30 Mart 2017 Perşembe

Eğin, Arapgir

Geçmişten kalma bir güzellik izleniminin altında orası çürümüş bir ceset, bir mezbelelik.


Bir arkadaş kod adı Erzincan-Kemaliye olan Eğin’e fotoğraf turuna gidiyormuş, fikrimi sormuş. Söyledim.

Eğin’de ilk kez 2000’de bütün bir gün dolaşıp fotoğraf çekmeye çalıştım. Hayır, bulamadım. Geçmişten kalma bir güzellik izleniminin altında orası çürümüş bir ceset, bir mezbelelik. Her ayrıntıya, her sokağa, her kapı tokmağına, her çıkma balkona, her banka şubesine, her elektrik direğine, patolojik bir tutkuyla, çirkinlik ve nefret boca etmişler. Kamera arkasından bakınca daha net görüyorsun. Sanki güzel bir tek kare kalmasın diye kararlı bir çaba harcamışlar. Her yer kusmuk. 2005 ve 2007’de birer defa daha gittim. Aynı gözlemleri yaptım. Yakılması lazım oranın. Yalnız oranın değil.

Eğin ve Arapgir iki özel memlekettir. İkisi de 1020 yılı civarında doğudan gelen Ermeni muhacirler tarafından kurulmuş. Her iki ilçede, aşağı yukarı bütün köy ve mezra/mahalle isimleri Ermenicedir.

Daha önceleri orası Rum diyarının doğu ucuydu; önündeki nehir Bizans ile Arap’ın, daha önce Bizans ile İran’ın sınırıydı. 990’lardan sonra Bizans sınırı aşıp Van ve Kars’a kadar Ermeni ülkesini istila etti; oranın halkını kaldırıp, yüzyıllarca Arap harpleri yüzünden nüfusu tükenmiş olan kendi ülkesine iskân etti. Agn/Eğin ve Arapgir adlı iki yerin adı ilk kez bu vesileyle duyuluyor. Tarihî Ermeni ülkesinin dışında kaldıkları halde yer adları Ermenice olan yegâne iki yer bunlardır. Demek ki, 1020’lerde sıfırdan iskân edilmiş olmalı diyoruz. (Yerleşik nüfusu olan bir yere yeni iskân getirirsen yer adları değişmez; yeni yerleşimler kurulsa bile, yerli halk dilinde isim alırlar.)

1600 ile 1605 arası bir tarihte Eğin ve Arapgir Ermenilerinin büyük bir bölümü batıya göçmüşler; İstanbul, Bursa, Rodosto (Tekirdağ) vb. yöresine iskân edilmişler. Osmanlı devrinde İstanbul’un belli başlı Ermeni ailelerinin pek çoğu bu iki yerdendir; eski İzmir Ermenilerinin hemen hepsinin öyle olduğu anlaşılıyor.

20. yy başlarına dek nüfusun dörtte bir kadarı Ermeni kalmış. Gerisi sanırım asimile edilmiş, Müslümanlaşmış, “atalarımız Ortaasyadan geldi” masalı anlatma ihtiyacı duymuşlar. 1970’lerde Arapgir’de halâ beş on hane Ermeni Ermeni vardı. Arapgir’in asıl kasabadan başka güzel bir yazlık yerleşimi var. 1977’de gittiğimizde oradaki evlerin bir kısmı halâ Ermeni mülküydü, metruk ve harap duruyorlardı. Ben merak edince birinin kapısını zorlayıp açtılar, gezdirdiler. 


3 yorum:

  1. Arapkir'in aslını Arapgerd olarak kabul edersek, 'Arab Hisarı' olur. Fakat 'Gerd' kelimesi de Ermenice'ye Farsça'dan geçmiş. İran'da sonu Gerd ile biten çok belde var, bunların en bilinenlerinden biri de güney İran'daki Basra Körfezi'ne yakın Derabgerd şehri.

    YanıtlaSil
  2. Anadolu’daki açıktaki tarihi eserler de bok içinde. Halk tarihim bu değil diye, hiç gitmediği, görmediği Orta-Asya’daki iki tane dikili taşa sahip çıktıkları kadar, kendi tarihi eserlerine sahip çıkmamışlar. Mısırdaki Araplaşmış Mısırlırlılar, Piramitlerine, bunu Gavurlar yapmış, biz yapmamışız diyorlar mı yani. Hala Anadolu’ya yerleşen Türklerin sayısını çoğalttıkça çoğaltma peşindeler. İnsanların atalarının asimile olmuş olması, Türkleşmiş olmaları bir zayıflık değil ki; Aklı kontrol edersin, fakat gözün gördüğünü hiçbir zaman kapatamazsın.

    YanıtlaSil
  3. Merhaba,

    Aynı bölgede Elazığ'a bağlı Ağın ilçesi bulunuyor. Bazen hangisi Eğin, hangisi Ağın karışıyor. Agn> Eğin'e dönüşürken 86 km güneyde yine Fırat boyundaki Ağın'ın Ak-in>Ağın dönüşmesini nasıl açıklamalı? Ağın neden Agn'dan gelmemiş?(http://www.nisanyanmap.com/?lv=2&y=A%C4%9F%C4%B1n&t=&srt=x&u=1&ua=0) Türkiye'de bugünkü Doğu Anadolu bölgesi dışındaki tek Ağın, Afyon Şuhut'un bugünkü Güneytepe isimli köyü. Onun Akin'den dönüşmesi anlaşılabilir(Akin varken niye Güneytepe olduğu belli olmamakla beraber) Öbür Ağın ve Ağinler Divriği, Gevaş, Bahçesaray'da.

    YanıtlaSil