9 Mart 2017 Perşembe

Mitik, bitik

Halim – Peki dinin yerine neyi koyacaksınız? Herkesin kendine göre bir hakikatin varlığını kabul ettiği rölativizm insanları birleştirir mi? Toplum hayatını mümkün kılar mı? Bazı ortak hakikatler gerekli değil mi?

Selim – Rölativizmden nefret ettiğimi biliyorsunuz. Ortak hakikatler kesinlikle gerekli. Ortak anlatılar, hatta ortak mitler manzumesi diyelim. Hem güzeldir bunlar, onlarsız hayat çekilmez. Hem de onlar olmadan ortak dil olmaz, toplumsal kimlikler olmaz, değer yargıları olmaz, onur ve saygınlık olmaz.
Mevcut dinler, ve özellikle İslam dini, bugün geldiğimiz noktada o ihtiyaca cevap veriyor mu, mesele bu.

İstediğiniz kadar tevil edin, hatta tahrif edin, bence artık dikiş tutmayacak yere gelinmiştir. Bu saatten sonra ancak zorbalıkla dayatabilirsiniz eski dinleri ve bilhassa İslam dinini. O da amacına hizmet etmez, ortak hikâyeyi oluşturmaz, ancak susturur.

Dört noktada çökmüştür eski yapı, tamiri mümkün görünmüyor.

Bir, eski dinlerin bilgi dağarcığı feci surette çağdışı kalmıştır. Adam altı günde yaratıldı diyor; biz dört buçuk milyar senenin basamaklarını tane tane sayabiliyoruz, daha ne? Alimi mutlak dediğinin bugünkü ilkokul üçüncü sınıf öğrencisi kadar bilgisi olmadığı ayan beyan ortada, daha ne kadar güveneceksiniz söylediği öbür şeylere?

İki, çizdikleri ahlaki çerçeve taş devrinden bir adım ileri gitmiş köy ve aşiret toplumları için yeterli olabilirdi belki, ama bugünkü dünya için olsa olsa arkeolojik değeri vardır. Adam apartman ve uçak görmemiş. Sosyal sigortadan haberi yok. Şizofreni ve depresyon konularını düşünmemiş. Nüfus yaşlanması problemine cevabı yok. Eşcinsel haklarını bilmiyor. Sanayi devrimini bilmiyor. Freud’u duymamış. Matbaanın sosyal yapıya etkilerini irdelememiş. Restoran görmemiş, gece kulübüne gitmemiş, paket tura katılmamış. İnsan hakları teorisi bilmiyor, İsviçre medeni kanunu bilmiyor. Doğum kontrol yöntemlerinden ve bunların cinsel ahlaka etkisinden bihaber. Genetik mühendislikten bihaber. Gazeteciliğin ahlaki normları hakkında kafa yormamış. Kime ne fayda gelebilir bu kadar devre dışı kalmış birinin ahlaki rehberliğinden?

Üç, maddi varlığa sahip olmadığı halde gören, duyan, konuşan, kızan, seven, emreden, tehdit eden, cezalandıran, yaratan, yok eden, dağları ve sinekleri yürüten bir tanrı fikri hoş bir hikayedir gerçi, ona diyeceğim yok, ama ancak sorgulanmadığı sürece inandırıcılığını koruyabilir. Bir kere birileri soru sormaya başladı mı çöker; Örümcek Adam’dan öte bir hükmü kalmaz. O sorular Voltaire’den bu yana yüksek sesle soruluyor. Mevzu kapanmıştır. Ancak susturarak ya da toplumu kasıtlı cehalete mahkûm ederek üç gün daha yaşatabilirsiniz tanrınızı. Hasarlıdır; iflah etmez.

Ortak hikâye lazım, katılıyorum. Ortak hikâyenin temeli rasyonel olamaz, mitiktir, ona da tamam. Sizin anlattığınız hikâye sadece mitik değil, bitik. Söylediğim o. Yeni hikâye bulmanın zamanıdır.

Dördüncü maddeden tam emin değilim, gene de söyleyeyim. Yeni hikâyenin yapısal olarak eskilerinden farklı olması gerekiyor sanki. En azından Antik çağ paganizminden tek tanrılı dinlere geçiş kadar farklı. Dünya çok karıştı, çok kozmopolitleşti. Çok farklı geleneklerden gelen, toplumsal kimliklerini çok farklı ecdat anlatıları üzerine inşa eden insanlar bir arada yaşıyorlar; ortak bir yaşam kurmak mecburiyetindeler. Dolayısıyla yeni çağın ortak anlatısı, her ne ise, ecdat töresi ve ecdat saygısı, üzerine kurulamazmış gibi geliyor bana.


Ne üstüne kurulabilir diye sorarsanız laf çok uzar, konu dağılır. Onun için burada keselim.

15 yorum:

  1. Can Yücel'in çevirisiyle Mathias Lübeck’in "Tanrıyla Milli Eğitim" şiiri:

    "Çözülür demiş Faust bu káinatın sırrı,
    Ve bu yüzden çarpılmış Tanrının cezasına;
    Demek ki hikmetinden sual olmayan Tanrı
    Rázı değil milletin okuyup yazmasına."

    YanıtlaSil
  2.   Sevan hocam, tastamam zihnimden geçenleri görmüşsün. Bunca sene okuyup düşündükten sonra vardığım netice: İslam, asla Hristiyanlık gibi maleabl bir din değil, Budizm, Hinduizm, Şintoizm tarzı doktrinleri zaten dinden saymıyorum.

    İslam aşırı ama aşırı rijit bir din ve modern dünyanın realitelerine adapte olabilmesi tek kelimeyle "imkansız"! Bir kere farzları çok fazla, Hristiyanlık gibi haftada bir kiliseye git değil. Günde 5 defa abdest al, en az 17 rekat namaz kıl, ramazanda gün boyu aç susuz kal, camide erkek-kadın beraber ibadet edemez. Ömründe en az bir kere de olsa muhakkak Suudi Arabistan'a gitmen farz. Hristiyanlıkta pek çok İncil var, en muteberleri 4 tane, içinde yazanlar da İsa'nın havarilerinden nakledildiği varsayılan bir takım öğretiler, Kuran gibi dokunulmaz "Kelamullah" değil. Ayrıca gece nasıl uyuyacağını, kürdanla dişini nasıl karıştıracağını, helada nasıl def-i hacet edeceğini, eşinle nasıl cima edeceğini, hamamda nasıl yıkanacağını, nasıl su içeceğini,  çorbaya sinek düşünce onu hangi kanadından tutup çıkaracağını, av köpeğinin kuşu ağzıyla getirdiğinde ne yapılacağı, ...vs.. gibi insan hayatındaki onbinlerce ufak detayı İslam'a ve İslam peygamberine göre düzenleyen 1 milyon civarında kudsi hadis var. Faiz, limited şirket, açığa satış(ve dolayısıyla borsa) mutlak haram. Alkolün zerresi haram, suretin her çeşidi kesinlikle haram dolayısıyla resim, heykel kat'iyen haram. Yüksek bina haram. Kadınların erkeklerle beraber çalışması haram. Müzik aleti ve müzik şeytan sesi, onun yerine teganniyle kıraat edilen Kur'an ve günde 5 defa bangır bangır arabesk makamla okunan ezan. Helal olan hayvanlar dışında bütün hayvan etleri, erkeklerin ipekli kumaş giymesi altın yüzük takması haram....Yazarken bunaldım, burada bırakıyorum...

    YanıtlaSil
  3. https://en.wikipedia.org/wiki/Jediism

    YanıtlaSil
  4. Sevgili Sevan Hoca,Tevrat ve Kuran Tanrısını bir yana bıraktım Voltaire'in mühendis tanrısı bile akıl dışı haklısın.Ancak en basit bir mikrop olan Amip'in üstüne dış dünyadaki azot miktarından pH değerine kadar her biri ayrı bir değeri ölçen 48 ayrı algılayıcıyı kim koydu lütfen bir de işin zor kısmı olan bu konulara değinin sayın üstad,tabiat kanunlarının ötesinde kesinlikle amaç taşıyan bir tür yüce gerçeklik var ama ne :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu tip sorularin butun dunyadaki onbinlerce bilim insaninin aklindan gecmedigini mi zannediyorsunuz? Belki de zor degildir de, arastirip, kim zamaninda nasil cevaplamis ogrenmek lazim.

      Sil
  5. Tanrı olsam birbirlerini vahşice yiyen parçalayan canlılar yaratmazdım ya da dişiyi ele geçirecek erkeğin kim olacağının en ilkel kurallarla belirlendiği bir sistem kurmazdım sayın üstad,ancak bu kadar ilkel ve vahşi bir sistemi tanrı yapmadıysa kim yaptı sayın Sevan Hoca,bir de bu rezil düzeni kurarken DNA gibi şeylerle mucizeye kalkışılmış ancak sonuç Holocaust ve rakip aslanın yavrularını öldüren erkek aslan....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Belki de bi kac tanri beraber yapmislardir

      Sil
  6. Peki medeniyette, kültürde, bilimde, teknolojide ve benzer alanlardaki tüm bu gelişmeler insanlığın başından beri genel kabul gören temel ahlaki doğru ve yanlışları değiştirir mi?
    Çağdışı kalan şey dinlerin veya modern ideolojilerin tarihsel/yerel içeriğidir. Yoksa tüm bu ideoloji ve inançların kapsadığı bazı zaman/mekan üstü gerçekler değil.

    Siz de bir yazınızda (De ki: Onlar mümindir, inanmazlar) aynısını söylemişsiniz;
    "Ahlak yargıları evrenseldir. Dolayısıyla, tarihin herhangi bir aşamasında bir zümre insanın kutsal saydığı her metin, herkesin tasvip edeceği birtakım ahlaki söylemleri DE içermek zorundadır. İnsan öldürmeyin, ananıza babanıza saygılı olun, düşmanınıza adil davranın, cariyelerinizi çok dövmeyin, dişlerinizi fırçalayın, vs."

    Humeyni de bir yerde şöyle demiş;
    "Yaratılışın başından beri adaletin sağlanması gerekli idiyse, zulüm, çapulculuk ve yağmacılık, adam öldürtme kötüyse 'Bugün atom çağında yaşıyoruz bunlar eskimiştir.' denemez!"

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Temel doğruları değiştirmez belki, ama su basmana ve birinci kata gelince ne olacak? Bugünün insanının önünde duran binlerce ahlaki sorun var, birkaçını saydım. Primitif aşiret düzeninde birkaç yüz kişilik bir toplumun ahlakını yansıtan bir öğreti bunlara ne çözüm getirebilir, cahillik ve inkâr dışında?

      Sil
  7. Yeni çağın birleştirici hikayeleri ancak ucu açık sorular sorarak birleştirici olabilir.Kesin cevaplar vermeye kalkıştı an etkileyiciliğini, dolayısıyla birleştirici olma şansını kaybeder!..

    YanıtlaSil
  8. Bu linkte Tanrı hatta Kuran inancı üzerine tuhaf bir hipotez var. Belki güçlü mit arayışın(m)ıza çare olabilir. Hipotezde, mantıklı, bilime uygun ve inancı bozmayacak bir reform önerisi var. Zaman ayırıp lütfen okuyun
    http://www.ateistforum.org/index.php?/topic/65231-takyonik-anti-entropik-din-hipotezi/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şimdi baktım yorumum sanki incil dağıtan protestan misyonerlerin sitesine link vermesi gibi olmuş. Alakası yok, herhangi bir dernekle alakalı bir şey değil bu. Sadece felsefi, teolojik bir görüş.

      Sil
  9. Sevan Hocam, kişisel gözlemim Batı'da, özellikle de üst-orta sınıf beyaz yakalı Batı Avrupalılarda sekülerleştirilmiş, Avrupalılaştırılmış bir Budizm "practice"inin bu mit ihtiyacını karşılamaya başladığı yönündedir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence dünyadaki diğer dinleri dışlayan bir din insanlık için kapsayıcı ve bütüncül olamaz. Dharmik de olsa İbrahimi de olsa bunların birbirini onaylamsı veya referans alması gerek.

      Sil
  10. Sevancığım, 1400 yıl önce gelen bir metni bu şekilde okumlaman beni derinden sarstı. Hermenotik, fenomenoloj, sosyoloji, tarih dil bilimlerinin usw. belli ki bir kısmına nüfuz etmekte zorlanıyorsun. Dünyayı düz, kainatı da üzerindeki gökyüzünden ibaret sanan bir topluluğa Evren'den bahsetmenin ne denli bir devrim olduğunun önce hakkını vermek lazım. Ve dahi bu bir fen kitabı da değilken. Tevrat'a ve İnvil'e olan merhametinle tekrar bak canım ve işin özüne odaklan. Ana mesajın tek Yaratıcı olması , O'na saygı ve şükranın gereği. Plus adam gibi adam, kadın gibi kadın olmaya seni motive etmesi. Daha ne istiyorsun bu dinlerden? Bırak adamların yakasını :))

    YanıtlaSil