5 Aralık 2016 Pazartesi

Mahkemeden

Bizim meşhur dinî değerleri aşağılama davasında gene duruşma vardı, Ekim 2012’den bu yana kaçıncı duruşmadır hatırlamıyorum. Hakim koltuğundaki bayan “sen şöyle, sen böyle” diye konuşmaya başladı. “Siz” diye hitap etmesi için uyardık. Kulak asmadı. Sıkıldım, “bu hitap biçimine cevap vermeyi uygun görmüyorum” dedim, savunma filan yapmadım.
Oysa güzel bir metin hazırlamıştım. Okusaydım bayanın tepkisi ne olurdu merak etmedim değil.
Önemli bir karar vereceksiniz. Bu ülkenin geleceğine dair bir karar vereceksiniz.
Bu ülke, din kisvesi altında terör estiren çapulculara mı teslim olacak, yoksa özgür ve medeni bir ülke olmaya mı çalışacak? Davamızın konusu bu.
İnsanlığın çocukluk çağından kalma birtakım hurafelere mecburen boyun mu eğeceğiz, yoksa insana, dünyaya, ülkeye ve inanca dair her şeyi, aklımızın ve vicdanımızın rehberliğinde korkusuzca konuşabilecek miyiz? Bu sorunun cevabını talep ediyor savcılık makamı sizden.
Umarım vicdanınızın gösterdiği yolda doğru cevabı vermeyi başarırsınız. Umarım, yarın öbür gün bu toplum, vicdanını korkuya ve zorbalığa teslim eden talihsizler kervanında sizin adınıza da yer vermez.
Davanın hukuki yönü hakkında söz söylemeye gerek yok. Hukukla alakası olmayan bir davadır. Siyasete ve dünya görüşüne ilişkin bir davadır.
Mesele hukuk olsa, elbette siz de biliyorsunuz ki TCK 216. madde, dinî değerleri aşağılama suçunu, kamu güvenliğini tehlikeye düşürme şartına bağlar. Oysa bu davada kamu güvenliğine ilişkin ne bir iddia dile getirilmiş, ne bir delil ikame edilmiştir.
Elbette siz de biliyorsunuz ki getirilen iddia, TC hukuku açısından anayasa hükmü statüsünde olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin, inanç özgürlüğünü koruyan 9. maddesiyle alay eder niteliktedir. AİHM içtihatlarına göre bu özgürlüğün neleri kapsadığını, hangi istisnaları tanıdığını, daha önce bir ifademde ayrıntılı olarak belirtmiştim. Sizi o ayrıntılarla yormayacağım.
Davanın özü yeterince nettir.
Zorbalara boyun mu eğeceğiz, yoksa vicdanın ve hakkın sesini mi dinleyeceğiz?

Karar sizin.

8 yorum:

  1. Maalesef, kurt ile suyu bulandiran kuzunun hikayesi ! :-(((

    YanıtlaSil
  2. e sevan bey.
    sizin de 3-4 yıl öncesine kadar
    kadim dostunuz ali nesin ile beraber
    hep hükûmetten yana-
    kemalizme düşman olduğunuzu
    unutmadık, unutmayacağız.
    şimdi zor durumdasınız- yakışmaz bana
    sizi daha fazla eleştirmek.
    ama çoban- koyun ve marul hikâyesi de
    aklıma gelmedi değil.
    tekrar geçmiş olsun.
    saygılarımla

    YanıtlaSil
  3. "İnsanlığın çocukluk çağı" tabiri çok yanlış olmuş; insanlığın karanlık orta çağından kalma kullanılabilirdi...

    YanıtlaSil
  4. "The notion that a radical is one who hates his country is naive and usually idiotic. He is, more likely, one who likes his country more than the rest of us, and is thus more disturbed than the rest of us when he sees it debauched. He is not a bad citizen turning to crime; he is a good citizen driven to despair."
    H.L.Mencken

    "The most dangerous man, to any government, is the man who is able to think things out for himself... Almost inevitably, he comes to the conclusion that the government he lives under is dishonest, insane and intolerable."
    H.L.Mencken

    YanıtlaSil
  5. Beyin hücreleri ve nöronlar birbirine %100 bağlı değil bir tarafa yönelirsen diğer taraf körelmeye başlıyor kişilik değişime uğruyor, beynin çalışma sistemi değişiyor tıpkı ekin tarlasında yürümek gibi farklı yollar açarak beyinde (nöron bağlarında)farklı kişilikler oluşturabilirsin; neticede tc devlet yönetimi aklı ön plana çıkarmaktan yana taraf almış uzunca bir süredir , diğer taraf (imanlılar) fırsat eline geçince maalesef devletin taraflı tutumunu değiştirmek zor ve uzun vadeli olduğundan kolay hedefe, aklı putlaştıran şahısları cezalandırmaya yönelmişler. Bence hakiki imanlılar değil bu bizdekiler.Gayretleri maalesef negatif etki yaparak imansızlığı ahlaksızlığı arttırıyor .

    YanıtlaSil
  6. 25 yıllık avukatım, böyle güzel bir savunma yapamazdım.
    şaka, şaka... aynı minvalde bir savunma yapardım. Ama, tabii, sizin kadar iyi ifade edebilir miydim, bilmiyorum. Daha kuru ve teknik bir dil kullanırdım herhalde..

    Neyse; allah kurtarsın.. tutulduğunuz cezaevine yolum düşerse sizi de mutlaka ziyaret etmek istiyorum, müsaadeniz olursa..

    YanıtlaSil
  7. Yorum var ama sansür de var sanırım :)

    YanıtlaSil