-->

29 Ocak 2018 Pazartesi

Halim ve Selim 11: Her teizm ateizmdir


HALİM – Tarih boyunca insanoğlunun ürettiği güzelliklere bakın. Süleymaniye camiini ve Avrupa’nın katedrallerini düşünün. J. Sebastian Bach’ı sevdiğinizi söylüyorsunuz, Dede Efendi’ye de duyarsız değilsiniz. Eski Yunan sanatını, Hindu tapınaklarını, Ermenistan’ın dağlarında beraber gezdiğimiz manastırları aklınıza getirin. Her birini insanlar Allah’ı – ya da ilah zannettikleri putlarını – yüceltmek adına yapmışlar. Öyle görünüyor ki insan, büyük bir ruhsal cömertlik ifadesi olan eserlerini ancak dini bir motivasyonla yaratıyor. O inanç sayesinde şu fani dünyadaki sefil var oluşunu bir nebze olsun aşacak gücü ve bakış açısını buluyor. Dini inanç olmasa ne Göbeklitepe’deki tapınaklar olurdu, ne Mısır’daki piramitler. Bırakın yüksek sanat eserlerini bir yana, yaşadığınız adada insanların Pazar günü en güzel giysilerini giyerek kiliseye gitmesinde, ya da Kudüs’te dindar Yahudilerin Cuma akşamüstü Ağlama Duvarı’na koşmasında güzel ve soylu bir şey olduğunu itiraf ediyorsunuz.
Bir de Allah inancını terk ettiğimiz dünyada yarattıklarımıza bakın: otoyollar, alışveriş merkezleri, banka binaları, insanın gözüne diken gibi batan toplu konut siteleri.
Manevi odağı olmayan bir dünyada yaşama fikri size cazip geliyor mu?
SELİM – Beni can evimden vurdunuz. Ne cevap verebilirim ki size? Haklısınız.
Dinlediğiniz şu “Herr, unser Herr, dessen Ruhm in allen Landen herrlich ist” çığlığının[1] güzelliğine gölge düşüren her şey cinayettir. Tahammülü zor çirkinliktir. Günahtır.
HALİM – Şaşırttınız beni. Günah?
SELİM – Ve düşünün, o çirkinliği, o günahı şu içinde yaşadığımız dünyada en çok besleyen güç hangisidir diye.
HALİM – Modernizm? Materyalizm? Kapitalizm? Pop kültürü?
SELİM – Onlar da var bir ölçüde. Ama asıl büyük düşman onlar değil dindir. Başkalarının tanrılarına – özür dilerim, güzellik ve aşkınlık arayışına – insanın gözünü kör ve kalbini sağır eden en güçlü etkendir din. Düşünün: her teizm, özünde ateizmdir. Kuran’ın Allah’ına inanıyorum demek, Zeus’a ve Rab Şiva’ya ve Tevrat’ın tanrısına inanmıyorum, onları lanetliyorum ve reddediyorum demektir. Başka insanların tanrılarına küfrdür.
Başka insanların, başka kültürlerin, gözlerini şu dünyanın çamurundan yukarı kaldırma çabasını sizce kim daha iyi kavrar? Aklını ve kalbini dini kimliğin kısıtlayıcı kalıbından kurtarmayı başaran mı, yoksa vicdanını kendi tanrısının kıskanç ufkuna teslim etmiş olan mı? Bamiyan’daki Buddha’ları ateistler mi imha etti? Modernistler mi? Popçular mı?
Modernistler de çok iyi demiyorum bakın. Yıkmazlar belki ama önünden otoyol geçirirler. Gişe yapıp bilet keserler. Bunlar da ağır yaralar. Ama hangisinin kalbindeki nefret ve cehalet daha ağır, siz karar verin.
HALİM – Sanki var olan dinlerin üstünde bir din önerir gibisiniz.
SELİM – Din demeyelim, insanın dışındaki tanrıları reddeden, buna karşılık insanoğlunun tanrı arayışına kulak kabartan bir çeşit radikal hümanizm belki. Hümanizm kelimesini burada “insandan başka gerçek yok” anlamında söylüyorum. İnsanoğlunun bilgi arayışına saygım var. Ama güzellik arayışına da bir o kadar hayranlığım var. İlkiyle bazen çelişse, akla ve olguya zıt hayaletler peşinde bazen yolunu kaybetse de.
*
HALİM – Her şeye rağmen, tanrıya inanmanın inanmamaktan daha akılcı bir tercih olduğunu düşünüyorum. Eğer varsa ve inkâr ediyorsanız ceza kaçınılmaz, üstelik risk almaya değmeyecek kadar ağır. Yoksa ve boşuna inandıysanız kaybedeceğiniz şey çok fazla değil.
SELİM – Hangi tanrıya?
HALİM – Tabii tek ve evrensel olan Allah’a. Yoktur demeyin, “ya varsa” diye düşünün.
SELİM – Sizin hatırınız için inanayım, peki, de hangisine? Zeus’a mı? Krişna’ya mı? Yahudilerin tanrısına mı?
Pascal dahil o kadar çok kişi bu sorunun tuzağına düşmüş ki hayret ediyorum. Farzedin ki Pascal’ın hesabına kandım, Hıristiyanların – hatta Katoliklerin, hatta Pascal gibi Jansenistlerin – tanrısına inandım. Öldüm, karşıma Yüce Rabbimiz Krişna hazretleri çıktı. O zaman hapı yutmaz mıyım? Yanlış tanrıya inanma riskini almaktansa bence en güvenli yol hiç birine inanmamak. O zaman hesap günü karşıma hangisi çıkarsa çıksın, “ya rabbim, yalan tanrıların hiç birine inanmadım” diye kendimi savunma şansım olur. Yüz tanrı adayı varsa doksan dokuzunu doğru bildim demektir.
Kaldı ki “kaybedecek bir şey yok” doğru değil. Hakikati kaybediyorsunuz, işkence ve azaptan daha korkunç bir şey bence. Hakikati kişisel konfor ve güvenlik hesabı üzerine inşa etmek gibi utanç verici bir hataya Pascal gibi akıllı bir adam nasıl düşer, şaşılacak şey.
Ben tanrı olsam, ceza korkusuyla ya da çıkar saiki ile bana inanan ya da inanır görünen birine çöp kadar değer vermezdim. Sıdk nedir bilirsiniz: sadakat, yani hakikate sırf hakikat olduğu için bağlı olmak, sonuçlarını zerrece umursamamak. İnandığı şey yanlış da olsa, bu niteliğe sahip biri daha değerlidir benim gözümde. Tanrı da eğer dürüstlüğe önem veren biriyse böyle düşünecektir, ödül ve ceza ihtimali üzerinden iman hesabı yapanı direktman cehenneme atacaktır.
HALİM - Çarpılacaksınız.
SELİM - Ceza ve zulümden korktuğu için hakikati inkâr edenin durumu daha riskli bence. Allah sevmez öylelerini.


[1] J. S. Bach, Johannes-Passion, n. 1.

12 yorum:

  1. https://www.youtube.com/watch?v=FMjwRo7VmqE

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanıyorum tek tanrıcı yaradılışcı dinlerin orijinali geçirdigi evrimin de izlenebilirliği ile birlikte yahudilik. Diğer iki büyük 'semavi' din farkı tonlarda siyah beyaz fotokopi gibi!

      Sil
  2. Bu Tanrı inancı öyle güçlüdür ki, insanoğlu ona bahşettiği tüm üstün vasıfları hayal kırıklığına uğrasa da terketmedi ve nihayetinde ‘hümanizm’le kendine bahşetti.Evet Tanrı kendisiydi ve hükmetti,etmeye de devam ediyor.’Ruhu’ yine de huzur bulmuş değil,bilgisi arttıkça derinleşen cehaleti karşısında asla kesin zafer elde edemiyor.Ve şimdi bu soruna ‘melekler’ yaratarak çözüm bulma yolunda.Ama korkuyor da,ya melekleri ona meydan okursa,ötesinde onu yok ederse? Bu korku ‘gerçeği’ arama azmini bitirir mi? Yarattığı kulları bilinçlenir ve tıpkı kendisinin yaptığı gibi Tanrılarını zararlı oldukları için sonsuza kadar susturur mu? Ya da kendisinin doğasında olan ‘güç bende öyleyse ne istersem yaparım,çünkü doğrusu bu’ anlayışı gereği ‘melekleri’ de kendisine aynı şeyi yapar mı?Yarattığı üstün ahlakın üstüne bina ettiği meleklerinin ahlak gibi bir sorunu olur mu? Çağımızın yeni peygamberleri bu sorulara cevaplarla ortaya çıkacak sanırım.

    YanıtlaSil
  3. https://youtu.be/Q40Sr6lp-0Y

    Ateizmin sonu da intihardır. Bir nevi işidçiliktir. Sonuçta işidçiler de intihar ediyor. Yanlarında masum götürmeden edemiyorlar orası ayrı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tahmin mi? Dilek mi? "Atayım da ya tutarsa" mı? İntihar eden on tane ateist sayabilir misin? Bir tane?

      Sil
    2. Neden inanmaya bağladı sonu? Elli yıllık dünya hayatı neden sonsuz saadet ya da azaba çıkmak zorunda? Ve bunun hikmeti ne?İnanmadan hiçbir şey olmaz. İnsan inanmadan hiçbir şey yapamaz.Şeyi şey eden inanmak ve hiçi hiç eden inanmamaktır. İnanmak her şeyin anahtarıdır. Cennetin bile! Rabbin rızasının bile. İhtisas kelimesinin bir konuda derinleşmekten önceki anlamı duygudur.Önce o konuya bir duygun olmalı. Korkun değil inancın. Hiç durmadan aylarca anlatsam bitiremeyeceğim ve sonunda yine anlaşılmayacağım ilimler biliyorum. Şu an inanmadın değil mi?Sana bin yıl anlatsam yine anlamazsın. Her şeyin başı inanmaktır.İnanmamak yolunun sonu intihardır.

      Sil
    3. Krakercik'e güzel bir cevap Ricky Gervais'ten gelmiş.
      https://www.youtube.com/watch?v=-qdz7yIMwBk

      Sil
  4. sevan hocam... acil desteğinize ihtiyacım var. birkaç müslümanla incilin mahiyeti ve içeriği konusunda sohbetler yürütüyorum. iyice köşeye sıkıştılar. şu anda tutanabildikleri tek dal, barnabas incili... bu incilin tam metnini bulup son darbeyi indirmeliyim ancak internette hiçbir kaynakta bulamadım. basılısı da yok galiba... n'apçaz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. https://archive.org/details/thegospelofbarn00unknuoft

      İtalyanca metin, İngilizce çeviri ve önsözde ayrıntılı metin ve köken analizi var. 13. ila 15. yy'da İspanya'da Müslümanlar tarafından yazılmış sahte bir metin olduğu anlaşılıyor.

      Wikipedia "Gospel of Barnabas" maddesinde etraflı bilgi ve bibliyografi var.

      Sil
  5. "Modernistler de çok iyi demiyorum bakın. Yıkmazlar belki ama önünden otoyol geçirirler. Gişe yapıp bilet keserler. Bunlar da ağır yaralar."

    Menderes'in İstanbul'daki mimari katliamını düşünün hocam, Hasankeyf'i düşünün, Suudilerin yıkıp üstüne gökdelen diktikleri İslami mimariyi düşünün. Dünyanın dört bir yanından şunlar gibi yüzlerce örnek bulmak çok zor olmasa gerek:

    https://edition.cnn.com/2013/05/14/world/americas/belize-mayan-pyramid-destroyed/index.html
    https://www.reuters.com/article/us-china-tombs/workers-destroy-ancient-chinese-tombs-media-idUSPEK34443620070703
    https://www.vice.com/en_us/article/8gddqk/its-surprisingly-easy-to-build-a-sams-club-on-a-native-american-heritage-site-808
    https://www.huffingtonpost.com/entry/19th-century-german-church-is-demolished-to-make-way-for-coal-mining_us_5a54fce3e4b01e1a4b1a2d89

    Cehaletle açgözlülük birleşince 2300 yıllık Maya piramidini yıkıp molozunu yol yapımında kullanabiliyor, veya 1500 yıllık Kızılderili höyüğünü Walmart inşası için traşlayabiliyorsunuz. Modernizmin tahribatını fazla küçümsemişsiniz sanki.

    YanıtlaSil
  6. Sevan bey merhaba. Nietzsche ile (yahut Zerdüşt ile) aranızda paralellik, yakınlık kurduğunuz hiç oluyor mu ? Din, töre, moral alanlarına yaklaşımlarınız ve özellikle son zamanlarda Pascal hakkındaki ifadeleriniz bana aranızda bazı paralellikler olduğunu düşündürttü.
    Hakikat sevginiz, klasik müzik beğeniniz, eski Yunan’ı, yüksek insan başarılarını beğenmeniz vs.

    “Tam da benim, ilk töresizcinin ağzında Zerdüşt adı ne anlama geliyor, sormadılar bana; sormalıydılar: çünkü o İranlının tarihteki korkunç benzersizliğini yapan şey, benimkinin tam tersidir. İyi ile kötü arasındaki kavganın, dünyanın gidişini sağlayan asıl çark olduğunu Zerdüşt görmüştü ilk, –töre'nin gerçek güç, neden, amaç olarak metafizik alana aktarılması onun işidir.

    doğruluktan dolayı moralin kendi kendini arkada bırakması; moralistin, kendini, kendi zıddı olana, -yani bana- dönüştürmesi. Budur benim ağzımda Zerdüşt adının anlamı.” -Ecce Homo-

    “tinsel bakımdan güçlü doğalıların bile akıllarını yozlaştırmıştır. En sefil örnek —Pascal'ın yozlaşması, aklının kalıtsal ilk günahça yozlaştırıldığına inanan Pascal'ın; oysa Hıristiyanlığından başka bir şey değildi aklını yozlaştıran!” –Deccal-

    “Korkunç bir biçimde, aklın bir defada, tek bir darbeyle öldürülemeyen, çelik gibi, yedi canlı, kurtsu aklın sürekli intiharını andıran Pascal’ın inancına çok daha yakın. Baştan beri, Hıristiyan inancı bir özveridir: Bütün özgürlükten, bütün kibirden, bütün ruhun kendine güveninden özveri; aynı zamanda, boyunduruk altına girme, kendini alaya alma, kendini çarpıtmadır.” -İyinin ve kötünün ötesinde-

    “Bir kişiye saplanıp kalmamak: bu, en sevilen kişi bile olsa da – her kişi bir hapishane, bir köşedir de. Bir vatana saplanıp kalmamak: bu, en acı çeken, en yardıma ihtiyacı olanı olsa da – zaferi bol bir vatandan gönlünü koparmak daha az güç olur. Bir acımaya saplanıp kalmamak: bu, işkencelerini ve zavallılığını bir tesadüfün bize gösterdiği üstün bir insan için olsa da.” -İyinin ve kötünün ötesinde-


    https://www.insanokur.org/nietzsche-kendisinden-bir-seyler-ogrendigim-tek-psikolog-dostoyevski-olmustur/

    YanıtlaSil
  7. http://m.gazetevatan.com/1370-yillik-kur-an-heyecani-832777-gundem/
    Ne dersin Sevan Beyciğim, en eski Kur'an örneği Kubbet üs Sahra'da yaklaşımı ile birlikte bakınca???

    YanıtlaSil