Wednesday, November 20, 2019

Görgü mörgü

Kültür, egemen sınıfların egemenlikleri etrafına ördükleri kozadır. Olağanüstü karmaşık, öğrenmesi son derece zor davranış kodlarından oluşur. O kültür içinde yetişmeyenler – yani egemenlerin evlatları ve küçük yaşta koruma altına aldıkları haricindekiler – o kodları kolay kolay öğrenemez ve taklit edemez.
Kültür, yani görgü. Mesela Bourgogne şarabı ne zaman içilir? Gri takım elbise altına hangi renk çorap giyilir? Büyükelçiye ve konta hangi unvanla hitap edilir? Hangi filozofları duymuş olmak, hangilerini duymamış olmak gerekir? Neden Beethoven 7 Beethoven 4'e tercih edilmelidir? Neden falana haiz değil filanı haiz demek gerekir? Neden virgülden önce boşluk brakılmaz? Vs.
Kültürün temel işlevi kültürsüzleri egemenlik kalelerinin dışında tutmaktır. Kültürsüz olanı en ufak davranış nüansından derhal tanır ve kapıyı tutarsın: Hop kardeşim, damsız girilmez! Pöh, ayak takımı!
Kültür iyi bir şeydir. Öbür türlü manasız bir kör döğüşünden ibaret olan insan hayatına bir anlam – veya anlamımsı – katar. Evlatlarına bırakacak değerli bir şeyin olduğuna kendini inandırıp avunursun. Yalancı dünya. Kültür yoksa neye yaşayasın?
*
Zaman zaman toplumlar altüst olur. Dışlanmış olanlar bir gedik bulup içeri sızarlar. Eski seçkinlere omuz atıp ikbal ve iktidar mevkilerini ele geçirirler, yağmadan pay alırlar, zenginleşirler. Marksistlerin sözlüğünde “devrim” denilen olaydır.
Yeni zenginler her toplumda ve her çağda görgüsüzdür. Tanım icabı öyledir. Kültür demek eski zengin demek, yahut eski zenginin sofrasında adap görmüş kişi.
Kapıdan zorla girip sofraya oturanın önünde iki seçenek vardır. Bir, eski seçkinlerin kültürünü taklit etmek. Yokuş yukarı bir mücadeledir. Çocukluktan o kültür içinde yetişmemişse, ne kadar uğraşırsa uğraşsın kıvamı tutturamaz, falso verir. Eskilerin istihzasından kurtulamaz. Şekerim, çok banal!
İkinci seçenek, eski kültürü topyekün reddetmektir. Yeterince güçlenmişse ve yoldaşlarının egemenliğinden eminse bu yolu seçecektir: Burgonya şarabı mı, lanet olsun gavur icadına! Kalenin eski sakinleri mırıldanırlar: Vandalizm! Barbarlık! Varsın mırıldansınlar, gerekirse kan dökülür. Tarihte uzun vadede hep barbarlar kazanmıştır.
Kazanır da ne olur? İki kuşak sürmez, egemenlikleri etrafına bir kültür kozası örmeye başlarlar. Dışarıda kalanları hor görmeye alışırlar. “Ay şekerim, ne kadar zarifiz” diyerek kendi kendilerini alkışlamayı öğrenirler. Kendilerince değerli ve sofistike kültür ürünleri üretmeyi başarırlar.
1913-1923’te ülkede idareyi ele geçirenler bile öğrenmedi mi, kültür ürünü üretmeye sıra gelmese de, görgü mörgü?

https://pbs.twimg.com/media/EJpty-1XUAEM2EW?format=jpg&name=small

6 comments:

  1. This comment has been removed by the author.

    ReplyDelete
  2. Bizim vergimizi mideye indirmesinler de görgüsüz olsalar da umurumuzda değil.

    ReplyDelete
  3. "Kültürsüzlük" değil de "Kültür Farklılığı" diyelim. Ortaya çıkan şey Almanca tabiriyle "Kulturkampf" ve bunun getirmiş olduğu Ernest Renan'ın tarifiyle "Millet Olamama" durumu. Mesela adam, sırf Müslüman olduğundan, bilmem kaçbin kilometre ötedeki bambaşka kültürlerin mahsulü olan Afganları, Pakistanlıları, Sudanlıları, Somalilileri kendi milletinden sayıyor, gaflet içinde hiç tedebbür etmeden ülkesine milyonlarcasını doldurmakta beis görmüyor. Diğer yandan kendi komşusunu kendi kültüründen farklı gördüğü için, komple ecnebi addediyor.
    Kadri Gürsel & Yüksel Taşkın'ın şu linkteki "96. yılında Cumhuriyet ve Demokrasi" konuşmasını dinlemenizi tavsiye ederim     https://youtu.be/K5-rIy-NvBo

    Tabii bu problem Ortadoğulu muhacir yığınlarının akın ettiği Avrupa'da da tezahür ediyor. Dünyanın öteki ucundan Batı Avrupa'ya gelip yerleşen farklı insan ırkından Vietnamlılar birinci nesilde entegre, ikinci nesilde asimile oluyorken, Avrupa'nın burnunun dibinden gelen benzer ırktan Faslılar, Cezayirliler, Tunuslular vs... dördüncü nesilde dahi hala gettolaşabiliyorlar.

    《" For many senior writers, liberalism seems be a very 1990s ‘End of History’ phenomenon. Free markets, open borders and Multi-Culturalism. The trouble is that Liberalism is actually about Personal Freedom and application of the Rule of Law, not Managed Communalism. Parties that go back to that and base their policies on it will win big. And they deserve to, because it’s the basis of Liberal Democracy. "》

    ReplyDelete
    Replies
    1. Katılıyorum sayın Derdo; dediğiniz gibi öyle ki ! sırf Müslüman olmadığından, kendi ile aynı kanı,genetiği vede aynı tavır ve kişiliği taşıyan Hırıstiyan komşularını ve milletlerini de dışlıyor.

      Delete
  4. Elindeki nitelikli arşiv ve yeni bilim dini ile Batı ne yapıyor, topyekün istilaya karşı ufak ufak bal çalıyor barbarların ağzına. Dışarda kalan barbarlarla, içerdeki barbarlar ve bir kısım yerli vatandaş uğraşsın!

    ReplyDelete
  5. Yazılm dünyasının milyar dolarlık yeni burjuvalarına bir bakalım. Gates, Zuckerberg vs.. bunların hiç biri babadan zengin değildir. Bunların "gri takım elbisenin altına hangi renk çorap giyilir" gibisinden eski burjuva kültüre ait incelikleri pek taktıklarını sanıyorum. Örneğin Zuckerberg elbise dolabı fotosunu paylaştı. Bir çok aynı renk basic model tişört. Belki uzay doğu kökenli eşinden "yalın güzeldir" gibisinden bir feyz almıştır. Belki "bugün ne giysem" diye bir konuta zaman harcamak, kafa yormak istemiyordur. Yazılımcı ve teknik adam, zaten genellikle han o eski "örtünmek için değil, giyinmek için" diyen kumaş reklamının tersine, örtünmek için giyinen insanlardır. Diğer yazılım ve mühendislikten gelen tekno şirket ceo'larına bakıldığında da benzer şeyler söylemek mümkün sanıyorum.

    ReplyDelete