27 Ocak 2017 Cuma

Kitap yasağı

[Bu yazı 15 Ocak civarında yazılmıştı. Kitap yasağı birkaç gün sonra kaldırıldı. Kitapları alabilecekmişiz. Sevinçliyiz.]

Ekim başında bir kitap listesi yapıp göndermiştim. Büyük oğlum Arsen sağolsun hepsini bulmuş, ama babasına vermeden kendi okumaya karar vermiş. Bu hafta nihayet getirdi, ama bu sefer de Bakanlık genelgesi engeli çıktı. Yılbaşından bu yana cezaevlerine Kuran hariç her türlü kitap sokmak yasaklanmış. Almadılar.

Neler gelmiş bakalım.

Fustel de Coulanges, La cité antique, çev. The Ancient City. Eski Yunan dini ve siyasi düşüncesi üstüne bir klasik, 1850’ler galiba, tam tarihini unuttum. Arsen “bu fikirler artık mainstream oldu, orijinalliği kalmadı” diyor. Yine de okumalı. Düşünceler tarihi çoğu zaman tarihin kendisinden daha ilginç.

Peter Brown, The Cult of the Saints. Hıristiyanlığın ilk yüzyıllarında yerel aziz efsanelerinin doğuşu, kaynakları, detayları. Bu da alanında klasik. Türkiye’deki evliya ve türbe kültleri üzerine böyle bir çalışma yapılabilir mi, yapmaya değer mi diye Arsen’le bir süre konuştuk.

Millar, The Roman Middle East. Ne zamandır ilgimi çeken bir konu. Roma egemenliği altındaki Orta Doğu, Geç Antik Çağda, yani 5. 6. yy’larda, dünyada medeniyetin odak noktası olarak ön plana çıkmış. Neden olmuş? Nasıl olmuş? Nerede başlamış? Süryani kültürü neden öyle parlayıp sönmüş? Önceki sene Torbalı cezaevindeyken Freya Stark’ın The Eastern Frontiers of the Roman Empire’ını okudum, kesmedi.

Moorman, A History of the Franciscan Order. İki ya da üç ciltlik büyük bir çalışma. Alabildiğine radikal bir anti-establishment hareketin kurumsallaşması süreci ilgimi çekiyor. Fransisken tarikatıyla sınırlı bir şey değil, komünist partilerden Alman Yeşillerine kadar her yere uygulayabilirsin. Ayrıca 13. yy’da Avrupa’da ortaya çıkan derviş tarikatlarının islam dünyasında aynı tarihlere denk gelen sufi akımlardan etkilenmemiş olması imkânsız diye düşünüyorum. Ama Batılı tarihçiler bunun farkına varır mı ya da varabilir mi, emin değilim. (Nayır, Batılılar ahlaksız olduğundan değil. Kilise tarihi disiplini ile şarkiyat disiplini arasında aşılmaz duvarlar olduğundan.)

Rashdall, The Universities of Europe in the Middle Ages. Bu da bir klasik, Orta Çağda Avrupa üniversiteleri, iki cilt. Kafamı kurcalayan yine aynı konu: besbelli 12. yy’da İspanya medreselerini takliden kurulmuşlar. Ama Batı’nın öz-benlik bilincinde hikâyenin o bölümü tamamen silinmiş. Silinmiş anılar meselesi bende saplantı oldu galiba.

Christoph Baumer, The History of Central Asia, 3 cilt. Yeni bir kitap, övgüsünü okudum. Erken Orta Asya tarihi tahmin etmeyeceğiniz kadar ilginçtir. Ne yazık ki bilgi kaynakları çok kısıtlı; o yüzden, bir ölçek bilgiye üç ölçek tahmin ve spekülasyon katıp pişiriyorlar, biraz yavan oluyor. Türk milletine adını veren Kök Türklerin ilk dönem hükümdarlarının ve klan totemi olan boz kurt Aşina’nın adı neden Türkçe değil İranca, mesela? Türklerin zafer çağı olan 1070’lerden 1300’lerin başına dek neden – gayrimüslim Uygurlar dışında – tek kelime Türkçe yazı yazılmadı?

Cyprian Broodbank, The Making of the Middle Sea. Akdeniz havzası tarihi. Yanılmıyorsam Fernand Braudel’in aksine daha çok prehistorik dönemleri vurgulamış. O konuda son yıllarda çok bilgi üretildi, derli toplu okumak lazım.

T. M. Lovell, A Mirror to the Human Condition. Bach kantatlarının sembolik ve teolojik altyapısına dair, adını çok duyduğum bir eser. Bakalım neymiş.

Son olarak Vikram Seth’in Tibet ve Sinkiang gezi anıları, From Heaven Lake. Arsen beğenmemiş, “beyinsiz” diyor. Bakalım beyin standartlarımız tutuyor mu?

Seth’in A Suitable Boy’unu geçen yaz sonu başlayıp bininci sayfaya kadar okuyabildim. Tam yerli TV dizisi kıvamında ─ esas kız üç talibinden hangisi ile evlenecek? Ama bir iki hafta oyalıyor işte. 1950’ler Hindistan’ı hakkında da bir sürü malumat ediniyorsun.

5 yorum:

  1. "Christoph Baumer, The History of Central Asia" şu kitap ilgimi çekti. Amazon kelimesi de mesela Farça ve bir hipoteze göre orta asya'dan gelen kadın savaşçılar bunlar. Herkes kendine maletmeye çalışıyor tabi de kadın oldukları için. Fakat buluntulara göre Amazonların orta-asyalı oldukları bana daha mantıklı geliyor. Fakat niye isimleri Farsça? İlk Perslerle karşılaştılar, persler bunlara "ha-mazan" dediler, sonra Yunanlılara mı söylediler acaba.

    YanıtlaSil
  2. Arsen acele etmesin. Bazı kitaplar iç dünya zenginlestikten sonra okunmalı.


    Türkiye'de azizler ve evliyalar konusunda birşey yaparsanız gelecek yüzyıllar hep referans alınacak eser olur.
    Mesela Sivasta Aziz Boaz ve başka tabirle St.Bless diye birinin yaşadığı söyleniyor. Bu zat müslümanlardan da saygı görmüş. Olayın derinliği hakkında net bir şey okuyamadım.


    Yok olma noktasına gelen milletler de önemli bir araştırma konusu. Mesela Moğollar...Bir Moğola siz şimdi neden böyle ufaldınız deyince o da bana Osmanlı-Türkiye örneği vererek cevap vermek istedi. Belki haklıydı ama beni kesmedi.

    Bu arada Ermenilerin büyük felaketten çok çeşitli ve aktif bir ulus olarak çıktığı söylenebilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Meraba ben Arsen. Tamam acele etmeyeceğim. Bazı kitapları iç dünyam zenginleştikten sonra okuyacağım.

      Sil
  3. http://www.diken.com.tr/homo-sapiensin-yazari-harari-gereksizler-diye-yeni-bir-sinif-doguyor/
    Konu ile ilgisi yok ama Yuval Noah Hariri'nin kitaplari da değişik bakış açısı sunuyor. Yukaridaki linkte güzel bir söyleşisi var. İlgilenebilirsiniz

    YanıtlaSil
  4. Türklerin zafer çağı olan 1070’lerden 1300’lerin başına dek neden – gayrimüslim Uygurlar dışında – tek kelime Türkçe yazı yazılmadı?

    Atabetü'l-Hakayık

    YanıtlaSil