-->

10 Eylül 2018 Pazartesi

Canlanan dinler, ölen diller (Brezilya notları)


Protestanlığın önlenemez yükselişi
Brezilya’da gözümüze batanlardan biri: Katolik kilisesinin çöküşü. Bir zamanlar devletin ve milletin resmi diniyken şimdi kağıt üstünde %64’e düşmüş. Ama bu, resmen görünen tarafı. Gerçekte her kasabada, her mahallede, her köyde süpermarket açar gibi Protestan ibadethanesi açılmış. Çeşit çeşit gecekondu mezhepler, Assembleia de Deus, Congregação Cristã, Igreja Universal do Reino de Deus, Igreja do Evangelho Quadrangular (!), İsa ile Yeniden Doğuş Apostolikleri, Can Veren Pınar Apostolikleri, Mesih’in Gücü Apostolikleri, Halkların Işığı kilisesi, Seventh-Day Adventistler, Metodistler ve Serbest Metodistler, beş ayrı mezhebe bölünmüş Baptistler, Fundamentalist Presbiteryenlerle Muhafazakar Presbiteryenler, rakip gazoz markaları gibi, her köşeyi tutmuşlar. Vaaz saatinde kapılar açık, içeride iğne atsan yere düşmez, insanlar sokağa taşmış, coşku had safhada. Dükkanlarda, lokantalarda, otellerde, otobüs işletmelerinde Protestan propagandasının açık veya örtülü izleri. En şık mahallelerde Protestan sloganlarıyla bezeli yeni yapı okullar, imam hatip estetiğinde.
Buna karşılık Katolik kilisesinin üstüne sanki ölü toprağı serilmiş: dinle pek işi olmayanların dini. Düğün ve cenaze dini. Rio’daki Ulusal Katedral’e gittik, neo-emperyal bir Devlet tapınağı: içeride birkaç turist, demir parmaklıkla ayrılmış bir şapelde ilahi dinleyen birkaç yaşlı karı koca, papazla düğün pazarlığı yapan genç bir aile...
1970-80’lerdeki askeri diktatörlük zamanında Brezilya Katoliklerinin Liberation Theology hareketi meşhurdu. Her yerde fakirlerden ve ezilenlerden yana tavır almış, yer yer silahlı devrimi savunacak kadar radikalleşmişlerdi. Dom Helder Câmara gibi, fakirlerin azizi mertebesine ulaşmış bir öncü din adamı çıkarmışlardı. Şimdi o akımdan geriye ne kaldı bilmiyorum. Ama belli ki fakir halkın yüreğinde yer tutmayı başaramadılar. Umuttan başka sermayesi olmayan kesimler, umudu başka yerde aramaya yöneldiler.
Türkiye’deki cemaat ve tarikat salgınını ister istemez hatırlatıyor. Ayrı bir mezhep – hatta ayrı bir din – sayılabilirler mi? Sayılmalarında fayda var mıdır?

Brezilya yer adları
Rio’dan güneye yer adları: Itaguaí, Muriqui, Mangaratiba, Jacareí, Jaquecanga, Zungu, Itanema, Cunhambebe, Rio Mambucaba, Perequê, Tarituba, Taquari, Picinguaba, Ubatuba... Oğlumla düşündük: Uzun süre kızılderili kültürüyle iç içe yaşamış olmalılar, öbür türlü köy, kasaba, dere, tepe, ada, plaj vs. bunca adı yerli dilden nasıl alabilirler?
İçeri tarafa doğru girince, mesela Minas Gerais eyaletinde, bu sefer coğrafyaya ezici çoğunlukla Portekizce adlar hakim. Gayet sıradan, Karadere, Yeşiltepe, Aşağı Kızılca, Soğukpınar, Ak-altın... Hımm, diyoruz. Siyasi bir hadise olmalı. Ya da adlandırma dönemi farklı. Arada herhangi bir gözlemlenebilir etnik fark yok çünkü.
São Paulo eyaletinde Tabatinga adlı bir kasaba görüyoruz. Bir daha hımm, yıllar önce Brezilya’nın ta öteki ucunda, Kolombiya sınırında, Tabatinga adlı bir şehre uğramıştım. Yerli dili olsa bu kadar geniş bir alana yayılmış olamaz. Dört bin kilometreye kol atan yerli dili nerede görülmüş? Ancak emperyal diller o kadar uzar.
Google yetmeyince, ilk gördüğümüz kitabevine dalıp bir Brezilya tarihi kitabı ediniyoruz: Mary del Priore ve Renato Venancio, Uma Breve Historia do Brazil. İspanyolca ve Fransızca biliyorsan Portekizce kolay, acayip imlaya biraz alışınca Tavit’le beraber yüzde doksanını söküyoruz. Meğer neymiş? Beyaz adamın gelişinden sonra, 16. yüzyıldan 18. yüzyıl ortasına kadar, Güney Brezilya’da sahil yöresinin yerli dili olan Tupi dilini bütün Brezilya’nın ortak dili olarak benimsemişler. Cizvit rahipleri önayak olmuş, 1540’larda Tupi dilinin gramerini yazmışlar, İncil’i o dile çevirmişler, misyon okullarında o dili öğretmişler. Tupi’likle alakası olmayan Amazon ormanlarına ve kuzeyin bozkırlarına dek o dili yaymışlar. O devirde adlandırılan her coğrafi birime Tupice isim vermişler. Ta ki 1750’lerde Portekiz kolonyal yönetimi Cizvit tarikatını yasaklayıp, Portekizceyi tek ve yasal resmi dil ilan edinceye dek.
Başka bir kitabevine girip Tupice öğreten kitabınız var mı diye sorduk. Kız önce anlamadı, sonra hayatında böyle bir şey soran kimseye rastlamadığını söyledi. Üniversite kütüphanesine gidin belki orada bulursunuz diye akıl verdi.
Tabatinga da Tupi dilinde Akköy demekmiş.

14 yorum:

  1. üstat kandomblelerle ilgili bir şey de yazsana aydınlanalım.

    YanıtlaSil
  2. Belki de Papa Arjantinli diye geçici olarak küsmüşlerdir kiliseye.

    YanıtlaSil
  3. Hmm. Neden ABD ve Kanada bu kadar gelişmiş iken Brezilya değil? Katolik-Protestan farkı mı gerçekten? Weber haklı mı?

    Bu çıkarıma göre Brezilya'da protestanlık alır başını yürürse ikinci bir ABD olur mu?

    Başka soru: medeniyet neden olduğu yerde kalıp gelişmiyor?

    Ur'da doğmuş (dünyanın bu kısmı için konuşuyorum), Mezopotamya'ya yayılmış. Oradan Kenan'a, Mısır'a. Yunan'a. İtalya'ya. Fransa'ya. Britanya'ya ve Germenya'ya. Oradan Amerika'ya. Doğu'ya Rusya'ya, İran'a, Hİnt'e doğru gidememiş. Daha doğrusu gitmiş ama, bir aşamada takılı kalmış. Batı'da takılmadan faz değiştirerek level atlayıp durmuş. Neden?

    Medeniyet bir yerde sabit kalamıyor. Hani diyorsun ya medeniyetin oluşması için binyıllar boyu birikim gerekir. E bu hesaba göre Irak en gelişmiş medeniyet olmalı di mi? Ama değil. Medeniyet sabit bir coğrafyada kalamıyor. Neden?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vahsi talanci yagmaci kavimler yüzünden. Bize milli tarih dersinde Rönesans'in sebeplerinden birinin Istanbul'un fethinden sonra bati Roma'ya kacan bilginler oldugu ogretilmisti.

      Sil
  4. Ipanema da pis kokan göl demekmis. Ipanema marka flip-flop terlik alanlarin bilgisine :)

    YanıtlaSil
  5. Palawan Laguna Bohol Cebul şehirlerinde 2km aralıklı derme çatma kulübesinden çadırına kadar Katolik misyonerlerliğin inat ile devamına şahit oldum sene 2006 lar . Taparcasına delirmiş kitleler günün her saatinde vaaz dinliyorlardı. Fakirlik ve sınıf ayırımı insanları rüzgar ne taraftan eserse o tarafa atıyor.

    YanıtlaSil
  6. Köroğlu'na cevap.
    Yanılmıyorsam "(medeniler) silah icat etti, mertlik bozuldu" lafını Köroğlu etmişti.
    Her neyse.
    Bu yazıyı ancak ve ancak okul-televizyon vahşi evliğinden doğan dünyada büyümüş dünyaya bedel bir Türk yazar.
    Mantk yok, bilgi yok, laf çok.
    "Irak en gelişmiş medeniyet olmalı di mi? Ama değil." Ardından gelen cümle okununca varılan sonuç: Aynı coğrafyada kalıp gelişmemiş medeniyet medeniyet değil!
    Üstelik, bunu yazan medeniyetin olumlu ve iyi bir şey olduğuna inandığının farkında bile değil. Kısacası ırkçı. Önce Atatürk sonra Marks Türklere felaket bir aşağılık duygusu aşıladı. Nihayet sonsuz medeni Trump, bu yazıyı yazanın bilinçaltında yatanı açık açık söyledi: Türkler ve benzeri insanlar b*k çukuru insanları. Medniyetin gelişmesinde zerre kadar bir katkısı olmayan fazlalıklar.
    Uzatmak istemiyorum. İnsan olduğuma utanıyorum diyeyim.
    Bence bir Kızılderili bir milyar Türk, Amarikani Fransız, Alman ve diğer mavi gözlü sarışın köpeklere bedeldir.
    “See … how cruel the whites look. Their lips are thin, their noses sharp, their faces furrowed and distorted by folds.Their eyes have a staring expression; they are always seeking something; they are always uneasy and restless. We do not know what they want. We do not understand them. We think they are mad.”
    Words of an old Pueblo Indian related to Jung.

    “Savagery has become their character and nature. They enjoy it, because it means freedom from authority and no subservience to leadership. Such a natural disposition is the negation and antithesis of civilization. ”
    —Ibn Khaldun on nomads (benim çevirim: çoban turistler)
    “And the hapless Soldier’s sigh,
    Runs in blood down Palace walls”
    Blake
    “Bazı yerlerde hâlâ halklar ve sürüler var. Peki bizde? Bizde Devlet var, kardeşlerim. Devlet mi? O da ne? Dinle şimdi, dinle bak halklar nasıl öldü. Devlet, soğuk canavarların en soğuğudur. Göz kırpmadan yalan söyler o ve işte ağzından akan yalan salyası: ‘Halk, benim.'”
    Nietzsche
    Ve nihayet bu yazıyı yazanın büyük bir ihtimal medeniler medenisi sayacağı Batı ile ilgili bir aktarma.
    Gandi’ye sorarlar:
    - Batı medeniyetine ne dersiniz?
    - Çok iyi olur!
    Irkçılığınız çok çirkin. Bunun adı merdiven teorisi veya dilenciler felsefesi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Iraklıyız galiba : )

      Sil
    2. Mertliğin bozulmasının sebebi, barut ilişkili silahlar ve tüfekler değildir, İlkin olarak Yay ve Ok ikilisinin ortaya çıkması ile orantılıdır.

      Sil
  7. Köroğlu değilim ama Adsız12 Eylül 2018 01:08'e cevabım tam Sevan sayfasının müridine uygun sikimsonik bir yazı

    YanıtlaSil
  8. “Köroğlu12 Eylül 2018 09:42
    Iraklıyız galiba : )”
    VEYA
    "Köroglu degilim ama Adsiz12 Eylül 2018 01:08'e cevabim tam Sevan sayfasinin müridine uygun sikimsonik bir yazi "

    Her ikinize bir cevap.
    Ne olursan ol, « Ne Mutlu Kara Cahilim » diyen ama kara cahilliğinin suratına vurulmasından gocunan bir fazlalık olduğunu saklayamamışsınız.

    Sizi duyan, nedense nedenini bilmeden tasvip ettiğniz medeniyetin yarattığı size benzeyen az çok okur, az çok yazar, az çok çizer, çok çok sosyal medyada dedikodu yapar, medeniyete şükür yalnızlar kalabalığının mükemmel seyirci ve tüketici hilkat garibesi Iraklı ne diyebilir ?
    - Irak ilk medeniyet Sümer’in doğduğu yer.
    - Irak İslam medeniyetinin (Suriye’den sonra) ikinci merkezi.
    Eğer azınlıklar asıllılardan bir Kürt ise ekleyebilir de: Dünya tarihçilerinin ilk imparatorluk saydıkları en az 3 bin yıllık bir (Med ve) Pers medeniyetindenim. Hatta Emevileri medenileştirip Abbasi devrimine biz neden olduk. Böylece Araplar aşiret zihniyetinden imparatorluk zihniyetine eriştiler. Dünyaya, Yahudiliğe, Hristiyanlığa, İslama ve nihayet Avrupa’da adı Aydınlık Devri olan çağa bizim Zerdüşlük ve Manihaizm derin etkiler yaptı. Siz taklitçi Türkler önce Müslüman oldunuz, İran edebiyat ve şiirini taklit ettiniz ve sonra çoktan beri treni kaçırmış Osmanlı sarayından bir sarışın mavi gözlü memur sizleri sarışın mavi gözlü Avrupalı etmek istedi. Pek olmuyor ama olsun.
    Türkiye’ye son geldiğimde 26 yıldır Türkiyeyi görmediğimi öğrenenler bana sordular:
    - Ne fark gördünüz?
    - Sarışınlar çoğalmış!
    Anlayanlar kahkahalara boğuldu, sizin gibi, maşallah, ye ye doymaz, devlet ve iş adamlarının mutlak kölesi süt inekleri bilim adam-karılar dolu Avrupa yalnızlar kalabalıkları gibi salt gördüğünü gören at gözlüklü çok bilimsel, çok sarışın mavi gözlüler ise “Yok abi, boyuyorlar.” dedi.
    Oku oku adam ol, sizleri sarışın mavi gözlü etmek isteyen gibi “Monkey see, monkey do” olma.
    Ama daha iyi ve kısa bir yol da var.
    Doğayı, insanı yiyip bitiren medeniler medenisi, sarışınlar sarışını, kapılarında girmek için kendini yırtan Türkleri tekme tokat kovalayan Batı şimdi tüketmek için başka bir gezegen arıyor. Siz en iyisi onlara benzemeye çalışın, estetik ameliayatı falan filan yan,. Belki uçak kapısındaki memurun dalgınlığına gelir sizi içeri alır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Adsız

      Beni kemalist/marksist/ırkçı kabul etmişsin; uymadı.

      Medeniyet kavramına özcü bir nitelik atfettiğimi varsaymışsın; yine uymadı.

      Ama "uysa da komak istiyorum uymasa da" modunda olduğunun farkındayım.

      Daha önce bahsettiğim ruh hali tam da bu. Yeni dünyada kendilerini dışlanmış hisseden çok büyük bir çoğunluk var. Ya dinciliğe ya da milliyetçiliğe sarıyorlar.

      Sırf burada değil. Her yerde böyle. Trump'ı, Maduro'yu, Kaczynski'yi, Duterte'yi, Erdoğan'ı iktidar yapıyorlar.

      Bu öfke ve nefret birbirine diş bileyen milliyetçiliğe ve dinciliğe kanalize olduğu için sonu iyi bitmeyecek bence.

      Sil
    2. “Beni kemalist/marksist/ırkçı ...; uymadı.
      Medeniyet kavramına özcü ...; yine uymadı.
      "uysa da komak istiyorum uymasa da" modunda ...”
      Konu mod falan değil. Daha önce söylediklerini bilmeden, anlamadan, sosyal medyadan topladığın kırıntılarla tekrarlamanda.
      Ben 'mantıksızlık' dedim ama insanları belli bir merdiven basamağına yerleştirenler son derece tiksindirici ve bu mantıksızlığından sonsuz daha vahim
      Bilerek veya bilmeyerek, k/m/ır dili kullandın. Bence bilmeyerek çünkü k/m/ır kaçınılmaz, iç içe girmiş akımlar ve kavramlar. Farkında olmadan benimsemenin adı bile var: Buna, 'co-inspire' denir. Bence insanlar böyle doğuyorlar. Bilim allahı genlerine yazar, geleneksel allah alınlarına. Ben medeniyetin tarihteki yerinden sözediyorum ve kıyaslamanın abesliğine dikkat çekiyorum sen cici bici "özcü" lafını bildiğinin gösterisi içinde. Bu cici bici kelimerle profesörler gibi konuşmak bilgiçler arasında çok yaygın bir hastalık.
      Benim milliyetçilik tanımım: Milliyetçilik enayi ile dolandırıcıyı kardeş yapar.
      Dine gelince iş çok daha karışık. Eminim en son ve gelmiş geçmiş en güçlü Allah’a sarılmışsın. Bu çok karışık bir konu, seni sonsuz aşar. Az öz: Allah kaypak bir mahluk. Adı, vasıfları, yediği haltlar değişir ama kendisi değişmez. Kapital gibi. Eski allahlar saklambaç oynarlardı, ne dediklerini ne istediklerini kimse bilmezdi. Tabii, şimdiki bilim adam-karıları gibi, dünya ile insan arasına sayısız muhabbet tellalları imamlar veya papazlar girip işi idare ederler. Taptığın allahın ne olduğu da belli, ne halt yediği de. Sanırım 'dışlanmış' lafı senin gibi müminleri içlemiş, sindirmiş din. YENİ, YENİ CESUR DÜNYA. Transhumanizm, başka gezegen arama, gen kes-yapıştır, bedensiz salt beyinler arası analamsız enformasyon (in-formation) alış-verişi. Tek sorun sizin yeteri kadar sarışın mavi gözlü olup olmamanız.
      Dönelim ilk yazınıza. İlkokul mantığı yeter.
      « Medeniyet bir yerde sabit kalamıyor. Hani diyorsun ya medeniyetin oluşması için binyıllar boyu birikim gerekir. E bu hesaba göre Irak en gelişmiş medeniyet olmalı di mi? Ama değil. Medeniyet sabit bir coğrafyada kalamıyor. Neden? » dediniz.
      ‘Medeniyet gelişmesi’ ne demek ? ‘bir yerde sabit kalmıyor’ ne demek ? ; ‘medeniyetin oluşması için binyıllar boyu birikim gerekir’ ne demek ? ‘Irak en gelişmiş bir medeniyet olmalı di mi ? AMA DEĞIL.' ne demek?
      Tek kaçanağınız, sizin gibi medeniyetin bütün pisliklerini sindirip (k/m/ır bu pisliklerin basit bir simgesi) farkında olmadan salt bilgiçlik gösterisi için vızıladayanlara hadlerini bildirdiğimde, işi lügatçılığa dökme.
      'Gelişme', 'değişme' imiş ve benzeri –miş, -mışlar. Hatta sizin gibi bilgi göstericisi 'Grek bir filozof, Menderes nehrinde aynı balığı iki defa yakalayamazsın' demiş falan filan şatafatlı laflar etti. Diğer biri Darwin mutasyonundan medet umdu. Bazılarına göre 'gelişme' ile 'hareket' aynı-y-mış. Bunlar, sizleri pompalayan medeniyetin son lokomotifi sarışın mavi gözlü Batı mavalları. Bunlar, beraber yaşamayı bilmeyenlerin ağrılarını dindirici antideprasyonlar. Sizin en fazla bileceğiniz kazananlar tarihi ile kazananaların peri masalları.
      Neyse işallah daha henüz yayınlanmayan son yazım, C.L.Strauss'dan alıntı, benim aslında sizinle salt alay ettiğimi daha iyi açıklar.
      Hayatım yurttışında geçti. Televizyonu salt Türkiye’ye döndüklerimde akraba ve tanıdıklar hatırı için seyrettim. Sizin yazınız bana televizyonu hatırlatıyor. Kısa ama şiddetli ve yoğun. "Geç, seyirciler çabuk bıkıyor" emri yukarılardan işitiliyor. Televizyon kanal değiştirmesi içinde doğup büyümüş post modern Descartes'lar: Net et clair!
      Site 4096 fazlasını kabıul etmiyor diye yarısını sildim hâlâ olmuyor. Bu 1.

      Sil
  9. Vay canına!

    Bütün bunları benimle alay edebilmek için mi yazdın?

    Teşekkürler.

    Anladığım kadarı ile sen Allah'a yakın bir yerden dünyaya bakabilen, bambaşka ve derin kavramlarla düşünebilen, fani dünyanın yüzeyselliğinden kurtulabilmiş birisin. Batının kandırmacalarına kanmayacak kadar uyanık, kendi kimliğinin ve köklerinin bilincinde olan biri. "Başkası olma kendin ol, böyle çok daha güzelsin" özlü sözünün derinliklerine vakıf biri. Nietzsche'yi, Strauss'u ve daha nicelerini yalayıp yutmuş biri. Öyle sosyal medyada copy-paste'in çok çok ötesine geçmiş biri.

    Ben, dediğin gibi öyle değilim. Basit bir hayatı olan basit biriyim.

    Durduğum yerden bakınca Irak'ta medeniyet yok (kendine has bir kültür var) İran'da da yok. Türkiye'de de yok. Rusya'da da. Hindistan'da da. Çin'de de. Fakirliğin, şiddetin, baskının, yalanın, hilenin, köleliğin kol gezdiği, insanların yalnızca merdivenlerde yaşamasına izin verilen yerler bunlar. İnsanların sinek kadar değerinin olduğu yerler.

    Sarışın İsveç öyle değil. İsviçre değil. Avustralya değil.

    İnsanları merdivenlere koyduğum için değil, bundan rahatsız olduğum için yazıyorum bunları. Senin bulunduğun yükseklikten bu nüanslar pek seçilmiyor herhalde.

    Yazının devamını bekliyorum. Sore loser homurdanmaları gibi geliyor bana ama olsun, içini dökmek iyidir.

    YanıtlaSil