Sunday, April 25, 2010

Röportaj: Ermeni ve Kürt meselelerine dair


26 Nisan 2010'da Diyarbakır'da çıkan çeşitli gazete ve web sayfalarında yer aldı.

Soru - 1915 öncesinde Anadolu'daki Ermeni nüfusunun 1.5-2 milyon arası olduğu söyleniyor. Soykırım iddialarını bir kenara bırakır ve Anadolu Ermenileri'nin sürgününe de iyimser bir yaklaşımla “Zorunlu Göçe” tabi tutulduklarını var sayarsak; bu yoğunluklu nüfusun savaş sonrası Türkiye'ye dönmemesi nasıl açıklanabilir?

Suriye'de hayatta kalan yarım milyon mültecinin bir bölümü 1918 Kasımı'ndan sonra döndü veya dönmeye teşebbüs etti. Ancak bunlar 1919 Mayısı'ndan itibaren çeşitli baskı ve saldırılarla tekrar kaçırıldılar. 1919'da örgütlenen Kuvay-i Milliye'nin asıl amacı, İngiliz-Fransız işgaline direnmek filan değildi: Ermeniler'in dönmesine engel olmak ve Rumlar'ın da Ermeniler'in peşinden defolup gitmesini sağlamaktı.

Ermeni mallarının yağmasından pay almış olan yerel mütegallibenin çoğu Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri'ne katıldı, dönen mültecileri kovmayı bir “vatan meselesi” olarak halka benimsetmeyi başardı. 1919 sonunda Fransız güçleriyle beraber Adana-Maraş-Antep bölgesinde yurtlarına dönen Ermeniler, Ankara'nın örgütlediği silahlı çetelerin saldırısına uğradı. Aynı yıl Kuzey Irak'tan Hakkâri'ye dönen Nasturi Hıristiyan aşiretleri, 1924'te Cumhuriyet Hükümeti'nin düzenlediği bir askeri operasyonla imha edildi veya tekrar sınır dışına kaçırıldı.

Nihayet, tam tarihini hatırlamıyorum, yanılmıyorsam 1924'te çıkarılan bir yasayla Milli Mücadele yıllarında (kendi iradesiyle olsun, mecburiyet dolayısıyla olsun) yurt dışında bulunanların TC vatandaşlığını kazanması engellendi. 1927'de çıkarılan bir kanunla, geriye kalanların seyyar satıcılıktan şimendifer memurluğuna kadar, bin çeşit işi yapması yasaklandı. Vakıf ve cemaat mallarına el kondu. Hemen her gün uyduruk bir gerekçeyle azınlık mensupları vatan hainliğiyle, casuslukla, vergi kaçakçılığıyla suçlandı; basında terörize edildiler; ekonomik açıdan çökertildiler. İstanbul ve İzmir dışındaki illerde yaşamaları imkânsız hale getirildi.

Soykırım, 1915'te olup biten bir hadise değildir. 1913 civarında başlayıp günümüze kadar aralıksız devam eden bir devlet politikasının adıdır.

Soru - Ermeni tehcirine yol açan olayların gelişimi ve sonrasına bakıldığında sürekli olarak İttihat ve Terakki Partisi suçlu gösteriliyor. Bu görüşün doğruluk payı nedir?

Doğru değildir. Ermenilere yönelik zulüm ve katliam politikasını başlatan İttihat ve Terakki değil Abdülhamit'tir. Ermeniler ilk başta İttihat ve Terakki'ye, kendilerini Abdülhamit zulmünden kurtaracak bir umut olarak baktılar. Bu durum 1909 ile 1913 yılları arasında, tam olarak araştırılmamış bir sürecin sonunda, tersine döndü.

Soru - İttihat ve Terakki Partisi'ni tek suçlu olarak kabul edersek, zorunlu göçe tabi tutulduğu söylenen Ermeniler'in, yeni kurulmuş Cumhuriyet tarafından topraklarına geri dönmeleri bir jest olarak sağlanamaz mıydı? 

1919 yazından itibaren Anadolu'da iktidarı ele geçiren Müdafaa-yı Hukuk hareketi çok büyük oranda İttihat ve Terakki kadrolarından oluşmaktaydı. Az önce belirttiğim gibi tehcir ve katliam zenginleri, bunların arasında önemli bir pay tutmaktaydı. “Kurtuluş Savaşı” adı verilen hadise büyük ölçüde 1913-1915'te başlatılan tehcir politikasının sürdürülmesi ve sonuca ulaştırılmasından ibaret bir olaydır.

Soru - Ermeniler'in Anadolu'dan sürülmelerinin ardından yeni kurulan Cumhuriyetin aldığı ilk kararlardan biri de,"kaçak ve yitik kişilerle, başka yerlere nakledilenlere ait gayrimenkullerin Devlete intikaline dair Nisan 1923 tarihli kanun"un yürürlüğe konulması ile ilgili. Söz konusu kanunda, "gerçekleşecek hak taleplerinde de Lozan Antlaşması'nın yürürlüğe girdiği 6.8.1924 tarihinde malının başında bulunması şartına bağlıdır" hükmünün getirilmiş olması, yaşanan trajedinin salt kışkırtma ya da bağımsızlık hevesi olmadığının; ekonomik temellerinin de olduğuna bir kanıt olarak gösterilebilir mi? 

1913-1922 yılları arasında gerçekleşen Rum/Ermeni yağması esnasında, Türkiye'deki menkul ve gayrımenkul servetin en az üçte biri el değiştirdi. Bu varlığa el koyanlar, doğal olarak, öncelikle İttihat ve Terakki rejimine yakın olan, tehcir ve katliam olaylarında aktif katkısı bulunan kişilerdi. Aralarında özel bir gayreti olmadan tesadüfen mala konan ve bu sayede ekonomik durumunu düzelten kişiler de olabilir belki, ama şüphesiz bunlar azınlıktadır. Bu kişilerin 1919'da, hem yeni edinilmiş servetlerini savunmak, hem de kendilerini muhtemel suçlamalardan korumak için büyük bir gayret içine girmiş oldukları şüphesizdir.

Cumhuriyetin ilk iki kuşağında ortaya çıkmış olan servetlerin tamamına yakını, incelenirse, Rum ve Ermeni mülklerinin gaspına dayanır. Buna Koç, Sabancı vs. gibi, 1946 sonrasında Türk kapitalizminin belkemiğini oluşturan isimler dahildir. Daha önemlisi, Atatürk döneminde siyasi iktidara kavuşan Cumhuriyet elitinin neredeyse tümü dahildir. Başta Atatürk dahildir. Düşünün ki Çankaya köşkü sonuçta Kasapyan çiftliğidir. Memleketin dört bir yanındaki “Atatürk evlerinin” tümü, bazısı demiyorum HEPSİ, gayrımüslimlerden ele geçirilmiş ganimet malıdır.

Soru - Birkaç yıldır “Ortak tarih komisyonu” önerileri gelmekte. Bu komisyonun kurulması durumunda, bugüne kadar bir muhasebeci edasıyla kimin kimden daha fazla katlettiğini iddia eden tarafların bir araya gelerek, net bir karara varması muhtemel midir? 

Temel ahlaki değerlerde uzlaşma olmadıktan sonra komisyon filan boş işlerdir. Önce açık yürekli ve samimi bir barışma iradesi olacak ki, oturup konuşmak bir işe yarasın. Amacınız eğer kan davasını çözmek değil sürdürmekse, oturup konuşmak barışa hizmet etmez; eski yaraları tekrar kaşıyıp durumu büzbütün içinden çıkılmaz hale getirmeye hizmet eder.

Soru - Ermeniler'in son derece örgütlü ve ağır silahlı oldukları iddialarına karşılık, 1.5-2 milyon "son derece iyi silahlanmış ve örgütlü Ermeni"nin topluca katarlara katılması ve sağ-salim Suriye'ye vardırıldıkları iddiaları gerçekçi midir?

Resmi ideoloji tellallarının, tutarlı olmak veya inandırıcı olmak gibi bir derdi olduğunu sanmıyorum. Kurt kuzuya “suyumu bulandırdın” demiş. “Ama sen derenin yukarısındasın” deyince, “vay sen bana cevap verdin” deyip kuzuyu yemiş. Hesap, işte o hesap.

Soru - Türkiye'de kalan az sayıda Ermeni için soykırımın olmadığını kabullenmeleri dayatılırken, bir yandan da okul kitaplarında ya da günlük hayatta (üzülerek söylüyorum bunları) hain, çapulcu gibi aşağılayıcı sözlere katlanmak mı daha zordu? 

Irkçılık, cumhuriyet ideolojisinin en temel vasfıdır. Eğitim sisteminin, devlet söyleminin, egemen basının her hücresine ırkçılık sinmiştir. Her gün, her an, her yerde karşınızdadır. Adeta soluduğumuz hava gibi etrafınızı sarmıştır; çoğu kişinin artık farkına bile varmayacağı şekilde doğallaşmıştır.

Tabii, ilkokuldan beri o ırkçılığın hedefi olanlar için bunun bıkkınlık verici bir şey olduğunu takdir edersiniz. Ama ben şahsen bunu kendim adına olumsuz bir şey olarak hissetmedim; aksine hep beni güçlendirdiğini düşündüm. Benim kadar inatçı olmayanlar ise, ilk fırsatta memleketi bırakıp gitmekten başka çıkış yolu göremiyorlar.

Soru - Nisan ayı sürekli bir "Soykırım sendromu" ile geçiyor. Bu korkuyu ve soykırım depresyonunun yaşanmaması için yapılması gerekenler nelerdir? Ermeniler'in yaşadığı felaketlerin bir benzerini Cumhuriyet sonrası Kürtler'in yaşadığını düşünüyor musunuz? Düşünüyorsanız, Kürtlere tavsiyeleriniz nelerdir?

Tabii. 1925'te Sünni Kürtler, 1936-38'de Dersimliler aynı şeyleri yaşadılar. Ermeni tehcirinin sanki tüm ayrıntılarıyla tekrar tekrar sahnelendiğini görürsünüz. Toplum liderlerini ayırıp sürmeler, suikastler, idamlar, köy baskınları, provokasyonlarla insanları isyana zorlayıp “tedip” etmeler, köy meydanlarında toplu katliamlar vs. Özellikle Dersim olayında ortada mantıklı bir sebep de yoktur; adeta bir kez kötü yola düşmüş bir caninin aynı suçu tekrar işlemeden duramaması gibi psikolojik bir durum sözkonusudur.

1960 darbesinden sonra gene aynı hastalık nükseder. 1980-83'ten sonra bir daha nükseder. “Atalarımız bunları kesti, bizim neyimiz eksik” gibi ruh haleti içindeler sanırsın. Günümüzde koşulların biraz değişmiş olması kimseyi aldatmasın; ben Kürtler'in ciddi bir tehlike ile karşı karşıya olduklarına inanıyorum. “Açılım” vs. klasik aldatmacadır. Unutmayın, 1914'te de “Ermeni Açılımı” yapılmıştı, bir sürü reform vaadi ortaya atılmıştı. Sonunu biliyorsunuz.

Ne tavsiye ederim? Zor soru.

A) Uluslararası güvencelere bel bağlamayın, işlerine geldiği gün sizi satacaklardır.

B) Hazırlıklı olun, ama silahlı mücadeleye güvenmeyin. Silahlanmak provokatiftir; tepki doğurur. Askeri açıdan daha güçlü olanın ekmeğine yağ sürer.

C) Cephenin önünü değil arkasını düşünün. Türk kamuoyunu elde etmeye çalışın. Türk siyasi hayatında ben Kürtler'in çok daha aktif ve olumlu bir rol oynayabileceklerine inanıyorum. Maalesef o alanda şu ana kadar pek başarılı görünmüyorlar. Tüm siyasi eylemlerinde kendilerini marjinalleştiren, dışlayan bir tutum içindeler.

Thursday, October 29, 2009

Gençliğe Hitabe


(Taraf 29 Ekim 2009)
Seksenaltı yıl yeter bence. Kan-vatan-düşman’dan ötesine aklı ermeyen bir dil bu ülkeyi bunca yıl esir etti. Artık yeni şeyler düşünmenin vaktidir.
Kan-vatan-düşman edebiyatının şahikası Kemal Paşa’nın Gençliğe Hitabe adlı eseridir. Bugün tekrar yazılacak olsa ben şöyle düzeltirdim.
*
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, insan olmaktır.
İnsan olmanın yegâne temeli insana sevgidir. Hayatın boyunca, insanlara güzelliği, aklı ve adaleti öğretmeyi görev bileceksin. Bilgin varsa, bedel beklemeden paylaşacaksın. Buna imkân ve şeraitin müsait değilse, yanındaki üç veya beş kişiye katıksız sevgini vermeyi deneyeceksin; onların hayat yükünü bir nebze hafifletmeye çaba göstereceksin. Bunu yaparken Türk mü, yoksa Hindu mu, Yamyam mı diye sormayacaksın. Çünkü insan, galiplerin hasbelkader çizdiği sınırlara sığmayacak kadar kıymetli bir hazinedir.
Dahili ve harici bedhahlarla etrafın çevrili olabilir. Sen şerri bahane etmeyecek, hayırhahlığını ilelebet muhafaza ve müdafaa edeceksin. Zira kötülük, esarettir. Manevi istiklalini ve manevi hürriyetini ancak insan olmakla kazanabilirsin.
Düşman bütün tersanelerine girmişse, vazifeye atılmadan önce düşüneceksin. Önce, düşman mı diye soracaksın. (Çünkü bugün düşman olan yarın dost olabilir.) Sonra onu kendine düşman etmek için ne hata yaptığını düşüneceksin. (Çünkü düşmanlık, herkes için ağır bir yüktür.) Gönlünü kazanmayı deneyeceksin. Tersaneyi beraber işletmeyi teklif edeceksin. (Öylesi her ikiniz için daha kazançlı olabilir.) Sonuç alamasan, bir tersane uğruna düşman olmaya değer mi diye bir kere daha kendine soracaksın. Bunları yapabilirsen, inan, dünyanın tüm tersaneleri senin olur. Tüm ordular sana boyun eğer. Tüm kalelerini terkedecek gücü ve güveni kendinde bulursun.
Memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar sana "düşünmeyeceksin!" diyebilirler. Kendi çorak ve bencil emellerine seni muhafız ve müdafi yapmak isteyebilirler. Kuşaklardan beri süren iktidarlarını bir gün daha korumak için senin damarlarındaki kanı talep edebilirler. Memleketin bütün tepeleri kan ve intikam bayraklarıyla donatılmış, bütün mektepleri zaptedilmiş, bütün mahkemeleri elde edilmiş, bütün gazete köşeleri bilfiil müstevlilere terkedilmiş olabilir. Millet, cehalet ve propaganda içinde serseme dönmüş olabilir.
Ey insan evladı! İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, insan olduğunu unutmamaktır. Muhtaç olduğun kudret tanrı vergisi olan vicdanında ve her gün çalışarak geliştireceğin aklında mevcuttur.

42 yorum:

  1. Bu yazdiginiz "yeni" hitabe bazilarina o kadar cok hitab etmis ki bu insanlar size olan duygularini anlatirken adeta kendilerinden gecmisler. Bu da sizi büyük bir lider adayi yapiyor bence...
    Yanıtla
  2. düşmanın şeyi götüne girince görürsün insanlık neymiş! Dikkat et bakalım o sana soruyor mu?
    Yanıtla
  3. çılgınca bir ırkçılığın, kör bir dindarlığın bu kadar popüler olduğu günlerde; ilkelliğinden kurtulmuş, kafası çalışan birilerini görmek çok cesaret verici.
    tşk.
    Yanıtla
  4. bunu daha önce yazmıştınız sanırım..hatta onun altında da çok enteresan küfürler vardı..

    bişey garibime gidiyo yalnız...niyeyse herkeste bi skilme korkusu...burdaki arkadaş,facebooktaki profilinizde zuhur eden ama daha önce çok duyduğum ''o adam olmasa ananı bacını ingiliz fransız askerleri skiyo olurdu'' klişesi...sanırsın adamların ülkesinde kadın kalmamış buraya gelme amaçları aslında o...karşı bişey söylicekseniz söyleyin de şu skilme muhabbetini bırakın be kardeşim
    Yanıtla
  5. ulan sizin gazetenizinde yazarlarınızında tarafı belli haysiyetsiz köpekler defolun lan bu ülkeden bi kaç kendini bilmez hayvan sürüsü...
    Yanıtla
  6. Allah Senin Belanı Versin...!!!! Ne kadar kültürsüz, bilgisiz, basit bir insan olduğunuzu gösterir bu yazı... Allah Belanı Versin.. Başka diyecek birşey bulamıyorum sana... Sen İnsan değilsin. Sen bu ülkede boş yaşıyorsun...!!!
    Yanıtla
  7. ulan ne bktan bi yazar ne yazdıını bilmio
    Yanıtla
  8. Sevan hoca zannedersem bu küfür yağdıran yorumları, yukardaki metnin orjinalinin sahibi ve onun fikirdaşlarının bu toprakların insanlarını ne hale getirdiğini ayan beyan ortaya koyduğu için ibret olsun diye bırakmış. Bu topraklarda yaşayan eskinin ince ruhlu insanlarının bu köpekten aşağı varlıklara dönüşmüş olduğunu görmek bile bizlere utanç olarak yeter tabii 'insan'sak. Bu adamları ıslah etmeye alimin ilmi yetmez, Allah ıslah etsin.
    Yanıtla
  9. Kufredenlerin cogu dusunmekten aciz. Kufurleri de ezber, hayatlari da. Cok guzel yazmissiniz. Bu abukluklara aldirmiyorsunuzdur umarim. Zaten cogu klavyeden atiyor, ne demisler, havlayan kopek isirmaz. Degil mi?
    Yanıtla
  10. Cok beğendim Sevan Ağabey her zamanki gibi zihin açıcı.
    Yanıtla
  11. "Her zamankinden daha fazla birlik ve beraberliğe ihtiyacımız olduğu bu günlerde, bunları tartışmak bize bir fayda getirmez; bu sözde tartışmaları bir kenara bırakarak büyük Türkiye'yi yaratmak için Atatürk İlke ve İnkılapları doğrultusunda çalışmalıyız"
    Yanıtla
  12. siz böylesine hassas bir coğrafyada yaşayan, özgürlüklerini borçlu oldukları liderin, gençlere "ülkenizi sevin ve onu olabilecek dalaverecilere karşı koruyun." anlamıyla yaptığı hitap ile oynama hakkına sahip değilsiniz. en başta bu hitabı kan-düşman-vs anlamlarında buluşturuyorsanız asıl düşmanlığı benliğinde yaşayan sizsiniz... ve şunu da iyi düşünmenizi istiyorum, "aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz..." siz bugüne kadar ne kadar insanca davranabildiniz etrafınızdakilere!!! bu sözüm itham için değil, özeleştirinizi yapabilmenizi sağlamak içindir.
    Yanıtla
  13. Arkadaşlar Ata'nın genliğe hitabesi ile Sevan'ın gençliğe hitabesini yanyana okuyun, hangisinin daha çok okul duvarlarına yakıştığına vicdan ile karar verin.
    Sermaye akımlarının globalleştirdiği dünyada,düşman gibi bazı terimlerin etrafında dönen metinlerin mesajları old-fashioned kalıyor galiba.
    Yanıtla
  14. ben üniversite öğrencisiyim yıllardır babam hocalarım örnek aldığım büyükler Atatürk sevgisini vatan sevgisini bana aşılamışlardır ilerde çocuklarıma da bende aynısını onlara aktarmaya çalışaccağım.Tabiki de ben bunları yaparken dediğiniz gibi bütün tersanelerimize girilmiş olabilir bütün kalelerimiz düsmüş olabilir.ama ben kesinlikle mücadele ruhumu kaybetmeyecegim.Aynı örnek oldığım önderim olarak benmsediğim ve sizin modası geçmiş dediğiniz Mustafa Kemal ATATÜRK bütün ilkelerini onlara öğreteceğim.ESkiden de böleydi kurtulus savası sırasında çok sizin gibi dış mihrapların masası olan kimseler zorluklar çıkarmışlardı.Ama en sonunda ulu önder Atatürkün sayesinde bugün bu durumdayız.Atatürk o kadar güzel bize hoşgörüyü benmsetmişki Siz hala bu kadar aşalayıcı konusabiyosunuz düsüncelerinizi söyleyebiliyosunuz.en azından ufacık bi aklınız olsaydı bazı kişilerin eline maşa olmazdınız zaten.gerçi bi insan nasıl oluyoda kullanılmışlığı kendine yedirebiliyoo onuda anlamıyorum.ve her gün gidip çocuklarınızın ve ailenizin yüzüne bakıyosunuz.neyse zaten 10 yıl öncede sizin gibi Anti-Kemalist yazarlar vardı hepsi 4 duvar arkasında 10 yıl sonrada sizin yerinizde orası olacak...size alıntıyla son sözümü sölüyorum.Istırap çeken dünyada barış ve esenliği yeniden kurmak ve insanlığın yalnız maddi değil, manevi gelişmesini sağlamak isteyenler Atatürk' ün iman verici ve yön göstericiliğinden örnek ve kuvvet alsınlar..
    Yanıtla
  15. gençliğe hitabeyi tekrar yazmak size düşmez.Zaten o denli bi hazineyi,insanların zihnini açan yol gösteren bi rehberi tekrar yazmak kimseye düşmez.Diyorsunuz ki tersaneleri beraber işletin.Diyorsunuz ki düşünün kendime düşman etmek için naptım diye.İnsanoğlu her zaman,her çağ da düşman olmuştur birbirine.Alın size örnek.İncirlik üssü amerikada.Ordan kalkan uçaklar Iraktaki kadınları kocasız evaltsız bırakıyor.Veya gidip Afganistanda ki bir çocuğun üzerine bomba bırakıp ruhunu bedeninden ayırıyor.Sorarım size bu durumda napalım diye?Teklif mi edelim insanları beraber öldürelim diye?Ortak olalım dost olalım beraberce gencecik hayatları karartalım mı diyelim???Eğer zamanın da orayı Amerikaya teslim tmeseydik şimdi insanlar bu kadar kolay ölmezdi.Yine Amerika girip oraları bombalasa bile vebali üzerimizde olmazdı....Koskoca bi yazarsınız ama bu olanak size düşünmeden yazılar yazma hakkını sağlamaz....
    Yanıtla
  16. Hocam, süper yazmışsınız. şu ana adar okuduğum yazılarınızın hemen hepsinde olduğu gibi, bunun da altına imzamı atarım. fakat yazıya gelen yorumları okuyunca çok canım sıkıldı. Allaha şükür ettim ki cahiller zümresinden değilim.
    Yanıtla
  17. Merhaba

    Bu adam yazı yazmış. Suç işlememiş, adam öldürmemiş, vergi kaçırmamış, tecavüz etmemiş.
    Yazıyı beğenelim ya da beğenmeyelim. Saygıyla okumasını bilmeliyiz. Katılırız ya da katılmayabiliriz. Her halikarda eleştirimizi veriye dayalı yapalım. işkembeden atacaksak ta destekli atalım.
    Gökkuşağının güzelliğinin değişik renkleri içermesinden kaynaklandığını unutmayalım. Siz hiç yanlızca kırmızı renkli olan bir gökkuşağı gördünüz mü?
    Bir ülkenin en büyük zenginliği insan kaynağıdır.
    Abraham Lincoln demiş ki 'I firmly believe in people'

    Sevgiyle kalın ve değişik renk ve seslere saygı gösterin.
    Yanıtla
    Yanıtlar
    1. Adam karısının başından aşağı bi kavanoz kendi dışkısını yapmış... sit alanında kaçak ev.. Maşallah kahraman gibi de ağırlanıyor.. ne güzel.. Bizim memlekette böyle enteresan adamlar şampiyon olur, Tayyip de Demokrasi kahramanıydı, Fetüş de öyleydi hastasıydık.. Hasan mezarcı ve müritleri kafası siz devam edin... ha bunu yaparken de diğer insanlara cahil demeyi ihmal etmeyin.. Şeyhi şıhı beğenmeyip bu devirde kendine yoga şeyhi bulup kendini badelettiren post modern şakirtler.. hey maşallah yürü be Türkiyelilik! Aslan parçaları sizi.. böyle böyle faşizmi iktidar ettiniz de çaktırmadan.. Yalnız şıhınızın en şahane icraatı da hanımının üzerinde dışkısını atmak.. ama biz o kadar cahiliz ki anlayamıyoruz ediminin hikmetini.. devam edin bu kafayla aslan parçaları.. Postmodern dünya ve halkları sizi, kaçak evlerinizi ve kakalı münevverliğinizi çok seviyoruz, hastasıyız
  18. evet kaankk ın yorumuna aynen katılıyorum. Eğer Atatürk olmasaydı hepimizi sikeceklerse??? (ben öle düşünmüyorum tabi) 500 senelik osmanlı imporatorluğunda Atatürk yoktu.. Hepimizi siktilermi 500 sene? Zannetmem. O yıllar bu topraklarda, ermenisi rumu türkü kürdü kardeş kardeş yaşadı. Haa bu uluslacıların ebelerine o yıllarda bişeymi yaptılar acaba ki? Atatürk olmasa anamız sikilirdi diyorlar? benim anamı kimse sikemez. Namus Atatürk e bağlıysa yandık amına koyum.500 sene sikilen ırktan hayır mı gelir. Desene 500 sene sikildik son 80 senedir siken yok bizi.. Siktirsinler ibneler. 500 sene kimse sikemedi anadolu insanını. Hem sadece biz tğrkleri değil, anadoluda yaşayan ermeniyide rumuda kürdüde kimse sikemedi. herkes kardeşti bu topraklar da. Sonra ne olduysa oldu ittihatçılar çıktı piyasaya herkesi birbirine düşürdüler ve son 100 senedir de bizi sikiyorlar. Eh elbet bizimde onları sikeceğimiz gün gelecek! Önce bir demokrasi gelsinde!
    Yanıtla
  19. ilahlarına dokununca ağızlarını bozmaları normal. takma nişanyan devam et, hiç birşey sonsuza kadar saklı kalamaz. vadesi doldu efsanelerin devir bilişim devri
    Yanıtla
  20. elinize dilinize saglık!
    Yanıtla
  21. sevan bey,

    ve dusman evinize kadar girmisse, baska bir care de bulamamissaniz, uzerine bok atacaksiniz paragrafini eklemeyi unutmussunuz,

    hatirlatayim dedim, bu iyiligimi unutmayin
    Yanıtla
  22. ''aynası iştir kişinin lafa bakılmaz''cı arkadaş..okuycan mı bilmiyorum ama -keşke daha önce görseymişim-...
    öncelikle o ayna değil ayine.birine akıl verir tarzda ukalaca konuşurken bari alıntıladığınız sözün doğrusunu bilin yahu...
    ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz sözüne bir de benim blogumdaki aynı başlıklı yazının tarafından bakın...ne kadar ''özeleştirisel''siniz,ne diyeceksiniz merak ettim...
    Yanıtla
  23. bu arada yorumuma katılan arkadaş;yorumuna koptum,yarıldım...bunu okursan benle bağlantı kur
    Yanıtla
  24. mihrakla mihrap arasında fark göremeyen ultra vatansever şaban bey;ilk önce hocanızın babanızın her anlattığının doğru olmayabileceği düşüncesini kafanıza yerleştirin...onlar salak,puşt veya başka bişey olduğu için değil onlara da yanlış öğretildiği için...daha sonra atatürkün herşeyin doğrusunu yapan bir ilah olduğu düşüncesini kafanızdan silin...çünkü size çok garip gelse de o da bir insandı ve sürüyle hata yapmıştı...bunları yapabilirseniz daha sonra ilkokul tarih kitaplarından başka kitaplar okuyun,mesela sevan bey'in yanlış cumhuriyetinden başlayabilirsiniz...sonra çayan demirel'in 1938 dersim belgeselini izleyin mesela,atatürkün bize ve kürtlere hoşgörülü olmayı ne güzel benimsettiğini bir kez daha idrak edin...bunları yaparsanız inanın çok daha güzel bir hayatınız olacak...gerçekleri bilmek güzeldir çünkü...

    bi de sizden kişisel bi ricam var,bu adam ufacık aklıyla yale,columbia gibi mekanlarda takılıyosa -oraların hangi kıtada olduğunu bilmeniz bile beni şaşırtır ama-,siz bu kocaman aklınızla bir boğaziçine olmadı mülkiyeye hiç uğraşmadan kesin girersiniz.hadi göriim sizi de memleketi böyle hainlere bırakmayın,dünya atatürkçü görsün ulan!!
    Yanıtla
  25. "sığ görüşlü herhangi bir arşiv çalışmasında bulunma"*mamanız çok ayıp doğrusu.insan gider sığ görüşlü arşivleri tarar sığınağımızı daha da sığlaştırır değil mi...

    *Cem Ertem'nin yorumundan.
    Yanıtla
  26. bik bik bik8 Ocak 2010 15:28
    bence cok güzel bi yazi, icinde hümanizmi barindiran evrensel bir mesaj bu. genclige hitabeyi indirip yerine bunu asmali. tesekkürler sevan hoca
    Yanıtla
  27. Sevan beyin genel tutumunu bilmem ama bu yazıyı tek başına ele alırsak hiç bir şekilde Mustafa Kemal'a falan bulaşmadan çok kıymetli bir mesaj veren bir metin olduğunu düşünüyorum. Öfkeli yorumcular neye takılmış tam olarak anlaşılmıyor. Sanırım daha çok genel bir Sevan Nişanyan nefretinden doğan bi öfke metnin içeriğinden çok. Kimin yazdığını bilmeden okusalar çok daha olumlu tepkiler verirlerdi belki de.

    Benim de 'Humancipate' diye bi filmim vardı, insanların zihinsel olarak özgürleşmesi üzerine, belki ilgi çeker burada da henüz Türkçesi yok maalesef, ingilizce: Humancipate - Vimeo
    Yanıtla
  28. deniz olgaç10 Ocak 2010 03:48
    ellerinize saglık
    Yanıtla
  29. geçiniz bu dostluk kardeşlik masallarını, insanlık henüz barış içinde kimsenin yaşam sahasına göz koymadan saldırmadan yakıp yıkmadan yaşayabilecek erdeme sahip değil. ne zaman ki bu erdeme ve insanlık bilincine ulaşılır o zaman Atatürk'ün hitabesi revize edilir.
    Yanıtla
  30. Sevan Bey,
    siz olsaydınız böyle yazardınız mutlaka. dünyanın en güçlü ülkelerini bu topraklardan hayatınız pahasına atabildikten sonra heralde en fazla bu kadar "insacıl " olunabiliyor. ama ne yazık ki o siz olamamışsınız. en fazla oturdugunuz yerden baskalarinin yaptiklarini elestirebilirmişsiniz ortaya yoktan yeni birşey koyabilmek yerine.
    sizin deyiminizle "kan-vatan-düşman edebiyatının şahikası " demeniz bile taraflı olduğunuzu göstermeye yetiyor.

    sizin en sevdiğiniz lider yada kişi var mıdır merak ettim. söyleyin de biz de herşeyi dosdoğru yapan o ulvi şahsiyeti tanıyalım.

    ben olsaydım diyorsunuz. peki empati adına şunu yapalım. sizin yerinizde ben olsaydım önce adımı değiştirirdim. gay i çağrıştırıyor. sonra taraf gazetesinin sitesindeki resmimi değiştirridm. nitekim kelin ışıkların altında yansıması adapazarı kabağı gibi duruyor. sonra üç beş kuruş alıcam, ünlü medyatik yada marjinal bir radikal olacağım diye sağa sola çamur atmaktan vazgeçerdim. türk lerin atalarının güzel bir lafı vardır. yemek yediğim çanağa tükürmekten vazgeçerdim.
    sizin yerinizde ben olsaydım.
    anlatabiliyor muyum ?
    Yanıtla
  31. Ha
    ha
    ha.
    Pek eğlenceli yorumlar. Ama küfürler biraz daha orjinal olabilirdi, bu kadar mıydı yaratıcılığınız? 12 Ocakta yazan adsız: "sizin en sevdiğiniz lider yada kişi var mıdır merak ettim." demişsiniz. İlla ki insanın "en sevdiği lider" olması mı gerekiyor sizce? Bu kişiye tapınılması mı gerekiyor?
    Yanıtla
  32. Yazıda itiraz ettiğim bir nokta var: 'Ey Türk Gençliği' diye başlayacağına 'Ey Türkiye Gençliği' diye başlayabilirdi.
    Yanıtla
  33. Merhaba,
    Yazınızı çok beğenmekle birlikte yorumlardaki kutuplaşmadan o derece rahatsız oldum. Neyi eleştirdiğinizi açıkça görebiliyorum. Ben kendimi sizin karşı taraf olarak gördüğünüz tarafta görüyorum ama bana bu yazı hiç rahatsız edici gelmedi. Bence orjinaliyle yanyana koyulup okunmalı. Değiştirilmesine bu kadar tepki gösterenleri anlamadığımı söylemeliyim. Atatürke bu kadar hakaret edenleri de. Türkiye geçmişiyle birgün hesaplaşıcak evet ama hem buna daha çok zaman var hem de esas zor olan hesaplaşma Atatürk dönemi olmayacak bence. Ölümünden sonra onu efsaneleştirenler putlaştıranlarla olacak esas hesaplaşma. Burada size küfür edenleri yaratan zihniyet malesef Atatürk değil onun yaptıklarını söyleyenlere yeni nesillere yanlış aktaranlardır. Keşke doğru aktaranlar daha çok olsa, keşke daha hoşgörülü nesiller yetiştirebilsek.
    Yanıtla
  34. Bundan 1 hafta kadar önce milliyetçi olan arkadaşlarla oturup konuşuyorduk. Mesele Ermeni meselesine döndü. Bilirsiniz Ermenilere hakaret içeren bir sürü itham , bir sürü bilindik kötü sözlerdi. İçimden "yahu bu adamlar bu kadar kötü mü ??, bak ne kadar ciciler, güzeller" diye geçirip bunca hakarete kulağımı tıkadım. Zira sizinki gibi mecazi olmayan bir insani tarafım vardı.

    Bugün Türkçe'nin özellikleriyle ilgili güvenilir bir siteye girip araştırma yapıyordum. Orada bazı Türkçe sözcüklerin kökeni itibariyle Türkçe olup olmadığı ile ilgili bir tablo vardı. O tabloda menşei Türkçe zannedilen kelimeler örneklerle gösterilmiş ; farklı dillere ait olduğu belirtilmişti. Sonda da sizin adınız geçiyordu. Şaşırdım. Bir Ermeni vatandaşın böyle bir konuda kişisel ya da akademik ihtisas yapması cidden ilgimi çekti. Sonra sizinle ilgili yazılar yazan siteleri , sözlükleri dolaştım. Sizi araştırıp da entellektüel birikiminize de hayran kalmamak mümkün değil ; zira kaldım da.

    Sonra bu siteyi buldum. Farklı zamanlarda , farklı gazetelerde neşredilmiş yazılarınızı okudum. Bu yazınızı altında yatan şey nedir ? Kan ve Savaştan , emin olun Türk Milleti çok muzdariptir. Sizi, Kemal Paşa'nın gençliğine bu hitabeyi göndermesini eleştirmenizin altında yatan şeyin, yıllardır Ermeni ebeveynlerin çocuklarına aşıladığı Türk düşmanlığı olduğundan kaynaklandığını da düşünmüyor. Çünkü sizin gibi mürekkep yalamış bir kişinin böyle ucuz nasyonalist doktrinlerin menfur etkilerinden sıyrılmış olmanız gelir!!! Size kızamam çünkü Atatürk'ü eleştiren Türk aydınları da var bu ülkede. Yani en azından Sevan Nişanyan Ermeni olduğu için Atatürk'e eleştiriyor deme hakkım yok. Fakat sizin bu provake edici yazılarınız malum toplumda kriz yaratır. Türk'e ve Türklüğe ve Atatürk'e yıllardır gizli ya da alenen kin güden Ermeni , Kürt ve Yobazları kışkırttığınızın ve Türklük bilincini taşıyan herkesin nefretini kazandığınızın farkında değil misiniz ?
    Yanıtla
  35. Bravo. Mükemmel, zeka ürünü bir hitabe olmuş. Çok çalıştınız mı bunun için? Haddinize mi Mustafa Kemal Atatürk'ün hitabıyla dalga geçmek, onun sözlerini tahrif etmek?

    Yetmedi mi kustuğunuz kin? Bu kadar mı düşmansınız bu memlekete, bu memleketin insanlarına? Allah aşkına sizi buraya mecbur eden nedir? Erivan İstanbul'a kaç km'dir?
    Yanıtla
  36. Sevan,
    Birgün, öldüğün zaman. Nerede ve ne zaman olursa olsun. Isterlerse seni ermenistanın kalbine, isterlerse atinaya, isterlerse grönlanda gömsünler.. Şunu bil ki, o gün tekerlekli sandalyede dahi olsam, gelip de mezartaşına işeyecek biri var. şirince ye gelirsen bunu bizzat sen yaşarken, yüzüne işeyeceğim. Ama sayende itthat ve terakkinin de, Mustafa Kemal'in de ne kadar doğru işler yaptıklarını anlıyoruz. Teşekkürler.
    Yanıtla
  37. Şurada 3 kişiyi eğlendireceğim diye bir ülkenin önemli bir değerini değersizleştirme çabasına girişmişsiniz.
    Yanıtla
  38. Sayın Sevan Bey iyisiyle kötüsüyle siz de bu vatanın olanaklarından istifade etmektesiniz. tutarlı olmak, aydın olmak gerçekten zor bir iş diye düşünüyorum. saygıyla. y.a.
    Yanıtla
    Yanıtlar
    1. Vatanın olanaklarından istifade edince eski diktatörleri eleştirmemek mi gerekiyor? Acil açıklama ltf.