Tuesday, February 16, 2021

Mısır notları 3

Azar azar geliyor nedense.

Çöp

Her yer çöp. Köyler, sokaklar, çarşılar, tarlalar, caddeler, kanallar adam boyu çöp yığını. Odaklanınca fark ediyorsun ki çöpün üçte ikisi plastik, birazı da alüminyum kola kutusu, çerez paketi. Allahın çölünde uçuşan naylon poşet tarlaları, kilometrelerce.

Peki Mısırlılar pis. De, bu pisliği insanlığın başına musallat eden kim? Kibar muhitlerde çöpünü özenle ayrıştırıp plastik poşete de beş kuruş vergi koyunca suçun affedilmiş mi oluyor?

Mısır’ın çöplüklerinde ben şahsen kapitalizmin iflasını gördüm. Yahut kapitalizm demeyelim isterseniz, kâr kırbacıyla bu atın sonsuza dek yürüyeceğini sanan gaflet ideolojisinin.

*

Eskiden de çöpü sokağın köşesine boca ediyorlardı herhalde. Organik çöp bir şekilde erir, böyle bir milli afete dönüşmez sanıyorum. Nüfus da bugünkünün yirmide biriyse sıkıntı çok büyümeye fırsat bulmaz.

Çoğu eski toplumda çöpün çaresi domuzdur. Köyün domuzları gün boyu eşelenir, organik çöpü etkili bir şekilde risaykıl eder. Domuz nimetinden mahrum olan İslam ülkeleri nasıl çözmüşler problemi acaba?

At

İlk gün Mısır Müzesindeyken fark ettim, Antik Mısır ikonografisinde at yok. Zengin görsel repertuvarı olan bir sanat geleneği, her türlü hayvan var, sığır, aslan, koç, köpek, şahin, timsah, ibis, bok böceği istemediğin kadar. Karıncayiyen bile var. Ama at yok.

Acaba atı tanımıyorlar mıydı diye aklıma düştü. Yok: en geç Yeni Krallık devrinde (MÖ 1600) firavunun atlı savaş arabaları meşhur; İran’dan, Anadolu’dan at ithal etmişler. Ama – mesela çağdaş Asurluların aksine – at ve at arabası çizmemişler.

Neden? Çünkü Mısır sanatı bir ritüel sanatı. Üç bin küsur yıl boyunca asla değişmemeyi ilke edinmişler. Ta Yunan egemenliği çağında (MÖ 200ler) yaptıkları tapınaklarda bin yıl öncesinin tarzını, kıyafetlerini, yazı formlarını, dualarını aynen tekrarlamaya özen göstermişler. Çünkü zamandan bağımsız, mutlak bir hakikat alemini anlattıklarına inanmışlar. Eğer yenilik varsa – mesela tanrı Amun MÖ 1500’lerde tanrı Min’in özelliklerini yüklenip koç boynuzuna kavuştuğunda – ancak alim ve arif olanın anlayacağı ince detaylarla ona değinmişler. Günün modalarını ve çağın teknolojisini küçümsemişler. Yunan usulü sandaletin harcıalem olduğu bir çağda dahi tanrılarını her zaman yalınayak resmetmişler.

At Orta Asya’da MÖ 3500’lerde evcilleştirildi. Ortadoğu’ya MÖ 2200’lerden önce pek gelmemiş görünüyor. İkonografinin oluştuğu çağda eğer at yoksa, sonradan çıkma bir şeyi neden kutlu sanatına ekleyip murdar edesin?

Bugünkü Müslümanların dünyayı 1400 yıl önce dondurma arzusuna bir de bu açıdan bakın isterseniz.

Mısır Müzesi'nden enstantaneler





19 comments:

  1. 1-2 sigara parası bağışlayacam da patreondan yapmak istemiyorum. Ne olur ne olmaz. Youtube katil düğmesini aktiflestirin daha efektif ödeme sağlıyor daha kullanisli

    ReplyDelete
  2. Misir hükümeti 2017 yilinda sanirim, Siemens'ten dünyanin en büyük dogalgaz cevrim santrali olacak bir siparis etmisti. Akdeniz'de bulduklari gaz ülkenin cehresini degistirecek denmisti. Santrali bitirmisler:

    https://press.siemens.com/global/en/feature/completion-worlds-largest-combined-cycle-power-plants-record-time

    Cöplerin imhasi icin de ayni firma copten elektrik üreten santraller kuruyor. Yani bir kere para akmaya basladi mi, bu sorunu da cözececeklerdir saniyorum. Kapitalizmin- en azindan bu sorununu- yine kapitalizm cözecek gibi görünüyor.



    ReplyDelete
  3. At konusunda yanılıyorsunuz hocam. Mısır sanatında vardır. Bu işin zirvesi de II. Ramses'tir. Koca koca at arabasıyla düşmanı ezerken kabartmaları vardır. Şimdikiler nasıl kurtarma operasyonunu yüzüne gözüne bulaştırıp bir de zafer ilan ediyorlar, Ramses abi de yenilince bütün Mısır tapınaklarını zafer kabartmalarıyla süslemiş. Hemen hepsinde de savaşın merkezinde kendisinin dev savaş atlı bir figürü görülür.

    Ha eğer dini ikonografiden bahsediyorsanız ona bir şey diyemem.

    https://www.molon.de/galleries/Egypt/AbuSimbel/Ramses/images01/26%20Wall%20carvings%20in%20the%20Ramses%20II%20temple.jpg

    https://www.memphis.edu/hypostyle/tour_hall/ramesses_ii_scenes.php#:~:text=Ramesses%20II%20is%20perhaps%20best,of%20several%20temples%20throughout%20Egypt.


    ReplyDelete
  4. Adamlarda gıda bol, çöller ile istilan korunaklılar, binyıllara yayılmış bilgi birikimi var.
    Şu hale nasıl düştüler öyleyse, normalde düşe kalka bir medeniyet seviyesini yakalamış olmalarını beklerim.
    Neden sanayi devrimi buralarda gerçekleşmiyor da Avrupa da oluyor?
    Bu adamların gafleti mi Avrupalıların marifeti mi ?

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bunun cevabı adamakıllı zor.

      Fakat öyle gözüküyor ki, eskiden gerçekleşmemesinin sebebi, Avrupalıların marifeti. Çünkü Avrupa'nın elverişli coğrafyası, sanayi devrimini başlatmak için gerekli ortamı ve tabii kaynakları arzediyor. O coğrafya, aynı zamanda rekabeti de besliyor. Çöl olan Ortadoğu'da sanayi devriminin başlaması imkansıza yakın.

      Bugün hala gerçekleşmemesinin sebebi ise kısmen Mısırlıların gafleti. Zira çok rijid bir din olan İslam, ancak eski usül Feodalist nizamda mevcudiyetini devam ettirebiliyor, modern Kapitalizme geçmeye mani oluyor. Oysa hiç esnek ol(a)mayanlar toplumlar, Kapitalizme geçemezler ve dolayısıyle sanayileşerek modernize olamazlar.

      EMRAH SAFA GÜRKAN'ın Youtube'da bunları anlattığı yarım saatlik "Bunu da mı Bilmiyorsun? 06 - Sanayi Devrimi" bölümü var. Onu seyret, orada Mısır'a da bolca değinmiş. Avrupa ile Mısır'ı mukayese etmiş.

      Delete
  5. Yine de Mısırlıların bu kadar çöple Batılılar kadar olmasa da baş edebilmesi gerekirdi, edemiyorlarsa bu Batılılardan çok Mısırlıların suçudur. Ama konu hakkındaki genel yaklaşımınıza katılıyorum, insanlık dünyayı çok hoyratça kullanıyor ve nüfus olarak da aşırı artmış durumda.

    ReplyDelete
  6. sevan baba, bu gezi işleri nasıl ucuza getirilir onu anlat. otostopla belki idare ederiz de, özellikle konaklama. cepte iki üç yüz dolarla anca giderim oralara rezil olurum. evde zeytin yok.

    ReplyDelete
  7. Benim geldiğim orta anadolu köyünde eskiden bir köşede küllük denilen büyük bir çukur vardı. Köy halkı tabii o zamanlar organik olan çöpünü buraya dökerdi. İçinde de tavuklar kediler köpekler eşelenir dururdu.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Doğrudur. Tavuklar varken mutlaka başlarında biri duruyordur tabii. Kümesin dışında başıboş gezen tavukları yırtıcı hayvanlar yer zira. Babamın köyünde yeterince korunaklı olmayan kümeslerin içindeki tavukların kafalarını yediklerini bile bilirim.

      Delete
  8. Sevan bey

    Evangelinos Misailidis'in 1871'de yazdığı "Temaşa-i Dünya ve Cefakâr u Cefakeş" adlı romanı, gözden geçirilerek Şubat 2021'de yeniden basıldı:

    https://www.yapikrediyayinlari.com.tr/tamasa-yi-dunya-ve-cefakar-u-cefakes.aspx

    Robert Anhegger ve Vedat Günyol'un 1988'de Türkçe'ye çevirisi esas alınarak 2021'de güncellenip, eksiklikler-hatalar düzeltilip basılmış.

    Bu kitabı okumuş muydunuz, bilginiz var mı?

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bilgim var tabii, ama okumadım. PDF'i olan varsa makbule geçer.

      Delete
    2. Sevan bey

      Kitabın güncellenerek Şubat 2021'de YapıKredi Yayınları'ndan çıkan baskısının PDF formatına telif yüzünden ulaşmak (şimdilik) mümkün değil.

      1988'de Cem Yayınevi'nden çıkan baskısının PDF formatını indirmek için aşağıdaki adresleri kullanabilirsiniz.

      Not: Adreslerde virüs & trojan YOK, müsterih olunuz. Tıkladığınızda eğer reklam (advertorial) sayfaları çıkarsa bunları kapatıp, indirme (download) butonuna ulaşabilirsiniz.

      Kapasite: 42,75 MB

      Seyreyle Dünyayı (Temaşa-i Dünya ve Cefakâr u Cefakeş)
      Evangelinos Misailidis
      Cem Yayınevi, 1988

      mediafire üzerinden indirmek için:

      https://www.mediafire.com/file/ionpqmdhdeh5vjb/Evangelinos+Misailidis+Seyreyle+D%C3%BCnyay%C4%B1+Cem+Yay%C4%B1nevi.pdf/file

      yandex üzerinden indirmek için:

      https://yadi.sk/i/UJ6Z6XLOQ0f9LA

      Delete
  9. Mısır'ın geleneksel binek hayvanı, çöle ve susuzluğa dayanıklı olan kanaatkar eşektir. At Mısır'a ilk defa Hyksos istilasıyla beraber gelmiştir. Malum, Doğudan süvariler olarak gelen bu Sami kavimleri, Yukarı(kuzey) Mısır'ı iki asır boyunca elde tutmuş, Firavun hanedanı Aşağı(güney) Mısır'a çekilmiştir. Hyksosların hakimiyeti sona erince, ata rağbet bitmiş, eşek tekrardan rağbet görmeye başlamıştır.

    ReplyDelete
    Replies
    1. @Derdo

      Mısır terminolojisinde Aşağı Mısır Kuzey Mısır, Yukarı Mısır Güney Mısır'dır, nitekim Hyksoslar Aşağı Mısır'da hakimiyet kurmuştur. Hyksos hakimiyetinin ne kadar sürdüğü tartışmalıdır, bir asır diyenler de var.

      https://en.wikipedia.org/wiki/Hyksos

      Delete
    2. @ Onur Dincer March 1, 2021 at 1:53 AM

      Evet, yanlış yazmışım, hatırlatman iyi olmuş. Aşağı Mısır=Kuzey Mısır, Yukarı Mısır=Güney Mısır.

      İslama göre, Yusuf peygamberin yaşadığı devir, Hyksosların Kuzey Mısır'da hüküm sürdüğü devirdir.

      https://islamansiklopedisi.org.tr/firavun

      Delete
    3. @Derdo

      Yusuf peygamberin yaşadığı devir hakkında İslam ulemasında konsensüs yok. Zaten Kuran'da konu hakkında verilen bilgiler tarih tespiti için kafi değil. Eski Ahit de işin içine katılarak bir takım tarih hesaplamaları yapılabilir, bu hesaplamalar pekala Hyksoslar devrine de işaret edebilir, fakat İslam ulemasının Eski Ahit'i baz alacağı su götürür.

      Delete
    4. @ Onur Dincer March 4, 2021 at 10:29 PM

      Kuran'da Yusuf peygamberin yaşadığı devirdeki Mısır hükümdarı, Melik olarak geçer. Tevrat'daysa Firavun olarak geçer. Zaten Yahudilikte Yusuf, peygamber(nebî) değildir, Müslümanlıkta ise peygamberdir.

      Delete
  10. Afrika'nın en büyük şehri Kahire, günde 15bin ton çöp üretiyormuş. Bunların resiklajının üçte ikisini Hristiyanlar yapıyormuş.
    Mısır'da organik çöp resiklajı ve domuzculuk.

    ReplyDelete