1 Nisan 2017 Cumartesi

Çek defteri

Bizimkilerin yaklaşımı bir bakıma daha tutarlı. Geçmişin izlerini topyekün ülke sathından silmeyi seçtiler. Sıfırdan başlayarak yeni ve sahte bir tarih inşa ettiler.


Bugün Çekya adını verdiğimiz yer, tarihte Bohemya ve Moravya adlı iki ayrı diyardır. 6.yy'dan itibaren bir takım Slav aşiretleri buralara yerleşmiş. 9.yy'da Moravya'da, orasını Macarlar yıktıktan sonra 10.yy'da Bohemya'da yerel birer beylik ya da krallık kurmuşlar.

Moravya'nın Doğu ile flörtü de ilginçtir, ama onu başka zaman anlatayım. Asıl önemlisi, Bohemya ilk günden itibaren yüzünü Almanlara dönmüş. Dini, kültürü, yazı dilini, devlet adabını, şehir yaşamını onlardan öğrenmiş. Onların kültürel yörüngesine girmiş. 13.yy'da Kral II. Ottokar zamanında çok sayıda Almanın iskânıyla buraları Alman dünyasının asli bir unsuru haline gelmiş. Belki bilirsin, ilk Alman üniversitesi 1360'larda Prag'da kuruldu. Gotik mimarinin Almanya'daki ilk başyapıtı, Köln ve Viyana'dan önce, Prag'daki Vitus katedraliydi. Bohemya kralı,  1348'i izleyen 450 yıl boyunca Almanya imparatorunu seçen yedi kişilik heyetin başıydı.

Dilde diglossia denilen hadise hüküm sürdü. Daha önce bir iki yazıda değinmiştim. Yerel dil ev dili, kadın dili ve köylü dili olarak kalır; eğitimde, siyasette, yazıda ve "erkek" cemiyetinde öbür dil kullanılır. İnsanlara, en azından toplumun kalburüstü kesimini oluşturanlara, "dilin ne" diye sorduğunda doğal olarak üst dilin adını anarlar; evde neneleriyle ve hizmetçileriyle konuştukları dili azıcık utanç verici ve "komik" bir şey olarak algılarlar. Arasıra o dilde köylü türküleri dinlemek hoşlarına gitse de, "kaliteli" edebiyat yapmak istediklerinde yüksek dili tercih ederler. Bkz. İran'da Azeri Türkleri, Türkiye'de Lazlar, Pakistan'da Sindhi ve Pencabiler, Rusya'da Tatarlar vb.

19. yy' ın milliyetçi akımları zuhur edinceye kadar Bohemya ve Moravya'da kim Çek, kim Alman, belirlemek imkânsızdır.  Bunu anlamadan modern doğu Avrupa tarihinin hiçbir şeyini anlayamazsın. Zor filan değil, büsbütün imkânsız. İsimden anlayamazsın. (Franz Benda mı, František Benda mı?), dilden anlayamazsın (Franz Kafka'nın evinde nece konuşulurdu?), din ve mezhep ayrımı yok. Şehirlerde bir yere kadar sınıf ayrımı kriter olmuş (okumuşlar Alman, kırolar Çek). Köylerde durum daha da karışık, çünkü ülkenin üç kenarında Almanca konuşan köylüler çoğunlukta, fakat soyadlarına bakarsan bunların da çoğu Slav kökenli. Modern Çek milliyetçiliğinin önyargıları gereği ülkenin tarihi, Çek sanatçılar, Çek filozofları, Çek bilim adamları ile dolu görünüyor.  Oysa bunların hemen hepsi vaktiyle adlarını Almanca telaffuz etmişler, Almanca düşünmüş ve Almanca yazmışlar.

Yalan ve riya ile kurulu milli tarih arıyorsan Çekya'dan öteye gitmene gerek yok. Adamların haritası yalan. Mariánské Lázně diye bir yer yok, oranın adı Marienbad; o adla kurulmuş, yüz küsur yıl o adla anılmış. Karlsbad'a Karlovy Vary dediğin anda yüzüne bir riya sırıtışı yapışır, çünkü bir inkâr operasyonunun bilinçli veya bilinçsiz aleti olmayı kabul etmiş olursun.

Bizimkilerin yaklaşımı bir bakıma daha tutarlı. Geçmişin izlerini topyekün ülke sathından silmeyi seçtiler. Sıfırdan başlayarak yeni ve sahte bir tarih inşa ettiler. Çeklerin işi daha zor, çünkü geçmişin eserlerini inkâr etmiyorlar. Onları kendi Avrupalılıklarının kanıtı olarak görüyorlar; Avrupa'nın en iyi korunmuş tarihi kasabalarına sahip olmakla, en iyi bestecilerini yetiştirmekle övünüyorlar. O kasabalara ve o bestecilere yalandan bir Çek kimliği imal etme çabasındalar, meşhur Türk mimarı Mimar Sinan misali. 

x

Deyimdeki gibi "etle tırnak misali" iç içe geçmiş iki ulus ulus demeyelim, iki kültürel kimlik neden ayrıştı? Asıl ilginç olan soru bu. Asimile olmamaları için bir sebep var mıydı? Tamiller kendini "Hintli" sayabiliyorsa, Çekler neden “Alman“ olmasın?

Meselenin 1400'lere giden kökleri var, Jan Hus'un başlattığı mezhep hareketi vb., ama seni onlarla yormayayım. Asıl dönüm noktası 1790'lar, Fransız devriminin estirdiği rüzgâr. Daha doğrusu o rüzgâra karşı Avrupa monarşilerinin takındığı kalın kafalı muhafazakâr tavır. 1820'lerde sanayi devriminin hız kazanmasıyla Çekçe konuşan köylüler şehirlere yığılmış. Rejimin küstürdüğü "ilerici" inteligensiya, globalist ve enternasyonalist içgüdülerini bir yana bırakıp, o zümrelerin sözcülüğüne soyunmuş. Çek milliyetçiliği aniden sınıfsal bir karakter kazanmış.

1848'den sonra önem kazanan bir başka unsur Slovak meselesi. Slovaklar  Çekçeye çok yakın bir dil konuşan ama ayrı bir siyasi alemde yaşayan bir halk. Bin yıldan beri Macar toprak sahiplerinin kölesi olmuşlar. 19. yy'da Macarlar Habsburg monarşisine kafa tutmaya başlayınca Çek milliyetçileri de sınır ötesindeki kardeşlerini hatırlamış. Belki Habsburg rejiminin Macarlara karşı Slovakları kışkırtma projesi ters tepmiş. Sonuçta "Slovak kardeşlerimiz" davası, tıpkı Kobani'deki Kürt kardeşlerimiz gibi, Çek milli hareketinin en önemli davası haline gelmiş. Çek bağımsızlığı ile Çekoslovakya birliği fikri eş anlamlı sayılır olmuş.

Netice? Neticesi şu. Çekoslovakya yürümedi, ayrıldılar. Çekya 1918'den 1989'a dek aralıksız dayak yedi. Bir zamanlar Avrupa medeniyetinin merkez ülkelerinden biriyken, varlığıyla yokluğu fark etmeyen, Almanya ile Rusya arasındaki güç kavgasında piyon olmaktan öte işlevi olmayan marjinal bir devlet oldu. Bir Škoda'ları vardı onu da Volkswagen'a kaptırdılar. Turistik hatıra satarak geçiniyorlar.

Değer miydi? Bana sorsanız değmezdi. Ama iki yüz yılın ardından konuşmak kolay tabi.




8 yorum:

  1. Bence o kasabaları kentleri kiliseler köprüleri evleri"Bunlar Alman işidir,havaya uçurun"demek yerine 1918 den bu yana sahip çıkıp bakımını üstlendikleri için Çekler saygıyı hak ediyorlar. Üstelik Prag'daki Karlovy Vary'deki Telc'teki tarihi yapıların kitabelerinde her şeyi dürüstçe anlatmışlar, Nazi zulmu gördük abicim bu bizim hakkımız deyip kafalarını kuma da gömmemişler.Ha kitabeler Çekce,Franzlar Frantişek; Wenzel Vaclav olmuş ama Almanca çevirisinde Almancasını da vermişler.Para yetmediği için küçük kitabelere Almanca ingilizce sığdıramamışlar,o ayrı mevzu. Prag'ı gezip gören herkes Çeklere bu güzelliği kendi tarihleri kabul edip bozmadan koruyabildiği için saygı duyar,üç beş komik şehir ismi çevirisine de göz yumar. Eski Sudetenland şimdi harap,bitik,Doğu Blokunun ahlaki yozlaşmasının timsali haline getirilmiştir o ayrı konu. Almanlardan intikamımızı nasıl almışız gibi gösterebiliriz deyip Cheb ve civarını bugünkü haline sokmuşlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlber Ortaylı'nın söylediğine göre aynısını II. Dünya Savaşı'ndan sonra Lehler de yaptı, Almanların mimarî-tarihî mirasını reddetmeden kendi mirasları addettiler, muazzam fakirliğe rağmen o eski tahrip olmuş pek çok Alman eserini kendi gayretleriyle ellerinden geldiğince restore ettiler, ki bugünkü Polonya'nın arazisinin 1/3'ü savaştan evvel Alman toprağıydı. Türkler bunu yapmadı; Falih Rıfkı'nın zamanında sansürlenmiş ve kitabından çıkartmak zorunda kaldığı İzmir'i neden yaktık yazısını okursanız daha iyi anlaşılır.

      Sil
  2. Bizim Ege'de de var bir benzeri. Geçen yorum olarak yazmıştım. Anadolu'da bir kısım Helenleşme döneminde Rumlaşmışlar (dil kayması) (Türkleşmeden önce). Bir kısım ise, karşıdan gelip, kıyı bölgelerine yerleşmişler ve müslümanlaşmışlar. Nasyonalizm akımından sonra; o dönemki kalın kafalı Yunanlılar, aynı şehirde yaşadıklarına siz Türksünüz diye nefret beslemeseler, sanmıyom bu kadar Türk milliyetçiliği bu kıyı bölgelerinde bu kadar artcak olsun. (Onun payı da var bence) Şimdi nüfusları 8,9 milyona düşünce, Truvalılara dahi Yunan tezlerini ortaya atmaya başladılar. Truvalıların yaşadığı dönem, Helenleşmenin başladığı dönemden önce. Ayrıca; “Geçti borun pazarı, sür eşeği Niğde’ye”.

    Üst bir kültür ve kimliğe asimile olmakta bir sorun görmüyorum şahsen. Asimilasyon, küreselleşme, insanların yakınlaşması, insanlığın gelişmesi, faydalı bilginin kolayca yayılması için gerekli bir şey. Aman asimile olmayayım, neden asimile oldum, saplantısı olanlarla, şunu zorla asimile edeyim saplantısı olanlar aynılar gözümde. Çekler de Almanlara asimile olsalarmış, şimdi kendilerine daha faydası olurmuş belki. Fakat tarihi doğru anlatmak lazım işte. Amerika’daki unity in diversity sloganını seviyorum. Farklı etniklerden, asyalısı, zencisi, ispanyol’u vs. insanlar gelmişler Amerikan kültürüne ve kimliğine asimile olmuşlar. Fakat bir Asian-American’a senin ataların Kızılderiliydi hikayesini sallarsan ve bununla beyin yıkarsan, o toplumdan akılcı insanlar çıkaramazsın ve gelişemezsin işte.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru noktalara değinmişsiniz. Tarih, kesintisiz olarak sürer. Ben "Yörük" kökenli bir Egeli'yim örneğin, tarihe baktığınızda Yunancadaki "ion" sözcüğünün de "Yürüyen 2. göçebe" demek olduğunu öğrenince aslında şaşırmamak gerek.

      Bizim yörüklerin içinde gerçekten de Orta Asya'dan geldikleri görünümlerinden belli olanların sayısı hayli fazladır.

      Birkaç örnek vereyim

      => https://www.youtube.com/watch?v=tyfrpSGlD-4

      => https://www.youtube.com/watch?v=4L2eisfQLmA

      Bu insanlar hem görünüm olarak Orta Asyalı'ya benziyorlar hem de yaptıkları müzik Türkmenistan'daki şu müziklere hayli benziyor

      => https://www.youtube.com/watch?v=6YOwaUOkXJ8

      Türkmen "tilli tüydük"ü zaten bizdeki "dilli düdük"tür, bizdeki "sipsi" onlarda "sibizgi"dir vb. arada bir bağ olduğu son derece açık.

      Ancak yörüklerin %50'si bu şekilde hakikaten Orta Asya kökenliyse, bir o kadarı da görünüm olarak Orta Asyalı'ya benzemez, yani %50'si de öz Anadolulu, Egeli tipindedir (muhtemelen ion kökenliler). Ben de öz Egeli tipinde biriyim, ancak baba tarafımdan kimi akrabalarımda az çok Orta Asya tipi var.

      Ben şahsen kendimi hem Orta Asya kökenli hem de öz Egeli olarak görüyorum. İkisi çelişen şeyler değil bence. Muhtemelen genlerimde Orta Asyalılık da var zaten, ama yüzde kaç var bilemem (%50'den az olmalı, çünkü görünümüme pek yansımamış).

      Sevan Nişanyan gibi düşünenler Anadolu sanki hiç gerçekten Türk kökenli insan yokmuş gibi davranıyorlar, oysa var. Elbette Anadolu'daki insanların büyük çoğunluğunun Orta Asya ile ve Türklükle "ilgileri yok"tur, bunu biliyoruz, ancak bu herkes böyledir anlamına gelmez. Nişanyan'a Türk diyen yok örneğin korkmasın :)

      Ayrıca bu durum yalnızca biz Türkler için geçerli değil ki meselâ Ermenilerde de hakiki Hint-Avrupa yani Aryan (Europoid) genleri %30 kadardır, yani Ermenilerin de aslında %70'i Ermeni "değil", bir kısmı Ortadoğulu Semitik genler taşıyorlar (Araplar ve Süryanilerle hiçbir farkları yok), bir kısmı da Kartvelian (Gürcü) genleri taşıyorlar. Kürtler de böyle, Kürtlerdeki Hint-Avrupa gen toplamı %21 civarıdır.

      Ermenice ve Kürtçe Hint-Avrupa dilleridir, bu bağlamda bu halkların genleri de Hint-Avrupalı olmalıdır ancak değil...

      Türklerdeki genetik Türklük de aşağı yukarı bu kadardır, özellikle yörüklerde bu oran daha da fazladır.

      Tabii, pek çok Kafkas ve Balkan göçmeni de artık Türkleştiği ve Türküz dedikleri için, sanki Türklerin çoğu aslen böyleymiş, Türk değilmiş gibi algılanıyor.

      Sil
    2. Nişanyan yakında Anadolu'ya Türk ve Müslüman göçleri hakkında bir makale yazabileceğini duyurdu. Bence Nişanyan'ın mevzu ile alakalı fikirleri hakkında hükümde bulunmadan evvel makalesini bekleyin.

      Sil
  3. Ustadim konuyla hic alakali degil fakat size ulasmanin baska bi yolunu bulamadim ve size danismak istedigim bikac teorim var.

    üstadım seni yaklaşık 3 yıldır takip ediyorum, ben herşeyden önce sapir-whorf hipotezine olan inancim olmak uzere bircok farkli nedenle yazilarini ilgiyle okuyorum.

    yazılarının ışığında araştırırken kurandaki anlamsız tanımlanan kelimelerin (elif lam mim) ve (kaf ha ya ayn sad) süryanicede her birinin ayri ayri tam bir mana karşılığı olduğunu gosteren bir arastirmaya rastladım, mesela (Ta Ha) diye baslayan bi ayet var ve buradaki mana (Ey Adam) imis, bu konudaki fikrini çok merak ediyorum ve şayet bu teoriye makul bakıyor isen bu kelimeleri anlatmanı rica ediyorum.

    ustadim ayrica rasgele arastirirken tesadufen SARAH isminin etimolojisine rastladim aciklama su sekilde geciyor:

    Sarah
    fem. proper name, Biblical wife of Abraham and mother of Isaac, from Hebrew, literally "princess," from sarah, fem. of sar "prince," from sarar "he ruled," related to Akkad. sharratu "queen." Popular as a name for girls born in U.S. in 1870s and 1978-2000.

    ve buradaki akkadca "sharratu" kokunden geldigini ve ayni zamanda kralice anlamina geldigi yaziyor, fakat benim dikkatimi aslinda bu kelimenin Arapca (şer ve şeriat) kelimesine cok yakin oldugunu farkettim sizce bir iliski varmidir? var ise ve ozellikle o iliski (şer) kelimesi ile ise sizce bu ataerkil dusunen toplulugun disi kralicelik veya egemenlik fikrini kotuluk ile surekli olarak bagdastirmak icin verilmis isim olma ihtimaline ne dersiniz?

    ornegin ben bu baglamda turkcedeki (Fuzuli) kelimesinin osmanlidaki genel baskici kulturel hegemonyanin sonucunda, manasi (Merakli ve/veya fazilet arayicisi) olan sozun (Gereksiz)e donustugu kanaatindeyim.

    saygılarımla
    Bera Kaşıkçı

    YanıtlaSil
  4. Diğer bir önemli detay da Çek dilinde Bohemya kelimesinin karşılığının "Cech"olması. Aslında Alman mı Çek mi olduğu belli olmayan tarihi şahsiyetlerine Bohemyalı manasında "Cesky"demişler. Bu da İngilizce'ye Çek diye tercüme edilmiş. Moravyalılar "Moravsky". Çek Cumhuriyeti Komunist Partisi'nin günümüzdeki adı "Komunist icke Strana Cech a Moravy".Nüfus sayımlarında Moravyalılar etnik olarak bizim bildiğimiz Çek olmalarına rağmen "Moravyalı" yı işaretlemişler. Evet,böyle bir opsiyon da var.Bir üst kimlik inşasına da girişmemişler. Asimile olmaya reaksiyon gösteren toplumlar genelde bu tür hatalara düşüyorlar. Ama Çekler Nazizmin yoğunlaştığı Südet şehirleri dışında olayı yurt sathına yayacak kadar bir çılgınlığa girişmemiş. Türkiye'de Türklerin (ve yakın zamanda Kürtlerin) coğrafi yer ismi değiştirme takıntısıyla karşılaştırıldığında kolayca paralellik kurmak yanıltıcı olabilir.

    YanıtlaSil
  5. Yaklasik iki senedir Prag'da yasiyorum. Sokaktaki insanin tarihsel bir Cek miti yaratma kaygisi olmadigini soyleyebilirim. Dvorak ve Smetana gibi unluler haricinde sahiplendikleri bir iki besteci daha vardir belki. Almanca yazdigi icin Kafka'yi Cek yazar kabul etmezler (ama turistler icin yeter miktarda Kafka tirasi vardir). Cek diyip ovunecekleri tek yazar belki Švejk'in yaraticisi Hašektir. Alman'lardan cok etkilendiklerini acikca kabul ederler ama bunu umursamazlar. En unlu Cek bilimadamini sorsaniz muhtemelen Cimrman derler ki esasinda gercek bir kisi bile degil hayali/edebi bir karakterdir.

    Bunun kisa zamanda degisecegini ve Ceklerin asiri milliyetci bir heyecana kapilacagini da zannetmem. En azindan Prag sehri her gecen sene daha fazla batili "expat" akinina ugruyor, yabanci yerlesiklerin sayisi her sene artiyor (dogulular expat degil gocmen ;). Bunlar sehri buyutup guclendiriyor, yerlilere gelir kapisi yaratiyor. Benim bulundugum iki senede ev fiyatlari, kiralar, restoran monuleri %35-40 artmistir.

    YanıtlaSil