-->

11 Aralık 2017 Pazartesi

Ah Kudüs vah Kudüs

Müslümanların Kudüs adını verdiği Yeruşalayim kentini efsaneye göre kral David kurdu. Kuran müellifi, Davud adını verdiği bu zatın “peygamber” olduğu ve “Zebur” adlı bir kitap indirdiği kanısındadır. Kenti Yahudi dininin manevi merkezi ve deyim yerindeyse Mekke’si haline getiren Tapınağı, yine efsaneye göre Davut’un oğlu kral Süleyman (fakat gerçekte muhtemelen MÖ 8. ve 7. yy’da Yehud kralları Hizkiya ve Yoşiya) inşa ettirdi.
Aralıklarla sekiz yüz yıl Yehud diyarının başkenti olan şehir, Milat dolayında Roma İmparatorluğunun egemenliğine girdi. MS 4. yy’da İmparator Konstantin’in annesi Hazreti Helena’nın burada Öz Hakiki Haç’ı keşfetmesinden sonra Hıristiyan düşüncesinde olağanüstü bir sembolik değer kazandı. Kıyamet dramının büyük ölçüde Kudüs’te sahneleneceği inancı Hıristiyan dünyasını sardı, 7. yy’da bir çeşit kitlesel isteriye dönüştü. O dönemde doğan İslam inancının bu heyecandan etkilendiği, ya da belki ilk aşamada bir tür Yahudi revivalizmi olarak ortaya çıktığı için Kudüs-merkezli bir dünya görüşünü benimsediği anlaşılıyor. Hz. Ömer zamanında kent İslam’a boyun eğdiğinde ilk iş Romalıların yıktığı Süleyman Tapınağının yerine yeni (yeni?) dinin ana tapınağı olarak tasarlanan Beytül Makdis’in inşa edilmesi bunun göstergesidir. Bu tapınak antik kent akropolü içinde halen Kubbetü’s-Sahra ve Mescidü’l-Aksa’nın bulunduğu yerdir. İsrail devletinin egemenliği altında fakat Müslümanların kontrolündedir. Gayrimüslimlerin buraya girmesine (teorik olarak) izin verilmez.
1073’te Türk kumandanı Atsız kenti fethetti. Kısmen bu olaya tepki olarak örgütlenen Haçlılar, 1099’da Türkleri kovup Kudüs’ü ele geçirdiler. Kurdukları Haçlı Devleti bir bakıma Avrupa medeniyetinin ilk büyük çaplı denizaşırı prodüksiyonuydu. Yaklaşık doksan yıl sürdü, Kürt kökenli bir profesyonel asker olan Selahaddin’e yenik düştü. Daha sonra Türk ve Çerkes kökenli bir askeri aristokrasi olan Memluklar kente hakim oldular. 1517’de Osmanlı geldi. Tam dört yüz yıl sonra, 9 Aralık 1917’de Allenby komutasındaki İngiliz ordusu kenti fethetti; önceki gün bunun yüzüncü yıldönümüydü. Eski şehir bugün hala Osmanlı karakterini korur. Hemen kenarındaki Batı Kudüs’ün çekirdeği daha çok İngiliz (ya da Geç-emperyal Avrupa) havasındadır.
İngilizler Birinci Dünya Savaşında Yahudi sermayesinin desteğine (ya da Almanya’yı desteklemekten vazgeçmesine) karşılık kenti savaştan sonra Yahudilere vermeye söz verdiler. Sonra sözlerinden cayıp Yahudilerle “Filistinli” adını taktıkları yerli Arapları karşı karşıya getirmeyi denediler. 1948’de “ne haliniz varsa görün” deyip çekildiler. Şehir ikiye bölündü. 1967’de Filistinliler Mısır, Suriye, Irak ve Ürdün ordularının desteğiyle Yahudileri denize dökmeye teşebbüs ettiler. Hezimete uğradılar. O zamandan beri şehrin tümü İsrail’in denetimindedir. Ancak İsrail, ülkenin geri kalan bölümünde 1948’den sonra giriştiği etnik arındırma politikasını burada uygulamamış veya uygulayamamıştır. O yüzden, kent sınırlarını nasıl çizdiğine bağlı olarak nüfusun yüzde 30 ila 40’ı halen Filistinli Arap ve Müslümandır. Eskiden nüfusun önemli bir oranını temsil eden Hıristiyan Araplar hemen hemen tükenmiştir.
İsrail devleti ilk günden bu yana kenti İsrail’in “ebedi” ve “kutsal” başkenti sayar. İsrail meclisi, cumhurbaşkanı, başbakan, bir-ikisi hariç tüm bakanlıklar, Yüksek Mahkeme ve diğer devlet organları buradadır. Eskiden başkent sadece Batı Kudüs iken 1980’de çıkarılan yasayla kentin iki yarısı resmen birleştirilmiştir.
Yabancı devletler, belki Müslümanların milli önyargılarına saygılı oldukları, ya da, daha güçlü olasılıkla, Arap şantajına boyun eğdikleri için, altmış küsur yıldan beri var olan fiili ve hukuki durumu resmen telaffuz etmekten çekinirler. O yüzden mesela Dışişleri Bakanlığı Kudüs’tedir ama yabancı elçiler Tel Aviv’de oturur, işe limuzinle gider gelirler. Bu saçmalığın tutarlı bir hukuki dayanağı yoktur. Geçmiş eğer belirleyiciyse kentin kurucusu ve ilk sahibi olan milletin mantıken önceliği olması gerekir. Milli duygulara önem verilecekse, iki bin seneden beri “ah Kudüs, vah Kudüs” diye ağlayanların duygularını “ah dedemin zeytinleri” diye caz yapanınkinden daha önemsiz saymak için sebep yoktur. Demografi önemliyse nüfus çoğunluğu Yahudidir. Fiili durum hesaba katılacaksa fiili durum belli.
Yok eğer diyorsanız ki geçmiş zulümler cezasız bırakılmasın, o zaman eski bir Rus-Ermeni-Yahudi kenti olan Bakü’nün statüsünü sorgulamakla başlayalım veya Çankaya Köşkü’nün adını Kasapyan Köşkü olarak düzeltelim derim. Konstantin kentini asli sahiplerine iade etmeye ne dersiniz?
“Kudüs başkent olmasın” tezinin altında dehşet verici bir iki yüzlülük yatar. Temel mesele, jenerik “öteki” rolünde olan Yahudi’yi insan olarak algılayamamak, dolayısıyla onun haklarını, duygularını, geçmişini, geleceğini hesaba katamamaktır. Bundaki kepazeliğin farkına vardığınız gün daha vicdanlı ve daha iyi biri olma yönünde ufak da olsa bir adım atmış olacaksınız, şüpheniz olmasın.

Trump budala olabilir.  Ama belki nesneleri adlı adıyla anmak için bazen budala olmak iyidir.

67 yorum:

  1. aynı fikirdeyim. Zaten fiilde Kudüs başkent. Elçilikler niye Tel-aviv'de olsun ki.

    YanıtlaSil
  2. Filistin davasını 20M$ satmış olanların veya Amerikalılar gibi bir bölgeye sonradan gelip konanların (biz Türkler gibi) bu konuda kesinlikle söz hakkı yoktur.
    Yahudiler bileğinin hakkıyla, savaşarak İsraili kurdular, başkenti değiştirmek isterlerse kendilerinin bileceği iştir bize susmak düşer

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kudüs'te 2000 Osmanlı Türk vakfı var. Onların kurucularının torunları olarak, "vakıflarımıza dokunmayın", "vakıflar hayır kurumlarıdır uluslararası dokunulmazlıkları vardır" deme hakkımız yok mu? Elçilikler vakıf topraklarını istimlak etmezlerse nereye elçilik binası yapacaklar. Biz sus pus olsak da tarih susmuyor.

      Sil
    2. Türkiye'de 2000 Gayrimüslim vakfı var. Onların kurucularının torunları olan Rumların, Ermenilerin ve Süryanilerin, "vakıflarımıza dokunmayın", "vakıflar hayır kurumlarıdır uluslararası dokunulmazlıkları vardır" deme hakkı var mı? Elçilikler vakıf topraklarını istimlak etmezlerse nereye elçilik binası yapacaklar. Onlar sus pus olsa da tarih susmuyor.

      Sil
  3. Kaçmayı bırak da, gelip düzelt Sevan Nisanyan o dediğin yerlerin statüsünü, düzeltebilirsen.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Herşeyi devletten beklemeyelim Adsız Kardeşim.. hem binlerce kitap okusun, hem hapis yatsın, hem senin için dövüşsün..
      Sen ve senin gibiler onun yaptıklarının, okuduklarının binde birini yapsa dünyada sorun kalmaz..

      Sil
  4. Gezegen üzerinde öyle bölgeler ve şehirler vardır ki artık ne olursa olsun kalıplaşmıştır kültürel dokusundan yaşam biçimine kadar, milletlere ve kültürlerine has (özgü) olmuşlardır.
    Sonrasında ne sebepler ile gelinirse gelinsin, gelenler yabancıl kalır ve eyreti dururlar, Bir başkasının evinde oturmak gibidir hatıralar,eşyalar sana ait değildir.çok sıkıcı ve insanı rahatsız etmesi gereken bir şeydir ve eder de.

    Kudüs'de bu şehirler den biridir.Antik tarihlerden beri Yahudilerle yani İsrailoğulları ile var olmuş ve yoğrulmuş bir şehir'dir.Her ne kadar da Araplar ve diğer müslüman topluluklar,binlerce yıldır bu insanları topraklarından söküp atmaya çalışsalarda bu değişmemiştir.Aynısı Bu topraklar için de geçerlidir.

    Örneğin Erzurum,(Karin) bir baştan aşağı 100 yıl sonra bu devir de bile Ermeni şehridir.şehir halen Hay kokar, mimarisi soğukluğu köşelerde ki taşları karalaşmış Kiliseleri ve eski Taş mağalazarı ile.
    Bir İzmir (Smyrna) ve İstanpol (Constantinapol) de böyledir, Yunandır,Helendir

    Akp ile Türkleşme modunun iyice arttığı bu dönemde Yunan ve Ermeni siluetine sahip olan Anatolia şehirlerinin her yerine ucuz beton dan ve en kalitesiz mimarlıkla' da olsa, rastgele her mahalleye (Bizantium kubbeli Camii) veya dikmenin amacı da bundan gelir. El diyarında çok olmalarına rağmen, çok olduğunun hissini yaşayamamak ve dışarıya göstermek adına yapılır bu ucubelikler.

    Tanrılar bu derece vasatlığa ve ucuzluğa düşürmesin, sonun başlangıcı gibi bir şeydir.

    YanıtlaSil
  5. Konuya realist yaklasiminiz takdire sayan. Maalesef yakin zamanda sizin de aralarina katilmak zorunda kaldiginiz Ermeni diyasporasinin, Agri Dagi, Van, Ani gibi Türkiye sinilari icinde kalan yerlesimlere duyduklari ozlem ve hak iddialari hakkinda dusunceniz nedir? Gereksiz bir ozlem midir, Ermeniler gecmisi birakip gunun gercekleriyle yüzlesmeli midir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özlem bir realitedir. Gerçekçi bir çözümü yoksa unutulması daha hayırlı olur.

      Sil
    2. Tebrik ederim bu cevabınızı. Hadi şimdi herkes uyusun o halde sabah iş var.

      Sil
  6. öyle bir yazmış ki sanki israil bir apartheid rejimi değil, bildiğin aklı başında bi devlet. "de facto durum bu zaten, abrtılacak bi mevzu değil" havaları. ellerinden gelse kudüs'te %1 müslüman bile bırakmayacaklarını da biliyor tabii, satır arasında söyleyivermiş hatta.
    az propagandacı, pr'cı değilsin sevan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu tür apartheid rejimlerini yıkmayı düşünüyorsanız gelin bir ara konuşalım, Ankara'da ne yapacağız diye.

      Sil
    2. Yapmayın Sevan Bey, abartmayın. İki-üç "ermenilerin bu verimli toprakta hissesi yok", "türk olmayan anca hizmetçi olabilir" savrulmalarını bi kenara bırakırsak (israil'e kıyasla havada karada bırakılır bi kenara, yoksa tece devleti ve bazı selefleri de çok şey yaptılar, biliyoruz) Türkiye'yle İsrail ayrı evrenler. Bir arap istese de asimile olamaz, hizmetkar olma hakkı bile verilmez çoğu yerinde israil'in. arap bebelerini evlatlık-besleme alan israilliler diye bi fenomen varsa da ben duymadım. adamların olayı tamamiyle farklı. straw man üstüne straw man dövüyosunuz, bilmem farkında mısınız.
      Velev ki aynı olsun, bana ne? Bende Türk ulusçuluğu-devletçiliği mi sezdiniz ayak üstü? Bana söylüyosunuz da gelininiz anlasın, amaç o mu?
      Apartheid rejimlerini yıkmayı düşünmek başka (misal etim budum olsa da benim işim olmaz, ben misantrop, nihilist bi adamım), o rejimin pr'ının, hasbara'sının dümenine su taşımak başka.
      "İsrail 'orantısız' kelimesinin kifayetsiz kalacağı bir güç dengesizliği içerisinde işgal ettiği topraklardaki araplara kan kusturan agresör, terörist, faşizan bir organizasyondur". Bu tartışmasız duruma aykırı, aykırı duran, aykırıymış gibi yapan hiç bir akıl yürütme de meşru, samimi, aklı başında bir fikir olarak kabul edilemez, naçizane fikrimce.

      Sil
    3. Hocam bu yoruma yanıtınızı büyük merakla bekliyorum. Selamlar,

      Sil
    4. Ötekilerin elinden geldi Bağdat'ta, Kahire'de, Musul'da, Şam'da, Yemen'de, Fas'ta, Urfa'da, Edirne'de, Tire'de, Milas'ta bir tane Yahudi bırakmadılar. Bırak o garibanlar da Kudüs'ü temizlesin, değil mi?

      Sil
    5. Sevan Bey, sizi takip edip, müstafid olan ben dahil çoğu kişinin fikirlerinizi daha iyi anlayabilmesi için naçizane bir önerim olacak.
      Ahlak, etik, ödev, görev, sorumluluk, adalet vs. konularındaki duruşunuzu netleştiren bir makale kaleme alsanız da bizler de sair fikirlerinizi o framework içerisinde anlamlandırmaya çalışsak?

      Sil
    6. Şunun alakasını anlamıyorum:

      "... İsrail 'orantısız' kelimesinin kifayetsiz kalacağı bir güç dengesizliği içerisinde..."

      İsrail sadece son 40 senedir böyle. Çok ağır bir yaşam savaşı vermişler ve kazanmışlar. Bize de konuşmak düşüyor galiba?

      Bundan 40 sene önce kimse israil için "ezici üstün" diyemezdi. Şimdi de illa eşit şartlarda mı olmaları lazım.

      Benim Bethlehem de gördüğüm kadarıyla orada yaşayan Hristiyanların durumu İsrail araplarından çok daha kötü.

      Eğer şartlar, fırsatlar, seviyeler eşit olsa Filistin biz gözümüzü açıp kapayıncaya kadar ağır islami şeriatçı garip devlet olur.

      İsrail her ne kadar dinci gözükse de laik, özgür, sağlıklı düşünen bir ülke. Türkiye'nin laik gözüküp dinci olması gibi.

      Sil
    7. İsrail orantılı olmak zorunda değil.

      Sil
  7. Daha önceki bir yazınızda Golan Tepelerinde İsrail'in yaşattığı medeniyetle sınırın öte tarafındaki barbarlığı karşılaştırıp bu çatışmada medeniyetten yana olunması gerektiği minvalinde bir şeyler söylemiştiniz. O zaman bana bu barbarlık ve medeniyet karşılaştırması hiç haklı gelmemişti. İslamın medeniyet düşmanlığı Filistinli Arapların iddialarını aynı eksene koymak, bence vicdani değil akılcı bir karardı. Filistinli bireylerin mülklerine ulaşımını keyfen engellemek, kendi yaşadığı kentleri hapishaneye çevirmek terörle mücadele görünümünde polis devleti uygulamalarını hayata koymak pek de vicdanlıca bir iş değil. İslamın geriliğinden ne kadar nefret etsek de Filistinli bireylere bu özgürlüğü çok görmek ve vicdansızlığa akılca olmak pahasına vicdan gözlüğünden bakmak pek mümkün değil.

    YanıtlaSil
  8. Teknoloji yetersizligimden dolayi isim alamadim özür. Yahudilerin yerine bizim dinciler olsa idi,simdiye kadar coktaaan ya o mabetleri(mescidi aksa ve kubbetul sahra) sinagaga cevirirlerdi yada yikar yerine betondan ucube bir suleyman mabati taklidi yaparlardı. Yada yahudiler bizim fanatikligimizde olsalardi diye de dusunebilirsiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bütün "fanatikliğimize" rağmen Ayasofya'nın hâlâ müze olmasına ne buyurulur?

      Sil
    2. it ürüyor, kervan yürüyor.. buyrulur.. propaganda malzemesi midir.. evet, şuyuu vukuundan beter midir..

      Sil
    3. Cok komik Muze olmasi ile mi ovunuyorsun !! Peki binlerce kilisenin Ahir yada camiye dondurulmesi ??

      Sil
    4. Ayasofyanın şekli müze. Dışında da cami var, içinde de namaz kılınıyor artık.

      http://www.hurriyetdailynews.com/turkey-rejects-greek-criticism-of-hagia-sophia-prayers-114671

      Sil
    5. Art Mr( uffff uğraşamayacağım isminle)
      Bir hıristiyanın kendi dini için yaptırdığı mabedi başka bir inancın mabedi yapmamak en azından daha uygar bir tavır.
      Şüphesiz bir hıristiyan mabedi olarak yaptırmış I. Justinianos Miletli isidor ve arkadaşına (Kral?/Peygamber? Süleyman'a meydan okuduğu söylenir).
      Sonrasında Sinan oldukça güçlendirmiş vs.
      Artık sanki iki inancın da katkısı var binada.
      Müze gayet uygun, antik yunan dinine de selam var ismi ile.
      Ben uygun ve uygar buldum, tartışmak fuzuli

      Sil
  9. İsteseniz de istemeseniz de hesap var ve orada hüsrana uğrayanlardan olacaksınız. Baştan çıkarttığını insanların da vebali üstünüzde olacak. İslam Adem aleyhisselamdan beri bütün peygamberlerin dinidir. Küdüs ibadetinde hiçbirşeyi Allah'a şık koşmayanların mülküdür. Zalim ve peygamber katili bir kavmin değil. Cahil biri değilsin hidayetten nasipsiz olduğuna göre bunu inkar ettiğin için yapıyorsun. Allâh sonunu hayırla sonuçlandırmayacak işlere seni sevk etsin. Ellerin kurusun. Soyun sopun anılmasın. Hesabını Allâh ağır bir şekilde hem bu dünya hayatında hem de ahirette ödeyesin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hesabı Edirnenin doğusu bu dünyada ödüyor galiba.

      Edirnenin batısına veresiye satış var galiba.

      Allahın işine karışmak istemem ama edirnenin batısı şu hesap işinde daha çıkarlu gibi.

      Sil
  10. Tüm gerçekliği ile durumu özetlediğiniz için teşekkürler. İyi ki varsınız.
    Müslümanların durumuna bakınca acaba gerçekten ilahi adalet var mı diye şüphe duyuyor insan.

    YanıtlaSil
  11. kıbrıs kökenli bir helen toplumu olan palestenianlar nasıl arap o da ayrı bir konu sanırım.. mesele o kadar boyutlu ki Sevan abi.. senin de gayet iyi bildiğin gibi.. bu yazı yazılmayası mı kaçmış acep.. alelacele duruyor.. elbette ciddi emek verdiler.. ve yaşamaya hakları var ama insan gezegenin virüsü haline gelmiş iken.. israil ve devamı olan İslam israiliyatı ne halde.. marangoz neyi yontmaya çalıştı da, tüccar çobanın güttüğünü sattı.. söyletme beni Sevan abi..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Söyletme şunu Sevan Abisi, ne dediği anlaşılmıyo XD

      Sil
  12. Ahlaki olarak ben de sizin taraftayım, mamafih işin İsrail iç işleri boyutu var. Bu durum İsrail' deki dinci- milliyetçi akımı güçlendiriyor. Orada da "altın nesil" yaratma projesinin muadili yok mu sanıyorsunuz? Tapınağı yeniden inşa etme muhabbetleri de var. "Arap yobazların canı cehenneme ayaklansınlar zaten ayaklanıyorlar" denebilir, iyi de bunu bahane eden İsrail ordusu sivillere hak verilmeyecek şeyler yaptığında ne demeli , iki yanlış bir doğru eder mi? "Dersim' de ayaklandı" diyenlerle aynı koğuşta bulmayalım kendimizi. İsrail' in varlığını destekliyoruz ama uluslararası hukuk diye bir şey var, işgalci olduğu bir gerçek. "Aman canım geçmişte herkes öyleydi bütün sınırlar bunun üstüne çizili zaten" demek "ama örtmenim o da yapıyor" olmaz mı? Hem geçmiş mantığını insanlık olarak "aşmamış" mıydık veya buna çalışmıyor muyduk? Kafamı kurcalayan sorular bunlar hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi de bu dediklerine zıt bir şey yok ki yazıda? İsrail iyi bir devlettir, her yaptığı güzeldir, Filistinliler siktirsin gitsin mi demişim ya da o sonucu doğuracak bir tez mi söylemişim?

      Sil
    2. Yok yapmak istediğim Trump' ın hamlesinin stratejik doğruluğunu sorgulamaktı. İsrail' deki dincileri güçlendirmesi herkes için kötü. Şimdi Erdoğan bile bundan nemalanacak. Bu arada BM hakkında ne düşünüyorsunuz? Bana körler sağırlar birbirini ağırlar gibi geliyor açıkçası, ne çözdü bunca yıldır?

      Sil
  13. Bence Kudusu, Mekkeyi, Vatikani, Fener Rum Pat. vs.leri bombalayarak ortadan kaldirilmasi lazim. Savas falan bitmez ama daha mantikli sebeplerden savsiriz o zaman. Boylesi cok sacma. Aslind aslinda iyi beni savas isteginden uzak tutuyor. Boyle kalsin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vatikan'da şahane eserler var, kütüphanesi de dünyada tek. Yazık olur. Bartholomeos Hazretleri de çok şeker bir insan.

      Sil
    2. Kendileri çok şeker insanlar oluyor da din siyaseti ne menem bir şeyse hepimizi şeker hastası ediyor.

      Sil
    3. Vatikan kitapları dijital ortama taranırsa ve patlatma listesine Sultanahmet de eklenirse altına imzamı atabilirim.

      Palmyra'yı kim takıyor artık.

      Sil
    4. Bu sefer "kutsal mekanlar bombalandı" diye savaşırlar.. Olmayan silah için Irak'ın işgalini düşününce sadece dozunu arttıran bir etmen olur. Abd'nin de işine gelir, kim bilir silah satışları nasıl katlanır..

      Sil
  14. Hocam biliyorsunuz da mı söylemiyorsunuz bilmiyorum ama temel mesele yahudiyi insan olarak algılamama meselesi değil, tam tersine müslüman tarafın nefretini ve barbarlığını tetikleyen bütün etmenlerin sorumlusu İsrail ve siyonizmdir, hani sizin tiksindiğinizi söylediğiniz o ideolojilerden, milliyetçiliklerden en militarist olanları arasında. Neden kendi vatanının Arabı bulunduğu ortama hala yabancı bir kültür altında sersefil bir hayat yaşamayı istesin? Kafayı yemiş radikal ve paranoyak bir toplum tarafından işgal edilmeyi, kendi topraklarında hakaret görmeyi, ölüm ve yıkım korkusuyla yaşamayı kabullensin?

    İsrail ve Kudüs meselesiniz temel aktörlerinin isimlerini Türkiye, gayrımüslim azınlıklar ve Kürtler ile değiştrimek düşüncelerinizde nasıl bir fark yaratır, öğrenmek için hemen şu yazınızda bir paragrafa bakmak yeterli. Bir Zaza olarak bizim için verdiğiniz desteğe minnettarım, fakat Türkiye'nin bize yaşattığı durumun aynısını İsrail'in filistin Araplarına da yaşattığını görmemek veya görmemeyi istemek sizce de iki yüzlülük değil mi?

    Herkese hakkını vererek yazın hocam, kaçtığınız zamandan beri yazdığınız her yazıda ağır bir "bias" kokusu yükseliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sivas katliamı vb barbarlıklarda İsrail ve siyonizmin etkisini anlatabilir misiniz? Suriye'de müslümanların müslümanları katletmesinde?

      Elbette batının parmağı var ama o da bölge insanın doğasını hafiften kaşımaktan ibaret.. Kalanını bölge insanı kendi kendine hallediyor..

      Sil
  15. Kudüs Yahudilerin değil demek İstanbul Türklerin değil demeye benzer .

    YanıtlaSil
  16. Sevan Bey iyi geceler, yanlış bilmiyor isem Haçlılardan bir sene evvvel Fatimiler ele geçiriyor Kudüs'ü. Haçlılar Fatimiler'in elinden alıyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet haklısın, aklımdan çıkmış. Üstelik Fatımilerin o hadisede baş adamı El-Efdal Şehinşah, inanmayacaksın, Ermeni dönmesi imiş.

      Sil
    2. Yahu Sevan, Selahaddin Kürt, Kudüs'ü alan Ermeni...
      Tarihinde askeri başarı konusunda bu kadar güdük olunca ırklar, bu işlere yöneliyor demek.
      Hadi Kürtleri anlarım da Ermenilerin ön plana çıkaracağı başka meziyetleri de var yahu.
      Meselâ, Allah için mimari yeteneğiniz var, musikide de bence bu toprakların en iyisisiniz. Zanaatın bir çok dalı keza öyle. Ticaret bilen adamlarsınız yıllardır.
      Neyse, tavsiyem tıraş konusunda sabahki süre ile yetin

      Sil
  17. Egemenler, biz sıradan insanlara hikayelerle, masallarla önce toprağı, ırkı, dini kutsal belletir sonra bunlar üzerinden savaştırır, sömürürler. Hani biz de teşneyizdir bu duruma. Sen tek çakıltaşı vermemek için savaşırken, cebinde yeterince parası olan istediği ülkeden toprak da ev de alabilir. Senin çocuğun vatan toprağı dediğin yer için can verirken onun ki tüm dünyayı babasının evi gibi gezer tozar...

    Tüm kutsallarını yıktığı gün gerçekten kurtulacak insanlık, çünkü "kutsalın" kendisi put olmuştur artık ve tüm putlar gibi yok edilmelidir. Ay'ın üstündeki bir krater ne kadar kutsalsa o kadar kutsaldır Mekke'de Kudüs'de.

    YanıtlaSil
  18. "Kudüs başkent olmasın"dan ziyade "Kudüs'ün tamamı" başkent olarak tanınmasın endişesi var. Uluslararası hukuka göre -haklı taraf olunan bir savaşta dahi olsa- savaşta işgal edilen topraklar ilhak edilemez. Batı Kudüs'ün İsrail toprağı olduğunu İsrail'i tanıyan her ülke kabul ediyor. Örneğin Çekya da Batı Kudüs'ü başkent olarak tanıdı. Ama Doğu Kudüs 1967'den beri (İsrail'in haklı taraf olduğu bir savaş sonucu) işgal altında ve 1980'de ilhak edildi. Bu durumu tanımak uluslararası hukuka da, gelecekteki muhtemel barış ihtimaline de zarar verir. Bunu ılımlı İsrailliler de söylüyor zaten. Ayrıca uluslararası hukukun zayıfladığı bir dünyada da RTE gibiler daha rahat at koşturur malesef.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk akılcı eleştiriyi yazdığınız için teşekkür ederim.

      Sil
    2. Korkarım ki "gelecekteki muhtemel barış ihtimali" yok. Şimon Peres ve Clinton'ın başlattıkları süreç ölü doğmuştu ve çıkmaza girdi. Trump'ın hamlesi bana bir şok tedavisi / jump start denemesi gibi geliyor; ama şüphesiz, sadece budalalık olması ihtimali de yabana atılamaz.

      Bana öyle geliyor ki iki taraftan birinin etnik temizliğinden başka çözüm yolu yok. Temizlenmesi galip ihtimal olan taraf ise, kim ne derse desin, Yahudilerdir. Kudüs Haçlı Devleti 87 yıl sürmüştü, bu deneme de çok daha uzun sürmez görünüyor.

      Sil
    3. Peki Batı Şeria ve Gazze tamamen Müslümanlardan arındırılınca İsrail'in derdi biter mi? Lübnan'ı, Suriye'yi de bir bahaneyle işgal edip oradaki insanları da memleketlerinden etmemesini kim önleyecek?

      Sil
    4. Absürt bir ihtimal. Dünyadaki herhangi bir ülke hakkında aynı kuşku ifade edilebilir. Ya Türkiye Suriye'yi bir bahaneyle işgal edip halkını sürse? Ya Yunanistan Türkiye'ye saldırsa? Ya ABD Kanada'yı yutsa? Hiç biri olmadık şeyler değil.

      İsrail'in nereleri Eretz Israel olarak gördüğü bellidir. 1948'de yarısına da razıydılar. Durmadan saldırıya uğrayınca kapsamı büyütmek zorunda kaldılar.

      Suriye'yi boşaltıp kimle iskân edecekler? Dünyada İsrail dışında kaç milyon Yahudi var haberiniz var mı?

      Sil
    5. Çek Cumhuriyeti değil miydi orası, simdi Çekya mı oldu? Çekyat gibi :). Neyse Rusya da nisan 2017'de Batı Kudüs'ü Israil'in başkenti olarak tanımıştı zaten.

      Sil
    6. Farkındayım, dünyada taş çatlasa 15 milyon Yahudi var, oraları işgal de etmezler muhtemelen ama siz bu hesabın artık kapanması gerektiğini savunmuşsunuz. Hesap işgalcinin ve soykırımcının lehine kapanmış oluyor, genelde bu durumda işgalciler fırsatını bulduklarında işi bir adım ileri taşırlar.

      1948'de yarısına razılardı ama Araplar da kabul etmemekte haklılardı. Zira o yarısı bile gerçekte Yahudi yerleşimlerine göre çok büyüktü. Adamlar sonuçta başından beri birlikte yaşamak filan istemiyorlar ki, hep Müslümanlardan arındırılmış bir İsrail devleti istediler. Bence bu kafayı ödüllendirmemek gerekli(ydi).

      Sil
    7. @ Sevan Nişanyan 14 Aralık 2017 00:56

      Suriye('nin hepsini) değilse bile Ürdün'ün tamamını Eretz Yisrael parçası addeden çok Siyonist var. Ha tabii bunun olabilitesi var mı yok mu, orası ayrı mevzu.

      Sil
    8. @ Sevan Nişanyan 12 Aralık 2017 12:04

      88 yıl. Neticede ne kadar sürdüğü de pek mühim değil. Haçlılar o mıntıkada Kudüs'ü terk etmeye mecbur kalsalar da, sahil kentlerinde iyi kötü 3 asır boyu tutunabildiler. MS 14. yy başlarından beri zaten yavaş yavaş Hristiyan-Avrupa yükseliş, Müslüman-Ortadoğu inhitat vetiresine girmişti. Geç Ortaçağ ve Rönesans devirlerinde Avrupa'nın inkişafı henüz pek ciddiye alınmamıştı, fakat 17. yy son çeyreğinden itibaren artık Avrupa herşeyiyle(sanat, teknik, militer) öne fırlayıp, gücünün büyüklüğünü yeryüzüne izhar etmeye başlamıştı.

      Sil
    9. Ardından 100 yıl savaşları gelir. Bu esnada metruk kalede kahramanlarımız geceyi kamp yaparak geçirmektedir. Çinli prenseslerle evlenme geleneği ve hanedan içi çatışmaların da bunda rolü olmuştu.
      Biliyoz da konuşuyoz mk.

      Sil
  19. Osmanlı BM üyesi değildi, Osmanlı'nın ve öncesindeki işgalci Türk yönetimlerinin İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde imzaları yoktu. Üff, uğraşamıycam şimdi laf anlatmak için.
    Bu yazı samimi his ve düşüncelerle yazılmışsa Sevan Bey muhakeme melekelerini bu konu özelinde askıya alıyor demektir.
    "Dedemin zeytinliği" diyen Filistinliyle "Konstanipolis bizim" diyen Yunanlı aynı kefedeymiş, martaval.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabii, haklısınız, ""Dedemin zeytinliği" diyen Filistinliyle "Konstanipolis bizim" diyen Yunanlı aynı kefede" tezi martavaldır. Allahtan öyle bir tez ileri sürmeyecek kadar muhakeme melekelerim canlı.

      Yunanlılar altı yüz yıldır Konst. için ağlamıyor. Yahudiler iki bin yıl boyunca her Cuma Kudüs için ağladılar, bütün bir kimliği ve literatürü ve sanatı o ağıt üzerine kurdular. Yahudilerin ülkesi yoktu, sürgün yaşadılar. Yunanlıların bugünkü Konstantinopolis'ten kırk kat güzel cennet gibi bir ülkesi var.

      Ayrıca "madem ağlıyorlar demek ki hakları var" gibi saçma bir şey söylemedim. Öbür taraf "madem ağlıyor demek ki haklı" deniyorsa (bkz. Edward Said, bütün makaleleri), bu taraf niye öyle olmasın diye sordum. Muhakeme melekelerinizi biraz uyanık tutmaya çalışırsanız farkı kolayca anlayabilirsiniz.

      Sil
    2. >>Yahudiler iki bin yıl boyunca her Cuma Kudüs için ağladılar, bütün bir kimliği ve literatürü ve sanatı o ağıt üzerine kurdular. Yahudilerin ülkesi yoktu, sürgün yaşadılar.

      Affınıza sığınarak, ee??

      >>Ayrıca "madem ağlıyorlar demek ki hakları var" gibi saçma bir şey söylemedim.

      Ne dediğinizi anlayabilsek keşke de, siz de şu "allahın ölümlüsü, önce ne dediğimi anla, sonra cevap yetiştir" bahanesinden yoksun kalsanız.'Ağlama' bahsini açan siz, saçma ilan eden siz. Ben orda diyorum ki "Nebukadnezar şunu yaptı bunu yaptı" ile "Menahem Begin şunu yaptı bunu yaptı" bir değil. Biri tarih, öbürü çağın meselesi.
      Ha derseniz ki "Hukuk-mukuk hikayedir. Bu dünyada tutan tuttuğunu siker." Ona şahsen benim itirazım olmaz, en azından ne dediğinizi de anlamış olurum genel durumun aksine.

      >> Öbür taraf "madem ağlıyor demek ki haklı" deniyorsa

      O, onu diyenlerin problemi. (Straw man ağladı be!) Ben "filistinliler haklı" bile demiyorum ki haklılıklarını gerekçelendireyim.

      Sil
  20. Hiçbir millet bir toprağın asli sahibi değildir, olamaz... Yahudiler de o toprakları Kenanlılardan gaspetti. Onlar da Allah bilir kimden... Fiili duruma bakarım, haklı haksız neyse o...

    YanıtlaSil
  21. Kabak nedense, işgali, görece tarihin yakın zamanlarında yapan milletlerin başına patlıyor. İstanbul'u Bizans'tan aldık ama hala hayır o bir Helen şehri deniyor. Peki Helenler kimden gaspetmiş? Erzurum'u Ermeniler kimden almış? Olaya böyle bakarsanız bu dünyada işgalci olmayan, soykırım yapmamış millet zor bulursunuz. Burada mevzu bütün bu işgaller, soykırımlar sonrasında, bu tip trajedilerin yaşanmaması için insanlığın ortaya koyduğu güncel uluslararası hukuk prensiplerine göre hareket etmektir. O da ne diyor? İsrail Batı Şeria'da ve Doğu Kudüs'te, Rusya Kırım'da vs vs işgalcidir. Yok olmaz bizim günahımız ne diyorsanız, çıkarın kılıçlarınızı, yine keselim birbirimizi. Bunu mu istiyorsunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazının icadından önceye de gitseydiniz bari,Yakın çağdaki işgaller bir çok şeyi alt üst etmiştir.Özellikle medeniyetin orta çağlar da iyi kötü yerleşmesi dönemine denk gelen bu işgal ve fetihler kapanmayacak yaralar açmıştır.Resmen ilerlemeyi yavaşlatmıştır.

      Şöyle'ki realist bakarsak daha çok Gelişmiş toplum ve medeniyetlerin zayıf anlarında, barbar kitlelerin saldırısına uğraması bir fiil İnsanlık gelişim tarihini sekteye uğratmıştır.Bütün işgaller ve fetihler acılar doğurur ve gerçeğidir İnsanoğlunun, Birde bu fetih ve işgallerin getirisine bakalım.

      Amerikanın keşfi, hem keşif olup hemde işgaldir ama getirileri çok olmuştur, acılar yaşanmıştır,naalesef yerliler katledilmişdir,fakat bugün ki gelişmilik seviyesinin % 50 si bu keşif sebebi ile olmuştur, İşgal ve katliamlar olmasına rağmen Keşif diye anılır olmuştur.

      İnsanlığa katkı sunmayan Fetihlere Örnek ise, Anatolianın ve Costantinapol'ün işgalidir,var olanın üstüne ekleme yapmak yerine var olanı yıkmış bir işgaldir, Getirisi ise koca bir hiçtir, ne insanlığa, nede işgal edene,nede işgal edilene hiç bir şey kazandırmamıştır hep kaybettirmiştir.Sonuç;binlerce yılın koca mimarisi ve düzeni yok edilmiştir, kardeş katletme haraç kesme ve asimilasyonla geçen 600 yüzyılın sonunda birde üstüne Katliam ve soykırımlar eklenmiştir.

      Tarihi Kilisenin,Hamamın ve Antik Tiyatronun anfisinin yıkık taşlarını çalıp kendisine bir gece kondu ev yapmak :)))))

      Nick:Delinin Tarlası)

      Sil
  22. Kur'an Allah kelamıdır. Kendini inanmadığım şeylerle mücadeleye adamış gibisin. Inanmadginla kalsan daha iyi olacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Budalalıkla mücadele allahın bize emrettiğidir. Sizi bilmem.

      Sil
  23. Kubbet'üs-Sahra bir camiyse neden minaresi yoktur acaba? O dönem mimarisi için normal midir ?

    YanıtlaSil
  24. Esasında ms 12. 13. yy'lara değin Yahudiler için Müslümanlarca Yahudi kelimesi kullanılmıyor. Kullanılan tabir hep Beni İsrail. Kuran ve bilumum hadis kitaplarında da geçen tabir bu.

    Hiçbir zaman İsrail sempatizanı olmadım. Çünkü kendi emeğinden ziyade, her yıl Amerikan devletinden akan on milyarca dolarlık hibelerle semiren bir yapı. Keza Anti-Semitizm de bana göre cehaletten beslenen fevkalade pis bir hastalıktır. Lakin Filistinliler de hiç muteber bir millet değil. Arapların ve Müslüman kavimlerin ekseri gibi, mürailiğilin, münafıklığın şahikasına çıkmışlar. Kesinlikle azılı Siyonistlerden daha az zalim değiller. Youtube'da bu kanalı seyredin İsrail ve Filistin halkını güncel ve dobra röportajlarla en iyi anlatan yayın organı şu anda budur → https://www.youtube.com/user/coreygilshuster

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bakara 113 وَقَالَتِ الْيَهُودُ
      Bakara 120 وَلَنْ تَرْضَى عَنْكَ الْيَهُودُ
      başka bakasım gelmedi.

      Sil
  25. Bu yazının sonundaki görüşler kendi içerisinde çelişiyor. Bir taraftan şehri ilk sahiplerine verelim derken, diğer taraftan tarihi olguları dikkate alırsak başka hesaplaşmalar gündeme gelir diyor. Hiç şüphesiz ki doğru olan günün realitesini dikkate almaktır. Mesela artık İstanbul'u verebileceğiniz bir Bizans yoktur, İstanbul da fazlasıyla Türkleşmiş bir şehirdir. İşin doğrusu bu tür konularda kararı adalet değil, gücün kimde olduğu belirlemektedir. Diğer taraftan kuruluş felsefesi bir dine dayanan İsrail'in tezleri geçerli oluyor da, İslam dünyasının kutsalı neden geçersiz sayılıyor? Kişisel olarak İslamla bir alakam olmamasına rağmen buradaki görüşlerin Islam karşıtı olduğunu düşünüyorum. Bunu yaparken diğer dinlere de aynı mesafede durulmuş olsa bunun üzerinde durmaya gerek görmezdim ama dinler arasında da bir ayrım yapıldığını düşünüyorum. Seküler olma iddiasındaki bir yazar için yadırgadığımı belirtmeliyim

    YanıtlaSil