8 Kasım 2018 Perşembe

Oğuz boyları nasıl imal edildi - devam

Geçen günkü yazıya ek.
Anadolu Selçukluları tarihine ilişkin elimizdeki ana kaynak İbn Bibi’nin 1282’de yayınlanmış olan el-Evāmirü’l-ˁAlāiyye fi’l-umūri’l-ˁAlāiyye adlı Farsça eseridir. İbn Bibi’nin aslen Nişapur’lu olan anası Alaaddin Keykubad zamanında Konya’da yıldızbilimci olarak üne kavuşmuştu; oğlunun “Hanım-oğlu” anlamına gelen künyesi bundan kaynaklanır. Eserin eleştirel edisyonu ile Almanca çevirisini W. H. Duda yayımlamış (Kopenhag 1959), 1990’da Mürsel Öztürk ve 2007’de M. Halil Yınanç’ın Türkçe çevirileri basılmıştır.
Osmanlı devrinin Selçuklulara ilişkin temel referans kaynağı olan Yazıcızade’nin Tevārih-i Āl-i Selcuk’undan önceki yazıda söz ettik. Bu eserin büyük kısmını oluşturan Anadolu Selçukluları bölümü, İbn Bibi’nin eserinin küçük bazı eklenti ve süslemelerle 15. yy Türkçesine çevirisinden ibarettir. 1423 yılı civarında yazılmış ve Osmanlı sultanı II. Murat’a ithaf edilmiştir. Latin alfabesine aktarılmış versiyonunu Abdullah Bakır 2008’de Marmara Üniversitesi’nde doktora tezi olarak hazırlamıştır.
Aşağıda sol kolonda İbn Bibi’nin M. Öztürk çevirisinden pasajlar, sağ kolonda Yazıcızade’nin 1423 tarihli Türkçe adaptasyonunu görüyoruz. Tarih anlatısının nasıl imal edildiğini görmek açısından örnekler öğreticidir.  



Fark edemeyenler için not edelim. Kayı, Bayat, Salur ve Bayındır, Türk ve Türkmen alpleri, Oğuz töresi, Kayı, Ertuğrul, Gündüz Alp ve Gök Alp orijinal metinde yoktur. 1423 çevirisine bunlar sistemli ve bilinçli olarak eklenmiştir.
Sanırım sadece bu örnekler dahi yapılan sahtekarlığın boyutlarını göstermek açısından yeterlidir. İşin ilginç tarafı, doktora sahibi A. Bakır – veya Marmara Üniv. Türkiyat Enstitüsünde onu yönlendirenler – tam da bu sahteciliği, Yazıcızade’nin “Türklük tarihi” açısından büyük değerine işaret etmek için kullanmışlardır. İbn Bibi Oğuz boylarından, Türklerden, Türkmenlerden söz etmemiş, buna karşılık Yazıcızade, muhtemelen daha yüksek bir “Türklük şuuruna” sahip olduğu için, bunları eklemek gereğini duymuştur.


21 yorum:

  1. Bunun sebebi ii.murad devri sonlarına kadar osmanlıların halen ilhanli/timur bakiyesine biat etmesi. Uluğ bey devrine kadar bu devam etmiştir.cesitli yazılarınizda 15. Yüzyıl da özellikle doğu da yapılan yer isimleri değişikliği ve yazicizade asikpasazade vs kaynaklar daki kayi boyu fantazyasi bu yüzdendir ama bildiğiniz gibi oğuz denilen bir klan da vardır bu sonradan imal edilmis bir şey değildir. Kurdukları devlet de vardır. Bunlar rus, bizans, arap kaynaklarinda malumunuz oldugu uzere aciktir. Hurmetler

    YanıtlaSil
  2. Bundaki amacta mogol soylu timurilere karsi osmanli nin da han olarak değerli bir nesepten geldiğinin propagandasını yapmaktır

    Timur sonradan türkilesen mogol boyu barlas a mensuptur

    YanıtlaSil
  3. Hocam bir anda bu Türklük sevdası nereden cikmis ola ki. Timur etkisi mi? Karakoyunlular ile ilgili bir mesele mi? Araptan, farstan, kürtten,turkten ve yerli ahaliden oluşmuş karmakarışık kitleyi iktidarın devamı , foucault'a göre düşünürsek iktidarın yeniden üretimi açısından ideolojik bir kılıfa sokma süreci mi başlamış. Bu aynı zamanda bir köksüzluk ifadesinin dışavurumu iddia ettiği şey olmadığının kanika gibi... Hocam şikari metinler de denen karamannameleri etüd ettiniz mi hiç. Bu yazinizda karşılaştırmaya onlarıda alsaydiniz ne iyi olurdu.

    YanıtlaSil
  4. Hocam esterabadi 14.yuzyilda hemen hemen bütün Anadolu halkinin Farsça konuştuğunu yazar ki kastı herhalde çok dillilik. Türkçe icin benzer bir tarihsel ibareye 1100-1400 arasında rastladığıniz bir dönem kaynagi oldu mu?

    YanıtlaSil
  5. Bu makaleyle doğrudan değil ama son haftaların genel temasıyla ilgili El Cezire Türk videosu: Siverekli Müslüman Ermeniler (dönme tabii, Ermeni olduklarını yakın geçmişte "fark etmişler")
    https://www.youtube.com/watch?v=MpoSOGuBQoQ

    YanıtlaSil
  6. İsmail Mardo9 Kasım 2018 03:05

    Adamların herşeyi sahtekarlıkla dolu. Türkleşen halkları Türkçüleştirmek için baş vurmadıklaru sahtekarlık yok.

    YanıtlaSil
  7. Eğer doğruysa Osmanlı’nın çok güçlü ve sinsi bir Türkçülük politikası var imiş. Osmanlıyı Türkçülük konusunda yetersiz gören ulusalcılara ve de Osmanlıyı ümmetçi zanneden islamcılara duyurulur

    YanıtlaSil
  8. Ulusal tarih "imal" edilmez. Ulusun Rabbi olan Devlet tarafından yaratılır.

    Allah:
    "Ben insanları ve cinleri ancak bana kulluk etmeleri için yarattım"

    Ulus Devlet:
    "Ben ulusu ve vatandaşları ancak bana kulluk etmeleri için yarattım"

    İnananlar:
    "Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm ancak âlemlerin Rabbi olan Allah içindir"

    Vatandaşlar:
    "Benim kutsallaştırmam, fetişleştirmem, hayatım ve ölümüm ancak ulusumun Rabbi olan Devlet içindir"

    YanıtlaSil
  9. ne fukosu amk, osmanlı 1400 den bahsediyoruz..

    YanıtlaSil
  10. Güzel bir yazı ancak eksik, örneğin İbn Bibi'nin eserinin "orijinalinde yok" dediğiniz bölümleri eserin orijinalinden göstermeliydiniz, böylece gerçekten de var mı yok mu bizler de bakabilirdik.

    İbn Bibi'nin eserinin aslında "Türk" ya da "Oğuz diye bir şey yoktur, bunlar aslında Rum'dur" falan deniyor mu meselâ, önemli olan orası, yoksa Gündüz Alp adı ya da Oğuz Töresi tâbiri eklense çok bir şey değişmez. Eserin minvali nedir özet olarak? "Selçuklular aslında Rum'dur" gibi bir şey mi diyor eser?

    İkinci mesele, Yazıcızâde'den aktarılan Türkçe eğer gerçekten de 1400'lerin Türkçesiyse (sadeleştirilmediyse) oldukça anlaşılır ve gayet temiz bir Türkçe, asıl şunu sormak gerekir Yazıcızâde neden bu denli duru bir Türkçe kullanmış? Tüm bunlar imâ ettiğiniz "Türkçülük" tasarımının bir parçası mı sizce?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1. "Hakim bey o tabancayı cebime kim koydu bilmiyorum".

      2. İbn Bibi orijinalini internetten bulursanız koyalım.

      3. 14. ve erken 15. yy Türkçesi her zaman gayet duru ve sevimli bir Türkçedir. Yüksek Osmanlı divan dilinin sentezi henüz oluşmamıştır. Y. 1310 ile 1450 aralığında siyasi iradeden kaynaklandığı şüphesiz olan bir kararlılıkla çok miktarda (ve bir kısmı cidden güzel) Türkçe metin üretilmiştir.

      İma ettiğim Türkçülük tasarımı spesifik olarak 1410 Ankara muharebesi ertesinde Osmanlı devletinin kendi şeceresini Türk-Oğuz-Kayı olarak yeniden üretmesi hadisesidir. Siyasi bir propaganda çalışmasıdır.

      Sil
  11. Konuyla pek ilgisi yokmuş gibi gözükebilecek ancak konuyla doğrudan ilgili bir şeyler daha yazmak isterim.

    Örneğin, tarh bugüne aktığı gibi değil de şöyle aksaydı...

    Anadolu'ya göçen atalarımız büyük çoğunluğu ikidilli olan insanlardı, Türkçeyi ve Farsçayı anadil olarak kullanan kişilerdi. Diyelim ki zaman içinde ağırlığı Türkçeye değil de o zamanki andıkları adla Tacikçeye verselerdi (Aşık Paşa vb., bütün o dönemdeki yazıcılar Farsça demez, Tacikçe derler), bu durumda bugün adına Tacikçe ya da özgün adıyla Tacikî denen, İranî bir dil konuşuyor olacaktık ki Ermeniler de zaten bizlere hâlâ Tacik derler.

    Tabii bu kullandığımız dil olan Tacikî, zaman içinde İran'daki Farsçadan da biraz ayrışacaktı, bu durumda şu anda kullandığımız dil Kürtçe, Zazaca ve Farsça ile akraba olacaktı, bu bağlamda da kendimizi Kürt, Zaza ve Farslarla akraba görecektik, tıpkı Azerbaycanlıları gördüğümüz gibi.

    Hatta belki de bu kez de Göktürkleri, Hunları vb. değil, göçebe Hint-Avrupalılar olan İskitleri ve onların yerleşik yaşama geçmiş torunları olan Soğdları atalarımız kabûl edecek, okullarda bunları anlatacaktık. Göktürk metinlerini ata dilimiz gördüğümüz gibi bu kez de okullarda Avesta metinlerinden söz edecek "atalarımızın dili" diyecektik.

    Ancak bence yine pek bir şey değişmeyecekti, yine Kürtler, Zazalar, Ermeniler, "Biz Tacik değiliz, dilimiz de Tacikînin lehçesi değil, ayrı diller" diyeceklerdi. Çünkü bu kez de muhtemelen Kurmancî ve Zazaki için "Tacikînin lehçeleri" denecekti.

    Sayın Nişanyan ve Onur Dinçer gibi düşünenler yine olacak ve şunları diyeceklerdi, "Genetik veriler, haplogruplar vb. gösteriyor ki Anadolu'da yaşamakta olan Tacikler aslında Orta Asya'dan gelen, İskitlerin ve Soğdların torunu olan kişiler değiller, Orta Asya'daki Taciklerle de hiçbir ilgileri yok aslıda, Anadolu'daki Tacikler, aslında Tacikî dilini benimsemiş olan Rumlar"...

    İnanın ki böyle olacaktı yine :) o yüzden ne siz kendinizi yorun ne de biz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Bilig Bétig

      Sayın Nişanyan ve Onur Dinçer gibi düşünenler yine olacak ve şunları diyeceklerdi, "Genetik veriler, haplogruplar vb. gösteriyor ki Anadolu'da yaşamakta olan Tacikler aslında Orta Asya'dan gelen, İskitlerin ve Soğdların torunu olan kişiler değiller, Orta Asya'daki Taciklerle de hiçbir ilgileri yok aslıda, Anadolu'daki Tacikler, aslında Tacikî dilini benimsemiş olan Rumlar"...

      İnanın ki böyle olacaktı yine :) o yüzden ne siz kendinizi yorun ne de biz :)


      Ben ne zaman Anadolu Türklerinde Orta Asya'dan hiç köken yok dedim? Sevan Bey'in de böyle bir şey dediğini hatırlamıyorum. Ama Anadolu Türklerinin kökeninin ağırlıklı olarak Anadolu Rumlarına dayandığı genetik testlerden görülüyor, benim dediğim bu ki bu konuda Alkaevli de benimle hemfikir. Tam yüzdeler tartışılır elbette, Oğuz/Türkmen ve benzeri Türki antik DNA testleri arttıkça bu konu daha fazla netlik kazanacak.

      Sil
  12. Son bir ekleme daha yapayım, bir önceki yazıda Sayın Nişanyan "200 yıldır yazılmayan bir dil olan Türkçe bir anda Anadolu'dan Özbekistan'a vb. yayılan bir dil oldu" minvalinde bir şeyler yazmıştı. Benzeri bir durum Göktürk devrinde de var. Birinci Göktürk devleti zamanında kalma olan Bugut Yazıtları Türkçe değildir, Soğdcadır. Devleti kuran klanın adı Aşina Soğdcada "gök" yani "mavi" demektir. Tüm kağan adları ve ünvanları İranîdir, İstemi, Tardu, Şat, Baga vb.

    Bir anda ikinci Göktürk devleti devrinde her şey Türkçe oluverir, Aşna yerine "gök" kullanılmaya başlanır, devleti kuran kağanın adı öz Tükçe Kutluğ'dur ve yine öz Türkçe bir ünvan alır "İltériş" (il'i yani devleti deren, toplayan).

    Bu bağlamda, "Göktürkler aslında Türk değildi, sonradan Türkleşti, aslında İranî idiler, Soğd idiler" de denebilir...

    Bir devletin resmî yazışma dili, daha önceden kullanılagelen bir dil olabilir, bunda şaşılacak bir durum yoktur. Örneğin Aryanlar, bugünkü İran'a göçtüklerinde uzun bir süre devletin resmî dili, İran'ın yerleşiklerinin dili olan Elamca olmaya devam etti, ardından o günkü Lingua Franca olan Aramca resmî yazışma diliydi. Hatta Farsçanın günümüze ulaşabilmiş olan en eski yazılı örneği olan Behistun anıtı üç dillidir, Aramca, Elamca ve o günkü Farsça, bu nedenle eski Farsça metin hemen çözülebildi. Yani İran'da Farsçanın resmî ve egemen dil olabilmesi neredeyse 2000 yıl aldı.

    Buna benzer şekilde, Selçuklularda da uzun bir süre resmî yazışma dili alışılagelmiş olan Farsça idi. Bu, Selçukluların aslında Türk değil Fars oldukların göstermez. Aynı şekilde, ilk devletleştikleri yıllarda da Göktürklerde resmî dil Soğdca idi, Türkçe yetkin bir yazışma dili hâline geldiğinde yazı dili olarak Türkçeye geçtiler, tıpkı zamanında Farsların yaptığı gibi. Selçuklular da böyle yaptı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Resmi yazışma dili" deyimi burada yanıltıcı. Edebiyat, şiir, dini propaganda ve ticaret 1070 ile 1300 aralığında Tacikçe (ve Arapça) yürütülmüş. Kasabalarda konuşma dilinin de Tacikçe olduğuna dair kuvvetli belirtiler var.

      Bu konuyu geçen Kasım ayında bir dizi yazıda irdelemiştim. https://nisanyan1.blogspot.com/2017/11/turkce-tarihi-7-turkler-nece-konusurdu.html ve devamı.

      Sil
  13. sevan bey, hocam, samos'a geldigimde sizi nerede bulabilirim? sizinle tanismayi gercekten cok isterim. milano'dan gelmeyi planliyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Facebook-messenger kullanın veya adım at soyadım nokta kom adresine e-mektup atın.

      Sil
    2. Sayin Nisanyan Hocam,
      Ozgurluge ne kadar onem verdiginizi hapisten kacmakla ispat ettiniz. Ozgurce ve seve seve Facebook hapishanesine girmeniz biz muritlerniz icin sembolik bir anlam tasir. Siz ultra modernsiniz! Friedrich Dürrenmatt'in dedigi gibi, ultra modern insan, hem mahpustur hem de kendinin ozgur olduguna sonsuz inanclidir. Hala eski ve kaba metotlar kullanan ulkeler var ama onlar da, gec erken, ozgurler hapihanelerinin cok daha etkili oldugunu ogrenecekler.
      Eski duzende "kopek ancak sopa ile yola" gelir derlerdi. Ultra modern duzenin amentusu cok farkli. Insancil ve politically correct: "kopege kemik ver, birak kendisi yola gelsin!"
      Hitler is dead, long live Hitler! Winning their hearts and minds!

      Sil
  14. iranlilarin internette wikipediada dezenformasyonlari meshurdur.
    ibni bibi de fars oldugundan detay eklememistir. yazicizade de
    arastirdigi diger detaylari eklemistir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Komik olmayın. Günümüz ile İbn Bibi dönemi ne alaka? Ayrıca İbn Bibi Anadolu Selçuklu döneminde yaşadığı için anlattığı olaylara yakındı ve Anadolu Selçuklu Sultanlığı'nın resmi tarihçisi olduğundan birincil Anadolu Selçuklu kaynaklarına vakıftı. Yazıcızade ise Anadolu Selçuklu'nun yıkılışından çok sonra dünyaya geldi ve artık olmayan Anadolu Selçuklu resmi evraklarına vakıf değildi. Üstelik Yazıcızade İbn Bibi'nin yazdıklarını bazı eklemeler yaparak tekrar etmiş, ondan bağımsız yazmamış, İbn Bibi'nin yazdıklarına Türkçü cila yapmış yaşadığı Timur sonrası dönemin ideolojik şartlarına bağlı olarak.

      Sil
  15. türkler tarih boyunca çeşitli kültürlerden en kolay etkilenen ulustu ve bu nedenle avarlar hazarlar kumanlar gibi türk kökenli halklar ya slavlastı yada kültürel siyasi sosyal ekonomik anlamda geçmişine veda etti peki tarih boyunca hangi başka ulus bu denli dini cesitlilikten etkilendi türkleri burada diğer halklardan ayıran en önemli özellik neydi

    YanıtlaSil