Arabistan’ı bilmem. Ama 57 senedir bu ülkede Müslümanlarla iyi kötü tanışıyorum, Türkiye’de Ramazan oruç ayı değildir, iftar ayıdır. Sevenler aç kaldıkları yahut nefislerini falan filan ettikleri için sevmezler, akşam oturacakları sofra hatırına severler. Bir de belki sabahın köründeki o rutin-sarsıcı uyanıştan hoşlanırlar, sanırım.

Yani dinin metafizik yahut itikat yönüyle değil, sosyalleşme yönüyle ilgili bir gelenektir. Sofrada aileyle, nineyle, belediye işçisiyle, başka türlü fırsat bulup görüşemediğin insanlarla bir araya gelirsin, ait hissedersin, ortak bir eziyeti çekmiş olmanın lezzetini paylaşırsın. İyi bir şeydir herhalde. Her toplumun böyle ritüelleri var. Her akşam aynı pub’a gitmek, yahut düğünlerde ve cenazelerde bir araya gelmek, ya da tuttuğun takımın maçına gitmek de buna benzer bir duygu olmalı. Toplumlar böyle varoluyor.

Ben huysuz bir adam olduğumdan çok sevmiyorum böyle şeyleri. Rasyonalize de ediyorum pabuç dilimle, bu ülkede kolektivizmin eksiği değil fazlası var, birey olmak/olabilmek daha önemli, boş ver sosyalleşmeye diye mantık kuruyorum. Ama tabii ki işin öbür yanını görebilecek kadar da kafam çalışıyor. Sosyalleşme lazım elbette. İyi bir şey. İnsanlara iyi geliyor.

*
Oruç nefse başkaldırıdır, yok efendim maddiyatı elinin tersiyle itmektir, ruhu arap sabunuyla yıkayıp paklamaktır gibisinden saçma sapan yazılar çıkıyor gazetelerde, onları ciddiye almakta zorlanıyorum. Maksat nefse hakim olmaksa bunun binbir yolu var, yetmiş milyon kişiyle beraber gündüz kendine eziyet edip akşam orjilere dalmak ilk akla gelecek yöntem değil. Nefsini zaptedeceksen her gün et, yahut ne bileyim, Perşembe günleri et, yahut arasıra git inzivaya çekil. Her şeyden önemlisi, ne edeceksen yalnız et ki yaptığının bir anlamı olsun, gerçekten kendinle ve iradenle ve vicdanınla başbaşa kalabilesin.  

Bencil güdülerini yenerek yapacağın her şey bu anlamda ibadettir, hayvani nefsine karşı başkaldırıdır. Keman çalmayı öğrenmek de öyledir (eğer maksadın pavyonda çalıp para kazanmak değilse), Kuzey Kutbunu keşfetmek de öyledir (eğer maksadın şan ü şereften öte bir şeyse), sokak çocuklarına barınak kurmak da öyledir (eğer amacın almak değil gerçekten vermek ise). Yetmiş milyonla beraber yapacağın şeyin ise bu anlamda ibadet olma ihtimali pek düşüktür. Sürüye uymaktan başka bir maksadın var mı diye bir düşün. Sürüye uymak, hayvani nefsin en temel güdülerinden biridir. Sürüye uymayı ibadet sayıyorsan, ne anladım ben öyle nefse başkaldırıdan?

Bir de şöyle düşün. Sabahtan akşama aç kalınca mı daha çok canın yanacak, yoksa oruç tutmayıp eşin dostun, nenenin teyzenin ayıplamasına maruz kalınca mı? Bu hesabı yapıyorsan, ki yapıyorsun, yaptığın şeye ibadet denmez, en adisinden menfaat hesabı denir. Nefsini zaptetmiyorsun: nefsinin kurduğu tuzağa düşüyorsun.

Eğer nefsini yenmek ibadetse, asıl abid kimdir ben size söyleyeyim. Ramazanda gidip Erzurum’un ortasında rakı içendir. Cüretini inancın ve hakikatin ışığı aydınlatır, kalabalıkların cılız kandili değil. İnandığı şey uğruna alemi hiçe sayan, rahatını hiçe sayan, acıyı ve ayıplamayı ve dayağı ve hatta ölümü göze alan odur, ötekiler değil.

Azizler ve ermişler onlardan çıkar. Ötekilerden değil.

59 yorum:

  1. Not duseyim istedim, musluman orucu nefsini yenmek icin degil, Allah emrettigi icin tutar. Aradaki fark incedir ama derin keser..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir şeyin kesildiği yok, muhalefet edince iyi hissediyorsun o kadar.

      Sil
    2. "allahin emrettigini' de muslumana kendini peygamber sanan ve oyle ilan etmis bir insan iddia etmistir. Ayni kisi bu vucuda zarar veren hareketi mantiga vurabilmek icin de nefsi yenmekle alakali oldugunu one surmustur.
      Beni cileden cikartan unsursa, kimilerinin "orucun faydalari" gibi ipe sapa gelmez yorumlarda bulunmalaridir. Oruc insana spirituel anlamda birseyler katiyor olabilir. Ancak fiziksel anlamda bir yikimdir ve fayda falan sagladigi soyle dursun, gayet te gayrisihhi bir harekettir. Bu yuzden kisi orucunu tutarken ipe sapa gelmez fiziksel kazanclarindan bahsetmemelidir. Cunku yanlis ve asilsizdir...

      Sil
    3. bütün bu tantanalara karşılık hakkaniyetli iki cümle. aslında oldukça acımasızca.

      Sil
    4. Müslüman orucu neden tutarmış? Çeşit çeşit nedenlerle tutarlar elbette. Gazetelerde oruç güzellemesi paralayan bazı insanlar "oruç nefse başkaldırıdır" gibi inciler döktürmüşler mi? Döktürmüşler. Bu yazı onlara cevaptır. O kadar.

      Sil
    5. Daffodil'e: Tabi canim orucun nefsi yenmeyle, zekatin paylasmayla falan alakasi yok diyor. Allah yap diyor, biz de yapiyoruz.

      Sevan Nisanyan'a: Bence oruc guzellemesi dozu kacmis bir mantiga burume. Kuran'da orucla ilgili guzel sos bulan buraya yazsin. Bariz ceza.

      Sil
    6. Tahrim 5'te "kendisini Allah'a teslim eden, inanan, gönülden itaat eden, tevbe eden, oruç tutan eşler"den söz edilir. Sayılan özellikler, belli ki 'güzel' özelliklerdir.

      Ahzab 35: "Şüphe yok ki (...) oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar (...) var ya, işte onlar için Allah bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır."

      Kuran standartlarına göre yeterince güzel.

      Sil
  2. orucun kendisinden ziyde tutulurken ve açılırken ki davranışları eleştirmişsiniz.uzak doğu inançlarında da oruç var,eliade dinler tarihinde bahsediyor.oruçluyken arzularım başka oruçlu değilken başka.oruçluyken arzularımı kontrol edebiliyorum.bu bağlamda faydalı görüyorum.ama dinler boyutunda oruca inancım yok açıkçası.insanlık tarihi boyunca oruç birçok din ve kültürde varolmuştur.sanırım merkezide hindistan....

    YanıtlaSil
  3. hocam haklısınız ancak sizin bahsettiğiniz nefis terbiyesi her insanın yapabileceği birşey değildir "elit" bir yöntemdir.

    (islam o da vardır ayrıca http://www.youtube.com/watch?v=PghCPIHlIe0)

    oruç tüm müslümanların yapabileceği kadar kolay bir ibadettir. her mümin az bir zahmetle iştirak edebilir. Nefis terbiyesi ise bir ömür sürer. öyle kolay bir iş değildir.

    yazdıklarınızı az çok takip ediyorum
    ancak kendinizi ateist olarak tanımlamanıza rağmen müslümanlara her fırsatta eleştiri yöneltirken, hristiyan/ermeni dostlarınıza hiç sesinizin çıkmamasna hayret ediyorum

    neden hep müslümanları kıracak üzecek açıklamalar yaparken, ermeni dostlarınıza karşı sivri diliniz köreliyor.
    minik toplumunuzun gözünden düşmemek için değildir inşallah...
    yada annnenizi, mahalleden teyzelerinizi üzmek istemediğiniz için değildir.
    çünkü bizimkileri her fırsatta üzüyorsunuz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 57 yıldır çevresini müslümanlar sarmış ya,onları gözlemlemek için daha çok fırsatı olmuş.yoksa ermenilerin inançlarıyla ilgili "tabu yıkan" açıklamalara girişmemesinin sebebi cemaat korkusu filan değil.tanımıyor adamcağız napsınn.

      Sil
    2. ilginç olan başka bir ayrıntı da şu ki. müslümanları çok iyi tanıdığından - gözlemlediğinden dem vuran sevan nişanyan aslanlı yolda ilk kez 5 vakit namaz kılan insanı askerde/30lu yaşlarda gördüğünü söylemesi...

      Sil
    3. Son cevabı yazan adsız, okuduğunuzu anladığınızdan emin misiniz? Yoksa bu kadar kör ve sağır insanların yaşadığı bir dünyada yazı yazmak bana haram deyip vazgeçmemi mi sağlamaya çalışıyorsunuz?

      Sil
    4. sizin söylediğiniz mahalledeki teyzeleriniz eğer bu kadar Blog takipçisi ise ayakta alkışlıyorum ve canı gönülden tebrik ediyorum..!
      bizzat kendi yorumlarını hayranlıkla bekliyorum.
      Eminim eğer birgün(söylediğiniz gibi)yazarın minik toplumundaki teyzeler sizin teyzeler kadar Blog okuma meraklısı olurlarsa körelenmiş dil,sivri olur!

      Sil
    5. Ben şunu anladım bu iki eleştiriden demekki sevan iki dinden de iki kesimden de ayrı yaşamış fakat ruhlarını iyi biliyor iki kesiminde.

      Sil
  4. Allah Herkesin gönlüne göre versin

    YanıtlaSil
  5. Herkesin mesih, ermiş, aziz olmasını beklememek gerekir. Aksi halde toplum çürür, kimileri hayvani hayat isteğiyle tutuşurken birileri de feda etsin kendini yeterli bence

    YanıtlaSil
  6. Sürüye uyma arzusu nefisten olduğu gibi farklı olmaya çalışmakta nefisten gelir. Amaç neyi niçin yaptığını bilmekle ilgili ve bu durum kişiye göre farklılık gösterir. Hatta bazıları için en zoru sürüye uymaktır çünkü o zaman kişi bireysel varlığını çok daha zor hisseder. Bana kalırsa kimin hangi konuda zaafı varsa o yönünü ıslah etmeye çalışmalı.

    YanıtlaSil
  7. Toplu ibadet etmek, tek basina ibadetten daha farkli bir tecrube, lezzeti de cok farkli. Sizin islamiyete olan elestirilerinizde puritan bir bakis acisi seziyorum, benim inandigim islam lezzet almayi sorun etmez. Hayir ve ser de Allahtandir der ama ikisinin de hayatta yeri var. Ayrica gercekten nefsini yenmek diye bir hedef yok, biraz training gibi bisey. Rabbin izin verince ye, dur diyince dur ve boylece herseyin asil sahibinin o oldugunu yasa gibi bir tecrube oruc tutanlarinki. Ramazanda gidip Erzurum gibi bir sehirde sokak ortasinda raki icine de dunyanin heryerinde provakotor denir herhalde. Bunun cesaretle bir ilgisi vardir belki ama nefis terbiyesiyle ne ilgisi olabilir. Keske oruc tutmayi bir deneseydiniz, sirf irade sinirlarinizi gormek icin bile guzel. O kadar zor da degil cocuklar bile tutuyor. Hep birlikte acmak da sizing onerdiginiz gibi yanliz acmaktan cok daha lezzetli bir ibadet sekli. Dedigim gibi lezzet almakta hic bir sakinca yok en azindan dinen.

    YanıtlaSil
  8. Sevan Nişanyan'ın nefsinden nefis bir yazı. Nefsin erişebileceği azami entelektüel seviyenin nadide örneklerinden. Bu nefs değil mi Sevan'ı gezi muhabbettinde sıçırtan afedersin loser eden.

    YanıtlaSil
  9. kurban kesmeyi biliyorum ama oruç denen aktivite islamiyete hangi inanışlardan geçmiştir? bunu da yazsan on numara olur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dini bir ritüelin başka bir dinde de olması eleştirilecek bir mevzu değil aksine o dinin diğer dinlerle ne kadar bütünleşen bir yapısı olduğunu gösterir. Bu yüzden dindeki belli ritüeller genelde bir çok dinde var olup farklı şekillerde uygulanır. Bunun da bir çok sebebi vardır...

      Sil
  10. Hocam, haddim değil lakin, söylemeden edemeyeceğim, biraz melamet ve melamiler üzerine okuma yapın. Tasavvuf geleneğini (İslam'ın ezoterik yorumunu) bilmeden, İslam'ın zahirine bakarak eleştiri yapmak size yakışmıyor. Hep akli/duyusal düzeyden (tek katmanlı) bakıyorsunuz meseleye. Siz daha iyi bilirsiniz ki "hakikat" tek katmanlı değildir ve sadece akılla algılanamaz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkürler.duygularımıza ve gerceklere tercuman olmussunuz.

      Sil
    2. Çok katmanlı bakma, yani anlamsız görünen şeylere anlam katma çabası mıdır? Bıkmadınız mı aslında bu, şu manaya gelir demekten. Siz de biraz bilim okusanız?

      Sil
    3. Hakikat milföy hamuru gibidir, katların herbirine erişim bedenin ayrı bir bölümünü ilgilendirir. Ateist yalnızca aklını çalıştırıp üstteki katları kavrar, Müslüman götünü de çalıştırıp derinlere iner.

      Sil
  11. Bu kadar yüzeysel ve çarpıtılmış bir yorumu düşünen biri olarak size yakistiramadim.

    YanıtlaSil
  12. Sevan bey hemen hemen tum yazilarinizi okuyorum harikulade yazilar bazıları inancıma ağır eleştiri olmasına ragmen begeniyorum ama bu saçma sapan bir yazi olmuş zekaniza hakaret etmişsiniz hani isminiz çıkmış ya islam karşıtı şöyle oruç için de bir yazı yazayim yahu kabilinde bir yazı. .. allah affetsin

    YanıtlaSil
  13. Commodore64 satmak, almak ve oyun oynamak da sürüye uymaktır, ancak oruç ya da Commodore64'ten sürüler üzerinden kazanç elde edip edemediğine göre değişen menfaat de bakış açısını şüphesiz değiştirir. Bu iki ayrı yoldan, ama benzer yöntemlerle menfaat elde etmek dışında; fayda sağlamakta kullanmak vardır, kitlesel ve sosyal olan her şeyi.

    Göbek çevresi geniş, sindirimin aksamaması nedeniyle; düşüncelerini geniş ve derin gösterme çabasında olsa da vizyonunu darlıktan öteye taşıyamayan, beyni ve gövdesindeki organlar, midesindeki buharlaşmadan dolayı nefes alamayan bir beden aracının zihin ve ruhundan çıkan kavram ve manalar; oruç tutar olsa da olmasa da oruç ya da perhize dair konuşmak hakkında bir ehliyet vermez.

    Tıpkı, namazı yatıp kalkmak olarak görüp, secdede yeterince kalmayanların beynine gerekli kan gitmediğinde namazını kirli işlerine alet ettikleri gibi. Ki bedavadan beyne kan gönderme nizamı namaza, yüz çevirip beyin hücrelerini öldürerek beyne kan gönderme yöntemi olan üzerine para ödenen alkole methiyeler düzmek gibi.

    İslam şu an yeryüzünde yaşanır olmasa da, metni olan Kur'an İslam'ın bireysel bir zühtten öte common, komünal yani kitlesel bir siyaset olduğunu izah eder.

    Marx eksik söylemiştir, din değil, borçtur halkın afyonu olan, borç da; adaletsizce toplanan vergidir.

    bkz. dünya, deyn, düyun, diyn

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tüm dilbilgisi hataların bir yana, noktalı virgül ve virgül kullanma ehliyetini nereden aldın paşam? Bir daha yakalarsam 6 ay el koyacağım.

      Sevan Nişanyan hangi ara St. Nişanyan olduğunu öne sürdü ki Commodore64 satmış ve sürüden menfaat sağlamış olması duruşunu bozsun. Kaldı ki getirdiği eleştiriden büsbütün ayrı ele alınması gereken bir tutarsızlık doğururdu çok çok öbür türlüsü. Türkiye'de uygulanan oruç tutma biçimini güden ve/ya onlar tarafından yeniden güdülen belli politikalar ile basında şu günlerde de sıkça tekrarlanan oruçla ilgili bazı yaygın kanılar arasında bulunduğunu söylediği bir çelişki odağında kurduğu eleştiriyi zerrece ilgilendirmezdi.

      Yetersiz kan, secdeye devam.

      Sil
    2. kansız beyin secde eder görünse de, göbekli gövde oruç tutsa da bilmezler ve kişi deneyimlemediği üzerine yazamaz; karpuz yeşil, ceviz de sert kabuğundan ibarettir bu görüşle halbuki aslı öyle değildir.

      Nişanyan Kıyamet Partisi satıp, hac turizmi yapmadı mı ?,

      St. Nişanyan olduğunu iddia edemez elbet, çünkü geçimini sağladığı din dinsizlik dini. Ve herkesin bir dini vardır, sözde bir dini olmayabilir kişinin; ancak geçimini nelerle sağladığıdır dini aslında.

      Anlattım kendisine bu yolla İslam'a zararın değil faydan dokunur diye, ve gerçekten zarar vermek istiyorsan gir bir cemaate ya da kur İslami bir cemaat dedim. Ha faydan olsun istiyorsan, ki göstermekten kaçınsa da öyle bir tarafı var, vazgeçebileceklerini göze alamıyor, başta kendi mahallesinin baskısı. Sürü mahallesinden oluşan sıradan baskıyla baş etmek daha kolaydır; aristokrat ve burjuva baskısıyla baş etmekten. Okusun biraz İslam'ı güvenilir kaynaklardan, bir zaman dilimini ayırıp her şeyden herkesten uzak tanınmadığı bir coğrafyada tatsın İslam'ı, muhaliflik mi tanısın Ali'yi.

      Saçma sapan akıldan uzak ifadelerle aktarılmış, hadis ve sünnet adı altında yutturulan kayıtları dayanak alması onu muhalifleri gibi görünse de din bezirganlarından farksız kılıyor.

      İslam'ın temel kırılış vakaları üzerine; akabe, hicret, medine düsturu, sakife, gadirihüm, cemel, sıffın, nahrevan üzerine yazsın bir inceleme.

      Ben nişanyan'ın hazırladığı sözlükten faydalanan biriyim; nokta, virgül, noktalı virgül kullanmanın dilbilgisi olmadığını öğrenmemde hazırladığı sözlüğün büyük katkıları olmuş ve olmaktadır da hala. Ve böylesine bir sözlük yayınlayan şahsın Kur'anı okuyup anlamamasına şaşkınlığım, yaptığı ekmekten yediğim Nişanyanı domuz eti satıyor diye eleştirmekten de uzak duracak değilim. Belki benim de ona bir faydam dokunur ya da bir başkasına.

      Nişanyan bir bilgin, bir entellektüel; aydın değil henüz; fiziksel ve zihinsel olarak maddeden daha fazla arınmaya ihtiyacı var, ruhunun ışıldaması için.

      Son söz; dil gramer, imla kurallarından ibaret değildir, bu kurallar bir düzen verse de dile çoklukla gelişmesi yönünde engel olur. Dil akademilerde ve adliyelerdeki yazılar ve yazışlarla gelişmez.

      Sanat yaratmadan önce yok etmektir gibi bir sözü vardır Picasso 'nun, ve'l galemi ve mâ yesturûn

      Sil
    3. Hayır, Nişanyan "kıyamet partisi satıp hac turizmi yapmadı". Kişiler hakkında toptancı yargılar verirken olgularınızın doğru olduğuna ekstra dikkat ediniz.

      Sil
  14. giriş cok güzel,maalesef yazdıgınız cogu konularda haklılık payınız var,insanların bir kısmı ibadetlerini ifa ederken gösteriş ve riyaya düşüyor maalesef,ülkemizde isteyen oruc tutar yada tutmaz kendi bilecegi bir şeydir.lakin insanların oruc ibadetini yerine getirirken yapmış oldugu eksiklikler kendi eksiklikleridir islam dinin degil.insanların yapmıs oldugu hatalar size islam dinini eleştirme ve hakaret etme hakkı vermez. ''Maksat nefse hakim olmaksa bunun binbir yolu var,...'' şeklindeki cümleniz oruç ibadeditini hafife almak ve alay içeren bir ifade içermektedir.genel manada oruç;sizinde ifade ettiginiz gibi nefsi terbiye etmek ve tüm dünya cografyasında ac ve yardıma muhtac insanların hallerinin anlasılması ve onlara yardıma sevketmektir.bu hatayı bilmeyerek yaptınızsa düzeltmenizi rica ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tekerlekli sandalye bağışı için felç olmak mı gerek?
      sadece insan olmak yetmiyor mu?

      Sil
  15. Konu ile ilgili bir yazı. Okuyunuz. Sevan Bey ile aynı düşüncede olan bir Müslüman yazmış: http://blog.radikal.com.tr/Sayfa/oruc-acin-halinden-anlamak-icinse-aclar-neden-oruc-tutsun-ki-27473

    YanıtlaSil
  16. Son paragraf hariç güzel bir makale, kaleminize sağlık.

    Bugün Ramazanda Erzurumun ortasında Rakı içmek, nefsini yenmek değildir, aksine, ucuz bir provokasyonla yine nefsini tatmindir. Nefsini yenmek bence, o ucuz provokasyon karşısında "la havle" çekip, sabretmektir, öfkesini gemlemektir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Erzurum'un ortasında Rakı içmek"-sanırım-yazarın kastettiği Rakı keyfi değil de Toplumun alışkanlıkla yarattığı geleneğe karşı,mücadele cesareti dir.
      "Erzurum'un ortasında Rakı içmek"bana 'Hallâc-ı Mansûr'u انا الحقّ‎‎, En el-Hakk demesi ve Abbâsîler İslam Devleti'nin onsekizinci halifesi Ebû’l-Fadıl "el-Muktedir bi’l-Lâh"ın Hallâc-ı Mansûr'a verdiği ölüm fermanı' hatırlatiyor..
      (Ebû’l-Fadıl oniki yaşinda halife olmuş ve Hallâc-ı Mansûr’un katlîni hilâfetin ondördüncü yılında yani yirmi altı yaşındayken gerçekleştirmiş)
      ve Henrik İbsen'in yazdığı Bir Halk Düşmanı Dr. Thomas Stockmann'ı
      (halk yararına işler yapmaya çalışarak iktidarı rahatsız eden baş oyun kişisi herkesin hışmına uğrar ve halkın yanında olmasına rağmen halk düşmanı yaftası kendisine yapıştırılır.)

      Sil
  17. Adsiz arkadasin soylediklerine bir ermeni olarak katiliyorum. Bir ateist tum dinleri elestirmeli. Ama Sevan hocanin ermeni ve hristiyan geleneklerini masaya yatirmamasinin sebebi zaten can cekismekte olan bir kulturu daha fazla yipratmamak olabilir. Eminim yuz sene once yasasaydi ermeni kulturunu elestirirdi. Sokollu bir laf etmisti bir yenilgiden sonra yanilmiyorsam, siz bizim sadece sakalimizi kestiniz diye. 1915de ermenilerin tum uzuvlari kesilmistir ve zaten can cekismektedir...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Hagop, Soylediklerinize katiliyorum. Ayrica ermeniler ve diger azinliklarin mahalle baskisi kurmalari veya baskalarini kendilerine benzemeleri yonunde bir baski kurmalari sozkonusu degil.

      Sil
  18. bence gerekli cevabi ilk yorumcu Daffodil-11 vermis bile. Sevan simdi otursun da "buna nasil bir cevap yazayim" diye dusunsun.

    YanıtlaSil
  19. Müslümanları gerçekten keskin biçimde tanıdığınızı ve tanıyabileceğinizi düşünmüyorum. Eyvallah, İslam'la ilgili tarihi analizleriniz, beşeriyet sorgulamalarınız güzel. Ancak MÜSLÜMANLAR'ın bu dini yaşayışı noktasındaki insani tespitleriniz hatalı. Belki de bu dini hiç yaşamadığınızdan, yahut yaşayan akrabanızın olmamasından olabilir. Öyle uzaktan bakmakla olmuyor bu işler.

    Müslümanların hatırı sayılır bir kısmının Allah rızası ve nefsi terbiye etmek için oruç tuttuğunu düşünüyorum. "Yılın diğer vakitlerinde de yapın" gibi bir argümana samimi bir şekilde "elimizden gelse yaparız" cevabı verilir. Ayrıca insanlar bu konularda çok felsefi analizlere de girmiyorlar. Yüzeysel de olsa amaçları bu.

    İslam'ı böyle "ama böyle nefis terbiyesi de çok saçma" gibi düşüncelerle geriletmeniz çok zor. Çünkü düşünceniz bir kere kişiden kişiye değişecek bir düşünce. İkincisi imanı düşünceyle yenemeyeceğiniz de ortada. O açıdan insanların İslam'a imanları ancak İslam'ın köklerine inerek, ortaya çıkış hikayesi anlatılarak değiştirilebilir diye düşünüyorum. Yoksa siz ne kadar konuşursanız konuşun boşa, kişiden kişiye değişebilecek bu düşüncelerinize iman varken pek itibar edileceğini zannetmem.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevan Nişanyan'ın düşünceleri Türkçe bilen ve okuduğunu anlama yetisi bulunan insanlar arasında kişiden kişiye değişmez; değişen kişilerin o düşünce üzerine getirdikleri yargılardır.

      Nişanyan'ın, her şeyi geçtim, birbirine iyi bir argümantasyonun gerektirdiği biçimde bağlanan düşünceleri öznel ve göreceli diye yadsınacak, ne idüğü belirsiz olduğu için nesnel ve mutlak sanılan iman kutsanacak. Ne ala dünya.

      Sil
    2. Hakılberi'nin yazdığında bariz anlatım bozukluğu var, anlatmak istediği de buna rağmen açık. Bence adsız arkadaş da görmüş ama buradan hareket etmek işine gelmiş.

      "Çünkü düşünceniz bir kere kişiden kişiye değişecek bir düşünce." cümlesinde bahsi edilen, kişiden kişiye değişecek olan düşünce Nişanyan'ın düşüncesi değil, Nişanyan'ın konu edindiği düşüncedir. Yani orucun ne sebeple tutulduğu meselesidir.

      Başka bir deyişle, demek istenen şu: "Üzerinde düşündüğünüz alan kişiden kişiye değişen düşüncelerin alanıdır."

      Bunu demekle de imanın değil nesnel ve mutlak sanılması, düpedüz öznel olduğunun kabulü söz konusudur.

      Sil
  20. ayni seyi bir musluman icin de diyebiliriz, curetini hakikatin isigi ve inanci aydinlatir diye. azizler ve ermisler icinse inanclari icin olume giderler diyebiliriz dediginiz gibi. tipki ermenileri hiristiyanliga davet eden, bu yolda bilmedigi diyarlarda iskenceyle katledilen hiristiyan azizler gibi. ama raki icin erzuruma gitmenin hangi hakikat isigiyla alakasi var anlayabilmis degilim. bu ulkede siz de takdir edersiniz ki en fazla ezilenler arasinda muslumanlar, basortulu hanimlar da var. onlara destek verenlerden biri de sizsiniz. ve kendileriyle samimiyetle iletisim kurdugunuzda ekserisinin ayni ictenlikle ayri dunya gorusunuze ragmen ayrim yapmadan iletisim kurdugunu da bilirsiniz Sevan bey. Cihat kafa kesme zorlamalarla alakalari olmadigini da bilirsiniz. Hayatini samimiyetle bu inanc uzerine kuran birisinden de sozlerinize karsi incinme hakkinin olmadigini da soyleyemezsiniz. karsinizda tiyatro oyuncusu yok, verilen tepki de normal. Erdoganla yakin cevresiyle yobaz cihatcisiyla dayatmaci iktidariyla mucadele ederken yaptiginiz usulu hice sayan elestiriler insanlarin kafasinda ampulu yakmiyor maalesef. saygilarimla.. baris kaplankiran

    YanıtlaSil
  21. Kafa açıcı bir yazı

    ORUC'A DAİR FELSEFİ MÜLAHAZALAR

    http://ducanecundioglusimurggrubu.blogspot.com/2013/07/oruca-dair-felsefi-mulahazalar.html

    YanıtlaSil
  22. `Şu ateist arkadaşların, kendilerinden başka herkesi salak saymalarına bayılıyorum.`
    m.nedim hazar ‏

    YanıtlaSil
  23. Tamam arkadaşlar daha vurmayın adam öldü.

    "Oruç nefs terbiyesiyle ilgili değildir" dedik ve yazıyı temelinden bombaladık. Tamam mı? Mutlu muyuz? Hadi dağılalım artık.

    YanıtlaSil
  24. Teolojinin kavramlarını, İslâmî terminolojiyi bilmeyen biri ancak: 'Eğer nefsini yenmek ibadetse, asıl abid kimdir ben size söyleyeyim. Ramazanda gidip Erzurum’un ortasında rakı içendir.' diyebilir.

    Hukuk bilmeyen, temel bir mantık eğitimi filan dahi almamış bir adam ancak bu sözü söyleyebilir. 'Nefsi yenmek' ibaresi üzerine tonla lakırdı yapan adam, Ramazanda Erzurum'un ortasında rakı içmeyi ibadet sayıp, bunu asıl abidlik olarak görüyorsan; TAPTIĞI İLAH Allah değildir. Evet, İBADET OLMAYAN hiçbir fiil yoktur, Erzurum'un ortasında Ramazanda rakı içmek de bir ibadettir, ilahi hukuk bunu söyler. Ama KİME ibadettir? Yaptığın ve ihmalî olarak yapmadığın HER ŞEYDEN sorulacaksın,sorguya çekileceksin. KUR'ÂN'IN işaret ettiği, tokat gibi yüzünüze vurduğu hakikat de budur zaten: LA İLAHE İLLELLAH demek, SADECE ALLAH'A İBADET EDİYORUM/edeceğim demektir. Yoksa, AKLINI İLAH EDİNİP DE, Erzurum'un ortasında Ramazazanda rakı içinde Allah'a değil; KENDİNE İBADET EDİP, kafirin teki olursun. Evet, abidsin Sevan; AMA AKLININ KÖLESİSİN, BENLİĞİNİN KÖLESİSİN. Zihnî bir çaba gösterip de birşeyleri anlamaya çalışıp, her şeyi bok eden böyle beyinler gördükçe; onların, İMANIN fideist yorumunun sebeplerinde ve bütüncel bakışın temellendirilmesinde PATOLOJİK sorunları olduklarını görüyorum. Allah hidayet versin. Nişanyan, varoluşunu böyle heder ettikçe, SIRF İNSANA verdiğim değer yüzünden, kalbim garip hâllere giriyor.
    Vallahu a'lem.

    YanıtlaSil
  25. En kolay yol kendini toplumun rengine boyatmak!
    Bu boyayla artık kendini isbat etmek zorunda değilsin..
    Kabul edilmişsin,yanlış olsan bile bakışlar seni yargılamıyor!
    Ama Ramazan ayında,otobüste eline aldığın kitabın kapağında Sevan Nişanyan yazılmışsa(kendi renginde bir damla bile olsan)seni düşman görürler o denizlenmiş boyalar..
    yerini yaşlılara versen de teşekkürü hak etmezsin,
    çünkü sen Erzurum’un ortasında rakı içenlerdensin..
    Ve kimse temiz nefsimizin yaratığı bu korkunç kokuya nasil tahammül ediyorsun diye sormaz ve sen de النظافة من الإيمانya da بُني الإسلام علي النظافة diyemezsin!

    YanıtlaSil
  26. 'Ulkede kolektivizmin eksigi degil fazlasi var' cumlesi benim icin yazinin en onemli cumlesi, yoksa dindarlarla bos tartismalar hic gereksiz.Bunun bizde ciddi bir sorun oldugunu dusunuyorum.Turk insani hep suru psikolojisiyle yasiyor diyorum, onun icin de vasattan ote cikamiyor.Erkeklerde daha da fazla bu;kahveleri kabeleri aslinda.Kadinlarin da konu-komsusu.Suru psikolojisi bi cesit panik psikolojisidir aslinda, hayatta kalmaya yoneliktir, gelismeye degil.Aklin lazim olmadigi, uykuya yattigi.Sanirim Nisanyan beni anlamistir.

    YanıtlaSil
  27. hocam ben de bu yazınızın verdiği motivasyonla izmir alsancak'ta göstere göstere yanlış cumhuriyet kitabını okumaya karar verdim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İzmir Alsancak'ta göstere göstere hangi kitabı okursanız okuyun, kimsenin umurunda olacağını, dönüp de bakacağını sanmıyorum. Kitap okuyor diye takdir edilirsiniz en fazla. Deneyin, farklı bir sonuç alırsanız paylaşın.

      Sil
  28. Erzurumdan selam şu an erzurumdayım vede şunu söyleyeyim sıcakla beraber oruçta kırılmalar var şu an yaz ayı vede oruçsuz kesim dediğimiz bütün öğrenci tayfası gitmiş durumda,keza dışarıdan olan memur öğretmen vb.leride öyle tatildeler.Fakat Erzurumda artık yavaş yavaş sosyal yaşamdada kırılmalar yaşanıyor.Ülkücüler %85 artık ellerini çektiler sayılır oruç tutun baskısından,Fakat bireylerin ve direk büyük kitleler üzerinde etkisi olmasada esnaf üzerinde büyük baskısı olan Nur tarikatı % 100 baskı ile çalışmakta ve bu baskıcı muhafazakar havayı var güçleri ile devam ettirmeye gayret ediyorlar.Ama devir olmuş 21.yy internet çağıda cabası Erzurumda Palandöken semtinde yani en büyük merkez ilçesindeki Erzurum alışveriş merkezinde ilk açıldığından beri yani 2.5 yıldır cafeler lokantalar dönerciler ve sigara ile çay içme terası açık ve bu teras direk yola bakıyor ve otuç tutmayanlar hep ordan halka direk gözüküyor.Ayrıca üniversitedeki araştırmanın altındaki beyaz saray lokantası ve bahçesi açık 24 saat birde hemşire meslek okulu kantini ve bomba haber de şu campüs cafe üniversite fakültelerinin kantini yani açık meydanda bir özel işletme dışarda masa ve sandalyelerde yemek ve içecek eğlenceli olarak devam ediyor.Gerçek ise şu artık Erzurumun öz yerlisi neydisen şivesi ile konuşan gençliği orucu bırakmış duruyor her yerde oruç basıyorlar 15 le 45 yaş arası özellikle,buyrun burdan yakın.mahallebaşındaki alevi nüfus zaten kendi kahvelerinde açık açık oturuyor.sütevler ve gavurboğandaki alevi ve mühtedi ermeni nüfusda zaten yiyorlar (ey edirler tabi).Erzurumda ne kadar oruç basılırsa diğer şeylerede o kadar özgürlük geliyor.

    YanıtlaSil
  29. Aziz Nişanyan abi, yazını yine bir çok cümlenin ardından 'helal olsun' diye diye okudum. bu vakte kadar kafamı çok kereler aydınlattın, ne kadar teşekkür etsem az. ama şimdi ben eger gaz yemeyene kız vermiyolar diye Gezi parkı eylemlerine katılmışsam kötü birşey mi yapmışım yani? Hele ki senin verdiğin örneğe ayrıca kırıldım, pavyonda çalmak için keman öğrenmenin nesi var?
    yanlışsam yanlışsın de, yazından şöyle bir fikir çıkıyor: sürüye uyan ayrıdır, kendi nefsiyle hareket eden ayrı. ermişler ikinciden çıkar. sürüye uyandan pek bir şey çıkmaz gibi.
    neyse sorum şu, bu ikisi birbirine zıt mıdır? illa ya biri ya öteki mi olacaz? birinden öbürüne geçsek bazen nefsimize bazen de sürüye uysak olmaz mı?
    şimdi bana da kendi bildiğin inandığın şeyler için diretmek savaşmak çok afili geliyor.eyvallah diyorum. ama arada sürüye uyduğum vakitlerde de kendimi çok rahat hissediyorum. bu ikiyüzlülük filan da değil. yani gerçekten bunu samimiyetle, inandığım ve hissettiğim için söylüyorum. ne yardan ne serden geçerim.bize bir güzellik yap, gel şunun bir ara yolunu bulalım.

    YanıtlaSil
  30. Sorun şudur ki: Bazı inanmayan insanların, kendilerinden farklı olan yaşamlara dair konuşurken, hassasiyetleri gözetmeden yaptıkları tanımlamalar, inancı, kutsal değerleri, ibadetleri küçümseyici bir anlayışla sorgulama.

    bu tip bir sorgulama, sağlıklı zeminde tartışmayı, fikir alışverişinde bulunmayı baştan ıskalar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevan Nişanyan,
      Yazdıklarınız içerisinde haklılık payı olan şeyler tabi ki var. Ancak sizi tanımamakla birlikte Ermeni olduğunuzu düşündüğümden dolayı çok rahat atıp tutmuşsunuz demekten de edemiyorum kendimi.Evet elhamdülllah Müslümanım ve Allah emrettiğ üzere de oruç tutuyorum.İftar olayı olsa da olmasa da oruç böyle bir şey. İmsaktan iftara kadar yeme -içme ve diğer şeylerden uzak kalıyoruz.Ramazanı yaşayan birisi olarak Bayramı da hakettiğimi düşünüyorum. Yapılan ve yaşananları dinin ya da senin değil, bizim dinimizin bir ritüeli olarak da kabul edebilirsin.Olsun ritüel olsunlar, benim dinim . Yeryüzünde bir sürü dinler var, Budistlik ve Hinduizm onlar da oldukça kalabalık bir dinin temsilcileri. Ganjda yapılan tapınmaları, seremonileri gördüm çamur atmam mı lazım. bu da Müslüman Ramazanı. İster beğen ister beğenme.

      Sil
  31. Daha bugün yalnız başına iftar yapmak sıkıcı geldiği için orucu bırakmıştım, tek başına ramazan moduna girilmiyor diye soğumaya başlamıştım kiii yazınızı okudum kendime geldim yalnız da olsam oruca devam :)hihi

    YanıtlaSil
  32. süper bilgiler bunlar tebrik edrim hepinizi

    YanıtlaSil