23 Şubat 2017 Perşembe

Meclisi Mebusanı kim kapattı

İngiliz zaptiyesi meclisi basıp, çeşitli suçlardan aranan iki mi, beş mi, sayısını hatırlayamıyorum, birkaç milletvekilini gözaltına almıştı. Haklı olarak onu protesto ettiler. 


Osmanlı Meclisi Mebusanının kapatılması benim bildiğim iki defadır.

Şubat 1878’de Abdülhamit kapattı. Gerekçesi tanıdıktı. Rus orduları Ayastefanos’a (bugünkü Yeşilköy’e) dayanmıştı. Milli birlik ve beraberliğe her zamankinden fazla ihtiyacımız vardı. Mecliste hükümeti ve imaen padişahı eleştiren konuşmalar yapılması ülkeye zarar verebilirdi, vs. vs.

Mart 1920’de Vahidettin kapatmadı. Ankara’dan talimat alan Felah-ı Vatan grubunun oy birliğiyle meclis kendini feshetti. İki gün önce İngiliz zaptiyesi meclisi basıp, çeşitli suçlardan aranan iki mi, beş mi, sayısını hatırlayamıyorum, birkaç milletvekilini gözaltına almıştı. Haklı olarak onu protesto ettiler. Ankara da bunu fırsat bilip, genişletilmiş meclisin 23 Nisan’da Ankara’da toplanmasına karar verdi.

Yani Sayın Cumhurbaşkanımızın beyan ettikleri “milli iradenin tecelligahı olan kurumları işlemez hale getirerek ülkenin işgaline zemin hazırlamak” nedir, nereden çıktı, çok açık değil.

x

TBMM’nin B’si neden, biliyorsunuz değil mi? Aralık 1919 seçimlerinde seçilen son Osmanlı meclisinin üyeleri Ankara’da toplantıya çağrıldılar. Bir kısmı korktuğundan, ya da muhalif olduğundan veya tutuklandığından gelemeyecekti. Bunun üzerinde Müdafaa-i Hukuk (yani Teşkilatı Mahsusa) şubelerine talimatla her ilden beşer ek temsilci göndermelerini istendi. O yüzden “büyütülmüş” anlamında Büyük Millet Meclisi adı seçildi. 

7 yorum:

  1. O değil de, 27 Mayıs'ın sıkıntısını çekmiş, Adnan Menderes'in Yassıada mahkemelerinde avukatlığını yapmış Hüsamettin Cindoruk bile, darbe sayesinde gelen 61 Anayasası'nı hep savunuyor ve diyor ki "61'de getirilen Senato, demokratik ülke olmak için gerekli bir kriteri yerine getirmişti, neden böylesine önemli bir müesseseyi 82'de ilga ettiler hâlâ anlayamıyorum".

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tabii senatör diye bir ünvan vardı. generaller v.s emekli olunca yatay geçişle senatör oluyordu. Evrende güç zaten bizde, halkta bunu görüyor, demokratçılık oynamaya gerek yok dedi senatoyu kapattı. Cindoruk gibiler demokratçılık oynamayı hep sevdiler.

      Sil
    2. Generaller emekli olunca tabii senatör olmuyordu.
      A) 27 Mayıs darbesini yapan Milli Birlik Komitesinin üyeleri hayat boyu, B) Cumhurbaşkanının resen seçtiği 15 kişi yanlış hatırlamıyorsam 6 yıl için tabii senatör oluyordu. B maddesi bence makul bir denemeydi. Türkiye koşullarında yürümediği görüldü.

      Cindoruk ilkesizliğin dünya rekorlarına sahip bir ülkede dahi o sahaların efsane isimlerinden biridir. Her hangi bir sözü ne zaman ve neden söylediğini anlamak için en az kırk yıllık tecrübe lazım.

      Sil
  2. 1. Dünya Savaşında Osmanlı'ya esir düşmüş, daha sonra ise rüşvetle esaretten kurtulup İstanbul'un işgali sırasında da görev almış bir İngiliz İstihbarat Subayı'nın gözünden Atatürk'ü ve o devirde yaşananları okumanızı dilerim. Armstrong'un Gray Wolf- The intimate study of dictator adlı kitabından söz ediyorum (Türkçe çevirisi dehşet sansürlü, hiç tavsiye etmem). Atatürk'ün yaşarken okuyup büyük oranda tasdik ettiği fakat İsmet Paşanın hışmına takılan bir kitap. Orda görecekseniz düşman gözünden Atatürk nasıl diye. Atatürk'ü bolca yerdiği kadar övmüş de bir kitap. Bazı verdiği bilgiler ve yorumlar sizin Yanlış Cumhuriyet adlı kitabınızla çelişiyor. Tabi politik yorum meselesi bir çok tespit her iki kitapta da. Bu yönden ilginç bulacaksınız diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gray Wolf 1932 de İngiltere'de neşredildi, Atatürk hakkında Batı'da yazılan ilk kitaptır. Atatürk'ün kitabın müellifi Harold Courtenay Armstrong için, 'keşke yazmadan evel benimle mülakat yapsaydı' dediği rivayet edilir. H C Armstrong, aynı St John Philby ve T E Lawrence gibi İngiliz derin istihbaratının Ortadoğu masası şeflerindendir, Suud ailesini yakından tanır.

      Yıllar içerisinde Atatürk hakkında hem Batı'da hem Türkiye'de pek çok kitap yazıldı, hatta hiç kimsenin bilmediği bazı mahrem bilgiler de ifşa edildi, fakat sadece Armstrong'un kitabında Atatürk'ün henüz genç bir subay iken 1906 Şam'da Abdülhamid'in adamlarınca dayak atılıp nezarete tıkıldığı gibi, profesyonel istihbaratçı olmayanın asla bilemeyeceği sırlar yazar. H C Armstrong zaten böyle bir eseri İngiliz devletinin izni olmadan yazamaz, yazsa da çıkaramaz, bu bakımdan manidardır. Kimi uzmanlar, bu kitabı ve çıkış tarihini, İngiltere'nin Kemalist rejime karşı artık soğumaya başladığının bir nevi işareti olarak görürler.

      Sil
    2. Grey Wolf'u 1970'lerde ve tekrar 1994'te YC'i yazarken okudum. İlginç kitaptır. Cemil Bey'in ima ettiğinin aksine on yıllık küskünlükten sonra Britanya'nın yeniden Türkiye ile ilgilenmeye başladığı ve Atatürk'ün imajını cilalamaya karar verdiği dönemin eseridir. Yeterince pro-Kemal bulunmadığı için, yerine Kinross'un kitabını getirdiler.

      Şam'daki tutuklanma olayını bilmek için istihbaratçı olmak gerekmez. İstihbarat ve/veya Foreign Office arşivlerine giriş kartı yeter.

      Sil
    3. Armstrong Grey Wolf'un sonunda Atatürk hakkında şöyle der:

      "He is Dictator. The future lies in his strong hands. If they
      fail, grow flabby, tremble, if though strong to destroy they
      cannot build, then Turkey dies.

      A lone man without family, without friends, he has made the
      people of Turkey the heirs to his private possessions and to his
      power.

      He is Dictator in order that it may be impossible ever again
      that there should be in Turkey a Dictator.
      "

      Sil