25 Aralık 2016 Pazar

İlahi deve, ilahi düve



Allah teorisinin çöktüğü noktalardan biridir Salih Peygamber öyküsü. Allah’ın dişi devesini kesip yedikleri için Semud kavmi kahredilmiş (A’raf 13-19, Hud 63-68 vb.). Oysa Musa efsanesinde Yahudiler Allah’ın buzağısına ─ ya da danasına─ taptığı için lanetlenir (Bakara 92; A’raf 148-153 vb.). Hangisi doğru?

Can alıcı soru şu: Tanrı maddi alemde tezahür eder mi? Soyut ve sonsuz olduğu iddia edilen bir varlık bazı somut kişi veya nesnelerde – mesela oğlu, ikonu, devesi, evi, tapınağı, elçisi – yoğunlaşmış mıdır? Cevap evet ise zuhurata – puta – saygı göstermek gerekir. Hayır ise, tanrı hakkında hiçbir şey bilinemez; maddi alemle hiçbir bağı yoktur.

Dolayısıyla gerçek dünyada işlerliği olan her din, ister istemez putperest olmak zorundadır. Soyut bir felsefi ya da ahlaki ideal olarak dinin bir işlevi, içeriği yoktur. İçerik vermeye kalksan kaçınılmaz olarak puta, törene, töreye, taassuba, yasa ve cezaya teslim olursun. “Putlara hayır” diye başlayan bir din, bir buçuk milyar kişinin Mekke’deki bir taş parçasına taptığı bir kolektif akıl dışılığa dönüşür.


 25/12’de eklenen:

Baştaki soruyu küçümsemeyiniz lütfen. Hazır şablon sloganlarla geçiştirilecek bir konu değil.
Allahın devesini kestikleri için cezalandırıldılar diyor Kuran. Hem bir kere değil, dört beş defa anlatmış hikâyeyi. Resul’ün sevdiği bir öykü belli ki, koca şehirler Allahın gazabıyla nasıl harabe olmuş diye hatırlatmaktan yorulmuyor. Allahın devesi yerine Allahın sevgili elçisini koyun, ne demek istediği belki daha iyi anlaşılır.

Öte yandan Yahudiler niye lanetlenmişler? Fısk u fücur ettikleri yahut Filistinlilere zulmettikleri için mi? Hayır, Allahın danasını put yapıp ona tapmışlar, o yüzden. Tevrat’ın merkezî mitlerinden biridir. Bakara suresi de yekten bu hikâyeyle girmiş.

Belli ki bir çıkmaz var burada. Geç Antik Çağ felsefesinin favori konusudur. Hıristiyan düşünürlerinin hemen hepsi bu konuyla boğuşmuşlar; onlara cevap yetiştirmeye çalışan paganlar da öyle. Kuran’ın da yanılmıyorsam ana temalarından biridir.

Allahın oğlu olur mu? Allah, bizzat veya insan kılığındaki oğlu vasıtasıyla, çarmıhta acı çekip ölür mü? Haşa, diyor Kuran, Allahın oğlu ve kızı olmaz, şirktir. Peki, Allahın evi ─Beytullah─ olur mu? Elçisi olur mu? Kitabı olur mu? Haşa, diyor ötekiler, küfrdür.

Gayri maddi ve sonsuz olduğu iddia edilen tanrı, somut bir nesne veya kişide cisimleşir mi? Eğer her yerde ise kıblenin anlamı ne? İnsana şah damarından daha yakın ise, mesaj iletmek için elçiye ya da kitaba neden gerek duysun? İkona ya da buzağıya secde edenler sapkın ise, kara taşa secde edenler nedir?

Bu soruların cevabı, korkunçtur. Soyutla soyutlayabildiğin kadar, sonunda keşfedersin ki soyutlanma yolunun sonundaki tanrı Hiç’tir. Meçhuldür. Aklına gelebilecek her sıfattan münezzeh ve müberradır. Hakkında hiçbir şey bilemezsin. Ha varmış, ha yokmuş, fark etmez. Avucundan kaçar gider.

Dolayısı ile putları yıkmakla işe başlayanların, eninde veya sonunda, başka putlar ihdas etmekten başka çaresi yoktur. Eğer ki “tanrı manrı yokmuş, üzgünüm” deyip pes etmeye cesaretleri yoksa.



Gerisi çorap söküğü gibi gelir. Putu diktiğin anda cemaat olursun. Dünyayı Biz ve Onlar diye ikiye bölersin. Kendi cemaatinin esenliği ve kendi putunun onuru, bir de bakarsın, senin için hakikatten ve vicdandan daha önemli olmuş. Putunun saygınlığına dil uzatanın dilini, baş kaldıranın kafasını kesmen gerekmiş. Senin mazlumun aziz, ötekilerinki leş sınıfına geçmiş. “Bizim hırsızımız iyidir” önermesi, düşündükçe, sana mantıklı gelmeye başlamış.

5 yorum:

  1. Bu inançlar medeniyetin ilerlemesinde de rol oynamamış mıdır? Örneğin aşağıda adı geçen yerleşim yerlerinin gelişmesinde nasıl bir payı olduğunu -ki bu çoğunun isimlerinden de bellidir- sayın Nişanyan da çok iyi bilir:
    -Haydi Mekke ve Medine'yi saymayalım- İstanbul'un Eyüp, Nevşehir'in Hacıbektaş ilçeleri, Irak'ta Necef, Kerbela, Samarra, Bağdat'ın Âzamiye ve Kâzımiye semtleri, İran'da Kum, Meşhed, Afganistan'da Mezar-ı Şerif vb. gibi.

    YanıtlaSil
  2. http://www.milligazete.com.tr/papaz_basbakan_ignaz_seipel/mehmed_sevket_eygi/kose_yazisi/32628

    Bu konuda linkteki yazı (üstelik yazanın İslamcı olması düşünüldüğünde) ilginç değil mi?

    YanıtlaSil
  3. Mevlana, " Salih'in devesi, görünürde deveydi " der mesela.

    YanıtlaSil
  4. Konu bütünlüğü yok ama kısaca cevap veriyim.

    -niyet önemli niyet :)

    Bugün de beni inanç noktasında zedeleyemedin SN.
    Oysa başka türlü çok put kırdın. Dine bir bilim gibi bakmak mı acaba senin kusurun?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "eğer allah demirden buzağıya karşı kafanı eğip öyle yoluna devam et, bu sana olan emrimdir." deseydi o buzağıya karşı kafa eğmek gerekirdi. aynı şekilde "o demirden heykeli sakın eritip, bozma!" emri olsaydı yapilacak şey heykelin bakımını düzenli olarak yapmak olurdu.
      burda ise canlı bir devenin öldürülmemesinden bahsediliyor. tapınmak ve allah'tan olduğuna inanılan emre itaat etmek ayrı şeyler.

      sana uygun olan sonuca gidebilmek için bir serçenin sıçrayışını değil, bir kaplanın sıçrayışını yapıyorsun çalışkan adam.

      Sil