25 Mart 2017 Cumartesi

Şerifin babası

Hiroşima ve Nagasaki korkunç birer katliamdır. Ona şüphe yok. Ayrıca aklın ve bilimin tahripkâr potansiyelinin simgesidir. Ona da eyvallah. Yalnız madalyonun öbür yanını unutmamak lazım.

O bombalar niye atıldı? Tonlarca literatür var bu konuda, o günlerin gazetelerini okumak da yeter gerçi. Japonya’yı teslime zorlamak için atıldı. Aksi halde konvansiyonel savaşın mantığı gereği ABD Japonya’yı işgale hazırlanıyordu ve istila savaşında her iki taraftan çok daha fazla insan öleceği hesaplandı. İki bomba üç gün içinde Japonya’ya diz çöktürdü. Yani barışı getirdi. O açıdan bakarsanız hadise farklı görünür.

Tek neden bu değildi şüphesiz. Yanısıra ABD’nin Sovyetler’e ve diğer potansiyel rakiplere, amiyane deyimiyle “babayı göstermesi” söz konusuydu. O günden itibaren ABD dünyanın egemen polis gücü oldu. Kovboylara haddini bildiren şerif rolünü üstlendi.

Amerika mı olmalıydı, yöntemleri başka türlü mü olmalıydı, tartışırız isterseniz. Ama prensip olarak dünyaya polis gücü lazım mı değil mi, önce buna cevap vermek gerekiyor. Değil derseniz mahalleye veya şehre polis lazım mı sorusuna da cevap vermiş olursunuz, yanıtınızı bence ona göre iyi düşünüp verin. Arıza çıkaran kovboylara haddini kim bildirecek? Ara sıra “babayı göstermek”, o görev için faydalı mıdır değil midir? Tabancasız şerifi kim dinler?

20. yüzyılın ilk yarısı facialar çağıdır. Hafıza tazelemek için okuyun derim. (Mesela Ian Kershaw, To Hell and Back: Europe 1914 to 1949)Dünyaya polis lazım düşüncesi durduk yere icat edilmedi. Korkunç bir dizi tecrübenin sonunda oraya gelindi. Sonucu da, hiç şüpheniz olmasın, iyi oldu. 1945’ten bu yana geçen yetmiş yılda bütün dünyada savaşlarda ölen insan sayısı, nüfusa oranlandığında, önceki bin yılın ortalamasının onda biri mi, on beşte biri mi ne diyorlar. Bugün dünyada intihar edenlerin sayısı, savaş artı katliam artı terörizm artı adi cinayetten ölenlerin iki katından fazlaymış.

Bu açıdan bakarsan Hiroşima ve Nagasaki bombaları tarihin en hayırlı olaylarından biri gibi duruyor, değil mi? Kızamık aşısı gibi, yüz milyonların muhtemel ölümünü önlemek için yüz küsur bin insan kurban edilmiş. Değmez diyebiliyor musunuz?


Yanlış anlaşılmasın, aksi yönde birkaç fikir serdetmek de mümkün; gerekirse serdedebilirim de. Maksat burada katliamı övmek değil. İşin bir de böyle bir yönü olduğunu hatırlatmak, o kadar.


14 yorum:

  1. İşin böyle bir yönü de var tabi; O bölgede Japonların gerçekleştirdiği olayların vahşeti, Hiroshima'dan ve Nagasaki'den çok daha insanlık dışı. Kore ve Çin'in bazı bölgelerinde halen yarattıkları travmalar geçmiş değil. Küreselleşme de olsa, rüyasına Japon Askeri giren, korkan, insanların nesli halen yaşıyor. O bombalarla Japonlar teslim olmasalardı, Bunker'larda seks kölesi olarak bağladıkları, Koreli, Filipinli, Çinli kadınlara tecavüz etmeye devam etceklerdi ve Bushido inançlarının inatçılığı yüzünden savaş çok uzucaktı. Amerikan askerlerinin tecavüz ettiği kadınlar yok mu? Var tabi. Fakat bu serserilikten ve Amerikalıların, Japonların Çinlilere ve Korelilere taktıkları gibi inançtan referans alan “kütük” lakabı yok. “Kütük” diyorsan, Nanking’de olduğu gibi önce tecavüz edersin, sonra kadınların vajinalarına mızrak sokarsın. Kılıçla kafa kesme yarışmaları düzenlersin. Yetmez, laboratuarda canlı kol bacak keser, denek faresi olarak kullanırsın. Sadece savaşın uzamasıyla ölecek insanlar değil, o bombalardan sonra, işkencelerden kurtulanlar da var. Ayrıca bunun gerekli olduğunu düşünen, madalyonun diğer yüzünü gören çok sayıda Japon da var. Geçenlerde ölen prens Mikasa dahi “Çin’de görevliyken savaşın kutsallığına dair tüm inancımı yitirdim ve tek istediğim barıştı” diye söylemiş.

    YanıtlaSil
  2. Daha fazla insanı kurtarmak için daha az insanı ortadan kaldırmak insani bir açıdan büyük,çözülmesi zor bir ikilemde bırakıyor ama liberalizme uygun bir bakış açısı değil.Russell'ın savunduğu gibi belki bir Dünya merkezi devleti kurulup polis rolünü o üstlenebilir.Böylesi, tek bir ülkenin kendi çıkarlarını korumak için dünya polisliğine savunmasından daha adil olabilir.Ama elbette o merkezi devletin,en güçlü devletin etkisi altında olması da riskler arasında.

    YanıtlaSil
  3. Dünyadaki görece huzur ortami şeriften mi kaynaklanıyor yoksa şerifin silahindan mi, sonuçta herkeste atom bombası sahibi olunca ve defalarca dünyayı yerle bir edecek kadar olunca kimse kolay kolay bir dünya savaşı çıkarmayi göze alamadi, yoksa şerifin serifligi sayesinde olmuyor bence

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elbette senin söylediğin sebepten, şerifin kerametinden değil,

      Sil
  4. Mesela bir lider çıkıp samimiyetle Türkiye'yi barışın ve huzurun egemen olduğu bir refah ülkesi haline getirmek isterse anlatacağı hikaye ne olursa olsun yapması gereken ilk şey kendisine sadakatle bağlı bir silahlı kuvvet oluşturmaktır. Bunun aksini düşünen yok herhalde.

    Öte yandan dünya nüfusu fazla arttı. Dengeleri sağlamak yüz yıl önceki 1,5 milyar nüfuslu dünyaya göre daha zor. Yukarıdaki örnekler daha az insanın ölmesini sağlayan tedbirlere methiye düzüyor. Bu açıdan bakınca acaba o tedbirler alınmasaydı bu hızla büyümeye devam edebilir miydik? diye sormadan edemiyorum.

    YanıtlaSil
  5. O bombalar niye mi atıldı? Sovyetler kuzeyden Japonya'ya taarruzu başlatmıştı çünkü, hatta Japonya'nın -Kuril adalarını ele geçirmiş, büyük Hokkaido'ya çıkarna yspmsk üzereydiler. Japonya da inatla teslim olmuyordu ve bu durumda bütün Japonya, Sovyetler tarafından işgal edilecekti. Bu gerçeği bugün bütün Japonlar gayet iyi bilirler. Üstelik, Amerika nükleer bombaları attıktan sonra Japonya'nın kendisine teslim olmasını kabul ettirmek için Japonya'da monarşinin lağvedilmesi ısrarından dahi vazgeçmeye mecbur kalmıştı.

    YanıtlaSil
  6. "1945'ten beri insanlar cok tatlilasti, katliamlar azaldi" muhabbeti istatistik, olasilik, risk cahilliginden kaynaklaniyor. Nasim Taleb'in kismen Steven Pinker'in _The Better Angels of Our Nature_'ina (Sevan Hoca da bu kitaba dayaniyor muhtemelen) cevaben yazdigi makaleyi okuyun imkaniniz varsa.

    https://arxiv.org/pdf/1505.04722.pdf

    Kisaca, Taleb ve Cirillo (1) savas kaynakli siddet riskine naif (istatistik cahillikle) yaklasimin kuyruk riskini sistematik olarak azimsadigini, (2) kuyruk olaylari (yuksek ölümlü savaslar) arasindaki surelerin belli bir trendi takip etmedigi (yani ortalama araligin bilinen distribusyonu olmadigi, ya da 2000 yillik datadan cikarilamayacagi) sonucuna variyorlar.

    Duz Turkce'yle, 70 yillik datadan 'ortalama siddetin azaldigi' sonucunu cikaramazsin. Daha dur hele, istatistiki anlam cikarmak icin yeterince zaman gecmedi demek. Anlasilmadiysa yapacak bir sey yok. Matematik bilmeyen yorum yapmasin. (Gecenlerdeki nukleer riskiyle ilgili yazida da ayni istatistik mantik hatasi vardi).

    Gerçi işi risk almak olan adamlar bile anlamayabiliyorlar bu noktayi (daha dogrusu bazen anlamamak islerine geliyor). 2008'deki finans krizi boyle bir durumdu mesela. Millet CDO denilen (collateralized dept obligation) finansal enstrumanlarla riski dagitarak yok ettiklerini zannettiler. Ayni Pinker'in yaptigi hatayi yaparak bu tip riski gizleyen enstrumanlari 'credit rating' ajaslari AAA klasmanina koydular. Neden? Adam gecmis 10 yila bakiyor, buna benzer enstrumanlarin performansi nasilmis diye, "aaa nerdeyse hic biri patlamamis, demek ki saglam diyor." Halbuki, CDO riski gizlemekle kalmiyor, ayni zamanda sisteme yayiyor. 10-20 yil cok dusuk iflas oranlari gozleniyor, sonra biriken risk ve kotu kapital alokasyonu tek seferde sistemik kriz yaratiyor. Kalin kuyruk - ince kuyruk farkini anlamazsan yanlış risk alirsin.

    Benzer sekilde, Amerikan hegemonyasi, kucuk lokal catismalari engelleyerek sistemik risk yaratmis olabilir. Ne demek? Bir sonraki catisma armageddon mu olacak, yoksa gercekten hegemon sayesinde refah ve baris donemine mi girdik, soylemek icin cok erken.

    > Değil derseniz mahalleye veya şehre polis lazım mı sorusuna da cevap vermiş olursunuz, yanıtınızı bence ona göre iyi düşünüp verin

    Bu tip sahte dikotomi safsatasini sik kullaniyorsun son zamanlarda hocam. Evrenselcilik nörotoksin gibi zahir, sofomorik hatalar yaptirtiyor. Yazilimcilarin kullandigi 'scalability' diye bir konsept var. Kucuk capta calisan cozumler, buyuk capta calisacak diye bir kural yok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım yazının belli kısımlarına sert eleştiri getirme adına tamamının ne amacı taşıdığını kaçırmışsınız gibi. Finansal kriz cyclelarını veri almak için hisse senetlerinin icat edildiği tarihten itibaren bir analiz yapılması gerekiyorsa, yüksek ölümlü savaşların da kitlesel imha teknolojisinin(örn. otomatik silah) icat edildiği bir tarihi baz alması gerekmez mi? Neden 2000 yılı aşan bir periyodu baz almak gerekiyor kitlesel imhaların oranlarını karşılaştırmak için? Burada sanki bir mantık hatası var.

      Sil
    2. Taleb'in Black Swan'ini yarisina gelmeden firlatip atmamin nedeni, istatistigi mistik bir din haline getirmesi idi - okuyucuyu salak yerine koymasi belki daha onemsiz bir kabahatidir.

      Burada ise sunu gostermis gorunuyor: "the hypothesis that the long peace was NOT a statistically established phenomenon and a mere statistical sampling error".

      Ayakta alkislamak lazim tabi. Bu kafayla, 4 milyar senelik dunya tarihinde 2 milyon senelik gecmise sahip zeki yasamin istatistiksel hata oldugunu ve anlamli bir istatistiksel sonuc elde etmememiz icin beklememiz gerektigini ispatlayacagi gunleri bekliyorum.

      Sil
    3. Taleb'in Black Swan'ini yarisina gelmeden firlatip atmamin nedeni, istatistigi mistik bir din haline getirmesi idi - okuyucuyu salak yerine koymasi belki daha onemsiz bir kabahatidir.

      Burada ise sunu gostermis gorunuyor: "the hypothesis that the long peace was NOT a statistically established phenomenon and a mere statistical sampling error".

      Ayakta alkislamak lazim tabi. Bu kafayla, 4 milyar senelik dunya tarihinde 2 milyon senelik gecmise sahip zeki yasamin istatistiksel hata oldugunu ve anlamli bir istatistiksel sonuc elde etmek icin beklememiz gerektigini ispatlayacagi gunleri bekliyorum.

      Sil
    4. Nesim,

      Yuksek ölümlü olaylar icin kitlesel imha silahlari gerekmiyor. Burada bakilan kriter ölüm 'oranı', ölüm sayisindan ziyade. Yorumundan ve bistro'nun yorumundan istatistiki noktanin anlasilmadigi anlasiliyor. Daha basit açıklayayım.

      Diyelim Kevin Durant'in önümüzdeki maç kaç sayı atacağı ile ilgili bahse girecegiz. Bahsi basitlestirmek adina, "30 sayidan az mi atacak, cok mu atacak" seklinde yapalim. Bahis oranlarini hesaplamak icin Durant'in skor/maç distribusyonunu cikarmak istiyoruz. Durant'in kac maçına bakmamız lazım? 1 mac? 2 mac? 30 mac? Diyelim ilk maci izledik, Durant 10 sayi atti. Bu 10 sayi Durant'in skor/mac distribusyonunda nereye denk dusuyor? Ortalama mi, ortalamanin altı mı, ortalamanın epey altı mı? Ortalamanın altıysa kac standart sapma altı? Kevin'in distribusyonu nasil bisey?

      Peki diyelim olasiligini bilmedigin, cok ender gerceklesen olaylarin risk analizini yapmak istiyorsun. Risk kuyruktan geliyor yani, ortalama olaylardan degil. Toplumsal çöküşlü, buyuk ölümlü olaylar riskin 'kuyruktan' yani distirbusyonun ekstrem kısmından geldiği olaylar. Taleb'in gosterdigi sey su: 70 senelik dataya bakarak söz konusu riski tahmin etmek, bir maçın 5 dakikasına bakarak Kevin Durant'in maç başına attıgı ortalama sayıyı tahmin etmeye benziyor diyor. Hala anlaşılmadıysa yardımcı olamayacağım, kusura bakmayın. Papoulis'in ders kitabini öneririm. https://www.amazon.com/Probability-Random-Variables-Stochastic-Processes/dp/0071226613/ref=sr_1_1?ie=UTF8&qid=1490711728&sr=8-1&keywords=papoulis+probability

      Libgen'de korsanını da bulabilirsin pahalı gelirse.

      Bistro,

      Iki derin nefes al, sonra Black Swan'i firlattigin yerden geri kaldirip tekrar okumaya basla, zira, kitabi anlamamışsın.

      3 milyar yillik evrimin ilk defa alet kullanan canlilar uretmesi konusu da tam olarak Taleb'in bahsettigi kalın kuyruklu distribusyona sahip olaylardan. "Diger gezegenlerde, Samanyolu'nda, Evren'de alet kullanan canli evrimlesti mi?" sorusuna o distribusyonu anlamadan cevap veremezsin. (bkz decidability). Taleb'in soz konusu olayı 'istatistiksel hata' olarak yorumlayacagi tahminin tam olarak Taleb'in argumanini anlamadigini kanitliyor. Taleb'in argumaninin sonucu, 'alet kullanan canlilarin evrimlesme olasiligini' tek data'lı sample'dan istatistiksel olarak çıkaramayacağındır, ki onu soylemek icin Taleb'e bile ihtiyacin yok, data science 101 soyler bunu sana. Demek ki data science 101 anlamadan yorum yapiyorsun, ki ne demistim basta: matematik bilmeyen yorum yapmasin.

      Sil
  7. Evet gelecekten geçmişe bakınca sonuçlardan dolayı her katliamı olumlayacak birşey bulunabilir. Sonuçta katliamdır ama. Her güç kullanıcısı toplum için iyi şeyler yaptığını savunarak yapıyor zaten cinayetlerini. Bugun de oyle yapılıyor. 1915'te de öyle yapıldı. O yüzden ben olumlayıcı bakış açısını sevemiyorum. Sonuçta bugün tüm insan soyunu yok edecek bir meteor da insana dair tüm sorunları çözer ve bir kaç milyon yıl sonra Human Park diye filmi de yapılır.

    YanıtlaSil
  8. Madem maksat sopayı göstermek, tek Hirosima yetmez mi? Neden birde Nagasaki?

    YanıtlaSil
  9. doga ve sosyal olaylarda istatistik zirvadir. bu kadar karmasik bir model kurulmadikca her yorum ve tahmin yaniltici olacaktir. bir torbadan toplari cektiginizde onlar onceki deneyimlerine veya birbiriyle iletisimine gore mi hareket ediyor.
    bencr bakis acisini degistirsek yeterli, bu insan irki savasarak evrimlesmedi mi, savasmak yoketmek dogasi degil mi. oyle ise neden ve nasil savastigi degil, neden ve nasil baris halinde kaldigina kafa yormali. her ihtiyac veya guc ortami olustugunda insanlar birbirini oldurmus, baris donemleri ise kayiplarin travmasini onardigi, guc topladigi, yeni nesillerle toplumsal hafizayi sifirladigi zaman dilimi yalnizca.

    YanıtlaSil