1 Mayıs 2014 Perşembe

Neden sosyalist değilsin arkadaş?

Ne diyor adam? “Sen TÜRKsün. Seçkin bir ırkın mensubusun. Dünyaya bedelsin. Kahramanlık destanları yazan bir milletin evladısın. Titre ve büyüklüğünü keşfet.”
Öbürü ne diyor? “Sen Müslümansın. Allahın kainata bahşettiği en büyük şerefle müşerrefsin. Diğer herkes cehennemde cayır cayır yanarken sen onurlandırılacaksın. Kendini bil ve şükret.”
Sosyalist ne diyor? “Sen işçisin, ezilmişsin, garibansın. Sokağa çık bağır. İşe yaramaz, ama belki yarar.” Neden seçimlerde %0,3 alıyorlar ve ebediyen öyle alacaklar, yeterince açık, değil mi?
*
Kim o binde üçü verenler, onu düşün. Kendini dünyalara üstün gören müzmin üniversite öğrencisi. Yeteneğiyle başarısı oransız müzmin loser. Ülkenin en seçkin ailelerinin, kültürü arttıkça toplumsal etkinliği azalmış çocukları.
   Kalplerindeki baskın duygunun elit küskünlüğü olduğunu anlamaz mı sanıyorsun? “Fakir halkı” yüceltir görünürken aslında aşağıladığını bilmez mi?
   Belki de “Türk” (veya “Kürt”) ve “Müslüman” etiketleriyle tatmin olamayacak kadar mağrurdur, daha iyisine layık olduğuna inanıyordur, küskünlüğü ondan.
*
Binde üç barajını aşmanın, bilinen tek yöntemi var. Onlar da bir kimlik ve kahramanlık öyküsü anlatacak. Bu sefer “tarihe destanlar yazmış bir ırkın evladısın” değil, daha mütevazı. “1919-1922 Yunan Harbi’nde destan yazmış bir ulusun evladısın.” Yedi düvele meydan okudun. Mazlum milletlere örnek oldun. Emperyalistleri denize döktün. Hatırla, ve yeniden atıl Milli Mücadeleye!

Bugüne dek bulabildikleri tek çıkış yolu budur. Binde üçlerden yüzde yirmilere çıkmalarına yardım eder belki, ama ötesine yetmez. Kül Tigin’den Fatih Sultan Mehmet’lere uzanan bir zafer anlatısının yanında, tarihte bir defacık, üstelik gariban Rum ve Ermeni komşunu katledip malını yağmalamakla kazandığın bir zaferin ne hükmü olur ki?

Türk sosyalizminin, sonradan “ulusalcılık” adı verilen, bildiğimiz, babadan kalma gavur düşmanlığına mahkum olduğunu, ben 1979 dolayında fark ettim. O zamandan beri de, Allah’a bin şükür, solla ve sosyalizmle işim olmaz.
*
Türkiye’de değil, dünyadaki sola ve sosyalist teoriye ilişkin bir şeyler de yazarım bir ara. Bugünlük bu kadarı yetsin. 

8 yorum:

  1. Yillardir tereddütdeydim acaba yanlismi yaptim diye :) kisa bir aydinlama yasamis oldum tskrler

    YanıtlaSil
  2. kalemine, zihnine sağlık üstat

    YanıtlaSil
  3. Çok çapsız olmuş bu, yakışmadı.

    YanıtlaSil
  4. lütfen solculuk, marksizim hakkındaki hatta leninizim, stalinizim, troçkizm, hatta pabloculuk hakkındaki derin ve engin görüşlerinizi bizimle paylaşın hocam.

    bir de ince bir soru, türkiye de ki doktorcular,
    sizce ne alemdeler ?

    saygılar.

    YanıtlaSil
  5. dünyadaki sola ve sosyalist teoriye ilişkin değerlendirmelerini merakla bekliyoruz usta. vaktin varsa biraz uzun yaz ne olur. fazla da geciktirme. gündem değişiyor, araya başka şey giriyor.

    YanıtlaSil
  6. Yazıyı okumaya başladığımda türkiye sosyalist hareketi hakkında irdelenmemiş yönleriyle önemli bir eleştiri, her zamanki gibi, sivri dilinizin getirdiği özgünlükle beraber zeka parıltıları içeren bir yazı bekliyordum. Sizin kaleminizden böyle bir yazı çıktığını görünce gerçekten ümitlenmiştim.

    Şu anda olduğu gibi türkiye tarihinde de ulusalcılık kisvesi altında şekillenmiş sosyalist yapılanmalar mevcut fakat türkiye sosyalist hareketine bakıldığında ilk fark edilen göz önündeki birkaç sosyalist yapılanma kastedilerek 'ulusalcılık, babadan kalma gavur düşmanlığı' ithamlarını, bunlar olmadan güçlenemeyeceği iddiasını ve bu tarz yüzeysel eleştirileri doğru bulmuyorum.

    Dünyaya kıyasla türkiyedeki sosyalist hareket nasyonel düzlemde yeşermediği sürece güçlenemeyeceği iddiasında doğruluk payı var(dı) fakat tarihsel sürecine bakıldığında safi ulusalcı eksende şekillenmeye mahkum türkiye sosyalizmi, zamanla bu eksen dışında da kendini var etmeyi, güçlenmeyi başarmıştı ve hala bu yönde giderek güç kazanıyor. Ayrıca “Sen işçisin, ezilmişsin, garibansın. Sokağa çık bağır. İşe yaramaz, ama belki yarar.” doğrultusundaki sosyolojik değerlendirmeden uzak bilinçsiz devrimci vizyonu mevcut, bu eleştiriye kısmen katılıyorum fakat bu mantaliteyi genele indirgeyen, tüm sosyalist harekete mal eden sığ eleştirileri de haksız buluyorum.

    Sadece günümüzü değerlendirecek olsak bile; nasyonel sosyaliszmin türkiyedeki temsilcisi dendiğinde ilk akla gelen parti, ideolojik tutarsızlığıyla ve en basitinden parti başkanının şuursuz açıklamalarıyla bile kendini sosyalist hareketten tasfiye etti ve parti olarak da giderek zayıflamakta. Buna ek olarak türkiyenin ilk komünist partisinin ismini taşıyan sadece heyecan dolu üniversiteli sosyalistleri hedefine almış, emekçi sınıfını hakir gören, dev-genç/dev-sol/dev-yol sürecinden ders çıkartmamış yapılanma kendi vizyonsuzluğundan dolayı güç kaybetmekte. Mevcut türkiye sosyalist hareketi dendiğinde evet ilk akla gelen yapılanmalardan ikisi bu durumda fakat bahsettiğim gibi, bu tarz yapılar ulusalcı veya elitist ideolojileri yüzünden gücünü ve meşruluğunu kaybederken giderek güçlenen sağlam ideolojili sosyalist yapılar mevcut.

    Fazla ayrıntıya girmeden; zamanında Deniz Gezmiş ve onun tarzındaki fikirler benimsenirken Mahir Çayan ve fikirlerinin giderek daha çok kabul görmüş olması bile türkiye sosyalizminin güçlenmek için ulusalcılığa ihtiyacının olmadığını bize gösterir. Yine en basitinden bir örnek; bir yandan 70'lerde mahkum olduğu ulusalcı-şoven eğilimli sosyalist yapıdan kendini kurtarmış giderek güç kazanan yeni sosyalist yapılanmalar oluşmuşken, o artakalan ulusalcı-kemalist eğilimli sosyalist yapının bile önde bayrak sallayanlarından; örneğin Mihri Belli'nin bile kemalist-ulusalcı tutumdan zamanla uzaklaşıp, mesela kürt mücadelesinden yana yapıcı tavır sergilediğini görürüz.

    Sosyalist ideal kendi dinamiklerini yenileyen kendini geliştiren bir ideoloji olduğu için şahsi fikrim eleştirirken özen gösterilmeli daha ayrıntılı gözlenmeli diyalektik süzgeçten geçirilmelidir zira sosyalizm, eleştirel açıdan çırıl çıplak ortada duran bütün okların kolay hedefi ‘din’, ‘milliyetçilik’ gibi konulara benzemez. Sanırım özensizce attığınız her okun teolojik konuları kolaylıkla vurmasına fazla alıştınız Sevan Bey.

    YanıtlaSil
  7. Çok sığı bir yorum. Kişisel düşüncelerin kanıtlanmış gerçekler gibi sunulmasına itiraz ediyorum.

    YanıtlaSil