25 Mayıs 2018 Cuma

Anadolu'da gezintiler: İkon kırıcılar, İsaurya


İkon kırıcıların en ünlüsü “İsauryalı” lakabıyla anılan Rum kayseri 3. Leon’dur. 717 yılında İstanbul’da tahta geçtiğinde Anadolu’nun tamamına yakını otuz yıldan beri Arap/İslam istilası altındaydı. Önce onları yenip birkaç yerden geri püskürttü, sonra Hıristiyan dünyasında her türlü İsa ve Meryem ve azizler tasvirini yasaklayan 726-729 tarihli ünlü fermanlarını yayınladı. Açıkça bir İslamlaşma – daha doğrusu, İslamın bazı platformlarını ele geçirip ideolojik direnç sağlama – hamlesiydi. Muhalifleri tarafından “İslama taviz vermek” ve “Yahudi ve Müslümanların ekmeğine yağ sürmek” ile suçlandı. Kilisenin büyük bölümü karşı koydu; Batı vilayetleri isyan ettiler. Hatta derler ki Papanın İstanbul’dan temelli kopması ve 800 yılında Büyük Karl önderliğinde “Avrupa” denilen hadisenin ortaya çıkması bu olaya cevaptır. Belki şöyle düşünmek lazım: İslamlaşma tehdidini doğrudan hisseden Anadolu bir tepki vermek zorundaydı. O tehditten uzak olan Batılılar “hop ne oluyoruz” deyip sırtlarını döndüler.
İkonoklazm (“ikon-kırıcılık”) politikası yüz yirmi sene sürdü, yenilgiyle sonuçlandı. 843 yılında ikon tapıcılığı resmen ve törenle yeniden tesis edildi. Rum Ortodoks dünyasında o hadise hala bayram olarak kutlanır.
*
İsaurya’dan geçen gün söz ettik. Bugünkü Ermenek-Sarıveliler-Başyayla-Taşkent-Hadim-Bozkır ilçelerini kapsayan bölgedir. Torosların ön sırası ile arka sıraları arasına sıkışmış görkemli bir dağ ülkesidir. Burada yaşayan İsauralılar milletini Roma ve İstanbul’un egemenleri “vahşi” olarak görmüşler, asker olmaktan başka işe yaramaz diye düşünmüşler. 5. yy’da imparatorluk merkezinde fazla güçlenen Almanların belini kırmak için İsauralı askerleri öne sürmüşler. O askerlerden şansı yaver gidip imparatorluk makamına yükselenlerin ilki, 474’te tahta geçen Zenon’dur. Anadilinde adı Rusumblada’lı Tarasiskodisa imiş; böyle barbar isimli imparator olmayacağından Yunanca Zenon adını almış. Doğduğu kasabaya onun onuruna Zenonopolis adı verilmiş. Halen Ermenek İznebol; resmi adı Elmayurdu ama herkes İznebol diye bilir (Zenópolis > Zeneboli > İznebol). Hemen yan taraftaki Sarıveliler-Uğurlu köyünün Köristan mıntıkasındaki 1600 küsur rakımlı ören yeri sanırım Zenonopolis’in yazlık yerleşimi olmalı. 1999’da Herkesin Bilmediği Olağanüstü Yerler kitabını araştırırken yolum düşmüştü.
İkincisi az önce andığımız 3. Leon. Bu zatın aslen Germanikopolisli olduğunu tarihçi Theophanes bildiriyor, birtakım revizyonist geçinen tarihçiler de “madem Germanikopolis bugünkü K.maraş’tır demek ki İsauryalı olamaz” diye akıl yürütüyorlar. Oysa öbür Germanikopolis halen Türkiye coğrafyasında capcanlı, Rumca Yermanikópolis telaffuzundan Ermenek. İsaurya’nın başkenti.[1]
Ermenek’in 18 km kuzeybatısında Başyayla Katranlı köyü, halen kullanılan adı Dindebol, orijinali Domitiopolis (Domidópolis > Dımdeboli > Dindebol). W. M. Ramsay’e göre MS 16 yılında Roma'da konsül olan L. Domitius Ahenobarbus onuruna adlandırılmış. Bu Domitius imparator Neron’un öz dedesi ve az önce adı geçen Germanicus’un babasının bacanağıdır (zira Marcus Antonius ile Octavia’nın kızları Antonia major ve Antonia minor ile evlenmişler). Germanicus MS 17 yılında, Domitius ise 21 yılında triumph kutladığına göre iki kasaba aynı tarihlerde adlandırılmış olmalı. Ama tam vesilesi nedir, bilemiyoruz.
*
3. Leon ve İkonoklastlar hakkında başlıca bilgi kaynağımız tarihçi Theophanes’tir dedik. Fanatik bir ikonsever olan bu muhterem İstanbul’da önemli mevkilerde bulunduktan sonra, iktidardaki ikon kırıcılardan nefret getirip 790 küsurda ata yurdu Sigianos veya Sigrianos dağındaki bir manastıra çekilmiş. "Marmara’nın güney yakası" diye tanımlanan bu yer Mudanya yakınındaki Sigi kasabası olsa gerek, resmi adı Kumyaka, Bursalıların yazlık yeri. Daha sonra ailesinin mülkü olan Kalonimos adasında kendisi bir manastır kurmuş. Kalonimos (“adıgüzel”) neresi? Tabii ki İmralı, manastır için daha uygun yer mi olur?
Manastıra kapanmak paçasını kurtarmaya yetmemiş mamafih. İkon-yanlısı bölücü ve terörist faaliyetlerine devam ettiği gerekçesiyle İstanbul’a çağırıp hapse atmışlar. İki buçuk sene yattıktan sonra bir Yunan adasına sürgün gitmiş, ama oraya vardıktan birkaç gün sonra 58 yaşında vefat etmiş.

[1] Germanicus, Hermann komutasındaki Almanları yendiği için “Almankıran” anlamına gelen bu lakabı aldı. Bir süre imparatorluğun en popüler kişisi ve Augustus’un doğal halefi sayıldı. Yolsuzluk iddialarını soruşturmak için geldiği Antakya’da, Suriye valisi C. Calpurnius Piso tarafından zehirlendi. Apar topar bindirildiği gemide cesedi kokmaya başladığından, Finike yakınındaki Limyra’da (şimdi Saklısu/Zengerler mahallesi) karaya çıkarılıp defnedildi. Oğlu daha sonra 37-41 yıllarında imparator olan Caligula’dır.


11 yorum:

  1. "İslamlaşma tehdidini doğrudan hisseden Anadolu bir tepki vermek zorundaydı. O tehditten uzak olan Batılılar “hop ne oluyoruz” deyip sırtlarını döndüler."

    Sicilya Müslümanların elinde İber Yarımadası Müslümanların elinde ama Avrupa tehdit hissetmiyor. Nasıl hissetmesin ? Bal gibi hissediyor.

    İkonoklazm'a gelirsek zaten bu meselenin ortaya çıkmasının temel noktası Eski Ahit. Aynı şey daha sonra Kuzey Avrupa'da tekrar Protestanlarda görülecek onlarda bu tip eserleri tahrip edecek, dini betimlemeleri kırıp dökecek ve Kuzey Rönesans'ı gündelik hayat ile uhreviliği içine alan bir kapsama girecek.






    YanıtlaSil
  2. Ermenekliyim ama bu tarihten haberim bile yok. Ayıp bana. Teşekkürler Sevan Nişanyan :)

    YanıtlaSil
  3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  4. Vasil Bulgaroktonos'u da anlat...(Bulgar slayer) 1000'li yıllarda yaşadı.

    YanıtlaSil
  5. Sevan hocam bu konulardan alakasız birşey soracağım. Sabah fakhri'yi bilirmisiniz. Kendileri sizin yazıyla bize anlattığınız şeyleri müziğiyle yapıyor. Mezopotamyanın kadim ruhunu canlandırıyor onu dinlerken doğulu olmaktan gurur duyuyorum.

    YanıtlaSil
  6. biz hâlâ siği deriz oraya... bir de sorum olacak... araplar madem anadolunun neredeyse tamamını istila ettiler. niye pers diyarına ettikleri gibi, o coğrafyayı da müslümanlaştırmadılar. tek sorun başkenti ele geçirememiş olmaları mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Seksen yıl boyunca (680-740) sefer düzenlediler, yağmaladılar, İstanbul, Erdek ve İzmir'e defalarca dayandılar, ama kontrol kuramadılar. Evet, sanırım başkenti ele geçirememeleri önemli bir etken.

      Sil
  7. Sigi degil "Siği" diye soylenirdi. Bildigim kadariyla İznebol/Elmayurdu ornegi gibi, resmi Kumyaka adi kullanilmazdi (> 10-15 yil once).

    YanıtlaSil
  8. Ikonklasm vakasini Islam'a baglamaniz desteksiz gorunuyor. 16. yy. protestanlari da Islama mi meyletmislerdi? Ayrica dogu ve bati kiliselerinin dini figurlerin tasvirine yaklasimlari cok farklidir. Batida tasvirler propaganda amacli kullanilirken, doguda tapinilan objelerdir, putlardir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enteresandır ki Luther de İslama meyletmekle suçlandı ve o da Avrupa'da İslam tehdidinin en yoğun olduğu bir dönemde ortaya çıktı.

      Batıda tasvirlerin "propaganda amaçlı" olarak tanımlanması 1560'larda Trent Konsilinden sonradır. Eski dönemde Rum Ortodoks dünyasından çok farkı yok. Kaldı ki Yunan dünyasının abartılı ikinaseverliği de İkonoklazm tavmasına tepki olsa gerek.

      Sil
  9. Fuat Köprülü de "Bizans Müesseselerinin Osmanlı Müesseselerine Tesiri" adlı kitabında yer alan bir dipnotta "Acaba Bizans'taki İkonoklazm hareketinde bir İslam etkisi düşünülemez mi?" diye soruyordu.

    Bu arada aklıma gelmişken Köprülü ve adı geçen kitabıyla ilgili Halil Berktay'ın bir eleştirisinden de bahsetmek isterim.
    Köprülü'nün, Bizans'ın Emeviler dönemi İslam toplumu üzerindeki etkilerini kabul etmesine rağmen, Osmanlı dönemi için bu etkileri neredeyse tamamen yok saymasını eleştiriyordu Berktay.
    Örnek olarak da, Köprülü'nün, Osmanlı'dan önce bir Selçuklu "ikta"sının varlığını, Osmanlı "tımar"ının (sırf) Selçuklu "ikta"sından geldiğine, (ayrıca) Bizans "pronoia"sından etkilenmediğine yeterli kanıt olarak görmesinin yanlışlığına değiniyordu.

    Aynı eleştirileri Doğan Avcıoğlu da "Türklerin Tarihi"ndeki bir dipnotunda yapmıştı.
    Hatta onlara göre daha "sağ"da bir tarihçi diyebileceğimiz Ahmet Yaşar Ocak da buna kısaca değiniyordu son kitaplarından birinde.

    YanıtlaSil