9 Temmuz 2017 Pazar

Stalin, Zeki Velidi Togan

Mayıs 2016’da Menemen Cezaevinden yazılmış bir mektuptan.

Hitler bitti, 900 sayfalık bir Stalin biyografisi okudum [Robert Conquest, Stalin: The Early Years]. Kırk yılda okuduğum dördüncü Stalin biyografisi yanılmıyorsam, ama en iyisi buydu. İlk kez adamı gerçekten anladığım hissine kapıldım. Hitler’in aksine psikopat değil, kişilik ve kültür bakımından bize yakın biri. Kahvehanede rastlasan tanıdık geleceğinden eminim. (Ermenice iyi bilirmiş. Babası Ermeni ustanın yanında kunduracılık yapmış. En yakın yoldaşlarından birkaçı – Spandaryan, Şahumyan, Mikoyan – Ermeni.) Zalim bir devlet gücüne karşı mücadelenin yöntemlerini yaşayarak öğrenmiş. Sonra otoritenin tamamen çöktüğü bir anarşi ortamında, içgüdüsel bir ustalıkla, hayatta kalmanın ve iktidarını pekiştirmenin tekniklerini mükemmelleştirmiş.

En ilginç unsur Gürcülüğü. Gençliğinde okuldaki Rus baskısına karşı Gürcü milliyetçiliği ile başlamış. Otuz yaşına kadar sadece Gürcüce yazmış. Sonra Gürcü ayrılıkçılığının şahlandığı bir dönemde bir tercih yapmak zorunda kalmış. Söke Cezaevindeyken Zeki Velidi Togan’ın Hatıralarını okumuştum, orada da bu hadise beni çarpmıştı. Rus emperyal kimliği ilginç ve çok etkileyici bir mahluk, ne Anglo-Amerikan, ne Türk-İslam emperyalizmine benziyor. Zeki Velidof bir yandan Başkırt milliyetçisi, Türk-İslam hareketi lideri, bir yandan da ciddi ve derin bir düzlemde Rus kültürüne ve aslına bakarsan Rusya birliği fikrine bağlı. Bir yandan Duma’da özerk Tataristan mücadelesi verirken bir yandan da Petersburg Bilimler Akademisine bilimsel makaleler sunuyor, opera sanatçısı F. Şalyapin’le arkadaşlığıyla övünüyor. 1917 olaylarında Sosyal-Devrimci ve bazı Bolşevik liderlerin yakın dostu ve müttefiki. Stalin de öyle: Asla Rus değil, ama Rus emperyal idea’sına aşkla bağlı. Bu tuhaf ikiliği anlamadan 20. yy Rus tarihini anlamak zor.

(Velidof biliyorsun sonradan Türkiye’ye geldi. İstanbul Üniversitesi Türkoloji kürsüsünün kurucusu ve otuz sene boyunca belirleyici otoritesi oldu. Atatürk’le çatıştı. Alpaslan Türkeş’in ve MHP hareketinin kurucusu değil ama fikir babalarından biri oldu. Ben bu adamı yaramaz biri diye bilirdim. Anılarını etkileyici buldum. Ciddi bir entelektüel, orijinal ve karmaşık bir kişilik, sosyalist, devrimci, kozmopolit. Türk standartlarının çok dışında biriymiş.)



6 yorum:

  1. Sevan bey bilgilendirici bir yazı olmuş ama yazının benim açımdan esas yerine de açıklama getirirseniz sevinirim.
    Rus emperyal kimliği hangi açıdan Anglo-Amerikan ve Türk-İslam emperyal kimliğinden ayrılıyor?

    YanıtlaSil
  2. Halka seslenmediği zamanlar, Rusça'yı, Gürcü aksanıyla konuşuyormuş zaten. Yanlız Holomodor katliamı gibi olaylar var ve Türkiye'deki Komünistler bunun Batı'nın ve Kapitalistlerin propagandası olduğunu iddia ediyorlar. Fakat tarihsel, nesilden aktarılan hafıza da var. Yurtta kalırken de, Ukraynalı öğrenciler Rus öğrencilerle pek sıcak değillerdi.

    YanıtlaSil
  3. Bizdeki Şemseddin Sami de biraz öyle değil midir? Hem Arnavut milliyetçisi hem Türk milliyetçisi...

    Robert Conquest'in eserini okumadım fakat meşhur İngiliz-Yahudi tarihçi Simon Sebag-Montefiore'nin Stalin: The Court of the Red Tsar ve Young Stalin kitaplarını okumuştum. İlki, 2004 British Book Awards'ta History Book of the Year ödülünü almıştı, Britanya ve K. Amerika'da bayağı sükse yapmıştı. Young Stalin de bilhassa gayet iyi yazılmış bir kitaptı, arşiv materyallerinden çokça istifade edilmiş. 2011/12'de Türkçeye de tercüme edildi bu kitaplar. Bunlardan başka, Türkiye'de son on senede yazar Nazlı Eray'ın bir Stalin kitabı var, Stalin ve Yagoda ilişkisini ele almış. Ben okuyamadım ama güzelmiş diyorlar.

    YanıtlaSil
  4. Stalin için "Gürcü" demek bana pek doğru gelmiyor
    her ne kadar pek hoşlanmasak da kızı Svetlana Iosifovna kaleme aldığı anılarında "O'nun kadar Rus olan her şeyi seveni görmedim" sözleriyle Stalin'in "tamamen Ruslaştığı"nı da ifade ediyor
    Stalin'in zafer şerefine 24 Mayıs 1945'te Kremlin'de Kızıl Ordu birlik komutanlarının onuruna verdiği kabul esnasındaki konuşması da bu iddiayı destekliyor
    "Yoldaşlar,kadeh kaldırmadan önce son birkaç söz daha söylememe izin verin.
    Kadehimi Sovyet halkımızın ve öncelikle de Rus halkının şerefine kaldırmak istiyorum.
    Öncelikle Rus halkının sağlığına içiyorum,çünkü o,Sovyetler Birliği'ne dâhil olan uluslar arasında en mükemmelidir.
    Öncelikle Rus halkının sağlığına kadeh kaldırıyorum,çünkü o,bu savaşta,ülkemizin tüm halkları arasında,Sovyetler Birliği'nin önde gelen gücü olarak genel takdiri hak etmiştir.
    Rus halkının sağlığına kadeh kaldırmamın nedeni,onun yalnızca önde gelen halk olması değildir,bilakis duru bir anlayışa,sağlam bir karaktere ve sabıra da sahip olmasıdır.
    Hükümetimiz az hata yapmadı,1941-1942 yıllarında,ordumuz başka çare olmadığı için gerilerken ve Ukrayna,Belarus,Moldova,Leningrad bölgesi,Baltık ülkeleri ve Kareli-Fin Cumhuriyeti'nin,bizim için sevgili ve değerli köy ve kentlerini terkederken,ümitsiz bir durumun anlarını yaşadık.Başka bir halk hükümetine şöyle diyebilirdi:'Beklentilerimizi yerine getirmediniz,çekip gidin,Almanya'yla barış imzalayıp,bize dinginlik garantileyecek olan başka bir hükümeti göreve getireceğiz.' Fakat Rus halkı böyle davranmadı,çünkü hükümetlerinin politikasının doğru olduğuna inanıyorlardı ve Almanya'nın yenilgiye uğratılmasını sağlamak için özveride bulundular.Ve Rus halkının Sovyet hükümetine olan bu güveni,insanlığın düşmanı üzerinde,faşizm üzerinde tarihi zaferi garantileyen belirleyici faktör oldu.
    Bu güven için Rus halkına teşekkürler!
    Rus halkının şerefine!.."*Iosif Vissarionovich Stalin,24 Mayıs 1945;Iosif V. Stalin'in,Sovyetler Birliği'nin Büyük Anavatan Savaşı Üzerine'sinden,Berlin,Dietz Verlag,1951,s.226-227;Iosif V. Stalin,Eserler,(çev.) Saliha N. Kaya,1. bs.,İstanbul,İnter Yayınları,1994,cilt 16.
    http://www.st-cyprus.co.uk/stalin/Stalin-Eserler-Cilt-16-Mayis_1945-Aralik%201952.pdf
    ***
    aynı kabulde toplu fotoğraf çekimi esnasında komutanlardan birinin sorusunu yanıtlarken "Gürcü değilim.Gürcü kökenli Rus'um" dediği de anlatılmaktadır ki bir Rus filminde de bu konuşmaya yer verilmiştir
    saygılar

    YanıtlaSil
  5. nisanyan hocam,
    hapisten kacmissiniz. ziyadesiyle sevindim.
    sizlere gecmis olsun, bizlere hayirli olsun.
    selamlar, sevgiler.

    YanıtlaSil
  6. 1930larda ortaya atılan ve İskitlerin ilk Türk kavmi olduğunu kabul eden Türk tarih tezi ve anlatımının aksine, bütün dünya İskitker'i İrani olarak biliyor, en başta lisanları & ırki-etnik özellikleri de bunu teyid ediyor. Zannedersem bu da Güneş Dil Teorisi ve Sümerler, Etrüskler Türktü gibi uydurmasyon. Halbuki Togan o zaman da İskitlerin Türk olduğu iddiasını reddetmiş.

    YanıtlaSil